Bornova’da Açık Hava Sineması’yla gülmeye devam

Bornova Belediyesi’nin Yaz Açıkhava Sinema Günleri, Büyükpark’ta “Kolonyo Cumhuriyeti” ile başlayıp Pınarbaşı’nda “Hedefim Sensin” filmiyle devam etti. Gazoz ve patlamış mısır ikramıyla nostalji dolu anlar yaşanan etkinlik, 14 Ağustos’a kadar 10 mahallede sürecek. Başkan Ömer Eşki, bu etkinliklerin mahalle kültürünü ve birlikte yaşamı güçlendirdiğini vurguladı.

Bornovalıların her yaz heyecanla beklenen etkinliklerden olan Yaz Açıkhava Sinema Günleri, Büyükpark’ta “Kolonyo Cumhuriyeti” filmiyle başlamıştı. Etkinliğin ikinci durağı olan Pınarbaşı Çamlık Parkı’nda bu kez kahkaha tufanı “Hedefim Sensin” filmiyle yaşandı. Mahalle halkı yaz akşamının tadını gazoz ve patlamış mısır eşliğinde çıkarırken, aileler ve komşular birlikte nostalji dolu bir sinema keyfi yaşadı.

10 mahallede 10 film, 1 ay boyunca komedi rüzgârı

Bornova Belediyesi’nin 17 Temmuz’da başlattığı açık hava sinema organizasyonu, 14 Ağustos’a kadar 10 farklı mahallede sürecek. Her hafta farklı bir noktada kurulacak dev perdeyle, Türk sinemasının sevilen komedi filmleri mahallelere neşe taşımaya devam edecek.

Başkan Eşki: “Kültür mahalleye, kahkaha Bornova’ya taşınıyor”

Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, bu tür etkinliklerin mahalle kültürünü canlandırdığını ve kent yaşamına değer kattığını belirterek, “Bornovalılar birlikte gülmeyi, birlikte eğlenmeyi hak ediyor. Açık hava sinemalarıyla sadece bir filmi değil, dayanışmayı ve birlikte yaşam kültürünü de paylaşıyoruz. Bornova’nın her köşesine kültürü, sanatı ve kahkahayı ulaştıracağız.” diye konuştu.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mudanya’dan Lozan’a Giden Yol, 102 Yıl Sonra Aynı İnançla Anıldı

Mudanya Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğini ve bağımsızlığını uluslararası alanda tescilleyen Lozan Barış Antlaşması’nın 102. yıl dönümünde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. “Mudanya’dan Lozan’a Bir Yol Var” başlıklı söyleşi, Mütareke Meydanı’nda gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını uluslararası alanda tescilleyen Lozan Barış Antlaşması’nın 102. yılında, Mudanya’dan bir kez daha bağımsızlık ve egemenlik vurgusu yükseldi.

Mütareke Meydanı’nda düzenlenen “Mudanya’dan Lozan’a Bir Yol Var” başlıklı söyleşinin moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Diplomasi Araştırmaları Derneği (DARD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Barış Özdal üstlenirken, konuk konuşmacı İstanbul Aydın Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Levent Ürer oldu. Söyleşiye Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Belediye Başkan Yardımcısı Baran Güneş, CHP İlçe Başkanı Furkan Atalay’ın yanı sıra belediye meclis üyeleri ve Mudanyalılar katılım sağladı. 

“LOZAN ANTLAŞMASI, BU TOPRAKLARDA ATILAN EN NET İMZADIR”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, “İsmet İnönü’nün zorlu Lozan görüşmelerinde söylediği o çok anlamlı cümlesini hatırlamak isterim: ‘Efendiler, ben buraya Mondros’tan değil, Mudanya’dan geliyorum.’ Çünkü Mudanya Mütarekesi, o masaya başı dik oturmanın zeminidir. ‘Mudanya’dan Lozan’a bir yol var’ derken kastımız tam da budur; bu yolda yürüyenler barışa, onura ve bağımsızlığa giden yolu buradan açtı. Bugün bu ruhu yaşatmak hepimizin görevi.” dedi. Başkan Dalgıç, şöyle devam etti:
“Mütareke kenti Mudanya’da yaşamaktan büyük bir onur ve gurur duyuyoruz. Mudanya Mütarekesi, Lozan yolculuğunun ilk adımıdır. Maalesef Türkiye’nin her tarafında bu gün anılmıyor. Biz, Cumhuriyet’in tapusu dediğimiz Lozan Barış Antlaşması’nın yıl dönümünü sadece hatırlamakla kalmayacağız, bu hafızayı büyüterek geleceğe taşıyacağız. O günlerin ruhuna tekrar dönecek, Cumhuriyet’in daha güzel günlerine birlikte yürüyeceğiz.”

Söyleşide Prof. Dr. Levent Ürer, Mondros’tan Lozan’a uzanan süreci tarihsel ve siyasal yönleriyle ele aldı. Lozan’ın yalnızca bir barış antlaşması değil, aynı zamanda büyük bir diplomatik zafer olduğuna dikkat çeken Ürer, “Lozan, devri itibariyle hala yürürlükte olan, yaşayan tek metindir. Bu metnin en güçlü tarafı, bir milletin yokluk içinde gösterdiği iradeyi hukuki bir zemine taşımasıdır.” dedi.

Program sonunda Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, katkılarından dolayı Prof. Dr. Levent Ürer ve Prof. Dr. Barış Özdal’a teşekkür plaketi takdim etti.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Škoda Auto’dan Yeni Nesil Boya Atölyesi Yatırımı

Škoda Auto, Çekya’daki ana üretim tesisinde, 2029 yılında faaliyete geçmesi planlanan yeni boya atölyesinin temelini attı. Marka yeni boya atölyesiyle, gelişmiş otomasyon sistemleri, robotik uygulamalar ve çevre dostu teknolojileriyle verimli enerji kullanımını desteklerken karbon salımını da yüzde 28 oranında düşürmeyi hedefliyor. 

Günde 1.600 araç gövdesi boyama kapasitesine sahip olacak bu çevreci tesis, elektrikli ve içten yanmalı araçları aynı hatta boyayabilecek şekilde tasarlanırken, çift renkli ve mat yüzey uygulamaları da gerçekleştirebilecek.

Boya prosesi, araçların estetik kalitesini ve dış etkenlere karşı uzun vadeli korumasını sağlamak açısından üretimin en kritik aşamalarından biri olarak öne çıkıyor. Katodik korozyon önleyici kaplama, hassas PVC uygulamaları, ön ve ana kat boyaların “wet-on-wet” teknolojisiyle uygulanması gibi gelişmiş tekniklerin yanı sıra Škoda, ilk kez astar fırınlama adımını atlayarak doğrudan baz kat uygulamasını devreye alacak. Bu yöntem, kaliteyi korurken maliyetleri optimize edecek.

Toplam 118.000 metrekarelik alana inşa edilecek yeni tesis, halen kullanılan ve 1996’dan beri hizmet veren eski boya atölyesinin yerini alacak. Aynı bölgede 2019’da açılan ikinci bir boya atölyesi de faaliyetlerine devam edecek. Böylece Mladá Boleslav’daki toplam boyama kapasitesi günde 2.600 araca ulaşacak.

Yeni nesil boya atölyesi yatırımı, Škoda’nın 2030 yılına kadar tüm Çek üretim tesislerinde karbon nötr üretim hedefini destekleyen önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kemalpaşa Kent Hafızası Yeniden Canlanıyor

Kemalpaşa Belediyesi, Atatürk Anı Evi’ni restore ederek yeniden ilçeye kazandırıyor. Başkan Türkmen, yayımladığı video mesajda Kemalpaşalıları tarihi belge ve eşya bağışıyla bu ortak mirasa katkı sunmaya çağırdı

Kemalpaşa Belediyesi, ilçenin tarihine ışık tutan önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Uzun süredir atıl durumda bulunan ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 9 Eylül 1922 gecesi konakladığı yer olarak bilinen Atatürk Anı Evi, yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayat buluyor. Restorasyon sürecinin ardından Anı Evi, Kemalpaşalıların ve ziyaretçilerin hizmetine sunulmak üzere kapılarını açmaya hazırlanıyor. Tarihi mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla Başkan Türkmen, Kemalpaşalılara anlamlı bir çağrıda bulundu. Başkan Türkmen, tarihi değeri olan belge, eşya ve hatıraların Anı Evi’ne bağışlanarak kent hafızasına kazandırılması için tüm ilçe halkını davet etti.

Başkan Türkmen, sosyal medya hesapları üzerinden yayımladığı video mesajda şu ifadelere yer verdi:

“Kıymetli hemşehrilerim,

İsmini kurtarıcısından alan güzel ilçemiz Kemalpaşa, hepinizin bildiği gibi, Kurtuluş Savaşı’nın son günlerinde Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün konakladığı ve savaşın son günlerini idare ettiği yer olarak onurlu bir geçmişe sahiptir. Atatürk’ün İzmir’in kurtuluş müjdesini aldığı ve 9 Eylül 1922 gecesini geçirdiği o tarihi binanın değerini bütün Kemalpaşalı hemşehrilerimin bilmesi gerekir. Tarihi geçmişimizin göz bebeği olan bu yapı şimdi yeniden hayat buluyor. Kemalpaşa Belediyesi olarak, uzun süredir planladığımız çalışmaların neticesinde bu binayı Atatürk Anı Evi ve Kent Müzesi olarak dönüştürüyoruz. Ancak biliyoruz ki yerel müzeler halkın desteğiyle var olur ve yaşar. Bu nedenle siz hemşehrilerimizin katkısı bizim için çok kıymetli. Evlerinizde bulunan ata yadigârlarını, eski belgeleri, tarihi değeri olan eşyaları müzemize bağışlayarak bu ortak hafızanın bir parçası olabilirsiniz. Kemalpaşa her şeyin en iyisini hak ediyor. Bu değerli projeyi de birlikte hayata geçireceğimize yürekten inanıyorum.” 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

5 Bölümlük Seri ‘Katrina: Kıyamet Kasırgası’ 27 Temmuz Pazar 22.00’de İlk İki Bölümüyle National Geographic Ekranlarında İzleyicilerle Buluşuyor!

Katrina felaketi yalnızca doğal değil; ırksal eşitsizlikleri acımasızca gözler önüne seren insan yapımı bir trajediydi. LA92 ekibinin imzasını taşıyan bu belgesel seri, görülmemiş arşiv ve tanıklıklarla felaketin 20. yılında gerçeği anlatıyor. 

Beş bölümden oluşan seri “Katrina: Kıyamet Kasırgası”, ilk iki bölümüyle 27 Temmuz Pazar günü saat 22.00’de National Geographic ekranlarına geliyor.

Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Tugay Prof. Dr. Ruşen Keleş’in imza gününe katıldı

Kentleşme ve yerel yönetimler alanında önemli eserlere imza atan ve çok sayıda bilim insanının da yetişmesine katkı sağlayan Prof. Dr. Ruşen Keleş, İzmirli okurlarıyla imza gününde buluştu. Etkinliğe katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Prof. Dr. Ruşen Keleş’in “Başka Bir Aşk İstemez”, “Yerinden Yönetim Ve Siyaset” ve “Yeşil Yeni Düzen” kitaplarını imzalattı.

Kentleşme, kent planlama, yerel yönetim, çevre sorunları, çevre hukuku, imar hukuku ve kent sosyolojisi ile ilgili alanlarda bilim dünyasına önemli eserler kazandıran, gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında yazılmış binlerce kitap ve makalede çalışmaları referans gösterilen Prof. Dr. Ruşen Keleş, İzmir’de imza günü etkinliği düzenledi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay da etkinliğe katılanlar arasındaydı. Başkan Tugay, Alsancak Yakın Kitapevi’ndeki buluşmada Keleş’in “Başka Bir Aşk İstemez”, “Yerinden Yönetim Ve Siyaset” ile “Yeşil Yeni Düzen” kitaplarını imzalattı.

Kitaplarını aldı

Tugay, Keleş’in imzasını taşıyan “Kent Hukuku”, “Yerinden Yönetim”, “Türkiye ve Mülkiye Üzerine”, “Kentleşme Politikası”, “100 Soruda Çevre”, “Kent Bilim Terimleri Sözlüğü”, “Eski Ankara’da Bir Şehir Tipolojisi”, “Kente ve Ülkeye Karşı İşlenen Suçlar”, “Kıbrıs Yılları”, “KentBilime Adanan Bir Yaşam” kitaplarını da satın aldı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Enerjisa Dağıtım Şirketleri kritik teknolojiyi Türkiye’ye getirdi: Temas gerilimi tespit teknolojisiyle şebeke güvenliği artıyor

Sektöre öncü teknolojileri ve insan odaklı çalışma anlayışıyla hareket eden Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Başkent EDAŞ ve Ayedaş şebeke güvenliğini sağlamak ve altyapısını güçlendirmek için yenilikçi bir teknolojiyi daha Türkiye’ye kazandırdı.

Daha önce Hollanda’dan Türkiye’ye getirilerek sahada test çalışmaları yapılan yenilikçi teknolojiyi sektöre kazandırmak için Enerjisa Dağıtım Şirketleri ile Osmose firması arasında İstanbul’da imza töreni düzenlendi. Törene Enerjisa Enerji CFO’su Dr.Philipp Ulbrich, Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci ile beraber Osmose’dan Yeraltı Sistemleri Başkan Yardımcısı Adi Srinivasan, Osmose BV Hollanda Genel Müdürü Remco Zinkweg ve Yeraltı Operasyonları Kıdemli Direktörü Mark Schoenberger katıldı.

Enerjisa Dağıtım Şirketleri ve Osmose firması arasında yapılan anlaşmaya göre mobil kaçak gerilim tespit teknolojisi 6 ay boyunca İstanbul Anadolu Yakası’nın enerji altyapısını daha güvenli hala getirmek için kullanılacak. Yeni teknoloji ile şebekede oluşabilecek kaçak gerilimler hassas bir şekilde tespit edilirken, olası tespitlere saha ekipleri tarafından hızlı ve etkin bir şekilde müdahale edilecek. 

Türkiye’de bir ilk: Enerjide güvenlik artacak

Amerika merkezli Osmose tarafından geliştirilen bu yenilikçi sistem, pick-up tipi araçların arkasına monte edilen özel sensörler ve kamera sistemleriyle donatılmıştır. Araç hareket halindeyken, 1 voltun üzerindeki kaçak gerilimleri yaklaşık 40 km/saat hızla ve noktasal konum hassasiyetiyle tespit edebilmektedir. Tespit edilen veriler, araç içi tablet ekranına anlık olarak iletilmekte; hoparlörler sayesinde sürücü sesli uyarılarla bilgilendirilmektedir. Kişisel verilerin korunması amacıyla, araç durduğunda kamera kayıtları otomatik olarak silinmektedir.

Saha Denemeleri Başarıyla Tamamlandı 

Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin şebekelerinde, Şubat–Mart 2025 döneminde Osmose uzmanlarının katılımıyla yapılan saha testlerinde; Başkent EDAŞ bölgesinde 230 km’lik tarama (günlük ortalama: 46 km) ve AYEDAŞ bölgesinde ise 128,5 km’lik tarama tamamlandı (günlük ortalama: 25,7 km). Her gün kaçak gerilim tespitlerine ilişkin envanterler (gerilim değeri, CBS ID, adres, fotoğraf, 3. harmonik analizleri) ayrıntılı şekilde raporlandı. Bu veriler sayesinde potansiyel nötr-toprak ya da faz-toprak arızaları önceden ayrıştırıldı ve riskli bölgelerde hızlı müdahale sağlandı.

“Güvenli ve sürdürülebilir enerji için çalışmaya devam edeceğiz”

Teknoloji ve insan odağında Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek ve için durmaksızın çalıştıklarını belirten Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdür Oğuzhan Özsürekci, “Enerjisa Dağıtım Şirketleri olarak kesintisiz enerji için çalışırken ‘güvenlik’ her zaman ilk önceliğimizdir. Bu nedenle sorumluluk sahamızdaki 14 ilde 22 milyondan fazla kullanıcıya hizmet verirken insan odaklı anlayışla hareket ediyor, elektrik dağıtım ağlarımızın güvenliğini en üst seviyeye çıkarıyoruz. Daha önce sahada kabiliyetlerini test ettiğimiz mobil kaçak gerilim tespit teknolojisi de ilk etapta Ayedaş ve Başkent EDAŞ sahasında ve daha sonra tüm sorumluluk bölgelerimizde tüm vatandaşlarımıza hizmet etmesini hedefliyoruz. Daha güvenli hizmet sunarken, aynı zamanda ‘daha iyi bir gelecek’ hedefimiz doğrultusunda kesintisiz, kaliteli, güvenli ve sürdürülebilir enerji için yeni teknolojilerimizi kullanarak çalışmaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu. 

Şebeke güvenliğine yatırım yapmaya devam ettiklerini belirten Enerjisa Enerji CFO’su Dr. Philipp Ulbrich ise: ‘’Enerjisa Enerji olarak Osmose ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde dağıtım şebekelerimizin güvenliğini hem çalışanlarımız hem de müşterilerimiz için önemli ölçüde artırıyoruz. Bu yenilikçi teknoloji sayesinde, şebekedeki küçük kaçaklar bile hızlı ve hassas şekilde tespit edilerek bakım ekiplerimiz tarafından kısa sürede müdahale edilebiliyor. Arıza nerede olursa olsun, çözüm saatler içinde mümkün hale geliyor. Güvenli ve kesintisiz enerji arzı bizim için en temel öncelik. Bu nedenle 2025 yılı itibarıyla bu yatırımı başlattık. Bu harcamaların, önümüzdeki yıldan itibaren düzenleyici çerçevede regüle işletme gideri (OPEX) tabanına dâhil edilmesini ve böylece verimli, ölçeklenebilir çözümlerin teşvik edilmesini umut ediyoruz.’’ dedi.

Enerjisa Dağıtım Şirketleri ile iş birliği içinde temas gerilimi tespit teknolojilerini devreye almanın, Türkiye’de yer altı elektrik altyapısının geliştirilmesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Osmose Yeraltı Sistemleri Başkan Yardımcısı Adi Srivinasan: “Bu iş birliği, daha güvenli ve daha dayanıklı bir elektrik altyapısına yönelik ortak vizyonumuzu yansıtıyor. Enerjisa’nın yenilikçi çözümümüzü benimsemesi ve bu süreçteki liderliği, küresel ölçekte proaktif risk yönetimi ve daha akıllı şebeke yönetimine geçişin önemini de ortaya koyuyor” dedi.

Osmose teknolojisi neden önemli?

  • Can güvenliği: Özellikle yoğun yaya trafiğinin olduğu bölgelerde görünmeyen elektriksel risklerin önceden tespiti sağlanacak.
  • Verimlilik: Şebeke arızaları önceden öngörülerek bakım ve onarım kaynakları daha etkili kullanılabilecek.
  • Sürdürülebilirlik: Proaktif bakım kültürünü güçlendirerek, altyapının uzun ömürlü ve güvenli çalışmasına katkı sağlayacak.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mühendis TEK-SEN Enerji ve Ulaştırma sendikalarından ortak çağrı: “Mesleki güvence için acilen ‘Mühendislik Meslek Kanunu’ çıkartılmalı”

Kamu mühendisleri ve teknik personelin ekonomik, sosyal ve mesleki hakları için mücadele eden Mühendis TEK-SEN Enerji ile Mühendis TEK-SEN Ulaştırma sendikaları, ortak taleplerini kamuoyuyla paylaştı. Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin GülerMühendis TEK-SEN Ulaştırma Sendikası Genel Başkanı Cuma Paksoy, yaptıkları ortak açıklamada; kamu mühendisleri ve teknik personelin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek çözüm önerilerini sıraladı. Güler ve Paksoy, yıllardır görmezden gelinen sorunlarının artık görmezden gelinemeyeceğini vurgulayarak, çözüm için toplu sözleşme sürecinin bir milat olması gerektiğini belirtti.

“Maaşlara her ay düzenli olarak enflasyon farkı ödemesi yapılmalı”

Kamu mühendislerinin, mimarların ve teknik personelin ülkenin altyapısını kurduğuna, şehirler inşa ettiğine, kalkınmasına yön verdiğine dikkat çeken Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler, bu emeklerinin karşılığının alınamadığına; özlük haklarının, maaşlarının ve çalışma koşullarının her geçen gün daha da geriye gittiğini ifade etti. Bu adaletsizliğin ortadan kalması adına ve ekonomik şartlar karşısında maaşların korunması için, Eşel-Mobil sistemine geçilmesi gerektiğini belirten Güler, “Enflasyonun yüksek olduğu bu dönemde, maaş artışlarının altı ayda bir yapılması yeterli değil. Bu nedenle, her ay düzenli olarak enflasyon farkı ödemesi yapılmalı. Enflasyon farkının yanı sıra, refah payının da bir hak olmasını ve bu oranların 2026 yılı ocak ayında yüzde 30, temmuz ayında yüzde 30; 2027 yılı ocak ayında yüzde 25 ve temmuz ayında yüzde 25 olacak şekilde belirlenmeli. Öte yandan, uzun süredir güncellenmeyen teknik hizmetler sınıfında çalışan personelin ek ödeme oranlarına en az 50 puanlık bir artış yapılmalı. ‘Giyim kartı’ şeklinde, görev yapan personellerin sağlığı ve güvenliği için koruyucu giyim malzemesi desteği sağlanmalı. Bu desteğin; hangi personele ne kadar ve ne sıklıkla verileceği konusunda kararın da, ilgili kurumlar ile sendika temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından alınmalı” dedi.

“Üniversiteye girişte mühendislik bölümleri için YKS başarı sırası sınırı getirilmeli”

Görevde yükselme alanında yaşananlara da dikkat çeken Güler, teknik personelin unvanına göre maaş skalasının yeniden düzenlenmesini, idari personelle aradaki ücret uçurumun kapatılmasını, unvan değişikliğiyle artan sorumlulukların ücretlerde de karşılık bulmasını talep ettiklerini söyledi. Güler, “Görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde liyakat esas alınmalı. Vekâleten yapılan atamalar en fazla altı ayla sınırlandırılmalı. Sınavlar, merkezi ve güvenilir bir kurum tarafından yapılmalı. Ayrıca sözlü mülakat uygulaması kaldırılmalı. Ülkemizde mühendislik eğitimi, nitelikten çok niceliğe kurban ediliyor. Bu nedenle, mühendislik bölümlerine yerleşme koşullu olarak, üniversite sınavlarında en az 80 bin başarı sırası sınırı getirilmeli. Böylece hem nitelikli mühendis yetiştirilmesinin önünü açacak hem de sanayideki nitelikli insan gücü eksikliği azaltacaktır” diye konuştu.

Seyyanen ödemeler, SGK matrahına dâhil edilerek emeklilik maaşlarına yansıtılmalı”

Kamu çalışanlarının izin haklarında adalet sağlanmasını talep ettiklerini belirten Güler, memurların izinlerinde hafta sonlarının düşülmemesi, kullanılmayan izinlerinin silinmemesi ve yol izni uygulamasının tüm kamu personelini kapsayacak şekilde standartlaştırılması gerektiğini söyledi. Güler, “Seyyanen ödemelerin SGK matrahına dâhil edilerek emeklilik maaşlarına yansıtılmalı. Bu kapsamda, teknik personelin ek görevleri de göz ardı edilmemeli. Komisyonlarda görev alan, proje hazırlayan, imzalayan ya da onaylayan teknik personele ek ödeme yapılmalı, sorumluluklarının karşılığı olarak tazminat ödenmeli. Teknik hizmetler sınıfında görev yapanlar için ayrıca ‘Teknik Çalışma Ödeneği’ adı altında bir ek ödeme düzenlemesi hayata geçirilmeli ve meslek hayatı sonrasında da emekli maaşlarına ilave edilmeli” dedi.

“Mühendisler yasal güvencelere sahip olmalı”

Ülke kalkınmasında önemli bir rol üstlenmesine rağmen yasal statüden ve mesleki güvenceden yoksun olan mühendislik mesleği için; doktorlar, avukatlar, noterler gibi özel bir “Mühendislik Meslek Kanunu” çıkarılması gerektiğine dikkat çeken Güler, “Mesleki yetki, etik denetim, görev tanımı, kariyer gelişimi ve ücretlendirme konuları yasal zemine oturtulmalı. Stratejik, uzmanlık gerektiren, toplumun her alanına dokunan bir bilgi alanı olan bu meslek çalışanları, yasal güvencelere sahip olmalı. Öte yandan tüm teknik hizmetler sınıfı personelinin emeklilik sürecinde yaşadığı mağduriyeti gidermek adına, işe giriş tarihine bakılmaksızın 5434 sayılı Kanun hükümleri geçerli olmalı.  Bu doğrultuda; adalet, liyakat ve hakkaniyet istiyoruz. Biz, alın terimizin ve emeğimizin karşılığını istiyoruz. Yetkilileri ve tüm karar vericileri, çağrılarımıza kulak vermeye, ortak akılla çözüm üretmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

“Ramazan ve Kurban bayramları öncesi bayram ödeneği verilmeli”

Mühendis TEK-SEN Ulaştırma Sendikası Genel Başkanı Cuma Paksoy ise, teknik hizmet sınıfı çalışanlarının uzun yıllardır biriken yapısal sorunlarına kalıcı çözümler gerektiğini söyledi. Bu bağlamda; ek göstergelere 2200 puan ilavesi, Ramazan ve Kurban bayramları öncesi bayram ödeneği verilmesi gerektiğini ifade eden Paksoy, gelir vergisi oranının yüzde 15’te sabitlenmesi, üretimden kaynaklı olarak yılda dört maaş tutarında ikramiye ödenmesi, ücretsiz yemek hizmeti veya karşılığında ücret verilmesi gerektiğine dikkat çekti. 

“3+1 yıl veya 3 yıl gibi zorunlu hizmet şartları kaldırılmalı”

Paksoy, konuşmasına şöyle devam etti: “Toplu sözleşme sürecinde, hizmet kolunda üyeye sahip tüm sendikaların oransal temsil ilkesiyle komisyonlara katılımı ve alınacak kararların ortak imza ile geçerlilik kazanması; sendikal çoğulculuğun korunması açısından önemli. Bazı kamu kurumlarında ve KİT’lerde uygulanan 3+1 yıl veya 3 yıl gibi zorunlu hizmet şartlarının kaldırılması; çalışanların kariyer planlaması, aile birliği ve yer değişikliği gibi temel haklarının önünü açacaktır. Haftalık çalışma süresinin 40 saatle sınırlandırılması ve fazla çalışmanın adil biçimde ücretlendirilmesi de bir başka temel talep alanıdır. Öte yandan, aile yardımı, çocuk yardımı, özel gereksinimli çocuklara yönelik destekler ve eğitim/evlilik ödenekleri gibi sosyal hakların artırılması da çalışanların yaşam kalitesine olumlu katkı sunacaktır. Taleplerimizin, toplu sözleşme sürecinde dikkate alınması, mevcut mağduriyetlerin giderilmesi ve yapısal iyileştirmelerin gerçekleştirilmesi adına büyük önem taşıyor. En büyük beklentimiz, ülkemizin her köşesinde altyapıdan üstyapıya emek veren teknik personelin motivasyonunun korunması, mesleklerine olan aidiyetlerinin yeniden tesisi ve topluma daha güçlü bir hizmet sunabilmeleri için bu taleplerin dikkate alınması.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Altay Tüm Türkiye’yi 10. Konya Bilim Festivali’ne Davet Etti

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlaması ile bu yıl 10’uncusu gerçekleştirilecek Konya Bilim Festivali bilgilendirmesi için medya mensuplarıyla bir araya geldi. Tüm basın camiasının Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı tebrik eden Başkan Altay, Konya’nın özellikle yerel basın konusunda ilkeli, tarafsız ve şehir gündemini takip eden bir medya yapısına sahip olduğunu söyledi. 10. Konya Bilim Festivali için hazırlıkların devam ettiğini belirten Başkan Altay, “10’uncu Bilim Festivali’nin Konya’ya, Konya Bilim Merkezi’ne ve Konyalılara yakışır bir şekilde icra edilmesi için tüm hazırlıklarımızı gerçekleştirdik. Bir taraftan çocuklarımızla eğlenceli bir vakit geçirirken bir taraftan öğretici etkinliklerle onların Bilim Merkeziyle tanışmalarını arzu ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefinde Türkiye’nin teknoloji hamlesini gençlerimize, ziyaretçilerimize ve çocuklara anlatma imkanımız oluşacak. 21-24 Ağustos tarihlerinde saat 16.00 – 23.00 arasında tüm misafirlerimizi Konya’ya bekliyoruz” dedi. 


Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı ile bu yıl 10.’su yapılacak Konya Bilim Festivali bilgilendirmesi için basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Ankara Yolu’nda Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan Pelen Yöresel Ürün Satış Merkezi’ndeki buluşmanın ardından Başkan Altay basın mensuplarıyla birlikte Konya Bilim Merkezi’ni ziyaret etti.

BAŞKAN ALTAY ESKİŞEHİR’DEKİ YANGINDA HAYATINI KAYBEDENLERE BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ

Burada açıklamalarda bulunan Başkan Altay, Eskişehir’de devam eden orman yangınlarıyla mücadele sırasında hayatını kaybeden ve biri de Konyalı olan 10 vatandaşa Allah’tan rahmet diledi. Orman yangını riskinin en yüksek olduğu çok sıcak aylardan geçildiğini anımsatan Başkan Altay, tüm vatandaşları yangın konusunda hassasiyetli ve sorumlu davranmaya davet ederek dikkatli olunması konusunda uyardı.

BASIN CAMİASININ 24 TEMMUZ GAZETECİLER VE BASIN BAYRAMINI KUTLADI

Başkan Altay, tüm basın camiasının 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı tebrik ederek, “Konya her manada öne çıkan bir şehir. Özellikle yerel basın konusunda ilkeli, tarafsız ve şehir gündemini takip eden bir medya yapısına sahibiz. Bunda basın emekçilerinin çok büyük katkısı var. Ben tüm basın çalışanlarımıza, gazete sahiplerimize, muhabirlerimize, emek veren tüm arkadaşlarımıza Konyalılar adına teşekkür ediyorum. Konya’nın bugün Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisi olmasının bir nedeni de yerel medyanın gücü ve Konya’yı tanıtmaktaki etkisi. İnşallah birlikte çok daha güzel işler yaparak şehrimizi sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en güzel şehirlerinden birisi yapma gayretimize kesintisiz şekilde devam edeceğiz” diye konuştu.

“PELEN BUNDAN SONRA KONYA’MIZIN ÖNEMLİ MARKALARINDAN BİRİSİ OLACAK”

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan “Pelen” markasının Konya için yeni bir açılım olduğunu, burada özellikle kadın kooperatiflerinin kırsalda ürettikleri yöresel ürünlerin pazarlandığını dile getiren Başkan Altay konuşmasına şöyle devam etti:

“Konya’dan transit geçen ya da havaalanına gitmek için şehrimizde bu trafiği kullanan vatandaşlarımızın şehrimizin markalarından oluşan ürünleri rahatça bulabilecekleri, sevdiklerine hediye götürebilecekleri bir ortam oluşturmaya gayret ettik. Özellikle kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın gelirlerinin artırılması konusunda çaba sarf ediyoruz. Kadın kooperatiflerini destekliyoruz. ‘Pelen’ de inşallah bundan sonra Konya’mızın önemli markalarından birisi olacak. Bu vesileyle Ankara yolu üzerinde Bilim Merkezi’nin hemen yanı başında bulunan ‘Pelen’ alanımızın tüm Konyalılar tarafından ziyaret edilmesini ve Konya’yı ziyaret için gelen arkadaşlarına, akrabalarına, eş ve dostlarına tavsiye edilmesini öneriyorum. İnşallah burada özellikle kırsalda üretilen ürünlerin satılmasıyla ilgili bir başlangıç yapmış oluyoruz.”

“KONYA BİLİM MERKEZİ SADECE KONYA’DA YAŞAYANLAR İÇİN DEĞİL, DIŞARIDAN GELEN VATANDAŞLARIMIZ İÇİN BİR ÇEKİM MERKEZİ HALİNE GELDİ”

Başkan Altay, TÜBİTAK destekli Türkiye’nin ilk ve en büyük bilim merkezi Konya Bilim Merkezi’nin, 2014 yılında açıldığı günden itibaren 3 milyon 300 bin kişiye hizmet vermiş Türkiye’nin en önemli bilim merkezi olduğuna dikkati çekti.

Konya Bilim Merkezi’nin 120 bin metrekare açık alanı 26 bin metrekare kapalı alanıyla özellikle çocukların bilim ile tanışmaları ve gelecek vizyonu çizmeleri açısından çok önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Şu anda gördüğünüz gibi yaz aylarında kamplarımızla çocuklarımızın geleceğine ışık tutmaya çalışıyoruz. Konya Bilim Merkezi sadece Konya’da yaşayan vatandaşlarımız için değil Konya’ya dışarıdan gelen vatandaşlarımız için bir çekim merkezi haline geldi. Bölgeden insanlar hafta sonlarını geçirmek, yaz tatillerini geçirmek ve yaz kamplarına katılmak için şehrimize geliyorlar. Özellikle transit geçenlerin de günübirlik şehrimize uğradıklarını ve bilim merkezinden faydalandıklarını görüyoruz” dedi.

“10. BİLİM FESTİVALİNDE 200’DEN FAZLA STANTTA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ETKİNLİKLER HAZIRLADIK”

Başkan Altay, ayrıca Bilim Merkezi’nin Türkiye’de kurulan diğer bilim merkezlerine mentörluk desteği verdiğine değinerek, “Burası adeta TÜBİTAK’ın desteği ile ana yapı haline geldi. İnşallah Bilim Merkezimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Bugünlerde çok önemli bir hazırlık içerisindeyiz. Bu yıl 10’uncusunu düzenleyeceğimiz Bilim Festivali’mizin hazırlıklarını yapmaya devam ediyoruz. 21-24 Ağustos tarihleri arasında Konya Bilim Festivali’ne tüm Konyalıları, bölgemizden ve ülkemizin her yerinden vatandaşları davet ediyoruz. Özellikle Bilim Festivalimiz; Karaman’dan, Aksaray’dan, Nevşehir’den, Niğde’den, Adana’dan, Mersin’den, Eskişehir’den ve Ankara’dan çok yoğun bir ziyaretçi alıyor. Bu kadar erken duyurmamızın nedenlerinden birisi de bu. Sizlerin vasıtasıyla Bilim Festivalimizin tarihini duyurarak insanların program yapmasını ve Konya’mızı ziyaret etmelerini arzu ediyoruz. 200’den fazla stantta çocuklarımız için etkinlikler hazırladık. Özellikle Sosyal İnovasyon Ajansı (SİA) KAPSÜL ve Bilgehaneler başta olmak üzere toplamda yaklaşık 1.500 görevli arkadaşımız bu etkinlikte eşlik edecek. Bu yıl özellikle ışık gösterileri için de özel bir alan oluşturduk” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLARIMIZA MİLİ TEKNOLOJİ HAMLEMİZİN GELDİĞİ NOKTAYI GÖSTERECEK ALANLAR AYARLIYORUZ”

Milli Teknoloji Hamlesi’nin geldiği noktayı da gösterecek stantların oluşturulduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Savunma sanayimizin geldiği noktaya da hep birlikte şahitlik ediyoruz. Savunma sanayimizin önemli firmaları TÜBİTAK ile birlikte HAVELSAN, ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN içinde bulundurduğu stantlarla burada çocuklarımıza Mili Teknoloji Hamlemizin geldiği noktayı gösterecek alanlar ayarlıyoruz. Ayrıca kamu kurumlarımızın stantları olacak. İnşallah 10’uncu Bilim Festivali’nin Konya’ya, Konya Bilim Merkezi’ne ve Konyalılara yakışır bir şekilde icra edilmesi için tüm hazırlıklarımızı gerçekleştirdik. Bir taraftan çocuklarımızla eğlenceli bir vakit geçirirken bir taraftan stantlarımızla öğretici etkinliklerle onların Bilim Merkeziyle tanışmalarını arzu ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefinde Türkiye’nin teknoloji hamlesini gençlerimize, ziyaretçilerimize ve çocuklara anlatma imkanımız oluşacak. İnşallah 21-24 Ağustos tarihlerinde saat 16.00 – 23.00 arasında tüm misafirlerimizi Konya’ya bekliyoruz. Bu yıl İçişleri Bakanımızla birlikte özellikle yurt dışından ziyaretçi konusunda bir çalışma yürütüyoruz. İnşallah netleşince onunla ilgili bilgileri de paylaşacağız” değerlendirmesinde bulundu.

“KONYA BİLİM MERKEZİ SADECE FESTİVAL YAPAN BİR ALAN DEĞİL, AYNI ZAMANDA KONYA İÇİN YENİ MARKALAR OLUŞTURAN BİR MERKEZ”

Başkan Altay, Konya Bilim Merkezi’nin sadece festival yapan bir alan değil aynı zamanda Konya için yeni markalar oluşturan bir merkez olduğunu belirterek, “Özellikle Kapsül Teknoloji Platformumuz, desteklediğimiz öğrencilerin TEKNOFEST’te gösterdiği başarıyla adeta bir Türkiye markası haline geldi. Yine Sosyal İnovasyon Ajansı’mız da bu yapı içerisinde neşvünema bulmuş yapılardan. Amacımız geçmişinde olduğu gibi bir medreseler şehri, üniversiteler şehri olan Konya’mızın yeniden bilim ve teknoloji üssü haline gelmesini sağlamak. Bunun ana yapısı da Konya Bilim Merkezi ve etkinlikleri. Yaz ayındayız ve çocuklarımız burada astronomiden kimyaya, matematikten görsel sanatlara kadar birçok alanda eğitim görüyor. Bilim kamplarımız, astrofestlerimizle birlikte Konya’da gençlerimizi Türkiye Yüzyılı’na katkı sunacak gençler olarak yetiştirme gayretimize kesintisiz bir şekilde devam ediyoruz. Bilim Festivali’mizin şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Özellikle şehir dışından misafirlerimizi Konya’ya, Konya’nın güzelliklerini görmeye, Konya Bilim Merkezi’ne ve Bilim Festivali’mize bekliyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çalı Köy Filmleri Festivali’nde ilk akademik sempozyum düzenlendi

Nilüfer Belediyesi ve ÇEKÜDER iş birliğiyle düzenlenen 9. Çalı Köy Filmleri Festivali kapsamında ilk kez gerçekleştirilen Ulusal Disiplinlerarası Sinema Sempozyumu, sinema sanatına farklı bakış açıları sunarak düşünsel bir zenginlik kattı. Sempozyumda 10 oturumda 30’dan fazla bildiri okundu.

Bu yıl 9’uncusu düzenlenen Çalı Köy Filmleri Festivali kapsamında organize edilen “1. Ulusal Disiplinlerarası Sinema Sempozyumu” Nilüfer Pancar Deposu’nda gerçekleştirildi. Sempozyuma Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Emre Karagöz, Bukle Erman ve Zerrin Güleş, Çalı Çevre ve Kültür Derneği (ÇEKÜDER) Başkanı Sadık Emre Sakin, akademisyenler ve çok sayıda sinemasever katıldı.

Sempozyumun açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, çevre illerde yaşanan yangınlar nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirerek, yangınla mücadelede hayatını kaybedenlere başsağlığı diledi. Başkan Şadi Özdemir, yangınlar sebebiyle festival kapsamında planlanan konserlerin iptal edildiğini açıkladı.

“YENİ UFUKLAR AÇMAYI HEDEFLİYORUZ”
Sanat ve kültürle beslenen bir toplum inşa etme vizyonuyla hareket ettiklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, bu yıl 9’uncusu düzenlenen Çalı Köy Filmleri Festivali’nin önemine değindi. Başkan Şadi Özdemir, ilk kez gerçekleştirilen Ulusal Disiplinlerarası Sinema Sempozyumu ile sinema sanatına ilgi duyanlara yeni ufuklar açmayı, farklı disiplinlerden gelen katkılarla düşünsel zenginliği artırmayı amaçladıklarını belirtti.

Türkiye’deki festivallerde akademik sempozyumların sayısının azlığına dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Bu alandaki boşluğu görerek, vizyonumuzu genişleten, nitelikli ve kalıcı adımlar atmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Farklı disiplinlerden gelen katılımcıların bakış açıları sempozyumu daha da zenginleştirecektir. Önümüzdeki yıllarda sempozyumu uluslararası boyuta taşıma hedefimiz var. Nasıl ki Çalı Köy Filmleri Festivali her geçen yıl daha geniş kitlelere ulaşıyorsa, bu sempozyumun da öncü bir organizasyona dönüşeceğine inanıyorum” dedi.

FESTİVALE AKADEMİK DERİNLİK
ÇEKÜDER Başkanı Sadık Emre Sakin de, ilk kez düzenlenen sempozyumun başarıya ulaşması temennisinde bulunarak, bu etkinliğin gelecek yıllarda da devam etmesini diledi.

1. Ulusal Disiplinlerarası Sinema Sempozyumu Koordinatörü Dr. Ali Gençoğlu ise, sempozyumla birlikte festivalin bilimsel anlamda da derinleşmesini amaçladıklarını ifade etti. Dr. Gençoğlu, “60 kişilik bir bilim kurulumuz var. Türkiye’deki en iyi sinema akademisyenleri bizimle birlikte. Düzenleme kurulumuzla birlikte iki aylık sıkı bir çalışmanın ardından bu programı hazırladık” diye konuştu.

SEMPOZYUM KİTABI EYLÜLDE YAYIMLANACAK
İki ayrı salonda toplam 10 oturumda gerçekleşen sempozyumda 30’u aşkın katılımcı bildirilerini sundu. Sinemada feminist estetik, kadın ve doğa ilişkisi, Türk korku sinemasında köy, köyde temsil, kısa filmlerin enflasyonu ve potansiyel sonuçları, yapay zeka ve sinema, tarihsel anlatıların dijital platformlar aracılığıyla yeniden üretimi, dijital benlik, toplumsal cinsiyet, sinemada mimari gibi konuların ele alındığı etkinlik gün boyu sürdü.

Sempozyumda sunulan bildirilerin özetlerinden oluşan kitap eylül ayında online olarak yayımlanacak.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı