21. yüzyıl insanı manevi yalnızlık içinde!

Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Arzu Eylül Yalçınkaya, 21. yüzyıl insanının yaşadığı stres, yalnızlık ve anlam boşluğu gibi sorunlara tasavvufun sunduğu kadim çözümleri anlattı.  

2022-2024 yıllarında Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde (CMES) akademisyen (post-doktora araştırmacısı) olarak bulunan Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, bu süreçte Harvard’da Mevlevî sûfi müziğine dair sunumlar ve dinletiler gerçekleştirdi, geleneksel Türk makam müziğinin iyileştirici etkileri üzerine akademik projeler geliştirdi. Halen Kyoto Üniversitesi ile ortaklaşa yürütülen “İki Doğunun Köprüsü” başlıklı tasavvuf şiiri ve müziği atölye dizisinde yer alan Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, tasavvufun 21. yüzyılda modern insanın içsel dünyasına, gündelik yaşamına ve toplumsal barışa nasıl katkılar sunduğunu ele aldı.

21. yüzyıl insanı manevi yalnızlık içinde

Modern insanın manevi bir yalnızlık içinde olduğuna işaret eden Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Tasavvuf, en temelde insanın içsel yolculuğuna rehberlik eder. Koşuşturma içinde ihmal ettiğimiz kalp dünyamızı beslemeyi ve nefis terbiyesiyle özümüzü arındırmayı öğretir. 21. yüzyıl insanı teknolojik olarak hiç olmadığı kadar bağlantıda, ancak manevi anlamda kendisini yalnız ve amaçsız hissedebiliyor. İşte tasavvuf bu boşluğu, insana kendini ve Rabbini tanıma imkânı sunarak dolduruyor. Örneğin tasavvufta ‘Kendini bilen Rabbini bilir’ ilkesi vardır; kişi iç dünyasına dönüp nefsini tanıdığında, aslında İlâhî hakikatin kendi özündeki yansımasını keşfeder. Bu süreç, modern insanın aradığı kimlik ve anlam duygusunu pekiştiriyor.” dedi.

Günümüzde pek çok insan stres ve kaygı içinde savruluyor

Tasavvufun içsel dünyamıza katkısının ruhsal derinlik ve huzur getirmesi olduğunu dile getiren Dr. Yalçınkaya, “Günümüzde pek çok insan stres ve kaygı içinde savruluyor; oysa tasavvufî pratikler – meselâ zikir (Allah’ı anma) veya tefekkür (derin düşünme/meditasyon) – zihni sükûnete erdirip kalbi dinginleştiriyor. Naçizane kendi akademik ve kişisel tecrübemde, tasavvufî şiir ve müziğin bireylerin kalbine doğrudan dokunabildiğini gördüm. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin şiirleri yüzyılları aşıp bugün hâlâ milyonlarca insana ilham veriyorsa, bu tam da tasavvufun insandaki özlemlere hitap edebilmesinden dolayıdır. Rûmî’nin mesajı evrenseldir: ‘Biz aşkla yaratıldık’ der ve modern insanın içsel dünyası da bu aşk ve merhamet mesajıyla tekrar canlanabilir.” diye konuştu.

Tasavvuf asırlardır manevi şifa sunuyor

Tasavvuf geleneğinin, asırlardır manevî şifa sunduğunu hatırlatan Dr. Yalçınkaya, “Günümüz insanı yoğun stres altında; zihinler sürekli meşgul, gönüller yorgun. Tasavvufun teklif ettiği çözümlerden biri, an’da kalma ve tevekkül pratiğidir. Mutasavvıflar, şu anın kıymetini bilmeyi ve kontrol edemediklerimiz için Allah’a teslim olmayı öğütler. Bu bakış açısı, modern psikolojideki mindfulness (bilinçli farkındalık) ve kabullenme yaklaşımlarıyla şaşırtıcı biçimde örtüşüyor. Örneğin günlük hayatta uygulanabilecek çok basit bir zikir veya nefes egzersizi, stresi azaltıp kişinin merkezine dönmesine yardımcı olabilir.” ifadesinde bulundu.

Geleneksel Türk makam müziğinin iyileştirici etkileri var

Eski hekimler ve sûfîlerin rast, hüzzam, segâh gibi makamlarla farklı ruh hallerini tedavi etmeye çalıştığını, kendisinin de geleneksel Türk makam müziğinin iyileştirici etkileri üzerine akademik projeler yürüttüğünü belirten Dr. Yalçınkaya, Harvard ve Cambridge’de katıldığı “Makamların İyileştirici Etkisi” gibi etkinliklerde müziğin insanlar üzerindeki yatıştırıcı ve birleştirici gücüne bizzat şahit olduğunu söyledi

Yalnızlık hissinin, çağımızın en büyük manevi yaralarından biri olduğunu ifade eden Dr. Yalçınkaya, “Tasavvuf, insana yalnız olmadığını hissettiriyor; çünkü bu öğretiye göre insan her daim Hakk’ın huzurunda ve muhabbetindedir. Mevlânâ bir rubâîsinde der ki: ‘Yalnızlık Allah’a mahsustur, sen O’nunla olduktan sonra hiç kimsesin kalmaz.’ Gerçekten de kalbinde ilâhî aşkı hisseden kişi, özünde bir kâinat ailesinin ferdi olduğunu anlar. Ayrıca tasavvufta sohbet ve dergâh geleneği vardır: insanlar tekke ortamında bir araya gelip gönülden gönüle muhabbet ederlerdi. Günümüzde belki tekkeler yok ama bu geleneğin modern versiyonlarına ihtiyaç var.” şeklinde konuştu.

Tasavvuf, insana varoluşsal bir rehberlik sunuyor

Anlam arayışı konusunda tasavvufun, insana varoluşsal bir rehberlik sunduğunu dile getiren Dr. Yalçınkaya, “Neden buradayım, hayatın gayesi ne? diye soran modern birey, tasavvufî öğretilerde bu soruların cevabını bulabilir. Tasavvuf öğretisi der ki: ‘Sen bu dünyaya bir tohum olarak geldin, kemâle erip meyve vermen için buradasın.’ Yani kendi potansiyelini gerçekleştirmek, olgunlaşmak ve Hakikat’i idrak etmek insanın gayesidir. Bu perspektif, anlam boşluğunu doldurmada eşsiz bir katkı sunuyor. Nitekim pozitif psikoloji alanında da maneviyatın ve anlam duygusunun mutlulukla bağlantısı vurgulanıyor.” dedi.

Maddiyat peşinde koşmak mutluluğa engel olabiliyor

Uluslararası Pozitif Psikoloji Derneği (IPPA) gibi platformlarda “Mevlânâ ve Mutluluk” konulu sunumlar yaptığını ve Rûmî’nin asırlar önce dile getirdiği hakikatlerin bugün hala küresel ölçekte terapötik bir etki yarattığını gözlemlediğini aktaran Dr. Yalçınkaya, “Mevlânâ, insanın aslî mutluluğunun manevi kaynağa bağlılıkta yattığını vurgulayarak aşırı dünyevî hırsların huzuru kaçırdığını söylerdi. Modern bilim de bugün maddiyat peşinde koşmanın mutluluğa engel olabileceğini ortaya koyuyor. Demek ki tasavvufun önerdiği hayat tarzı – ölçülülük, şükür, aşk ve hizmet – günümüz insanının aradığı psikolojik iyi oluş hâline ulaşmasında güçlü bir reçete sunabilir.” diye konuştu.

Mevlânâ’nın manevi yolu, çağlar üstü bir ilham kaynağı

Mevlevîlik yani Mevlânâ’nın manevi yolunun, çağlar üstü bir ilham kaynağı olduğunu söyleyen Dr. Yalçınkaya, “Bugün insanlar Konya’ya gidip semâ törenlerini izlerken yalnız estetik bir ritüel görmüyorlar; aynı zamanda insanın hakikat arayışının sembolik bir temsiline tanık oluyorlar. Semâ dönen dervişin hareketi, modern insana şunu fısıldar: ‘Kendi eksenin etrafında dönerken merkezini unutma; merkezinde hep Allah olsun.’ Bu mesaj, günümüzün dağılmış zihinlerine derin bir odaklanma ve merkezlenme çağrısıdır. Mevlevîlik’teki hoşgörü ve sevgi prensipleri de bugüne ışık tutuyor.” ifadesinde bulundu.

Tasavvufun engin kültürel mirası, ilham kaynağı olmaya devam ediyor

Osmanlı dönemi mutasavvıflarının, modernleşme karşısında içlerine kapanmadığını tam tersine tasavvufun evrensel mesajlarını yeni toplumsal yapıya adapte etmeye çalıştıklarını gördüğünü ifade eden Dr. Yalçınkaya, “Bugün de Mevlevîlik başta olmak üzere tasavvufun engin kültürel mirası, hem bireysel gelişim hem de toplumsal yenilenme için ilham kaynağı olmaya devam ediyor.” dedi.

Tasavvufun en güzel yanlarından birinin dil, din, kültür fark etmeksizin insanların kalplerine hitap edebilmesi olduğunu kaydeden Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Bu yönüyle tasavvuf, bir kültürel diplomasi aracı olarak fevkalade etkilidir.  Müzik tasavvufun evrensel dilidir. Müzik ve sanat yoluyla, herhangi bir tercümeye ihtiyaç duymadan gönülden gönüle bir köprü kurulabiliyor.” ifadesinde bulundu.

Tasavvuf kültürü dünya çapında ortak bir diyalog zemini sunuyor

Tasavvufun evrensel mesajlarının, uluslararası diyalog platformlarında da büyük ilgi gördüğünü anlatan Dr. Yalçınkaya, “Mevlânâ, günümüz dünyasında belki de en tanınmış doğulu şair-filozoftur; şiirleri birçok dile çevrildi ve bugün Amerika’da bile en çok okunan şairlerin başında geliyor. Onun Gel, ne olursan ol yine gel’ diye özetlenen çağrısı, aslında barış içinde bir arada yaşamanın manifestosudur. Tasavvuf kültürü dünya çapında ortak bir diyalog zemini sunuyor.” diye konuştu.

Tasavvuf, kalpleri yumuşatır 

Tasavvufun özünde yatan değerlerin, toplumsal barışın adeta mayası gibi olduğunu da vurgulayan Dr. Yalçınkaya, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çünkü tasavvuf bize hoşgörü, tevazu, hizmet gibi erdemleri aşılar. Bir toplumda bireyler bu erdemlerle yoğrulursa, elbette ki sosyal barış da güçlenecektir. Tarihte Osmanlı dönemine baktığımızda, farklı etnik ve dini grupların asırlarca nispeten uyum içinde yaşayabilmesinde tasavvufî kültürün rolü büyüktür. Mevlevîhâneler, Bektaşî dergâhları sadece tarikat mensuplarına değil, her kesimden insana kapısını açardı; aşevlerinde yoksulun karnı doyurulur, misafirhanelerde yolcu ağırlanırdı. Bu, toplumsal dayanışmanın en somut örneklerindendi. Tasavvuf, ‘yaratılanı Yaratan’dan ötürü sev’ anlayışını benimsediği için, ötekileştirmeyi reddeder. Eğer insanlar birbirinde Hakk’ın tecellisini görürlerse, farklılıklar çatışma sebebi olmaktan çıkar, zenginlik olarak görülür. Tasavvuf, kalpleri yumuşatarak ve insana merhameti telkin ederek, bir arada yaşama kültürünün gelişmesine katkı sunuyor.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kemer tanıtım çekimleri devam ediyor

Kemer Belediyesi, VisitKemer sosyal medya hesabı üzerinden tanıtım çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.

Kemer’de VisitKemer için tanıtım çekimlerini sürdüren Halil Bekar ile bir araya gelen Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, tanıtımın artık dijitale döndüğünü ve bu anlamda tanıtım faaliyetlerini dijitale yönlendirdiklerini ifade etti.

VisitKemer’in Kemer Belediye bünyesine geçtikten sonra tüm Kemer tanıtımlarının VisitKemer üzerinden yapıldığını ve tüm masrafların Kemer Belediyesi tarafından karşılandığını da aktaran Başkan Topaloğlu şunları söyledi;

“Kemer tanıtım fotoğrafları ve videolarının çekimlerini Halil Bekar yapıyor. Ayrıca Serkan Kubilay’a çok teşekkür ediyorum. Hiçbir beklentisi olmadan tüm zamanını bu iş için harcıyor. Meclis üyemiz Cansın Efir de Halil Bey’e eşlik ediyor. Tanıtım artık dijitale döndü. Bunları en iyi şekilde kullanıyoruz. Halil Bey ile anlaşmamız var. Kendisi zaten Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Antalya Valiliği için de çekimler yapıyor. Bizim için büyük bir şans. Kendisine teşekkür ediyorum.”

Başkan Topaloğlu’na yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler veren Halil Bekar ise belirli aralıklarla Kemer’e geldiklerini belirterek, “Kemer’de çekimlerimiz devam ediyor. Her geldiğimizde Kemer’e yaklaşık bir hafta süre ayırıyoruz. Çekimlerimizde her zaman başka bir yöne odaklanıyoruz. Bazen eko turizm, bazen restoranlar, bazen sahiller ve otellerde çekimler yapıyoruz. En son bunları VisitKemer sayfasında paylaşıyoruz. Şu anda dünyada yeni trend deneyimlere yönelik içerikler. Biz de içeriklerimizi bu yönde yapıyoruz ve her çekimimizde oyuncularla ve farklı modellerle çalışıyoruz. Yaptığımız çekimler global anlamda çok güzel etkileşimler alıyor. VisitKemer sayfası çok beğenilerek takip ediliyor. Turizm sürekli değişen trendlere sahip bir sektör. Trendleri yakalamamız gerekiyor. Gözümüzün açık olması ve dünyayı takip ederek ülkemize entegre etmemiz gerekiyor. Bu anlamda işler yapmaya çalışıyoruz. Daha fazla fayda sağlayacağımızı düşünüyorum. Güzel gidiyoruz. Desteklerinden dolayı Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’na teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Egeli Grafik Tasarım öğrencilerinden yıl sonu sergisi

Ege Üniversitesi (EÜ) Ege Meslek Yüksekokulu (MYO) Grafik Tasarımı Programı öğrencileri tarafından hazırlanan “Grafik Tasarım Sergisi”, sanatseverlerle buluştu. Serginin koordinatörlüğünü Öğr. Gör. Habibe Mersin üstlenirken, açılışa Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan, Öğr. Gör. Gamze Yıldırım, Dr. Öğr. Üyesi Şerafettin Yıldırım, akademisyenler, öğrenciler ve sanatseverler katıldı.

Serginin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Emre Ercan, “Zengin afiş çalışmalarıyla donatılan sergide öğrencilerimiz ilhamlarını spor, film, tiyatro ve edebi akımlardan alarak kendi hayal güçlerini sanata dönüştürdü. Açılışını yaptığımız bu serginin hayırlı olmasını temenni ediyor, öğrencilerimize başarılar diliyorum” dedi.

Sergi Koordinatörü Öğr. Gör. Habibe Mersin ise “Uzun süredir emek verdiğimiz bu çalışmada öğrencilerimi gönülden tebrik ediyorum. Sergide afiş, kupa, küp, pafta, linol gibi farklı materyallerle zenginleştirilmiş içerikler yer alıyor. Öğrencilerimiz, marka logolarını yeniden yorumladıkları projelerinin yanı sıra gündelik hayatta kullanılabilecek mobil uygulamalar tasarlayarak hem yaratıcı hem işlevsel ürünler ortaya koydu. Ayrıca dijital çalışmaların yanında nokta ve çizgi gibi temel tasarım ögelerinin yer aldığı işler de dikkat çekti. Süreç boyunca katkı sunan Öğr. Gör. Gamze Yıldırım’a ve Dr. Öğr. Üyesi Şerafettin Yıldırım’a ayrıca teşekkür ediyorum. Sergi, öğrencilerin bir yıl boyunca üzerinde çalıştıkları projeleri sunma imkânı buldukları ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayan önemli bir etkinlik oldu” diye konuştu.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EÜ Botanik Bahçesi’nde tekstil sanatında biyo-tasarım uygulamalı olarak anlatıldı

Ege Üniversitesi (EÜ) Botanik Bahçesi, Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde “Tekstil Sanatında Biyo-Tasarım Uygulamaları” etkinliği gerçekleştirildi. Sanatçı Ayçin Eşiz Öneş’in tarafından yapılan uygulama atölyesine Botanik Bahçesi & Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, akademisyenler, öğrenciler ve sanatseverler katıldı. Sanatçı Ayçin Eşiz Öneş etkinlikte, sanat ve doğayı bir araya getirerek, doğanın tekstil üzerindeki yansımalarını sanatseverlere uygulamalı olarak anlattı.  

Açılış konuşmasını gerçekleştiren Botanik Bahçesi & Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Ayçin Eşiz Öneş, doğayı ve sanatı birleştirdiği çok güzel bir alana imza atıyor. Bizler de bu anlamda Botanik Bahçesi olarak çalışmayı sergi şeklinde sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Tekstil tasarım ve biyo-tasarımın nasıl yapıldığını, doğanın sanata nasıl aktarıldığını hocamız bizimle paylaşacak. Ayçin Eşiz Öneş hocamıza teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.” dedi.

“Farklı tekniklerle yeni hikâyeler yaratmayı seviyorum”

Sanatçı Ayçin Eşiz Öneş, “Tekstil tasarımında bitki köklerinin kullanımı, sürdürülebilir bir gelecek için öngörülen ve daha çok sanat formu olarak karşımıza çıkan henüz çok yeni uygulamalardan oluşmaktadır. Biolace projesiyle bitkilerin manipüle edilerek hem gıda olarak kullanımı hem de kökleriyle dantel benzeri tekstil ürünleri yetiştirmenin mümkün olup olmadığı araştırılmaktadır. Tekstilde biyo-tasarım uygulamaları çok çeşitli alanlarda gerçekleştirilmektedir. Algler, mantarlar ve bakteriler tasarım için bir geliştirme fırsatıdır. Ben sanatım için gerekli olan her şeyi buradan topladım. Ankara’da farklı teknikler kullanarak eserlerime yeni bir ruh kattım ve adeta ait oldukları yere geri dönmüş gibi hissettirdim. Bu nedenle, ilk kişisel sergim olan bu serginin benim için ayrı bir yeri var. Farklı teknikleri bir arada kullanarak yeni hikâyeler yaratmayı seviyorum. Mavi baskı tekniği benim için yeni bir teknik ama çok sevdiğim bir tekniktir. Bu yönde ilerlemeyi düşünüyorum ve geleneksel tekstil teknikleri ile birleştirip farklı bir boyut kazandırmak istiyorum” dedi.

“Eserler sanatseverlerle buluşacak”

Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Ana Bilim Dalı Ögretim üyesi ve Botanik Bahçesi Yönetim kurulu üyesi Doç. Dr. Aylin Eşiz Dereboylu “Benim alanım botanik olmasından kaynaklı baskı ve biyo-tasarımı doğayla bağdaştırmaya çalışıyoruz. Ayçin Eşiz Öneş doğayla sanatını birleştirerek çalışmalarını gerçekleştiriyor. Şu anda yaptığımız etkinlikler küçük çapta olsa da yakın zamanda Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde büyük bir sergi gerçekleştirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. 

Sanatseverler Ayçin Eşsiz Öneş’den bilgi alarak sergiyi gezdiler.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları, Mayıs 2025

Aylık en yüksek reel getiri mevduat faizi (brüt)’te oldu
 
Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde %0,86, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise %1,80 oranlarıyla mevduat faizi (brüt)’te gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından külçe altın %0,80 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) %0,62 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro %0,37, Amerikan Doları %0,70 ve BIST 100 endeksi %2,44 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise; külçe altın %1,74, DİBS %1,57, Euro %0,56 ve Amerikan Doları %0,23 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; BIST 100 endeksi %1,53 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

 Finansal yatırım araçlarının aylık reel getiri oranları, Mayıs 2025

Külçe altın, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %12,83, TÜFE ile indirgendiğinde ise %13,00 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde BIST 100 endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %10,68, TÜFE ile indirgendiğinde ise %10,55 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçlarının üç aylık reel getiri oranları, Mayıs 2025

Altı aylık değerlendirmeye göre külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %19,84, TÜFE ile indirgendiğinde ise %16,85 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde BIST 100 endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %10,91, TÜFE ile indirgendiğinde ise %13,13 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçlarının altı aylık reel getiri oranları, Mayıs 2025

Yıllık değerlendirmede en yüksek reel getiri külçe altında gerçekleşti

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %37,32, TÜFE ile indirgendiğinde ise %24,87 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) %16,38 ve Euro %1,98 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; DİBS %0,68, Amerikan Doları %2,28 ve BIST 100 endeksi %27,26 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) %5,83 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro %7,27, DİBS %9,69, Amerikan Doları %11,14 ve BIST 100 endeksi %33,85 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Finansal yatırım araçlarının yıllık reel getiri oranları, Mayıs 2025

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çarpıcı Gerçekleriyle ‘David Attenborough ile Okyanus’ 10 Haziran Salı 20.00’de National Geographic Ekranlarında!

Efsanevi belgeselci David Attenborough, ömürlük deneyimiyle okyanusların en etkileyici yaşam alanlarını gün yüzüne çıkarıyor. Keşiflerin altın çağında olduğumuz bu dönemde, hem su altı dünyasının büyüleyici çeşitliliği hem de karşı karşıya olduğumuz tehditler gözler önüne seriliyor. David Attenborough’un “Deniz yaşamının eşi benzeri görülmemiş ölçekte iyileşmesi hâlâ mümkün” mesajıyla çarpıcı gerçekleri gözler önüne seren “David Attenborough ile Okyanus”, 10 Haziran Salı günü saat 20.00’de National Geographic ekranlarına geliyor.

Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde “Bilim Şenliği” düzenlendi

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde geleneksel hale gelen TÜBİTAK 2209 Proje Şenliği’nin üçüncüsü gerçekleştirildi. Eczacılık Fakültesi Eczacıbaşı Konferans Salonunda yapılan etkinliğe, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Bayrı Eraç ve Prof. Dr. Evren Atlıhan Gündoğdu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Bilim Şenliğinde, öğrenciler yürüttükleri bilimsel projelere ait deneysel çalışmaları ve elde ettikleri sonuçları detaylı sözlü ve poster sunumlarıyla katılımcılara aktardı.

Açılış konuşmasını yapan Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, “ Eczacılık Fakültesi’nde geleneksel hale gelen TÜBİTAK 2209 Proje Şenliği’nin üçüncüsünü gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda tam akreditasyona sahip, sağlık temalı, öğrenci odaklı, araştırma üniversitemizin öncü fakültelerden biriyiz. Dolayısıyla başarımızı bir şenliğe dönüştürerek paylaşmak istedik. Kazanan öğrenciler deneyimlerini paylaşarak özgüven ve sunum becerisi kazanırken alt sınıf öğrencilerini de proje yapmaya teşvik ederek motivasyonlarını artırıyor. Şenliğimiz gelenekselleşme yolunda başarıyla ilerlediği için iftihar duyuyoruz. Bu önemli organizasyonda emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 Sunumlarının sonunda öğrenci ve öğretim elemanlarından gelen sorulara başarı ile cevap veren proje yürütücüsü öğrenciler, eğitim süreçlerinin bu aşamasında bir bilimsel çalışmayı sunabilme, soruları yanıtlayabilme yetkinliği kazandılar. Katılımcı öğrenciler ise dinledikleri bilimsel çalışmaları eleştirel gözle dinleyerek soru sorabilme becerilerini geliştirdiler.

Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan projelerini sunan öğrencilere “Teşekkür Belgesi” takdim etti

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Shell&Turcas Tedarik Zinciri Direktörlüğü’ne Bilal Gümüşsoy Atandı

Türkiye’de yaklaşık 1200 istasyonunda her gün 1 milyondan fazla misafiri ağırlayan Shell&Turcas’ın Tedarik Zinciri Direktörlüğü ve İcra Kurulu Üyeliği’ne Bilal Gümüşsoy getirildi.

Türkiye, İsviçre, Tayland ve Hollanda gibi ülkelerde 25 yılı aşkın uluslararası deneyime sahip olan Gümüşsoy yeni görevinde; biyoyakıtlar, GTL, LPG ve katkı maddeleri dâhil olmak üzere tüm ana yakıt değer zincirlerinden sorumlu Shell&Turcas Tedarik Zinciri ekibine liderlik edecek. 

Aynı zamanda Gümüşsoy, Shell Avrupa Tedarik Liderlik Ekibi’nin de bir parçası olacak. 

Mobilite ve yerel dağıtım şirketleri gibi iç ve dış müşterilere hizmet veren ekibin sorumluluk alanında, rafineriler ve ticaret birimleriyle olan arayüz yönetimi, hidrokarbon anlaşmaları, kanal optimizasyonu, iş geliştirme, lojistik ve ikmal anlaşmaları, fiyat riski yönetimi, tedarik operasyonları gibi çok çeşitli süreçler yer alıyor. 

Shell’de daha önce Kurumsal Satınalma ve Birleşmeler (M&A), Strateji, Tedarik Zinciri ve Satınalma alanlarında görev yapan Gümüşsoy, ortak girişimlerin kurulması, tedarik zinciri yönetimi, ticari anlaşmalar ve şirketlerin yeniden yapılandırılması gibi alanlarda görev aldı. Ayrıca, Ticaret ve Tedarik İş Geliştirme Lideri ve Doğu pazarlarından sorumlu Mobilite Ağı Küresel Kategori Müdürü rollerinde bulundu. Mobilite/e-mobilite, madeni yağlar ve LNG gibi birçok alanda inorganik ve stratejik projelere liderlik etti.

Bilal Gümüşsoy, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunudur ve INSEAD’da M&A ve Finans üzerine eğitim almıştır.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yeni çiftçiler adım adım İZTAM’da yetişiyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi (İZTAM), 5’ten 80’e kadar her yaş grubuna kuraklıkla mücadele, sürdürülebilir tarım ve doğayla uyumlu bir yaşam için eğitim veriyor. Genç çiftçilerin yetişmesine katkı sağlayan merkezde topraksız tarımdan seracılığa, atalık tohumlardan güneş panellerine kadar pek çok konuda eğitim alan gençler yaşadıkları unutulmaz deneyimi ve farkındalığı dile getirdi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın kuraklıkla mücadele ve sürdürülebilir tarım için bilinçli genç çiftçilerin yetiştirilmesine yönelik teşvikleri kapsamında İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi’nde (İZTAM) çocuk ve gençlere yönelik eğitimler artırıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren, 16 bin dönüm arazi üzerine kurulan İZTAM’da öncelikli olarak iklim krizi ve kuraklıkla ilgili eğitimler verilirken, çocuk ve gençler ilk defa toprakla buluşturuluyor.

Tarıma ve kuraklıkla mücadeleye dair eğitimler
Eğitimler, belirlenen periyotlarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ziraat mühendisleri tarafından veriliyor. Hem teorik hem uygulamalı eğitim alan gençler, topraktan sofraya ürünlerin nasıl yetiştiğine dair bilgi sahibi oluyor. Gençler alanda iklim krizinin etkileri, güneş paneli, yağmur hasadı, topraksız sera, hava tahmin cihazları, atalık tohumlar, organik tarım, sürdürülebilir tarım, mantarcılık, su tasarrufu, seracılık, böcek oteli gibi pek çok konuya dair bilgi alıyor ve merkezdeki alanları, üniteleri gözlemleme fırsatı buluyor.

“Eğitimleri tüm İzmir’e yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz”
Merkeze ve yürütülen çalışmalara dair bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Eğitim Ar-Ge ve Koordinasyon Şube Müdürü Murat Altun, alanda üretim seraları, araştırma parselleri bulunduğunu belirterek “İzmir tarımını geliştirme adına faaliyetler yürütüyoruz. İZTAM’da ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim başta olmak üzere farklı yaş gruplarına yönelik eğitimler veriyoruz. Bunun yanı sıra da özellikle üreticilerimizi, çiftçilerimizi burada misafir ederek, onlara üretim disiplinlerini, iklim değişikliklerinin olumsuz etkilerini, suyun doğru kullanımına yönelik tek insan, tek sağlık temalı çalışmalarımızı anlatıp eğitim faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Uygulamalı eğitimler de gerçekleştiriyoruz. Fide dikimi, tohum tanıma, biyocoğrafya laboratuvarı gibi çalışmalar yapıyoruz.  İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önderliğinde gerek üretim gerekse eğitim faaliyetlerini İzmir geneline yaymayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

Yeni çiftçiler adım adım yetişiyor
İZTAM’da 5 yaştan 80 yaşa kadar tarım eğitimi verdiklerini ifade eden Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli ziraat mühendisi Eylül Adıgüzel, “Biz sadece belirli bir gruba eğitim vermiyoruz. Her kitleye ulaşmanın amacındayız. Çocuklara doğa bilinci kazandırmayı, doğa temelli sürdürülebilir tarımı öğretmeyi hedefliyoruz. Bugüne kadar hiçbir şey yetiştirememiş kişilere tarım eğitimleri vererek yeni bir başlangıç yapmalarını sağlıyoruz. Tarım eğitimleriyle özellikle genç kitlelerde büyük bir farkındalık oluşuyor. Bu sayede aslında yeni bir meslek kapısının farkına varıyorlar. Bu sayede yeni çiftçilerimiz adım adım yetişiyor diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. 

“Buraya gelmeden önce hiç farkında değildim”
İZTAM’da eğitimlere katılan kız meslek lisesi öğrencileri, yaşadıkları deneyimden etkilendiklerini ifade ederek iklim krizi ve tarıma dair pek çok konuda farkındalık yaşadıklarını ifade etti. Gençler yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktardı;
Mina Yenihan: “İlk defa böyle bir eğitimle karşı karşıyayım. Böyle yeni şeyler öğrenmek yeni deneyimler oluşturuyor. Buradaki eğitimlere herkes katılmalı. Çünkü iklim sorunu, hepimizin sorunu. Herkes bilgilenmeli. İklim kriziyle benim geleceğim tehlikeye giriyor. Bitkilerin iklim değişikliğinden etkilenmesi çok kötü. Bitkiler olmazsa bizim de nefesimiz olmaz, beslenmemiz kötüleşir. Buraya gelmeden önce bu sorunların farkında değildim. Sorunlarımızın olduğunu biliyordum ama bir katkıda bulunmamıştım. Farkındalığım oluştu, çevreye verdiğim zararlara daha çok dikkat edeceğim.”

“Doğayla daha fazla iç içe olmalıyız”
Esra Mülhüm: “Bence çok gerekli olan eğitimler. Binalarda yaşadığımız için bitkinin nasıl büyüdüğünü, geliştiğini, bizim için faydalarını bilmiyoruz. Onlara nasıl davranmamız gerektiğini bilmiyoruz. Bu eğitimler sayesinde bence bitkileri daha çok anlayabiliyoruz. Merkez içinde en çok ilgimi çeken yer, yararlı böceklerin yetiştirildiği alan oldu. Arı, solucan gibi yararlı böcekler için böcek oteli yapmışlar. Doğayla daha fazla iç içe olmalıyız.”

“İnsan neslinin devam etmesi için tarım çok önemli”
Beren Akkuş: “Eğitimler çok güzel. Burası da bir nefes kaynağı. Çok güzel eğitimler aldık. Bitkilerin de duyularının olduğu, onların nasıl büyüdüğü, nasıl geliştiğine dair bütün süreçleri detaylı işledik. İnsan neslinin devam etmesi için tarım çok önemli, bizim gelişimimiz de çok önemli. Burada en çok üzüm bağları hoşuma gitti.”

“Böyle tarım yerlerinin artırılması gerektiğini düşünüyorum”
İlayda Ertürk: “Buradaki eğitimlerin, böyle merkezlerin daha çok artırılması gerek. Çünkü hayatımıza çok katkısının olduğunu düşünüyorum. Kentlerde yaşıyoruz, binaların içinde oksijenimiz olmuyor. Burada en çok dikkatimi çeken yer böcek otelinin olması. Çok ilginçti.”

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İZSU’dan bir yılda 75 kilometrelik yağmur suyu yatırımı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve geldiği günden itibaren başlattığı altyapı seferberliği kapsamında, kent genelinde 1,3 milyar liralık yatırımla tamamlanan yağmur suyu ayrıştırma hatlarının uzunluğu 75 kilometreye ulaştı. Çalışmalar su baskınlarının önlenmesinin yanı sıra Körfez’in temizliğine de katkı sağlıyor. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, sağlıklı altyapı için birleşik sistemle çalışan yağmur suyu ve atık su kanallarını ayrıştırma çalışmalarına devam ediyor. Son bir yılda kent genelinde yapılan yatırımlar 1 milyar 313 milyon liralık yatırımla toplam 75 kilometreye ulaştı. Bu çalışmalar sayesinde aşırı yağışlarda bu baskınları yaşanması önlendi, hatlardaki yükün hafifletilmesiyle Körfez’in temizlenmesi sürecine de katkı sağlandı. 

Hangi ilçelerde ne kadar çalışma yapıldı?

İZSU Genel Müdürlüğü’nün kentte yürüttüğü yağmur suyu ayrıştırma çalışmaları kapsamında Aliağa’da 6,2 kilometre, Balçova’da 500 metre, Bayraklı’da 10 kilometre, Bergama’da 1,7 kilometre, Bornova’da 16,5 kilometre, Buca’da 3,8 kilometre, Çeşme’de 500 metre, Çiğli’de 2 kilometre, Foça’da 2 kilometre, Gaziemir’de 2 kilometre, Güzelbahçe’de 500 metre, Karabağlar’da 4,5 kilometre, Karşıyaka’da 2 kilometre, Konak’ta 4,5 kilometre, Menderes’de 6,5 kilometre, Menemen’de 2,3 kilometre, Narlıdere’de 500 metre, Ödemiş’te 2 kilometre, Seferihisar’da 1,5 kilometre, Torbalı’da 2,5 kilometre, Urla’da 2,5 kilometre uzunluğunda hat tamamlandı.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı