17 farklı kadının hikayesi “OnsekizİNCİ” okurlarla buluştu

Bakırköy Belediyesi tarafından düzenlenen Yazarlık Atölyesi’ne katılan kadınların kaleminden çıkan “onsekizİNCİ” adlı kitap, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında okurlarla buluştu. Editörlüğünü Necla Feroğlu’nun üstlendiği eser, atölyeye katılan 17 kadının yazılarıyla hayat buldu.

Bakırköy Belediyesi’nin kadınların kültürel ve sanatsal üretimini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Yazarlık Atölyesi, önemli bir esere imza attı. Editör Necla Feroğlu’nun rehberliğinde yürütülen atölye çalışmalarının ürünü olan “onsekizİNCİ” kitabı, kadınların kaleminden çıkan farklı hikâyeleri ve deneyimleri bir araya getirerek edebiyat dünyasına kazandırıldı.

17 kadının ortak emeğiyle hazırlanan kitap, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Bakırköy Belediyesi İspirtohane Kültür Merkezi’nde düzenlenen lansman ve imza günü ile tüm kadınlara armağan edilerek okuyucuların beğenisine sunuldu. Eser, kadınların yazın yolculuğunu görünür kılarken aynı zamanda dayanışma, üretim ve ifade özgürlüğünün güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor.

“HER SATIRINDA FARKLI BİR HAYAT VAR”

Kitabın her bir satırında farklı bir hayatı, farklı bir duyguyu, farklı bir mücadeleyi barındırdığını ifade eden Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, “Bu eser; kadınların sözünün, hafızasının ve üretkenliğinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bakırköy Belediyesi olarak bizler; kadınların kültürel, sanatsal ve düşünsel üretimini desteklemeyi bir görev değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü biliyoruz ki kadınların sesi yükseldikçe toplum daha adil, daha eşit ve daha güçlü olur. Bu kıymetli eserde emeği geçen başta Necla Feroğlu olmak üzere tüm yazarlarımızı yürekten kutluyorum” dedi.

Bakırköy Belediyesi’nin kültür ve sanat alanındaki çalışmalarının bir parçası olan Yazarlık Atölyesi, kadınların kendilerini ifade edebilecekleri yaratıcı bir alan sunmayı hedefliyor. Atölye katılımcılarının kaleminden doğan “onsekizİNCİ” kitabı da bu üretim sürecinin somut bir çıktısı olarak okurlarla buluşmuş oldu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

BigChefs’ten Kadınların Güçlendiği Bir Gastronomi Dünyası İçin Yeni Taahhütler

 Kadınların iş hayatındaki temsiline verdiği önemi kurumsal yapısına da yansıtan BigChefs, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen küresel girişimlerden United Nations Global Compact (UNGC) üyesi şirketler arasında yer alıyor. Şirket, UNGC kapsamında yürütülen Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı çerçevesinde aksiyon planını iki temel prensip doğrultusunda oluşturdu:

  • High-level Corporate Leadership (Üst Düzey Kurumsal Liderlik)
  • Employee Health, Well-being and Safety (Çalışan Sağlığı, Refahı ve Güvenliği)

Bu kapsamda CEO Altan Kosova tarafından imzalanan Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) destek beyanı, WEPs platformunda yayımlanarak kurumun toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki kurumsal taahhüdünü resmileştirdi.

Kadın çalışan oranında hedef %45

BigChefs’te bugün, franchise’lar dahil toplam çalışanların %35’ini kadınlar oluştururken, üst düzey yöneticilerin de %33’ü kadın liderlerden oluşuyor. Mutfak operasyonları ise %50 kadın çalışan oranıyla şirket içinde en yüksek kadın temsiline sahip alan olarak öne çıkıyor.

BigChefs, bu oranları daha ileri taşımak amacıyla 2030 yılına kadar kadın çalışan oranını %45’e yükseltmeyi hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda kadın istihdamı ve kadın lider sayısını artırmaya yönelik yeni işe alım ve kariyer gelişimi politikaları hayata geçiriliyor. Sahada uygulamaya alınan BigTalentDNA yetenek yönetimi projesi adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir insan kaynakları yaklaşımının temel yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor.

Şirket, çalışanlarının fiziksel ve duygusal iyi oluşunu destekleyen yeni uygulamaları da hayata geçiriyor. MultiSport programı ile çalışanlara spor ve sağlıklı yaşam imkânları sunulurken, genişletilen sağlık hizmetleriyle daha destekleyici bir iş yeri kültürü oluşturulması hedefleniyor. Bunun yanı sıra, çalışanların ihtiyaç duydukları anlarda alanında uzman kişilerden destek alabilecekleri Meditopia Çalışan Destek Platformu’nun hayata geçirileceği de duyuruldu. Platform kapsamında çalışanlar; klinik psikolog, diyetisyen, veteriner, aile danışmanlığı, fizyoterapi ile çocuk ve ergen terapisi gibi farklı alanlarda uzmanlardan destek alabilecek. Kadın çalışanların hayatlarının farklı dönemlerinde ihtiyaç duyabilecekleri bebek uyku sağlığı danışmanlığı ve emzirme danışmanlığı gibi destekleyici hizmetler de bu kapsamda sunulacak.

Hayata geçirilen bu uygulamalarla çalışanların günlük yaşamını kolaylaştıran, iyi oluşlarını bütünsel bir yaklaşımla destekleyen ve hayatlarının her anında yanlarında olunduğunu hissettiren bir çalışan deneyimi sunulması amaçlanıyor.

Eğitim ve fırsat eşitliği için yeni adım

BigChefs’in toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımı yalnızca kurum içi politikalarla sınırlı kalmıyor. Şirket aynı zamanda sektörde kadınların gelecekte daha güçlü temsil edilmesini destekleyen sosyal sorumluluk projelerine de yatırım yapıyor.

Bu kapsamda BigChefs, gastronomi sektöründe kadınların daha güçlü temsil edilmesine katkı sağlamak amacıyla “Geleceğin Kadın Şefleri” projesini başlattı. Projenin ilk adımı olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türk Eğitim Vakfı (TEV) bünyesinde oluşturulan proje fonuna bağış yapıldı. Bu destekle gastronomi alanında eğitim gören genç kadınların hayallerini gerçekleştirmelerine ve sektörde daha güçlü şekilde yer almalarına katkı sunulması hedefleniyor.

BigChefs Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Cizreli, kadınların iş hayatındaki rolüne ilişkin şunları söyledi:

“Kadınların iş hayatındaki varlığı yalnızca bir temsil meselesi değil; aynı zamanda kurumların kültürünü, üretim biçimini ve geleceğini şekillendiren bir güç. BigChefs’i kurarken de bugün büyütürken de kadınların emeğinin ve bakış açısının işimizin merkezinde olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hem kurum içinde kadın istihdamını artırmaya yönelik somut hedefler koyuyor hem de genç kadınların eğitimine destek vererek geleceğin kadın şeflerinin ve liderlerinin yetişmesine katkı sunmayı önemsiyoruz.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Gloria Hotels & Resorts’ta Dünya Kadınlar Günü’ne Özel ‘Gloria Glow SERUM’ Deneyimi

Gloria Hotels & Resorts, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği aromaterapi atölyesi ile kadınların üretkenliğini, yaratıcılığını ve kendilerine zaman ayırma kültürünü kutladı.

Kadınların ilham veren gücünü ve yaratıcılığını odağına alan Gloria Hotels & Resorts, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Homemade Aromaterapi iş birliğiyle gerçekleştirilen özel atölyede otel misafirleri, aromaterapinin doğal dünyasını keşfederken kendi cilt serumlarını hazırlama deneyimi yaşadı.

“Gloria Glow Serum” adıyla kurgulanan atölyede katılımcılar, doğal içeriklerin gücünü keşfederek kendilerine özel cilt serumlarını hazırladı. Aromaterapinin rahatlatıcı ve iyileştirici etkisini deneyimleme fırsatı sunan etkinlik, misafirlerin hem yaratıcı hem de keyifli bir deneyim yaşamasına olanak tanıdı.

Kadınların kendilerine zaman ayırmasının, üretmenin ve paylaşmanın değerini vurgulayan etkinlik, Dünya Kadınlar Günü’nün ruhuna uygun bir atmosferde gerçekleşti. Gloria Hotels & Resorts’un misafir deneyimini zenginleştiren yaklaşımıyla tasarlanan bu özel buluşma, katılımcılara hem ilham veren hem de iyi hissettiren bir gün sundu.

Doğal bakım ritüellerini keşfetme fırsatı sunan atölye, Gloria Hotels & Resorts’un iyi yaşam ve deneyim odaklı yaklaşımının bir yansıması olarak dikkat çekti. Misafirlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte ortaya çıkan özel serumlar ve keyifli anlar, günün en unutulmaz hatıraları arasında yer aldı.

Gloria Hotels & Resorts’un sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca çevresel alanla sınırlı kalmayıp sosyal boyutları da kapsıyor. Bu yaklaşımın bir yansıması olarak Gloria Hotels & Resorts, turizm sektöründe ‘İş’te Eşit Kadın Sertifikası’ alan öncü markalardan biri olarak öne çıkıyor.

Gloria Hotels & Resorts Hakkında: Özaltın Holding’e ait olan Gloria Hotels & Resorts markası, Antalya- Belek Bölgesinde yaklaşık 2.400.000 m² alan üzerine kurulmuş olup, 1997 yılından itibaren faaliyetlerine devam etmektedir. Toplamda 1275 oda, süit ve ultra lüks villa konseptiyle, 30 farklı oda kategorisine sahip olan Gloria Hotels & Resorts, misafirlerine kişiselleştirilmiş ve yüksek konforlu bir hizmet sunmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Bulunduğu konum itibariyle aynı zamanda konuklarına doğa ile baş başa tatil imkanı sunan Gloria Hotels & Resorts, yılın her donemi misafirlerine ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunmaktadır.

Bünyesinde farklı kategorilerde prestijli ödüllere sahip olan ve kendi sınıfının en başarılı üç adet, 5 yıldızlı oteli olan Gloria Serenity Resort, Gloria Golf Resort ve Gloria Verde Resort markaları ile uzun yıllardır turizm sektöründe hizmet veren Gloria Hotels & Resorts aynı zamanda Avrupa’nın en özel spor yatırımı olan Gloria Sports Arena ile 50’den fazla branşta spor yapılabilen modern kompleks olma özelliğiyle sektöre onculuk etmektedir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

REPİD ve İstinye Üniversitesi’nden Geleceğin Profesyonellerine “Sorumluluk” Pusulası

Reklam ve Pazarlama İletişimi Derneği (REPİD) ile İstinye Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen “Reklam ve Sürdürülebilir Marka İletişiminde Sorumluluk Temelli Dönüşüm” programı başladı. Ders, reklamın sadece satış artıran bir araç değil; toplumsal algıları ve değer sistemlerini etkileyen bir güç olduğu bilinciyle geleceğin profesyonellerini hazırlıyor.

Reklam ve Pazarlama İletişimi Derneği (REPİD) ve İstinye Üniversitesi, üniversite-sektör etkileşimini güçlendiren sürdürülebilir bir eğitim modelini başlattı. “REPİD: Reklam ve Sürdürülebilir Marka İletişiminde Sorumluluk Temelli Dönüşüm” başlığıyla kurgulanan, lisans öğrencilerine yönelik ders programı, reklam ve marka iletişimini yalnızca yaratıcı üretim odağında değil; etik, hukuki ve toplumsal sorumluluk boyutlarıyla ele alıyor. Sektör temsilcilerinin ve REPİD üye derneklerinin katkılarıyla şekillenen dersin içeriği, sadece teorik bilgiyle sınırlı kalmıyor, vaka analizleri ve atölye çalışmalarıyla öğrencilerin teorik bilgiyi sorumlu stratejilere dönüştürmesine katkı sağlamayı hedefliyor.

“Dönüşüm, sorumluluğu üstlenmekle başlar”

İletişimin toplumsal dönüşüme katkıda bulunan gücüne dikkat çeken REPİD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Pura, programla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Reklam ve marka iletişimi yalnızca bir anlatım biçimi değildir; toplumsal etkisi olan bir güçtür. Bu nedenle dönüşüm, önce dilde ve anlatıda başlar; ardından karar süreçlerinde ve kurum kültüründe yer bulur. Genç iletişimcilerin meslek hayatlarının başında sorumluluk perspektifiyle düşünmesini önemsiyoruz. Bu ders, sektöre adım atmadan önce sorumluluğun nerede başladığını ve nasıl sürdürüldüğünü kavratmayı amaçlıyor.”

İstinye Üniversitesi’nden İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, REPİD Sürdürülebilirlik Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Figen Yıldırım, kurumsal iş birliğine ve programa yönelik şu açıklamalarda bulundu:“ REPİD ile imzaladığımız bu kurumsal işbirliği anlaşması, akademi ile sektör arasında güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği köprüsü kurmayı hedefliyor. Bu anlaşma kapsamında ortak projeler ve markalı dersler aracılığıyla öğrencilerimizi sektörün gerçek dinamikleriyle buluşturmayı planlıyoruz. Açtığımız ‘Reklam ve Sürdürülebilir Marka İletişiminde Sorumluluk Temelli Dönüşüm’ dersi de bu yaklaşımın somut bir örneği. Reklam ve pazarlama iletişimi sektörünün sürdürülebilirlik, etik ve sorumlu iletişim perspektifiyle dönüşümünü ele alan bu ders sayesinde öğrencilerimizin hem mesleki yetkinliklerini geliştirmeleri hem de toplumsal ve çevresel sorumluluk bilinci yüksek profesyoneller olarak yetişmelerine destek olmayı hedefliyoruz.”

Brief’ten sürdürülebilirliğe uzanan bütüncül bir müfredat

Dönüşümün dil ve anlatıdan başlayarak stratejik karar süreçlerinde kurumsallaştığı bir yapı üzerine inşa edilen program, her perşembe hibrit modelle yürütülüyor. 12 haftalık program, reklamın stratejik karar anı olan “brief” aşamasından başlayarak geniş bir sorumluluk alanı çiziyor. Müfredat; reklam yönetmeliği ve özdenetim mekanizmalarından sürdürülebilirlik sorumluluğuna kadar pek çok kritik başlığı içeriyor. Öğrenciler ayrıca veri kullanımı, KVKK ve yapay zeka gibi yeni teknolojilerin hukuki sorumluluklarını öğrenirken; toplumsal cinsiyet eşitliği ve değer temelli iletişim konularını küresel standartlar üzerinden analiz edecek.

Programın temel felsefesi, öğrencilerin sınav odaklı bir ezber süreci yerine, iletişim kararlarını sorumluluk perspektifiyle analiz edebilecekleri eleştirel bir düşünme becerisi kazanmalarını esas alıyor. Dönem boyunca hazırlanacak projelerin değerlendirilmesi ve başarılı bulunan öğrencilerin Kristal Elma’ya davet edilmesi planlanıyor. Bu sayede geleceğin iletişimcilerinin, sektöre adım atmadan önce stratejik karar üretme ve sorumlu iletişim kurma yetkinliği kazanması hedefleniyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Savaşların yeni cephesi elektrik ve su altyapıları

YEO Teknoloji iştiraki olan ve kritik altyapı güvenliği alanında çözümler sunan CBERNET’in Genel Müdürü Gökay Türksönmez, kritik altyapıların korunmasının artık yalnızca bir BT güvenliği meselesi olmadığını vurguluyor.

Türksönmez, elektrik üretimi, su dağıtımı ve endüstriyel üretim süreçleri bugün büyük ölçüde endüstriyel kontrol sistemleri (ICS), SCADA ve OT ağları üzerinden yönetildiğini belirterek, “Bu sistemler operasyonel süreçleri doğrudan kontrol ettiği için gerçekleştirilecek bir siber saldırı yalnızca veri kaybına değil, fiziksel süreçlerin kesintiye uğramasına da yol açabiliyor” diyor. Türksönmez’e göre kritik altyapılara yönelik saldırılar artık teorik bir risk olmaktan çıktı. Dünya genelinde enerji şebekelerini, petrol ve gaz tesislerini veya su arıtma sistemlerini hedef alan çok sayıda saldırı yaşanıyor. Bu saldırılar elektrik kesintileri, üretim duruşları veya fiziksel ekipman hasarı gibi sonuçlar doğurabiliyor.

Enerji ve endüstriyel sistemler en kritik hedefler

Kritik altyapıların büyük bölümü operasyonel teknoloji (OT) ortamlarında çalışıyor. Bu sistemler genellikle uzun yıllar boyunca kesintisiz çalışacak şekilde tasarlandığı için klasik BT güvenliği yaklaşımları çoğu zaman yeterli olmuyor.

Türksönmez bu noktaya dikkat çekerek şunları söylüyor: “Bir elektrik santraline, su arıtma tesisine veya enerji iletim altyapısına yönelik siber saldırı yalnızca veri ihlali anlamına gelmez. Bu tür saldırılar operasyonların durmasına, üretimin kesilmesine ve hatta fiziksel hasara yol açabilir. Bu nedenle kritik altyapı güvenliği artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.”

Siber güvenlikten siber dayanıklılığa

Artan tehdit ortamı, kritik altyapılarda yalnızca saldırıları önlemeye odaklanan klasik güvenlik yaklaşımının yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre kurumların artık siber dayanıklılık (cyber resilience) yaklaşımını benimsemesi gerekiyor.

Bu yaklaşım;

  • saldırıları önlemeyi
  • erken tespit etmeyi
  • operasyonların kesintiye uğramasını engellemeyi
  • saldırı sonrasında hızlı toparlanmayı

birlikte ele alıyor.

Kritik altyapıların güvenliğinde IEC 62443, NIST SP 800-82 ve ISO 27001 gibi uluslararası standartlar da giderek daha fazla önem kazanıyor.

CBERNET kritik altyapıların güvenliğini güçlendiriyor

CBERNET, kritik altyapıların siber güvenliği alanında enerji, üretim, petrol ve gaz ile su ve atık su yönetimi gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Şirket; endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği, risk analizi, güvenlik mimarisi tasarımı, test hizmetleri ve eğitim çalışmalarıyla kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyor.

Türksönmez, “YEO Teknoloji ekosistemi içinde CBERNET olarak kritik altyapı güvenliğini yalnızca bir teknoloji meselesi olarak değil, iş sürekliliği ve ulusal güvenlik perspektifiyle ele alıyoruz. Enerji santrallerinden endüstriyel üretim tesislerine kadar birçok kritik sistemin siber güvenliğini sağlamak için Türkiye’de ve farklı ülkelerde projeler yürütüyoruz. Dijitalleşen altyapıların güvenliğini en baştan tasarlamak artık projelerin ayrılmaz bir parçası haline geldi” diyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şehir Tiyatroları, Ramazan’a renk katıyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatroları, Ramazan ayında da sanatseverleri buluşturmaya devam ediyor. İftarın ardından kültür ve sanatla vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için hazırlanan programlar bu hafta Başiskele ve İzmit’te sahnelenecek oyunlarla devam edecek.

“HİÇ KİMSENİN ÖYKÜSÜ” BAŞİSKELE’DE

Kocaeli Şehir Tiyatroları, Ramazan akşamlarının huzurlu atmosferini tiyatro ile buluşturuyor. Bu kapsamda 10 Mart Salı günü (bugün) saat 20.30’da Başiskele Türkiye Yüzyılı Gençlik Merkezi’nde “Hiç Kimsenin Öyküsü” adlı oyun sanatseverlerle buluşacak. Duygusal anlatımı ve etkileyici sahne diliyle dikkat çeken oyun, izleyicilere unutulmaz bir akşam yaşatacak.

ÜÇ GÜN BOYUNCA SAHNELENECEK

İftardan sonra ailesiyle zaman geçirmek isteyen vatandaşlar soluğu SDKM Büyük Sahne’de alacak. Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın sevilen oyunlarından “Üç Jokerli Konken” ise 12, 13 ve 14 Mart tarihlerinde seyirciyle buluşacak. Mizah ve dramın iç içe geçtiği oyun, güçlü oyuncu kadrosu ve akıcı kurgusuyla izleyicilere keyifli anlar yaşatacak.

ODA TİYATROSU’NDA SAMİMİ BİR HİKÂYE

Kocaeli Şehir Tiyatroları Ramazan akşamlarını birbirinden güzel oyunlarıyla renklendiriyor. Bu kapsamda sergilenen programın bir diğer oyunu ise 11 Mart Çarşamba günü (yarın) Süleyman Demirel Kültür Merkezi (SDKM) Oda Tiyatrosu’nda sanatseverlerle buluşacak. “Masanın Altında” adlı oyun, güçlü diyalogları ve sıcak hikâyesiyle tiyatroseverleri sahnenin büyülü dünyasına davet edecek.

RAMAZAN AKŞAMLARINA SANAT DOKUNUŞU

Kocaeli Şehir Tiyatroları, Ramazan ayının manevi atmosferine kültür ve sanatla katkı sunmaya devam ediyor. Vatandaşlar, İzmit Kent Meydanı’nda kurulan Ramazan Çadırı’nda orucunu açtıktan sonra tramvayla Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ne ulaşabilecek. Bu sayede Ramazan akşamlarında ailecek ya da sevdikleriyle zaman geçirmek isteyen vatandaşlara Şehir Tiyatrosu keyifli bir akşam yaşatacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda 14 Mart Tıp Bayramı Özel Gösterimi

Bakırköy Belediye Tiyatroları’ndan Dev Atılım: 35 Yıllık Miras “Büyük Dönüşüm” ile Geleceğe Taşınıyor!

Türkiye’nin en köklü sanat kurumlarından biri olan Bakırköy Belediye Tiyatroları (BBT), 2026 yılı itibarıyla Tiyatro’nun sanat tarihindeki en kapsamlı yenilenme hareketini başlattığını duyurdu. “Büyük Dönüşüm” adı verilen bu süreçle BBT; sadece oyunlarıyla değil, yeni oyuncularıyla, yeni sahneleriyle, kurumsal kimliği, modernizasyon projeleri ve üretim anlayışıyla tiyatroyu hayatın tam merkezine konumlandırıyor.

“Geleceği Şekillendiren Bir Sanat Vizyonu”

35 yıllık sarsılmaz bir kültürel mirasın üzerine inşa edilen bu yeni vizyon, BBT’nin sanatsal duruşunu çağdaş dünya standartlarına taşıyor. Kurumsal kimlikten görsel dile, logodan afiş tasarımlarına oyuncu fotoğraflarına kadar tepeden tırnağa yenilenen BBT, bünyesine kattığı yeni sahneler ve dinamik kadrosuyla 2026 sezonuna damga vurmaya hazırlanıyor.

Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş liderliğinde hayata geçirilen bu vizyoner adımın temel amacı; geçmişin sanat birikimini koruyarak, bugünün izleyicisiyle daha güçlü, dijital dünyaya uyumlu ve dinamik bir bağ kurmak.

“Büyük Dönüşüm’ün Anlamlı Adımlarından biride Sağlık Çalışanlarına Saygı Duruşu”

BBT, bu köklü değişim sürecini toplumsal bir farkındalık projesiyle taçlandırıyor. Sezonun en iddialı ve çarpıcı yapımı olan “ÇİRKİN” oyunumuz 14 Mart Tıp Bayramı’nda kapılarını sadece sağlık çalışanlarına açıyor.

“Bizim için dönüşüm, sadece bir logo değişimi değil; toplumun her kesimine dokunan, iyileştiren ve farkındalık yaratan bir sanat anlayışıdır. Bu özel akşamda, hayat kurtaran kahramanlarımızı modern dünyanın kimlik bunalımını sorgulayan bir başyapıtla ağırlamaktan onur duyuyoruz.” — Ragıp Savaş, Genel Sanat Yönetmeni.

Sınırları Zorlayan Bir Başyapıt: “ÇİRKİN”

Kapitalizmin insan bedenini metalaştırmasını ve “güzel olan iyidir” algısını acımasız bir kara mizahla eleştiriyor.

Konu: Başarılı mühendis Lette’in, “dayanılmaz derecede çirkin” olduğunu öğrenmesiyle başlayan ve estetik bir operasyonla “kusursuz” bir yüze kavuşmasıyla devam eden çarpıcı bir dönüşüm hikayesi. Ancak herkes aynı yüzü satın aldığında, biriciklik yerini bir distopyaya bırakır. Oyun, günümüzün güzellik saplantısını ve bireyin kimlik krizini keskin bir dille sorguluyor.

Sanatın Mutfağında Güçlü Kadro

Oyunun başarısı, her biri alanında öncü olan yaratıcı kadrodan ve performanslarıyla göz dolduran oyunculardan geliyor:

Yaratıcı Ekip: Yönetmen: Yelda Baskın, Çeviren: Dilek Altuntaş, Dramaturg: Ceren Ercan, Dekor ve Işık tasarımı: Kerem Çetinel, Kostüm Tasarımı: Tomris Kuzu, Hareket Düzeni: Esra Yurttut, Müzik: Okan Kaya, Yönetmen Yardımcısı: İrem Sultan Cengiz, Reji Asistanı: Arda Akyüz, Oyun fotoğrafları: Öncü Hırant Gültekin

Oyuncular: Tolga İskit, Ali Rıza Kubilay, İlkin Tüfekçi, Can Esmeray.

İçerik: Sağlık çalışanları yararına özel ve ücretsiz gösterim.

Başarılı bir mühendis olan Lette’in, “çirkinliği” nedeniyle icadını tanıtma şansını kaybetmesiyle başlayan hikaye; tiyatro sanatının sınırlarını zorlayan keskin bir mizah ve çarpıcı bir görsellik sunuyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ara Tatil ve Ramazan Bayramı’nda Efes ve Ayasofya Deneyim Müzelerinde Öğrencilere %50 İndirim Devam Ediyor

Kültürel mirası sanat ve ileri teknolojiyle buluşturarak Türkiye’de yeni nesil müzeciliğin gelişimine öncülük eden DEM Müzecilik, ara tatil ve Ramazan Bayramı döneminde de tarihi keşfetmek isteyen öğrencileri Efes Deneyim Müzesi ve Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi’ne davet ediyor. Kampanya kapsamında İzmir ve İstanbul’daki devlet ve özel okullarda eğitimine devam eden 8–24 yaş arasındaki öğrenciler, 26 Haziran’a kadar her iki müzeyi de %50 indirimli biletlerle ziyaret edebiliyor.

Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan 1700 yıllık yolculuk

İstanbul’un kalbinde, Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Defter-i Hakani Nezareti binasında yer alan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, ziyaretçilerini Ayasofya’nın 1700 yıllık geçmişinde büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Müze, Ayasofya’nın Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan tarihini teknoloji destekli görsel ve işitsel uygulamalarla benzersiz bir şekilde anlatıyor. Konstantin, Theodosius, Jüstinyen, Fatih Sultan Mehmet ve Mimar Sinan gibi isimlerin Ayasofya üzerindeki izleri ise yapının mimarisi, kubbesi ve geçirdiği değişimler üzerinden aktarılıyor. Sergi alanında ise ziyaretçileri önemli bir bölümü ilk kez sergilenen özel bir koleksiyon bekliyor. Koleksiyonda Ayasofya’nın mühürlü tuğlaları, Fatih Sultan Mehmet tarafından Ayasofya-i Kebir Camii’ne vakfedilen Kur’an-ı Kerim, Fossatti Kardeşler tarafından yapılan ve kubbedeki dört Seraphim Meleği’nin yüzünü kaplayan bronz madalyonlardan biri, Aziz Tadeos’un kol biçimli rölikeri ve Ayasofya Camii Minber Sancağı gibi eserler yer alıyor. 

Antik çağın gündelik yaşamına açılan kapı

Dünyanın en iyi müzeleri arasında yer alan Efes Deneyim Müzesi, antik çağın en görkemli şehirlerinden biri olan Efes’in büyüsünü ve geçmişini geleceğin teknolojisiyle buluşturuyor.  Efes Antik Tiyatrosu’nun tam karşısında yer alan müze; 360 derece mapping ve projeksiyon sistemleri, hologramlar, üç boyutlu akustik ses tasarımları, zemin titreşimleri, tematik koku ve sis efektlerini kullanarak ziyaretçilerine antik çağın gündelik yaşamını tüm duyularıyla deneyimleme imkanı sunuyor. Müzenin miti ve gerçekliği iç içe sunan görsel anlatımları, ziyaretçileri adeta Efes’in antik çağdaki caddelerine, festivallerine, tapınaklarına, evlerine, çarşı ve pazarlarına götürüyor. Ziyaretçiler, Liman Caddesi’nde yürüyormuş gibi hissederken Artemis Tapınağı’nın mimari görkemine tanıklık ediyor. Teras Evler’e misafir oluyor, Androklos’tan Kleopatra ve Marcus Antonius’a, Artemis’ten Aziz Pavlus’a Efes’in ünlü simalarıyla tanışıyor. 

DEM Müzecilik Hakkında: 

DEM Müzecilik, 35 yılı aşkın teknoloji tecrübesiyle, kültürel hikâyeleri sanat ve teknolojiyle buluşturan bir deneyim tasarımı şirketidir. Çok duyulu ve interaktif medya tasarımları ve özgün içerikler geliştirerek, yeni nesil immersif müzeler yaratan DEM Müzecilik, sanatı, tarihi ve hayata anlam katan hikâyeleri teknolojiyle bir araya getirerek ilham veren deneyimler tasarlamaktadır. 

Hikâye anlatıcılığı ve deneyim tasarımı alanlarında ilklere imza atan DEM Müzecilik tarih, sanat ve mitoloji başta olmak üzere farklı disiplinlerde uzman ekipleriyle konsept geliştirme ve hikâyeleştirme çalışmaları yapmaktadır. İleri teknolojinin gücünü kullanarak etkileyici tarihi ve kültürel deneyimler yaratan DEM Müzecilik, tematik tasarım ve görselleştirme alanlarındaki yetkinliğini, konseptten uygulamaya uzanan tüm süreçlere entegre etmektedir. Bu yenilikçi projelerin arkasında DEM Müzecilik’in kültürel ve sanatsal hikâye anlatımına ve tasarıma olan tutkusu yatmaktadır.  

Anlatının gücünü kullanarak fark yaratan içerikler üretmeye odaklanan DEM Müzecilik, tarihi araştırmalardan konsept geliştirmeye, interaktif medya tasarımından yaratıcı içerik üretimine kadar geniş bir yelpazede tasarım çalışmaları yürütmektedir. Bu alandaki yetkinliğiyle, tarihi alanların ve yapıların ziyaret yönetimi konusunda da uzmanlaşan DEM Müzecilik, Türkiye’de anıtların, müzelerin, dini alanların ve sanat merkezlerinin uçtan uca yönetimini yapan ilk özel operatördür. Her yıl 10 milyona yakın ziyaretçinin deneyimini mükemmelleştirmek amacıyla, alanında uzman personeli ile karşılama, sıra yönetimi, biletleme, ziyaretçi akış planı oluşturma ve uygulama gibi tüm operasyonel süreçleri kesintisiz ve verimli şekilde yönetmekte; tarihi alanların özgünlüğünü koruyarak uzun vadeli sürdürülebilirliğini esas almaktadır.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Osmangazi Meydanı’nda Ramazan Coşkusu Sürüyor

Osmangazi Belediyesi tarafından Osmangazi Meydanı’nda düzenlenen Ramazan etkinlikleri büyük ilgi görüyor. Bursalı sanatçı Cahit Kaşıkçılar’ın kukla gösterisi ve ardından gerçekleşen Türk Sanat Müziği dinletisi, vatandaşlara keyifli ve manevi bir Ramazan akşamı yaşattı.

Ramazan ayının manevi atmosferini yaşatmak amacıyla Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikler tüm coşkusuyla devam ediyor. Her yaştan vatandaşın bir araya geldiği renkli ve anlamlı buluşmalara sahne olan Osmangazi Meydanı’nda Bursalı sanatçı Cahit Kaşıkçılar, sergilediği kukla gösterisiyle Ramazan akşamına keyifli bir atmosfer kattı. Kukla karakterleri ve seyirciyle kurduğu interaktif diyaloglarla dikkat çeken performans, hem çocuklardan hem de yetişkinlerden tam not aldı. Çocukların zaman zaman sahneye dahil olarak gösterinin bir parçası haline gelmesi ise etkinliğe ayrı bir hareket ve mutluluk kattı. Program daha sonra Türk Sanat Müziği dinletisiyle devam etti.

Osmangazi Meydanı’nı dolduran vatandaşlar, etkinlikler ile birlikte Ramazan ayının manevi atmosferini ve huzurunu yaşadıklarını dile getirerek, desteklerinden dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. Her akşam farklı bir etkinliğin olduğuna işaret eden vatandaşlar, ailecek geldikleri Osmangazi Meydanı’na tüm Bursalıları davet etti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Hayalet Filler’, 11 Mart Çarşamba 20.00’de National Geographic WILD Ekranlarında!

Efsanelere göre Angola’nın yüksek dağlık bölgelerinde, bugüne dek insan gözüyle hiç görülmemiş “hayalet filler” saklanıyor. Usta yönetmen Werner Herzog (Grizzly Man), bu görkemli ve gizemli canlıların izini sürmek üzere National Geographic Kaşifi ve koruma biyoloğu Dr. Steve Boyes liderliğinde Angola yaylalarına uzanan epik bir keşif yolculuğunu takip ediyor.

Görkemli “Hayalet Filler”, 11 Mart Çarşamba saat 20.00’de National Geographic WILD ekranlarına geliyor.

Ödüllü yönetmenlerden nefes kesen belgeselleri, vahşi yaşamın gözler önüne serildiği kaliteli yapımları Türk izleyicisi ile buluşturan National Geographic WILD kanalını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı