İzmir Körfezi’ndeki Çilazmak Lagünü “Biyoçeşitlilik ve Ekolojik Kalite” yönünden inceleniyor

Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ertan Dağlı’nın yürütücülüğünde, TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen proje ile İzmir Körfezi’nde yer alan önemli sulak alanlardan Çilazmak Lagünü incelemeye alındı. “Çilazmak Lagünü Bentik Makro Omurgasız Biyoçeşitliliği ve Ekolojik Kalite Durumunun Tespiti” başlıklı proje ile lagünün bentik (dipte yaşayan) makro omurgasız canlı çeşitliliğinin ve genel ekolojik kalite durumunun ortaya konması hedefleniyor.

Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bölgemizin doğal çeşitliliklerinin belirlenmesine ve korunmasına yönelik geliştirilen ve TÜBİTAK tarafından da destek gören bu projeyi hazırlayan Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Ertan Dağlı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

“Sürdürülebilir politikalar için bilimsel zemin oluşturuluyor”

Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ertan Dağlı, “Proje kapsamında lagünden seçilen 10 istasyondan ilkbahar ve sonbaharda alınan mevsimsel örneklerle, dip canlılarının (makro omurgasızlar) tür çeşitliliği, dağılımı ve bu türlerin yaşamsal faaliyetlerine etki eden çevresel faktörler analiz ediliyor. Bu çalışmalar, bölgedeki insan etkisini ve ekosistem sağlığını da gözler önüne seriyor.  Çilazmak Lagünü, hem biyolojik çeşitlilik açısından zengin yapısı hem de kıyısal ekosistemler için taşıdığı önem nedeniyle korunması gereken alanlar arasında yer alıyor. Proje sayesinde, bu lagün ekosistemine dair kapsamlı ve güncel veriler elde edilerek sürdürülebilir koruma politikaları için bilimsel bir zemin oluşturuluyor” dedi.

Doç. Dr. Dağlı, “ Proje, sadece akademik veriler sunmakla kalmayıp, aynı zamanda yerel yönetimlerin, çevre kuruluşlarının ve politika yapıcıların doğal alan yönetimi ve korunmasına yönelik karar süreçlerine de katkı sağlamayı hedefliyor. Lagün gibi özel alanlarda yapılan bilimsel çalışmalar, bölgenin doğal değerlerinin anlaşılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Doç. Dr. Ertan Dağlı’nın yürütücülüğünü yaptığı projede; Prof. Dr. Alper Doğan, Prof. Dr. Abdullah Suat Ateş, Prof. Dr. Tahir Özcan, Prof. Dr. Ahmet Kerem Bakır, Dr. Neslihan Türkçü, Dr. Öğr. Üyesi Seçil Acar ve Arş. Gör. Gizem Gündeğer araştırmacı olarak yer alıyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Doğanın renkleri KO-MEK’le hayat buldu

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK), sanatı doğayla buluşturan özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Öğretim Görevlisi Dr. Meral Orhan’ın yürüttüğü “Doğal Boya Workshop” programı, katılımcılara hem teknik hem kültürel açıdan zengin bir doğal boyama deneyimi sundu.

GELENEKSEL YÖNTEMLERLE BOYAMA

Üç gün süren bu uygulamalı eğitim programı, Kocaeli’nin üç farklı KO-MEK kurs merkezinde gerçekleştirildi. Serdar, Yenikent ve Kuruçeşme Kurs Merkezi’nde düzenlenen atölyelerde, doğal boyama teknikleri kapsamlı şekilde ele alındı. Katılımcılar, geleneksel yöntemlerle doğal kaynakları sanatsal üretim süreçlerine nasıl entegre edebileceklerini birebir uygulamalarla öğrenme fırsatı buldu.

GÖRSEL ŞÖLEN ORTAYA ÇIKTI

Eğitim kapsamında iki temel uygulama öne çıktı. İlk uygulamada doğal indigo ile yapılan boyama teknikleri işlendi. Shibori yöntemiyle katlama, bağlama ve dirençli boyama teknikleri kullanılarak kumaş yüzeylerinde desen oluşturuldu. Batik desenlerle zenginleştirilen bu çalışmalar, doğal indigonun sunduğu görsel çeşitliliği ortaya koydu.

ANADOLU’YA ÖZGÜ BİTKİSEL BOYALAR

İkinci uygulamada ise Anadolu’ya özgü yerli bitkisel boyar maddelerle gerçekleştirilen geleneksel kökboya çalışmaları yer aldı. Boyar maddelerin hazırlanması, kumaşla buluşması ve sabitleme süreci katılımcılarla uygulamalı olarak paylaşıldı. Bu süreçte çevreye duyarlı ve sağlığa zararsız doğal içerikler tercih edildi.

 KÜLTÜREL MİRASA DİKKAT ÇEKİLDİ

Dr. Meral Orhan, atölye boyunca yalnızca doğal boyama tekniklerinin aktarımıyla yetinmeyip, bu tekniklerin kültürel mirasın korunması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından taşıdığı öneme de dikkat çekti. Katılımcılar, doğaya saygılı üretim anlayışının sanatsal pratiklerle nasıl buluşabileceğini yerinde deneyimledi.

RENK CÜMBÜŞÜ GÖRÜLMEYE DEĞERDİ

KO-MEK’in bu tür etkinliklerle hem geleneksel sanatları yaşatmayı hem de çevreye duyarlı üretim bilincini artırmayı hedeflediği bu workshop, katılımcılar tarafından büyük ilgi ve memnuniyetle karşılandı. Doğal Boya Workshop, geleneksel bilgiyle günümüz estetik anlayışını buluşturarak, sanatta sürdürülebilirliğe dair güçlü bir örnek sundu. Workshop sonunda kurumaya bırakılan bezlerin oluşturduğu renk cümbüşü görülmeye değerdi.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Gönüllü kahramanlara moral ziyareti

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ebubekir Ardıç ile İtfaiye Dairesi Başkanı Ömer İslamoğlu, 9 aylık süreçte 45 olaya başarıyla müdahale eden Maşukiye Gönüllü İtfaiyecilerini ziyaret ederek hem onları tebrik etti hem de başarı diledi.

9 AYDA 45 OLAYA MÜDAHALE ETTİLER

Kartepe Maşukiye’de büyük bir özveri ile görev yapan gönüllü itfaiyeciler başarılı çalışmalara imza atıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ebubekir Ardıç, İtfaiye Dairesi Başkanı Ömer İslamoğlu ve Gönüllü İtfaiyeciler Amiri Ali Özdemir ile birlikte Kartepe’nin Maşukiye Mahallesi’nde görev yapan gönüllü itfaiyecileri ziyaret etti. Ziyarette, gönüllü ekiplerin çalışmaları hakkında bilgi alındı ve sahada yürüttükleri özverili hizmetlerden dolayı itfaiyecilere teşekkür edildi. Yaklaşık 9 aylık süreçte 45 olaya başarıyla müdahale eden Maşukiye Gönüllü İtfaiyecileri, yangın, kurtarma ve benzeri acil durumlara hızlı müdahaleleriyle takdir topladı.

EKİP, 16 GÖNÜLLÜ KİŞİDEN OLUŞUYOR

Maşukiye gönüllü itfaiyecileri; Maşukiye, Kuzuyayla, Derbent, Eşme, Acısu ve Suadiye bölgelerinde görev yapan 16 gönüllü kişiden oluşuyor. Yerel halkın güvenliği için gece gündüz demeden görev başında olan ekipler, bölgedeki afet ve acil durumlara ilk müdahaleyi sağlayarak profesyonel ekiplerin yükünü hafifletiyor. Yetkililer, gönüllülük esasına dayalı çalışan bu tür yapıların önemine dikkat çekerek, toplumun olası afetlere hazırlıklı olması adına gönüllü itfaiyeciliğin daha da yaygınlaştırılması gerektiğini vurguluyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çevre Koruma Haftası’nda Küçükçekmece’de Kitap Takas Etkinliği Düzenlendi

Küçükçekmece Belediyesi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve Çevre Koruma Haftası dolayısıyla Küçükçekmece Gölü kenarında, Kitap Takas etkinliği düzenledi. ‘Termosunu Getir, Kahveni Al’ sloganıyla düzenlenen etkinlikte birbirinden keyifli atölyelerde bir araya gelen çocuklar hem eğlendi hem de çevre bilinci kazandı. Etkinlikte kitaplar el değiştirirken, sürdürülebilirliğe de dikkat çekildi.

Küçükçekmece Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından çevre bilincini geliştirmek amacıyla düzenlenen Kitap Takas etkinliğine; Küçükçekmece Belediyesi Başkan Yardımcıları, Birim Müdürleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Eğitici atölyeler gerçekleştirildi

Etkinlikte çocuklar için; kimyasal madde kullanılmadan doğal malzemelerden yüzey temizleyicilerin yapıldığı Doğa Dostu Zehirsiz Yüzey Temizleyici Atölyesi, elektronik atıkların dönüştürülerek tablo yapıldığı Elektronik Atıktan İleri Dönüşüm Atölyesi, mevcut herhangi bir atıktan kalemlik ve şişe gibi süs eşyalarının yapıldığı İleri Dönüşüm Atölyesi, kil ve tohumdan oluşturulan tohum toplarının yapıldığı Tohum Topu Atölyesi, organik atıklardan organik gübrelerin elde edildiği Kompost Atölyesi, çevre dostu bez çantaların boyandığı Bez Çanta Boyama Atölyesi gibi eğitici atölyeler düzenledi.

Ayrıca etkinlikte kitaplar takas edildi, termoslarını yanında getirenlere mobil ikram aracından çay kahve ikramı yapıldı.

 ‘Benim Kartım’ başvuru standı kuruldu, vatandaş bilgilendirildi

Küçükçekmece Belediyesi tarafından atık ayrıştırma ve toplama amacıyla hayata geçirilen Benim Kartım uygulamasının genişletilmesi için etkinlik alanında ‘Benim Kartım’ başvuru standı kuruldu. Uygulama kapsamında vatandaşlar; elektrik ve elektronik atıklar, bitkisel atık yağlar, kâğıt, plastik ve metal atıkları ilçede yer alan Atık Getirme Merkezlerine getirerek puan kazanıyorlar. Vatandaşlar kazandıkları puanları, Küçükçekmece Belediyesi Sosyal Tesisleri’nde ve zincir marketlerde kullanabiliyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mastercard’ın yeni raporunda ‘güvenli ekosistem’ kavramı mercek altında

Ödeme sistemleri alanında faaliyet gösteren global teknoloji şirketi Mastercard, pazar analizleri ve veriye dayalı içgörüler aracılığıyla oluşturduğu sektör raporlarına bir yenisini daha ekledi. Bağımsız pazar araştırma ajansı Vanson Bourne iş birliğiyle ve 5 binden fazla görüşme sonucu hazırlanan “Ortak fayda: İşlemsel güven ekosisteminin oluşturulması” temalı raporda, ödeme sistemleri alanında güvenin hangi temellere dayandığı, dolandırıcılığın nasıl önlenebileceği ve güvenli ekosistemin nasıl inşa edileceği gibi konular ele alınıyor. Rapor, dengeli bir bakış açısı sağlamak amacıyla güven dinamiklerini tüketiciler, üye işyerleri ve kredi verenler olmak üzere üç tarafın merceğinden inceliyor.

Z Kuşağı hızlı işlem yapmak istiyor

Rapora göre, güvenlik tüketiciler için en önemli öncelik olmaya devam ediyor. Tüketicilerin %77’si online alışveriş yaparken, %79’u ise finansal işlemlerde güvenliğe hızdan daha fazla öncelik veriyor. Araştırmaya katılan her 10 tüketiciden neredeyse 6’sı (%57), kimliklerinin çalınacağından veya dolandırıcılık mağduru olacaklarından endişe duyuyor. Buna karşın, raporda “herkese uyan tek bir beden” olmadığı da hatırlatılıyor. Bazı tüketiciler daha fazla güvenlik bilincine sahip iken, Z Kuşağı (18-27 yaş arası) tüketicileri Baby Boomers’a (60 yaş ve üstü) kıyasla hızlı bir online satın alma yolculuğu istediklerini neredeyse 2,5 kat daha fazla belirtiyor. Diğer yandan, tüketiciler için güvenlik ve rahatlığı dengelemenin en etkili yolunun ödeme işlemlerini optimize etmek olduğuna inanan üye işyerlerinin yarısından fazlası (%56) ve kredi veren kuruluşların neredeyse yarısı (%49) ödeme süreçlerini iyileştirerek daha sorunsuz bir müşteri deneyimine ve güvenliğe odaklanıyor. 

Tüketiciler, kişisel veri paylaşımı konusunda temkinli

Kişisel verilerini mobil uygulamalar veya web siteleri üzerinden paylaşma konusunda hâlâ endişe duyanların oranı %83’e kadar çıkıyor. Tüketicilerin %49’u online mağazalara güvenin “kesinlikle çok önemli” olduğunu söylüyor. Online bankalarla veri paylaşımı konusunda endişe duyanların oranı %76 olsa da, %67’si için güven “kesinlikle çok önemli” olmaya devam ediyor. Diğer yandan, üye işyerlerinin %39’u dolandırıcılık açısından yüksek riskli olarak sınıflandırılmaktan ve bunun da işlem ücretlerinin artmasına yol açmasından; kredi verenler ise yeni ortaya çıkan (%35) ve gittikçe karmaşıklaşan (%34) dolandırıcılık taktiklerinden endişe duyuyor.

Dolandırıcılık hem tüketiciye hem işletmeye zarar veriyor

Tüketicilerin %91’i bir satın alma işlemi sırasında dolandırıcılıkla karşılaşması halinde o şirketi kullanmaktan tamamen vazgeçiyor. Diğer yandan, tüketici dürüstlüğüne çok fazla güvenmek de kuruluşları önemli risklere karşı savunmasız bırakabiliyor. Tüketicilerin bir işleme hatalı bir şekilde itiraz etmesi olarak tanımlanan “birinci taraf dolandırıcılığının” kurumlara yılda yaklaşık 50 milyar dolara mal olduğu tahmin edilirken, bugün ile 2027 yılları arasında küresel çapta online ödeme dolandırıcılığından üye işyerlerinin uğrayacağı kümülatif zararın 343 milyar doları aşacağı hesaplanıyor.

Mastercard, dolandırıcılıkla mücadelede hız kesmiyor

Mastercard, dijital ödemelerde güvenliği en üst düzeye taşımak amacıyla geliştirdiği yenilikçi ürün ve platformlarla dolandırıcılıkla mücadelede öncü rolünü sürdürüyor. Gerçek zamanlı işlem skorlama sistemlerinden çok katmanlı kimlik doğrulama çözümlerine, tokenizasyon teknolojisinden uçtan uca şifrelemeye kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan Mastercard, finansal kuruluşlara ve tüketicilere kapsamlı koruma sağlıyor. Risk danışmanlığı hizmetleriyle kurumların güvenlik stratejilerini güçlendiren Mastercard, bu entegre çözümlerle hem kullanıcı deneyimini hem de işlem güvenliğini yeniden tanımlıyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türkiye’de evlerin yüzde 74’ünün konut sigortası yok

Evlerde karşılaşılabilecek hasarlara karşı geniş kapsamlı güvence sağlayan konut sigortası, herhangi bir doğal afet, yangın ve hırsızlık gibi durumda ev ve içindeki eşyaları koruyarak sigorta sahiplerine önemli faydalar sağlıyor. Buna rağmen ülkemizde konut sigortası penetrasyonu (sigortalılık oranı) yüzde 22 seviyelerinde kalıyor. Konut sigortasının özellikle Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bir ülkede riskleri güvence altına almak için kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Allianz Türkiye Elementer Bireysel Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gökmen, “Son dönemde ülkemizde yaşanan deprem, yangın ve sel felaketlerini göz önünde bulundurduğumuzda iklim krizinin etkileriyle önümüzdeki dönemde daha fazla karşı karşıya kalmamız gerekebilir.  Bunun yanı sıra hırsızlıktan tesisat arızası veya cam kırılmasına kadar birçok sorunun yol açtığı maddi hasarları karşılayan konut sigortasının sahipliği ülkemizde maalesef olması gereken düzeyde değil” dedi. 

Konut sigortasının önemine dair farkındalığı artırmak hedefiyle farklı bütçelere ve ihtiyaçlara göre üç farklı plan dahilinde Yuvam Sigortası’nı müşterileriyle buluşturduklarını söyleyen Gökmen, “Kapsamlı teminat sunan ve hayatta karşılaşabileceğimiz birçok olasılığa karşı güvence sağlayan Yuvam Sigortası; eko, ekstra ve premium olmak üzere üç farklı paketten oluşuyor. Cam kırılmasından tesisat sorunlarına, çilingir hizmetinden evcil hayvan asistans hizmetine, zengin teminat içeriğiyle öne çıkan Yuvam Sigortası’ndan hem ev sahipleri hem de kiracılar faydalanabiliyor” dedi.

Çevre dostu ev eşyaları da güvence altında

Çevre dostu özellikleriyle öne çıkan Allianz Yuvam Sigortası; yağmur suyu depolama ünitesi, su sensörü, hareket sensörü, kompost makinesi, voltaj regülatörü ve çöp öğütücü gibi birçok çevre dostu eşyayı da güvence altına alıyor. Evlerin yanı sıra hepimizin yuvası olan dünyamızı da iklim krizinin etkilerine karşı korumak için 2021 yılından bu yana Yuvam Dünya Derneği’nin çatı destekçisi olan Allianz Türkiye, tüm Allianz Yuvam Sigortası sahipleri adına Yuvam Dünya Derneği’ne bağışta bulunuyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Konya Büyükşehir’den Ailece Doğayla Buluşma Fırsatı

Konya Büyükşehir Belediyesi, doğasever aileleri bir araya getirecek “Aile Oryantiringi” etkinliğini, 22 Haziran tarihinde Meram Tavus Baba Piknik Alanı’nda gerçekleştirecek. Kayıtlar www.sporkonya.com.tr adresi üzerinden 17-20 Haziran’a tarihleri arasında yapılacak.


Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenecek “Aile Oryantiringi”nde aileler çocuklarıyla birlikte keyifli anlar yaşayacak.

Doğa ile iç içe, eğlenceli ve öğretici etkinlikte aileler harita ve pusula yardımıyla yön bulma becerilerini geliştirme fırsatı bulacak. Bu etkinlik sayesinde hem çocuklara doğa sevgisi aşılanması hem de aile bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Etkinlikte; Anne/Baba – Erkek Çocuk 8-11 yaş, Anne/ Baba – Kız Çocuk 8-11 yaş, Anne/ Baba – Erkek Çocuk 12-14 yaş ve Anne/ Baba – Kız Çocuk 12-14 yaş olmak üzere dört farklı kategori yer alıyor.

KAYITLAR 3 GÜN SÜRECEK

Kayıtlar online olarak www.sporkonya.com.tr adresi üzerinden 17 Haziran saat 10.00’da başlayacak ve 20 Haziran’a kadar sürecek. “Aile Oryantiringi”, 22 Haziran 2025 tarihinde Meram Tavus Baba Piknik Alanı’nda gerçekleştirilecek.

Detaylı bilgi almak isteyenler ise 444 55 42 Dahili: 3825-24 numaralı telefondan bilgi alabiliyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ayvalık Belediye Tiyatrosu’na ödül yağdı…

Geleneksel Yeni Tiyatro Dergisi Uluslararası Emek ve Başarı Ödülleri açıklandı. Ayvalık Belediye Tiyatrosu’na üç dalda ödül geldi. Hatırla Ey Peri oyununun yazarı ve yardımcı yönetmeni Elif Artun Yüksel, Alzheimer hastası olan anneannesinden yola çıkarak yazdığı oyunla Türkçeye Katkı “ödülü aldı. Hatırla Ey Peri oyunuyla muhteşem bir ikili oluşturan Dilek Top ve Hakan Urul da, En İyi İkili Performans ödülüne layık görüldül. Ayvalık Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Erkan Cılak da, Ezber Bozan Yeni Nesil Eğitmenlik Ödülü’yle taçlandırıldı.

Yeni Tiyatro & Yeni Sinema Dergisi kültür ve sanat dünyasına emekleriyle katkıda bulunanları ödüllendirmeye devam ediyor. 2024-2025 yılı tiyatro ve sinema sezonuna akademik değer katan ve 20 yıla yaklaşan yayın hayatıyla da gündemi belirleyen Uluslararası Emek ve Başarı Ödülleri, 20 Haziran Cuma akşamı sahiplerini buluyor.

Ayrıca Ayvalık Belediye Tiyatrosu ve oyuncularına gelen başarı ödülleri nedeniyle gurur duyduklarını belirten Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, etkinliklerden elde edilen gelirin Eğitime Destek Derneği’ne katkı sağladığını ve cansuyu olduğunu söyledi.

Öte Yandın Ayvalık Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Erkan Cılak, ödül alan tüm sanatçıları kutlayarak, “Her sene çeşitli dallarda ödül alıyoruz bunlar bize motivasyon oluyor, bir de şöyle düşünüyorum, birinde hatalı ikisinde hatalı olsalar da 18 ödül de hatalı olunmaz diye düşünüyorum. İyi, iyidir.. Ayrıca Özdemir Nutku ödüllerinde de Elif Artun Yüksel’in bu sene için en iyi kadın yazar, Hakan Urul’un da en iyi erkek oyuncu adayı olduğunu hatırlatırım. Yolumuz uzun, çetrefilli fakat yol çok güzel, biz bildiğimiz yollardan yürümeye devam edeceğiz. Bu başarılara imza atmamıza sebep olanlara tekrar teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

3 Bölümlük ‘Stanford Hapishane Deneyi: İçimizdeki Gardiyan’ 15 Haziran Pazar 22.00’de National Geographic Ekranlarında Başlıyor!

‘Stanford Hapishane Deneyi: İçimizdeki Gardiyan’, tarihin en tartışmalı psikoloji deneylerinden birine, ilk kez konuşan mahkûm ve gardiyanların gözünden bakıyor. Bu çarpıcı anlatım, insan doğasına ve bakış açısının gücüne dair derin soruları gündeme getirirken, deneyin mimarı Dr. Zimbardo’nun motivasyonlarını da sorguluyor. 

Üç bölümlük “Stanford Hapishane Deneyi: İçimizdeki Gardiyan” 15 Haziran Pazar günü saat 22.00’de National Geographic’te başlıyor!

Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şirketlerin %51’i Veri Kaybı Sonrasında En Fazla 2 Yıl Ayakta Kalabiliyor!

IBM’in yayınladığı 2024 Veri İhlali Maliyeti raporu, yaşanan veri kayıplarının artık işletmelerin kapanmasına yaptığı etkiyi gözler önüne seriyor. Veri kaybıyla karşılaşan her iki işletmeden biri, iki yıl içinde kapanırken veri kaybının 10 gün ve üzerinde sürmesi halinde bu oran %93’e yükseliyor. Uzun süreli veri kayıplarının iş hacmine doğrudan etkilerine dikkat çeken Eclit CEO’su Erdem Telci, “Felaket senaryolarına karşı hazırlıklı olmak yalnızca veri güvenliği değil, aynı zamanda işletmenin geleceği için de kritik bir güvence anlamına geliyor.” sözleriyle önlem almanın zorunluluğuna işaret ediyor.

Türkiye’de Güvenlik İhlalleri, Çalışan Sayısına Bağlı Olarak Artıyor

Konuya Türkiye özelinde bakıldığında, veri kaybının önlenmesi için işletmelerin farkındalık ve çabaları dikkat çekiyor. TÜİK verileri, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 22,4’ünün en az bir kere bilgi ve iletişim teknolojileri güvenliği ihlali yaşadığını gözler önüne seriyor. Buna karşılık her 100 girişimden 76’sının ihlallere karşı güvenlik önlemi aldığını ifade eden Telci, “Güvenlik ihlallerinin çalışan sayısına bağlı olarak arttığını gözlemliyoruz. Verileri incelediğimizde 10-49 çalışanı olan girişimlerin yüzde 21,2’sinin, 50-249 çalışanı olan girişimlerin yüzde 27,6’sının ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin ise yüzde 28,8’inin en az bir güvenlik ihlali yaşadığını görüyoruz. Dolayısıyla çalışan sayısı yüksek olan girişimlerin veri ihlallerine karşı başarılı felaket kurtarma senaryolarına daha fazla ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz.” değerlendirmelerinde bulunuyor.

Küresel DRaaS Pazarı 2025’te 19 Milyar Doları Geçecek

Veri kaybı söz konusu olduğunda verilerin depolandığı bulutların kullanımı daha da önem kazanıyor. Statista’nın 2024 yılı verileri, dünya çapında 100 işletmeden 67’sinin bulut depolama hizmetlerinden faydalandığını gösteriyor. Yine aynı araştırmaya göre şirketlerin yüzde 32’si makine öğrenimi ve yapay zeka ile süreçlerini yönetirken, yüzde 17’si veri güvenliğini felaket kurtarma (DRaaS) hizmetleriyle sağlıyor.

Geçtiğimiz yıl 17,56 milyar dolar olan küresel DRaaS pazarının 2025’te 19,63 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini hatırlatan Telci, şunları söylüyor:

“İşletmelerin yüzde 67’si en az bir bulut hizmeti kullanıyor. ABD’de bu oran yüzde 75’e kadar çıkmış durumda. Bu da bulut teknolojilerinin, işletmelerin stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Veri kaybı yaşayan her iki işletmeden birinin kapanması, felaket kurtarma çözümlerine olan ilginin yalnızca teknoloji devleriyle sınırlı olmadığını, her büyüklükteki işletmenin veri güvenliğini önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. Bu yılki DRaaS pazarındaki büyüme, şirketlerin veri kayıplarına karşı önlem olarak yapay zeka ve felaket kurtarma hizmetlerine yöneldiğini gösteriyor.”

Güvenlik Önlemi Alan, 2,22 Milyon Dolar Tasarruf Ediyor

Veri kayıplarına karşı önlem alan şirketler, 2024 yılı itibarıyla diğerlerine göre ortalama 2,22 milyon dolar tasarruf sağladı. Özellikle üretken yapay zeka araçlarının yalnızca yüzde 24’ünün güvenilir olduğu bir dönemde, veri güvenliği ve yedekleme hizmetlerinin önemi daha da artıyor. Telci, veri güvenliği ve yedekleme çözümleriyle riskleri minimize eden şirketlerin, veri kayıplarından kaynaklanan büyük zararlardan kaçınarak maliyetleri önemli ölçüde azaltabileceğini vurguluyor.

Veri Kayıplarının İki Ana Nedeni: Donanım ve İnsan

Araştırmalar, veri kayıplarının en yaygın iki nedeni olarak donanım arızaları ve insan faktöründe buluşuyor. Felaket kurtarma dendiğinde akla ilk olarak doğal afetler gelse de veri kayıpları içerisinde afet kaynaklı olanların oranı yalnızca yüzde 3 olurken, işletmelerin veri kaybı yaşamasının başlıca nedenleri arasında yüzde 40 oranla donanımsal sorunlar ilk sırada yer alıyor; yüzde 29’luk bir oranla da insan faktörü, yani çalışanların bilinçsizce veya kötü niyetle yaptığı işlemler veri ihlallerine yol açabiliyor.

Veri kayıplarını maliyetlere direkt etkisine vurgu yapan Telci, “Şirketler, veri kayıplarının doğuracağı sorunlarla karşılaşmak yerine DRaaS hizmeti ile sadece verilerini güvence altına almakla kalmaz; aynı zamanda veri odaklı zarar ve kapanma risklerini ortadan kaldırırlar. Aynı zamanda DRaaS sayesinde, herhangi bir kriz zamanında verilerine erişim sorunu yaşamaz ve durumu en az zararla atlatırlar.” dedi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı