SAGEM’den ailelere “Tatilde Aile Olmak” konulu seminer

Selçuklu Belediyesi’nin aile yapısını güçlendirmek adına yürüttüğü önemli projelerden bir tanesi olan Selçuklu Aile Gelişim Merkezi “Aile Yılı’nda” da örnek çalışmalarına devam ediyor. SAGEM bu kapsamda ailelerin ve çocukların yaz dönemini daha verimli geçirmeleri amacıyla “Tatilde Aile Olmak; İletişim, Etkinlik ve Gelişim Önerileri” adlı bir seminer düzenledi. Katılımın yoğun olduğu seminerin son kısmında katılımcılar grup çalışması da gerçekleştirdi.    

Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Tuğba Karaboğa tarafından verilen seminerde, okulların kapanması ile birlikte yaz tatilini çocuklar için hem verimli hem de eğlenceli hale getirmenin yolları üzerinde duruldu. Seminerde ailelerin çocuklarıyla birlikte geçirecekleri zamanı nasıl daha nitelikli kılabilecekleri, tatilde yapılabilecek gelişimsel etkinlikler, dijital çağın getirdiği ekran bağımlılığı gibi risklerle baş etme yolları, günlük yaşam içinde eğitici, eğlenceli ve bağ kurucu etkinlik önerileri sunma konuları işlendi.

Ailelerin yıl boyunca gerek iş hayatı gerekse okul temposu yoğunluğundan kaynaklı zaman zaman bir araya gelemedikleri bu yüzden yaz tatilinin birlikte vakit geçirmek için önemli bir fırsat olduğu belirten Psikolojik Danışman Karaboğa, Çocukların hafızasında iz bırakan şeylerin pahalı tatiller ya da büyük hediyelerin olmadığını, aileleri ile birlikte geçirdikleri anlamlı zamanlar olduğunu söyledi. Karaboğa seminerde bu anlamlı zamanları çoğaltmanın yolları ailelere anlattı.

SAGEM düzenlediği bu seminer ile ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte geçirecekleri yaz tatilini daha verimli, anlamlı ve dengeli planlamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EÜ Etnografya Müzesi’nde Smyrna’da Kap Kacak Modası konuşuldu

Ege Üniversitesi (EÜ)  Etnografya Müzesi, Smyrna söyleşi serisinin son oturumuna ev sahipliği yaptı. EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek  Maktal Canko’nun moderatörlüğünde “Smyrna’da Kap Kacak Modası: Tercih mi Zorunluluk mu?” başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Smyrna Agorası kazılarında uzun yıllardır görev alan Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu konuşmacı olarak yer aldığı etkinliğe akademisyenler öğrenciler ve sanatseverler katıldı.

İzmir’de geçmiş dönemlerde tercih edilen seramik üretimlerine dair gözlemlerini paylaşan Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, “Yaklaşık 20 yıldır Smyrna Agorası’nda, Prof. Dr. Akın Ersoy başkanlığında yürütülen kazılarda araştırmacı olarak çalışıyorum ve bu süreçte İzmir’de tercih edilen seramik kap kacaklara dair önemli verilere ulaştık. Bu süreçte elimden geçen seramiklerden öğrendim ki, İzmir’de Kütahya ve Çanakkale üretimleri yaygınken, İznik seramiklerine neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu durum bize modanın mı, yoksa ekonomik zorunlulukların mı belirleyici olduğunu sorgulatıyor. Evet, Kütahya fincanları bir dönemin modasıydı ama aynı zamanda ucuz ve ulaşılabilirdi; bu da onları tercih edilen değil, zorunlu hale gelen ürünler yaptı. Seramik tercihlerinin ardında yalnızca estetik değil, demografik yapı, ekonomik güç ve ulaşılabilirlik gibi pek çok değişkenin yattığını unutmamak gerekiyor.” diye konuştu.

“Seramik tercihlerinde kültürel ve ekonomik etkenler”

Görünürde basit görünen seramik tercihlerinin ardında yatan kültürel ve ekonomik arka plana değinen Doç. Dr. İpekçioğlu, “Biz yıllardır hep modaydı, tercihti diyerek geçiyoruz ama meseleler göründüğünden daha karmaşık. Mesela Agora’da bulduğumuz lazımlıkların neredeyse tamamı hardal sarısıydı. Neden hep sarı? Prof. Dr. Şerife Yalınçakaya’nın tespitlerinden öğreniyoruz ki kadı sicillerinde vaktiyle havruzlarda (lazımlıklarda) yeşil renk yasaklanmış. Sebebi şimdilik bilinmiyor, belki yeşile atfedilen kutsallık yüzünden. Ama bu kutsallık ne zaman ve kim tarafından verilmiş, işte orası meçhul. Aynı şekilde, İngiltere’den gelen tabakların üzerinde Arap harfleriyle ‘afiyet olsun’ yazıyor. Neden? Çünkü bu ürünler Avrupa halkı için değil, doğrudan Osmanlı pazarı için üretilmiş. Levantenler, Avrupa’daki bu üretimi İzmir gibi kentlere taşıyor ama halk ancak daha düşük kalitedeki örneklere ulaşabiliyor. Moda dediğiniz şey, sadece estetik değil, aynı zamanda ulaşılabilirlik ve ekonomi meselesi. Osmanlı sarayı bile kendi ihtiyacını karşılamak için çini ustalarını dış sipariş almaktan menetmiş. Üreticiye yeterli ödeme yapılmıyor, dışa satış yasak. Sonra ne oluyor? İznik’te bir zamanlar yüzlerce olan çini atölyesi, 18. yüzyılda sıfıra düşüyor. İşte bu yüzden her tercih bir zorunluluğun kılığına bürünebiliyor” dedi.
         “İzmir’in erken yerleşim izleri”

İzmir’in erken dönem kentleşmesine dair belgeli veriler ışığında tarihsel değerlendirmelerde bulunan Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şakir Çakmak, “İzmir’in erken dönem yerleşimine dair elimizdeki en somut verilerden biri 1528 tarihli defter; bu belgede yalnızca beş mahalleden bahsediliyor. Hamleyi, Sedat İrzade, Kayınbaşı, Limon ve Gebran. Hepsi bugünkü Basmane çevresinde. En çok buluntu ise Agora’da, o da mezarlık olarak kullanıldıktan sonra yaşam başlamasıyla geliyor. 16. yüzyılda İzmir hâlâ küçük bir sahil kasabasıydı, dolayısıyla bu dönemden çok fazla seramik bulamıyoruz. İzmir’in ekonomik anlamda bir hareketlilik kazanmaya başlaması ancak 17. yüzyıldan, hatta esasen 19. yüzyıldan itibaren mümkün. Bu da bize gösteriyor ki, İzmir’in kent olarak gelişimi çok daha geç bir dönemde ivme kazanıyor. Mesela Rıza Camii’nin ya da Bayrakpaşa Camii’nin inşası bu izleri takip edebileceğimiz nadir yapı örneklerinden. Onların da erken tarihlerine bakınca, yaşamın ancak 17. yüzyılda daha görünür hale geldiğini görüyoruz” ifadeleriyle sunuma katkı sundu.

Etkinliğin sonunda Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, sunumuyla söyleşiye değerli katkılarda bulunan Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu’na “Teşekkür Belgesi” takdim etti. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Vodafone gönüllüleri, Elazığ’da iyiliğin yanında durdu

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, çalışanlarının gönüllülük faaliyetlerine destek vermeyi sürdürüyor. “İyiliğin Yanında Duruyoruz” temasıyla sürdürülen Vodafone Gönüllüleri Programı kapsamında gönüllüler, Vodafone Vakfı’nın, Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğü “Dijital Benim İşim” projesine destek vermek üzere Elazığ’a günübirlik saha ziyareti yaptı. Elazığ Halk Eğitim Merkezi’nde 8 farklı atölyeye katılarak kadın kursiyerlerin el sanatları çalışmalarına destek veren Vodafone Gönüllüleri, projenin eğitim çalışmaları kapsamında deprem bölgesine özel olarak hazırlanan Dijital Dünyaya Giriş Semineri’nde de yer alarak dijital dünya, satış-pazarlama, müşteri memnuniyeti, e-ticaret platformları, sosyal medya gibi konularda kadınlara eğitim verdi.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi:

“Vodafone olarak, çalışma arkadaşlarımızın sosyal sorumluluk projelerimize katılımını destekliyor, katkılarını çok değerli buluyoruz. Vodafone Gönüllüleri Programı ile çalışma arkadaşlarımız arasında gönüllülük bilincini geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu programla, sosyal sorumluluk projelerimiz ile çalışma arkadaşlarımız arasında duygusal bağ kurmak ve farklı hayatlara dokunabilecekleri deneyimler yaşatmak istiyoruz. Vodafone Gönüllüleri ile beraber projelerimizin yarattığı sosyal etkiyi daha da artırıyor, çalışan gelişimini teşvik ederken toplum için de değer yaratıyoruz. Gönüllülerimiz Elazığ’a yaptıkları günübirlik ziyarette Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz ‘Dijital Benim İşim’ Projesi kapsamında yürütülen çalışmalara destek olarak, bir kez daha iyiliğin yanında durdu.”

Yılda 2 gün gönüllü çalışma izni

Vodafone’da tüm çalışanlar Vodafone Gönüllüleri Programı’na katılabiliyor. Halihazırda Vodafone Gönüllüleri’nin sayısı 800’e ulaştı. Bunun yanı sıra şirkette yaklaşık 180 kişilik Gönüllü Takımı da bulunuyor. Vodafone, yılda 8-10 aktivite ile gönüllülerinin %55’ine ulaşmayı hedefliyor. Bu aktivitelere ek olarak, yılda 2 kez düzenlenen gönüllü buluşmaları ile iletişim canlı tutuluyor. Vodafone çalışanlarının gönüllülük yapabilmelerini kolaylaştırmak için yılda 2 gün gönüllü çalışma izni sağlanıyor.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Opella, küresel B Corp sertifikasını alarak öz bakım alanında liderliği yeniden tanımlıyor.

Opella, B Lab tarafından belirlenen kapsamlı sosyal ve çevresel standartları karşılayarak B Corp sertifikası[1] almaya hak kazanan ilk global tüketici sağlığı şirketi oldu. Bu önemli başarı, Opella’nın insan ve gezegen için sorumlu öz bakımı hayata geçirme yolculuğunda bir dönüm noktasını temsil ediyor.

Bu sertifikasyon, dört yıl süren kapsamlı bir dönüşüm sürecinin ardından geldi. Bu süreçte Opella, faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde sürdürülebilirlik, inovasyon ve yönetişim alanındaki yaklaşımını yeniden tanımladı. Şirket; iklim eylemi, ürün sürdürülebilirliği, toplum sağlığı ve liderlik seviyesindeki hesap verebilirlik gibi alanlarda güçlü bir performans sergiledi.

Julie Van Ongevalle, Opella Global Başkanı ve CEO’su:
“Dünya çapında B Corp sertifikasına sahip olmak, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda attığımız ilk adım. Bu başarı, dünyanın dört bir yanındaki 11.000 Opella çalışanının özverili çalışmalarının, müşterilerimizin ve tüketicilerimizin katkılarının bir sonucudur. Bizim için bu sertifika, iş başarısı ile sürdürülebilirliğin bir arada ve uyum içinde yürüyebileceğini ve yürümek zorunda olduğunu kanıtlamaya yönelik bir taahhüttür.”

Marissa Saretsky, Sürdürülebilirlikten Sorumlu Global Başkan:
“Bu takdir, bizi harekete geçiren vizyonun bir yansıması. Sertifikasyon süreci, sürdürülebilirlik dönüşümümüzü hızlandıran, inovasyonu tetikleyen ve ekiplerimizi harekete geçiren güçlü bir katalizör oldu. Bu süreç, global ölçekte bir referans noktası niteliğinde. Yüksek standartları günlük uygulamalara dönüştürerek liderlik etmeye kararlıyız. Ve bu daha yalnızca başlangıç.”

Feiruz Ellouze, Afrika-Orta Doğu-Türkiye (AMET) Genel Müdürü, Opella:

“B Corp sertifikası, çevresel yöneticiliğe olan bağlılığımızı derinleştirme yolculuğumuzun başlangıcını işaret ediyor. Opella’da, “Sağlığın Senin Elinde” misyonumuzun gezegene bakma sorumluluğumuzdan ayrılamaz olduğuna inanıyoruz. Sürdürülebilirlik yan bir girişim değil, kim olduğumuzun ve ne yaptığımızın temel bir parçasıdır. Gezegene saygı göstermeden sağlık sunamayız, çünkü gerçek refah gelişen bir dünyayla başlar.”

Opella, 2019’dan bu yana Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonlarını %64 oranında azaltmayı başardı. Elektrik ihtiyacının ise %93’ünden fazlasını yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor. 2024 itibarıyla, kağıt bazlı ambalajlarının %97’si sertifikalı ya da geri dönüştürülmüş materyallerden elde ediliyor. 2022’den bu yana sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen yerel toplum programları 1 milyonun üzerinde insana doğrudan fayda sağladı. Sadece 2024 yılında yürütülen sağlık farkındalığı ve bilinçli ilaç kullanımı kampanyaları ise 129 milyon kişiye ulaştı. 2

Opella, daha fazla öz bakım oyuncusunu bu sorumluluk yolculuğuna katılmaya davet ederek, bu alanda dönüşüme öncülük eden bir topluluğun parçası olmayı sürdürüyor. Şirket, B Corp sertifikasını yalnızca bir kilometre taşı değil, aynı zamanda sürekli gelişimi destekleyen dinamik bir yapı olarak görüyor. Düzenli yeniden sertifikasyon taahhüdü sayesinde, inovatif, kapsayıcı ve ölçülebilir çözümlerle sağlıklı bir toplum ve gezegen için odağını korumaya devam edecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Doğa Ve Bilim Meraklıları İnegöl’de Buluştu

İnegöl Belediyesi, Türkiye’nin ilk Karanlık Gökyüzü Parkı olan İnegöl’ün Başalan Yaylasında doğa ve bilim meraklılarına özel program düzenleyerek unutulmaz bir gün yaşattı.

28 Haziran Cumartesi günü İnegöl Belediyesi tarafından düzenlenen “Gel Göğe Bakalım” etkinliğinde, doğa ve gökyüzüyle buluşmak isteyen vatandaşlar Başalan Yaylası’nda bir araya geldi. Her yaş grubuna özel etkinliklerin yer aldığı, gün boyu süren bu özel program; şehir dışından gelen misafirlerin de katılımıyla, 14.00-00.00 saatleri arasında yoğun bir ilgiyle gerçekleştirildi.

HER YAŞ GRUBUNA BİLİM DOLU ETKİNLİKLER

Katılımcılar, gün boyu süren organizasyonda gökyüzü sohbetlerinden planetaryuma, teleskoplarla yapılan gökyüzü gözlemlerinden kamp ateşi etrafındaki keyifli anlara kadar dopdolu bir programla ağırlandı. Çocuklar için hazırlanan bilim atölyelerinde minikler hem eğlendi hem öğrendi. HOBABÜS otobüsü ile renkli etkinlikler de küçük misafirlere unutulmaz anlar yaşattı.

“GENÇLERİMİZİN HAYAL GÜCÜNÜ KANATLANDIRMAK İSTİYORUZ”

Gün boyu süren etkinliğe; İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, siyasi parti temsilcileri, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri, öğrenciler ve binlerce bilim meraklısı katıldı. Programın açılışı İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın konuşmasıyla başladı. Başkan Alper Taban açılış konuşmasında, “Bizim için bu etkinlik, takvimdeki sıradan bir madde değil; adeta bir yenilenme davetiydi. Asıl hedefimiz, çocuklarımızın merakını büyütmek, gençlerimizin hayal gücünü kanatlandırmak, gönüllere dokunmaktır. Çünkü biliyoruz ki bilim yalnızca laboratuvarlarda değil, bu yaylalarda da yeşerir. Astronomi, sadece teleskopla değil, merak dolu bakışlarla başlar. Kalkınma ise yalnızca altyapı değil zihinsel atmosfer meselesidir.” dedi.

“BAŞALAN YAYLASI İLE İNEGÖLÜMÜZÜN BU EŞSİZ GÜZELLİĞİNİN FARKINA VARIYORUZ”

Başkan Alper Taban konuşmasının devamında, “Burada; bilim insanlarımız gökyüzünü anlatıyor, Astronomlarımız Güneş’i, gezegenleri ve yıldızları tanıyor olacaklar. Çocuklarımız çeşitli atölyelerde bilimle tanışıyor, Gençlerimiz yıldızlarla hayaller kuruyor ve biz, hep birlikte İnegöl’ümüzün bu eşsiz güzelliğinin farkına varıyoruz. Bu anlamlı yolculukta bize omuz veren tüm paydaşlara, kıymetli konuşmacılara, değerli bilim insanı hocalarımıza, atölyeleri yürüten MÜSİAD Saime Sultan Bilim ve Sanat Merkezi’ne, özveriyle çalışan belediye ekip arkadaşlarıma ve varlıklarıyla bu anı güzelleştiren kıymetli konuklarımıza gönülden teşekkür ederim. Programımız hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

UZMAN İSİMLERLE BİLİM DOLU BİR GÜN

Konuşmalar sonrası sahnede astronomi ve doğa alanlarında uzman konuşmacılar yer aldı. Katılımcılar, evrenin sırlarını uzman isimlerden dinleme fırsatı buldu. Program kapsamında; MÜSİAD Saime Sultan Bilim ve Sanat Merkezi Eğitmeni Astronom Fevzi Çetin’den Karanlığı Aydınlatan Bilgi: Astronominin Eğitim-Öğretime Katkıları söyleşisi, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi, Felsefe Grubu Eğitimi Akademisyeni Prof. Dr. Faruk Manav’dan Türk Mitolojisinden Türk Felsefesine: Evren, Gökyüzü ve İnsan söyleşisi, Yaban Hayatı Fotoğrafçısı Alper Tüydeş’ten Gerçek Doğa Hikayeleri söyleşisi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Fakültesi, Fizik, Astrofizik Akademisyeni Prof.Dr. Faruk Soydugan’dan Aynalardaki Yıldızlar söyleşisi, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü Akademisyeni Prof. Dr. İsmail Naci Cangül’den Matematik Konuşursa: Yaratılış, Kaos ve Sonsuzluk söyleşi ile alanında uzman isimler bilim severlerle bir araya geldi. Ayrıca Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencileri; Mehmet Yüksek, Oğuzhan Üçüncü ve Furkan Büyük gibi isimler de gökyüzü tanıtımı ve gözlem anlatımıyla programa katkı sundu.

AY YÜZEY EVRELERİ İNCELENDİ

Gece yarısı olduğunda ise katılımcılar gökyüzünün en dikkat çekici cisimlerinden biri olan Ay’a odaklandı. Alanında uzman astronomlar eşliğinde gerçekleştirilen ay incelemesi, katılımcılara hem görsel bir şölen sundu hem de Ay’ın yüzey özellikleri, evreleri ve astronomik önemi hakkında bilimsel bilgiler edinme fırsatı sağladı. Katılımcılar, teleskoplarla Ay’ı detaylı biçimde gözlemlerken, uzmanların anlatımları sayesinde evrenin bu eşsiz uydusunu daha yakından tanıma imkânı buldu.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Egeli genç araştırmacıya birincilik ödülü

Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi öğrencisi Damla Değirmen’in yürütücülüğünü yaptığı,  TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı tarafından desteklenen proje,  I. Ulusal Sağlık Bilimleri Lisans Öğrencilerini Geliştirme Kongresi’nde “Sözel Bildiri Birincilik Ödülü”nü almaya hak kazandı.

Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Orgun danışmanlığında ve Hemşirelik Fakültesi 4.sınıf öğrencisi Damla Değirmen tarafından yürütülen “Hemşirelik Öğrencilerinin Girişimcilik Davranış Düzeylerinin Yapay Zekâ Kaygıları Üzerine Etkisinin İncelenmesi” başlıklı TÜBİTAK 2209-A projesi, “I. Ulusal Sağlık Bilimleri Lisans Öğrencilerini Geliştirme Kongresi”nde sözel bildiri olarak sunulmuş ve “Sözel Bildiri Birincilik Ödülü”ne layık görüldü.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ve Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, genç araştırmacıyı ve danışman hocasını tebrik ederek başarılar diledi.

Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Fatma Orgun, “ Gelecekte sağlık teknolojilerinde aktif rol alacak girişimci ve yenilikçi hemşirelerin yetişmesi ve bu bağlamda hemşirelik öğrencilerinin yapay zekâya yönelik tutumlarını ve teknoloji düzeylerini anlamak amacıyla hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik davranış düzeylerinin yapay zekâ kaygıları üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nde öğrenim gören 357 hemşirelik öğrencisine Bireysel Girişimcilik Algı ve Yapay Zekâ Kaygısı Ölçekleri uygulanmış ve hemşirelik öğrencilerinin bireysel girişimcilik algılarının ortalamaya yakın yüksek düzeyde ve yapay zekâ kaygılarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca öğrencileri çoğunlukla yapay zekânın hemşirelik uygulamalarında önemli olduğunu düşündüğünü belirtmişlerdir ve yapay zekânın sağlık bakım hizmetlerinde ‘Orta derecede’ önemli olduğunu düşünen öğrencilerin puan ortalamasının diğerlerinden daha yüksek olduğu görülmektedir. Araştırma bulguları, öğrencilerin yeniliklere ve teknolojik gelişmelere açık olduklarını ve bu doğrultuda hemşirelik öğrencilerinin girişimcilik becerilerinin, yapay zekâya yönelik kaygılarını azaltmada ve sağlık teknolojilerine uyum sağlamalarında önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda; hemşirelik öğrencilerinin yapay zekâ kaygısını azaltmak için, onları eleştirel düşünme, risk alma ve yenilik üretme gibi girişimcilik becerileriyle güçlendirmek önemli olduğu düşünülmektedir.” diye konuştu.

Hemşirelik öğrencilerine pek çok katkı sunacağını ifade eden Prof. Dr. Fatma Orgun, “Öğrencilerin girişimcilik potansiyellerinin desteklenmesi ve bilişim alanındaki öğrencilerle iş birliği yapabilecekleri disiplinler arası uygulamaların teşvik edilmesi, gelecekte dijital sağlık uygulamalarına aktif katılım sağlamalarına katkı sunacaktır” dedi.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklar uzaya ilk adımı bu yaz kampında atıyor

25 yıldır çocukları ve gençleri bilimle buluşturan Uzay Kampı Türkiye, 2025 yaz sezonuna birbirinden zengin içerikli ve eğlenceli yaz programlarıyla başladı.
9-15 yaş grubundan çocuklara ve gençlere unutulmaz bir “uzay yolculuğu” vadeden kamp dünyanın dört bir yanından gelen uzay meraklılarını eğitici ve ilham verici bir ortamda bir araya getiriyor.

Yeni Programlar, Yeni Ufuklar
ABD dışında dünyada sadece Türkiye’de bulunan kampın 2025 yaz programında eğleneceli aktiviteler sunulacak.
Minecraft Yeni Ufuklar programı, Mars’ta yaşam kurma, kaynak yönetimi ve kodlama gibi temalarla teknoloji meraklılarını heyecan verici bir keşfe çıkarıyor. Sosyal aktivitelerle zenginleştirilmiş Uzay Gezginleri Yaz Kampı, astronot simülatörleri, teleskopla gökyüzü gözlemi ve Aurora Uçuş Görevi gibi eğitici içerikleri; havuz aktiviteleri ve barbekü gecesi gibi keyifli etkinliklerle harmanlayarak katılımcılarına hem bilimsel hem de sosyal açıdan zengin bir deneyim sunuyor.

Yazın en uzun süreli programı olan Galaktik Yaz Kampı ise, astronot eğitim simülatörleri örnekleri ve VR destekli uygulamalarla gerçekleştirilen gerçekçi uzay görevlerinin yanı sıra, iletişim, takım çalışması ve liderlik becerilerini geliştiren eğitimler sunuyor. Haziran-Ağustos ayları arasında Türkçe ve İngilizce seçenekleriyle düzenlenen uluslararası kamp, kültürel paylaşımlar ve gençlik kampı atmosferiyle unutulmaz bir yaz deneyimi yaşatıyor.

Daha küçük yaştaki çocuklara yönelik düzenlenen Yıldızlara Yolculuk Aile Kampı ise, aileleriyle birlikte uzayı keşfetmek isteyen 7–10 yaş grubundaki çocuklar için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Uluslararası Katılımcılardan Büyük İlgi

2025 yaz kampı programlarına Azerbaycan, Bulgaristan, Fransa, İspanya, İsviçre, Romanya, Yunanistan, İngiltere, İtalya, Polonya ve ABD gibi 20’den fazla ülkeden çocuk katılacak. İngilizce ve Türkçe olarak sunulan uluslararası programlar, bilimsel farkındalık kazandırmanın ötesinde kültürler arası anlayışı geliştiren uluslararası dostluklar kurma imkânı da sağlıyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Samsung, MediaMarkt’ın teknoloji deneyim mağazası Tech Arena’da butik mağaza açtı

Samsung Electronics Türkiye ve MediaMarkt Türkiye, mevcut iş birliklerini güçlendirerek, yeni mağaza açılışı ile kapsamını genişletti. Bu kapsamda, MediaMarkt’ın Türkiye’de bir ilk olarak, tamamen deneyim odaklı konsept mağazası Tech Arena’da Samsung butiği açıldı. İstanbul Marmara Park AVM’de 6500 m2’lik alanda “Markaların ve Teknolojinin Evi” olarak tanımlanan mağazada, butik bir alanda teknoloji devi Samsung’un tabletten akıllı telefona, beyaz eşyadan klimaya tüm ürünleri teknoloji severlerle buluşacak. Tech Arena’nın geniş ve konforlu ortamında teknoloji severlere yepyeni bir deneyim sunmaya hazırlanan butik mağaza, 27 Haziran Cuma günü Samsung Türkiye CEO’su Jeff Jo ve MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar’ın katılımıyla düzenlenen bir törenle açıldı.

Jeff Jo: “Tüketiciler en yeni teknolojilerimizi deneyimleyerek keşfedecek”

Samsung Electronics Türkiye CEO’su Jeff Jo, yaptığı açılış konuşmasında; “Tüketicilerimize ulaştığımız her noktayı çok önemsiyoruz. Bu vizyonla Türkiye’de online alışverişin yanı sıra deneyim odaklı perakende yatırımlarımıza da hız kesmeden devam ediyoruz. MediaMarkt Türkiye’nin teknoloji odaklı konsept mağazasında açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni butik mağazamız, özel deneyim alanlarıyla tüketicilere farklı ürün gruplarımızı ve yenilikçi teknolojilerimizi deneyimleme imkânı sunacak. Tüketiciler, AI teknolojilerinin evde ve mobil cihazlarda hayatı kolaylaştırma biçimlerini alanında uzman ekiplerimiz eşliğinde keşfedebilecek ve MediaMarkt’ın hizmet kalitesiyle konforlu bir alışveriş keyfi yaşayacaklar” dedi.

Hulusi Acar: “Samsung ile güçlenen Tech Arena gerçek bir teknoloji arenası olarak hizmet veriyor”

MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar ise “Deneyim Şampiyonluğu vizyonumuzla tüm fiziksel mağazalarımızı ve online alışveriş kanalımızı müşterilerimizin uçtan uca benzersiz bir alışveriş deneyimi yaşayabileceği şekilde kurguluyoruz. Bu anlayışla 2023 yılında Marmara Park mağazamızı müşteri deneyiminin merkezi olan gerçek bir teknoloji arenasına dönüştürdük. Yeni mağaza konseptimiz ile tüm teknoloji severlere eşsiz bir atmosferde, en yeni teknolojileri deneyimleyebilecekleri çok özel bir mağaza yarattık. 6500 m2 mağazamızda yer alan marka butiklerimiz arasında artık Samsung’un da yer almasından büyük mutluluk duyuyoruz.  Satış alanındaki mini deneyim alanları ile Samsung’un en yeni teknolojilerini ve inovatif ürünlerini ziyaretçilerimizle buluşturacak, dünyanın önde gelen teknoloji trendlerine dokunarak doğrudan deneyimleme imkânı sunacağız. Barista Club’tan GameZone alanlarına, birçok özel konsept deneyim alanıyla Tech Arena, Samsung butik mağazasıyla güçlenen ürün yelpazesiyle teknoloji severleri ağırlamaya devam edecek” dedi.

Yapay zekâ özellikli yeni Samsung ürünleri de Tech Arena’da tüketicilerle buluşacak

Tüketiciler MediaMarkt Tech Arena mağazasında Samsung’un son dönemde tanıttığı AI entegrasyonları ve güçlü bağlantı özellikleriyle öne çıkan 2025 TV ve Bespoke ürün serileriyle ve Galaxy S25 Serisi başta olmak üzere Samsung’un en yeni mobil teknolojileriyle tanışma olanağı elde edecek.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Adel/Faber-Castell, Endüstride Mükemmellik Ödülü’nün Sahibi Oldu

Adel/Faber-Castell, OEM (Orijinal Ekipman Üreticisi) pazarlarına yönelik stratejik dönüşümde Ar-Ge’nin etkin kullanımı, sürdürülebilirliği esas alan üretim süreçleri, esnek üretim sistemi, yüksek çalışan memnuniyeti ve katılımı ile Endüstride Mükemmellik Ödülü’nün sahibi oldu.

Yarım asrı aşkın süredir Türkiye’de kırtasiye denince akla ilk gelen firma olan Adel/Faber-Castell, Sabancı Üniversitesi Sabancı Business School tarafından verilen Endüstriyel Mükemmellik Ödülü’nün sahibi oldu. Şirket bu önemli ödülü, Ar-Ge ve operasyonel yetkinliklerini stratejik olarak geliştirerek OEM (Orijinal Ekipman Üreticisi) pazarına başarılı bir geçiş yapması ve bu süreçte sürdürülebilirlik, esneklik ve çalışan katılımı gibi alanlarda gösterdiği üstün performansla kazandı. 

Adel/Faber-Castell, yerel pazarda gözlemlenen durağanlık ve artan fiyat hassasiyetine karşılık olarak ihracat ve OEM (Orijinal Ekipman Üreticisi) pazarlarına odaklanan sürdürülebilir bir büyüme stratejisini hayata geçirdi. Şirketin Ar-Ge kapasitesini güçlendirmesi ve farklı pazar dinamiklerine uygun, yenilikçi ürünler geliştirmesi bu stratejik dönüşümde belirleyici oldu. İç kaynaklarla yürütülen projelerde çevik proje yönetimi metodolojisini benimseyen Adel/Faber-Castell, dış müşterilere yönelik çalışmalarda ise aşamalı (stage-gate) yaklaşımla ilerleyerek proje süreçlerinde esneklik ve verimliliği başarıyla dengeledi. Ar-Ge’den üretime, sürdürülebilirlikten çalışan katılımına kadar birçok alanda sergilediği yüksek performans, şirketin bu prestijli ödülü elde etmesinde önemli rol oynadı.

Endüstriyel Mükemmellik Ödülü (Industrial Excellence Award – Türkiye), Sabancı Üniversitesi Sabancı Business School tarafından yürütülen ve Avrupa’nın önde gelen akademik kurumlarıyla iş birliği içinde gerçekleştirilen uluslararası bir programın Türkiye ayağını oluşturuyor. Program, sektör liderlerini operasyonel mükemmellik ve stratejik uyum kriterlerine göre kapsamlı bir şekilde değerlendiriyor. Ödül programı firmaların yalnızca bugününe değil, geleceği de başarıyla yönetme yetkinliğine odaklanıyor. Ödül programının değerlendirme kriterleri arasında; değişime açıklık, OEM pazarlarına stratejik geçişi mümkün kılan Ar-Ge’nin etkin ve hedef odaklı kullanımı, yüksek düzeyde çalışan memnuniyeti ve katılımı, süreç geliştirme uzmanlığıyla desteklenen esnek üretim altyapısı ile üretim atıklarının ileri dönüşümünü içeren sürdürülebilir ürün ve süreç inovasyonları öne çıkıyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

National Geographic NOW Seç-İzle Servisi Temmuz Ayında ‘Uzaylılar’ Teması ile İlgi Çekici İçeriklerini İzleyicilerle Buluşturuyor!

Nefes kesen yapımların ve soluksuz izlenen belgesellerin yer aldığı, National Geographic’in zengin arşivini her ay meraklılarıyla buluşturan National Geographic NOW seç-izle servisi temmuz ayında ‘Uzaylılar’ teması ile izleyicilerle buluşuyor. 

Tarif edilmesi zor olan kanıtlar eşliğinde uzaylılarla ilgili kaçırılma olayları ve tüm dünyada UFO görülmelerini kullanarak akıllı yaşamı arıyoruz. Dünya dışı varlıkları mercek altına alan en merak uyandırıcı ve bilgilendirici hikayelerin, “Uzaylılar” teması altında bir araya geldiği en beğenilen belgeseller Temmuz ayı boyunca National Geographic NOW’da!

National Geographic NOW ile National Geographic’in zengin içerik arşivine TOD, KabloTV, KabloWebTV ve S Sport Plus platformları üzerinden erişebilirsiniz.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı