Gemlik’te Hıdırellez Coşkusu

Hıdırellez coşkusu Gemlik’te renkli görüntülere sahne oldu. Gemlikliler, baharın gelişini simgeleyen, barış, kardeşlik ve dayanışma duygularını pekiştiren kutlamalarda bir araya geldiler.

Akşam saatlerinde başlayan programda meydanı dolduran gençler, çocuklar ve aileler müzikler eşliğinde eğlenirken, yöresel dans gösterileri büyük ilgi gördü. Geleneksel Hıdırellez ritüellerinden biri olan ateş yakılmasıyla birlikte vatandaşlar baharın gelişini neşeyle karşıladı.

Program, Bursa Büyükşehir Belediyesi Çalgıcı Mektebi Roman Orkestrası konseriyle devam etti. Solistler Elif Aydoğdu ve Serkan Kiviz sahne performanslarıyla geceye renk kattı. Gemlik Romanlar Derneği dans ekibinin gösterileri de vatandaşlardan alkış aldı.

Kutlamalara katılan Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, vatandaşlarla birlikte Hıdırellez coşkusunu yaşadı. Başkan Deviren, İskele Meydanı’nda birlik ve beraberlik duygularının güçlendiğini belirterek, “Baharın müjdecisi Hıdırellez coşkusunu değerli hemşehrilerimizle omuz omuza yaşadık. Barışın, dostluğun, birlik ve dayanışmanın en güzel örneklerini hep birlikte gördük” dedi. Başkan Deviren ayrıca organizasyona katkı sunan başta Bursa Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm ekiplere teşekkür ederek, birlik ve beraberlik mesajı verdi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Menemen’de üniversiteliler 8 bin yıllık gelenekle buluştu

Menemen Belediyesi, Bakırçay Üniversitesi tarafından düzenlenen bahar şenliğinde açtığı standıyla öğrencilerin ilgi odağı oldu. Çömlek atölyesinde ateşin ve toprağın 8 bin yıllık dansı olan Menemen çömlekçiliğini öğrenen gençler, playstation ile de doyasıya eğlendi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, “Kültürümüzü ve köklerimizi üniversite öğrencilerimizle buluşturmaktan mutluluk duyduk” dedi.

Menemen’de çömlek rüzgarı bu kez Bakırçay Üniversitesi’nde esiyor. Bakırçay Üniversitesi tarafından üniversite kampüsünde düzenlenen bahar şenlikleri, gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirilirken, Menemen Belediyesi’nin şenlik kapsamında açtığı stant büyük ilgi çekiyor. Menemen’in geleneksel çömlekçiliğinin yeni nesillere aşılandığı stantta düzenlenen atölye çalışmalarında öğrenciler torna kullanmayı ve çamuru şekillendirerek çömlek haline getirmeyi öğreniyor. Atölye saatlerinde torna kullanmak için öğrencilerin sıraya girdiği stantta, Menemen’i tanıtan kitapçıklar da öğrencilere dağıtılarak, yaşadıkları ve eğitim gördükleri kenti daha yakından tanımaları sağlanıyor.

Menemen Belediyesi standına yoğun ilgi

Menemen Belediyesi tarafından Bakırçay Üniversitesi Bahar Şenliği kapsamında açılan stant, yalnızca çömlek ve kitapçık dağıtımından da oluşmuyor. Kurulan ekranlarda ilçe ve Menemen Belediyesi tarafından yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirici videolar izletilirken, oluşturulan playstation oyun alanı da gençler tarafından yoğun bir şekilde tercih ediliyor. Stantta hem Menemen’in 8 bin yıllık çömlek geleneğini öğrenip hem playstation oynama fırsatı bulan gençler, zaman zaman uzun kuyruklar oluşturuyor.

“Her öğrenci yarın birer kültür elçisi olacak”

Çömlekçiliğin, Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle buluşturulmasının önemine değinen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, “Yaşadığımız topraklarda mazisi binlerce yıllık bir geleneği, yarınlara taşımak ne kadar önemliyse, yurdun dört bir yanından gelen ve belki de yarın yine yurdun dört bir yanına gidecek olan gençleri bu kültürle buluşturmak ve onlara tanıtmak da çok önemli. Çünkü üniversite öğrencilerinin her biri aynı zamanda birer kültür elçisi. Burada geçirecekleri yılların ardından bu kentten öğrendiklerini, bu kentte deneyimlediklerini ve bu kente dair güzellikleri, Edirne’den Kars’a kadar Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklar. Kimileri yurt dışına gidecek ve oraya taşıyacak. Bu nedenle hem gençlerin eğlenmesi hem de bu kadim kültürü öğrenmeleri adına çömlek atölyemizi bahar şenliğiyle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Rahmi M. Koç Müzesi’nden ‘iki teker’in tarihine ışık tutan kitap: Pedaldan Motora

Rahmi M. Koç Müzesi, “iki tekerlek” üzerinde taşınan bisiklet ve motosiklet tutkusunu “Pedaldan Motora” isimli kitapta bir araya getirdi. Önsözünü Rahmi M. Koç’un yazdığı kitap, mühendislikten kültüre bisiklet ve motosikletin gelişimini çok katmanlı bir anlatıyla okura ulaştırıyor. 

Türkiye’nin ilk ve tek sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi tarafından yayımlanan “Pedaldan Motora” kitabı, müzenin 15 binin üzerinde objesinden oluşan zengin koleksiyonunda yer alan bisiklet ve motosikletlerin tarihini odağına alıyor. Her biri kendi döneminin mühendislik anlayışını, tasarım yaklaşımını ve kullanım alışkanlıklarını yansıtan bisiklet ve motosikletler kitapta yalnızca teknik yönleriyle değil, aynı zamanda toplumsal değişimlerin ve bireysel tutkuların izleriyle birlikte değerlendiriliyor.

Proje koordinatörlüğünü Rahmi M. Koç Müzesi Genel Müdürü Mine Sofuoğlu’nun yürüttüğü Pedaldan Motora kitabı, zengin görsel içerik ve detaylı anlatımıyla okurları iki tekerli araçların tarihsel gelişimi içinde bir yolculuğa davet ederken, aynı zamanda endüstri tarihine, tasarım evrimine ve hareket kültürüne dair önemli bir kaynak niteliği de taşıyor.

En özel örnekler bir araya geldi 

Kitapta, 1819’dan günümüze pedalsız, sürücünün ayaklarıyla yeri iterek hareket ettirdiği erken dönem Johnson Hobby Horse bisikletten başlayarak, tarih boyunca kullanılan bisikletlerin yanı sıra, motorun bisiklet şasisiyle buluşmasıyla ortaya çıkan motosikletlerin en özel örnekleri detaylı bir şekilde ele alınıyor. Müze uzmanlarının makalelerinin yanı sıra Daniel Ward anlatımı ile bisiklet koleksiyonerliğine, Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aykut Coşkun anlatımı ile motosiklet tasarım hikayelerine de yer veriliyor. 

“Hayatımda 3 bisikletim oldu”

Rahmi M. Koç Müzeleri ve Yapı Kredi Kültür Yayınları’nda satışa çıkan “Pedaldan Motora” kitabının önsözünü müzenin kurucusu Rahmi M. Koç kaleme aldı. İlk bisikletinin 1936 yılında Ankara’da annesinin aldığı üç tekerlekli bisiklet olduğunu aktaran Koç “Bir akşamüstü eve gelen o kavuniçi bisikletle geçirdiğim yazları hâlâ hatırlıyorum. Hayatımda üç bisikletim oldu, hiç scooter’a binmedim” dedi. 

Künye:

Kitap adı: Pedaldan Motora

Sayfa sayısı: 234

Kitap tasarımı: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayınları / Nahide Dikel

Yayın tarihi: Mayıs 2026, İstanbul 

Proje Koordinatörü: Mine Sofuoğlu

Yayına Hazırlayan: Zeynep Teker

Fotoğraflar: Ali Konyalı, Tarkan Kutlu

Çeviri: Boğaç Erkan

Satış Noktaları: Rahmi M. Koç Müzeleri ve Yapı Kredi Kültür Yayınları

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İzmir Oda Orkestrası’ndan unutulmaz gece

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sahne alan İzmir Oda Orkestrası, dünyaca ünlü sanatçılar Jana Kuss ve William Coleman’ı sanatseverlerle buluşturdu. Oda müziğinin seçkin eserlerinin seslendirildiği konser, izleyicilerden büyük alkış aldı.

İzmir’in önemli kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, bu akşam İzmir Oda Orkestrası’nın özel konserine ev sahipliği yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki merkezde büyük salonda saat 20.00’de başlayan konsere, bugün başlayan ve iki gün sürecek Uluslararası İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı davetlilerinin yanı sıra çok sayıda sanatsever katıldı.

Seçkin repertuvar büyük beğeni topladı

Konserin solistleri, 1991 yılında Berlin’de kurulan saygın Kuss Quartetin birinci keman sanatçısı Jana Kuss ile viyola sanatçısı William Coleman oldu. Oda müziğinin seçkin eserlerinden oluşan özel repertuvar sanatseverlerle buluştu.

William Coleman liderliğinde gerçekleştirilen konser, kısa bir arayla iki bölüm halinde sahnelendi. Konserin başlangıcında izleyicilere çevirmen aracılığıyla seslenen Jana Kuss, icra ettikleri eserler hakkında bilgi vererek davete katılan sanatseverlere teşekkür etti.

Yaklaşık 50 dakika süren ilk bölümün ardından William Coleman, repertuvardaki eserlerin hikâyeleri ve ait oldukları dönemlere ilişkin kısa bilgiler paylaştı. Yaklaşık 40 dakika süren ikinci bölümde ise İzmir Oda Orkestrası sanatçılarının uyumu ve performansı dikkat çekti. Jana Kuss ile William Colemanın sahnedeki güçlü birlikteliği, geceyi İzmirli sanatseverler için unutulmaz bir müzik deneyimine dönüştürdü.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Konaklı annelerden Anneler Günü dansı

Konak Belediyesi’nin “Konaklı Anneler Sporla Mutlu” etkinliği için Karantina Meydanı’nda bir araya gelen anneler, Anneler Günü’nü dans ederek kutladı.

Konak Belediyesi’nin Anneler Günü etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Konaklı Anneler Sporla Mutlu” aerodans etkinliği, Konaklı anneleri Karantina Meydanı’nda bir araya getirdi. Konak Belediyesi’nin deneyimli spor eğitmenleri eşliğinde aerodans yaparak güne başlayan anneler, bir yandan spor yaparken bir yandan da gönüllerince eğlendi. Kendilerini dansın ritmine bırakan yüzlerce Konaklı anne, hem günlük stresi geride bıraktı hem de sporun verdiği zindeliği yaşamına kattı. Her yaşa hitap eden etkinlikte anneanne ve babaannelerin yanı sıra kucağında bebeğiyle gelen anneler, bir arada dans etmenin tadını çıkardı. Sabah saatlerinde yapılan spor ve dans etkinliğinin verdiği canlılık yüzlere de yansıdı. Anneler, etkinlik sonunda Erik Dalı türküsü eşliğinde dans ederek unutulmaz bir Anneler Günü anısı yarattı.

Annelerden Başkan Mutlu’ya teşekkür

Konak Belediyesi’nin tüm etkinliklerine katılan Nalan Ayrancı, aerodans sonrası Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya teşekkürlerini iletti ve memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi:

“Konak Belediyesi’nin yapmış olduğu etkinliklerden çok memnunum. Spor, Anneler Günü, 23 Nisan… Tüm etkinliklere katılıyorum ve çok memnunum.”

“Bu sıkıntılı günlerimizde bize büyük destek oluyor”

Etkinlik katılımcılarından Firdevs Künday da sıkıntılı günlerde bu tarz etkinliklerin motivasyon kaynağı olduğunu belirterek, “Konak’ta yaşayan kadınlar olarak belediye başkanımızdan ve belediyemizden çok memnunuz. Çok güzel etkinlikler yapılıyor ve bu etkinlikler bizi motive ediyor. Bu sıkıntılı günlerimizde bize büyük destek oluyor. Başkanımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Bebeğiyle birlikte dans etti

Etkinliğe dört aylık bebeğiyle birlikte katılan Yeşim Çiçekçi ise, “Konak Belediyesi’nin yapmış olduğu bu etkinlik için teşekkür ediyorum. Ben dört aylık bebeğimle katıldım ve çok eğlendim. Biz annelerin, bu tarz etkinliklere çok ihtiyacı oluyor” ifadelerini kullandı. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çeşme’de unutulan Hıdırellez geleneği Yassıada’da yeniden yaşatıldı

Başkan Denizli: “Ildır’da 40 yıl önce kaybolmuş bir geleneği, Çeşme Vizyon Ofisimizle başlattığımız ‘Mahallemde Ne Var Ne Yok’ buluşmalarının Ildır ayağında komşularımızdan dinlemiştik. Bugün ise hep birlikte o geleneği yeniden yaşatmanın mutluluğunu yaşadık” 

Çeşme Belediyesi tarafından Ildır Yassıada’da düzenlenen Hıdırellez pikniğinde vatandaşlar baharın gelişini müzik, oyunlar ve dayanışma eşliğinde kutladı. Yıllar sonra yeniden hayata geçirilen geleneksel buluşmada Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli de vatandaşlarla bir araya geldi.

Ildır Yassıada’da gerçekleştirilen etkinlikte komşular birlikte piknik yaptı, çocuklar ve aileler oyunlar oynadı, ip atladı, top oynadı ve müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı. Gün boyunca vatandaşlarla birlikte vakit geçiren Başkan Denizli, Hıdırellez’in birlik ve dayanışma ruhunu hep birlikte yaşamanın mutluluğunu paylaştı.

Çeşme Belediyesinin katılımcı yerel yönetim anlayışıyla yürüttüğü “Mahallemde Ne Var Ne Yok” buluşmalarında gündeme gelen eski bir Hıdırellez geleneği, yıllar sonra yeniden hayat buldu. Etkinlik boyunca Yassıada’da renkli görüntüler oluşurken, farklı kuşaklardan vatandaşlar aynı sofrada ve aynı coşkuda bir araya geldi.

Başkan Lâl Denizli, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“Ildır’da 40 yıl önce kaybolmuş bir geleneği, Çeşme Vizyon Ofisimizle başlattığımız ‘Mahallemde Ne Var Ne Yok’ buluşmalarının Ildır ayağında komşularımızdan dinlemiştik. Bugün ise hep birlikte o geleneği yeniden yaşatmanın mutluluğunu yaşadık. Hıdırellez’in neşesini Yassıada’da komşularımızla paylaştık.”

Denizli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Baharın gelişini birlikte kutladığımız tüm komşularımıza teşekkür ediyorum. Hıdırellez’in hepimize sağlık, bereket ve neşe getirmesini diliyorum. Çeşme’de ortak hafızamızı, kültürümüzü ve dayanışmamızı yaşatmaya devam edeceğiz.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Makine emniyetinde ilk uluslararası standardizasyon toplantısı Üsküdar’da!

Üsküdar Üniversitesi, makine emniyeti ve siber güvenlik alanında önemli bir ilke imza atarak BrainPark Teknoloji Transfer Ofisi ile İş Güvenliği, İş Sağlığı ile Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSGÜMER) ev sahipliğinde “TSE MTC 207 Makine Güvenliği TC 44X-WG2 prEN 50742 Standardizasyon Çalıştayı”nı gerçekleştirdi.

Merkez Yerleşke D Blok toplantı salonunda düzenlenen çalıştaya Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi ve ARGE ve Yenilik Politikaları (ARGEYEP) Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) MTC 207 Makine Güvenliği Komite Başkanı Erhan Eskicumalı, Komite Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile uluslararası komite üyeleri yer aldı.

Çalıştayın açılış konuşması Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aktuğ Ertekin gerçekleştirdi.

Üsküdar Üniversitesi, MESKA Vakfı, ÜSGÜMER, Ar-Ge ve Yenilik Politikaları Direktörlüğü (ARGEYEP)-BrainPark TTO ve TEFDO iş birliğiyle gerçekleştirilen organizasyon, endüstriyel sistemlerin geleceğini şekillendirecek önemli kararlara zemin hazırladı.

Makine emniyeti ve siber güvenlik artık birlikte ele alınıyor

Toplantının öne çıkan başlıklarından biri, makine emniyeti ile makine güvenliğinin, siber güvenliğin artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceği yönündeki ortak değerlendirme oldu. Endüstriyel sistemlerin dijitalleşmesiyle birlikte siber güvenlik gereksinimlerinin mevcut emniyet çerçevesine entegre edilmesinin kaçınılmaz olduğu vurgulandı.

Bu doğrultuda EN 50742 standardının geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alınarak, standardın son haline getirilmesi ve harmonizasyon sürecine ilişkin önemli ilerlemeler kaydedildi.

10 ülkeden 30’dan fazla uzman katıldı

CLC/TC 44X / WG2 çalışma grubu tarafından yürütülen çalıştaya, 10 farklı ülkeden 30’un üzerinde uzman hem fiziksel hem de çevrim içi olarak katılım sağladı.

Ayrıca çalıştayda Avrupa standartlaştırma kuruluşlarından gelen geri bildirimler değerlendirilirken, standardizasyon sürecine ilişkin teknik yorumlar ele alındı. Mayıs ayında Stockholm’de gerçekleştirilecek ve harmonizasyon sürecinde kritik öneme sahip olması beklenen toplantı öncesinde de önemli aşamalar tamamlandı.

Yeni yönetmelik sürecine katkı

Toplantıda ayrıca Avrupa Birliği’nin Yeni Makine Yönetmeliği (EU 2023/1230) kapsamında güvenlik ve emniyet kavramlarının yakınlaşmasının önümüzdeki dönemin en önemli teknik başlıklarından biri olacağı ifade edildi.

Daha sonra Türk Standartları Enstitüsü (TSE) MTC 207 Makine Güvenliği Komite Başkanı, sürece sağlanan katkılardan dolayı TSE Ayna Komitesi Başkan Yardımcısı ve ÜSGÜMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan’a ve Üsküdar Üniversitesi yönetimine teşekkürlerini iletti.

Doç. Dr. Özay, makine emniyeti alanında TSE standartlarının kritik rolüne dikkat çekti

ARGE ve Yenilik Politikaları (ARGEYEP) Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, makine emniyeti alanında TSE standartlarının kritik rolüne dikkat çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Makine emniyeti süreçlerinde Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından yürütülen çalışmalar, yerli üretimin uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmasının yanı sıra iş kazalarının önlenmesinde de hayati bir rol oynamaktadır. Özellikle dijitalleşen sanayi altyapısında, makine emniyeti ile siber güvenliğin entegrasyonunu hedefleyen EN 50742 gibi standartların geliştirilmesi, teknik engellerin aşılmasını ve güvenli bir üretim ekosisteminin kurulmasını sağlamaktadır. TSE’nin bu süreçlerdeki aktif katılımı ve uluslararası komitelerle yürüttüğü harmonizasyon çalışmaları, Türkiye’nin küresel standartların belirlenmesinde izleyen değil, yön veren bir konuma yükselmesine zemin hazırlamaktadır.”

Üsküdar Üniversitesi’nin ev sahipliği ve akademik öncülüğü

Doç. Dr. Müge Ensari Özay, Üsküdar Üniversitesi’nin uluslararası düzeyde bir organizasyona ev sahipliği yapmasının üniversitenin küresel endüstriyel dönüşüme yön veren bir teknoloji üssü olma vizyonunu pekiştirdiğine işaret ederek, “Türkiye’de bu alanda düzenlenen ilk uluslararası standardizasyon toplantısının üniversite çatısı altında gerçekleştirilmesi, akademik bilginin sanayi gereksinimleriyle buluştuğu güçlü bir köprü kurmuştur. ÜSGÜMER, ARGEYEP ve BrainPark TTO gibi birimlerin koordinasyonuyla sağlanan bu iş birliği, hem yerel hem de uluslararası düzeyde güvenli gelecek hedefine hizmet eden kararların alınmasına ve Türkiye’nin bilimsel prestijinin artmasına katkı sunmaktadır.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Empa Elektronik ve Yongatek güçlerini birleştiriyor

Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik San. ve Tic. A.Ş. (Empa Elektronik), yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı. İmza töreni, SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda düzenlendi. 

İmzalanan niyet mektubu kapsamında Empa Elektronik’in, Yongatek Microelectronics’in çözümlerinin teknik destek süreçleri ve pazarlama faaliyetlerinde rol üstlenmesi değerlendiriliyor. Empa Elektronik ayrıca, Empa Ar-Ge’nin çatı markası olan ve sektör profesyonelleriyle ilk kez SAHA Expo’da buluşan TIREMO® platformunun “superset” bileşenlerine Yongatek çözümlerinin olası entegrasyonunu değerlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, Yongatek’in, TIREMO® platformunun stratejik teknoloji partnerlerinden biri haline gelmesi öngörülüyor.

Türkiye’nin teknoloji ekosistemine güçlü katkı

Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Türkiye’nin iki önemli teknoloji firması arasında sağlanacak bu işbirliğinin Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğunu belirterek “Yongatek Microelectronics ile oluşturacağımız sinerji, yerli teknolojilerinin pazarda yaygınlaşması açısından önemli bir itici güç olacaktır” dedi. Yongatek’in geliştirdiği yerli ve yenilikçi çip çözümlerini Empa’nın güçlü teknik altyapısı ve yaygın pazarlama ağıyla destekleyerek daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Sarpel, “Aynı zamanda bu çözümleri, Empa Ar-Ge çatısı altında geliştirdiğimiz TIREMO® platformunun kapsamlı ve genişletilebilir ‘superset’ bileşen yapısına entegre ederek, müşterilerimize daha esnek, ölçeklenebilir ve yüksek katma değerli sistemler sunacağız. Bu sinerjinin, hem savunma sanayinde hem de sivil teknolojilerde yerli çözümlerin tercih edilmesini artıracağına ve Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma hedeflerine somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. 

Çip tasarımında dışa bağımlılığı azaltma hedefi

Yongatek Microelectronics CEO’su Ali Baran Empa Elektronik ile iş birliklerinin Türkiye’nin çip tasarımı konusunda dışa bağımlılığının azaltılması yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı. Empa Elektronik’in sektördeki tecrübesi, yaygın pazarlama ağı ve güçlü teknik destek kabiliyetinin, Yongatek’in yerli çip tasarım kapasitesini artırma hedefine önemli bir ivme kazandıracağını belirten Baran, “Uzun yıllardır Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimine önemli destekler sağlayan iki teknoloji firmasının el ele vermesi güçlü bir sinerji yaratacaktır” dedi.

Deneyimli mühendis kadrosu, Ar-Ge odaklı yaklaşım

Türkiye’nin sayılı çip tasarım firmalarından biri olan Yongatek Microelectronics, SIC, SoC ve FPGA tabanlı çip tasarımı, ayrıca 5G/6G haberleşme teknolojileri, yapay zekâ, görüntü işleme ve IoT çözümleri geliştiriyor. Farklı sektörler için özel entegre devreler tasarlayan şirket, özellikle haberleşme, savunma sanayi, otomotiv ve beyaz eşya gibi alanlarda yerli teknoloji geliştirilmesine katkı sağlıyor. Deneyimli mühendis kadrosuyla Ar-Ge odaklı çalışan Yongatek, aynı zamanda Türkiye’nin yerli çip tasarım kapasitesini artırmayı ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen önemli teknoloji firmalarından biri olarak konumlanıyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İnci Holding, İnci Akü Bayi Buluşmasında Yeni Dönem Strateji ve Hedeflerini Paylaştı

İnci Holding, Japon GS Yuasa ile 2015 yılından bu yana sürdürdüğü iş ortaklığını yeni bir evreye taşıyor. İnci Holding, GS Yuasa’nın İnci GS Yuasa’daki %60 hissesini devralarak, ortaklık yapısını hisse ortaklığından stratejik iş birliği modeline dönüştürüyor.

Şirket, bu yeni dönemi Türkiye genelindeki bayilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda paylaştı. İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Elbirlik, İnci Holding CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Şafak Ozan ve İnci GS Yuasa İcra Direktörü Orhan Sayman’ın liderlik ettiği toplantıda yeni yapının detayları ve gelecek dönem stratejileri bayilerle paylaşıldı.

“Stratejik ortaklık devam ediyor”

Toplantının açılışında konuşan İnci GS Yuasa İcra Direktörü Orhan Sayman, yeni döneme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “2015 yılından bu yana GS Yuasa ile sürdürdüğümüz hisse ve yönetim ortaklığımızda yeni bir dönem başladı. İnci Holding, GS Yuasa’nın İnci GS Yuasa’daki %60 hissesini devraldı. GS Yuasa ile ortaklığımız böylelikle teknolojik iş birliği üzerinden stratejik ortaklığa dönüşüyor.” Sayman, hisse devri sürecinin tamamlanmasının ardından şirketin tek hissedarlı yapıya geçeceğini ve bu dönüşümün ortaklık öncesi olan benzer bir modele işaret ettiğini belirtti.

“Yeni dönem stratejik ortaklık ile çevik ilerleyeceğiz”

Toplantıda söz alan İnci Holding CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Şafak Ozan ise yeni dönem ile ilgili şunları söyledi: “GS Yuasa ile olan ortaklığımız sona ermedi; hisse ortaklığından stratejik ortaklık modeline geçtik. Bu geçiş, iki tarafın da stratejik öncelikleri doğrultusunda planlanmış bir yapısal değişimdir. Bu değişim, operasyonel, ürün ve stratejik alanlarda daha hızlı ve çevik hareket etmemizi sağlayacak.”

Stratejik iş birliğinin devam edeceğini vurgulayan Ozan, sözlerini şöyle sürdürdü: “GS Yuasa ile teknik iş birliği anlaşmamızı da imzaladık. Avrupa pazarına yönelik tedarikçi rolümüz devam edecek. Know-how, teknoloji ve ürün geliştirme alanlarında birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.” dedi.

“İnci Akü sektörün öncü markası olmaya devam edecek”

Toplantının kapanış konuşmasını yapan İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Elbirlik ise yeni döneme ilişkin verdiği mesajda: “İnci Akü, her zaman olduğu gibi kalitesi ve verdiği güvenden aldığı güçle sektör öncüsü olmaya devam edecek.” Elbirlik şu ifadeleri kullandı: “İnci Akü, holdingimizin çok değer verdiği markalardan biri. Uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımımızla, enerji depolama alanında teknoloji ve ürün geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı kararlı adımlarla devam ettireceğiz.”

Yeni dönemde Türkiye’de bulunan hem İnci Akü hem EAS bayilerin rolünün kritik olduğuna dikkat çekilen toplantıda, bugüne kadar elde edilen başarıda bayilerin katkısının önemi vurgulandı.

Yeni yapı ile İnci Akü’nün, daha hızlı karar alma mekanizması, güçlenen yatırım odağı, devam eden uluslararası iş birlikleri ve yurt dışı pazarında ülkemizi gururla temsil etme hedefi ile başta Avrupa olmak üzere küresel pazardaki konumunu ileriye taşıması hedefleniyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nükleer Füzyon, Yapay Zeka ve Bağlantı: Geleceğin Endüstrisini Şekillendiren Üç Temel Güç

İlk bakışta alışılmadık derecede kıvrımlı, neredeyse organik bir formu andırıyor. Ancak bu yapı ne insan vücuduna ne de bir sanat eserine ait; tamamen fiziğin kurallarına dayanıyor. Stellarator olarak adlandırılan bu sistemler, geleceğin enerji üretiminde önemli bir rol oynamaya hazırlanıyor. Karmaşık ve asimetrik halka yapıları ise evrenin temel güçlerini Dünya’da kullanılabilir hale getirmek üzere tasarlanıyor. Nükleer füzyon, insanlık için temiz, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji alternatifi olarak değerlendiriliyor. Bu doğrultuda Alman girişimi Proxima Fusion, algoritmalar sayesinde geliştirme süreçlerini hızlandırdı ve manyetik alanlar ile plazma fiziği arasındaki son derece karmaşık etkileşimleri simüle etti. Stellarator tasarımı daha yüksek verimlilik vadediyor ve önceki simetrik yaklaşımların zayıf noktalarını ortadan kaldırıyor. Bu da yalnızca kritik tedarik sorunlarına çözüm üretmekle kalmayıp aynı zamanda sanayide yeni potansiyellerin önünü açan, yapay zeka ile optimize edilmiş süreçlere bir örnek sunuyor. Hannover Messe, “Think tech forward” mottosuyla kısa süre önce yapay zeka, veri ve hesaplama gücünün bugünden neleri mümkün kıldığını gözler önüne serdi.

KOBİ’ler İçin Modüler Robotik ve Kodsuz Yapay Zeka       
 
Eklemli kol, kavrayıcı ve motor gibi bileşenlerin bir araya getirilip tek bir çerçeve üzerinde kolayca monte edilmesiyle kısa sürede kullanıma hazır hale gelen bu sistemler, modüler tasarım anlayışının sunduğu esnekliği gözler önüne seriyor. RobCo ise bu yaklaşımı temel alarak, ölçeklenebilir ve akıllı robot çözümleri geliştiriyor. Bu çok yönlü modüler sistemler parçaları işliyor, iş parçalarını taşıyor ve son derece kolay şekilde eğitilip kullanılabiliyor. Programlama bilgisi olmayan kullanıcılar bile kendi süreçlerini dijitalleştirerek iş akışlarını esnek biçimde otomatikleştirebiliyor. Sürükle bırak yöntemiyle çalışan akıllı bir asistan, KOBİ kullanım senaryoları için bu imkanı sunuyor. Modüler robotik, kodsuz platformlar ve yapay zeka sayesinde bu artık mümkün. ZEISS da bu dönüşümün bir parçası. Şirket, tıbbi görüntüleme alanındaki onlarca yıllık deneyimini algoritmalarla sanayi uygulamalarına taşıyor. Bugün robotlar ve yapay zeka, pilleri X ray ile inceliyor. Piller tam otomatik olarak BT tarayıcıda taranıyor ve ardından makine tarafından analiz ediliyor. Yapay zeka daha önce insan dokusundaki en küçük farklılıkları tespit etmek için kullanılırken artık enerji hücrelerindeki olası güvenlik risklerini de belirleyebiliyor.

Üreticiler Yapay Zeka ile Pazarı Şaşırtıyor              
 
Kendi başarılarını daha etkili şekilde güvence altına almak isteyen SAP, makine öğrenimini merkeze alarak tam da bunu yapıyor. Kırılgan tedarik zincirleri, kısa vadeli darboğazlar veya dalgalı talep gibi durumlarda üreticiler artık hazırlıksız yakalanmak yerine pazarı şaşırtıyor. Bunu mümkün kılan ise ajan tabanlı ve birbirine bağlı BT altyapıları. Büyük veri ve algoritmalar, belirsizlikleri erken aşamada tespit ederek bunları riskten fırsata dönüştürmeyi amaçlıyor. Tedarikçiler, iş ortakları ve paydaşlar verilerini elektrik akışı kadar doğal şekilde birbirine aktardığında, yapay zeka ajanları satın alma süreçlerini daha maliyet etkin hale getiriyor, lojistik ve mal hareketlerini daha dinamik yönetiyor ve üretim kapasitelerini esnek şekilde ayarlıyor. Üstelik tüm bunlar gerçek zamanlı ve proaktif şekilde gerçekleşiyor. Böylece veriden ve entegre sistemlerden değer üreten öngörülebilir bir ekonomi ortaya çıkıyor.

Yapay Zeka ile Ağlar, Ekonomik Sistemin Sinir Ağlarına Dönüşüyor 

İş akışlarını esnek şekilde otomatikleştirmek, uzmanlığı yeni alanlara taşımak ve talep henüz ortaya çıkmadan potansiyeli belirlemek gibi örnekler, yapay zekanın sanayi değer üretiminde ne kadar merkezi bir konuma geldiğini gösteriyor. Aynı zamanda dijital teknolojilerin ve altyapıların bugünün dünyasını nasıl bir arada tuttuğunu da ortaya koyuyor. Yazılım ve BT ile iş modellerini yeniden tanımlayan ve yapay zekayı giderek sunduğu hizmetlerin merkezine yerleştiren ekonomi, ağları da merkezi bir ekonomik sistemin sinir yollarına dönüştürüyor. Fiziksel varlıkların dijital hizmetlerle giderek daha fazla iç içe geçtiği bu sistemde başarı, verinin bulutlar, veri merkezleri, fabrikalar, makineler ve uygulamalar arasında ne kadar hızlı aktarılabildiğiyle ölçülüyor. Çünkü veri akışının durduğu yerde akıllı uygulamalar da duruyor. Sanayide yapay zeka veriyi beklemek zorunda kaldığında, verimsiz ağ mimarileri akıllı değer üretimini yavaşlatıyor.

Veri Akışlarını, Plazma Akışları Gibi Ekonomik Olarak Sürdürülebilir Hale Getirmek             
 
İnternet Değişim Noktaları, küresel dijital ekonomide kritik bir rol oynuyor. Stellaratorların plazma akışlarını stabilize ederek geleceğin enerjisine dönüştürmesine benzer şekilde, bu noktalar da dünyanın veri akışlarını bir arada tutuyor, kontrol edilebilir hale getiriyor ve aynı zamanda hızlandırıyor. Veri paketleri doğrudan taşındığı için genel internet devre dışı bırakılıyor ve gecikme optimize ediliyor. Füzyonun aksine, bu yaklaşım halihazırda çalışıyor ve kendini kanıtlamış durumda. İleriye dönük ekonomide bu yapılar, bulut ile uç noktalar arasındaki sürekliliği sağlayarak ağları bir arada tutuyor, gecikmeyi azaltıyor ve otonom yapay zekâ ajanlarının sağladığı değeri artırıyor. Gartner’a göre 2026 sonuna kadar kurumsal uygulamaların yüzde 40’ında görev odaklı ajanlar yer alacak. 2025’te bu oran yüzde 5’in altındaydı.

Uzaydaki Veri İçin Dünya’dan Çözümler  

Artık kesin olan bir şey daha var: Algoritmaların ve ajanların yolu yalnızca fabrikalardan, veri merkezlerinden ve laboratuvarlardan geçmiyor, uzaya da uzanıyor. Veri giderek daha fazla yörüngede üretiliyor, işleniyor ve dağıtılıyor. Jeopolitik açıdan dinamik bir ortamda Dünya, uzayda yeni zorluklarla karşı karşıya. Bu nedenle uzay ekonomisinin sunduğu fırsatlar da Hannover Messe’de öne çıkan başlıklardan biri oldu.

Optik lazer bağlantıları, uydu tabanlı uç sistemler ve hibrit mimariler Dünya ile uzayı birbirine bağlıyor. Ancak bu durum stabilite, gecikme ve erişilebilirlik açısından yeni zorlukları da beraberinde getiriyor. DE-CIX ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi, Avrupa Uzay Ajansı’nın OFELIAS projesi kapsamında bu zorluklara yapay zeka ile çözüm geliştiriyor. Amaç, algoritmalar sayesinde Dünya ile uzay arasındaki veri iletiminin daha güvenilir hale gelmesini sağlamak. İnternet Değişim Noktaları yeryüzünde veri akışlarını nasıl bir araya getiriyorsa, aynı yaklaşım yörüngedeki ağları birbirine bağlamak için de kullanılabiliyor. DE-CIX, Space-IX ile bu prensibi artık stratosfere taşıyor. Hedef, alçak yörünge uydularını kendi aralarında ve bulutlar, platformlar ile yer tabanlı altyapılarla akıllı şekilde birbirine bağlamak. Böylece gelecekte yörüngedeki yapay zeka, sanayi uygulamaları için Dünya’da da doğal bir şekilde kullanılabilecek.

Mobil backhaul çözümlerinden uç bağlantıya ve geniş bant erişimindeki yeni olanaklara kadar veri dünyasında bugün mümkün olan pek çok şey, enerji tarafında biraz daha zaman alacak. Proxima Fusion’ın ilk stellaratorunun 2030’ların başında devreye alınması planlanıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı