Beylikdüzü Engelsiz Yaşam Merkezi’nde Renkli “Yaza Veda” Etkinliği

Beylikdüzü Belediyesi, Engelsiz Yaşam Merkezi’nde özel gereksinimli bireyler için düzenlediği “Yaza Veda Etkinliği”nde dondurma ikramı ve çizgi film gösterimiyle öğrencilerin eğlence dolu bir gün geçirmesini sağladı.
Beylikdüzü Belediyesi, Engelsiz Yaşam Merkezi’nde eğitim gören özel gereksinimli bireyler için renkli bir “Yaza Veda Etkinliği” düzenledi. Gürpınar Mahallesi’nde bulunan merkezde gerçekleşen buluşmada öğrenciler hem eğlendi hem de keyifli aktivitelerle dolu bir gün yaşadı. Dondurma ikramıyla başlayan etkinlik, çizgi film gösterimiyle devam etti. Gün boyunca süren eğlenceli anlarda öğrenciler sosyalleşme imkânı bulurken, özgüvenlerini pekiştirme fırsatı da yakaladı. Hem öğretici hem de eğlenceli geçen etkinlik, özel gereksinimli bireylerin günlük yaşam becerilerine katkı sağlarken onların unutulmaz bir gün geçirmesine vesile oldu.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Menemen’de festival coşkusu “Hemhal” ile başladı

Menemen Belediyesi 4. Uluslararası Menemen Çömlek Festivali, Hemhal Sanatsal Seramik Yarışması ve Sergisi ile başladı. 400 yıllık tarihi Taşhan’da gerçekleştirilen organizasyonda, dereceye giren eserlerin sahiplerine ödülleri de verilirken, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, “Yerli ve yabancı tam 120 eserin katıldığı yarışmamız, festivalimizin gücünün en somut örneklerindendir.” dedi. Başkan Pehlivan’a Kırgız katılımcılar tarafından Bilge ve saygın insan anlamına gelen, geleneksel kaftan (çapan) hediyesi takdim edildi.

Menemen Belediyesi tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Menemen Çömlek Festivali, ilk gününde Hemhal Sanatsal Seramik Yarışması ve Sergisi’yle başladı. İlçe merkezinde bulunan 400 yıllık tarihi Taşhan’da düzenlenen serginin açılışını Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan yaptı. Yerli ve yabancı toplam 120 eserin katıldığı yarışmada, sergilenmeye değer bulunan toplam 57 eser, sanatseverlerle buluştu. Açılışla birlikte Başkan Pehlivan hem seramik sergisini hem de fotoğraf yarışmasında yer alan eserlerden oluşan sergiyi gezdi.

“Bu eserler festivalimizin gücüne güç katıyor”

Serginin açılışını yapan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’a Kırgız katılımcılar tarafından bilge insan anlamına gelen yöresel kaftan (çapan) giydirilmesi alkışlarla karşılanırken, açılışta konuşan Başkan Pehlivan, “400 yıllık bir kültür mirası olan tarihi Taşhan’da siz değerli sanatçı ve akademisyenlerle bir arada olmak çok kıymetli. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği ‘Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır.’ İfadesinde olduğu gibi sizler de ortaya çıkardığınız her bir eserle, uygarlık ve medeniyet merdivenine yeni birer basamak ekliyorsunuz. Sağ olun, var olun. Bugün bu sergi alanında yer alan 57 birbirinden güzel eser, festivalimizin gücüne güç katıyor.” İfadelerini kullandı. Başkan Pehlivan’ın konuşması sonrası ödül törenine geçildi.

İşte kazananlar:
Seramiğin en güzel örneklerinin sergilendiği yarışmada dereceye giren isimler içinden birincilik ödülünü “İnsanız Biriz” adlı eseriyle Birsen Ünlütürk kazanırken, Görüş isimli eseriyle Gülay Bozdağ ilinci, Köyüm adlı eseriyle Sevgi Kılınç üçüncü oldu. Kamuran Ak, Nurgin Çetin ve Ozan Bebek ise mansiyon ödüllerini alan isimler oldu. Yarışmada Yıldız Şima Özel Ödülü’nün sahibi ise “Kilin Diyalektiği” adlı eserle Derya Deniz oldu.
 Hemhal Sanatsal Seramik Yarışması’nın jürileri ise şu isimlerden oluştu:
Prof. Hasan Başkırkan (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi)
• Prof. Lale Dilbaş (Yaşar Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi)
• Prof. Nureddin Gülaçtı (Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi)
• Prof. Vedat Kacar (Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi)
• Prof. Fatih Karagül (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi)
• Prof. Efe Türkel (Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi)
• Doç. Nalân Dânâbaş (Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi)
• Doç. Dicle Öney Ertürk (Sakarya Üniversitesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi)
• Doç. Memduha Candan Güngör (Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi)
• Dr. Abbas Akbari (Kashan Üniversitesi)
• Ayşe Elçi (Mimar)

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Madencilik sektörünün kalbi İzmir’de atıyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay 11. MINEX – Uluslararası Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı’nın açılışını yaptı. Başkan Tugay, “MINEX, bu yıl da ülkemizin madencilik sektöründeki gücünü dünyaya tanıtıyor. 365 katılımcı firma ve 44 ülkeden ziyaretçiler, Avrupa’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar uzanan iş birlikleriyle bu fuar, ihracat, istihdam ve ülke ekonomisine katkı sağlayan bir buluşma noktasıdır” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından bu yıl ilk kez uluslararası düzeyde yapılan MINEX – 11. Uluslararası Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı ve eş zamanlı 10. Uluslararası Maden Makineleri ve Teknolojileri Kongresi –IMMAT başladı. Fuar İzmir’deki fuar ve kongrenin açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, İzmir Ticaret Odası Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB) Başkanı İbrahim Alimoğlu, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, IMMAT 2025 Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Ahmet Deliormanlı meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Tugay: Kongre diğer fuarlarda da örnek alınmalı
Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, fuarların şehrin gelişimine ve ekonomiye katkılarına değinerek, “Fuarları daha da geliştirmek, her şeyi daha da iyi yapabilmek için kafa yoruyoruz. Eleştirilerinize, önerilerinize her zaman açığız. İçinde bulunduğumuz günlerin herkesi zorladığını biliyoruz. Biz fedakarca, üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Fuarlara eşlik eden kongre anlayışının teknolojinin bilgi tarafını paylaşmak için çok doğru bir anlayış olduğunu düşünüyorum. MINEX’te olduğu gibi bütün diğer fuarlarda da örnek alınması gerekir” dedi.

“Uluslararası arenada görünür kılacak”
İzmir’in tarih boyunca yalnızca kültür ve ticaretin değil; aynı zamanda üretimin, yeniliğin ve bilimin de merkezi olduğunu söyleyen Tugay, “Bugün burada buluşmamız, bu kadim kentin üretim ve teknoloji vizyonunu geleceğe taşımamız açısından büyük bir anlam taşıyor. MINEX, her yıl olduğu gibi bu yıl da ülkemizin madencilik sektöründeki gücünü dünyaya tanıtma fırsatı sunacak. 365 katılımcı firma ve 44 ülkeden gelen ziyaretçiler, Avrupa’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar uzanan iş birlikleriyle, bu fuar artık sadece bir sergi alanı değil; ihracat, istihdam ve ülke ekonomisine katkı sağlayan bir buluşma noktasıdır. Bu yıl ilk kez ‘uluslararası’ unvanıyla düzenlenen MINEX, aynı zamanda Küresel Fuar Endüstrisi Birliği (UFİ) tarafından verilen Uluslararası Onaylı Etkinlik Sertifikası’na sahip Türkiye’deki tek madencilik fuarı olma özelliğini taşıyor. Bu sertifika fuarın hem güvenirliliğini hem de küresel ölçekteki prestijini artırırken Türkiye’nin maden teknolojilerindeki potansiyelini uluslararası arenada görünür kılacak” şeklinde konuştu.

“Çok değerli bir platform sunuyor”
Başkan Tugay, “Kongremiz IMMAT 2025 ise bilim insanları, mühendisler, üreticiler ve sektör temsilcilerini bir araya getirerek geleceğin teknolojilerini tartışacağımız çok değerli bir platform sunuyor. Nesnelerin internetinden yapay zekaya, otonom araçlardan sanal gerçeklik uygulamalarına kadar birçok yenilik, madencilik sektöründe verimliliği artıracak, çevre dostu üretimi destekleyecek, güvenliği güçlendirecek. Biz, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, fuarlarımız ve kongrelerimiz aracılığıyla sadece ticareti değil, aynı zamanda bilimsel bilgi üretimini, teknolojik yeniliği ve sürdürülebilir kalkınmayı da destekliyoruz. Çünkü biliyoruz ki; güçlü bir ekonomi ancak çevreye duyarlı, insana değer veren, teknolojiyle barışık bir üretim modeliyle mümkündür” dedi.

Yüksel:  Gelişmiş teknolojik ekipmanların kullanımı zorunluluktur
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel, “Ülkemizin kalkınması, toplumsal refahın yükselmesi ulusal kalkınmaya yönelik planlı bir üretimin gerçekleşmesiyle sağlanabilir. Planlı ve başarılı üretimin tek yolu ise bilimsel ve teknik uygulamalardır. Ülkemiz madenciliğini, gelişmiş ülkelerin maden sektörleriyle karşılaştırdığımızda verimlilik, iş kazaları ve çevresel sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Gelişmiş teknolojik ekipmanların kullanımı zorunluluktur. Fuara ve kongreye destek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Deliormanlı: Atatürk bize yol gösterici olmaya devam ediyor
IMMAT 2025 Kongre Yürütme Kurulu Başkanı Ahmet Deliormanlı, “Sadece bilimsel bir etkinliğe değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma, yerli üretim, çevresel sorumluluk gibi önemli konuların konuşulacağı bir buluşmaya şahitlik ediyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bilim ve teknolojiyi bir milletin kalkınmasında temel unsur olarak görmesi, bizlere yol gösterici olmaya devam ediyor. Onun ileri görüşlü yaklaşımı, bilimsel etkinliklerin stratejik birer kalkınma aracı olduğunu açıkça ortaya koymuştur” diye konuştu.

Tugay’a “metro” teşekkürü
Açılışın ardından Başkan Tugay ile beraberindeki heyet fuarı gezdi. Katılımcılar, Buca Metrosu’nun Fuar İzmir’e uzatılması için çalışma yürüten Başkan Tugay’a teşekkür etti. Başkan Tugay, katılımcılardan yangın söndürme malzemeleri ve makineleri hakkında bilgi aldı.

Yerli üretim makine ve teknolojiler dünya ile buluşuyor
Bir önceki fuarda 40 ülkeden gelen bin 742 yabancı ve 55 şehirden 14 bin 392 yerli ziyaretçi, toplamda 16 bin 134 profesyonel katılımcı MINEX’te buluşmuştu. Yüzlerce firmanın yer aldığı fuarda hem yeni iş bağlantıları kurulmuş hem de mevcut ilişkiler güçlenmişti. MINEX 2025, bu yıl, katılımcı çeşitliliği ve ziyaretçi sayısıyla önceki yılların üzerine çıkmayı hedefliyor. Almanya, Avusturya, Çin, Fransa ve Japonya başta olmak üzere pek çok ülkeden firmaların yer aldığı fuar, Türkiye’nin yerli üretim makine ve teknolojilerini de dünya pazarlarıyla buluşturuyor. Fuarda maden arama, kırma, eleme, sondaj, taşıma, cevher hazırlama ve iş güvenliği ekipmanları gibi birçok ürün grubu sergileniyor. Fuarın ziyaretçi profilini ise madencilik ve doğal taş işletmeleri, mühendisler, danışmanlık firmaları, kamu kurumları temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler oluşturuyor.

Akademi ve sektör aynı çatı altında 
 MINEX ile eş zamanlı olarak, TMMOB Maden Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından organize edilen 10. Uluslararası Maden Makinaları ve Teknolojileri Kongresi (IMMAT-2025) de Fuar İzmir’de düzenleniyor. Kongre, akademi ve sektör temsilcilerini bir araya getirerek, madencilik alanında teknik ve bilimsel gelişime katkı sunacak. Kongre kapsamında; maden işletmeciliği, cevher hazırlama ve zenginleştirme süreçlerinde, doğal taşlar ile endüstriyel minerallerin üretim teknolojileri ve tünel açımında kullanılan madencilik makineleri ile ekipmanlarına ilişkin güncel gelişmeler sunularak bilimsel çerçevede tartışılacak.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

11. Akçalar İncir Festivali 14 Eylül’de

Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği Akçalar İncir Festivali, bu yıl 11’inci kez kapılarını açıyor. 14 Eylül Pazar günü Akçalar Göl Kıyısı’nda gerçekleştirilecek festival, incir üreticileri ile vatandaşları bir araya getirecek.

Nilüfer Belediyesi, Bursa ve Nilüfer’in en önemli tarımsal değerlerinden biri olan, Avrupa Birliği tescilli Bursa siyah incirini tanıtmak ve üreticileri desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği Akçalar İncir Festivali, bu yıl 11’inci kez düzenleniyor. 14 Eylül Pazar günü Akçalar Göl Kıyısı’nın doğal güzelliği eşliğinde gerçekleştirilecek festival hem damaklara hitap edecek, hem de eğlenceli anlara sahne olacak.

Festivalde, bölgenin en kaliteli incirlerinin seçileceği “En İyi İncir Yetiştirici Yarışması” ve incirin başrolde olduğu yaratıcı tariflerin yarışacağı “İncirli Lezzetler Yemek Yarışması” düzenlenecek. Bunun yanı sıra vatandaşlar atölyelerde, hem eğlenceli vakit geçirecekler.

Nilüfer Halk Dansları Ekibi’nin gösterisi ve Nilüfer Roman Orkestrası’nın konserinin de yer alacağı festivalin kapanışı, Retrobüs grubunun konseriyle yapılacak.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Altay Konya’dan ve Konya Dışından Misafirleri GastroFest’e Davet Etti

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 3. Gastronomi Festivali’nin açılışı Türkiye’nin ünlü şeflerinin, akademisyenlerin, yurtiçinden ve yurtdışından misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2019 yılında başlattıkları gastronomi serüveninin, her geçen yıl büyüyerek yoluna devam ettiğini belirterek, “Gastrofest, aslında bir lezzet festivalinin çok daha ötesinde, medeniyetimizi mutfak kültürü üzerinden anlatan hikâyedir. 100 esnafımızın stant açarak katkı verdiği festivalimiz; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180’e yakın ünlü şefimizin ustalık gösterisi ile gastronomi dünyasına yön verecek, yüzbinlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacaktır.  Ayrıca, çocuklarımız için özel etkinliklerden sergilere, 12 kategoride gerçekleşecek birbirinden heyecanlı yarışmalardan sıfır atık uygulamalarına kadar çok yönlü bir program bizleri bekliyor” diyerek herkesi 7 Eylül’e kadar sürecek festivale davet etti. Konya Valisi İbrahim Akın, Başkan Altay’a teşekkür ederek, “Bu kıymetli etkinliğin şehrimize, kültürümüze ve gastronomi dünyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.


Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Konya Gastronomi Festivali’nin açılışı büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi.

Kalehan Ecdad Bahçesi’nde gerçekleştirilen festivalin açılışında konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın Çatalhöyük’ten Selçuklu Saraylarına, Mevlevi mutfağından günümüze kadar uzanan, gastro-kültürel bir mirasın taşıyıcısı olduğunu vurguladı.

“FESTİVAL KONYA’MIZIN GASTRONOMİ YOLCULUĞUNUN EN ÖNEMLİ DURAĞI OLDU”

2019 yılında, ünlü şeflerin, akademisyenlerin ve alanında uzman isimlerin katılımıyla başlattıkları gastronomi serüveninin, her geçen yıl büyüyerek yoluna devam ettiğini kaydeden Başkan Altay, “Bugün, coğrafi işaretli ürün sayımızı 85’e yükselttik. 2021 ve 2022’de Gastrofest’lerde hem meşhur yemeklerimizi hem de unutulmaya yüz tutmuş, geçmişten bugüne taşınan lezzetlerimizi de yeniden gün yüzüne çıkardık. Geldiğimiz noktada, yüz binlerce ziyaretçiyi bir araya getiren bu festival, Konya’mızın gastronomi yolculuğunun en önemli durağı oldu. Bu yıl 3’üncüsünü düzenlediğimiz Gastrofest ile bu çizgiyi daha da yukarı taşıyoruz” diye konuştu.

ÜNLÜ ŞEFLER KONYA MUTFAĞININ KADİM LEZZETLERİNİ SUNACAK

“Gastrofest, aslında bir lezzet festivalinin çok daha ötesinde, medeniyetimizi mutfak kültürü üzerinden anlatan hikâyedir” diyerek konuşmasını sürdüren Başkan Altay, “100 esnafımızın stant açarak katkı verdiği festivalimiz; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180’e yakın ünlü şefimizin ustalık gösterisi ile gastronomi dünyasına yön verecek, yüzbinlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacaktır.  Ayrıca, çocuklarımız için özel etkinliklerden sergilere, 12 kategoride gerçekleşecek birbirinden heyecanlı yarışmalardan sıfır atık uygulamalarına kadar çok yönlü bir program bizleri bekliyor” ifadelerini kullandı.

Ortaya çıkan bu çeşitliliğin, tarihin ve kültürün şehri Konya’nın, aynı zamanda gastronomi ve sürdürülebilir yaşam şehri olduğunun da en güçlü göstergesi olduğuna değinen Başkan Altay, “Festivalimizin açılışında, geleneklerimizi yaşatan Toyga Çorbasına Tuz Atma Geleneği, gönül coğrafyamızdan gelen şeflerimizin hazırlayacağı Türk Dünyası lezzetleri ve Konya Lezzet Mekânı Ödülleri gibi özel bölümlerle, bir kez daha sofranın insanları birleştiren gücüne tanıklık edeceğiz. Bu vesileyle, bugün hem Konya’mızdan hem de ülkemizin birçok şehrinden gelerek bu lezzet ve kültür yolculuğuna şahitlik eden tüm misafirlerimize bir kez daha hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum” ifadelerini kullandı.

“FESTİVALLERLE KONYA KÜLTÜRÜNÜN TANITIMINA KATKI SAĞLIYORUZ”

Herkesi 7 Eylül’e kadar sürecek festivale davet eden Başkan Altay, “Belediye olarak Gastrofest ile Bilim Festivali ile Kitap Günleri ve Tarihi Bedesten Alışveriş Günleri gibi etkinliklerle şehrimizin kültürünün tanıtımına katkı sağlıyor; esnaflarımızı destekliyor; Konya’yı yeniden bölgenin çekim merkezi haline getiriyoruz. Bu yolculukta bizleri yalnız bırakmayan hemşehrilerime, esnaflarımıza ve tüm misafirlerimize teşekkürü bir borç bilirim” dedi.

“GELİN HEM GASTRONOMİNİN HEM FUTBOLUN HEYECANINI BİRLİKTE YAŞAYALIM”

Başkan Altay, festivalin son günü olan 7 Eylül Pazar günü A Milli Futbol Takımı’nın Konya’da Dünya Kupası Elemeleri kapsamında İspanya ile karşı karşıya geleceğini anımsatarak, “Konya olarak bu milli heyecana da ev sahipliği yapacağız. Buradan bu vesileyle milli takımımızı desteklemek için Konya’ya gelecek tüm misafirlerimizi de Gastrofest’e davet ediyorum. Gelin, hem gastronominin hem de futbolun heyecanını birlikte yaşayalım” vurgusu yaptı.

Birçok şehirde gastronomi festivallerinin düzenlendiğini ancak Konya’yı diğer şehirlerden ayıran önemli özelliklerin olduğunu anlatan Başkan Altay, “Bizi diğer şehirlerden ayıran bazı özelliklerimiz var. Birincisi mekan. Bu bölge Konya’mızın yeni yapılaşan alanı, Ecdat Bahçesi kurulduğu günden itibaren Konya’mıza çok büyük katkı sağladı. Bu tür organizasyonları da burada gerçekleştiriyoruz. Bu yıl ilave olarak yan tarafa yapmış olduğumuz otopark hem milli maçımıza hem gastronomi festivalimize gelenler için çok önemli bir farkındalık oluşturdu. Ayrıca Konya 10 bin yıldır şehir hayatını sürdürebilmiş ender yerleşim yerlerinden birisi. UNESCO tarafından dünyanın ilk şehri Çatalhöyük ile başlayan gastronomi yolculuğunu bugüne taşıyan bir medeniyetin evlatları olarak bunu düzenliyoruz” diye konuştu.

“BÖYLE KIYMETLİ BİR GASTRONOMİYİ SADECE TÜRKİYE’YE DEĞİL, DÜNYA MUTFAĞINA KAZANDIRMAK BİZİM BOYNUMUZUN BORCU”

Konya’yı diğer şehirlerden ayıran en önemli özelliklerden birisinin de Hz. Mevlana’nın aşçısı olan ve dünyada türbesi olan tek aşçı olan Ateşbaz-ı Veli Hazretlerinin Konya’da bulunması olduğunu belirten Başkan Altay, “Yüzyıllar boyunca Mevlevi mutfağının, sofranın kurulma düzeninden yemek yeme adabına kadar oluşturulan kültürü de taşıyan bir festival yapıyoruz. Bununla birlikte 1308’den sonra Osmanlı ecdadımız ve Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşturduğu fırsatlar da ortaya koyduğu gastronominin dünyada başka şehirlerde bulamayacağınız bu özellikleri taşıyor. Dolayısıyla her lokmayı aldığımızda, her içeceği yudumladığımızda bunu da hatırlamamız gerekiyor. Bizim boynumuzun borcu da böyle kıymetli bir gastronomiyi sadece Türkiye’ye değil, dünya mutfağına kazandırmak” değerlendirmesinde bulundu.

BAŞKAN ALTAY TÜRKİYE’NİN ÜNLÜ ŞEFLERİNE TEŞEKKÜR ETTİ

Başkan Altay, Türkiye’nin en ünlü şeflerinin hüneriyle, emekleriyle festivale destek verdiğini vurgulayarak, “Onları aramızda görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Konya’nın ve ülkemizin gastronomisine, özellikle de Anadolu’nun başkentinin mutfak kültürünü tüm dünyaya tanıtmada bize verdikleri desteklerden dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

“FESTİVAL,  KÜLTÜREL PAYLAŞIMIN, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN VE GELECEK KUŞAKLARA İLHAM OLMANIN CANLI BİR GÖSTERGESİDİR”

Konya Valisi İbrahim Akın da, 3. Konya Gastrofest’te bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Evvela himaye ve destekleriyle festivalimizin düzenlenmesine vesile olan çok kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımıza, ülkemizin her köşesinden teşrif eden duayen şeflerimize kıymetli akademisyenlerimize, esnaflarımıza, kültür erbabımıza ve emeği geçen tüm kurum ve gönüllülerimize teşekkür ediyorum” dedi.

Kültürümüzde sofranın sadece lezzetlerin buluştuğu bir yer değil; bilakis gönülleri birleştiren ve muhabbeti büyüten bir mekan olduğunu belirten Vali Akın, “İşte bu anlayışla düzenlediğimiz bu festivalimiz de aynı bereketi taşımakta, geçmişin köklü mirası ile bugünün yenilikçi bakış açısı aynı sofrada buluşmaktadır. Festivalimiz,  kültürel paylaşımın, sürdürülebilirliğin ve gelecek kuşaklara ilham olmanın canlı bir göstergesidir. Bu kıymetli etkinliğin şehrimize, kültürümüze ve gastronomi dünyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum” ifadelerin yer verdi.

Konuşmaların ardından, Konya’daki üniversitelerin gastronomi bölümlerinden mezun olan öğrencileri temsilen dört öğrenciye Mevlevi geleneğini sürdürmek amacıyla kuşak giydirildi.

Daha sonra bu yıl ilk kez verilen “vefa” ödülleri töreniyle gastronomi alanında Konya’nın en köklü esnaflarına ödül takdim edildi.

Son olarak Mevlevi mutfağı aşçısı Ateşbaz-ı Veli Türbesi’nden getirilen tuzun protokol üyeleri tarafından Türk mutfağında bolluğun, bereketin simgesi olan toyga çorbasına atılmasının ardından stantlar gezildi.

SÖYLEŞİLER, ATÖLYE ÇALIŞMALARI, KONSERLER, YARIŞMALAR, SERGİLER

100 esnafın stant açarak katkı verdiği Gastronomi Festivali kapsamında; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180’e yakın ünlü şef, yüz binlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacak.

3. Konya GastroFest 7 Eylül Pazar gününe kadar Kalehan Ecdad Bahçesi’nde ziyaret edilebilecek.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“DMA benzeri düzenlemeler, Türkiye’de rekabeti güçlendirerek dijital ekosisteme dinamizm katabilir”

Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamında hayata geçirdiği düzenlemeler, dijital piyasalarda rekabetin artırılması ve kullanıcıların tercih özgürlüğünün korunması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Bu düzenlemelerin küresel yansımalarını değerlendiren İ.D. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Av. Dr. Yavuz Selim Günay, DMA ve uluslararası rekabet uygulamalarına ilişkin olarak şunları söyledi:

“DMA’nın en önemli katkısı, dijital ‘geçit bekçilerini’, yani yüksek pazar gücüne sahip teknoloji devlerini daha şeffaf, denetlenebilir ve rekabetçi hale getirmesidir. Özellikle seçim ekranı uygulamaları, kullanıcıların cihazlarını açtıklarında arama motorunu özgürce seçmelerine imkan tanıyor. Bu model, varsayılan ayarların sağladığı tekelci avantajı zayıflatarak alternatif hizmet sağlayıcıların önünü açıyor. Türkiye’de benzer düzenlemelerin yürürlüğe girmesi, yalnızca tüketicilerin tercih özgürlüğünü güçlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda dijital ekosistemin daha rekabetçi, yenilikçi ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlayacaktır.”

ABD’de Google’a karşı açılan dava kararına değinen Av. Yavuz Selim Günay şunları söyledi;

“ABD’de mahkemenin nihai karar öncesi açıkladığı görüş, ‘seçim ekranı’ gibi kullanıcıya arama motorunu ve tarayıcıyı seçme şansı tanıyan çözümleri kapsamıyor. Google şirketinden Chrome ve Android’in ayrıştırılması ve bunların başkaca şirketlere satılması gibi yapısal bir yaptırım öngörmüyor. Görüş, temel olarak Google’ın münhasırlık uygulamalarını yasaklıyor ve bu yönüyle piyasalardaki mevcut güç dengesini büyük ölçüde korumaktadır. Münhasır anlaşmalar yapmıyor olmak, yani telefon üreticilerinin Google hizmetlerine rakip hizmetleri de telefonlara yükleyebilecek olması, tek başına sağlıklı rekabeti sağlamaz. Google, akıllı telefon üreticilerine milyarlarca dolar ödeyerek bu cihazlardaki varsayılan ayarları kendi avantajına olacak şekilde düzenlemeye devam edecek gibi görünüyor. Akıllı telefon üreticileri ile yapılan yüksek tutarlı anlaşmalar, Google’a hala akıllı telefonlardaki konumunu koruma imkanı sunuyor. Bu nedenle ABD’deki mahkeme görüşünün ABD’de serbest rekabeti güçlendirmek yerine statükoyu pekiştirdiğini söylemek mümkün.”

Yakın dönemde yaşanan Google kesintisini de hatırlatan Yavuz Selim Günay sözlerini şöyle tamamladı: 

“Google gibi dev hizmet sağlayıcıların hizmetlerindeki kesintiler, kullanıcıların ve kurumların günlük işleyişini kısa süreli de olsa ciddi şekilde etkileyebiliyor. Bu durum, hem yerli hizmetlerin geliştirilmesinin, hem de Google ile rekabet edebilecek teknik kapasiteye sahip olan yerelleşmiş alternatif hizmet sağlayıcıların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Dijital pazarlarda  tekelleşme ne yazık ki kullanılara, şirketlere ve bür bütün olarak ekonomiye zarar veriyor; rekabet ise alternatif hizmet sağlayıcıların önünü açarak tek bir şirkete bağımlı kalmamayı sağlıyor, tüketiciler farklı alternatifler arasından tercih yapma olanağına sahip oluyor, yenilikçiliğin önü açılıyor. Bu bağlamda Türkiye’nin DMA benzeri düzenlemelerle rekabeti artırması, yalnızca tüketicilerin değil, aynı zamanda yeni girişimlerin ve teknoloji ekosisteminin de önünü açacaktır.”

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Fuar Söyleşileri’nde iklim değişikliği ve tarımın geleceği konuşuldu

İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında düzenlenen Fuar Söyleşileri’nde iklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkileri konuşuldu. Uzmanlar suyun doğru yönetiminin önemine dikkat çekti. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen 94. İzmir Enternasyonal Fuarı, “Fuar Söyleşileri” etkinlikleri ile ziyaretçilerine toplumsal açıdan önemli konuları tartışma imkanı sunuyor. İsmet İnönü Sanat Merkezi önü çim alanda 18.00 – 20.00 saatleri arasında gerçekleştirilen söyleşilerde doğa, kadın hakları, Türkiye’de engelli olmak, gıda güvenliği, iklim değişikliği ve kuraklık gibi toplumsal açıdan önem taşıyan konular ele alınıyor. Fuar Söyleşileri’nin “İklim Değişikliği ve Kuraklığın Günümüzde ve Gelecekte Tarımsal Üretim Üzerine Etkileri” başlıklı söyleşi, ziyaretçiler tarafından ilgiyle takip edildi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Harun Raşit Ünsal’ın yaptığı söyleşide, Prof. Dr. Uygun Aksoy ve Doç. Dr. Kamil Meriç de konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar, iklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla değerlendirdi.

“Çiftçiler en çok etkilenen kesim”
Prof. Dr. Harun Raşit Ünsal, iklim değişikliği ve kuraklığın, en çok çiftçileri etkilediğini belirtti. Ünsal, bu durumun doğrudan tarladan sofraya kadar uzanan zincirde herkesin yaşamına yansıdığını vurguladı. Ünsal, “Bu önemli konuyu burada tartışmamıza vesile olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na teşekkür ederiz” dedi.

Sera gazı emisyonlarına dikkat çekti
Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy, aynı zamanda organik bir çiftçi olduğunu belirterek, tarım kaynaklı sera gazı salınımına değindi. Aksoy, “Sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 30’unun tarım kaynaklı olduğu kabul ediliyor. Tarım bir yandan iklim değişikliğinden etkilenirken diğer yandan da yanlış uygulamalar bu süreci tetikliyor. Endüstriyel hayvancılık metan gazı emisyonuna neden oluyor. Pirinç üretimi, azotlu gübre kullanımı, fosil yakıtlara dayalı sulama sistemleri gibi yöntemleri de sera gazı salınımını artırıyor. Son yıllarda yaşanan orman yangınları da iklim değişikliğinin etkileri arasında. Kıyı bölgelerde karasal alanlarla su yüzeylerinin farklı ısınma hızları ani ve değişken rüzgârları tetikliyor. Don olayları ve aşırı sıcaklık artışları da bu yıl çok sık yaşandı. Bu tür ekstrem hava olayları hem bitkisel hem hayvansal üretimi olumsuz etkiliyor, aynı zamanda doğal yaşamımız ve çevremiz üzerinde de ciddi tehditler oluşturuyor” şeklinde konuştu. 

“Suyun doğru yönetimi kritik”
Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Meriç ise tarla bazında suyun yönetimi üzerine yaptığı çalışmalardan örnekler vererek, sera gazlarının dünyayı bir örtü gibi kapladığını ve bu nedenle yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının geri yansımayarak atmosferde hapsolduğunu belirtti. Ortalama sıcaklıklardaki 1 derecelik artışın dahi tüm sıcaklık değerlerini ciddi şekilde yükselttiğini ifade eden Meriç, “Bu yıl, geçen yıla göre yağış miktarı yüzde 16 oranında azaldı. Sıcaklık artıyor, yağış azalıyor; ancak bu, suyun tamamen kaybolduğu anlamına gelmiyor, suyun yer değiştirdiğini görüyoruz. Bazı ülkeler sel felaketleriyle karşılaşırken bazı bölgelerde kuraklık yaşanıyor. Bu noktada en kritik konu, suyun doğru yönetimi. Su yönetimi planlama gerektiriyor. Farklı disiplinlerden uzmanların birlikte çalışması çok önemli. Damla, basınçlı veya toprak altı sulama gibi modern yöntemlerle su tarlaya kadar ulaştırılıyor ancak esas mesele bu suyun kontrollü ve sistemli bir şekilde kullanılabilmesi. Bu sistemlerin etkin kullanılabilmesi için tarımla uğraşan kişilere eğitim programları sunmak büyük önem taşıyor. Aksi halde su yönetiminde kalıcı çözümler üretmek mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

YEO, TÜREK’te iki önemli anlaşmayla rüzgarı arkasına aldı

Türkiye’nin önde gelen mühendislik ve teknoloji şirketlerinden YEO Teknoloji, sektörün en büyük buluşması olan Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK) 2025 kapsamında iki önemli iş birliğine imza attı. Enerjisa Üretim ve Met-Gün Enerji ile atılan imzalar kapsamında Muğla ve Kırklareli’nde toplam 166 MW kurulu güce sahip santraller inşa edilecek. YEO Teknoloji, sözleşmelerle Türkiye’nin sürdürülebilir enerji kapasitesine ve net sıfır yolculuğuna katkı sağlayacak. Muğla ve Kırklareli’nde hayata geçirilecek santraller, yıllık karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltarak hem çevresel hem de bölgesel kalkınmaya destek verecek.
TÜREK, rüzgar enerjisi sektöründe yatırımcıları, teknoloji sağlayıcıları ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Her yıl sektörün geleceğine yön veren TÜREK, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanmasına katkı sunuyor. 

Muğla’ya temiz enerji nefesi 

YEO Teknoloji TÜREK 2025 kapsamında ilk olarak Enerjisa Üretim ile Muğla’da kurulacak 96 MW kapasiteli rüzgar enerjisi santrali için anlaştığını açıkladı. Proje kapsamında YEO, elektrifikasyon ve otomasyon işlerini üstlenirken, Enerjisa Üretim, sürdürülebilir enerji portföyünü büyütme yolunda önemli bir adım atmış olacak. 

Kırklareli’nde karbon ayak izi azalacak 
Ayrıca YEO Teknoloji, Met-Gün Enerji ile Kırklareli’nde 70 MW kurulu güce sahip rüzgar enerjisi santrali kurulumu için anlaştığını açıkladı. YEO Teknoloji, Met-Gün Enerji için Kırklareli Elmacık Rüzgar Enerji Santrali’nin dizayn, mühendislik, tedarik, montaj, test ve devreye alma süreçlerini üstlenecek. Bu yatırımla Türkiye’nin temiz enerji kapasitesi daha da güçlenecek.

TÜREK 2025 kapsamında yeni anlaşmalarla ilgili açıklama yapan YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız şöyle konuştu: “YEO Teknoloji olarak mühendislik ve teknoloji gücümüzü, sürdürülebilirlik vizyonu taşıyan yatırımlar ve iş ortaklarımızla birleştiriyoruz. Dekarbonizasyon, desantralizasyon ve dijitalizasyon odaklı stratejimiz doğrultusunda, Türkiye’nin 120 GW rüzgar ve güneş kurulu güce ulaşma hedefi için çalışmaya devam edeceğiz. Toplam 166 MW’lık yeni kapasite, yalnızca Türkiye’nin enerji arz güvenliğine değil, aynı zamanda net sıfır hedeflerine ve iklim değişikliğiyle mücadele vizyonuna da katkı sağlayacak.”

Gelişmiş enerji depolama çözümlerinden, elektrik şebekelerine; yüksek voltaj trafo merkezlerinden, yenilenebilir enerji santrallerine; endüstriyel, ticari tesisler ve hanelerin enerji dönüşümünden hidrojene kadar farklı alanlarda projeler yürüten YEO Teknoloji, 3 kıtada ve 30’dan fazla ülkede 400’den fazla proje tamamladı. YEO Teknoloji, dekarbonizasyon, desantralizasyon ve dijitalizasyon odaklı çalışmalarıyla daha yaşanabilir bir dünya için ‘Bizce mümkün’ sloganıyla büyümeye devam ediyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Buca’nın çocukları “Mustafa” ile buluşacak

Buca Belediyesi, ilçenin çocuklarını Cumhuriyet’in kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğunu anlatan “Mustafa” filmi ile buluşturacak. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, tüm çocukları etkinliğe davet ederek, “Atatürk’ün çocukluğunu görmek, onun nasıl zorlukların içinden geçtiğini, nasıl azimle çalıştığını öğrenmek sizlere çok şey katacak” dedi.

Buca Belediyesi, yeni eğitim öğretim dönemi öncesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğunu anlatan “Mustafa” filmi gösterimi düzenleyecek. Gösterim, 6 Eylül Cumartesi günü saat 20.30’da Buca Gölet Tesisleri Zeki & Metin Amfi Tiyatro’da gerçekleştirilecek. Etkinliğe katılmak isteyen çocuklar ve aileleri için saat 19.00’da Buca Belediyesi önünden ücretsiz servis kaldırılacak.

Tüm çocukları ve ailelerini film gösterimine davet eden Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, “Hepinizin çok iyi tanıdığı, ülkemizin kurucusu, Cumhuriyetimizin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğunu anlatan ‘Mustafa’ filmi sizlerle olacak. Atatürk’ün çocukluğunu görmek, onun nasıl zorlukların içinden geçtiğini, nasıl azimle çalıştığını öğrenmek sizlere çok şey katacak. Unutmayın çocuklar, bu ülke ve Cumhuriyet sizlere emanet. Biz büyükler size güveniyoruz. Siz çalışkan, dürüst, cesur ve sevgi dolu olduğunuz sürece yarınlarımız çok daha aydınlık olacak. Atatürk’ün yolundan hiç ayrılmayın. Yeni eğitim-öğretim yılında her birinize üstün başarılar diliyorum” diye konuştu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

ŞMS Kopuz, Yeni Nesil Kakao ve Yağ Ürünleriyle Fiyat Artışlarına Çözüm Sunuyor

Gıda sanayisinin önde gelen tedarik ve çözüm ortaklarından ŞMS Kopuz, kakao ve çikolata sektörlerini olumsuz etkileyen ham madde fiyatı dalgalanmalarına yönelik geliştirdiği yenilikçi çözümlerini WorldFood İstanbul’da tanıttı.

Kakao sektörünün ham madde sorununa yerli çözüm: KOP Kakao

Son dönemde kakao fiyatlarındaki ciddi artış sebebiyle, müşterilerine ekonomik ve kaliteli çözümler sunan güçlü alternatifler geliştirdiklerini dile getiren ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Kopuz, “Kakao ürünlerimiz fiyat avantajı sağlamanın yanında, kalitesiyle birçok üreticinin tercihi haline geldi. Üreticiler, kakao fiyatlarının sürekli arttığı bir ortamda istikrarlı kalitesi ve rekabetçi fiyatlarıyla öne çıkan ürünlerimizi tercih etmeye başladı” diye konuştu.

Kakao çekirdeğinde yaşanan sıkıntıların raflardaki ürünlerin maliyetini artırdığını ve tedariki zorlaştırdığını dile getiren Kopuz, “Bu süreçlerin devam etmesi beklenilmiyor fakat emtialar da hareketli. Bundan dolayı da biz de kendi markamız ‘KOP’ kakao ürünlerini yerli ve uluslararası pazarlara kazandırdık. Yerli üreticimizle beraber kendi markamızla, yeni bir reçeteyle kakao tozu ve türevlerinde çözüm ortaklarımıza bir alternatif oluşturduk.” şeklinde konuştu.

Söz konusu bu adımın hem rekabet açısından hem de nihai tüketicinin maliyetlerinin düşürülmesi ve doğru entegre edilecek ürüne erişimin kolaylaştırılması anlamında sanayicilerin yanında olduklarını gösterdiğini vurgulayan Kopuz, ürünlere hem yurt için hem de yurt dışından yoğun talep geldiğini, ihracatta artışın sürdüğünü kaydetti.

2024 yılının başından itibaren keskin bir şekilde artan kakao fiyatları, maliyetleri tüketicilere yansıtmamak için çalışan üreticileri yeni arayışlara yönlendirdi. ŞMS Kopuz, bu piyasa koşullarını göz önünde bulundurarak geliştirdiği KOP Kakao ürünleriyle ekonomik ve kaliteli alternatifler sunuyor. Şirket, fiyat istikrarsızlığının yüksek olduğu ortamda, üreticilerin kaliteli üretime rekabetçi fiyatlarla devam edebilmesine yardımcı oluyor. Firmanın kendi markasına ait Kop K10, Kop K9, Kop K9-T, Kop Abe-10 ve Kop K5 ürünleri, ürün çeşitliliğinin fazla olduğu çikolata ve şekerleme sektörlerinin tüm ihtiyaçlarına yanıt verecek nitelikleri taşıyor.

Bunge Exclusive Distribütörlüğü Avrupa ile genişledi 

ŞMS KOPUZ, gıda sektöründe uluslararası standartlarda çözümler sunma vizyonunu, global markalarla geliştirdiği stratejik ortaklıklarla güçlendirmektedir. Bu çerçevede, sektörün dünya liderlerinden Bunge Loders Croklaan ile kurulan iş birliği, şirketin en önemli kilometre taşlarından birini oluşturmaktadır.

2023 yılından bu yana Bunge Malezya Exclusive Distribütörlüğü görevini başarıyla sürdüren ŞMS KOPUZ, 2024 itibarıyla bu kapsamı genişleterek Bunge Avrupa Exclusive Distribütörlüğü sorumluluğunu da üstlenmiştir.

Bu stratejik iş birliği sayesinde, endüstriyel yağlar ve ayçiçek lesitini gibi birçok yüksek kaliteli ürün, güvenilir tedarik zinciri yönetimiyle Türkiye pazarına sunulmaktadır. ŞMS KOPUZ, güçlü uluslararası vizyonu ve kurumsal sorumluluk anlayışıyla, Türk gıda sanayisine katma değer sağlayan yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya devam etmektedir.

Ar-Ge ile sektöre değer katma vizyonu 

ŞMS Kopuz, yalnızca bir tedarikçi olmanın ötesinde Ar-Ge ve teknik danışmanlık hizmetleriyle de iş ortaklarına katma değer sunuyor. Bu çerçevede iş ortaklarına özel teknik danışmanlık, reçete ve formülasyon geliştirme, yerinde teknik destek gibi hizmetler veriyor. Ürün tedarikiyle bir araya getirildiğinde iş ortaklarına uçtan uca çözümler sunmasına olanak tanıyan bu yaklaşım, ŞMS Kopuz’un sektörde ve pazardaki konumunu güçlendiren en önemli niteliklerinden biri olduğunu dile getiren Kopuz sözlerine şöyle devam etti;

“AR-GE ekibimizle müşterilerimize farklı portföylerde katkılar sağlıyoruz. ‘Creative’ stüdyoda en lezzetli ürüne ulaşana kadar sürekli olarak denemeler yapıyoruz. Bu durum da bizi rakiplerimizden   farklılaştıran alan. Aslında biz hem müşterimizin mutfağına giriyoruz, hem de tüm Türkiye ve çalıştığımız ihracat ülkelerindeki kazanımları, ileri teknoloji ile harmanlayarak bilgi tecrübelerimizle müşterilere referans olarak sunuyoruz.”

Yurt dışındaki payımızı da arttırmak istiyoruz

ŞMS Kopuz’un kurulduğu günden bu yana endüstriyel ham madde pazarında güçlü bir oyuncu olduğunu kaydeden Kopuz, sektörün önde gelen firmaları arasında yer aldıklarını vurguladı.

Kopuz, bilinirliğin tek başına yeterli olmadığını, müşterilerin gönlüne dokunmanın ve onları bir aile gibi kucaklamanın önemli olduğunun altını çizerek, gerek teknoloji gerekse yapay zeka destekli Ar-Ge çalışmalarının birlikteliklerde çok katkısı olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu sadece söylemlerle olmuyor, bunları eyleme de dökmek gerekiyor. Biz de bu hususta AR-GE ekibi kurduğumuzdan bahsetmiştim. AR-GE atılımımızla ve inovatif yaklaşımımızla beraber alanımızda farklılaştık. Biz aslında her yerden mal alıp satan değil, partnerlik ilişkilerine önem veren ve partnerlerimizle birlikte iyi sonuçlar alıp birlikte başaran bir firmayız.  Bu da bizi farklılaştırıp güçlü partnerlerle, güçlü çözüm ortaklarıyla bir araya getiriyor. ŞMS Kopuz, profesyonel yöneticileriyle ve ekibiyle, profesyonellik ve aile olgusunu birleştirerek alanında farklılaşacak. Bunun hem yurt içinde hem yurt dışında olmasını istiyoruz.”

ŞMS Kopuz fuara güçlü bir şekilde katıldı

ŞMS Kopuz Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı WorldFood İstanbul’a güçlü bir şekilde katıldı. 2-5 Eylül tarihlerinde İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilmekte olan fuarda ziyaretçilerini Hall 11 – B571 numaralı standında ağırlayan firma, gıda sektörüne odaklanan geniş ürün yelpazesi ve katma değerli çözümleriyle öne çıkıyor.

100 ülkeden 900’ü aşkın satın almacının katıldığı fuarda, 4 gün boyunca 4 ana tema altında 30’u aşkın tematik etkinlik düzenlenecek. Fuarda dünyanın çeşitli bölgelerinden alıcı ve profesyonellerle bir araya gelecek olan ŞMS Kopuz, köklü aile değerlerini modern yönetim anlayışıyla bir araya getirdiği vizyoner yaklaşımını fuar ziyaretçilerine tanıtıyor.

Fuar katılımını değerlendiren ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Kopuz, WorldFood İstanbul Fuarı’na uzun süredir katıldıklarını belirterek, her geçen yıl gerek yurt içinden gerekse yurt dışından katılımın ciddi şekilde arttığını söyledi.

Fuarın kendileri için mevcut ve yeni müşterilerle buluşma fırsatı sunduğunu dile getiren Kopuz, ” Dünyanın birçok alanında bizleri ziyaret eden çözüm ortağı adayları, çözüm ortaklarını bulabiliyoruz ve iş birlikleri konuşma fırsatımız oluyor. Ben burayı mini bir Dubai Gulfood Fuarı’na benzetiyorum. İnşallah hem bizler için hem Türk sanayisi için uluslararası bir buluşma noktası olur burası. Daha da gelişmeye devam eder, biz de bu hususta heyecanlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Geniş ürün yelpazesi 

ŞMS Kopuz gıda, kimya ve sanayi sektörlerinin çeşitli ihtiyaçlarına yanıt veren geniş bir ürün portföyüne sahip. Firma fuarda kakao, endüstriyel yağlar, süt tozu, peynir altı suyu tozu ve laktoz, nişasta, kahve kreması, katkı maddeleri, jelatin, kuruyemiş ve endüstriyel şeker ürün kategorilerinde yer alan 100’ün üzerinde ürünü tanıtmayı hedefliyor.

Yarım asırlık tecrübe ve yenilikçi yaklaşım

Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Kopuz’un liderliğinde ŞMS Kopuz, yarım asrı aşan tecrübesini ve sektördeki itibarını, günümüzün hızlı ve değişken koşullarına adapte ederek faaliyetlerini sürdürüyor. Ham madde üreticileri ile nihai üreticiler arasında güvene dayalı, stratejik bir köprü kuran şirket, iş ortaklarına belirgin bir rekabet avantajı sağlıyor. Birçok dünya devi firmayla iş ortaklığını devam ettiren, 500’ü aşan müşterisiyle sektörde oldukça güçlü bir yere sahip olan ŞMS Kopuz, 3 kıtada 20’den fazla ülkeye yüksek kaliteli ürünler ihraç ediyor.

Kopuz, kendisi de genç kuşak bir yönetici olarak firmanın vizyon, misyon, kurumsal değerler ve sürdürülebilirlik politikalarına bağlı kalarak yeniliklerle beraber yeni portföyler, yeni partnerler ile teknoloji ve yapay zeka destekli entegre çalışmalarla bayrağı ilerletmeye çalıştığını dile getirdi.

Firmanın endüstriyel gıda ham madde satış ve pazarlama alanında faaliyet gösterdiğini aktaran Kopuz, şöyle konuştu:

“Bisküvi, çikolata, içecek, süt ve süt ürünleri, dondurma gibi rafa gittiğimizdeki atıştırmalık grubunun üretiminde yer alan tüm üreticilere hammadde tedariki yapıyoruz. Bunun içinde kakao, bitkisel yağ ve türevleri, süt tozu ve türevleri, endüstriyel şeker, kuruyemiş, jelatin ve katkı maddeleri gibi hammaddeler var.  Bunları da doğru partnerlerle çalışıp o partnerlerden hammadde tedariki sağlayıp doğru zamanda stoklayıp, doğru anda bunları servis etmeye çalışıyoruz. 

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı