ESBAŞ, kuruculara saygı ve minnetle 35. yılını kutladı

Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen kutlama töreninde şirket çalışanlarından oluşan ESBAŞ Ritim Grubu, hocaları Teoman Dalcı’nın yönetiminde sahne alırken, dans ve folklar grupları geceye renk kattı.

ESBAŞ 35. Yıl Onurlandırma ve Ödüllendirme Töreninde ayrıca, kuruluşundan günümüze kadar şirketin Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapan Aran Herschl Dokovna, Larry Stephen Hymes ve Edward Rufus Mills’e 35. yıl anısına basılan özel kitaplar hediye edildi.

Törende konuşan ESBAŞ Onursal Başkanı Mary Tuncer, “Yönetim Kurulu’nda 35 yıldır hizmet veren üç değerli üyeyi onurlandırmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, “Kaya Tuncer’in İzmir’de istihdam yaratmak ve yabancı yatırımları çekmek amacıyla kurduğu Ege Serbest Bölgesini, Türkiye’nin en başarılı serbest bölgesi haline getiren özverili çalışmaları ve bağlılıkları için Yönetim Kurulu üyelerimize, başta Dr. Faruk Güler olmak üzere tüm ESBAŞ çalışanlarına en içten teşekkürlerimi sunuyorum. ESBAŞ’ın önümüzdeki yıllarda da başarılarını sürdüreceğine inancım tamdır” diye konuştu.

ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Tuncer de, şirketin 35 yıl önce boş bir arazide başlayan yolculuğunun, günümüzde Türkiye’ye güçlü bir sanayi, üretim ve ihracat merkezi kazandırdığını vurguladı. Deniz Tuncer, şunları söyledi: “Bölgemiz 25 bin kişiye istihdam sağlamakta ve ekonomiye yılda 6 milyar dolar katkıda bulunmaktadır. ESBAŞ’ın sağladığı bu başarı, yıllar boyunca pek çok kişinin katkı sağladığı büyük bir ekip çalışmasının sonucudur. Bu sürecin bir parçası olan her kese teşekkür ediyorum.”

“ESBAŞ’ın Başarısını Görmek Olağanüstü Bir Deneyimdi”

Tuncer, kuruluşundan bu yana ESBAŞ Yönetim Kurulunda görev yapan Aran Dokovna, Larry Hymes ve Edward Rufus Mills’e özel teşekkür etmek istediğini belirterek, “35 yıldır Yönetim Kurulumuzda yer almanızdan büyük onur duyduk. Bağlılığınız, kararlılığınız ve sürekli desteğiniz için sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca kurucumuz merhum Kaya Tuncer’e, onunla çalışmış ve onun vefatından sonra bayrağı devralmış olan Mary Tuncer’e teşekkür etmek istiyorum. Anne ve babamın izinden gitmek benim için büyük bir onurdur. Bıraktığınız miras, değerleriniz ve vizyonunuz gelecekte de yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir” diye konuştu.

Yönetim Kurulunda 35. yıllarını kutlayan Aran Dokovna, Larry Hymes ve Edward Rufus Mills de konuşmalarında, 2 bin dönüm boş bir araziyi, günümüzde 25 bin kişiye istihdam sağlayan, dünyanın en başarılı serbest bölgelerinden biri haline getiren ESBAŞ’ın büyümesini ve başarısını görmenin olağanüstü bir deneyim olduğunu vurguladılar.

Türkiye’nin En İyi İşveren Ödülünü Onursal Başkana Teslim Etti

ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler ise, gecede bir sürpriz yaparak, ESBAŞ’ın kuruluşunun 35. yılında alınan Türkiye’nin En İyi İşvereni Ödülünü sahnede Onursal Başkan Mary Tuncer’e teslim etti. 

Dr. Faruk Güler, Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Tuncer liderliğinde dünyanın en iyi yönetilen şirketlerinden biri olarak yollarına devam ettiklerini belirterek, şunları söyledi: “Bildiğiniz gibi 35. yılımızda ‘Türkiye’nin En İyi İşvereni Ödülü’nü aldık. Bu ödül dünyanın en iyi yönetilen şirketlerinden birisi olduğumuzu gösteren verilerden sadece birisi ve bizim için çok önemli. Bu ödülü tüm ESBAŞ çalışanları adına, profesyonel kadroyu her zaman en üst seviyede destekleyen Yönetim Kurulunu temsilen, Onursal Başkanımız Mary Tuncer’e vermek istiyorum. Katkı koyan tüm mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 35 yıldır Yönetim Kurulu’nda görev alan Aran Dokovna’ya, Larry Hymes ve Edward Rufus Mills’e katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.”

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Çocuğun en ciddi işi oyundur!”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü ev sahipliğinde düzenlenen “Her Yerde ve Herkes İçin Oyun” temalı “Uluslararası Oyun Kongresi” 1-3 Haziran 2025 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi ve Çarşı Yerleşke’de gerçekleştirildi.

Kongrenin açılış konuşmaları Kongre Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Amerikan düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nden Sweta Shah, İstanbul Milletvekili ve Çocuk Hareketi Danışma Kurulu Başkanı Elif Esen tarafından yapıldı.

Tarhan: “Yaşadığımız olayları bir çocuğun oyunu ele alışı gibi ele almayı başarmalıyız”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, oyunun çocuk gelişimi ve toplumsal yaşam için taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, “Türkiye’nin şu anda en çok önemli ihtiyaçlarından birisi de hayatı anlayış yaklaşımımızdır. Anadolu irfanı olan bu coğrafyada, Mevlana yetiştirmiş bu coğrafyada daha mutlu, daha huzurlu yaşamayı başarmamız gerekiyor. Yaşadığımız olayları, en ciddi olayı bile bir insanın eğlenceli bir şekilde, soğukkanlı bir şekilde, bir çocuğun oyunu ele alışı gibi ele almayı başarabilirsek birçok problemimiz çok daha kolay düzelir. Her olaya bir savaş stratejisiyle yaklaşmayız.” dedi.

Konuşmasında nörobilimin oyunun faydalarını kanıtladığını aktaran Prof. Dr. Tarhan, “Bir çocuk, çocukluk döneminde iyi oyun oynayarak, her şeyi deneyimleyerek büyürse bir akış duygusu yakalıyor. Bu akış duygusu, pozitif psikolojide insanın bir iş yaparken saatlerin nasıl geçtiğini anlamadığı duygudur. Çocuğun en ciddi işi oyundur. Erişkinlerin de en ciddi işi, bir işi oyun kolaylığında ve tadında başarabilmesidir. Bu böyle olduğu zaman insan yaşlanmıyor, Alzheimer’a bile iyi gelir.” diye konuştu.

 Oyunun antidepresan etkisi var!

“Oyun oynarken beynin mutlulukla ilişkili bölgeleri aktif hale gelir. Bu süreçte haz duygusuyla bağlantılı olan dopamin ve anlam duygusuyla ilişkilendirilen serotonin hormonları salgılanır. Eğer oynanan oyun anlamlı bir içeriğe sahipse, sadece geçici bir haz değil, sürdürülebilir bir mutluluk da ortaya çıkar.” diye konuşan Prof. Dr. Tarhan, “Serotonin antidepresandır. Oyunun antidepresan etkisi var. Bunu söyleyebiliriz. Çocuklar için olduğu gibi erişkinler için de aynı. Ama erişkinin yaptığı işi o akış duygusuyla yapabilmesi önemli.” şeklinde konuştu.

Oyun sırasında çocukların gelişimi değerlendiriliyor

Günümüzde çocuk gelişimiyle ilgili teoriler arasında öne çıkan yaklaşımlardan birinin de çocuğun, oyun yoluyla otonom sinir sisteminin işleyişini öğrendiği ve deneyimleyerek geliştirdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Oyun sırasında çocukların gelişimi farklı alanlarda değerlendirilir. Bazı testlerle çocukların özellikle ince motor becerileri ölçülür. Aynı zamanda çocuk ve ergen psikiyatrisinde sıklıkla kullanılan duyu bütünleme profili sayesinde çocuğun; ince motor becerileri, kaba motor becerileri, dil gelişimi, sosyal becerileri ve duyusal becerileri gibi çok yönlü gelişim alanları değerlendirilir. Tüm bu beceriler ise oyun sırasında doğal olarak gelişir.”

Duygusal zekâ açısından da oyun çok kritik

Oyunun aynı zamanda değerler eğitiminin bir parçası olduğunu, çocuğun oyun oynarken; emek vermeyi, sabırlı olmayı (sebat etmeyi), bir gruba ait olma duygusunu öğrendiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu da onun sosyal zekasını geliştirir. Aynı zamanda oyun, mantıksal zekanın da gelişimine katkı sağlar. Çocuk oyun sırasında; sıralama yapmayı, zamanlamayı ve neden-sonuç ilişkisi kurmayı öğrenir. Bu süreçte beyinde farklı nöral ağlar (networkler) gelişir. Duygusal zekâ açısından da oyun çok kritiktir. Özellikle duyguların düzenlenmesinden sorumlu olan anterior singulat korteks bölgesi – ki bu bölge beynin ‘vites kutusu’ olarak da adlandırılır – oyun esnasında aktif olur. Bu bölge, duyguların hızını ayarlamada (yavaşlatma/hızlandırma) önemli bir rol oynar.” dedi.

Çocuğun gelişimi açısından en kritik dönem 4-6 yaş aralığı

Tüm bu nedenlerle oyunun, sadece eğlence değil; çocuğun nörobiyolojik, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişiminde hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Çocuğun gelişimi açısından en kritik dönem 4-6 yaş aralığıdır. Bu dönemde çocuğa teorik bilgi yüklemek yerine onunla birlikte oynamak, hoplamak, yazmak, çizmek gereklidir. Çünkü çocuk bu yaşlarda sadece bilgi değil, aynı zamanda kurallı yaşamayı, disiplini, empatiyi ve başkalarının hakkına saygı duymayı oyun yoluyla öğrenir. Oyun, çocuğun hem zihinsel hem duygusal hem de sosyal gelişimini destekler. Oyun sırasında kurallar vardır, bu da çocuğa kurallara uymayı ve sınır koymayı öğretir. Oyunun içerisinde empati, paylaşım, bekleme, anlayış gibi sosyal beceriler gelişir. Ancak günümüzde birçok çocuk yalnızca dijital oyunlarla vakit geçiriyor.”

Bedeli ağır oluyor…

Dijital oyunların çocuğun gelişimini sekteye uğrattığını ve çocuklarda ‘klip sendromu’ da denilen otizm belirtileri görülebildiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Ne zaman ki tableti elinden alıp, anne-baba çocukla aktif oyun oynamaya başlıyor; o zaman çocuktaki gelişme hızlanıyor. Ancak bu dönüşümün sağlanabilmesi için de çok geç kalmamak gerek. Özellikle dil gelişimi, 4 yaşından sonra çok zor ilerliyor. Bu yaşlardan sonra çocuklarda kalıcı dil bozuklukları gelişebiliyor. Anne babalar bazen tableti bir tür ‘ucuz bakıcı’ gibi görüyor. Tableti veriyor, çocuk saatlerce sessizce oynuyor. Bu ebeveynin de işine geliyor. Ama bunun bedeli ağır oluyor. Çocuğun gelişimi duruyor. Unutmayalım, çocuk için oyun, en ciddi iştir.”

“Öyle sera çiçeği gibi çocuk yetiştiremeyiz”

Oyunun, çocukların eleştirilme, üzülme, canının yanması gibi durumlarla karşılaşarak stres yönetmeyi öğrendiği bir alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Öyle sera çiçeği gibi çocuk yetiştiremeyiz. Öğrenecek. Bu da oyun esnasında, arkadaşlar arasında oluyor.” diye konuştu.

Modernizmin getirdiği hızlı yaşamın çocukların sokağa çıkıp oynama imkanlarını kısıtladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, akrabalık bağlarının zayıflamasıyla çocukların apartmanda dahi arkadaş bulmakta zorlandığını, bu nedenle, en azından 3 yaşına gelen çocukların kreşe gönderilmesini tavsiye ederek, “Kreşe gittiği zaman çocuk orada sosyalleşmeye başlıyor. Birçok korkuları gidiyor, ihtiyaçlarını karşılıyor. Aslında hayatı öğreniyor, her şeyi öğreniyor.” dedi.

Kurtuluş Savaşı’nda oyun

İstanbul Milletvekili ve Çocuk Hareketi Danışma Kurulu Başkanı Elif Esen, babaannesinin Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşadığı bir anıyı paylaşarak, o dönemde Bursa Gemlik’ten İstanbul’a göç etmek zorunda kalan ailesinin Haydarpaşa Garı’nda Kızılay çadırlarında kaldığını anlattı.

Elif Esen, “Babaannem, Kızılay görevlilerinin kendilerine oyunlar oynattığını anlatırdı. Savaş döneminde, o travmatik ortamda çocuklara savaş hissiyatını daha az hissettirmek için ‘ağızlarında yumurta taşıma oyunu’ oynatmışlar.” diyerek oyunun en zor zamanlarda bile bir hayata tutunma ve dayanışma aracı olduğunu belirtti.

“Çocuk siyasetten büyüktür”

Siyasetten önce de sivil toplumda çocuklar için çalıştığını belirten Esen, “Umudum ve derdim her daim çocukların umut dolu olmaları ve geleceklerine güvenle hayal kurabilmeleri için onlara destek olmaktır.” ifadesinde bulundu.

“Çocuk siyasetten büyüktür” anlayışıyla fikir annesi olduğu “Çocuk Hareketi”nin doğuşunu anlatan Elif Esen, bu sivil inisiyatifin Meclis’teki farklı partilerden milletvekillerini bir araya getirdiğini söyledi.

“Çok kısa bir zamanda 5 ayrı partiden 10 milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin basın salonunda ‘Gazzeli çocuklar yaşamalı’ diye bir basın toplantısı düzenledik.,” diyerek hareketin başarısına dikkat çeken Esen, partiler üstü bir bakışla kurulan bu inisiyatifin, Türkiye’nin dört bir yanından sivil toplum kuruluşlarını, akademisyenleri, hukukçuları, sağlıkçıları, eğitimcileri ve iş insanlarını bir araya getirdiğini ve Prof. Dr. Nurper Ülküer’in bu sürecin en büyük destekçisi olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin: “Oyun aslında yaşamın bütününde var”

Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, “Oyun aslında yaşamın bütününde var. Daha dünyaya gelmeden önce anne karnında oynamaya başlıyor çocuklar. Oynamadığı zaman orada bir aksilik oluyor. Oynadıkları zaman biz onların oynamasından mutlu oluyoruz. Demek ki her şey yolunda gidiyor diyoruz. Doğduktan sonra yine oynuyorlar. Büyüdükçe devam ediyor. Aslında ölene kadar devam ediyor. Oynadıkça iletişim kuruyoruz. Oynadıkça öğreniyoruz. Oynadıkça ekip halinde çalışmayı öğreniyoruz. Oynadıkça birbirimize dokunmayı görüyoruz. Oynadıkça insani değerlerimizin farkına varıyoruz. Hayat hep bir oyun. Yaşamımızdan hiç çıkarmamız gereken en büyük değerlerimizden biri oyun.” diye konuştu.

Prof. Dr. Nurper Ülküer: “Oyunun yaşamın her alanına entegre edilmesi gerek”

Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, oyunun yeniden hatırlanması ve yaşamın her alanına entegre edilmesi gerektiğini belirterek, bu kongrenin temel amaçlarından birinin de bu olduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler’in geçtiğimiz yıl 11 Haziran’ı “Dünya Oyun Günü” ilan etmesine değinen Prof. Dr. Ülküer, “Bu karar, oyunu tekrar günlük yaşamımıza getirmek için atılmış önemli bir adım. Çünkü oyun; kültürleri, gelenekleri ve ekonomik problemleri aşan, herkesin ortak kullandığı evrensel bir dildir.” dedi.

Oyunun nörobiyolojik ve psikolojik olarak geliştirici, değiştirici ve rahatlatıcı bir araç olduğunun bilimsel çalışmalarla kanıtlandığını vurgulayan Prof. Dr. Ülküer, bu kongrede oyunun bilimsel yönlerinin detaylıca ele alınacağını belirtti.

Ebeveynler oyun oynamayı bilmiyorlar, unutmuşlar

Haziran ayının “Ebeveynlik Ayı” olarak da kabul edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Ülküer, ebeveynlerin çocukların hayatındaki ve oyun süreçlerindeki rolüne dikkat çekti.

Prof. Dr. Ülküer, “Yıllardır ebeveynlere ‘Çocuklarınızla oynayın’ diyoruz. Ancak fark ettim ki, ebeveynler oyun oynamayı bilmiyorlar, unutmuşlar. ‘Mış gibi’ oynuyorlar ve çocuklar bunun farkında. Çünkü biz oyun oynamayı unuttuk. Oyunbazlığı geri getirmemiz gerekiyor.” diyerek ebeveynlerin de oyun sürecine aktif ve içten katılımının önemini vurguladı.

Kriz durumlarında, afetlerde ve deprem sonrasında oyunun rahatlatıcı ve rehabilite edici gücüne dikkat çeken Prof. Dr. Ülküer, “Oyun bir haktır. Sadece çocuğun değil, yetişkinin de hakkıdır.” dedi.

Sweta Shah: “Oyun, insanlar beceri geliştirdiklerini fark etmeden pek çok beceriyi geliştirebilir”

Amerikan düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nden Sweta Shah, kongrede bulunmaktan duyduğu heyecanı dile getirerek, “Umarım bugün ortaya çıkan bazı araştırmalar, İstanbul için, Türkiye için, ülke için bir sonraki aşamanın ne olması gerektiğini düşünmenize yardımcı olabilir.” ifadelerini kullandı.

Brookings Enstitüsü olarak herkes için, her yerde oyunun gücüne inandıklarını vurgulayan Shah, “Oyun, insanlar beceri geliştirdiklerini fark etmeden pek çok beceriyi geliştirebilir çünkü çok eğlenceli ve neşelidir. İnsanlar oyun oynarken öğrendiklerini düşünmezler. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, oyun günlük deneyimlere, pazar, mağaza, sokak ve sınıf tartışmalarına entegre edildiğinde, sadece küçük çocukların değil, yetişkinlerin de beynini yavaş yavaş ve sürekli olarak geliştirir. Çünkü beyinlerimiz yavaşlasa da büyümeye devam ediyor.” diye konuştu.

Açılışın ardından Çocuk ve ergen psikoterapisinde uzmanlaşmış bir psikoterapist olan Dr. Joanna Fortune “Why We Play?” (Neden Oynarız?) başlıklı bir konferans verdi.

Kongre 3 gün sürdü

3 gün süren kongre boyunca alanında öncü birçok yerli ve yabancı akademisyen ve uzman, panelist, moderatör ve atölye yürütücüsü olarak değerli bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Kongrede, nesiller arası oyun, oyun ve yaratıcılık, doğada oyun, dijital oyunlar, erken çocukluk (bebeklik, okul öncesi ve ilkokulun ilk yılları) dönemi ve oyun, okul dönemi ve oyun, ergenlik dönemi ve oyun, ebeveynlik ve oyun (oyuncu anne babalar, oyuncu kişilikler), yetişkinlik dönemi ve oyun, yaşlılık dönemi ve oyun (oyuncu büyükanne ve büyükbabalar) gibi konular ele alındı.  Kongre kapsamında katılımcılara çeşitli ve zengin içerikli atölye çalışmaları sunuldu.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Keçiören Kurban Bayramı’na hazır

Keçiören Belediyesi, Kurban Bayramı öncesi camiler, mezarlıklar başta olmak üzere ilçe genelinde temizlik çalışmalarına hız verdi. Belediye ekiplerince sürdürülen geniş kapsamlı çalışmalarla vatandaşların bayramı sorunsuz geçirmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda camilerde halılar süpürülüp cami avluları tazyikli suyla yıkanarak vatandaşların kullandığı tüm alanlar baştan aşağı temizlendi. Bununla birlikte arife günü ve bayram süresince vatandaşların kabir ziyaretlerini huzurlu ve rahat bir şekilde yapabilmeleri için ilçede bulunan mezarlıklarda geniş kapsamlı temizlik çalışmaları yapıldı.

Keçiören Kurban Bayramı’na hazır

Keçiörenlilerin Kurban Bayramı’nı kutlayan Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, “Kurban Bayramı öncesi vatandaşlarımızın huzurlu ve rahat bir bayram geçirmesi için ekiplerimizle birlikte temizlik çalışmalarımızı büyük bir özveriyle yürütüyoruz. Camilerden mezarlıklara, parklardan cadde sokaklara kadar ilçe genelinde birçok noktada gerçekleştirdiğimiz detaylı temizlik çalışmalarıyla Keçiören Kurban Bayramı’na hazır. Tüm vatandaşlarımıza sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram geçirmelerini temenni ediyor; Kurban Bayramı’nın barışa, kardeşliğe ve dayanışmaya vesile olmasını diliyorum” dedi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

30 bin kilometre uçtular Türkiye’nin Avustralya’ya zeytin ve zeytinyağı ihracatını yüzde 143 artırdılar

Ticaret Bakanlığı’nın “Uzak Pazarlar Stratejisi” çerçevesinde 2024/25 sezonu başında 30 bin kilometre uçarak Avustralya’ya sektörel ticaret heyeti düzenleyen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 2024/25 sezonunda Avustralya’ya ihracatını yüzde 143’lük artışla 2,6 milyon dolardan 6,4 milyon dolara taşıdı.

2024/25 sezonunun ilk yarısında Türkiye’den Avustralya’ya zeytinyağı ihracatı yüzde 162’lik artışla 1,7 milyon dolardan 4,6 milyon dolara ilerlerken, sofralık zeytin ihracatı yüzde 85’lik gelişimle 787 bin dolardan 1 milyon 452 bin dolara yükseldi.

Türkiye, Avustralya’ya siyah zeytin ihracatını yüzde 94’lük artışla 613 bin dolardan 1 milyon 192 milyon dolara taşırken, yeşil zeytin ihacatı yüzde 50’lik gelişimle 174 bin dolardan 261 bin dolara çıktı. Türk zeytincilik sektörünün Avustralya’ya prina yağı ihracatı da yüzde 280’lik artışla 88 bin dolardan 338 bin dolara sıçradı.

Avustralya’nın sofralık zeytin ithalatını ağırlıklı olarak Yunanistan’dan, zeytinyağı ithalatını ise İspanya’dan yaptığını dile getiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, yıllık 200 milyon dolar zeytin ve zeytinyağı ithal eden Avustralya’ya 40 milyon dolar ihracat hedefiyle 2-5 Eylül 2024 tarihlerinde “Sektörel Ticaret Heyeti” gerçekleştirdiklerini, heyetin meyvelerini toplamaya başlamanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.

Dünya genelinde zeytinyağı rekoltesinin rekor kırdığı, ortalama ihraç fiyatlarının yüzde 50’den fazla düştüğü, Türkiye’nin zeytinyağı ihracatının yüzde 39 azaldığı bir dönemde Avustralya’ya ihracattaki başarının çok değerli olduğunun altını çizen Başkan Uygun, “Bu başarının altında düzenlediğimiz sektörel ticaret heyetindeki ikili iş görüşmelerinin payı büyük. Avustralya pazarında yüzde 20 pay alma hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz. Önümüzdeki süreçte 08-13 Eylül 2025 tarihleri arasında Kanada’nın Toronto şehrine yönelik “Zeytin ve Zeytinyağı Sektörel Ticaret Heyeti” organize etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kanada pazarında da benzer bir başarı hikayesinin parçası olmak isteyen ihracatçılarımızı aramıza katılmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

1 Ekim 2024-30 Nisan 2025 dönemi Avustralya’ya zeytin, zeytinyağı ve prina yağı ihracatı tablosu

ÜRÜN

ÜLKE

MİKTAR

TUTAR

MİKTAR

TUTAR

MİKTAR DEĞ.

TUTAR DEĞ.

SİYAH ZEYTİN

AVUSTRALYA

150.222

613.593

297.604

1.192.245

98

94

YEŞİL ZEYTİN

AVUSTRALYA

58.506

174.145

78.438

261.826

34

50

ZEYTİNYAĞI

AVUSTRALYA

222.233

1.744.003

884.441

4.576.862

298

162

PRİNA

AVUSTRALYA

21.461

88.822

105.924

337.796

394

280

TOPLAM

AVUSTRALYA

452.423

2.620.563

1.366.407

6.368.728

202

143

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

MediaMarktSaturn’de Türk yöneticiye üst düzey görev

Faruk Kocabaş, MediaMarktSaturn Grup bünyesinde iki üst düzey görev daha üstleniyor. 2023 yılında Türkiye’den MediaMarkt İspanya’ya CEO olarak atanan Kocabaş, MediaMarktSaturn Perakende Grubu’nda Ticari Operasyonlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi (COO) oldu. Ayrıca Kocabaş, MediaMarkt BeNeLux Yönetim Kurulu’nda Genel Müdürlük görevlerine atandı. MediaMarkt İspanya’daki CEO rolünü de devam ettirecek olan Kocabaş, yeni görevlerine 1 Haziran 2025 itibarıyla başladı.

2016’dan bu yana MediaMarktSaturn bünyesinde çeşitli pozisyonlarda görev alan Faruk Kocabaş, Türkiye’de olduğu dönemde Türkiye’nin Pazar liderliği yolculuğunu başarıyla yönetti. Kocabaş, 2023 yılında MediaMarkt İspanya’nın yönetimini üstlenerek şirketin iş hacmini güçlendirdi ve ülke yönetim ekibini sağlamlaştırdı.

Uluslararası şirketlerdeki uzun kariyeri boyunca her zaman başarılı işlere imza atan Kocabaş, ODTÜ İşletme Bölümü mezunudur.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bacacı Yatırım Holding’in Kurumsal İletişim Direktörü Jülide Çağlı oldu

45 yılı aşkın süredir 9 farklı sektörde stratejik yatırımlara imza atan ve Halil İbrahim Bacacı’nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bacacı Yatırım Holding’in Kurumsal İletişim Direktörü Jülide Çağlı oldu. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunu olan Çağlı, iletişim alanında 30 yılı aşkın deneyime sahip bulunuyor.

Kariyerine Intermedya Grubu’na bağlı Borsamatik Dergisi’nde başlayan Çağlı, daha sonra derginin Haber Müdürü olarak görev yaptı. Bu dönemde yine aynı yayın grubu bünyesindeki BorsaAnaliz Dergisi’nin Yazı İşleri Koordinatörlüğünü görevini sürdüren Çağlı, daha sonra Milliyet Gazetesi ek yayınlarında editör olarak yer aldı. 

Jülide Çağlı 1998 yılında ise iletişim danışmanlığı alanına yöneldi. MPR Halkla İlişkiler Ajansı, Amazon İletişim Ajansı ve Brandworks İletişim Danışmanlığı şirketlerinde global ve yerli dev markaların stratejik iletişim çalışmalarını gerçekleştiren Çağlı, ajans deneyimlerinin dışında Türkiye’nin önde gelen sanayi şirketleri bünyesinde üstlendiği görevlerle de uzun yıllar kurumsal iletişim ve itibar odaklı çalışmalar gerçekleştirdi.  Ekonomi Gazetecileri Derneği Üyesi de olan Jülide Çağlı Bacacı Yatırım Holding Grup Kurumsal İletişim Direktörü olarak çalışmalarına devam ediyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nazım Hikmet Bornova’da şiirleriyle anıldı

Nazım Hikmet Ran, vefatının 62. yılında Bornova Belediyesi’nin düzenlediği özel bir konserle anıldı. Edebiyat tarihimizin evrensel sesi, Büyükpark’taki Ayfer Feray Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlenen “Mavi Gözlü Dev’e Saygıyla” başlıklı etkinlikte şiirlerle, şarkılarla ve memleket ezgileriyle yaşatıldı.

 Bornova Belediyesi müzik eğitmenlerinden oluşan ve yerel sanat anlayışını profesyonellikle harmanlayan Grup İlyada, Nazım’ın derinlikli şiirlerinden beslenen eserleri seslendirdi. Konsere yoğun katılım gösteren Bornovalılar, “Karlı Kayın Ormanı”, “Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar”, “Ceviz Ağacı” ve “Senin Düşünmek” gibi unutulmaz eserlere hep bir ağızdan eşlik etti.

 Başkan Eşki: “Nazım’ın dili, halkın vicdanıdır”

 Nazım Hikmet sadece bir şair değil; barışın, adaletin, emeğin ve özgürlüğün sesi olduğunu söyleyen Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, “Onun dizelerinde halkımızın ruhu, mücadele azmi ve insan sevgisi vardır. Bornova olarak Nazım’ı anmakla kalmıyor; onun eşitlikçi, ilerici ve insanca yaşam düşlerini yaşatmayı bir görev biliyoruz. Bu gece, kültürle, sanatla ve kolektif hafızayla örülmüş bir saygı duruşudur” dedi.

 Kültürle direnen bir kent: Bornova

 Bornova Belediyesi, sanatı toplumsallaştıran ve kamusal alanlarda erişilebilir kılan anlayışıyla, bu tür kültürel etkinlikleri yıl boyunca sürdürürken, Ayfer Feray Açıkhava Tiyatrosu’nun duygusal atmosferinde gerçekleşen bu özel konser, sadece bir anma değil; kent hafızasında kalıcı izler bırakan bir buluşmaya dönüştü.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Konak’ta türkü şöleni

Konak Belediyesi Türk Halk Müziği Topluluğu’nun düzenlediği “Doğu’dan Sesler” konseri, Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Konaklılara unutulmaz bir gece yaşatan konserde Anadolu’nun birçok yöresinden türküler seslendirdi.

Konak Belediyesi Türk Halk Müziği Topluluğu’nun hazırladığı  “Doğu’dan Sesler” konseri, Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gülriz Sururi Sahnesi’nde düzenlenen etkinliği izlemeye gelenler arasında CHP Konak İlçe Başkanı Ozan Ali İlgazi, MHP Konak İlçe Başkanı Ahmet Yeniçırak, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Şef Bahar Almaç yönetimindeki Konak Belediyesi Türk Halk Müziği Topluluğu, “Al Eyvanda Han Kalmadı”, “Kevengin Yollarında”, “Zeytin Yaprağı Yeşil”, “Bitlis’in Önünde Bağlar”, “Konma Bülbül”, “Garip Bir Kuştu Gönlüm”, “Ay Doğar Aşar Gider”, “Tanburam Rebap Oldu”, “Yeni Hamamın Üstüyem” gibi Anadolu’nun birçok yöresinden türküler seslendirdi. Gecenin sunuculuğunu da üstlenen Almaç, türkü anonslarında zaman zaman Aşık Mahzuni Şerif, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Yavuz Top, Celal Güzelses gibi önemli müzik ustalarını da andı. Koro kadar gecede sahne alan solistler de performanslarıyla göz doldururken, İzmir Folklor Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nin yöneticileri de seyircileri halay performansıyla coşturdu.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Torbalı Belediyesi’nden Çevre Haftası’nda Anlamlı Şenlik

Torbalı Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, çevre bilincini artırmak ve doğa dostu bir yaşam tarzını teşvik etmek amacıyla, 11 Haziran Çarşamba günü Gazi Çamlığı Etkinlik Alanı’nda Çevre Haftası Şenliği düzenleyecek. Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan bu anlamlı şenlikte, birbirinden renkli etkinlikler ve ödüllü yarışmalar katılımcıları bekliyor. Çevre Haftası Şenliği kapsamında atık pil, bitkisel atık yağ ve elektronik atık getiren vatandaşlar ödüllerin sahibi olabilecek. Bisikletten kamp sandalyesine, scooterdan bluetooth kulaklığa kadar birbirinden özel ödüller verilecek.

BAŞKAN DEMİR’DEN ÇEVRE ŞENLİĞİNE DAVET

Çeşitli atölyeler, Karbon Ayak İzi Hesaplama, İleri Dönüşüm Heykel Sergisi ve Atıktan Modaya Defilesi gibi çevresel farkındalık etkinliklerinde yer alacağı şenlikte Atık Band Müzik Grubu da sahne alacak.  Tüm ilçe sakinlerini bu anlamlı etkinliğe davet eden Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, yaptığı açıklamada “Doğaya karşı sorumluluğumuz sadece bugün için değil, yarınlarımız için de geçerlidir. Torbalı Belediyesi olarak doğa dostu projelere ve farkındalık çalışmalarına büyük önem veriyoruz. 11 Haziran’da Gazi Çamlığı’nda gerçekleştireceğimiz Çevre Haftası Şenliği’nde, hem eğlenecek hem de çevreyi korumaya dair önemli bilgiler edineceğiz. Tüm vatandaşlarımızı bu anlamlı etkinliğe davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Epson, Türkiye ofisinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçiş yaptı

Her dakika bir çöp kamyonu dolusu plastik okyanuslara giriyor. Dünya Çevre Günü 2025’i #BeatPlasticPollution sloganıyla kutlarken kurumsal taahhütlerden daha fazlasına ihtiyacımız olduğu açık. Çözümlerin nasıl tasarlandığı, inşa edildiği ve tüketildiği konusunda tüm dünyanın yeniden düşünmeye ihtiyacı var. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin öngördüğü şekilde daha iyi ve daha sürdürülebilir bir geleceğin elde edilmesine katkıda bulunmayı hedeflediklerini belirten Epson META-CW Asya Ticari Operasyonlar Başkan Yardımcısı Suat Özsoy, “Kısa süre önce Türkiye ofisimizde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladık ve I-REC ‘Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası’nı almaya hak kazandık. Hedefimiz, 2030’a kadar karbon negatif olmak ve 2050 yılına kadar petrol ve metal gibi tükenebilir yeraltı kaynaklarının kullanımını tamamen ortadan kaldırmak.” diyor.

 Epson, sürdürülebilirliğe olan ilhamını eski bir Japon felsefesinden alıyor: “Sho-Sho-Sei”, “Verimli, kompakt ve hassas”. Yüzyıllar önce geleneksel zanaatkarlığın bir ilkesi olarak ortaya çıkan bu kavram, artık modern çevresel zorluklarla nasıl başa çıkacağımıza rehberlik ediyor. Epson’un karbon negatif olarak sıfır atık hedeflediği Çevresel Vizyon 2050’nin arkasındaki plan da bu.

Plastik ve metal atığında yüzde 86 düşüş

“Sho-Sho-Sei”nin en açık örneği Epson’un EcoTank serisi. Tek kullanımlık plastik kartuşlara dayanan geleneksel yazıcıların aksine EcoTank yazıcılar yeniden doldurulabilir mürekkep tanklarına sahip. Epson, bu teknolojiyle beş yıl içinde plastik ve metal atığını yüzde 86 oranında azaltırken, kullanıcıların zamandan ve paradan tasarruf etmesini de sağlayarak çevresel sorunlara inovatif bir çözüm sunmayı sürdürdüyor.

Bu verimlilik enerji kullanımına da yansıyor. Epson’un PrecisionCore teknolojisi benzer lazer yazıcılara göre yüzde 85’e kadar daha az güç kullanıyor. Ayrıca, daha az hareketli parçaya sahip olan bu olan cihazlar, güvenilir ve uzun ömürlü yapılarıyla çevreyi koruma altına alarak plastik atığı daha da azaltıyor. 

Karbondioksit emisyonu yüzde 36 azaldı

Markanın bu yaklaşımı ürün hacmini üçte iki oranında azaltırken toplam ağırlığı da yüzde 30 oranında azaltmak anlamına geliyor. Tüm bu inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarının sonucunda ise üretim aşamasında karbondioksit emisyonu yüzde 36 azalırken toplam emisyonda ise yüzde 33 oranında bir gerileme görülüyor. Epson, yıl sonuna kadar çevresel sorumluluğunu iş performansıyla uyumlu hale getirmeyi planlıyor. Marka, enerji açısından verimli mürekkep püskürtmeli modellere geçerek lazer yazıcıları globalde tamamen aşamalı olarak kullanımdan kaldırmayı amaçlıyor. 

Epson’da “Sho-Sho-Sei” felsefesi yalnızca ürün düzeyinde uygulanmıyor. Bu felsefe; kaynak, paketleme ve üretim şeklinin tasarımına dek uzanıyor. Marka, yazıcı kasalarında yüzde 30’a kadar geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor ve köpük ambalajdan kağıt bazlı alternatiflere geçerek gereksiz plastiği de önemli ölçüde azaltıyor. 

Epson, Türkiye ofisinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçti

2030’a kadar ürün malzemelerinin yüzde 50’sinin yenilenebilir veya geri dönüştürülmüş olmasını hedeflediklerini açıklayan Epson META-CW Asya Ticari Operasyonlar Başkan Yardımcısı Suat Özsoy, “Bu stratejimiz paralelinde çevresel kaynaklara olan bağımlılığımızı daha da azaltmayı hedefliyoruz. Bizler için döngüsel ekonominin ilkelerine uymak büyük önem taşıyor. Bu kapsamda; kısa süre önce Türkiye ofisimizde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladık ve I-REC ‘Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası’nı almaya hak kazandık. Bu da tüm global operasyonlarımızda yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçiş taahhüdümüzün arkasında durduğumuzun en büyük kanıtı.” diyor.

Gerçek inovasyonun daha az kullanarak daha fazla üretmek olduğunun altını çizen Suat Özsoy, “Plastiklerin yol açtığı çevresel kirlilikle mücadele etmek yol haritamızın önemli bir kısmını oluşturuyor. Epson olarak Dünya Çevre Günü’nde tüm meslektaşlarımızı taahhütlerin ötesine bakmaya ve kalıcı değişimi oluşturacak ilkelere yönelmeye çağırıyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek yalnızca bir iş değil, hayatımıza ve dünyamıza değer katan bir yaklaşım.” açıklamasını yaptı.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı