“Hallac-ı Mansur: Tasavvuf ve Şatahat Dili” Programında Nisan Ayı Semineri Gerçekleşti!

Prof. Dr. Ekrem Demirli’nin Zeytinburnu Kültür Sanat’ta sürdürdüğü seminer dizisinin nisan ayı programı 15 Nisan Çarşamba akşamı gerçekleşti. Saat 19.30’da başlayan programda Demirli; Hallac-ı Mansur’un şiirlerinden hareketle onu açıklayabilecek bazı kavramların izini sürdü.

Prof. Dr. Ekrem Demirli, bu sezon Zeytinburnu Kültür Sanat’ta başladığı konuşma dizisinde Hallac-ı Mansur’u İslam düşüncesinin ve tasavvufi hayatın en mühim isimlerinden birisi olarak ele alıyor. Tasavvuf geleneğinin önemli isimlerinden olan Hallac-ı Mansur ve onunla özdeşleşen “şatahat” dili, kendi anlam dünyası içinde değerlendiriliyor. 15 Nisan Çarşamba akşamı saat 19.30’da başlayan programda Demirli, Hallac-ı Mansur’un şiirini kuran düşünce evrenine dair konuştu.

“Hâlden hâle giren akla kalp denir.”

Prof. Dr. Ekrem Demirli, akıl ve kalp kavramları hakkında şunları söyledi:

“Herkes karşısında taze bir göz, taze bir kulak görmek ister. Ezberle bana bakılmasını istemem. Dünya da istemez, siz de istemezsiniz. Burada artık akıl değişmeye başlıyor. Stabil, statik olmaktan çıkıyor. Hâlden hâle girmeye başlıyor. Her şeye yeniden bakıyor ve buna kalp deniyor. Kalp, hâlden hâle giren aklımız. Birinci aklımız halden hale giren dünyayı tek hale sokmaya çalışan aklımızdı. Bu lazımdı ama yetersiz kaldı.”          

“İnsan, kendine düşen nasip bakımından kanaat edebilir.”

Prof. Dr. Ekrem Demirli, kanaat kavramının üzerinde durdu:

“Kanaati Bayezid-i Bestami açıklarken şöyle der: İnsan kendine düşen nasip bakımından kanaat edebilir. Allah hakkında bildiklerimiz bakımından kanaat edilmez. Çünkü Allah sonsuz şeyler verebilir bize. Bize düşen, bizim nasibimiz bize yetebilir. Şükür ve hamdde iki gözümüz vardır. Bir tarafımızla kendimize, bir tarafımızla Allah’ın verebileceklerine bakarız.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Muhsin Ertuğrul Okumaları “Paslı Raylar Korosu” Oyunuyla Devam Ediyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 18-35 yaş arası genç oyun yazarlarını metinleriyle birlikte seyirciyle buluşturan yeni bir programa başladı.

Muhsin Ertuğrul Okumaları adını taşıyan program henüz sahnelenmemiş oyun metinlerini görünür kılmayı, metinler üzerine birlikte düşünmeyi ve yazarlara gerçek bir geri bildirim alanı açmayı amaçlıyor.

İkinci Okuma Tiyatrosunun Konuğu Oğuz Kağan Aydos’un Kaleme Aldığı “Paslı Raylar Korosu” Olacak

İkinci okuma tiyatrosu, 20 Nisan 2026 tarihinde 20.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde seyirciyle buluşacak.

“Paslı Raylar Korosu”, Muhsin Ertuğrul’un tiyatromuza miras bıraktığı “Bize bizim hikâyelerimizi kim anlatacak?” sorusuna, kentsel bellek ve dijitalleşen dünyanın çatışması üzerinden verilen epik bir yanıt. Oyun, sadece bir mekânın yıkım öyküsü değil; nesnelerin ruhu, üniformanın haysiyeti ve toplumsal hafızanın “vazife” bilinciyle savunulması üzerine kurulu bir varoluş anlatısı.

Oyunun kırılma noktasını oluşturan 1974 kışına yolculuk, bir nostalji güzellemesi değil, toplumsal bir yüzleşme. Petrol kuyruklarının ve dondurucu karın hüküm sürdüğü o dönem; nezaketin, paylaşmanın ve “biz” olabilme yetisinin sınandığı bir “sıfır noktası” olarak kurgulanmıştır.

Okumanın ardından; Dramaturg Özge Ökten Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek söyleşide, yazar, oyuncular ve seyircilerle birlikte oyuna dair düşünceler paylaşılacak.

Okumanın oyuncuları:

Münir: Tarık Köksal

Selin: Serap Öztürk

Hurşit: Özgür Atkın

Kasap Hayri: Özgür Dereli

Hanımefendi: Canan Kübra Birinci

Yolcu A & B (Hayaletler): Onur Şirin, Onur Demircan

Parantezler: Cafer Alpsolay

Paslı Raylar Korosu

2026 yılında, kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılmak istenen eski bir İstanbul istasyonu, emekli memur Münir’in inatçı direnişine ev sahipliği yapar. Dijital veri analisti Selin, yapıyı yıkım öncesi “dijital ikizine” dönüştürmek için istasyona gelir. Ancak mekanın ruhu teknolojiyi reddeder.

Dozerler kapıya dayandığında, “Büyük Ray Yarılması” gerçekleşir ve istasyon, karakterleri 1974 yılının dondurucu kışına, gaz yağı kuyruklarına ve veda mendillerinin sallandığı o naif İstanbul’a savurur. Statik bir arşiv değil, yaşayan bir bellek merkezi olan istasyon; hayalet yolcuları, muhtar adayı Hurşit’in bürokratik taşlamaları ve Münir’in “sorumluluk şuuru” ile devleşir.

Fiziksel duvarlar yıkılsa da, Münir üniformasını (mirasını) Selin’e devrederken, istasyonun şehrin her sokağına dağılan sonsuz bir koroya dönüştüğünü ilan eder. Oyun geçmişle geleceği paslı raylarda birleştirerek epik bir yanıt verir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Usta İsimlerin “Dostluk ve Barış Sergisi” Beylikdüzü’nde

Türk resim sanatının iki usta ismi Devrim Erbil ve İsmet Yedikardeş’in yarım asrı aşan dostluğundan ilham alan “Dostluk ve Barış Sergisi” Beylikdüzü’nde, sanatseverlerle buluştu. Sanatın evrensel ve birleştirici gücüne vurgu yaparak, farklı kuşak ve kültürleri aynı çatı altında buluşturan sergi 15 Mayıs’a kadar Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda ziyaret edilebilecek.

Beylikdüzü Belediyesi, 15 Nisan Dünya Sanat Günü’nde önemli bir serginin açılışına ev sahipliği yaptı. Türk resim sanatının iki usta ismi Devrim Erbil ve İsmet Yedikardeş’in 50 yılı aşan dostluğundan ilham alan “Dostluk ve Barış Sergisi” Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM) Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluştu. İki sanatçının özgün eserlerini bir araya getiren sergide önemli eserleri bulunan çağdaş Türk resminin en özgün yorumcularından Devrim Erbil, kentleri adeta bir ritim ve doku örgüsü gibi ele aldığı kendine özgü üslubuyla soyut bir görsel hafızaya dönüştürüyor. İsmet Yedikardeş ise renk ve biçim arasındaki dengeli ilişkileri, doğa ve insan temasını şiirsel bir anlatımla ele alan resimleriyle Türk resim sanatında kendine özgü bir ifade dili kuran sanatçılar arasında yer alıyor. Sanatın farklı kuşakları ve kültürleri bir araya getiren ortak diline dikkat çeken sergi aynı zamanda dostluk, diyalog ve barışın önemini sanat aracılığıyla hatırlatmayı amaçlıyor.

50 seneyi aşan dostluğun yansıması

Usta sanatçı Devrim Erbil’in rahatsızlığından dolayı açılışa katılamadığını ve Dostluk ve Barış Sergisi’nin Erbil’le 50 seneyi aşan dostluklarının bir yansıması olduğunu belirten İsmet Yedikardeş “Devrim Erbil’le uzun yıllara dayanan dostluğumuzun böylesi bir sergiyle taçlanmasından dolayı çok mutluyum. Ne yazık ki kendisi bugün aramızda yok. Fakat onun İstanbul’u resmeden harika resimleri burada yer alıyor” şeklinde konuştu.   

“Bugün artık nasıl teknoloji gelişiyorsa sanat da gelişmektedir”

Sergide yer alan eserlerinde mağara resimleri ile çağdaş resmi sentezlediğini dile getiren İsmet Yedikardeş “İnsanlar binlerce yıl önce henüz hiçbir teknoloji yokken mağara duvarlarına resimler çiziyorlarmış. Bugün artık nasıl teknoloji gelişiyorsa sanat da aynı oranda gelişmektedir. Ben de eserlerimde insanlara, bunun gelişim döneminden bugüne kadar olan dönemi anlatmaya çalıştım” ifadelerini kullandı.

Memleketimizin her bir tarafı tarihtir, bunu iyi bilelim”

Konuşmasının devamında kendisinin de Mardinli olduğunu ve sergide Mardin’e dair eserlerin de yer aldığını belirten Yedikardeş “Mardin hem dünyanın hem de Türkiye’nin çok önemli merkezleri arasında yer alıyor. Burası, farklı din, dil ve medeniyetlerin buluştuğu bir merkez ve bize barışın bir temsilini sunuyor. Benim Mardin’e dair ilk sergim Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ‘Mardin: Medeniyetler Kapısı’ ismiyle açılmıştı. O zamanlar Mardin bugünkü gibi tanınmıyordu. Bugün ise Mardin artık fazlasıyla biliniyor. Geçmişte hayalini kurduğumuz Mardin rüyası bugün gerçek oldu. Memleketimizin her bir tarafı tarihtir, bunu iyi bilelim” dedi.

“Türkiye zengin kültürel değerlere sahip”

Sanatın, bu topraklar için ekmek ve su kadar değerli olduğunu aktaran Beylikdüzü Belediyesi Meclis Üyesi Ali Rıza Der ise Türkiye’nin zengin kültürel değerlere sahip olduğunu vurgulayarak, “Bu topraklar hem yer üstü hem yer altı açısından çok kıymetli bir anlama sahip. Bu değerlerin başında ise sanatçılarımız geliyor. Türk resim sanatının iki önemli temsilcisi olan Devrim Erbil ve İsmet Yedikardeş’in yılları aşan dostluklarının Beylikdüzü’nde bir araya gelmesinden dolayı son derece mutluyuz. İki usta sanatçımızın dostlukları, bizlere sanatın ve onların kıymetli eserlerinin kalıcılığını bir kez daha göstermiş oldu” şeklinde konuştu.

Sanatseverler, sanatın evrensel ve birleştirici gücüne dikkat çeken bu özel sergiyi 15 Mayıs tarihine kadar Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda ziyaret edebilecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

27. Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali’nin Programı Belli Oldu

İzmir’in köklü çiçekçilik kültürüne ev sahipliği yapan Bayındır, bu yıl 27. kez düzenlenecek olan Uluslararası Çiçek Festivali için hazırlıklarını tamamladı. 30 Nisan – 1, 2, 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyon, dört gün boyunca üreticiyle vatandaşı bir araya getirecek.

Geleneksel Kortej ve Açılış Töreni

Festival programı, 30 Nisan Perşembe günü saat 14.00’te gerçekleştirilecek kurdele kesimiyle başlayacak. Bando Sertan ve Grubu ile İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) Köy Tiyatroları ekibinin yer alacağı kortej yürüyüşünün ardından resmi açılış töreni İlçe Stadyumu’nda yapılacak.

Üretici Stantları ve Alan Etkinlikleri

Festival süresince Atatürk, Hanife Öğretmen ve Alpay Alpat caddeleri ilçedeki çiçek üreticilerinin stantlarına tahsis edilecek. Kani Bey Parkı’nda “Bayındır Kadın Üretici Pazarı”, İnkılap Caddesi’nde “El Sanatları Sokağı” ve Eski Hükümet Konağı’nda “Bayındır Fotoğraf Sergisi” ziyaretçilere açık olacak. Ayrıca Belediye Otoparkı’nda kurulan alanda dört gün boyunca çocuklar için atölyeler ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Festival Konserleri ve Kapanış

Bayındır Şehir Stadyumu’nda kurulacak Ana Sahne’de festival boyunca saat 21.30’da konser programları gerçekleştirilecek. 1 Mayıs Cuma günü Hüseyin Turan, 2 Mayıs Cumartesi günü Melek Mosso, 3 Mayıs Pazar günü ise Gökçe sahne alacak. Alternatif sahnelerde de gün boyu İzBB orkestraları, yerel müzisyenler ve Bayındır Kent Konseyi Kadın Çiçeklerin Sesi Ritim Grubu dinletiler sunacak. 2 Mayıs Cumartesi günü saat 14.00’te “En İyi Çiçek Üreticisi ile En İyi Balkon ve Bahçe Yarışması” ödül töreninin yapılacağı festival, 3 Mayıs Pazar günü Gökçe konserinin ardından sona erecek.

Başkan Sakarsu: “Emeğin ve Üretimin Festivali”

Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu, festivalin ilçenin üretim kültürünün önemli bir yansıması olduğunu ifade ederek vatandaşları programa davet etti.

Başkan Sakarsu; “Bayındır’ımızda yıllardır süregelen çiçekçilik geleneğimizi ve üreticilerimizin el emeğini sergilediğimiz 27. Uluslararası Bayındır Çiçek Festivalimiz için hazırlıklarımızı tamamladık. Emeğin, toprağın ve dayanışmanın değerini bir kez daha hatırlayacağımız bu anlamlı organizasyonda tüm vatandaşlarımızı aramızda görmekten onur duyarız.” dedi.
 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Farmicca’dan Küresel Rekabete Yerli Yanıt: %30 Enerji Verimliliği, %99 Su Tasarrufu

Türkiye’nin üretimde verimlilik ve yüksek teknoloji odaklı dönüşümünü temsil eden, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle hayata geçirilen Ankara Verimlilik ve Teknoloji Fuarı; bu yıl da ülkemizin stratejik sektörlerinde küresel rekabet gücünü şekillendiren öncü platformlardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’de verimlilik temasıyla gerçekleştirilen en kapsamlı organizasyonlardan biri olma niteliği taşıyan bu fuarda, tarımı ileri mühendislik ve yazılım teknolojileriyle yeniden tanımlayan Farmicca da güçlü bir şekilde yer alıyor. Tamamı yerli ve milli teknolojiyle geliştirilen altyapısıyla, minimum kaynakla maksimum üretim yaklaşımını endüstriyel ölçekte mümkün kılan Farmicca; yalnızca bir tarım teknolojisi şirketi değil, Türkiye’den doğan ve küresel pazarlarda ölçeklenmeye hazır bir AgriTech platformu olarak konumlanıyor. Fuarın ortaya koyduğu verimlilik, sürdürülebilirlik ve yüksek katma değerli üretim vizyonunu sahaya taşıyan Farmicca, tarımın geleceğini belirleyecek teknolojilerin artık Türkiye’den çıktığını güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Tamamı yerli yatırım ve mühendislikle geliştirilen Farmicca, tarımı doğa koşullarına bağımlı bir faaliyet olmaktan çıkararak ölçülebilir, öngörülebilir ve yüksek verimli bir üretim modeline dönüştürüyor. İklim kontrollü dikey tarım tesislerinde yılın 365 günü kesintisiz üretim sağlayan sistemler, yalnızca 500 m² alanda aylık 75 bin adet kıvırcık yetiştirme kapasitesine ulaşıyor. Kapalı üretim modeli sayesinde iklim koşulları ve doğal afetlerden tamamen bağımsız çalışan bu yapı, Farmicca’yı tarımda yeni bir verimlilik standardının temsilcisi haline getirirken, dünyadaki önde gelen dikey tarım tesislerine kıyasla 2,5 kat daha yüksek verim sunuyor.

Farmicca, tesis tasarımından mühendisliğe, kurulumdan devreye almaya kadar tüm süreci kapsayan anahtar teslim dikey tarım fabrikaları kurarak, tarımı bir üretim hattı disipliniyle ele alıyor. Donanım, yazılım ve üretim süreçlerini tek bir çatı altında entegre eden bu yaklaşım, yatırımcılar için hızlı devreye alınabilen, öngörülebilir getirisi olan ve sürdürülebilir üretim altyapıları sunuyor. Şirket, yakın gelecekte Türkiye’nin önde gelen tarım teknolojileri ihracatçılarından biri olmayı hedeflerken; Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarında aktif büyüme stratejisi izliyor.

Tam otomatik, 365 gün kesintisiz, yüksek verimli üretim modeli

Farmicca’nın geliştirdiği teknolojik altyapının merkezinde yer alan Farmisense yazılım platformu, iklim kontrollü dikey tarım tesislerinin tüm operasyonunu uçtan uca ve tam otomatik olarak yönetir. Sıcaklık, nem, CO₂, ışık ve besin dengesi gibi kritik parametreleri anlık olarak izleyip optimize eden sistem, üretimi insan müdahalesine ihtiyaç duymadan en verimli seviyede sürdürür.

Gelişmiş veri analitiği ve senaryo yönetimi kabiliyetleri sayesinde Farmisense, üretimi ölçülebilir ve öngörülebilir hale getirirken, kaynak kullanımını minimuma indirerek maksimum çıktı elde edilmesini sağlar. Bu yapı, Farmicca tesislerini klasik bir tarım alanı olmaktan çıkarıp tamamen dijital olarak yönetilen bir “akıllı üretim sistemi”ne dönüştürür.

Akıllı Büyütme LED’i Çözümleri

Farmicca’nın geliştirdiği Illuminator LED aydınlatma sistemi, bitkilere yalnızca ihtiyaç duydukları ışık yoğunluğunu sağlayarak maksimum verimlilikle minimum enerji tüketimini mümkün kılar. Akıllı dimleme altyapısı ve gün doğumu–gün batımı simülasyonu ile bitkilerin doğal büyüme döngüsü taklit edilirken, farklı dalga boylarının kontrolü sayesinde her bitki türüne özel ışık reçeteleri uygulanır.

Bu yaklaşım, bitki stresini azaltarak daha homojen ve kaliteli üretim sağlarken, gereksiz enerji tüketimini ortadan kaldırır. Farmicca, bu ölçekte ve aktif üretim ortamında gelişmiş büyütme ışığı teknolojilerini kullanan öncü şirketlerden biri olarak sektörde belirgin bir teknolojik üstünlük ortaya koymaktadır.

Pestisitsiz üretim ve yüksek besin değerine sahip yeşillikler

Farmicca’nın iklim kontrollü topraksız tarım tesislerinde üretim, dış ortamdan tamamen izole bir yapıda gerçekleştirilir. Bu sayede pestisit, herbisit ve zararlı kimyasallara ihtiyaç duyulmadan üretim yapılabilir. Kapalı devre ve kontrollü ortamda yetiştirilen ürünler, ideal besin dengesiyle büyürken maksimum hijyen standartları korunur.

Sonuç olarak tüketicilere yılın her günü aynı kalite, tazelik ve besin değerine sahip, güvenli ürünler sunulur. Bu model, sağlıklı gıdaya erişim açısından yeni bir standart tanımlar.

Farmicca Campus

Farmicca, Ar-Ge yatırımlarını güçlendirmek amacıyla İstanbul Çatalca’da 1.000 metrekarelik Farmicca Campus projesini hayata geçirmektedir. Birbirinden bağımsız iklimlendirme altyapısına sahip 10 farklı Ar-Ge odasından oluşan bu merkezde, farklı ürün grupları ve yetiştirme teknikleri üzerine ileri düzey çalışmalar yürütülmektedir.

Farmicca Campus, yalnızca yeni teknolojilerin geliştirilmesine değil, aynı zamanda bu alanda uzmanlaşacak insan kaynağının yetiştirilmesine de katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu yatırım, geleceğin iklim kontrollü tarım mühendislerinin yetişmesine zemin hazırlarken, sektörün sürdürülebilir büyümesine de doğrudan katkı sunmaktadır.

Gıda Güvenliği İçin Kritik Fark: 1,5 Ton Suya Karşı 8 Litre

Geleneksel tarımda 1 kilogram kıvırcığın üretimi için yaklaşık 1,5 ton su tüketilirken, Farmicca’nın iklim kontrollü topraksız tarım tesislerinde bu miktar yalnızca 8 litreye kadar düşmektedir. Bu fark, sadece bir verimlilik artışı değil; su krizinin derinleştiği günümüzde tarımın geleceğini yeniden tanımlayan stratejik bir dönüşümdür.

Farmicca’ya göre topraksız tarım artık bir alternatif değil; Türkiye’nin gıda güvenliği, su kaynaklarının korunması ve toplumun sağlıklı gıdaya erişimi açısından stratejik bir zorunluluktur. Bu yaklaşımın, sürdürülebilir tarım politikalarının merkezinde konumlandırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Erdemir, Ankara’nın su alt yapısı ve depolama projelerinin çelik tedarikçisi oldu

OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketlerinden Erdemir, YDA Group ile çelik rulo tedariğine yönelik satış sözleşmesi imzaladı. Sözleşme kapsamında, Erdemir Ankara – Kesikköprü Barajı arası toplam 132 kilometre boru hattının çelik tedarikçisi oldu.

OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketlerinden Erdemir, Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen “Tube & Wire 2026 Fuarı”na katıldı. Erdemir, uluslararası çelik sektörünün buluşma noktası olan bu fuarda önemli bir iş birliğine imza attı. Türkiye’nin en büyük entegre çelik üreticisi Erdemir ile Ankara merkezli ve altyapı projelerindeki tecrübesiyle öne çıkan YDA Group arasında çelik rulo temini konusunda satış sözleşmesi imzalandı. 

Sözleşme, OYAK Genel Müdürü – Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ile Erdemir Yönetim Kurulu Üyesi-Murahhas Aza Serdar Başoğlu ve YDA Group Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Cüneyt Arslan tarafından imzalandı. Gerçekleştirilen sözleşme ile Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) tarafından yaptırılacak “Kesikköprü Barajı – İvedik İçme Suyu Arıtma Tesisleri Arası Su Alma Yapısı, Ana İsale Hattı, Pompa istasyonları ve depo imalatları yapımında Erdemir çeliği kullanılacak.

Yalçıntaş: “Ülkemize değer katan bir projeye katkı sağlıyoruz”

Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde, iş birliğinin Türkiye’deki stratejik projeler açısından önemine dikkat çekti.

Yalçıntaş, “Erdemir olarak YDA Group ile gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile stratejik altyapı projelerine yüksek kaliteli yerli çelik tedarik ediyoruz. Bu sayede ülkemizin su kaynaklarının verimli kullanımı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyoruz.

İklim değişikliği ve artan kuraklık riskleri ile birlikte tüm dünyada su kaynakları giderek daha da stratejik hale geliyor. Erdemir olarak, Türkiye’nin tüm önemli ve büyük projelerinde olduğu gibi bu projede de yerli ve milli çelik tedarikçisi olarak yer almaktan ve Ankara – Kesikköprü Barajı arası toplam 132 kilometre boru hattını kapsayan bu kritik ve ülkemiz için çok kıymetli projenin tüm çeliğini karşılamaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yüksek katma değerli ürünlerle yerli tedarikçi

İş birliği kapsamında yalnızca ürün temini değil, uzun vadeli stratejik çözüm ortaklığı hedefleniyor. Özellikle su yönetimi ve altyapı projelerinde kullanılan yüksek katma değerli ürünler iş birliğinin odağında yer alıyor.

Söz konusu anlaşma, Erdemir’in yerli tedarikçi olarak Türkiye’deki altyapı projelerine daha fazla katkı sağlamasına vesile olacak. İş birliğinin aynı zamanda bölgesel kalkınmayı destekleyeceği ifade ediliyor.

Erdemir, Tube & Wire 2026 Fuarı’nda Yerini Aldı

Türkiye’nin entegre çelik gücü Erdemir, Messe Düsseldorf Fuar Alanı’nda Hall 3, C49 numaralı 252 metrekarelik standında sektör profesyonellerini ağırlıyor. Şirket, katma değerli ürün portföyünü ve geliştirdiği yenilikçi uygulamaları ziyaretçilerine sunuyor.

Uluslararası çelik sektörünün önemli buluşma noktalarından biri olan fuarda Erdemir; tel üretimi, tel işleme malzemeleri, tel üretim makineleri, kablo imalatı, kablolar, yay üretimi ile kablo ve boru üretim kontrol sistemlerine yönelik güncel gelişmeleri paylaşıyor.

Fuar 17 Nisan’a kadar devam edecek olup, Erdemir fuar boyunca müşterilerini ağırlamaya ve yeni iş birlikleri geliştirmeye devam edecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kartepeli Minik Ellerin Eserleri Sanat Evi’nde Görücüye Çıktı

“Kartepe’nin Çocukları” temalı resim sergisi, gerçekleştirilen törenle Kartepe Sanat Evi’nde ziyaretçilere kapılarını açtı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusu, Kartepe’de sanatla buluşarak anlamlı bir atmosfer oluşturdu.

Geleceğin Sanatçıları Bu Sergide Buluştu

Kartepe Belediyesi’nin İlçe Mili Eğitim Müdürlüğü’nün katkılarıyla organize ettiği sergide, ilçedeki anaokulu, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin bin bir emekle hazırladığı eserler, Sanat Evi’nin atmosferinde hayat buldu. Çocukların gözünden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sevincini yansıtan sergi, açılış gününde veliler ve sanatseverlerden büyük ilgi gördü.

Sergi 24 Nisan’a Kadar Ziyaretçilerini Bekliyor

Minik ressamların fırça darbeleriyle renklenen “Kartepe’nin Çocukları” resim sergisi, 24 Nisan tarihine kadar Kartepe Sanat Evi’nde ziyarete açık kalacak. Bayram haftası boyunca sürecek olan bu etkinlikte, çocukların yaratıcılıklarını keşfetmek ve bayram ruhunu sanatla yaşamak isteyen herkes sergiyi ücretsiz olarak gezebilecek.

Çocukların Sanatsal Gelişimine Büyük Önem

Kartepe Belediyesi, sanata ve özellikle çocukların sanatsal gelişimine büyük önem vererek geleceğin sanatçılarına destek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikler, hem çocukların yeteneklerini keşfetmelerine olanak tanıyor hem de ilçede sanat bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nezaket Erden, “Sennur Sezer” şiirleri okudu

“2026 Yılın Yazarı Sennur Sezer” projesi kapsamında oyuncu Nezaket Erden, Nilüferlilerle buluştu. Erden, hem öğrencilerle hem de fabrika çalışanları ile bir araya gelerek Sennur Sezer şiirleri okudu, dinleyicilerle söyleşi yaptı.  

Nilüfer Belediyesi, “2026 Yılın Yazarı Sennur Sezer” etkinlikleri ile edebiyatı hayatın her alanına taşımaya devam ediyor. Etkinlikler kapsamında oyuncu Nezaket Erden, Koza Kütüphane’de ve Penguen Gıda Sanayi çalışanları ile bir araya geldi. Erden, önce Koza Kütüphane’de lise öğrencilerine Sennur Sezer şiirleri okudu. Söyleşide, öğrenciler de Sennur Sezer ve farklı şairlerin şiirlerini okudu. Öğrenciler, şiir ve tiyatro üzerine Erden’e merak ettikleri soruları yönelttiler.  

“ANNEANNEM İÇİN ŞİİR YAZMAK İSTERDİM”
Kendi çocukluğundan bahseden ve şiirle olan bağını anlatan Nezaket Erden, şiir deyince anneannesini hatırladığını dile getirdi. Anneannesinin okuma yazma bilmediğini ancak aklından yazdığı mani gibi şiirleri olduğunu dile getiren Erden, “Bunlar, oğlunun hastalık sürecinde yazdığı şiirlerdi. Ezberden okuyordu. Çocukluğumda güzel geliyordu. Muhtemelen çok iyi şiirler olmasa da duygusu çok yoğun, o süreci özetleyen şiirlerdi. Ben de anneannemle ilgili şiir yazmak isterdim. Doğa ve hayat ilişkisiyle ilgili şiirler olabilirdi” dedi. 

Üniversitedeki felsefe eğitiminin mesleğinde faydası olduğunu anlatan Nezaket Erden, öğrencilere felsefe ile ilgilenmelerini, farklı fikirlerle karşılaşmalarının bakış açılarına faydası olduğunu söyledi.  

FABRİKADA ŞİİR MOLASI
Nezaket Erden, ardından “Fabrika Okumaları” kapsamında Penguen Gıda Sanayi çalışanları ile buluştu. Burada da Sennur Sezer’in şiirlerini okuyan Erden çalışanlarla sohbet etti. Etkinlik bitiminde Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nezaket Erden’e teşekkür ederek, hediye takdim etti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Canik Belediyesi’nden 1 Milyar 609 Milyon 595 Bin TL Yatırım

Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, eser ve hizmet seferberliğini sürdürdüklerine işaret ederek belediyenin öz kaynaklarıyla ilçeye 1 milyar 609 milyon 595 bin Türk lirası yatırım kazandırdıklarını belirtti. 
Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, yeni projeleri ve yatırımları ilçeye kazandırmaya devam ettiklerini ifade etti. Yüksek mali disiplin ilkesiyle gerçekleştirdikleri çalışmalarla, ilçeye sosyal yaşam alanlarından eğitim merkezlerine kadar birçok alanda geleceğe yönelik projeler ve yatırımlar kazandırdıklarını söyleyen Başkan İbrahim Sandıkçı, 7 yılda ilçeye 1 milyar 609 milyon 595 bin TL değerinde yatırım kazandırdıklarının altını çizdi. Belediyenin öz kaynaklarıyla yeni projeleri ve yatırımları ilçeye kazandırmaya devam ettiklerini vurgulayan Başkan İbrahim Sandıkçı, Canik’i her alanda ileriye taşımaya devam edeceklerini dile getirdi. Türkiye’de ilk ve örnek olan yatırımları hayata geçirmeyi sürdürdüklerini dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, “Canik’imize belediyemiz öz kaynaklarıyla 1 milyar 609 milyon 595 bin Türk lirası değerinde yatırım kazandırdık” dedi. 

Yatırım Üstüne Yatırım 
Karadeniz Bölgesi’nin en büyük macera parkı olma özelliğini taşıyan Canik Macera Parkı ve Canik Belediyesi Özel Çocuklar Misafirhanesi gibi yeni projelerin yapım ve tefrişat çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürdüklerine değinen Başkan İbrahim Sandıkçı, “Canik’imizde eser ve hizmet seferberliğimizi sürdürüyoruz. İlçemizin hem bugününe hem de geleceğine değer katan projeleri hizmete sunuyoruz. Büyük bir gayret ve azimle gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla ilçemize belediyemiz öz kaynaklarıyla 1 milyar 609 milyon 595 bin Türk lirası değerinde yatırım kazandırdık. Planlı adımlarla yeni projeleri ve yatırımları hemşehrilerimizle buluşturmaya, her alanda daha güçlü bir Canik için çalışmaya, üretmeye ve ilçemize değer katmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Büyükşehir Belediyesi’nden Turizm Haftası’na özel sergi

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde Turizm Haftası’na özel “Minyatür ve Tezhip Sanatı ile Antalya Sergisi” sanatseverlerle buluştu. Sanatçı Aynur Demir ve kursiyerlerinden oluşan eserlerin yer aldığı sergi 20 Nisan’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık kalacak.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Bülent Ecevit Kültür Merkezi, Turizm Haftası kapsamında anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Minyatür ve Tezhip Sanatı ile Antalya Sergisi”, sanatçı Aynur Demir ve kursiyerlerinin eserleriyle sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Geleneksel Türk sanatlarının zarif örneklerini bir araya getiren sergide, minyatür ve tezhip sanatının incelikli detayları Antalya temasıyla harmanlanıyor. Büyük ilgi gören sergi, ziyaretçilere hem kültürel bir yolculuk hem de estetik bir deneyim sunuyor. 20 Nisan’a kadar ziyarete açık olacak sergi, sanatseverleri Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde ağırlamaya devam edecek.

MİNYATÜR VE TEZHİP SANATI GELECEK NESİLLERE AKTARILIYOR

Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanı İsmail Oskay, tarihin süzgecinden geçerek günümüze ulaşan tezhip ve minyatür sanatlarının büyük bir değer taşıdığını ifade etti. Bu sanatların kadim mirasın en güzel örnekleri arasında yer aldığını vurgulayan Oskay, unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması adına belediye ve kamu olarak üzerlerine düşen sorumluluğu titizlikle yerine getirmeye gayret ettiklerini belirtti.

BU SANATI ÖĞRENCİLERE SEVDİRMEYE ÇALIŞIYORUM

Kültür ve Turizm Bakanlığı somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve sanatçısı Aynur Demir, minyatür ve tezhip sanatında eğitimler verdiğini belirtti. Bu sanatı günümüze uyarlayarak gençlere sevdirmeyi amaçladığını söyleyen Demir “Öğrencilerimle birlikte Antalya temalı eserler üretiyoruz. Çünkü Antalya’nın çok zengin bir tarihinin yanı sıra güçlü bir üretim altyapısı da var. Bize bu imkânı sağlayan Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyoruz. Eserlerimizin Antalya’nın tanıtımına katkı sunmasını diliyorum” dedi.

 
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı