Türkiye’nin ödüllü sanat eğitimi projesi “Bir Hayalin İzinde” üçüncü yılını tamamladı

İstanbul’un farklı ilçelerindeki devlet okullarından seçilen lise öğrencileriyle sürdürülen program, üçüncü yılında 50 genç kızı daha mezun ederek toplamda 140 öğrenciyi hayalleriyle buluşturdu. İstanbul Modern Koleksiyonu’nda yer alan kadın sanatçılardan esinlenerek hazırlanan programda, öğrenciler, sanatçıların deneyimlerinden ilhamla kendi sanatsal ifade biçimlerini keşfetme fırsatı buldu. Program, seminer, atölye, branş dersleri ve çağdaş sanat tarihi eğitimlerinden oluşan zengin içeriğiyle dikkat çekti.

“Bir Hayalin İzinde” projesi; akademisyenler, sanatçılar, küratörler ve müze uzmanlarıyla yürütüldü. Katılımcılar; resimden heykele, müzikten video sanatına kadar beş farklı branşta eğitim alırken, aynı zamanda sanat tarihine dair temel bilgiler, çağdaş sanatı anlama yöntemleri ve yaratıcı ifade araçlarıyla tanıştı. Programa eğitimci olarak katılanlar arasında Doç. Dr. Seda Yavuz, Burcu Perçin, Sibel Horada, Prof. Dr. Tuğçe Tuna, Asena Akan, Gül Ilgaz ve projenin aynı zamanda danışmanlığını yürüten Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün gibi alanında uzmanlar ve sanatçılar yer aldı.

Dokuz ay boyunca her hafta cumartesi günleri düzenlenen ücretsiz eğitimlerde, öğrenciler müze koleksiyonunu tanıma, sanat yapıtlarını analiz etme ve kendi üretimlerini gerçekleştirme fırsatı buldu.

Bosch Ev Aletleri olarak bu anlamlı projenin bir parçası olmaktan gurur duyduklarını ifade eden Bosch Ev Aletleri Kıdemli Pazarlama Müdürü Özlem Koçdar, “Bosch Ev Aletleri olarak “Ev işi herkesin işi” söylemimizle eşitliği evden başlatıyor, ürünlerimizle hayatı kolaylaştırıyoruz. Bu yaklaşımımızı evin dışına da taşıyarak, “Bir Hayalin İzinde” projesi ile sanat eğitiminde fırsat eşitliği sorumluluğunu üstlendik. Sanata tutkuyla bağlı kız öğrencilerimizin hayallerine uzanan yolculuğuna destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz’ dedi. 

Kız öğrencilerine özel başlatılan ve üçüncü yılını tamamlayan ücretsiz programın öğrencilere çok yönlü ve yaratıcı bir öğrenme fırsatı sunduğuna dikkat çeken İstanbul Modern Eğitim Direktörü Neslihan Varol, “Programla, kız öğrencilerin çağdaş sanat alanında kendilerini ifade etme becerilerini geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu projenin, öğrencilerimizin sanatla kurdukları bağı da giderek güçlendirdiğini gözlemliyoruz. Eğitimlerini tamamlayan mezunlarımız, İstanbul Modern’de gönüllü çalışmalara katılarak profesyonel dünyayla yaratıcı bir ortamda tanışma fırsatı buluyor. Üniversitelerin sanat fakültelerinde eğitimlerine devam eden öğrencilerimizin sayısı her yıl artıyor. Bu deneyimle yaşamlarında sanata kalıcı bir yer açmalarına katkı sağlıyoruz” diye konuştu. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Dikili’de sanat rüzgarı: 7’den 70’e tüm kursiyerler yıl sonu coşkusunda buluştu

Dikili Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Kültür ve Sanat Kursları, bir yıl boyunca devam eden yoğun emeğin ardından unutulmaz bir finalle taçlandı. İlçenin kültürel ve sanatsal yaşamını canlandırmak, her yaştan Dikililiyi üretimin ve yaratıcılığın parçası haline getirmek amacıyla düzenlenen kurslar; muhteşem sergiler, müzik dinletileri ve dans gösterileriyle son buldu.

7’den 70’e sloganıyla yola çıkan ve bu yıl 329 kursiyere kapılarını açarak adeta bir sanat akademisine dönüşen program, yaş sınırlarını ortadan kaldırdı. Kadınların ve çocukların başrolde olduğu yıl sonu etkinliklerinde, hem sahne performansları hem de sergi alanları izleyenleri büyüledi.

EL EMEĞİ VE GÖZ NURU SANATSEVERLERLE BULUŞTU

Kursiyerlerin bir yıl boyunca büyük bir sabır, dikkat ve tutkuyla ürettiği eserler, düzenlenen yıl sonu sergisinde Dikilililerin beğenisine sunuldu. Özellikle kadın kursiyerlerin elinden çıkan çini, seramik, deri işleme ve resim çalışmaları sanatseverlerden tam not aldı. Sergilenen her bir eser, sadece birer el sanatı ürünü olmanın ötesinde, Dikili’nin zengin kültürel kimliğini yansıtan canlı birer belge niteliği taşıdı.

SAHNEDE MÜZİK VE DANS RÜZGARI ESTİ

Görsel sanatların yanı sıra sahne sanatları da etkinliklere ayrı bir renk kattı. Halk oyunları ve modern dans gruplarının coşkulu gösterileri izleyicilerden büyük alkış alırken, gecenin yıldızı minik müzisyenler oldu. Piyano ve gitar kurslarını başarıyla tamamlayan çocukların performansı, salonda hem duygusal hem de keyifli anlar yaşattı. Minik parmakların tuşlara ve tellere dokunuşu, etkinliklerin en çok konuşulan anları olarak hafızalara kazındı.

“SANATLA NEFES ALAN BİR DİKİLİ”

Etkinliklerin ardından açıklamalarda bulunan Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, kültür ve sanatın bir toplum için hayati bir önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: Bizler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ sözünü kendimize rehber ediniyor ve tüm adımlarımızı bu vizyonla atıyoruz. Bu yıl Kültür Müdürlüğümüzün çatısı altında buluşan 329 yurttaşımızın azmi, yeteneği ve ortaya koyduğu bu muhteşem sinerji, kentimizin sanata olan bağını bir kez daha en güçlü şekilde kanıtladı. Kadınlarımızın zarif dokunuşlarıyla ürettiği çiniler, seramikler ve resimler adeta birer şaheser niteliğinde. Çocuklarımızın piyano ve gitar tuşlarında sergilediği o büyük yetenek ise geleceğe dair umudumuzu ve inancımızı yeşertiyor. 7’den 70’e tek bir yürek olup bu güzellikleri Dikili’mize sunan tüm kursiyerlerimizle gurur duyuyor, onlara rehberlik eden değerli eğitmenlerimize içtenlikle teşekkür ediyorum. Dikili’de sanatın sesini her geçen gün daha da yükseltmeye, hayat damarlarımızı sanatla beslemeye devam edeceğiz.

YENİ SEZON HAZIRLIKLARI BAŞLIYOR

Bir yıllık emeğin alkışlarla ödüllendirildiği etkinlikler, Dikili halkının yoğun katılımıyla adeta bir festival havasında tamamlandı. Sokakların müzikle, salonların ise renkli eserlerle dolup taştığı finalin ardından Dikili Belediyesi, önümüzdeki dönemde de her yaştan vatandaşı sanatla buluşturmaya devam edeceğini duyurdu. Yeni eğitim dönemine ilişkin kayıt ve program bilgilerinin çok yakında kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Avrupa Bisiklet Başkenti Konya Resim Yarışması Sonuçlandı

Konya Büyükşehir Belediyesi, 2026 yılı Avrupa Bisiklet Başkenti ilan edilen Konya’da, bisiklet farkındalığını artırmak adına 31 ilçedeki 6. ve 7. sınıf öğrencileri arasında düzenlediği “Avrupa Bisiklet Başkenti Konya” temalı resim yarışmasında kazananlar açıklandı.


Konya Büyükşehir Belediyesi’nin İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlediği Avrupa Bisiklet Başkenti Konya temalı resim yarışmasında sonuçlar belli oldu.

Konya Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Başkentleri ve Şehirleri Federasyonu (ACES) tarafından 2026 yılı Avrupa Bisiklet Başkenti ilan edilen Konya’da, bisiklet farkındalığını artırmak adına önemli etkinlikler düzenliyor.

Bunlardan birisi de Konya genelinde ortaokul 6. ve 7. sınıf öğrencileri arasında gerçekleştirilen Avrupa Bisiklet Başkenti Konya temalı resim yarışması oldu.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen yarışma sonunda 5 öğrenci bisiklet ve bisiklet ekipmanları kazanırken, 25 öğrenci de sergileme ödülüne layık görüldü.

Yarışmada birincilik ödülünü Seydişehir İhsan Tekin Ortaokulu’ndan Ünzile Firdevs, ikincilik ödülünü Seydişehir Mahmut Esat Ortaokulu’ndan Rahime Öykü Erman, üçüncülük ödülünü Selçuklu PEMA Koleji’nden Zeynep Aylin Balçık, dördüncülük ödülünü Beyşehir H. M. Süheyla Doğu Ortaokulu’ndan Nazlı Ayşe Çetin ve beşincilik ödülünü de Ahırlı Şehit Samet Bütün Ortaokulu’ndan Arda Yıldırım kazandı. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Göksel’den Harbiye’de ‘Rüyaların İşi’ gecesi

11 yıl sonra yayınladığı “Rüyaların İşi” albümünün ilk İstanbul konserinde Harbiye’de sahne alan Göksel, yeni şarkılarının yanı sıra sürpriz konukları Gazapizm ve Kalben düetleri, özel sahne kostümleriyle unutulmaz bir geceye imza attı.

Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Göksel, 11 yıl aradan sonra yayınladığı “Rüyaların İşi” albümünün ilk İstanbul konserini önceki akşam Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda verdi. Şek Organizasyon tarafından düzenlenen ve biletlerin tamamının tükendiği konserde sanatçı, yeni albümünün şarkılarını ilk kez İstanbul’daki dinleyicileriyle buluşturdu. Göksel, sevilen hitlerinin yanı sıra sahne şovları ve sürprizleriyle de büyük beğeni topladı.

GAZAPİZM’LE DÜET SÜRPRİZİ

Konser için özel hazırlanan iki farklı kostüm giyen Göksel, sahneye ilk olarak beyaz tüylerden oluşan ve “Yalnız Kuş” şarkısına atıfta bulunan elbisesiyle çıktı. Sahne performansı ve zarif görünümüyle alkış alan sanatçı, gece boyunca dinleyicilerinden büyük ilgi gördü. Gecenin en büyük sürprizlerinden biri ise “Sen Orda Yoksun” şarkısında yaşandı. Şarkının düet konuğu Gazapizm sahneye çıkarak Göksel’e eşlik etti. 

5 YIL SONRA “DEPRESYONDAYIM”

Göksel, “Depresyondayım” şarkısında ise kendisini izlemeye gelen Kalben’i sahneye davet etti. 2021 yılında, yine bir Harbiye konserinde bu şarkıyı seslendiren iki sanatçı, 5 yıl aradan sonra bir kez daha “Depresyondayım” şarkısında bir araya geldi. İkilinin güçlü yorumu, izleyenler tarafından büyük beğeni topladı. 

Konser sırasında seyircileriyle sohbet eden Göksel, “Anneannem 97, babaannem 101 yaşına kadar yaşadı. Ben de 100 yaşına kadar sahnede şarkı söylerim” sözleriyle izleyicilerden büyük alkış aldı. 

Konser öncesinde de basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Göksel, sahne heyecanının hiç azalmadığını söyledi. Sanatçı, “Çok sahneye çıktık ancak her sahnemizde ayrı bir heyecan oluyor. Her sahnemiz gibi bu sahnemize de özel olarak hazırlandık. Yeni albümümüzün şarkılarını da burada seslendireceğiz. Heyecanlı ve mutluyum” dedi. Geçtiğimiz günlerde yaptığı aşk açıklamaları da hatırlatılan Göksel, günümüz ilişkilerine dair düşüncelerini paylaştı. “Günümüz ilişkileri gerçekten zor. Ben hala insanlarla eski usul tanışıyor ve görüşüyorum. Günümüz ilişkilerinde çok fazla sorun olduğunu görüyorum ve duyuyorum. Ben mesleki olarak birazcık zorlandım. Aşkı ve işi bir arada yürütmek zor geldi. Bu gece de ‘Yalnız Kuş’ kostümümle sahneme çıkıyorum” diyerek esprili bir yanıt verdi. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Turizmin nabzı İstanbul Turizm Fuarı’nda atacak

5 yıl içinde dünyanın en büyük 3 turizm fuarından biri olmayı hedefleyen İstanbul Turizm Fuarı için geri sayım başladı. 24-25 Eylül’de Yenikapı’da dördüncü kez kapılarını açacak olan fuar, turizm sektörünün kilit isimlerini buluşturacak. Sadece bir fuar değil, doğrudan ticaret yaratan bir merkez haline gelen İTF ile turizm sektörünün nabzı İstanbul’da atacak.

GLOBAL HEDEF İLK 3

Turizm sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri haline gelen İstanbul Turizm Fuarı (İTF), bu yıl 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde dördüncü kez düzenlenecek. Turizm sektörünün lider oyuncularını bir araya getirecek fuar, ulusal ve uluslararası ölçekte büyümesini sürdürürken, Türkiye’nin turizmdeki küresel konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

İSTİKRARLI BÜYÜME

Türkiye turizm sektörünün tüm paydaşlarını küresel liderlik hedefi etrafında buluşturan İTF, her geçen yıl istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 314 firmanın katılım sağladığı fuar, bu yıl yüzde 10 büyüyerek 345 katılımcı firmaya ulaştı. Özellikle seyahat acenteleri, tur operatörleri ve otel gruplarının yoğun ilgi gösterdiği organizasyonun ziyaretçi sayısında da önemli bir artış bekleniyor. 2025 yılında 16 bin 500 profesyonelin ziyaret ettiği fuarın, bu yıl 18 binin üzerinde sektör temsilcisini ağırlaması öngörülüyor.

Sadece sektör profesyonellerine açık olarak düzenlenen fuar, katılımcılarına birebir iş görüşmeleri gerçekleştirme ve yeni iş birlikleri geliştirme imkanı sunuyor. Bu yönüyle İstanbul Turizm Fuarı, klasik fuar organizasyonlarının ötesine geçerek somut ticaret fırsatları yaratan bir platform olarak öne çıkıyor.

İstanbul Turizm Fuarı öncesinde uluslararası danışmanlık şirketi iş birliğiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırma da Türkiye turizmine yönelik güçlü ilgiyi ortaya koydu. Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, araştırmanın sonuçlarını paylaşırken fuarla ilgili son hazırlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

150 ülkeden 10 bin turizm profesyonelinin katıldığı araştırmaya göre Türkiye pazarı, küresel turizm sektörünün önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Araştırmaya katılan profesyonellerin yüzde 44’ü Avrupa ve İngiltere, yüzde 24’ü Asya, yüzde 15’i Ortadoğu, yüzde 8’i Afrika ve yüzde 9’u Amerika pazarından geliyor. Sonuçlar, Türkiye’nin farklı coğrafyalardan ilgi gören çok yönlü bir destinasyon yapısına sahip olduğunu ortaya koyuyor.

MİLYON DOLARLIK BÜTÇELER

Araştırmaya katılan şirketlerin bütçe büyüklükleri de dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 58’i 250 bin doların üzerinde bütçe yönetirken, yüzde 12’si 1 ila 5 milyon dolar, yüzde 21’i ise 5 milyon doların üzerinde hacme sahip bulunuyor. Konaklama, lüks turizm ve destinasyon bazlı ürünlerin ön plana çıktığı bu tablo, Türkiye’nin yüksek gelir grubuna hitap eden turizm segmentlerindeki büyüme potansiyelini de ortaya koyuyor.

DÜNYANIN ÖNEMLİ SATIN ALMACILARI İSTANBUL’DA BULUŞUYOR

Bu yıl İstanbul Turizm Fuarı’nın öne çıkan başlıklarından biri de uluslararası satın almacı programı olacak. Hosted buyer modeli kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarla dünyanın farklı bölgelerinden sektör profesyonelleri İstanbul’da ağırlanacak. Rusya, Belarus, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Çeçenistan, Tataristan ve Gürcistan başta olmak üzere BDT pazarının önemli oyuncularının yanı sıra İngiltere ve Avrupa pazarlarından sektörün önde gelen satın almacıları ve turizm profesyonelleri fuarda yer alacak.

Bu yaklaşım, katılımcı firmaların yeni pazarlara erişimini kolaylaştırırken, Türkiye turizminin uluslararası ticaret hacmine doğrudan katkı sağlamayı hedefliyor.

TİCARET HACMİ YARATIYOR

Araştırma sonuçlarının İstanbul Turizm Fuarı’nın stratejik önemini daha da artırdığını belirten Volkan Ataman, hosted buyer modeliyle kurgulanan organizasyonun katılımcı firmaları doğru alıcılarla buluşturduğunu ifade etti. Ataman, “İTF yalnızca bir tanıtım platformu değil, doğrudan ticaret hacmi yaratan bir merkez haline geliyor. Katılımcılarımızın doğru alıcılarla bir araya gelmesi sayesinde fuar, somut iş birlikleri ve yeni ticari fırsatlar yaratıyor” dedi.

Küresel jeopolitik gelişmelerin turizm hareketlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Ataman, Türkiye’ye yönelik ilginin devam ettiğini belirterek, “Değişen uluslararası koşullar içerisinde Türkiye güçlü turizm altyapısı, ulaşım ağı ve destinasyon çeşitliliği ile öne çıkıyor. İstanbul Turizm Fuarı da bu ilgiyi ticarete dönüştürecek önemli bir platform görevi üstleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

TURİZMİN ZİRVESİ

Fuarla eş zamanlı olarak iki gün boyunca gerçekleştirilecek Turizm Zirvesi’nde 17 farklı başlık altında 83 ulusal ve uluslararası konuşmacı sektörün geleceğini değerlendirecek. Zirvede 2026 sezonunun analizi ve 2027 beklentilerinin yanı sıra BDT pazarı, Mısır pazarı, MICE endüstrisi ve turizmde öne çıkan yeni trendler ele alınacak.

İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu sponsorluğunda düzenlenecek “Vizyon 2036: Küresel Sektör Liderlerinin Gözünden Destinasyonların Konumlandırılması” oturumunda uluslararası turizm sektörünün önde gelen isimleri yer alacak. Ayrıca Mısır Pazarı ve Muğla Destinasyon Oturumları ile sektörün önemli temsilcileri ve yerel yöneticiler deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak.

İstanbul Turizm Fuarı kapsamında 24 Eylül akşamı Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek İTF Gala Party, sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getirecek. Yerli ve yabancı turizm profesyonellerinin katılımıyla düzenlenecek gala gecesi, fuarın yarattığı iş birliği ve networking ortamını daha da güçlendirecek.

Editöre Not:

İstanbul Turizm Fuarı, bu yıl Türk Hava Yolları resmi hava yolu sponsorluğunda, TÜRSAB stratejik partnerliğinde, TÜROB ve TTYD resmi iş ortaklığında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu destekleriyle, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenecektir.

24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek İstanbul Turizm Fuarı, 345 katılımcı firma, 18 bini aşkın sektör profesyoneli ve 83 ulusal ve uluslararası konuşmacının yer alacağı Turizm Zirvesi ile turizm sektörünün en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yapacaktır.

Fuar kapsamında gerçekleştirilecek hosted buyer programı ile dünyanın farklı bölgelerinden satın almacılar ve turizm profesyonelleri Türkiye turizm sektörüyle bir araya gelecek; organizasyon, yeni iş birlikleri ve ticaret hacmi yaratmayı hedefleyecektir.

24 Eylül akşamında Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek İTF Gala Party ile yerli ve yabancı sektör profesyonelleri bir araya gelecektir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü’nün sahibi Avukat Yusuf Dere: Adaletin gücü, hukukun kurallarına sadakatle ölçülür

Hukuk dünyasında son yılların en çok tartışılan başlıkları arasında yer alan 12. Yargı Paketi, yeni infaz düzenlemeleri, kadın hakları, ceza yargılamaları ve hukuka aykırı deliller konusu kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.

Ceza hukuku alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Avukat Yusuf Dere, hukuk devletinin temel güvencesinin adil yargılama ilkesi olduğunu belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.

Ağır ceza davalarından ceza yargılamalarına, delil değerlendirmelerinden temel hak ve özgürlüklere kadar geniş bir alanda çalışmalarını sürdüren Dere, hukukun yalnızca mahkeme salonlarında uygulanan kurallar bütünü olmadığını, aynı zamanda toplumsal güvenin temel taşı olduğunu ifade etti.

Hukuk alanındaki çalışmaları ve mesleki başarılarıyla dikkat çeken Yusuf Dere, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen 5. Türkiye Avrupa İş Dünyası Ödülleri kapsamında *”Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü”*ne layık görüldü.

Ödül töreninde hukuk alanındaki katkıları nedeniyle onurlandırılan Dere, hukuk mesleğinin yalnızca davaları takip etmekten ibaret olmadığını belirterek, “Hukuk, bireyin devlete karşı güvencesidir. Adaletin sağlıklı işlemesi, toplumun geleceğe güvenle bakabilmesinin temel şartıdır” dedi.

Son dönemde kamuoyunun yakından takip ettiği yeni infaz düzenlemeleri ve 12. Yargı Paketi üzerine de değerlendirmelerde bulunan Dere, hukuk sisteminin sürekli gelişen toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilmesinin önemine dikkat çekti.

“Yasal düzenlemeler yapılırken yalnızca bugünün ihtiyaçları değil, geleceğin hukuk anlayışı da dikkate alınmalıdır. Hukukun temel amacı toplumsal dengeyi sağlarken bireysel hak ve özgürlükleri de koruyabilmektir” ifadelerini kullandı.

Kadın hakları konusunun çağdaş hukuk sistemlerinin en önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Dere, kadınların hak arama süreçlerinde hukuki mekanizmalara erişimin güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Ceza yargılamalarında en kritik konulardan birinin delil değerlendirmesi olduğuna dikkat çeken Yusuf Dere, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

“Bir hukuk devletinde amaç yalnızca sonuca ulaşmak değildir. Sonuca hangi yöntemlerle ulaşıldığı da en az sonuç kadar önemlidir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller, adalet sisteminin meşruiyetine zarar verebilir.”

Ağır ceza davalarının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal boyutları bulunan süreçler olduğuna dikkat çeken Dere, her dosyanın büyük bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.

“Bir ceza dosyasında verilen karar yalnızca tarafları değil, toplumun adalete olan güvenini de etkiler. Bu nedenle savunma hakkı, adil yargılanma ilkesi ve hukukun üstünlüğü taviz verilemeyecek değerlerdir.”

Meslek hayatı boyunca hukuk devleti ilkelerini merkeze alan yaklaşımıyla dikkat çeken Yusuf Dere, hukukun gelişen dünyaya uyum sağlaması gerektiğini ancak temel adalet prensiplerinden asla uzaklaşılmaması gerektiğini belirtiyor.

Uluslararası Hukuk Başarı Ödülü ile taçlanan çalışmalarıyla adından söz ettiren Yusuf Dere’ye göre güçlü toplumların ortak özelliği ekonomik güçleri değil, adalete duydukları güvendir.

“Çünkü adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde ise güçlü bir gelecek inşa etmek mümkün değildir.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Avukat Fatma Göksu Rende: Adaletin en çok koruması gerekenler, kendini savunmakta zorlananlardır

Son yıllarda kadınlara ve çocuklara yönelik suçlar kamuoyunun en hassas gündem başlıkları arasında yer almaya devam ederken, hukukçular da adalet mekanizmasının etkin işlemesinin önemine dikkat çekiyor.

Ceza hukuku alanında çalışmalarıyla tanınan Avukat Göksu, özellikle kadın ve çocuk hakları konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kadınlara ve çocuklara yönelik suçların yalnızca bireysel mağduriyetler oluşturmadığını ifade eden Av. Göksu, bu tür olayların toplumun vicdanını ve geleceğini doğrudan etkilediğini söyledi.

“Bir çocuğun uğradığı haksızlık yalnızca o çocuğun meselesi değildir. Bir kadının maruz kaldığı şiddet yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bunlar toplumun tamamını ilgilendiren, hukukun kararlılıkla müdahale etmesi gereken konulardır” diyen Göksu, adalet sisteminin özellikle kırılgan grupların korunmasında hayati bir görev üstlendiğini vurguladı.

Ceza hukukunun yalnızca suçluyu cezalandırma amacı taşımadığını belirten Av. Göksu, aynı zamanda mağdurların haklarının korunmasının da hukukun temel görevlerinden biri olduğunu ifade etti.

Kadınların ve çocukların çoğu zaman yaşadıkları mağduriyetleri dile getirmekte zorlandıklarına dikkat çeken Av. Göksu, hukuki süreçlerde bilinçli hareket edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.

“Birçok kişi haklarını bilmediği için sessiz kalıyor. Oysa hukuk, hak arayan vatandaşın yanında duran en güçlü mekanizmalardan biridir. Önemli olan süreci doğru yönetmek ve zamanında hukuki destek almaktır” ifadelerini kullandı.

Özellikle ceza davalarında yürütülen soruşturma ve yargılama süreçlerinin büyük hassasiyet gerektirdiğini belirten Av. Göksu, her dosyanın arkasında bir insan hikâyesi bulunduğunu vurguladı.

“Dosyalara yalnızca evrak olarak bakmıyoruz. Her dosyanın arkasında bir hayat, bir aile ve çoğu zaman ciddi mağduriyetler bulunuyor. Bu nedenle hukuki mücadele kadar insani sorumluluğun da farkında olmak gerekiyor.”

Toplumda hukuk bilincinin güçlenmesinin suçla mücadelede önemli rol oynadığını belirten Av. Göksu, kadınların ve çocukların haklarını bilmelerinin ve gerektiğinde hukuki destek almaktan çekinmemelerinin büyük önem taşıdığını söyledi.

Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmadığını ifade eden Av. Göksu , hukukun temel amacının toplumsal güveni tesis etmek ve bireylerin haklarını korumak olduğunu belirtti.

Kadın ve çocuk hakları konusundaki çalışmalarıyla dikkat çeken Avukat Göksu, hukuk devletinin en önemli göstergesinin, kendisini korumakta en çok zorlanan bireylerin haklarını güvence altına alabilmesi olduğunu vurguladı.

“Bir toplumun adalet seviyesi, en güçlü olanı değil; en korunmasız olanı ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.”

Fatma Göksu Rende’ye göre adaletin gerçek anlamı da tam olarak burada başlıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mine Topbaş kadınların hayatını yapay zeka ve girişimcilikle dönüştürüyor

Günümüz iş dünyasında başarı yalnızca rakamlarla değil; dokunulan hayatlar, oluşturulan değerler ve yaratılan dönüşümlerle ölçülüyor. 20 yılı aşkın girişimcilik deneyimi boyunca doğrudan satış sektörünü klasik kalıpların ötesine taşıyan Mine Topbaş, teknolojiyi insan odaklı liderlikle buluşturarak Türkiye’de dikkat çeken bir başarı hikâyesi yazıyor.

Bugün Farmasi Başkan Direktörü olarak binlerce kişilik ekibe liderlik eden Topbaş, yalnızca bir satış lideri değil; kadınların ekonomik ve sosyal anlamda güçlenmelerine katkı sağlayan, yapay zekâyı girişimcilikle buluşturan ve yeni nesil liderler yetiştiren bir dönüşüm lideri olarak öne çıkıyor.

KENDİ HAYATINDAKİ DÖNÜŞÜMÜ BİNLERCE KADININ HAYATINA TAŞIDI

Mine Topbaş’ın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri, yaklaşık 12 yıl önce Farmasi ile tanışması oldu.

O günlerde bunun yalnızca bir iş fırsatı olduğunu düşünüyordu. Ancak zamanla Farmasi’nin ona sunduğu şeyin çok daha büyük olduğunu fark etti. Farmasi çatısı altında sadece gelir elde etmedi; kendisini yeniden keşfetti, liderlik becerilerini geliştirdi, özgüvenini güçlendirdi, hayallerini büyüttü ve gerçekleştirebileceğine inanmayı öğrendi.

Farmasi onun için yalnızca bir şirket değil; kendi potansiyelini keşfettiği, güçlü yönlerini fark ettiği ve hayatında yeni bir sayfa açtığı bir gelişim yolculuğuna dönüştü. Bu süreçte girişimciliğin yalnızca gelir elde etmekten ibaret olmadığını, insanların hayatlarında kalıcı değişimler yaratabilen güçlü bir araç olduğunu deneyimledi.

Kendi hayatında yaşadığı bu dönüşüm, zamanla güçlü bir misyona dönüştü.

“Eğer ben bu yolculukta kendi potansiyelimi keşfedebildiysem, hayallerimi büyütebildiysem ve hayatımda yeni bir sayfa açabildiysem; aynı fırsatı başka kadınların da yaşayabileceğine inanıyorum.”

Bugün yaptığı çalışmaların temelinde de bu inanç yatıyor.

Onun liderliğinde büyüyen topluluk içerisinde yüzlerce kadın ekonomik özgürlüğünü kazandı, kendi gelirini oluşturmaya başladı, özgüvenini güçlendirdi ve kendi başarı hikâyesini yazmaya başladı.

Hayalleri için mücadele eden, ailesine destek olmak isteyen, yeni bir fırsat arayan, kendi ayakları üzerinde durmayı hedefleyen ve içindeki potansiyeli ortaya çıkarmak isteyen kadınlar için yeni kapılar açan Topbaş, kadınların güçlenmesini çalışmalarının merkezine koyuyor.

Bugün onun yetiştirdiği birçok kadın lider, kendi ekiplerini kurarak başka kadınların hayatlarına dokunmaya devam ediyor. Böylece başarı yalnızca bireysel bir sonuç olmaktan çıkıyor; kadınların birbirini güçlendirdiği sürdürülebilir bir liderlik hareketine dönüşüyor.

FARMASİ’Yİ SADECE ÜRÜN DEĞİL, DEĞER ÜRETEN BİR DENEYİM OLARAK GÖRÜYOR

Mine Topbaş’ın vizyonunda Farmasi ürünleri de önemli bir yer tutuyor.

Ancak Topbaş, ürünleri yalnızca tüketiciye sunulan ürünler olarak değerlendirmiyor. Ona göre kaliteli bir ürün; insanların kendilerine daha fazla değer vermelerini sağlayan, yaşam kalitelerine katkı sunan, özgüvenlerini destekleyen ve küçük dokunuşlarla büyük değişimlerin başlangıcı olabilen bir deneyimdir.

Bu nedenle yürüttüğü çalışmalarda ürünlerin yalnızca özelliklerini anlatmakla kalmıyor; onların insanların hayatlarında oluşturduğu olumlu değişimi görünür kılmaya da önem veriyor.

DOĞRUDAN SATIŞ SEKTÖRÜNDE YAPAY ZEKÂ DÖNÜŞÜMÜNE ÖNCÜLÜK EDİYOR

Mine Topbaş’ı farklı kılan en önemli özelliklerden biri de yapay zekâ ve teknoloji alanındaki çalışmaları.

Türkiye’de doğrudan satış sektöründe yapay zekânın kullanımını yaygınlaştıran öncü isimlerden biri olan Topbaş, teknolojiyi insan odaklı liderlik anlayışıyla birleştirerek yeni nesil girişimcilik modellerine katkı sunuyor.

Yapay zekâ alanındaki çalışmaları kapsamında;

•⁠  ⁠Yapay zekâ destekli eğitim sistemleri geliştiriyor,
•⁠  ⁠Sanal asistanlar ve dijital çözümlerle iş süreçlerini kolaylaştırıyor,
•⁠  ⁠İçerik üretim sistemleri oluşturarak girişimcilerin dijital görünürlüğünü artırıyor,
•⁠  ⁠İş süreçlerini hızlandıran verimlilik çözümleri geliştiriyor,
•⁠  ⁠Kadınlara yönelik ücretsiz yapay zekâ eğitimleri düzenliyor,
•⁠  ⁠Yapay zekânın girişimcilikte etkin kullanımı konusunda mentorluk çalışmaları yürütüyor,
•⁠  ⁠Dijital dönüşüm süreçlerinde girişimcilere rehberlik ediyor.

Topbaş’a göre yapay zekâ, insanların yerine geçen bir sistem değil; insanların zamanını özgürleştiren, üretkenliğini artıran ve potansiyelini büyüten güçlü bir yardımcıdır.

Bu yaklaşımı sayesinde teknolojiyi insanla, inovasyonu duygusal zekâyla ve girişimciliği sosyal etkiyle bir araya getiriyor.

PRESTİJLİ ÖDÜLLERLE TAÇLANAN BİR VİZYON

Kadınların güçlenmesine sunduğu katkılar, yetiştirdiği liderler, yapay zekâ alanındaki öncü çalışmaları ve insan odaklı liderlik anlayışı sayesinde Mine Topbaş, yıllar içerisinde birçok önemli ödüle layık görüldü.

Bu kapsamda;

•⁠  ⁠Yılın En İyi Girişimci Kadını
•⁠  ⁠Yılın Başarılı İş İnsanı
•⁠  ⁠Yılın Yapay Zekâ ile Dönüşüm Yaratan Kadını
•⁠  ⁠Masalsı Girişimcilik ve Duygusal Zekâ Liderliği

ödüllerini aldı.

Son olarak Türkiye ve Avrupa iş dünyasında düzenlenen prestijli ödül organizasyonlarında aldığı ödüllerle başarı yolculuğunu bir kez daha taçlandırdı.

Ancak Mine Topbaş için ödüller hiçbir zaman bir hedef olmadı.

Ona göre gerçek başarı; kendi gücünü keşfeden bir kadının ilk adımına tanıklık etmek, bir insanın hayatına umut olmak ve geleceğin liderlerini yetiştirebilmektir.

GELECEĞE BIRAKILAN İZ

Bugün Mine Topbaş; girişimcilik, kadın liderliği, duygusal zekâ ve yapay zekâ alanlarında ortaya koyduğu vizyonla Türkiye’de iz bırakan isimlerden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.

İnsan odaklı yaklaşımı, teknolojiyi erişilebilir hâle getiren projeleri, yetiştirdiği liderler ve binlerce insanın hayatında bıraktığı etkiyle yalnızca bugünün değil, geleceğin girişimcilik dünyasına da ilham vermeye devam ediyor.

Çünkü ona göre her büyük başarı önce bir hayalle başlar. O hayal doğru bir fırsatla buluştuğunda dönüşüme, dönüşüm ise başka insanların hayatına dokunan güçlü bir hikâyeye dönüşür.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tahir Cengiz Yatağan’dan Sanat ve Koku Dünyasını Buluşturan Özgün Koleksiyon: Puzzle

Uluslararası çağdaş sanat alanındaki başarılı çalışmalarıyla tanınan ressam Tahir Cengiz Yatağan, özgün sanat anlayışını bu kez koku dünyasına taşıdı. Sanatçının imzasını taşıyan 8 parçalık “Puzzle” parfüm koleksiyonu, koku uzmanları ve sanatseverlerden büyük beğeni topladı.

Marie Claire’den “Rayiha”ya Üç Ödül Birden

Koleksiyonun en dikkat çeken ve en özel eserlerinden biri olan Rayiha, sanatçının eşi Zeynep Helena Lior için özel olarak tasarlandı. Bu seçkin koku, Marie Claire Türkiye Fragrance Awards gecesinde büyük bir başarıya imza atarak üç ayrı ödüle birden layık görüldü. Cengiz Yatağan, parfüm sektöründeki bu önemli başarısını tescilleyen ödülleri İstanbul Hilton’da düzenlenen görkemli törende aldı.

Sanat ve Zarafetle Yoğrulan Bir Yaşam

Sanatçının hayatındaki en büyük ilham kaynaklarından ve destekçilerinden biri olan eşi Zeynep Helena Lior, klasik sanatlara olan derin ilgisi ve zarif yaşam tarzıyla tanınıyor. Yakın çevreleri tarafından aile hayatına verdikleri önem ve sakin yaşantılarıyla takdir toplayan çift, popülariteden uzak durmayı tercih ediyor.

Tahir Cengiz Yatağan ve Zeynep Helena Lior, sanatın ve aile bağlarının merkezde olduğu hayatlarını, ölçülü ve gösterişten uzak bir anlayışla İstanbul’da sürdürmeye devam ediyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şikayetvar: Yetkili servis şikayetleri yüzde 109 arttı

Çözüm platformu Şikayetvar, elektronik ürün yetkili servislerine yönelik şikayetlerin son bir yılda yüzde 109, beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayetlerin ise yüzde 59 arttığını açıkladı. En çok şikayet edilen konular ise; uzun onarım süreleri, garanti anlaşmazlıkları ve yedek parça sorunları olarak kaydedildi.

Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre elektronik ürün yetkili servislerine ilişkin şikayet sayısı geçen yılın aynı dönemindeki 694 seviyesinden bin 452’ye yükselerek yüzde 109 arttı. Beyaz eşya yetkili servislerinde ise şikayet sayısı 2 bin 812’den 4 bin 467’ye çıkarak yüzde 59 artış gösterdi. Beyaz eşya ve yedek parça sitelerine yönelik şikayetler de yüzde 96 yükselerek 304’e ulaştı.

Platform tarafından yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“Elektronik ürünlerde yaşanan arızaların ardından servis desteğine başvuran tüketiciler, en çok uzun onarım süreleri, yedek parça bekleme süreçleri ve aynı arızanın tekrar etmesinden şikayet ediyor. Özellikle akıllı telefon, televizyon ve bilgisayar gibi yüksek maliyetli ürünlerde kullanıcılar, yeni ürün satın almak yerine mevcut cihazlarını kullanmaya devam etmeye çalışırken servis süreçlerinde yaşanan aksaklıklar mağduriyet yaratıyor. Servis süreçlerinin uzaması, garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar ve onarım sonrasında aynı arızanın tekrar etmesi öne çıkan sorunlar arasında yer alıyor.

Beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayet sayısı 4 bin 467’ye ulaştı. Özellikle klima, buzdolabı ve derin dondurucu gibi günlük yaşamın vazgeçilmez ürünlerinde servis randevularının gecikmesi, arızaların giderilememesi ve garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar öne çıkıyor. Tüketiciler, servis sürecinin haftalarca uzaması nedeniyle günlük yaşamlarının aksadığını belirtirken, bazı şikayetlerde aynı arıza nedeniyle birden fazla servis kaydı açıldığı görülüyor. Yaz aylarında artan klima kullanımıyla birlikte servis yoğunluğunun da şikayetlere yansıdığı dikkat çekiyor.

Yedek parça sitelerine yönelik şikayetlerdeki yüzde 96’lık artış da dikkat çekiyor. Veriler, tüketicilerin yalnızca tamir hizmetlerine değil, ürünlerini daha uzun süre kullanabilmek için yedek parçaya da daha fazla ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Tüketiciler; sipariş edilen parçaların gönderilmemesi, yanlış ürün teslim edilmesi, stokta görünen ürünlerin temin edilememesi ve iade süreçlerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle çözüm arıyor. Artan ürün fiyatları nedeniyle cihazlarını yenilemek yerine onarmayı tercih eden kullanıcılar için yedek parçaya erişim daha kritik hale geliyor.”

Şikayetvar verilerine göre yetkili servis ve yedek parça kategorilerinde öne çıkan şikayet konuları şöyle:

  • Garanti kapsamı ve garanti süresine ilişkin anlaşmazlıklar
  • Uzayan onarım süreçleri
  • Servis randevularına uyulmaması
  • Yedek parça temininde yaşanan gecikmeler
  • Aynı arızanın tekrar etmesi
  • Ürün değişim ve iade taleplerinin karşılanmaması
  • Kurulum ve montaj sırasında yaşanan sorunlar
  • Müşteri hizmetlerine ulaşamama
  • Yüksek servis ve yedek parça ücretleri 

Konuyla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetler ise şöyle sıralandı:

“Derin dondurucu satın aldım ancak aradan 15 gün geçmesine rağmen kurulum için servis gelmedi. Defalarca ulaşmaya çalışmamıza rağmen ne telefonlara yanıt alabildik ne de kurulum tarihi konusunda bilgi verildi. Ürün evde kutusunda bekliyor ve kullanamıyorum. Mağduriyetimin giderilmesi için bir an önce servis yönlendirilmesini talep ediyorum.”

“Yaklaşık 3 yıldır kullandığım buzdolabım arızalandı. Yetkili servis tarafından yapılan incelemede cihazın tamir edilemeyeceği belirtilerek garanti kapsamında değişim kararı verildi. Ancak bir süre sonra ürünün stokta bulunmadığı gerekçesiyle değişim yerine para iadesi teklif edildi. Önerilen bedelin güncel piyasa koşullarında aynı segmentte bir ürün almak için yetersiz olduğunu belirttim. Talebim para iadesi değil, değişim kararı verilen ürünün eşdeğer veya daha üst özelliklere sahip bir modelle değiştirilmesi yönünde.”

“Satın aldığım beyaz eşya için ücretini ödeyerek ek garanti yaptırdım. Ancak ürünle ilgili sorun yaşadığımda, yetkili serviste ek garantinin sistemde tanımlı olmadığı bilgisi verildi. Müşteri hizmetleriyle yaptığım görüşmede ise ek garanti kapsamında yetkili servis yerine farklı bir servis süreci işletildiği ve arıza için ek ücret talep edildiği belirtildi. Ek garanti ücretini, ürünümün garanti kapsamının genişletilmesi ve olası arızalarda ek maliyetle karşılaşmamak için ödemiştim. Buna rağmen hem garanti kapsamına ilişkin belirsizlik yaşadım hem de ek ücret talebiyle karşılaştım.”

“Satın aldığım bulaşık makinesi için ücretini ödeyerek ek garanti yaptırdım. Ancak ürünle ilgili sorun yaşadığımda, yetkili servis tarafından ek garantinin sistemde görünmediği bilgisi verildi. Müşteri hizmetleriyle yaptığım görüşmede ise ek garanti kapsamında yetkili servis yerine farklı bir servis yönlendirmesi yapıldığı ve arıza için yaklaşık 5 bin TL ücret talep edildiği belirtildi. Ek garanti ücretini, ürünümün garanti kapsamının genişletilmesi ve olası arızalarda ek maliyetle karşılaşmamak için ödemiştim. Buna rağmen hem garanti kaydının görünmemesi hem de ek ücret talebiyle karşılaşmam mağduriyet yarattı.”

“Satın aldığım mini buzdolabı bir süre sonra soğutmamaya başladı ve kullanılamaz hale geldi. Arıza kaydı oluşturmama rağmen yaklaşık 40 gündür ne servis geldi ne de tarafıma herhangi bir dönüş yapıldı. Bu süreçte defalarca müşteri hizmetleriyle görüşmeme rağmen her seferinde servis yönlendirileceği bilgisi verildi ancak herhangi bir işlem yapılmadı. Ürünü uzun süredir kullanamıyor olmama rağmen sorunun çözümü için somut bir adım atılmadı.”

“Klimamda aynı arıza nedeniyle garanti süresi boyunca defalarca servis işlemi yapılmasına rağmen sorun giderilemedi. Daha sonra arızanın, önceki servis müdahalelerindeki hatalı işlemlerden kaynaklandığını öğrendim. Sorunun devam etmesi nedeniyle garanti sonrasında 5.700 TL ücret ödemek zorunda kaldım. Hatalı servis işlemleri nedeniyle tahsil edilen bu bedelin iadesini talep ediyorum.”

“Satın aldığımız çamaşır makinesi ve buzdolabında kurulumdan itibaren ciddi sorunlar yaşadık. Çamaşır makinesi ilk kullanımda arızalanarak su baskınına neden oldu, buzdolabı ise hasarlı teslim edildi ve soğutma problemi yaşadı. Her iki ürün de servis tarafından incelenmek üzere alındı. Defalarca yaptığımız başvuruya rağmen değişim talebimiz reddedildi ve ürünlerin sorunsuz olduğu belirtildi. Ancak yaşadığımız arızalar ve servis tespitleri bunun aksini göstermektedir. Arızalı ürünler için öncelikle ücret iadesi, bu mümkün değilse sıfır ve sorunsuz ürünlerle değişim talep ediyoruz.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı