Akbank’tan Türk ekonomisine 2024’ün ilk dokuz ayında 1 trilyon 591 milyar TL kredi desteği

Genel Müdür Kaan Gür, Akbank’ın 2024 üçüncü çeyrek finansal sonuçları üzerine yaptığı açıklamada, “Enflasyon eğiliminde devam eden gerilemeyle gelişmiş ülkelerde faiz indirimlerinin başlaması küresel finansal koşulların gevşemesini sağlarken, jeopolitik risklere ve faiz indirimlerinin hızına yönelik belirsizlikler korunuyor. Türkiye’de de atılan adımların makroekonomik dengelenme üzerindeki olumlu etkileri belirginleşirken, faiz indirimlerinin başlaması için uygun zemin oluşmak üzere. Bu süreçte güçlü yapısını korumayı başararak, ekonomiye ve reel sektöre kaynak sağlamaya devam eden Akbank ve bankacılık sektörü, önümüzdeki dönemde de ülke ekonomisini desteklemeyi sürdürecektir.”

 

“2024’ün ilk dokuz ayında ekonomimize 1 trilyon 591 milyar TL kredi desteği sağladık”

Gür, açıklamalarına şöyle devam etti, “2024’ün ilk dokuz ayında ekonomimize sağladığımız kredi desteğini 1 trilyon 292 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 1 trilyon 591 milyar TL seviyesine çıkardık. Toplam mevduatımız 1 trilyon 575 milyar TL’ye, aktiflerimiz ise 2 trilyon 404 milyar TL’ye ulaştı. Yüzde 19,6 düzeyinde gerçekleşen güçlü konsolide sermaye yeterlilik oranımızla, reel sektörün büyümesine ve gelişmesine destek olmayı sürdürdük. Bankamız yılın ilk dokuz ayında, 6 milyar 784 milyon TL vergi karşılığı ayırarak 33 milyar 135 milyon TL konsolide net kâr elde etti. Başarılı performansları için çalışma arkadaşlarıma ve bizlere duydukları güven için başta müşterilerimiz olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çimsa’dan, yılın ilk 9 ayında 18,5 milyar TL ciro

Enflasyon muhasebesine uyarlanmış ilk 9 aylık finansal sonuçlarına göre 18,5 milyar TL’lik ciro elde eden Çimsa, net kârını ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 74% artışla 3,3 milyar TL’ye taşıdı.

“Çimentodan Yapı Malzemelerine”, “Griden Yeşile” ve “Yerelden Küresele” olarak tanımladığı stratejik dönüşümü kararlılıkla uygulamaya devam eden Çimsa enflasyon muhasebesine uyarlanmış ilk 9 aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Türkiye’de ve yurt dışında ses getiren büyük ölçekli yatırımları ile sağlıklı bilanço yapısını güçlendirmeyi sürdüren Çimsa, ilk 9 aylık dönemde 18.5 milyar TL ciro elde etti. Aynı dönemde fabrikalarındaki verimlilik artışı uygulamaları ve maliyet optimizasyonu projeleri ile net kârını yükseltti.

“GÜÇLÜ BİLANÇO YAPIMIZ, KÂRLI BÜYÜME HAMLELERİ İÇİN ÖNÜMÜZÜ AÇIYOR”

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çimsa CEO’su Umut Zenar, “Çimsa’nın ilk 9 aylık finansal sonuçları özellikle son 3 yıldır kararlılıkla devam ettiğimiz yatırım sürecinin çok önemli bir sonucu. Hayata geçirdiğimiz tüm yatırımlara rağmen, bilanço kalitemizden ödün vermeden yola devam ediyor; bir yandan bugünü yönetirken bir yandan da geleceği düşünerek Çimsa’yı yapı malzemeleri sektörünün küresel ölçekte lider oyuncusu olarak konumlandırıyoruz. 2021 yılında tamamladığımız Bunol satın alması, geçen senin sonunda Mersin’de tamamladığımız ilave kalsiyum alüminat çimento (CAC) yatırımımız, ABD’de hayata geçireceğimiz gri çimento öğütme tesisimiz ve son olarak geçtiğimiz günlerde kapanışını tamamladığımız Mannok satın almamız, bu vizyonumuzun çok önemli yapı taşları. Önümüzdeki dönemde de Çimsa’ya coğrafi çeşitlilik ve ürün çeşitliliği sağlayacak stratejik yatırımların takipçisi olacağız. Güçlü bilanço yapımız, kârlı büyüme hamleleri yapmamıza olanak sağlıyor ve önümüzdeki dönemde yapacağımız yeni yatırımlar ve büyüme hamleleri için de önümüzü açıyor” ifadelerini kullandı.

“DÖVİZ GELİRLERİMİZİN PAYINI YÜZDE 70’İN ÜZERİNE TAŞIMIŞ OLACAĞIZ”

Çimsa’nın bugün 6 kıtadaki 70’ten fazla yakın ülkeye, katma değerli yapı malzemeleri çözümleri sunan küresel bir marka haline geldiğinin altını çizen Umut Zenar, “Beyaz çimentoda dünyanın en büyük ikinci üreticisiyiz. Ürün portföyümüzün griden yeşile geçmesinde bir köprü görevi gören kalsiyum alüminat çimentoda), Mersin’deki ilave yatırımımızın katkısıyla dünyanın en büyük üçüncü oyuncusu konumuna geldik. ABD’de yaklaşık yüzde 20, İspanya’da ise pazar lideriyiz. 2023 yıl sonu itibarıyla, toplam gelirlerimiz içerisinde döviz gelirlerinin payı yaklaşık yüzde 60 seviyesinde. Mannok satın almasıyla birlikte, bu oranı yüzde 70’in üzerine taşımış olacağız” dedi.

EBRD ‘ÇİMSA VİZYONU’NA İNANDI, TÜRKİYE’DE BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİRDİ

Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmakta finansman konusunun da kilit bir öneme sahip olduğunu belirten Umut Zenar, “Bu yıl içerisinde Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile imzaladığımız 25 Milyon Euro tutarındaki kredi anlaşması bu yolculukta bizler için de büyük öneme sahip. Bu anlaşma ile EBRD, Türkiye’de ilk kez bir çimento şirketine finansman kaynağı sağlamış oldu. Bu aslında Çimsa vizyonunun da çok önemli bir göstergesi. Bu kredi, yalnızca güneş enerjisi ve atık ısı geri kazanım tesislerimize yapacağımız yatırımları desteklemekle kalmayacak, aynı zamanda operasyonel verimliliğimizi de artıracak” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Horoz Lojistik’ten Çevre Dostu Adımlar: Elektrikli Araçlar Filoya Katıldı

Çevresel sürdürülebilirliğe odaklanan Horoz Lojistik, lojistik faaliyetlerinin ekolojik etkisini en aza indirmek amacıyla sürdürdüğü uygulamalarına yenilerini eklemeye devam ediyor

 

Sürdürülebilir lojistik faaliyetlerini odağına alan Horoz Lojistik, çevreye olan duyarlılığını daha da ileriye taşıyarak yeni nesil elektrikli araçları lojistik operasyonlarına dahil etmeye başladı. Bu adım, lojistik faaliyetlerinin çevresel etkilerini azaltmak ve karbon ayak izini en aza indirme ve çevre dostu taşımacılık çözümleri geliştirme konusundaki taahhüdünü pekiştiriyor.

2030 yılına kadar yurt genelindeki tüm depolarını güneş enerji panelleri ile kendi enerjisini üreten alanlar olacağını hedeflediklerini bildiren Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, çevre politikaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Lojistik operasyonunun çevreye önemli bir etkisi bulunmakta. Bu durum araçların, uçakların ve gemilerin ne kadar karbondioksit ürettiği göz önüne alındığında, yapılacak ufak değişiklikler bile ciddi boyutta çevresel katkı sağlamaktadır. Lojistik kaynaklı enerji tüketiminin neden olduğu çevre kirliliğinin de her geçen gün arttığı günümüzde “yeşil lojistik kavramı” gün geçtikçe daha fazla önem taşımakta. Sektördeki faaliyetlerimizin çevresel etkilerini azaltmak ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek bizim de her zaman önceliğimiz oldu. Elektrikli araç filomuz ile karbon salınımını azaltarak, çevre dostu lojistik çözümlerimizi genişletiyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için her adımda çevre dostu çözümler geliştirmek zorundayız. Yeşil lojistik uygulamalarımızla sürdürülebilirliği işimizin temeline yerleştiriyoruz,” diyen Özkocacık, bu tür yatırımların şirketin uzun vadeli vizyonunun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Yurtiçi Faaliyetlerden sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, konuyla ilgili olarak ayrıca şunları söyledi: ‘Horoz Lojistik olarak gelişen ve değişen gereksinimler paralelinde tüketici beklentilerinin ve isteklerinin artması, maliyetlerin azaltılması için bilinçli personel davranışını teşvik ederek “yeşil tedarik zinciri” uygulamalara ağırlık veriyoruz. Sosyal, çevresel ve ekonomik alanlardaki sürdürülebilirlik performansımızı geliştirebilmek için etkin operasyonel yapımızdan yararlanıyoruz. İklim değişikliğinin çevremiz üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacak taşıma modellerini kullanıyoruz. Bu hususta üzerimize düşenleri yerine getiriyor, dijital ortamda karbon ayak izimizi hesaplayarak; asgari seviyeye düşürmek için taşıma faaliyetlerimizi bu çerçevede planlıyoruz. Çevresel risklerimizi yönetmek amacıyla faaliyetlerimizde son teknolojik dijital yeniliklerden faydalanıyoruz. Gelecek dönemlerde gelişmiş enerji yönetim sistemleri ile elektrikli araçlara, kendi enerjisini üreten depolara ve farklı yeşil girişimlere odaklanan yeni bir değer zinciri oluşturulması ile toplam karbon ayak izinin önemli ölçüde azalacağına inanıyoruz.

Horoz Lojistik’in yeni elektrikli araç filosu, yüksek performansı ve verimliliği ile dikkat çekiyor. Bu araçlar, şehir içi dağıtım ağında kullanılmaya başlandı ve sessiz çalışması, düşük bakım maliyetleri ile hem çevreye hem de işletmelere avantaj sağlıyor. Şirket, gelecek dönemde filoya daha fazla elektrikli araç ekleyerek, çevreye olan katkısını artırmayı planlıyor. 

Sürdürülebilirlik Hedefleri

Horoz Lojistik, 2030 yılına kadar tüm taşıma faaliyetlerini yeşil lojistik standartlarına uygun hale getirme hedefi doğrultusunda yatırımlarına hız kesmeden devam ederken, bu doğrultuda elektrikli araçların yanı sıra güneş enerji santrali, yeşil depolar,  dijital enerji yönetim sistemleri ve karbon emisyonunu düşürmeye yönelik diğer inovatif çözümler üzerinde de operasyonlarını sürdürüyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türk ihracatçısı Cumhuriyetin aydınlattığı yolda yeni başarı hikayeleri yazacaktır

Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılı, bir milletin kaderini değiştiren bir devrimin sonucunu, bir halkın iradesini ve çağdaş dünyanın gereklerine uygun bir devlet yapısının doğuşunu simgeliyor. 

 

29 Ekim 1923, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biri, modern bir devletin inşa sürecinin başlangıcıdır. 

 

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan bu zafer, Türkiye’yi geçmişin yüklerinden kurtararak yepyeni bir gelecek vizyonuna taşımıştır.

 

Bu süreç, yalnızca siyasi bir devrim değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ekonomik bir dönüşümü de beraberinde getirdi. 

 

Bu dönüşüm, Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle temellendirilmişti.

 

Türkiye Cumhuriyeti, 101 yıl boyunca adalet, eşitlik ve özgürlük ilkelerine dayalı olarak büyüdü. Bugün bu değerler, Cumhuriyetimizin temel taşlarını oluşturmaya devam ediyor.

 

Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı Cumhuriyet, sadece bir devlet yapısı değil, aynı zamanda özgürlüğe, eşitliğe ve insan haklarına olan inancımızın ifadesidir. 

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren başlatılan reformlar, Türkiye’nin çağdaş dünyada kendine yer bulmasını sağladı. 

 

Eğitimde köklü değişiklikler yapıldı, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı, hukuk sistemi modernleştirildi, sanayi hamleleri başlatıldı ve toplumsal eşitlik alanında önemli adımlar atıldı. 

 

Tüm bu atılımlar, genç bir cumhuriyetin dünya sahnesinde saygın bir yer edinmesine vesile oldu.

 

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve inkılaplarının ışığında, milli ekonomi ilkesi çerçevesinde kalkınma modeli izlemiş, sanayi sektörünün gelişimiyle ekonomik büyüme kazanmıştır. 

 

Türkiye’nin yeni bir ekonomik kalkınma hamlesiyle buluşması ise, ihracat odaklı yeni bir ekonomi modelini tercih etmesiyle gerçekleşmiştir.

 

İhracatçı sayımız sürekli artarak bugün 150 bine yaklaştı. İzmir, İzmir Limanı’nın da pozitif katkısıyla tarih boyunca ihracat kenti oldu. 

 

Dijitalleşen dünyada, genç nesillerin teknolojiye hakimiyeti, bilimsel araştırma ve inovasyona dayalı projelerin desteklenmesi, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek en kritik unsurlardır.

 

Geleceğin Türkiye’si de bu ilkeler doğrultusunda şekillenmeye devam ediyor. 

 

Türk ihracatçısı gençlerle bilimin, teknolojinin ve evrensel değerlerin ışığında bu mirası daha da ileriye taşıyacak; Cumhuriyetin aydınlattığı yolda yeni başarı hikayeleri yazacaktır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türkiye makarna ihracatında 1 milyar dolara ulaşmayı hedefliyor

Yediden yetmişe herkesin iştahını açan peynir, tavuk, balık, domates, kıyma, baharatlar ve soslarla çok iyi uyum sağlayan makarna Türkiye’nin önemli ihraç ürünleri arasında yer alıyor.

 

 

Türkiye, 2024 yılının 9 aylık diliminde makarna ihracatını yüzde 9’luk artışla 606 milyon dolardan 659 milyon dolara taşıdı ve dünya ikinciliğindeki yerini sağlamlaştırdı.

 

 

Türkiye’nin 2024 yılının ocak – eylül döneminde 155 ülkenin sofralarına makarna sunduğu bilgisini veren Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 2025 yılında makarna ihracatında 1 milyar doları aşabilecek potansiyele sahip olduğunu paylaştı.

 

 

Türkiye’nin makarna ihracatı son 5 yılda yüzde 41’lik artışla 577 milyon dolardan 813 milyon dolara çıktığının altını çizen Öztürk, “Makarna ’da benzer seyri koruyarak önümüzdeki 5 yıllık vadede 1 milyar 250 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşabiliriz. Avrupa’dan Uzakdoğu’ya, Amerika’dan Afrika’ya dünyanın dört bir tarafında güçlü bir şekilde yerimizi alıyoruz. Makarna sektörümüzün ihraç pazarlarındaki çeşitlilik bizleri hedeflere ulaşma konusunda cesaretlendiriyor” şeklinde konuştu.

 

 

Japonya, ABD ve Çin makarna ihracatında ilk 10 ülke arasında 

 

 

Türkiye’nin makarna ihracatında Somali 93 milyon dolarlık tutarla ilk sırada yer alırken, Venezuella 70 milyon dolarlık Türk makarnası talep etti. Gana’ya yapılan makarna ihracatı yüzde 80’lik artışla 55 milyon dolar olurken, Japonya 54,5 milyon dolarlık Türk makarnası alarak listede dördüncü sıranın sahibi oldu.

 

 

Makarna ihracatında beşinci ülke 40 milyon dolarla Togo olurken, ABD’ye makarna ihracatımız yüzde 33’lük artışla 15 milyon dolardan 20 milyon dolara tırmandı. Türkiye; Çin’e 16 milyon dolarlık, Kamerun’a 14 milyon dolarlık makarna gönderdi. Bu ülkeleri Benin, Nijer ve Irak izledi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Akbank 2 Yıl Vadeli Sendikasyon Piyasasını Rekor Taleple Yeniden Açtı

Akbank yenilediği sendikasyon kredisiyle Türk ekonomisine 750 milyon ABD Doları destek sağladı. 367 ve 734 gün vadeli kredinin, 367 gün vadeli diliminin maliyeti SOFR+%1,75 ve Euribor+%1,50 olarak gerçekleşti. Akbank’ın uluslararası piyasalardaki güçlü itibarına ve Türk ekonomisinin olumlu seyrine paralel olarak altı yıl sonra ilk kez 2 yıl vadeli bir dilimin de yer aldığı işlemde, ikinci dilimin maliyeti SOFR+%2,25 ve Euribor+%2,00 oldu. İşleme, 11 yeni bankanın katılımıyla toplam 21 ülkeden 46 banka katıldı.

 

Akbank’ın tamamladığı sendikasyon kredisiyle ilgili olarak açıklamalarda bulunan Genel Müdür Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye bankacılık sektörünün çıtasını yükselterek, sendikasyon kredimize iki yıllık bir dilim de ekledik. İşlemimize toplamda 1 milyar ABD Doları üzerinde talep geldi. Buna karşılık, sendikasyon kredimizi 750 milyon ABD Doları karşılığı tutarla ve %124 oranında yeniledik. İşlemimize katılan ve destek veren tüm yatırımcılara ve muhabir bankalara teşekkür ederiz” dedi.

 

Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Kurumsal ve Yatırım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Levent Çelebioğlu, “Sürdürülebilir Finansman Çerçevemiz kapsamında kullandırılacak olan kredimizi, 11’i yeni olmak üzere toplam 46 bankadan gelen rekor talebe rağmen 750 milyon ABD Doları ile sınırlı tuttuk. Akbank’ın güçlü muhabir ağı sayesinde altı yıl sonra ilk kez 734 gün vadeli ikinci bir dilimin de yer aldığı işlemimizin bu anlamda da önemli bir işlem olduğu görüşündeyiz. Sektörümüze öncülük eden çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tüik: Bitkisel üretimin bir önceki yıla göre tarla ürünlerinde azalacağı, meyve ve sebze grubunda ise artacağı tahmin edildi

Üretim miktarlarının, 2024 yılı ikinci tahmininde bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) %5,2 azalacağı; sebzelerde %6,0, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde %3,5 oranında artacağı tahmin edildi. Buna göre, yaklaşık üretim miktarlarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 75,3 milyon ton, sebzelerde 33,7 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 28,4 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörüldü.

Tahıl üretiminin 2024 yılında bir önceki yıla göre azalacağı tahmin edildi

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2024 yılında bir önceki yıla göre %7,1 oranında azalarak yaklaşık 39,2 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Bir önceki yıla göre, buğday üretiminin %5,5 oranında azalarak 20,8 milyon ton, arpa üretiminin %10,9 oranında azalarak 8,2 milyon ton, çavdar üretiminin %18,0 oranında azalarak 250 bin ton, yulaf üretiminin %4,6 oranında azalarak 391 bin ton, mısır üretiminin ise %8,3 oranında azalarak yaklaşık 8,3 milyon ton olacağı öngörüldü.

Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 580 bin ton, 275 bin ton ve 400 bin ton olacağı tahmin edildi. Yumru bitkilerden patatesin ise bir önceki yıla göre %14,0 oranında artarak 6,5 milyon ton üretileceği tahmin edildi.

Yağlı tohumlardan soya üretiminin %26,5 oranında artarak 174 bin ton, ayçiçeği üretiminin ise %2,4 oranında artışla yaklaşık 2,3 milyon ton olacağı öngörüldü.

Şeker pancarı üretiminin %8,9 oranında azalarak 23 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

Sebze üretiminin 2024 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi
 

Sebze ürünleri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre %6,0 artarak yaklaşık 33,7 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Sebzeler grubu ürünlerinden domateste %10,1, kuru soğanda %5,3, salçalık-kapya biberde %19,9 oranında üretim artışı; hıyarda %6,3, sivri biberde %3,3, beyaz lahanada %4,4 oranında üretim azalışı olacağı tahmin edildi.

Meyve üretiminin 2024 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi

Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre %3,5 oranında artarak yaklaşık 28,4 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada %3,0, çilekte %9,1 üretim azalışı beklenirken, şeftali ve nektarin toplamında %9,5, kirazda %1,4, narda %11,5, üzümde %4,3 oranında üretim artışı olacağı öngörüldü.

Turunçgil meyvelerinden mandalinada %32,1, portakalda %30,8, limonda %26,3 oranında üretim azalışı öngörüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta %10,5, cevizde %21,1, Antep fıstığında %117,6 oranında üretim artışı olacağı tahmin edildi.

Muz üretiminde %5,3 oranında azalış, zeytin üretiminde %136,8 artış olacağı öngörüldü.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sürdürülebilir turizm girişimleriyle turist sayısını artırmayı hedefliyor

Mısır’ın hazineleri, dünyanın dört bir yanından temsilcilerin seyahat sektörünü tanıtmak üzere bir araya geldiği Antalya Turizm Fuarı’nda gururla sergileniyor.

İstanbul’dan Kahire’ye yapılan direkt uçuşlarla Mısır’ın canlı başkenti, ortak tarihi ve Mısır kültürünün zenginliğini keşfetmek isteyen Türkiyeli gezginler için cazip bir destinasyon haline geldi.

Kahire, ailelere, macera arayanlara ve lüks gezginlere hitap eden, küresel turizm haritasında önde gelen bir destinasyon olarak kendini kanıtlamıştır. Antik harikalar ve modern cazibe merkezlerinin eşsiz karışımı, ziyaretçilere gelişmiş bir deneyim sunarak burayı mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer haline getiriyor. Geçtiğimiz hafta Büyük Mısır Müzesi, titizlikle seçilmiş on iki sergi salonunun özel bir ön gösterimini sunarak deneme faaliyetleri için kapılarını açtı. Bu adım, dünyanın tek bir medeniyete adanmış en büyük müzesi olacak ve Mısır’ın kültürel ve tarihi önemini daha da vurgulayacak olan müzenin merakla beklenen açılışından önce geldi.

Mısır Turizm Otoritesi Uluslararası Turizm Genel Müdürü Mohamed Atta Elsherbeiny şunları söyledi: “İlişkilerimizi güçlendirmemize, deneyimlerimizi paylaşmamıza ve artan sayıda uluslararası gezgine hitap eden pazarlar geliştirmemize olanak tanıyan bu haftaki Türk turizm fuarına katılmaktan memnuniyet duyuyoruz. Mısır ve Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan ortak bir tarihi ve uluslararası ziyaretçilerin keşfedebileceği zengin bir kültürü paylaşıyor. 2023 yılında 15 milyonun üzerinde uluslararası ziyaretçiyi ağırlayarak bir önceki yıla göre yüzde 28’lik bir artış kaydettik. Turizm sektörümüzün artan dinamizmini teyit eder şekilde, 2024 yılında küresel varışlarda yüzde dörtlük bir artış bekliyoruz.”

Mısır, yeni bir sürdürülebilirlik dönemine giriyor

Mısır, Luksor gibi önemli destinasyonlara yeni tatil köyleri ve gelişmiş, daha hızlı ve çevre dostu ulaşım imkanları sunarak, gelişmekte olan destinasyonları aktif bir şekilde tanıtmakta ve gezginlerin arkeolojik alanlardaki deneyimlerini arttırmaktadır. Mısır’ın turizm endüstrisi için yeni bir dönemin başlangıcına işaret eden ülke, sürdürülebilir turizm girişimlerini iki katına çıkarıyor. Mısır, çevresel etkilerini azaltmayı ve çevre dostu turizmi desteklemeyi amaçlayan çok sayıda yeşil projeyi hayata geçirdi. Önemli girişimler arasında enerji tasarruflu binalar ve sürdürülebilir ulaşım seçenekleri gibi çevre dostu altyapı yatırımları yer alıyor. Ayrıca, Mısır’ın doğal ve tarihi alanlarını korumak için koruma programları uygulanmakta ve turizmin kültürel mirasın ve çevrenin korunmasına olumlu katkıda bulunması sağlanmaktadır. Birçok otel ve tur operatörü de çevresel etkilerini daha da azaltmak için atık azaltma ve kaynakların korunması gibi yeşil uygulamaları benimsiyor.

Siwa Vahasına Sağlık Turizmi

Kahire canlı şehir yaşamıyla ziyaretçileri çekmeye devam ederken, Mısır’ın sağlıklı yaşam turizmine olan bağlılığı gezginlere doğayla bağlantı kurma ve gençleşme şansı sunuyor. Uzak Batı Çölü’nde yer alan Siwa Vahası bu eğilimi örneklemektedir. Sakin manzaraları ve doğal iyileştirici özellikleriyle tanınan Siwa, şehir hayatının koşuşturmasından kaçmak isteyenler için aranan bir yer haline geliyor.

Akdeniz kıyılarında yeni bir gündem

Canlı şehirleri ve sakin vahalarının yanı sıra Mısır, Akdeniz kıyısında tarihi önemi ve modern lüks olanaklarıyla bilinen büyüleyici bir şehir olan El Alamein’e de ışık tutuyor. Bir zamanlar İkinci Dünya Savaşı’nda önemli bir savaş alanı olan El Alamein, Mısır hükümetinin turizme ayırdığı 4,464 milyar Avro da dâhil olmak üzere son dönemde yaptığı yatırımlarla cazip bir tatil beldesine dönüşüyor. Güzel plajlara, lüks otellere ve giderek artan kültürel cazibe merkezlerine sahip olan şehir, hem dinlenmek hem de tarihle anlamlı bir bağ kurmak isteyen gezginler için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Mısır turizm olanaklarını çeşitlendirmeye devam ederken, El Alamein geçmişle bugünün keyifli bir karışımı olarak öne çıkıyor ve ziyaretçileri gündüzleri tarihi mekanlarını keşfetmeye, akşamları ise lüks olanaklarının tadını çıkarmaya davet ediyor.

Mısır Turizm Otoritesi Hakkında:

1981 yılında kurulan Mısır Turizm Otoritesi (ETA), Mısır’ın geniş tarihi varlıklarını ve çeşitli destinasyonlarını tanıtmaya, iç turizmi teşvik etmeye ve Mısırlıları zengin miraslarıyla buluşturmaya kendini adamıştır. Turizm Bakanı’nın liderliğinde ETA, pazarlama stratejilerine öncülük etmekte, turizm gelişimini desteklemekte ve Mısır’ın turizm endüstrisini geliştirmek için çeşitli etkinliklere sponsor olmaktadır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Baba Beni Güldürsene filminin basın toplantısı yapıldı

Yapımcılığını Wovie, Retropro ve DMC ‘nin yaptığı, yönetmen koltuğunda Emrah Aguş’un oturduğu, senaryosunu ise Dinar Kahveci’nin kaleme aldığı ‘Baba Beni Güldürsene’ filminin basın toplantısı yapıldı.

Kızına göre “sıkıcı bir baba” olan Murat’ın, “yılın en komik babası” olabilme çabasının anlatıldığı, aksiyon ve macera dolu Yeşilçam tadında bir aile komedisinin anlatıldığı “Baba Beni Güldürsene” filminin basın toplantısı Levent The Tamtam’da yapıldı. Basın toplantısında çocuk oyuncular Aylin Akpınar, Ali Semi Sefil, Arven Beren, Kaan Alp Dayı, Ela Şafak ile birlikte kameralar karşısına çıkan Ahmet Kürşat Öçalan, Merve Sevi, Levent Özdilek, Ceyhun Fersoy, Tolga Canbeyli ve Tevhide Dadı soruları yanıtladı.

 

Kaybettiğimiz değerleri anlatıyor

Sözü ilk başlayan Merve Sevi, çekimlerde çok eğlendiklerini söyleyerek, “Herkesi çok eğlenceli, çok güzel bir film bekliyor. Son derece kıymetli bir kadromuz var. Ben de filmde, son derece zeki bir kızın annesini oynadım. İzleyenlerin mutlu olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu. “Baba Beni Güldürsene, kaybettiğimiz değerlerimizi bize çocuklar üzerinden anlatan kıymetli bir film” diyerek sözü rol arkadaşı Ahmet Kürşat Öçalan’a devretti.

 

Eğlenerek çalıştık

Güzel bir aile filmi olduğunu dile getiren Ahmet Kürşat Öçalan, “Ben filmde hem eşiyle hem de kızıyla arasını düzeltmeye çalışan bir babayı canlandırıyorum. Karakterin temel amacı, daha eğlenceli bir baba olmaya çalışmak. Ekip olarak son derece eğlenerek çalıştık ve güzel bir ürün ortaya koyduk. Herkesi filmimize bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

 

Aileler çocuklarını alıp gelsin

Filmde dedeye hayat veren usta oyuncu Levent Özdilek, “Ailelerin çocuklarını da yanlarına alarak izlemesi gereken bir işe imza attığımızı ifade edebilirim” diyerek, sinemaseverlerin ailecek izleyebileceği bir film olduğunu söyledi.

 

Bende onların yaşında mesleğe başladım

Filmin Vahap karakterine hayat veren Ceyhun Fersoy, “Ben bu filmin karikatür tarafına oynadım. Biraz üçkağıtçı bir karakterdi. Bu filmde olduğum için çok mutluyum. Filmin ne kadar gişe yapacağından ziyade, çok güzel bir arşiv filmi. Ailelerin hep birlikte gidebileceği bir film oldu. İzleyenlerin yüzünde bir tebessüm bırakabilirsek, ne mutlu bize. Küçük kardeşlerimizle keyifle oynadık, bir anda kendimi gördüm. Ben de onların yaşında başladım bu mesleğe” diyerek eski günlerini yad etti.

 

Vizyon ve doğum günü aynı anda

Filmde Şahap karakterine hayat veren Tolga Canbeyli, “Filmin vizyon tarihi benim doğum günümle aynı. Bana hediye almak isteyen filme gitsin” diyerek espri yaptı.

 

Ekip olarak güzel bir uyum yakaladık

Altın Kelebek ödüllü çocuk oyuncu Aylin Akpınar, filmin çok eğlenceli olduğunu ifade ederek, “Ekip olarak çok güzel bir uyum yakaladık. Herkesin ailesiyle beraber gelebileceği bir film oldu. Biz çekerken çok güldük. İzleyenlerin de güleceğini düşünüyorum” dedi.

 

Aile dizilimi meselesini ele aldık

Yönetmen Emrah Aguş, “Burada, son dönem herkesin gündeminde olan ‘aile dizilimi’ meselesinin yansımalarını izliyoruz. Baba karakterinin kendi babasıyla yaşadığı sıkıntıların, kızıyla ilişkisine yansıdığını gördüğümüz bir hikayemiz var. Filmimizin, sadece çocukların değil, ailelerin izlemesi gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum. Herkesin fazlasıyla güleceği, bazı anlarda da hüzünleneceği çok güzel bir aile filmi olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Yapımcı Özgür Akbaş, sinemaseverleri, çocukların merkezde olduğu bir aile komedisinin beklediğini belirterek, filmin bir baba ile kızının ilişkisine odaklandığını vurguladı. Akbaş, “Karşımızda hayatla ilişkisi biraz problemli, uyum sorunları yaşayan bir baba var. Kızı ise bunun tersine, son derece akıllı ama okulunda arkadaşları tarafından zorbalık görüyor. Akran zorbalığı şu anda çok ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Çocuklar bu durumu ailelerinden saklayabiliyor. Filmde de babanın bütün bu sorunları nasıl çözdüğünü ve kızının arkadaşlarıyla bağını yeni baştan nasıl kurduğunu izliyoruz. Baba Beni Güldürsene, son derece eğlenceli ve güzel animasyonların olduğu bir aile filmi oldu” dedi.

Baba Beni Güldürsene 8 Kasım 2024’te sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Bu eğlenceli maceraya tanık olmaya hazır olun!

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı