Ödüllü gazeteci Flash Haber’de

Magazin dünyasında yaptığı haberlerle bir çok ödül alan gazeteci Ufuk Özcan, yapılanmaya giren Flash Haber’de programa başlıyor.

Aktif olarak Takvim Gazetesi Köşe Yazarı olan ve gazetenin en çok okunan yazarlarından olan Ufuk Özcan, Flash Haber’de hafta sonu kendisinin sunacağı bir program ve farklı 4 program ile ekranlarda olacak.

 

DÜNYACA ÜNLÜ MEKAN SUNSET PALAZZO İZMİR’DE YENİ YILI BÜYÜK BİR ŞOV İLE START VERİYOR…

İzmir büyük bir eğlence mekanına yıl başında kavuşuyor. Başta Miami ve Budapeşte olmak üzere Türkiye’de İzmir’de yeni yıla BERKAY ile girecek . Şimdiden büyük ilgi gören bu lüks mekan SUNSET PALAZZO BERKAY dışında özel kabera şov ve Oryantel 2025 yılının ilk dakikalarından sonra durmayan eğlence DJ Ayfer parti ile sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek.

İzmir İzmir olalı böylesine büyük ve çok özel mekana ilk defa sahip oluyor. 2025 yolundan sonra başta Türkiye olmak üzere Avrupa’nın önemli starları SUNSET PALAZZO da sahne alacaklar.

CANAN SEYHAN KİMDİR?

Genç ve güzel oyuncu Canan Seyhan, 20 Şubat 1997’de güneşin bereketle buluştuğu Adana’da dünyaya geldi. Çocukluk yıllarından itibaren sanata duyduğu ilgi, onun hayal gücünü ve yeteneklerini şekillendiren en büyük ilham kaynağı oldu. Kastamonu Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nde aldığı eğitimle bu tutkusunu profesyonel bir zemine taşıdı.

Üniversite yıllarında bir çok kısa filmde kamera önü performansıyla yer aldı ve bu süreçte hem tecrübe hem de özgün bir oyunculuk tarzı geliştirdi. 25. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde sunuculuk yaparak zarafeti ve etkileyici iletişim yeteneğiyle izleyicilerin beğenisini kazandı. Modellik kariyerine Yoyo Giyim Mağazası’nda adım atan güzel oyuncu Canan Seyhan, moda dünyasındaki estetik algısını sanatla birleştirdi.

Her zaman hayalindeki meslek olan oyunculuğu profesyonel bir düzeye taşımak için kamera önü oyunculuk eğitimi alan Canan Seyhan, azimle çalışarak başarı basamaklarını tırmandı. Bu kararlılığın bir sonucu olarak popüler bir dizi olan Tozluyaka‘da diyaloğu olan bir rolle ekranlarda boy gösterdi. Doğal yeteneğini, aldığı diksiyon eğitimiyle güçlendiren Canan, sesini ve duruşunu bir sanat aracına dönüştürdü.

164 cm boyunda ve 50 kilogram ağırlığında olan Canan, balık burcunun duyarlılığını ve sanatsal yaratıcılığını ruhunda taşır. En sevdiği renkler olan kırmızı ve siyah, onun güçlü, tutkulu ve aynı zamanda zarif kişiliğinin bir yansımasıdır.

Canan Seyhan, disiplini, çalışkanlığı ve büyüleyici enerjisiyle geleceğin parlayan yıldızlarından biri olmaya aday. Sanat yolculuğu, güzellik ve tutkuyla şekillenen bir hikaye olarak her geçen gün daha da zenginleşiyor.

 

HABER: TÜRKİYE HABER MERKEZİ

ARZU ÖZDOĞAN… “YENİ BİR YILDIZ DOĞUYOR”

Güzel oyuncu Arzu Özdoğan, çok yakında yeni bir sinema filmi için kamera karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Başarılı oyunculuğuyla olduğu kadar, büyülü güzelliğiyle de dikkatleri üzerine çekmeyi başaran güzel oyuncu Arzu Özdoğan, severek yaptığı oyunculukta hedefine emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

Birlikte çalıştığı yönetmenlerden tam not alan Arzu Özdoğan, hayattaki en büyük tutkusunun oyunculuk olduğunu söyleyerek, “En büyük hayalim kalıcı projelerde yer almak ve gerek yurt içi, gerekse de yurt dışından ödüller alarak ülkemi en güzel şekilde temsil etmek” diye konuştu.

 

HABER: MAGAZİN BULVARI

HENİZE NİLGÜN KARATAŞ İLK ROMANI İLE HAYATIN TUHAFLIKLARINA DİKKAT ÇEKİYOR

Gazeteci – Yazar Henize Nilgün Karataş “Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar” adlı ilk romanıyla okurla buluştu. Kadın dayanışmasının sembol isimlerinden Şule Çet ile benzer bir kaderi yaşayan ancak hayatta kalan Defne’nin hikayesini merkeze alan roman, geçmiş ile gelecek arasında üç kişilik bir iyileşme hikayesi anlatıyor. Romandaki anlatıcılar ‘uyum ve uzlaşma’ adına hayatımızın nasıl tahrip edildiğine işaret ederken, ‘herkes kendi hikayesine kendisi sahip çıkmalı’ diyor.

 Uzun yıllar gazeteci olarak ekonomi haberleri yazan Henize Nilgün Karataş, ilk romanı Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar’da gerçek ile kurguyu, geçmiş ile geleceği bir araya getiriyor. A7 Kitap etiketiyle raflarda yerini alan roman, hayatın tuhaflıkları üzerinden okurunu farklı yaşamların tanıklığına davet ederken herkese kendi hikayesine sahip çıkması gerektiğini hatırlatıyor. Roman, kadın cinayetlerinden toplumsal cinsiyet rollerine, aşkın yıkıcılığından geçmiş travmaların sarsıntısına kadar birçok temayı post modern bir anlatıyla okuruna sunuyor. Bunu yaparken bilim ile büyüyü, gelecek ile dünü, aşkı, fedakarlığı ve tüm yakıcı duyguları iç içe geçiriyor.

Yazarı H. Nilgün Karataş’ın “üç kişilik bir iyileşme hikayesi” dediği roman, kadın cinayetlerinin sembol isimlerinden Şule Çet ile aynı gün, aynı saatlerde bir camdan kuleden düşen ya da atılan, ancak günlerce komada kaldıktan sonra hayata tutunan Defne’nin hikayesini merkezine alıyor. Uyandığında 2222 yılından gelen bir interseks performans sanatçısı olduğunu iddia eden Defne’ye kendini bulma yolculuğunda ablası Selma Rıza ve komşusu Servan eşlik ediyor.

 

Romanda, birden fazla anlatıcı bulunuyor. İki ayrı anlatıcıdan dinlediklerini tek bir anlatıya dönüştüren isimsiz anlatıcı, Defne’nin tuttuğu kayıtlardan da yararlanarak okuru bir nevi zaman yolculuğuna çıkarıyor. Alt metninde kadın cinayetlerinin ve patriarkal düzenin etkilerini sorgulayan roman, bir sarkaç gibi 2018 Türkiye’si ile 2222’nin Mauna Kealand’ı arasında gidip geliyor ve okuruna mitolojiden psikolojiye, telepatiden lusid rüyalara, astrolojiden metafiziğe iç içe geçen, çok katmanlı bir dünyanın içine çekiyor.

Anlatım dili ile ele aldığı temaları postmodern bir yaklaşımla aktaran Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar, yaptığı saptama, gönderme ve atıflarla insan olmanın varoluşsal zaaflarına, sancılarına vurgu yapıyor.  Okurken durup üzerine düşüneceğimiz cümlelerle bir yandan çok tanıdık gelen diğer yandan tuhaf hayat hikayeleriyle, dayatmacı düzenlerin, toplumsal kalıpların insanda yarattığı hem fiziki hem de zihinsel hasarlara dikkat çekiyor. Bunu sessiz bir çığlık gibi usulca okurlarına hissettiren roman; “herkesin kendi hikayesine sahip çıkması” gerektiğini ise travmalar, arayışlar, düzeltmeye çalıştıkça karışan hayatlar üzerinden yüksek sesle söylüyor.

 

Henize Nilgün Karataş, Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar’da ana karakterlerin hem yaralı hem de kusurlu olduğuna dikkat çekerken, okura şu ipuçlarını veriyor: “Tüm iyi niyetlerine karşılık birbirlerine iyi gelmek isterken yalan da söylüyorlar, yanlış kanılara da kapılıyorlar, bencillik tuzağına da düşüyorlar. Aşkının bedelini yaşamı ile ödeyen Defne ya da nam-ı diğer Deff; şan ve şöhretini taçlandırmak için aile geçmişini, dünü düzeltme sevdasında. Feminist duruşuyla, dik başlı ve güçlü görünen personasıyla kişisel tarihinin acılarını gizlemeye çalışan Selma Rıza, onu kaygılandıran geleceği şekillendirmeye çabalıyor. Bir erkek olarak erkek terörünün mağduru olan Servan, anda kalıp, anlık çözümlerin peşinde koşuyor.  Herkes kendi bildiği yoldan iyileşmeye çalışıyor, ancak bunu yaparken üstlendikleri kimlik ve kişiliklere de yapışmaktan alıkoyamıyorlar kendilerini. Defne’yi merkezine alan romanın asıl derdi ise, ‘uyum ve uzlaşma’ adına kendi asıl hayatlarımızdan vazgeçmemiz. Zaten hikayenin anlatıcıları da ‘tuhaf’ hayatları üzerinden herkesin kendi hikayesine kendisinin sahip çıkması gerektiğini söylüyor. Roman, okuruna mutlu ya da mutsuz bir son vadetmiyor, elbette bir son var ama bunu kimin nasıl algıladığına bırakıyor. Önemli olan son değil, kahramanı olduğumuz hikayeyi biz mi yazıyoruz, başkaları mı? Anlatıcıların dediği gibi; evrenin zamanı sonsuz olabilir. Bizim elimizde ise hatırlayabildiğimiz tek bir hayat var.”

 

ARKA KAPAK

Aynı gece, iki ayrı kentte, iki cam kuleden düşen iki genç kız. Biri, adını kadın dayanışmasına miras bırakarak gitti. Bu okuyacağınız, hayatta kalan Defne’nin hikâyesi.

 

Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar.

Travma, kimlik, zaman temaları üzerinden kadın cinayetlerinin ve patriarkal düzenin etkilerini sorgulayan bir anlatı; sessiz bir çığlık, postmodern bir direniş.

 

Geçmiş ve Gelecek Arasında

Bir sarkaç gibi 2018 Türkiye’si ile 2222’nin Mauna Kealand’ı arasında gidip gelen; mitolojiden psikolojiye, telepatiden lusid rüyalara, astrolojiden metafiziğe iç içe geçen, çok katmanlı bir dünya.

 

Üç Kişilik Bir İyileşme Hikâyesi

Aşk yüzünden bilinmeze atılan, arzularının bedelini ödemek zorunda kalan Defne. Bu yolculukta ona eşlik eden Selma Rıza ve Servan. Biri, mutluluğu bireysel özgürlükte ararken kendine yabancılaşmış bir kadın. Diğeri, içini kavuran acıları unutmak için başkalarına tutunmuş bir erkek.

 

Ve ötekiler. Ve biz.

Herkes kendi hikâyesine sahip çıksın!

Ya kölesi olacağız düzenin ya da yeni bir dünya inşa edeceğiz kendimize…

 

 

KİTABIN KÜNYESİ

 

Roman adı: Defne ya Da Bazı Tuhaf Hayatlar

Yazar: Henize Nilgün Karataş

Yayınevi: A7 Kitap

Editör: Ceylan Hazinedar

Redaksiyon: Canan Özge Er

Kapak Uygulama: Köksal Kayhan

Sayfa Tasarım ve Uygulama: Burhan Maden

 

  1. NİLGÜN KARATAŞ

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olan H. Nilgün Karataş, 1990 yılından bu yana gazetecilik yapıyor. Milliyet, Dünya, Akşam, Günaydın, Business Week Dergisi ve Hürriyet gibi yayın organlarında ekonomi gazeteciliği yapan Karataş, uzun yıllardır kaleme aldığı edebi yazılarını geçen yıldan bu yana gün yüzüne çıkarmaya başladı. Öyküleri ile birçok kolektif kitapta yer alan Karataş, halen Suare Dergi ve Bianet’te, kitaplar ve filmler üzerine de çözümlemeler yazıyor.

 

DÜNYACA ÜNLÜ MEKAN SUNSET PALAZZO İZMİR’DE ÜNLÜ SANATÇI BERKAY İLE YENİ YILDA KAPILARINI AÇIYOR

Dünyaca ünlü SUNSET PALAZZO uzun süren dekorasyon çalışmalarından sonra tamamlandı.

Gerek dekorasyonu, mekanın özen ile tasarlanması, lezzetli menüleri, atmosferiyle İzmirlilere yepyeni konsepti buluşturmanın heyecanını yaşıyor.

31 Aralık akşamı İzmir yeni yıla yeni mekan SUNSET PALAZZO ile girmeye hazırlanırken yine İzmir’den yetişen İzmirlilerin gururu Berkay’ın şarkılarıyla 2025 yılının ilk dakikalarını büyük bir çoşku ve eğlence ile kucaklayacaklar. Daha şimdiden adını İzmirlilere duyurmayı başaran yeni mekân rezervasyonun daha şimdiden büyük ilgi gördüğünü belirtiyorlar.

İzmir yeni yıl ile birlikte yeni eğlence merkezi konumunu belirledi SUNSET PALAZZO birbirinden ünlü sanatçılarla eğlenceyi, lezzeti ve lüks atmosferin tabi
ki kalitenin başkenti olacak.

Serkan Taşpolat ve Cansever’den ” Haydar Haydar’a Muhteşem Düet
GECENİN ARKA YÜZÜ’NDEN YENİ SİNGLE ÇALIŞMASI.TÜRKİYEDE İLK KEZ YAPILAN BİR DÜET İLE GELİYOR
Kendine özgü tarzı ve yorumuyla müzikal kariyerinde emin adımlarla ilerleyen, bir yandan Türkiye’nin en büyük batari ders platformu olan Batari Dersim’de eğitim veren Gecenin Arka Yüzü grubunun kurucusu ve solisti Serkan Taşpolat, Arabeskin kraliçesi Cansever ile muhteşem bir düet’e imza atıyor.
Arabesk ve Rock müziği harmanlayan ikili çok sevilen bir türküye tekrar hayat veriyorlar. 
Sözü ve müziği Anonim olan şarkının düzenlemesi Abrorjon Eshbekov tarafından yapıldı. Bir dönem yaptığı radyo programına verdiği ismi kurduğu gruba taşıyan ve “Hata”, “Sultanım”,”Mağusa Limanı” ,”Tükeneceğiz”,”Hovarda” gibi yaptığı başarılı coverlarla adından söz ettiren Gecenin Arka Yüzü grubunun kurucusu Serkan Taşpolat yeni projesi için, Bu şarkı benim için çok özel.Dinlemekten ve söylemekten çok büyük keyif aldığım bir eser.Hatta kariyerim boyunca söylemeyi en sevdiğim beş şarkıyı sıralasam 1.sırayı alır.Ayrıca CANSEVER gibi çok büyük bir üstad ile bu şarkıyı yorumlayıp aynı projenin içinde olmak benim için çok büyük bir onur.
GÜZEL SANATÇI ZİYNET SALİ İKİNCİ BAHARINI YAŞAMAK İSTİYOR

Ziynet Sali, 25. sanat yılını yeni şarkısı Müptelanım Bilgine ile kutlayarak kariyerinde yeni bir döneme adım attı. Sali, bu şarkının kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, “Ses rengimi, duygumu, şarkıcılığımı gösteren tam bir Ziynet Sali şarkısı oldu” dedi. Şarkının söz ve müziğinin Mabel Matiz’e ait olduğunu belirten Sali, uzun zamandır Matiz ile bu proje üzerinde konuştuklarını ve pandemiden sonra yeniden bir araya gelerek şarkıyı hayata geçirdiklerini ifade etti.

Müzikseverlerden gelen yorumlar, şarkının dinleyicileri geçmişe, özellikle 90’lara götürdüğünü gösterdi. Ancak Ziynet Sali, nostaljiyi bir adım öteye taşıyarak 70’lerin müzik kültürüne olan hayranlığını dile getirdi. “1970’lerin gazinoları, müzik kültürü bana her zaman daha iyi gelir” diyen Sali, Barış Manço, Cem Karaca ve Ajda Pekkan gibi sanatçılarla büyüdüğünü ve bu dönemi müzik açısından en verimli zamanlardan biri olarak gördüğünü vurguladı.

Dijitalleşmenin müziği nasıl etkilediği sorulduğunda Sali, teknolojiyle gelen kolaylıkların yanı sıra müziğin değerinin azalmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. “Eskiden albüm yapmak çok daha zordu ve değeri vardı. Şimdi ise herkes evinde şarkı yapabiliyor. Bu iyi bir şey ama müziğin içini boşaltıyor” diyen sanatçı, dijital dönüşüm sürecini yakından takip ettiğini ve dinleyiciler tarafından hâlâ önemseniyor olmanın kendisini mutlu ettiğini belirtti.

25 yıllık kariyerine dönüp baktığında, zirvede kalmanın basamakları çıkmaktan daha zor olduğunu ifade eden Sali, ikinci baharını yaşamak istediğini söyledi. “Hem daha dingin, olgun ve tecrübeli işler yapmak istiyorum” diyen sanatçı, 2024’te sürpriz projelerle hayranlarının karşısına çıkacağının sinyallerini verdi.

Hüseyin Solak… “YENİ BİR YILDIZ DOĞUYOR”

Genç ve yetenekli oyuncu Hüseyin solak, çok yakında yeni bir sinema filmi kamera karşısına geçmeye hazırlanıyor.

Çocukluğundan itibaren oyunculuk hayalleriyle büyüyen ve bu alandaki hedeflerine adım adım yaklaşan genç oyuncu Hüseyin Solak, yükselmeye ve başarı merdivenlerini bir bir çıkmaya devam ediyor.

Kendine özgü duruşu, doğal yeteneği ve çalışma azmiyle dikkat çeken genç oyuncu, başarı merdivenlerini hızla tırmanıyor. Yeni projesinde güçlü bir performans sergilemeye hazırlanan Hüseyin Solak, sektörde adını kalıcı bir şekilde duyurmaya kararlı.

Genç oyuncu Hüseyin Solak “Setlerde olmak, o atmosferi solumak benim çocukluk hayalimdi. Şimdi bu hayalin gerçek olduğunu görmek, beni her gün daha fazla motive ediyor. En büyük hayalim, kalıcı projelerde yer almak ve gerek yurt içi, gerekse de yurt dışında projelerde yer alıp ülkemi en iyi şekilde temsil etmek” diye konuştu.

 

HABER: MAGAZİN BULVARI

İREM DERİCİ’DEN ALEYNA SORUSUNA ESPRİLİ CEVAP

İrem Derici, yeni şarkısı “Deli Yangınım” ile müzikseverlerin gündeminde. Sözleri Günay Çoban’a, müziği ve aranjesi Emrah Karaduman’a ait olan şarkı, yayınlanmasından sadece üç gün sonra hızla müzik listelerinin üst sıralarına yükseldi. Şarkı, dinleyicilerden büyük ilgi görürken sosyal medyada da binlerce kez paylaşıldı ve kısa sürede viral olmayı başardı.

İrem Derici’nin “Deli Yangınım” parçası, ünlü aranjör Emrah Karaduman ile olan iş birliğinin bir diğer başarılı örneği olarak öne çıkıyor. Basın mensuplarının, Aleyna Tilki’nin Emrah Karaduman imzalı “Cevapsız Çınlama” şarkısıyla kariyerine başladığını hatırlatmaları üzerine Derici, bu konuya esprili bir dille yanıt verdi.

Şarkıcı, “Aleyna’nın bu şarkıya bir tepkisi olur mu?” sorusuna, “Aleyna daha pusetteyken ben Karaduman’la şarkı yapıyordum,” diyerek cevap verdi. Derici’nin bu yanıtı basında ve sosyal medyada geniş yankı bulurken, sanatçının kendine güvenen ve eğlenceli tavrı hayranları tarafından takdirle karşılandı.

 

MAGAZİN BULVARI