Nâzım Hikmet Nilüfer’de anıldı

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, Türk edebiyatının önemli ismi Nâzım Hikmet’in 62’nci ölüm yıl dönümü nedeniyle “Memleket Toprağındadır Kökü: Nâzım Anması” gerçekleştirdi. Gecede ölümsüz şairin şiirleri okunurken, “Bilinmeyen Yönleri İle Nâzım Hikmet” söyleşisi de yapıldı.

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, edebiyat dünyasının önemli isimleri arasında yer alan Nâzım Hikmet’in ölümünün 62’nci yıl dönümünde Beşevler Mahallesi’ndeki Nâzım Hikmet Çınarlığı’nda anma programı düzenledi. “Memleket Toprağındadır Kökü: Nâzım Anması”na Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Başkan Yardımcıları Zerrin Güleş ve Şirin Arıbaş, Meclis Üyeleri Tuğçe Savaş ve Barış Öztürk, Nilbel A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mart, NİLKOOP Başkanı Süleyman Ayyılmaz, Bursa Muhtarlar Dayanışma Derneği Başkanı ve Beşevler Mahalle Muhtarı Erol Yılmazer, Çamlıca Muhtarı Hasan Serçe, CHP Nilüfer Kadın ve Gençlik Kolları ile çok sayıda vatandaş katıldı.  

Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nâzım Hikmet’i umudun, sevginin, yol göstericiliğin şairi olarak nitelendirdi. Ünlü şairin varlıklı bir ailenin çocuğu olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, imkanlarına rağmen özgürlük ve adaletten yana mücadeleci bir yaşam sürdüğünü kaydetti. Başkan Şadi Özdemir, vatan sevgisinin de her zaman önde yer aldığını söyledi. Ölümsüz şairin Bursa Cezaevi’nde de uzun süre kaldığını hatırlatan Başkan Şadi Özdemir,  üretim sürecinin ve toplumu eğitme yönündeki çalışmalarının burada da devam ettiğini vurguladı. Nâzım Hikmet’in eserlerini de seslendiren Başkan Şadi Özdemir, “Hangi şiirine bakarsanız, etkileyici. Ben her zaman etkilendim. Kimliğimizin şekillenmesinde kitap, roman okuruz hepsinin etkisi vardır ama benim için yön veren, iz veren Nâzım’ın şiirleri olmuştur” dedi.

Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın ise Nâzım Hikmet’in iki yönden ele alınabileceğini belirterek, bunları aşk ve vatan şairi olarak dile getirdi. Hayatının genelinin özlemle geçtiğini söyleyen Aydın, “Nâzım’ın bize bıraktığı şu var: “Sevgi”, “Eşitlik”, “İnsanlık”, “Hayal”. Bize yaşama heyecanı ve detaylar ile bir ufuk ve sevme duygusu gösteriyor. Aynı zamanda kendisi önemli de bir sosyal bilimci” diye konuştu.

BİLİNMEYEN YÖNLERI İLE NÂZIM HIKMET
Programda Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Daire Başkanı Güney Özkılınç ve yazar, öğretmen, yayıncı Fehmi Enginalp, “Bilinmeyen Yönleri İle Nâzım Hikmet” söyleşisi gerçekleştirdi. Konuşmasında yazarın hayatından kesitler sunan Özkılınç, hayatında yer alan isimleri, İzmir’de bir kulübede geçirdiği 3 yıllık süreci ve yazdığı “Güneşi İçenlerin Türküsü”nü, yakınında yer alan isimleri ve gazete kupürlerini görsellerle anlattı. Yazarı eleştirenlerin olduğunu da belirten Özkılınç, “Onun hayatını derinlemesine bilmeyenler için eleştirmek çok kolay. Oysa ki hayatı yüklü bir şilep gibi yaşamıştır” dedi.

Yazar, öğretmen, yayıncı Fehmi Enginalp ise Nâzım Hikmet’in büyük bir yurtsever olduğunu belirterek, ana dilini çok sevdiğini ve en güzel şekilde kullanarak, dünyaya tanıtan şair olduğunu kaydetti.

ŞİİR VE MÜZİK DİNLETİLERİ İLE ANILDI
Program kapsamında ayrıca Nilüfer Kent Konseyi Melih Elal Okuma Grubu ve Nilüfer Kent Konseyi Gençlik Meclisi “Nâzım Hikmet” şiirlerini okudu. Farklı konulardaki eserlerini seslendiren katılımcılara Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir teşekkür etti. Grup Nehir dinletisi ile program sona erdi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nazım Hikmet Dikili’de Anıldı

Memleket şairi Nazım Hikmet Ran ölümünün 62. yılında Dikili Belediyesi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikle anıldı.

Dikili Belediyesi Tiyatro Topluluğu tarafından düzenlenen “Nazım Hikmet’in İzinde” başlıklı şiir gecesinde usta şairin memleket özlemi, tutsaklığı, yaşama sevgisi eserleri ile seslendirildi.

Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte açılış konuşmasını gerçekleştiren Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, şunları vurguladı “Büyük Usta Nazım Hikmet’i, aramızdan ayrılışının yıl dönümünde; dizelerinde yaşattığı umutla, özlemle ve memleket sevdasıyla andık. Dikili Belediyesi Tiyatro Topluluğumuzun hazırladığı şiir gecesiyle, onun idealleri, mücadele ruhu ve yaşama sevgisi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezimizde sahneye taşındı.Bu özel akşamda emeği geçen tiyatro topluluğumuza ve bizlerle birlikte olan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Xiaomi ve Mehmet Turgut’tan Doğayla Sanatın Kesiştiği Bir Yolculuk: “Zirve”

Teknolojiyi sanatla buluşturan özel gecede, Xiaomi Türkiye ile ünlü fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut’un iş birliğiyle hayata geçirilen “Zirve” projesi tanıtıldı. Proje kapsamında Turgut, Xiaomi 15 Ultra’nın profesyonel düzeydeki mobil fotoğrafçılık yeteneklerini kullanarak, Nemrut Dağı’nın büyüleyici manzaralarını ölümsüzleştirdi. Projeye adını veren bu zirve yolculuğu, yalnızca fiziksel değil, sanatsal anlamda da bir keşif niteliği taşıyor.

“Zirve” projesine özel hazırlanan kısa film etkinlikte ilk kez gösterildi. Mehmet Turgut, gösterim ardından, bu sıra dışı yolculuğun perde arkasını ve yaratım sürecini paylaştı. Xiaomi 15 Ultra ile mobil fotoğrafçılığın sunduğu yaratıcı özgürlüklere dikkat çeken Mehmet Turgut, şu ifadeleri kullandı: 

“Nemrut’un zirvesine tırmanmak sadece fiziksel bir yolculuk değildi; tarihle, doğayla ve kendi içimdeki sınırlarla yüzleştiğim bir serüvendi. Xiaomi 15 Ultra, bu yolculuğun en sessiz ama en güçlü tanığıydı. Teknoloji artık sadece bir araç değil; hayal gücünün doğal uzantısı. Marcus Aurelius’un dediği gibi: ‘Kendine hükmeden, dünyaya da hükmeder.’ Bu projede kendime ve zamana hükmetmeye çalıştım.”

Gecenin devamında konuklar, Turgut’un küratörlüğünde sergiyi gezerek, yaşamın ihtişamıyla teknolojinin gücünün buluştuğu kareleri yakından inceleme fırsatı buldu. Sergide özellikle Nemrut’ta gün doğumu ve Kommagene kalıntılarının mistik atmosferini yansıtan kareler izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Xiaomi’nin Mehmet Turgut iş birliğiyle gerçekleştirdiği proje, markanın yalnızca teknoloji alanında değil; sanat ve yaratıcılık dünyasında da güçlü bir yer edinmeyi amaçladığını bir kez daha ortaya koyuyor. Mobil fotoğrafçılığın sınırlarını yeniden tanımlayan “Zirve”, teknolojiyle ilhamın kesiştiği unutulmaz bir deneyim olarak akıllarda kaldı.

Etkinliğe Teoman, Güven Kıraç, İlayda Çevik, Özlem Süer, İlkin Karacan Karakuş, Nuri Şekerci gibi sanat dünyasından ünlü isimler de katıldı.

Xiaomi Türkiye, kullanıcılarına yalnızca ileri teknoloji sunmakla kalmayıp; onları sanata, hikayelere ve yaratıcılığa yakınlaştıran projelerle de ilham vermeye devam edecek.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İstinye Üniversitesi ve QNB’den stratejik iş birliği

Öğrencilerin kariyer gelişimlerini desteklemek ve iş dünyasına hazırlık süreçlerini güçlendirmek amacıyla İstinye Üniversitesi ile QNB arasında bir iş birliğine imza atıldı. Bu iş birliği kapsamında öğrencilere; staj imkanları, proje bazlı çalışmalar, özel eğitim programları ve sektör profesyonelleriyle doğrudan etkileşim fırsatları sunulacak. Protokol imza törenine İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, QNB Nakit Yönetimi ve Dış Ticaret Direktörü Rahşan Tiken Kavas, İstinye Üniversitesi Connectom Başkanı Doç. Dr. Okan Yaşar, rektör yardımcıları ve üniversite ile QNB yöneticileri katıldı.

“Günümüzde üniversiteler topluma önderlik etmeli”

İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, üniversitelerin topluma liderlik etme rolüne vurgu yaparak şöyle konuştu:

“Bu iş birliği, eğitim, AR-GE, teknoloji ve toplumsal sorumluluk gibi alanlarda üniversite-sanayi ortaklığının güçlü bir örneğidir. Öğrencilerimizin sahada deneyim kazanmaları ve sektörle entegre olmaları açısından çok kıymetli bir adım.”

“Bu iş birliğiyle öğretmeyi ve öğrenmeyi önemsiyoruz”

QNB Nakit Yönetimi ve Dış Ticaret Direktörü Rahşan Tiken Kavas ise şunları söyledi:

“İstinye Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği hem bilgi ve deneyim paylaşımı hem de gençlerin bakış açılarıyla kendimizi güncelleme fırsatı sunuyor. Öğretmeyi ve öğrenmeyi önemsiyoruz.”

“QNB, İstinye Üniversitesi ile bir ilke imza atıyor”

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hatice Gülen, bu protokolün QNB için de bir ilk olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti:

“QNB’nin üniversite ile imzaladığı ilk protokol olma özelliğini taşıyan bu iş birliği, ileride farklı projelere de kapı aralayacak. Özellikle dijitalleşme, yapay zekâ ve veri yönetimi gibi alanlarda ortak çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz.”

“İSÜ Connectom Girişimcilik Merkezi, sağlık, teknoloji ve eğitimi önceliyor”

İstinye Üniversitesi Connectom Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi Başkanı Doç. Dr. Okan Yaşar, iş birliğinin sağlık, teknoloji ve girişimcilik alanlarına katkı sağlayacağına dikkat çekerek şunları söyledi:

“İSÜ Connectom olarak, sağlık, teknoloji, eğitim ve girişimcilik odaklı iş birliklerine büyük önem veriyoruz. QNB ile imzaladığımız bu protokolün her iki kuruma da somut faydalar sunacağına inanıyorum.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

QNB Sigorta’nın kurucusu olduğu emeklilik yatırım fonu, 2024’ün getiri lideri seçildi

Sağlık, Hayat ve Ferdi Kaza sigortaları ile Bireysel Emeklilik branşlarında hizmet veren QNB Sigorta, emeklilik fonlarındaki başarısını prestijli bir ödülle daha taçlandırdı. QNB sigortanın kurucusu olduğu ve QNB Portföy tarafından yönetilen CHA kodu ile işlem gören QNB Sağlık Hayat Sigorta ve Emeklilik A.Ş. OKS Dengeli Değişken Emeklilik Yatırım Fonu, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen TSPB Altın Boğa Ödülleri kapsamında “2024 Emeklilik Yatırım Fonları Getiri Lideri” kategorisinde Altın Boğa Ödülü’ne layık görüldü.

 Ödüle yönelik değerlendirmede bulunan QNB Sigorta Genel Müdürü Pınar Kuriş; “QNB Sigorta olarak yalnızca bugünü değil, geleceği de güvence altına almayı amaçlayan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Kurucusu olduğumuz ve QNB Portföy tarafından yönetilen emeklilik yatırım fonlarımızın sürdürülebilir başarısı, bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu başarının da TSPB gibi saygın bir kurum tarafından ödüllendirilmesinden dolayı büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

 

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EÜ Etnografya Müzesinden fotoğraf tarihine ışık tutan söyleşi

Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, “Müze Söyleşileri” kapsamında fotoğraf tarihine ışık tutan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Moderatörlüğünü Müze Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun üstlendiği söyleşide, Prof. Dr. Zuhal Özel Sağlamtimur “Fotoğrafın İcadına Kadar Geçen Tarihsel Süreç” başlığı altında fotoğraf makinesinin kökenini oluşturan camera obscuradan ıslak ve kuru cam negatif dönemine uzanan geniş bir tarihsel yolculuğu katılımcılarla paylaştı.

Söyleşide, fotoğrafın gelişim sürecini anlatan Prof. Dr. Zuhal Özel Sağlamtimur, “Fotoğraf makinesinin temeli camera obscura, yani karanlık oda prensibine dayanıyor. Aslında bu, çok eski çağlardan beri bilinen bir olgu. Küçük bir delikten giren ışığın, karşı duvarda dışarıdaki görüntüyü ters ve renkli bir şekilde yansıtması. İnsanlar bunu yüzyıllarca gözlemledi ama asıl iş, bu yansımayı kalıcı hale getirmekti. Işığın iz düşümünü temel alan silüet görüntüler ile heliograf (güneş çizimi), dagerotip gibi öncü teknikler tarihsel açıdan çok önemliydi” dedi.

Prof. Dr. Sağlamtimur, “Günümüze kalan ilk fotoğrafik görüntü, Fransız bilim adamı Joseph Nicèphore Niépce tarafından heliografi yöntemi ile 1826’da sekiz saatte çekilmişti. Sahne tasarımcısı Louis Jacques Mandé Daguerre, Niepce ile ortaklık kurarak, heliograf tekniğini geliştirmeye başlamıştı, ancak Niepce’in ani ölümüyle çalışmaları ne yazık ki kesintiye uğradı. Daguerre her şeye rağmen pozlama süresini kısaltmaya yönelik araştırmalarına devam etti ve kendi adını verdiği dagerotip yöntemini geliştirdi. Bu buluş 7 Ocak 1839’a halka ‘gerçeği hafızaya saklayan ayna’ olarak tanıtıldı. İnsanları çok etkileyen bu yöntem, kısa sürede tüm dünyaya yayıldı ve ardından yeni fotoğrafik teknikler geliştirildi” diye konuştu.

Sunumun son bölümünde ise, dijital teknolojiler ve fotoğrafın dışında günümüzde yapay zekâ ile üretilen görsellerin gerçeklikle olan ilişkisi tartışıldı. Prof. Dr. Sağlamtimur, yapay zekânın görsel algı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Etkinlik sonunda Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, katkılarından dolayı Prof. Dr. Zuhal Özel Sağlamtimur’a “Teşekkür Belgesi” takdim etti. 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Allianz Türkiye BES emeklileriyle bir araya geldi

Bireysel emeklilik alanında fark yaratan çözümleriyle 1,3 milyon katılımcıya hizmet veren Allianz Türkiye, BES’ten emeklilik hakkı kazanan müşterileri için anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Allianz Tower’da düzenlenen “Allianz, Emeklileri ile Buluşuyor” etkinliğine İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da konuşmacı konuk olarak katıldı. 

“Başarımızda Allianz Türkiye’ye güvenen emeklilerimizin payı büyük”

Allianz Türkiye Bireysel Emeklilik ve Hayat Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Fisun Koç Doğan, emeklilerle bir araya geldiği toplantıda, Allianz Türkiye’nin uzun vadeli ve sürdürülebilir iş modeliyle bireysel emeklilik sistemindeki liderliğine dikkat çekti. Başarılarının arkasındaki en önemli gücün, sisteme güvenen ve bu süreci sabırla sürdüren emekliler olduğunu vurgulayan Koç Doğan, “Sizler, Allianz ailesinin değerli üyelerisiniz. Bugün burada sizlerle bir arada olmak, bu süreci birlikte hatırlamak ve kutlamak bizim için büyük bir mutluluk ve gurur. İyi ki varsınız, katılımınızla bizleri onurlandırdınız” dedi.

Koç Doğan, konuşmasında Emeklilik Gelir Planı’nın emeklilik sürecinin en önemli adımlarından biri olduğunun altını çizerek, uzun vadeli birikimlerin düzenli ve sürdürülebilir gelir akışına dönüşmesinin finansal güvence açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES), Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ile birlikte bugün 17 milyonun üzerinde katılımcıya ulaştığını hatırlatan Koç Doğan, sistemin yüzde 30 devlet katkısı ve enflasyon üzerinde getiri gibi avantajlarıyla sadece bir tasarruf değil, aynı zamanda güçlü bir yatırım aracı haline geldiğini ifade etti.

2025 yılının ilk çeyreği itibarıyla Gönüllü BES’te 9,7 milyon katılımcıya ulaşıldığını belirten Koç Doğan, “Allianz Türkiye olarak bireysel emeklilik alanında 1,3 milyon katılımcıya yenilikçi çözümler sunuyoruz. Sistemdeki net katılımcı artışının yaklaşık her altı sözleşmesinden biri Allianz aracılığıyla gerçekleşiyor. Bu da bize duyulan güvenin ve müşterilerimizle kurduğumuz güçlü bağın en önemli göstergesi” dedi. Koç Doğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu uzun soluklu yolculukta bizlere eşlik eden, sisteme güvenerek birikimlerini değerlendiren ve bugün emeklilik dönemine huzurla ulaşan siz değerli katılımcılarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.”

Geçmişin deneyimi ile geleceğe öneriler

Etkinlikte, Allianz Türkiye Finansal Danışmanlık Direktörü Mustafa Humanızlı’nın moderatörlüğünde, Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da global piyasalardaki gelişmeleri ve Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu değerlendirdi. Etkinliğin soru-cevap bölümünde ise Allianz emeklileri hem deneyimlerini paylaştı hem de genç Allianz çalışanlarına geleceğe dair tavsiyelerde bulundu. Bir emeklinin genç çalışanlara yönelik “Tecrübelerimizi paylaşmak, bu ailenin bir parçası olduğumuzu hissettiriyor. Sizlere güveniyoruz, Allianz’ı daha da ileriye taşıyacağınızdan eminiz” sözleri de salondan büyük alkış aldı.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kocaeli’nde “süt otu” hasadı başladı

Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği “Yem Bitkisi Tohumu Destekleme Projesi” kapsamında 1.782 çiftçiye toplam 6.500 paket (163 ton) yüzde 50 hibeli süt otu tohumu desteği sağladı. Destekten yararlanan çiftçiler, süt otunun hasadına başladı.

DESTEKTEN 1.782 ÇİFTÇİ YARARLANDI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik verdiği desteklerle üreticilerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Çiftçileri katma değeri yüksek ürünler yetiştirmeye teşvik eden Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda 1.782 çiftçiye toplam 6500 paket (163 ton) süt otu tohumu desteği sağladı. Verilen destekle 33.000 dekar alana süt otu ekimi yapıldı. Desteklerden memnun olan çiftçiler, bu desteklerin sürmesi halinde üretmeye devam edeceklerini belirtti.

ET VE SÜT ÜRETİMİ ARTIYOR

Kocaeli’nde hayvanların yem ihtiyacını karşılamak için kullanılan, aynı zamanda et ile süt verimini artırmak amacıyla ekilen süt otu (Ryegrass) bitkisi, hem verim hem de kalite açısından önemli avantajlar sunuyor. Yonca ve mısır silajına alternatif olarak yerli ve milli tohumdan ekilen süt otu, yüksek enerji verimi ve protein oranıyla hayvanlarda et ve süt üretimini artırıyor. İlkbahar ve sonbaharda her türlü toprağa ekimi yapılan süt otu, yoncaya göre daha az sulama gerektirirken, yılda 5 kez hasat edilebilmesiyle çiftçilere ekonomik fayda sağlıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteği, bölge hayvancılığının gelişmesine ve sürdürülebilir tarımın güçlenmesine önemli katkı sunuyor.

ÇİFTÇİ DOSTU BAŞKANA TEŞEKKÜR

Destekten yararlanan çiftçiler, ektikleri süt otunun yeterli olgunluğa ulaşmasının ardından hasat mesaisine başladı. Bu yıl süt otunun kaliteli ve verimli olması üreticileri sevindirdi. Çiftçiler, tarımsal desteklerle her zaman yanlarında olan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür ediyor. Üreticiler, “çiftçi dostu” olarak nitelendirdikleri Başkan Büyükakın’dan desteklerin devam etmesini istedi.

HASAT MESAİSİ BAŞLADI

Kandıra Selimköy’de çiftçilikle yapan ve aynı zamanda mahalle muhtarı olan Emin Akçay, Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 hibeli süt otu tohumu desteğinden yararlandığını ve olgunluğa ulaşan ürünlerin hasadına başladıklarını söyledi. Süt otu hasadını kaldırdıktan sonra yine Büyükşehir’den aldığı yüzde 50 hibeli mısır tohumlarını toprakla buluşturacaklarını belirten Akçay, “Bu yem bitkilerini hayvanlarımız için kullanacağız. Desteklerinden dolayı başkanımız Tahir Büyükakın’a çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca Toramanlar Göleti’nden sağlanan kapalı sulama sistemi için Büyükşehir’e ve İSU’ya teşekkür ediyoruz. Tarlalarda sulama olduğu için ikinci ürünü ekebiliyoruz. Destekleri oldukça üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

“Büyükşehir’in destekleri olmasa biz bu kadar ekim yapamayız” diyen Akçay, sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdi buraları daha çok ekmeye ve yaygınlaştırmaya başladık. Daha iyi ve daha kaliteli ürün alıyoruz. Büyükşehir olmasa biz bunu başaramazdık. Tarımsal sulama, tohum ve gübre destekleri olduğu sürece üretmeye devam edeceğiz. İnşallah biz bu tarlalarda üçüncü mahsulü de alacağız.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Amanova, “Komuz atalarımızın sesi, ruhumuzun aynasıdır”

Ege Üniversitesi (EÜ) Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı (DTMK) öğretim üyesi Prof. Dr. Özge Gülbey’in moderatörlüğünde “Kırgız Müziği ve Türk Dünyası” adlı söyleşi gerçekleştirildi. EÜ Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı etkinlik salonunda düzenlenen söyleşiye DTMK Müdürü Prof. Dr. Ali Maruf Alaskan, akademik ve idari personel, öğrenciler ve sanatseverler katıldı. Etkinlikte, Prof. Dr. Feza Tansuğ, Prof. Dr. Abdullah Akat ve Prof. Dr. Roza Amanova’nın konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Roza Amanova, sunumu sırasında Kırgız kültürü müzik mirasını ‘komuz’ eşliğinde ve kendi bestesini seslendirerek katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

Kırgızistan Cumhuriyeti Halk Sanatçısı Prof. Dr. Rosa Amanova, “Bizim müziğimiz yalnızca seslerden ibaret değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafızadır. Bu hafıza; Kırgız halkının ruhunu, doğayla olan ilişkisini ve yaşam felsefesini yansıtır. Komuz bizim için sadece telli bir çalgı değildir. O, atalarımızın sesi, ruhumuzun aynası, kültürümüze ait bir semboldür. Komuz’un tınıları, destanlarımızın her bir dizesine can verir, hikâyelerimizi daha da derinleştirir. Enstrümantal müziğimizle jest dilimiz, yani beden hareketlerimiz, çoğu zaman birbiriyle bütünleşir. Parmaklarımızın tellerdeki dansı, kollarımızın her bir hareketi, anlattığımız destanın duygusunu, coşkusunu veya hüznünü yansıtır. Bu bütünleşme sayesinde, destanlarımız sadece kulaklara değil, tüm benliğe hitap eder. İşte bu yüzden, sözlü kültürümüz Komuz’un büyülü sesiyle, jestlerin anlatımıyla ve kuşaktan kuşağa aktarılan bu hikâyelerle capcanlı kalmaya devam ediyor. Bizler de bu mirası korumak ve gelecek nesillere aktarmak için var gücümüzle çalışıyoruz.” diye konuştu.

Müzik aletlerimi EÜ Etnografya Müzesine bağışladım”

Tüm müzik aletlerini Ege Üniversitesi Etnografya Müzesine bağışladığını söyleyen Prof. Dr. Feza Tansuğ, “Profesör Roza Amanova yalnızca Kırgızistan’da değil, tüm Türk dünyasında müzik denildiğinde akla gelen önemli isimlerden biridir. Roza hocamızdan dinlediğimiz gibi temel Kırgız halk çalgısı olan komuz, diğer telli çalgılardan farklı olarak perdesizdir. Kırgızların yaşantısında hem vokal hem de çalgısal müzik önemli bir yer tutmaktadır. Bu müzik türü; halkın hafızasını, duygularını ve toplumsal değerlerini yansıtan bir kültürel ifadedir. Bu çalgıyı aynı zamanda üniversitemizin etnografya müzesinde de görebilirsiniz.” dedi.

 “Karadeniz müziği, sınırları aşan kültürel mirastır”

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikoloji Bölümü Etnomüzikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Akat, “Karadeniz müziği, sadece Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda Balkanlar, Kafkasya, Kırım ve Anadolu gibi bölgeler  ile etkileşim içindedir. Karadeniz müziğine dair tarihî kayıtlar önemlidir. Özellikle, I. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından kaydedilen Kırım Tatar askerlerinin türküleri gibi arşiv materyaller, bölgenin müzik kültürünün anlaşılmasına olanak tanıyan değerli kaynaklardır.  Karadeniz müziği sadece yerel bir olgu değil, bölgesel ve tarihi etkileşimlerle şekillenen zengin bir kültürel mirastır” diye konuştu.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Garanti BBVA sürdürülebilirlik temalı sendikasyonunu yüzde 100 oranında yeniledi

Garanti BBVA, yurt dışı borçlanma programı kapsamında, Sürdürülebilir Borç Finansmanı Çerçevesi ile uyumlu, 367 gün ve 734 gün vadeli olmak üzere toplam dört dilimden oluşan sendikasyon kredisi sağladı. Haziran dönemi sendikasyon işlemine gösterilen yoğun talep sonucunda, 367 gün vadeli iki dilimin yanı sıra 734 gün vadeli iki yeni dilim daha açıldı. 

95.750.000 ABD doları ve 99.275.000 euro olmak üzere iki dilimden oluşan 367 gün vadeli krediye ek olarak, yine 191.500.000 ABD doları ve 36.000.000 milyon euro tutarında iki dilimden oluşan 734 gün vadeli kredi sağlandı. Kredinin 367 gün vadeli dilimlerinin toplam maliyeti, dolar ve euro cinsinden sırasıyla SOFR + %1,60 ve Euribor + %1,35; 734 gün vadeli dilimlerin maliyeti ise SOFR + %2,00 ve Euribor + %1,75 olarak gerçekleşti.

3 Haziran 2025 tarihinde imzalanan ve sürdürülebilir borç finansmanı çerçevesiyle uyumlu olarak gerçekleştirilen bu başarılı işleme, 20 ülkeden 43 banka katıldı.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, şunları söyledi: 

“Uluslararası piyasalardan yeni bir kaynak sağlamanın ve bu işlemi başarıyla tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz. Sendikasyonumuza gelen talebin büyüklüğü, uluslararası yatırımcıların Garanti BBVA’ya ve ülkemize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesidir. Sürdürülebilirliği temel alan bu kredi anlaşmasıyla reel sektörün dış ticaret finansmanına katkıda bulunurken, aynı zamanda ülke ekonomisine uzun vadeli destek sağlamayı sürdürüyoruz. Sürdürülebilir finans alanında öncü bir banka olarak, finans sektörünün bu dönüşümdeki kritik rolünü yıllar önce öngördük ve sürdürülebilirliği ana iş stratejimize entegre ettik. Bu kapsamda, 2018–2025 yılları arasında en az 400 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefimize Nisan ayı itibariyle ulaştığımızı gururla söyleyebilirim. 2020 yılında dünyada bir ilke imza atarak başlattığımız sürdürülebilirlik kriterlerine endeksli sendikasyon yapısını başarıyla sürdürüyoruz. Haziran dönemindeki işlemimiz gerek katılan banka sayısı gerekse sağlanan kaynak tutarı bakımından yoğun talep gördü. Elde edilen fonlar da yine BBVA Grubu’yla belirlediğimiz sürdürülebilirlik ilkelerine uygun alanlarda kullandırılacak. Bu sayede hem dış ticaret işlemlerine kaynak sağlıyor hem de iklim kriziyle mücadele ve kapsayıcı büyüme hedeflerine katkı sunan projelere finansman yaratıyoruz. Garanti BBVA olarak, uluslararası piyasalardaki gücümüz ve sürdürülebilirlik vizyonumuzla ülke kalkınması için değer katmaya devam edeceğiz.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı