‘İstanbul’un Katmanları: Kent Arkeolojisi ve Maltepe Sempozyumu’nun bildiriler kitabı tanıtıldı

Maltepe Belediyesi’nin geçen yıl düzenlediği ve alanında önemli isimlerin katıldığı “İstanbul’un Katmanları: Kent Arkeolojisi ve Maltepe Sempozyumu”nda sunulan bildirileri içeren kitabın lansmanı yapıldı. Tanıtım için düzenlenen törende konuşan Maltepe Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen, “Bu çalışma, kentimizin kültürel varlıklarını bilimsel, kamusal ve toplumsal fayda ekseninde ele alan yaklaşımımızın somut bir sonucudur. Kentler yalnızca fiziksel mekânlar değil; aynı zamanda birikmiş hafızalardır. Bizim sorumluluğumuz, bu hafızayı korumak, güçlendirmek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır” dedi.

Maltepe Belediyesi tarafından, 2025’in Eylül ayında gerçekleştirilen “İstanbul’un Katmanları: Kent Arkeolojisi ve Maltepe Sempozyumu”nda sunulan bildirileri içeren 126 sayfalık kitabın lansmanı yapıldı. Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, Maltepe Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen tanıtım töreni, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin dinletisiyle başladı. Lansman törenine Küçükyalı Arkeopark proje yürütücüsü Esra Ekşi Balcı ve yine aynı alanda çalışma yürüten ekipler adına mimar Arzu Özsavaşçı, Düzce Üniversitesi, Su Altı Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Bilir, İstanbul Arkeoloji Müzeleri adına Mine Kiraz Vancı ve Ozan Eser Vancı, Europa Nostra Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Yiğit Özar, Maltepe Belediyesi başkan yardımcıları, birim müdürleri, meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar katıldı.

KÖYMEN: “MALTEPE GEÇMİŞİ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ BİRLİKTE TAŞIYAN BİR KENTTİR”

Sempozyum kitabının lansmanında konuşan Maltepe Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen, “Bugün burada, yalnızca bir kitap tanıtımı için değil; önemli bir bilimsel buluşmanın kalıcı bir ürünü olan çalışmayı, ortak hafızamıza kazınan bir eseri birlikte karşılamak için bir aradayız. Maltepe’nin tarihsel katmanlarını, binlerce yıllık kültürel birikimini ve bu toprakların belleğini ele alan bildiriler; artık bir kitap bütünlüğünde, geleceğe bırakılan güçlü bir kaynak haline gelmiştir. Bu eser, kent arkeolojisinin yalnızca geçmişi anlamaya değil, geleceği kurmaya da ışık tuttuğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Maltepe; geçmişi, bugünü ve geleceği birlikte taşıyan bir kenttir. Küçükyalı Arkeopark’tan Vordonisi Adası’na, Fındıkbayır’daki Bizans kalıntılarından Ceneviz Kalesi’ne uzanan bu zengin miras; bilimsel birikimle kalıcı hale gelen bu kitapta yaşamaya devam edecektir” dedi.

“BU KİTAP MALTEPE’NİN GEÇMİŞİNİ ANLAMAK İSTEYENLER İÇİN BAŞVURU KAYNAĞI”

Sempozyuma ve kitaba katkı sunan herkese teşekkür eden Başkan Esin Köymen,  “Bu çalışma, kentimizin kültürel varlıklarını bilimsel, kamusal ve toplumsal fayda ekseninde ele alan yaklaşımımızın somut bir sonucudur. Tarihsel ve kentsel miras yalnızca korunarak değil, üretilerek, paylaşarak ve çoğaltılarak yaşatılır. Bugün tanıtımını gerçekleştirdiğimiz bu kitap; Maltepe’nin ve İstanbul’un geçmişini anlamak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı olacak, aynı zamanda kent politikaları oluşturulurken de tarihi, kentsel ve kültürel miras açısından yön veren bir kitap olma niteliği taşıyacaktır. Kentler yalnızca fiziksel mekânlar değil; aynı zamanda birikmiş hafızalardır. Bizim sorumluluğumuz, bu hafızayı korumak, güçlendirmek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır. Bu tanıtımın; yeni çalışmaların, yeni iş birliklerinin ve Maltepe’nin kültürel mirasını daha da görünür kılacak projelerin başlangıcı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Sempozyuma katılan ve kitapta da bildirgeleri bulunan akademisyen ve araştırmacılar, Başkan Köymen’in konuşması sonrası selamlama konuşması yaptı.

DİJİTAL MİRAS PLATFORMU OLUŞTURULACAK

Sempozyumun kapanış konuşmasında söz alan ve İBB Miras iş birliğiyle Maltepe Mezarlığı ve Süreyyapaşa Türbesi’nde restorasyon çalışmaları yaptıklarını belirten Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı Cevahir Efe Akçelik, “Küçükyalı Arkeopark’ı, kent yaşamının aktif bir parçası haline getirilmesi gereken önemli bir miras alanı olarak ele alıyor, bu doğrultuda düzenli bakım çalışmalarına katkı sunuyoruz. Aynı zamanda “İstanbul’un Katmanları: Kent Arkeolojisi ve Maltepe” başlıklı bir sempozyumu alanda gerçekleştirerek kamuoyunun gündeminde canlı tutmayı amaçlıyoruz” diye konuştu. İlçede yürütülen kültürel mirasla ilgili çalışmalara da sözlerinde yer veren Akçelik, bu alanda yapacakları çalışmalarından bahsederek şunları söyledi: “Maltepe Tren İstasyonu ile dört adet lojmanın; kültür merkezi, sergi ve atölye alanı olarak değerlendirilmesi amacıyla T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na ikinci resmi başvurumuzu yaptık. Vordonisi Adası ve Bostancıbaşı Köprüsü’ne ilişkin bir takım çalışmalarımız sürüyor. Başkanımızın özel çabasıyla Süreyyapaşa Köşkü’nün restorasyonuna yönelik önemli adımlar atılıyor; bu yapıyı yeniden kent yaşamına kazandırmayı hedefliyoruz. Maltepe’ye ilişkin tez, kitap ve akademik çalışmaları bir araya getirerek kapsamlı bir envanter ve kamusal bir kitaplık oluşturmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte; Süreyya Plajı, Bakireler Anıtı, Süreyya İlmen ve Türkan Tangör üzerine yürüteceğimiz sözlü tarih çalışmalarıyla kentin yaşayan hafızasını kayıt altına almayı amaçlıyoruz. Öte yandan, ilçemizde bulunan 97 adet tescilli yapının fotoğraflama çalışmasını tamamladık. Ayrıca tescilli yapılar, sit alanları, sözlü tarih kayıtları ve görsel arşivleri bir araya getirerek kapsamlı bir dijital miras platformu oluşturmayı hedefliyoruz. Bu platformla, kültürel mirası yalnızca kayıt altına alan değil; aynı zamanda görünür kılan, paylaşan ve kamusallaştıran bir yaklaşımı hayata geçireceğiz. Ayrıca, “İstanbul’un Katmanları: Kent Arkeolojisi ve Maltepe Sempozyumu”nun ikincisini, daha geniş bir programla Haziran ayında yeniden Küçükyalı Arkeopark’ında gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Köy Tiyatroları Festivali başlıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Köy Tiyatroları, İzmir’in dört bir yanında dokuz farklı noktada yaklaşık 200 katılımcıyla kırsal yaşamla sanatı buluşturacak. Bu yıl “Kadın Emeği” temasıyla düzenlenecek “4. Köy Tiyatroları Festivali”, 11-14 Nisan tarihlerinde ücretsiz olarak sanatseverleri tiyatronun büyülü dünyasında bir araya getiriyor.

İzmir’in farklı ilçelerinde sürdürülen İzmir Büyükşehir Belediyesi Köy Tiyatroları çalışmaları, bu yıl da geniş bir katılımla sahneye taşınıyor. Bergama Kozak’tan Foça Yenibağarası’na, Ödemiş Konaklı’dan Çeşme Germiyan’a, Dikili Bademli, Buca Belenbaşı, Güzelbahçe Yelki, Seferihisar Ürkmez ve Ulamış’a kadar uzanan projede yaklaşık 200 katılımcı yer alıyor. 11-14 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek 4. Köy Tiyatroları Festivali, kırsal yaşam ile sanatı buluşturmayı hedefliyor.

Kırsaldan sahneye kültürel yolculuk

Batı Anadolu’nun kültürel mirasını yaşatmayı hedefleyen proje, kırsal bölgelerde yaşayan yurttaşların sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkı sunuyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünden ilham alan çalışmalar, Cemil Tugay’ın desteğiyle kent ile kırsal arasında bir kültür köprüsü kuruyor.

Festival programı

Festival programı 11 Nisan Cumartesi saat 13.00’te “Dünden Bugüne Köy Tiyatroları” sergisinin açılışıyla başlayacak. Aynı gün saat 14.00’te Ürkmez Çocukça Tiyatrosu “Gülmeyi Unutan Pando” adlı oyununu sahneleyecek, saat 19.30’da Çeşme Germiyan Köy Tiyatrosu “Hangimiz Deli” ile izleyici karşısına çıkacak ve saat 20.30’da Foça Yenibağarası Köy Tiyatrosu “Adımız Kadın Soyadımız Zafer” oyununu sergileyecek.

12 Nisan Pazar saat 13.00’te Buca Belenbaşı Yörük Köy Tiyatrosu “Bizden Hikayeler” adlı oyunu sahneleyecek, saat 14.00’te Ulamış Köy Tiyatrosu “Aile Arasında” ile devam edecek. 19.30’da Ödemiş Konaklı Kadın Tiyatrosu “Bu Vatan Biziz”, 20.30’da ise Bergama Kozak Yukarıbey Köy Tiyatrosu “Toprak Ananın Sesi” adlı oyunlarını izleyiciyle buluşturacak.

13 Nisan Pazartesi saat 13.00’te “Sanatta ve Hayatta Kadının Görünmeyen Emeği” başlıklı söyleşi gerçekleştirilecek, ardından saat 19.30’da Dikili Bademli Köy Tiyatrosu “Hadi Gari Yok Gari”, saat 20.30’da ise Yelki Köy Tiyatrosu “Ah Şu Televizyon” adlı oyunlarını sahneleyecek. Festivalin son günü olan 14 Nisan Salı saat 11.00’de “Köy Tiyatrosu Her Yerde” adlı film gösterimi yapılacak. Saat 14.00’te “Ayrımcılık ile Mücadele” atölyesi düzenlenecek ve festival saat 20.30’da Güzelbahçe Belediyesi Çamlı Köy Tiyatrosu’nun “Naaş-ı Muhteremler” adlı oyunu ile sona erecek.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EİB XX. Moda Tasarım Yarışması’nın Şampiyonu Halit Tiryaki Oldu

EİB Moda Tasarım Yarışması’nda 20 yılda 200 tasarımcı final heyecanı yaşadı. 200 tasarımcının 25’i yurtdışında yüksek lisans eğitimi alırken, yüzde 58’i ihracatçı firmalarda baş tasarımcı oldu. Yüzde 26’sı kendi markasını kurdu ve tasarımlarını ticarileştirme yolunda önemli adımlar attı.

Türk moda endüstrisine genç, yetenekli ve vizyoner tasarımcılar kazandırmak, moda endüstrisinin insan kaynağına yatırım yapmak amacıyla Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen EİB Moda Tasarım Yarışması’nda 20. Yıla ulaşmanın gururu yaşanıyor.

EİB XX. Moda Tasarım Yarışması’nda birinciliği Halit Tiryaki kazanırken, Bilgenur Nehir Demir ikincilik, Huriye Kızkut üçüncülük mutluluğu yaşadı.

EİB Moda Tasarım Yarışması’nın Final Defilesi ve Ödül Töreni, Grand Hyatt İzmir-İstinye Park M2 Balo Salonu’nda Rönesans Ajans-Akif Örük’ün Kareografisinde gerçekleştirildi.

Farkı daha iyi tasarlayanlar oluşturuyor

Ödül töreninde konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, dünyada hazır giyim endüstrilerinin tasarım ve üretim başlıklarında şekillendiğini, farkı ucuza üretenlerin değil, daha iyi tasarlayanların, daha güçlü hikâye anlatanların, markasını dünyaya kabul ettirenlerin oluşturduğunu vurguladı.

Tasarımın ürünün kimliğini oluşturduğunu ve markaya karakter kazandırdığının altını çizen Gültepe, “Tüketiciyle ürün arasında duygusal bağ kurduruyor. Bugün tüketici bir tişört almıyor. Kendini ifade ettiği bir dili satın alıyor. Bir duruşu satın alıyor. Bir hikâyenin parçası oluyor. Ve o hikâye ne kadar güçlüyse, o ürün o kadar değerli hale geliyor. Özetle katma değerin anahtarının tasarım olduğunu unutmamalıyız” şeklinde konuştu.

Türtiye’nin Asya’daki üreticilerle fiyat rekabetine girme şansının olmadığını dillendiren TİM Başkan Gültepe şöyle konuştu; “Asya bir yana, bugün Avrupa’daki birçok ülkeden bile daha pahalıyız.  Bu denklemde kazanma şansımız bulunmuyor. Eğer oyunu sadece fiyat üzerinden oynarsak, her zaman bizden daha ucuza üretenler çıkacak. Biz bir yandan yapısal sorunları çözerken diğer taraftan tüm gücümüzle tasarıma, markalaşmaya ve ikiz dönüşüme odaklanıyoruz. Bu yolculukta en büyük kaldıraçlarımızdan biri tasarım olacak. Oyunu tasarım ve marka üzerinden oynadığımızda kuralları daha çok biz belirleyeceğiz. Biz bu oyunda birçok avantaja sahibiz. Çünkü bu toprakların binlerce yıllık kültürü var. Motiflerimiz var, Renklerimiz var, Hikâyelerimiz var, bu motifleri, bu renkleri, bu hikâyeleri tasarımın da gücüyle markaya dönüştürebilmeliyiz.”

Trendleri takip etmeyin, trendleri siz belirleyin

Tasarımcılara “Sevgili gençler, Sizler bu dönüşümün en kritik aktörlerisiniz. Sadece trendleri takip etmeyin. Trendleri siz belirleyin. Sadece güzel olanı değil, anlamlı olanı tasarlayın” diye tüyolar veren Gültepe, “Sadece bugünü değil, yarını inşa edin. Kendi köklerimizden, geleneklerimizden beslenin ama dünyaya konuşan bir dil geliştirin. Hayal kurmaktan, çizgilerin dışına çıkmaktan korkmayın. Çünkü iddialı tasarımlar ve markalar, cesaretin olduğu yerde doğuyor. Ben sizin cesaretinize güveniyorum. Sizin hayal gücünüze inanıyorum. Cesaretinizle sınırları aşacağınıza, hayallerinizle markalara güç katacağınıza, çizgilerinizle moda endüstrimizin ve ihracatımızın geleceğini şekillendireceğinize yürekten inanıyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

EİB Moda Tasarım Yarışması’nı 20 yıldır büyük bir inançla sürdürdüklerini dile getiren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, EİB Moda Tasarım Yarışması’nın 20. yılına ulaşmanın kendileri adına büyük bir gurur kaynağı olduğunu, 20 yılda 200 tasarımcıyı sektöre entegre ettiklerinin altını çizdi.

116 tasarımcı baştasarımcı oldu, 52’si kendi markasını kurdu

Yarışmaya katılan tasarımcıların yüzde 90’dan fazlasının hâlen sektörde aktif olarak çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Sertbaş, “Yarışmamıza katılan tasarımcılarımızın yüzde 58’i ihracat yapan firmaların tasarım departmanlarında baş tasarımcı olarak görev alıyor. Yüzde 26’sı ise kendi markasını kurarak tasarımlarını ticarileştirme yolunda önemli adımlar attı. Tüm bu tablo bize çok açık bir gerçeği göstermektedir: EİB Moda Tasarım Yarışması, yalnızca ödül veren bir yarışma değil; tasarımcıyı doğrudan üretim yapısına, ihracatçı firmalara ve markalaşma süreçlerine entegre eden bir yapı” ifadelerini kullandı.

Ticaret Bakanlığı’nın desteği çok kıymetli

Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle genç yeteneklerin dünyaya açılmalarının kapısını açtıklarını dillendiren Sertbaş, Ticaret Bakanlığı’nın 2008 yılından itibaren hayata geçirdiği Tasarım Tebliği kapsamında 25 finalistin yurt dışında yüksek lisans eğitimini tamamladığını, bu tasarımcıların yüzde 70’inin sonraki süreçte Türkiye’ye dönerek dönerek edindikleri bilgi ve deneyimi sektörümüze aktarmaya devam ettiklerini, Ticaret Bakanlığı’nın süreç içindeki desteğinin çok kıymetli olduğunu ifade etti.

“Yirmi yıldır yarışmamızın amacı hep aynı oldu: Genç tasarımcıları keşfetmek, onları sektörümüze kazandırmak, Türk moda endüstrisinin geleceğini tasarımla güçlendirmek ve ülkemizin katma değerli ihracat yolculuğuna nitelikli insan kaynağı kazandırmak” diyen Sertbaş, “Geldiğimiz noktada EİB Moda Tasarım Yarışması artık yalnızca bir organizasyon değil, sektörümüz için güçlü bir gelenek haline geldi. Bu yarışma, ortak bir inancın, ortak bir emeğin ve ortak bir sahiplenmenin ürünüdür” şeklinde konuştu.

Tasarımı stratejik alan olarak görüyoruz

Hazır giyim sektörünün uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin en önemli üretim ve ihracat gücü olduğuna dikkati çeken Sertbaş şöyle devam etti: “Ancak bugün geldiğimiz noktada biliyoruz ki sadece üretmek yetmiyor. Dünyada fark yaratan ülkeler, yalnızca üretim gücüyle değil; tasarım diliyle, marka kimliğiyle, yenilikçilik kapasitesiyle ve kültürel anlatısıyla öne çıkıyor. Biz de Ege Bölgesi olarak tam bu noktada tasarımı stratejik bir alan olarak görüyoruz.”

Talepteki daralma tasarımın önemini ortaya koydu

Son iki yıldır küresel talepte yaşanan daralmanın, maliyet baskıları ve ana ihraç pazarlarındaki ekonomik yavaşlama nedeniyle Türk moda endüstrisinin ihracatında gerilemeye yol açtığının altını çizen Sertbaş, “Bu tablo, katma değerli üretimin, tasarımın ve markalaşmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde tasarımın geleceğinin sürdürülebilirlik, teknoloji ve fonksiyonellik ekseninde daha da şekilleneceğine inanıyorum. Fiyat rekabetine dayalı bir modelin sürdürülebilir olmadığı bu süreçte, tasarım gücü ve markalaşma sektörümüz açısından çok daha stratejik bir önem taşıyor. İşte tam da bu nedenle ben tasarım yarışmalarını yalnızca bir yarışma olarak görmüyorum. Tasarım yarışmaları, sektörün geleceğine yapılan orta ve uzun vadeli bir insan kaynağı yatırımıdır. Genç tasarımcıların sektöre erken temas etmesini sağlamak, profesyonel geri bildirim almalarını mümkün kılmak, üretimin gerçekleriyle tanışmalarına katkı sunmak ve onları uluslararası rekabete hazırlamak son derece kıymetlidir” diyerek sözlerini noktaladı.

Hazar: “Türk moda endüstrisinin geleceğini tasarımla güçlendirmek için çalışıyoruz”

EİB Moda Tasarım Yarışması Komitesi ve Jüri Başkanı Tuğba Hazar, EİB Moda Tasarım Yarışması’ndaki amaçlarının; genç tasarımcıları keşfetmek, onları sektöre kazandırmak ve Türk moda endüstrisinin geleceğini tasarımla güçlendirmek olduğunu bu amaçla 20 yıldır emek verdiklerini dile getirdi.

“Bu akşam burada yalnızca bir final gecesinde değil; aylar süren emeğin, heyecanın ve yaratıcı yolculuğun en özel anında bir aradayız” diyen Hazar, “8 yıldır komite başkanlığını yürüttüğüm tasarım yarışmamızda bizler de bu yolculuğun tam içindeyiz. Başvuru sürecinden jüri değerlendirmelerine, dikim sürecinden final defilesine kadar her aşamada genç tasarımcılarımızın verdiği emeğe çok yakından tanıklık ediyoruz. Şunu çok net söylemek isterim: Bu sahnede gördüğünüz hiçbir tasarım yalnızca bir kıyafet değil. Her biri uzun bir hazırlığın, yoğun bir emeğin, güçlü bir hayal gücünün ve özgün bir tasarım dilinin sonucudur. Bu da bizlere gösteriyor ki EİB Moda Tasarım Yarışması, yalnızca bir yarışma değil; aynı zamanda bir gelişim alanı, bir kariyer başlangıcı ve güçlü bir tasarım ekosistemidir” diye konuştu.

EİB Moda Tasarım Yarışması’nda Jüride şu isimler yer aldı;

Jüri Başkanı ve Yarışma Komitesi Başkanı Sayın Tuğba Hazar

Moda Tasarımcısı Sayın Belma Özdemir

Moda Tasarımcısı Erol Albayrak

İzmir Moda Tasarımcıları Derneği Başkanı Sayın Esin Özyiğit

Moda Stilisti Sayın Mert Yemenicioğlu

Moda Tasarımcısı Sayın Niyazi Erdoğan

Marka Kurucusu, Girişimci Sayın Nur Bilen Yavuzer

Marka Kurucusu & Kreatif Direktör Sayın Özge Erdem

Moda Tasarımcısı Sayın Özlem Erkan

Moda Tasarımcısı Sayın Özlem Kaya

Moda Marka Danışmanı / Marka Kurucusu Sayın Serhat Şengül

Moda Tasarımcısı Sayın Sezgi Tüzel

Moda Tasarımcısı Sayın Sibel Bozcakurt

Moda Tasarımcısı Sayın Simay Bülbül

Moda Tasarımcısı / Marka Kurucusu Sayın Siren Ertan

Moda Yazarı Sayın Ümit Temurçin

Moda Tasarımcısı Nazlı Terzioğlu finalistlere yarışma sürecinde mentörlük yaptı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

NR1 Türk’te Yeni Magazin Dönemi Başlıyor: Ünlü Model ve Sunucu Tuğçe Aral Ekranlara Dönüyor

NR1 Türk ekranlarında izleyiciyle buluşmaya hazırlanan yeni magazin programının sunucusu ünlü model ve sunucu Tuğçe Aral oldu. Magazin dünyasına iddialı bir giriş yapmaya hazırlanan program, güçlü kadrosu ve dikkat çeken içeriğiyle şimdiden merak uyandırıyor.

Yapımcılığını Suat Yanç’ın üstlendiği program, ilk bölümüyle 17 Nisan saat 20:00’de NR1 Türk ekranlarında izleyiciyle buluşacak.Haftanın en çok konuşulan olaylarını sadece aktaran değil,yorumlayan ve farklı bir bakış açısıyla ele alan yapım, magazin dünyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.

Tuğçe Aral,projeyle ilgili şu ifadeleri kullandı: “Magazin sadece gördüğümüzden ibaret değil.Biz, konuşulanların arkasındaki hikâyeyi de izleyiciyle buluşturmak istiyoruz.Hem saygılı hem de güçlü bir içerik hazırlıyoruz.”

Müzikten modaya, özel davetlerden kırmızı halıya uzanan geniş içeriğiyle program;her hafta stüdyoda ağırlayacağı ünlü konuklarla dikkat çekecek.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İstanbul’da Spiritüel Bir Yolculuk: ‘Ocean in the Desert Show’ Sahnede

İstanbul’da sanat ve ruhu bir araya getiren özel bir etkinlik kapıda.’Ocean in the Desert Show’, izleyicilere sadece bir konser değil, çok katmanlı bir deneyim vadediyor.

Azerbaycanlı müzisyen Seyran İsmayılkhanov’un imzasını taşıyan bu etkileyici proje, müzikle görsel sanatları harmanlayarak izleyiciyi adeta farklı bir boyuta taşıyor. Sanatçının, köklerinden aldığı ilhamı modern bir anlayışla sahneye taşıması, projeyi uluslararası arenada dikkat çekici kılan en önemli unsurlardan biri.

Programın repertuvarı oldukça zengin. Geleneksel Azerbaycan ezgilerinin modern yorumlarının yanı sıra, dünyaca ünlü tenor Luciano Pavarotti’nin hafızalara kazınan eserleri de performansın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bunun yanında İsmayılkhanov’un kendi besteleri, izleyiciye spiritüel ve pozitif bir atmosfer sunmayı amaçlıyor.

Sahne performansı yalnızca müzikle sınırlı değil. Gösteride kullanılan video projeksiyonlar, özel efektler ve dans koreografileri, etkinliği görsel bir şölene dönüştürüyor. Bu yönüyle “Ocean in the Desert Show”, klasik konser anlayışının ötesine geçerek bütüncül bir sanat deneyimi sunuyor.

Sanatçıya sahnede, keman virtüözü Anar Yusub, güçlü vokaliyle Vüsale Askerova ve dans-koreografi performanslarıyla Derya Kaptan eşlik edecek. Etkinlik, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde 9 Nisan saat 19:30’da gerçekleşecek. Organizasyon ise Hari Bülbül Azerbaycan Medeniyet Derneği tarafından düzenleniyor. Sanat, müzik ve ruhsal bir yolculuğu aynı sahnede deneyimlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir gece olacak.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Türk Tarih“Türk Tarihinden İzler”de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!inden İzler”de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!

“Türk Tarihinden İzler” adlı söyleşi dizisinde, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl moderatörlüğünde Türk tarihi farklı veçhelerden ele alınıyor. Alanında uzman konukların da katılımıyla Türklerin tarihte bıraktığı izler takip ediliyor, tarihsel serüvenleri inceleniyor. Söyleşi dizisinin nisan ayı konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu oldu. 7 Nisan Salı akşamı Zeytinburnu Kültür Sanat’ta gerçekleşen sohbette “Türk Dünyasında Aydınlanma” hakkında konuşuldu.

“Türk Tarihinden İzler” adlı programın nisan ayı söyleşisinde Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın moderatörlüğünde Prof. Dr. İsmail Türkoğlu konuk edildi. 7 Nisan Salı akşamı saat 19.30’da başlayan sohbette Türk dünyasının yakın tarih içindeki dönüşümü ve güncel durumu üzerinde duruldu.

“Alfabe farklılıkları, Türk dünyasının birbirini okumasını engelledi.”
Prof. Dr. İsmail Türkoğlu, Türk devletlerinde farklı alfabelerin kullanılmasının nedenlerine ve yarattığı sonuçlara dikkat çekti:
“Türklerin alfabelerini farklılaştırmak Nikolay İlminskiy adında bir Rus misyonerin projesiydi ama o bunu başaramadı. Ama daha sonra bu proje uygulamaya kondu. Kazak’ın, Tatar’ın, Özbek’in, Türkmen’in, Başkurt’un alfabesi ayrı hale geldi. Türkler birbirini okuyup anlamasın diye alfabedeki harf sayıları da farklı. O dönem biz de Latin alfabesine geçtik. Stalin bu kez Latin alfabesinden Kiril alfabesine geçti. 1991’e kadar bütün Türk soylular aynı alfabeyi kullanmalarına rağmen farklılıklar nedeniyle birbirlerini okuyup anlamakta zorluk çekiyorlardı.”

“Stalin, Türk dünyasının aydınlarını ortadan kaldırdı.”
Prof. Dr. İsmail Türkoğlu, Sovyetler’in dağılmasının Türk dünyası için bir şans olduğunu vurguladı:
“Stalin terör konusunda çok zeki. Türk dünyasının aleyhine işler yapıyor. Türk dünyasının aydınlarını ortadan kaldırıyor. Böylece bağımsızlık ya da Sovyetler’den kopma gibi bir ideoloji 1991’e kadar gündeme gelemiyor. 1991, Türk dünyasına Tanrı’nın bir hediyesi. Bugün en azından beş tane bağımsız Türk cumhuriyetimiz var. Türkmenistan hariç hepsiyle de ilişkilerimiz çok iyi.” 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Manisa Büyükşehir’den Dünya Romanlar Günü’ne Özel Kutlama

Manisa Büyükşehir Belediyesi, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü kapsamında etkinlik düzenledi. Roman vatandaşlar ve sivil toplum örgütleriyle bir araya gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, ayrıştırmayan ve ötekileştirilen kesimlere pozitif ayrımcılıkla yaklaşan bir belediyecilik anlayışını benimsediklerini vurguladı.

MASYA Malta Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen programa Başkan Dutlulu’nun yanı sıra CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcıları Ahmet Ata Temiz, Erk Kayabaş ve Ulaş Aydın, CHP Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak, mahalle muhtarları ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

“Herkese Kucak Açan Belediye Anlayışımız Var”

Roman vatandaşlarla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, belediyecilik vizyonlarının temelinde eşitlik ve dayanışma yattığını belirtti. Başkan Dutlulu, “Kimseyi ayırt etmeden, pozitif ayrımcılık yaparak herkese kucak açan bir yönetim sergiliyoruz. Toplumun en çok hakkı yenen ve ötekileştirilen kesimlerinden olan Roman hemşehrilerimize belediye olarak sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi. Roman vatandaşlara yönelik desteklerin artarak süreceğini ifade eden Dutlulu, “Sizlerle beraberiz. Hem kişisel hem de toplumsal anlamda gelişmeniz için elimizden geleni yapacağız. Bu benim size sözümdür” diyerek dayanışma mesajı verdi.

“Belediyeye Ait Alanlar Halkın Olacak”

Belediyeye ait alanların sadece halkın yararına kullanılacağını vurgulayan Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: “Artık sadece halk için, vatandaş için iş yapma zamanı. Sosyal tesis anlayışımızı il geneline yayacağız. Bulunduğumuz bu tesis de artık belediyemizin bir sosyal tesisidir; tüm vatandaşlarımız buradan en ekonomik şekilde faydalanabilir.”

Roman Ofisi Vurgusu

Sosyal belediyecilik projeleri kapsamında Roman Ofisi’nin önemine dikkat çeken Başkan Dutlulu, bu yapının Roman vatandaşlar ile belediye arasındaki bağı güçlendirdiğini söyledi. Sosyal yardımlardan işe alımlara, etkinliklerden taleplere kadar tüm süreçlerin bu ofis aracılığıyla düzenli bir şekilde yürütüldüğünü belirten Dutlulu, diyaloğun kurumsal bir yapıya kavuşmasının kritik bir adım olduğunu ifade etti.

Romanlar Günü’nü Kutladı

Vatandaşlara kapılarının her zaman açık olduğunu hatırlatan Dutlulu, “Diyaloğumuzu koparmayalım. Kişisel sorunlarınızda da yanınızdayım ancak önceliğimiz toplumsal sorunları birlikte çözmek. Sizler bu şehrin neşesi ve en güzel renklerisiniz. Manisa’mızda her bir vatandaşımızın eşit haklara, eşit fırsatlara ve adil bir yaşama sahip olması için çalışıyoruz. Toplumsal adaleti ve kardeşliğimizi hep birlikte güçlendirmeye devam edeceğiz. Tüm Roman vatandaşlarımızın Dünya Romanlar Günü kutlu olsun” dedi.

Başkan Balaban ve İl Başkanı Özalper’den Kutlama Mesajı

Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, geçen yıl düzenlenen geniş katılımlı etkinlikleri hatırlatarak bu yıl da anlamlı organizasyonlara imza atacaklarını belirtti ve tüm Roman vatandaşların gününü kutladı. CHP İl Başkanı İlksen Özalper ise Romanların toplumun kıymetli bir parçası olduğunu vurgulayarak katılımcılara teşekkürlerini iletti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Küresel Para Haftası Kapsamında Ankara Üniversitesi’nde Finans ve Gayrimenkul Okuryazarlığı Ele Alındı

Küresel ölçekte finansal farkındalığın artırılmasını amaçlayan Küresel Para Haftası (Global Money Week), 2026 yılı etkinlikleri kapsamında Türkiye’de çeşitli programlarla kutlandı. Finansal okuryazarlığın özellikle çocuklar ve gençler arasında erken yaşta geliştirilmesini hedefleyen bu uluslararası girişim, 2012 yılından bu yana dünya genelinde geniş bir etki alanına ulaşmaya devam ediyor.
2018 yılından itibaren Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) öncülüğünde yürütülen Küresel Para Haftası, Türkiye’de Sermaye Piyasası Kurulu koordinasyonunda ve ilgili paydaşların katkılarıyla gerçekleştirildi. Bugün 176 ülkede eş zamanlı olarak düzenlenen etkinlikler, milyonlarca kişiye finansal bilinç kazandırmayı amaçladı.
2026 yılı Türkiye etkinlikleri, Borsa İstanbul’da gerçekleştirilen gong töreniyle başladı. Açılış programı; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği ve ilgili kurumların iş birliğiyle düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda, finansal okuryazarlığın bireysel refahın artırılmasında, yatırımcı güveninin güçlendirilmesinde ve ekonomik istikrarın sağlanmasında kritik rol oynadığı vurgulandı.
Küresel Para Haftası kapsamında düzenlenen etkinliklerden biri olan “Finans ve Gayrimenkul Okuryazarlığı ile Finansal Dönüşümü Başlatmak” başlıklı program, 8 Nisan 2026 Çarşamba günü Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümü ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Türkiye’de “Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi” alanında lisans düzeyinde eğitim veren ilk akademik birim olma özelliğine sahip bölüm, uluslararası düzeyde sahip olduğu güçlü akreditasyon ve iş birlikleriyle dikkat çekti. Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi üyeliği, RICS akreditasyonu, IFMA iş birliği ve European Facility Management Network üyeliği gibi önemli bağlantılar, bölümün küresel ölçekteki konumunu bir kez daha ortaya koydu.
Program kapsamında, finansal okuryazarlık ile gayrimenkul okuryazarlığı konuları bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Alanında uzman konuşmacıların katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, özellikle gençlerin veri temelli ve rasyonel karar alma becerilerinin geliştirilmesine yönelik önemli değerlendirmeler paylaşıldı.
Küresel Para Haftası, yalnızca finansal bilgi paylaşımı sağlayan bir etkinlik olmanın ötesinde, bireylerin ekonomik hayata bilinçli ve aktif katılımını teşvik eden küresel bir farkındalık hareketi olarak önemini bir kez daha ortaya koydu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Zorba Taverna’da Sirtaki Coşkusu! George Klontzas İstanbul’u Salladı

Yunanistan’ın genç ve enerjik sanatçısı George Klontzas, İstanbul gecelerine damga vurdu. Ünlü mekan Zorba Taverna’da üst üste iki gece sahne alan genç sanatçı, performansıyla izleyenleri adeta büyüledi.

Konser boyunca sadece şarkılar değil, tam anlamıyla bir eğlence şöleni yaşandı. Klontzas’ın hareketli parçalarına eşlik eden konuklar, sirtaki yapıp tabak kırarak gecenin ritmini zirveye taşıdı. Mekanda oluşan enerji, İstanbul gecelerinde uzun süre konuşulacak türdendi.

Gecenin ev sahibi Teo Kalyoncu ise Yunan sanatçıyı Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu tür buluşmaların iki ülke arasındaki dostluğu güçlendirdiğini vurguladı.

Sahnedeki performansının yanı sıra samimi tavırlarıyla da beğeni toplayan George Klontzas, duygularını şu sözlerle ifade etti:

“Başka bir ülkede böyle sıcak karşılanmak beni derinden etkiledi. Türk-Yunan dostluğunu burada hissetmek çok kıymetli. En kısa sürede tekrar buluşmak için sabırsızlanıyorum.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Özge Ulusoy Boynunda Servet Taşıdı! Genola’dan Düğün Hediyesi Sürprizi

Mücevher dünyasının dikkat çeken markalarından Genola, 58. İstanbul Jewellery Show’da adeta yıldızlar geçidine sahne oldu. Markanın kurucusu ve kreatif direktörü Mehmet Güler ile marka yüzü Özge Ulusoy, iş birliklerinin ikinci yılını fuar kapsamında birlikte kutladı.

İki yıldır süren başarılı iş birlikleriyle adlarından söz ettiren ikili, fuar boyunca yoğun ilgi gördü. Genola’nın zamansız tasarım anlayışı ve güçlü marka kimliği, Özge Ulusoy’un zarafetiyle birleşince ortaya yine çok konuşulan bir tablo çıktı.

Gecenin en çok konuşulan detayı ise Özge Ulusoy’un boynundaki mücevher oldu. Göz kamaştıran tasarımın değerinin yaklaşık 1 milyon TL olduğu öğrenilirken, Ulusoy adeta “boynunda servet taşıdı.” Şıklığı ve duruşuyla fuarın en dikkat çeken isimlerinden biri olan ünlü model, takılarıyla da sosyal medyada gündem olmayı başardı.

Röportajda konuşan Mehmet Güler, Özge Ulusoy ile iki yıl önce başlayan sürecin tasarım gücünü daha da ileri taşıdığını belirterek, “Minimal ve zamansız çizgilerle ilerledik, bugün geldiğimiz noktada ürünlerimiz büyük beğeni görüyor” dedi.

Özge Ulusoy ise mücevherin sadece bir aksesuar değil aynı zamanda yatırım aracı olduğuna dikkat çekerek, “Altın almak için doğru bir dönemdeyiz. Hem yatırım yapıyorsunuz hem de sanat eseri taşıyorsunuz. Külçe altın almak yerine takı olarak kullanmak çok daha keyifli” ifadelerini kullandı.

Öte yandan fuarda dikkat çeken bir diğer sürpriz açıklama da Genola’dan geldi. Marka, Özge Ulusoy evlendiğinde, onun için özel olarak tasarlanmış bir mücevheri düğün hediyesi olarak sunacaklarını açıkladı. Bu jest, iş birliğinin ne kadar güçlü ve samimi bir noktaya ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Genola’nın fuarda tanıttığı “Signature” koleksiyonu da büyük ilgi gördü. İnce işçilik, modern tasarım ve zamansız şıklığı bir araya getiren koleksiyon, ziyaretçilerden tam not aldı.

Başarılı iş birliği ve güçlü tasarım diliyle Genola, uluslararası mücevher sahnesinde yükselişini sürdürürken; Özge Ulusoy’un ışıltısı da markanın vitrininde parlamaya devam ediyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı