Başkan Altay Konya’dan ve Konya Dışından Misafirleri GastroFest’e Davet Etti

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 3. Gastronomi Festivali’nin açılışı Türkiye’nin ünlü şeflerinin, akademisyenlerin, yurtiçinden ve yurtdışından misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2019 yılında başlattıkları gastronomi serüveninin, her geçen yıl büyüyerek yoluna devam ettiğini belirterek, “Gastrofest, aslında bir lezzet festivalinin çok daha ötesinde, medeniyetimizi mutfak kültürü üzerinden anlatan hikâyedir. 100 esnafımızın stant açarak katkı verdiği festivalimiz; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180’e yakın ünlü şefimizin ustalık gösterisi ile gastronomi dünyasına yön verecek, yüzbinlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacaktır.  Ayrıca, çocuklarımız için özel etkinliklerden sergilere, 12 kategoride gerçekleşecek birbirinden heyecanlı yarışmalardan sıfır atık uygulamalarına kadar çok yönlü bir program bizleri bekliyor” diyerek herkesi 7 Eylül’e kadar sürecek festivale davet etti. Konya Valisi İbrahim Akın, Başkan Altay’a teşekkür ederek, “Bu kıymetli etkinliğin şehrimize, kültürümüze ve gastronomi dünyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.


Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Konya Gastronomi Festivali’nin açılışı büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi.

Kalehan Ecdad Bahçesi’nde gerçekleştirilen festivalin açılışında konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın Çatalhöyük’ten Selçuklu Saraylarına, Mevlevi mutfağından günümüze kadar uzanan, gastro-kültürel bir mirasın taşıyıcısı olduğunu vurguladı.

“FESTİVAL KONYA’MIZIN GASTRONOMİ YOLCULUĞUNUN EN ÖNEMLİ DURAĞI OLDU”

2019 yılında, ünlü şeflerin, akademisyenlerin ve alanında uzman isimlerin katılımıyla başlattıkları gastronomi serüveninin, her geçen yıl büyüyerek yoluna devam ettiğini kaydeden Başkan Altay, “Bugün, coğrafi işaretli ürün sayımızı 85’e yükselttik. 2021 ve 2022’de Gastrofest’lerde hem meşhur yemeklerimizi hem de unutulmaya yüz tutmuş, geçmişten bugüne taşınan lezzetlerimizi de yeniden gün yüzüne çıkardık. Geldiğimiz noktada, yüz binlerce ziyaretçiyi bir araya getiren bu festival, Konya’mızın gastronomi yolculuğunun en önemli durağı oldu. Bu yıl 3’üncüsünü düzenlediğimiz Gastrofest ile bu çizgiyi daha da yukarı taşıyoruz” diye konuştu.

ÜNLÜ ŞEFLER KONYA MUTFAĞININ KADİM LEZZETLERİNİ SUNACAK

“Gastrofest, aslında bir lezzet festivalinin çok daha ötesinde, medeniyetimizi mutfak kültürü üzerinden anlatan hikâyedir” diyerek konuşmasını sürdüren Başkan Altay, “100 esnafımızın stant açarak katkı verdiği festivalimiz; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180’e yakın ünlü şefimizin ustalık gösterisi ile gastronomi dünyasına yön verecek, yüzbinlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacaktır.  Ayrıca, çocuklarımız için özel etkinliklerden sergilere, 12 kategoride gerçekleşecek birbirinden heyecanlı yarışmalardan sıfır atık uygulamalarına kadar çok yönlü bir program bizleri bekliyor” ifadelerini kullandı.

Ortaya çıkan bu çeşitliliğin, tarihin ve kültürün şehri Konya’nın, aynı zamanda gastronomi ve sürdürülebilir yaşam şehri olduğunun da en güçlü göstergesi olduğuna değinen Başkan Altay, “Festivalimizin açılışında, geleneklerimizi yaşatan Toyga Çorbasına Tuz Atma Geleneği, gönül coğrafyamızdan gelen şeflerimizin hazırlayacağı Türk Dünyası lezzetleri ve Konya Lezzet Mekânı Ödülleri gibi özel bölümlerle, bir kez daha sofranın insanları birleştiren gücüne tanıklık edeceğiz. Bu vesileyle, bugün hem Konya’mızdan hem de ülkemizin birçok şehrinden gelerek bu lezzet ve kültür yolculuğuna şahitlik eden tüm misafirlerimize bir kez daha hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum” ifadelerini kullandı.

“FESTİVALLERLE KONYA KÜLTÜRÜNÜN TANITIMINA KATKI SAĞLIYORUZ”

Herkesi 7 Eylül’e kadar sürecek festivale davet eden Başkan Altay, “Belediye olarak Gastrofest ile Bilim Festivali ile Kitap Günleri ve Tarihi Bedesten Alışveriş Günleri gibi etkinliklerle şehrimizin kültürünün tanıtımına katkı sağlıyor; esnaflarımızı destekliyor; Konya’yı yeniden bölgenin çekim merkezi haline getiriyoruz. Bu yolculukta bizleri yalnız bırakmayan hemşehrilerime, esnaflarımıza ve tüm misafirlerimize teşekkürü bir borç bilirim” dedi.

“GELİN HEM GASTRONOMİNİN HEM FUTBOLUN HEYECANINI BİRLİKTE YAŞAYALIM”

Başkan Altay, festivalin son günü olan 7 Eylül Pazar günü A Milli Futbol Takımı’nın Konya’da Dünya Kupası Elemeleri kapsamında İspanya ile karşı karşıya geleceğini anımsatarak, “Konya olarak bu milli heyecana da ev sahipliği yapacağız. Buradan bu vesileyle milli takımımızı desteklemek için Konya’ya gelecek tüm misafirlerimizi de Gastrofest’e davet ediyorum. Gelin, hem gastronominin hem de futbolun heyecanını birlikte yaşayalım” vurgusu yaptı.

Birçok şehirde gastronomi festivallerinin düzenlendiğini ancak Konya’yı diğer şehirlerden ayıran önemli özelliklerin olduğunu anlatan Başkan Altay, “Bizi diğer şehirlerden ayıran bazı özelliklerimiz var. Birincisi mekan. Bu bölge Konya’mızın yeni yapılaşan alanı, Ecdat Bahçesi kurulduğu günden itibaren Konya’mıza çok büyük katkı sağladı. Bu tür organizasyonları da burada gerçekleştiriyoruz. Bu yıl ilave olarak yan tarafa yapmış olduğumuz otopark hem milli maçımıza hem gastronomi festivalimize gelenler için çok önemli bir farkındalık oluşturdu. Ayrıca Konya 10 bin yıldır şehir hayatını sürdürebilmiş ender yerleşim yerlerinden birisi. UNESCO tarafından dünyanın ilk şehri Çatalhöyük ile başlayan gastronomi yolculuğunu bugüne taşıyan bir medeniyetin evlatları olarak bunu düzenliyoruz” diye konuştu.

“BÖYLE KIYMETLİ BİR GASTRONOMİYİ SADECE TÜRKİYE’YE DEĞİL, DÜNYA MUTFAĞINA KAZANDIRMAK BİZİM BOYNUMUZUN BORCU”

Konya’yı diğer şehirlerden ayıran en önemli özelliklerden birisinin de Hz. Mevlana’nın aşçısı olan ve dünyada türbesi olan tek aşçı olan Ateşbaz-ı Veli Hazretlerinin Konya’da bulunması olduğunu belirten Başkan Altay, “Yüzyıllar boyunca Mevlevi mutfağının, sofranın kurulma düzeninden yemek yeme adabına kadar oluşturulan kültürü de taşıyan bir festival yapıyoruz. Bununla birlikte 1308’den sonra Osmanlı ecdadımız ve Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşturduğu fırsatlar da ortaya koyduğu gastronominin dünyada başka şehirlerde bulamayacağınız bu özellikleri taşıyor. Dolayısıyla her lokmayı aldığımızda, her içeceği yudumladığımızda bunu da hatırlamamız gerekiyor. Bizim boynumuzun borcu da böyle kıymetli bir gastronomiyi sadece Türkiye’ye değil, dünya mutfağına kazandırmak” değerlendirmesinde bulundu.

BAŞKAN ALTAY TÜRKİYE’NİN ÜNLÜ ŞEFLERİNE TEŞEKKÜR ETTİ

Başkan Altay, Türkiye’nin en ünlü şeflerinin hüneriyle, emekleriyle festivale destek verdiğini vurgulayarak, “Onları aramızda görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Konya’nın ve ülkemizin gastronomisine, özellikle de Anadolu’nun başkentinin mutfak kültürünü tüm dünyaya tanıtmada bize verdikleri desteklerden dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

“FESTİVAL,  KÜLTÜREL PAYLAŞIMIN, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN VE GELECEK KUŞAKLARA İLHAM OLMANIN CANLI BİR GÖSTERGESİDİR”

Konya Valisi İbrahim Akın da, 3. Konya Gastrofest’te bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Evvela himaye ve destekleriyle festivalimizin düzenlenmesine vesile olan çok kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımıza, ülkemizin her köşesinden teşrif eden duayen şeflerimize kıymetli akademisyenlerimize, esnaflarımıza, kültür erbabımıza ve emeği geçen tüm kurum ve gönüllülerimize teşekkür ediyorum” dedi.

Kültürümüzde sofranın sadece lezzetlerin buluştuğu bir yer değil; bilakis gönülleri birleştiren ve muhabbeti büyüten bir mekan olduğunu belirten Vali Akın, “İşte bu anlayışla düzenlediğimiz bu festivalimiz de aynı bereketi taşımakta, geçmişin köklü mirası ile bugünün yenilikçi bakış açısı aynı sofrada buluşmaktadır. Festivalimiz,  kültürel paylaşımın, sürdürülebilirliğin ve gelecek kuşaklara ilham olmanın canlı bir göstergesidir. Bu kıymetli etkinliğin şehrimize, kültürümüze ve gastronomi dünyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum” ifadelerin yer verdi.

Konuşmaların ardından, Konya’daki üniversitelerin gastronomi bölümlerinden mezun olan öğrencileri temsilen dört öğrenciye Mevlevi geleneğini sürdürmek amacıyla kuşak giydirildi.

Daha sonra bu yıl ilk kez verilen “vefa” ödülleri töreniyle gastronomi alanında Konya’nın en köklü esnaflarına ödül takdim edildi.

Son olarak Mevlevi mutfağı aşçısı Ateşbaz-ı Veli Türbesi’nden getirilen tuzun protokol üyeleri tarafından Türk mutfağında bolluğun, bereketin simgesi olan toyga çorbasına atılmasının ardından stantlar gezildi.

SÖYLEŞİLER, ATÖLYE ÇALIŞMALARI, KONSERLER, YARIŞMALAR, SERGİLER

100 esnafın stant açarak katkı verdiği Gastronomi Festivali kapsamında; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180’e yakın ünlü şef, yüz binlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacak.

3. Konya GastroFest 7 Eylül Pazar gününe kadar Kalehan Ecdad Bahçesi’nde ziyaret edilebilecek.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“DMA benzeri düzenlemeler, Türkiye’de rekabeti güçlendirerek dijital ekosisteme dinamizm katabilir”

Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamında hayata geçirdiği düzenlemeler, dijital piyasalarda rekabetin artırılması ve kullanıcıların tercih özgürlüğünün korunması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Bu düzenlemelerin küresel yansımalarını değerlendiren İ.D. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Av. Dr. Yavuz Selim Günay, DMA ve uluslararası rekabet uygulamalarına ilişkin olarak şunları söyledi:

“DMA’nın en önemli katkısı, dijital ‘geçit bekçilerini’, yani yüksek pazar gücüne sahip teknoloji devlerini daha şeffaf, denetlenebilir ve rekabetçi hale getirmesidir. Özellikle seçim ekranı uygulamaları, kullanıcıların cihazlarını açtıklarında arama motorunu özgürce seçmelerine imkan tanıyor. Bu model, varsayılan ayarların sağladığı tekelci avantajı zayıflatarak alternatif hizmet sağlayıcıların önünü açıyor. Türkiye’de benzer düzenlemelerin yürürlüğe girmesi, yalnızca tüketicilerin tercih özgürlüğünü güçlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda dijital ekosistemin daha rekabetçi, yenilikçi ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlayacaktır.”

ABD’de Google’a karşı açılan dava kararına değinen Av. Yavuz Selim Günay şunları söyledi;

“ABD’de mahkemenin nihai karar öncesi açıkladığı görüş, ‘seçim ekranı’ gibi kullanıcıya arama motorunu ve tarayıcıyı seçme şansı tanıyan çözümleri kapsamıyor. Google şirketinden Chrome ve Android’in ayrıştırılması ve bunların başkaca şirketlere satılması gibi yapısal bir yaptırım öngörmüyor. Görüş, temel olarak Google’ın münhasırlık uygulamalarını yasaklıyor ve bu yönüyle piyasalardaki mevcut güç dengesini büyük ölçüde korumaktadır. Münhasır anlaşmalar yapmıyor olmak, yani telefon üreticilerinin Google hizmetlerine rakip hizmetleri de telefonlara yükleyebilecek olması, tek başına sağlıklı rekabeti sağlamaz. Google, akıllı telefon üreticilerine milyarlarca dolar ödeyerek bu cihazlardaki varsayılan ayarları kendi avantajına olacak şekilde düzenlemeye devam edecek gibi görünüyor. Akıllı telefon üreticileri ile yapılan yüksek tutarlı anlaşmalar, Google’a hala akıllı telefonlardaki konumunu koruma imkanı sunuyor. Bu nedenle ABD’deki mahkeme görüşünün ABD’de serbest rekabeti güçlendirmek yerine statükoyu pekiştirdiğini söylemek mümkün.”

Yakın dönemde yaşanan Google kesintisini de hatırlatan Yavuz Selim Günay sözlerini şöyle tamamladı: 

“Google gibi dev hizmet sağlayıcıların hizmetlerindeki kesintiler, kullanıcıların ve kurumların günlük işleyişini kısa süreli de olsa ciddi şekilde etkileyebiliyor. Bu durum, hem yerli hizmetlerin geliştirilmesinin, hem de Google ile rekabet edebilecek teknik kapasiteye sahip olan yerelleşmiş alternatif hizmet sağlayıcıların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Dijital pazarlarda  tekelleşme ne yazık ki kullanılara, şirketlere ve bür bütün olarak ekonomiye zarar veriyor; rekabet ise alternatif hizmet sağlayıcıların önünü açarak tek bir şirkete bağımlı kalmamayı sağlıyor, tüketiciler farklı alternatifler arasından tercih yapma olanağına sahip oluyor, yenilikçiliğin önü açılıyor. Bu bağlamda Türkiye’nin DMA benzeri düzenlemelerle rekabeti artırması, yalnızca tüketicilerin değil, aynı zamanda yeni girişimlerin ve teknoloji ekosisteminin de önünü açacaktır.”

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Fuar Söyleşileri’nde iklim değişikliği ve tarımın geleceği konuşuldu

İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında düzenlenen Fuar Söyleşileri’nde iklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkileri konuşuldu. Uzmanlar suyun doğru yönetiminin önemine dikkat çekti. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen 94. İzmir Enternasyonal Fuarı, “Fuar Söyleşileri” etkinlikleri ile ziyaretçilerine toplumsal açıdan önemli konuları tartışma imkanı sunuyor. İsmet İnönü Sanat Merkezi önü çim alanda 18.00 – 20.00 saatleri arasında gerçekleştirilen söyleşilerde doğa, kadın hakları, Türkiye’de engelli olmak, gıda güvenliği, iklim değişikliği ve kuraklık gibi toplumsal açıdan önem taşıyan konular ele alınıyor. Fuar Söyleşileri’nin “İklim Değişikliği ve Kuraklığın Günümüzde ve Gelecekte Tarımsal Üretim Üzerine Etkileri” başlıklı söyleşi, ziyaretçiler tarafından ilgiyle takip edildi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Harun Raşit Ünsal’ın yaptığı söyleşide, Prof. Dr. Uygun Aksoy ve Doç. Dr. Kamil Meriç de konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar, iklim değişikliği ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla değerlendirdi.

“Çiftçiler en çok etkilenen kesim”
Prof. Dr. Harun Raşit Ünsal, iklim değişikliği ve kuraklığın, en çok çiftçileri etkilediğini belirtti. Ünsal, bu durumun doğrudan tarladan sofraya kadar uzanan zincirde herkesin yaşamına yansıdığını vurguladı. Ünsal, “Bu önemli konuyu burada tartışmamıza vesile olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na teşekkür ederiz” dedi.

Sera gazı emisyonlarına dikkat çekti
Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy, aynı zamanda organik bir çiftçi olduğunu belirterek, tarım kaynaklı sera gazı salınımına değindi. Aksoy, “Sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 30’unun tarım kaynaklı olduğu kabul ediliyor. Tarım bir yandan iklim değişikliğinden etkilenirken diğer yandan da yanlış uygulamalar bu süreci tetikliyor. Endüstriyel hayvancılık metan gazı emisyonuna neden oluyor. Pirinç üretimi, azotlu gübre kullanımı, fosil yakıtlara dayalı sulama sistemleri gibi yöntemleri de sera gazı salınımını artırıyor. Son yıllarda yaşanan orman yangınları da iklim değişikliğinin etkileri arasında. Kıyı bölgelerde karasal alanlarla su yüzeylerinin farklı ısınma hızları ani ve değişken rüzgârları tetikliyor. Don olayları ve aşırı sıcaklık artışları da bu yıl çok sık yaşandı. Bu tür ekstrem hava olayları hem bitkisel hem hayvansal üretimi olumsuz etkiliyor, aynı zamanda doğal yaşamımız ve çevremiz üzerinde de ciddi tehditler oluşturuyor” şeklinde konuştu. 

“Suyun doğru yönetimi kritik”
Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamil Meriç ise tarla bazında suyun yönetimi üzerine yaptığı çalışmalardan örnekler vererek, sera gazlarının dünyayı bir örtü gibi kapladığını ve bu nedenle yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının geri yansımayarak atmosferde hapsolduğunu belirtti. Ortalama sıcaklıklardaki 1 derecelik artışın dahi tüm sıcaklık değerlerini ciddi şekilde yükselttiğini ifade eden Meriç, “Bu yıl, geçen yıla göre yağış miktarı yüzde 16 oranında azaldı. Sıcaklık artıyor, yağış azalıyor; ancak bu, suyun tamamen kaybolduğu anlamına gelmiyor, suyun yer değiştirdiğini görüyoruz. Bazı ülkeler sel felaketleriyle karşılaşırken bazı bölgelerde kuraklık yaşanıyor. Bu noktada en kritik konu, suyun doğru yönetimi. Su yönetimi planlama gerektiriyor. Farklı disiplinlerden uzmanların birlikte çalışması çok önemli. Damla, basınçlı veya toprak altı sulama gibi modern yöntemlerle su tarlaya kadar ulaştırılıyor ancak esas mesele bu suyun kontrollü ve sistemli bir şekilde kullanılabilmesi. Bu sistemlerin etkin kullanılabilmesi için tarımla uğraşan kişilere eğitim programları sunmak büyük önem taşıyor. Aksi halde su yönetiminde kalıcı çözümler üretmek mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

YEO, TÜREK’te iki önemli anlaşmayla rüzgarı arkasına aldı

Türkiye’nin önde gelen mühendislik ve teknoloji şirketlerinden YEO Teknoloji, sektörün en büyük buluşması olan Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK) 2025 kapsamında iki önemli iş birliğine imza attı. Enerjisa Üretim ve Met-Gün Enerji ile atılan imzalar kapsamında Muğla ve Kırklareli’nde toplam 166 MW kurulu güce sahip santraller inşa edilecek. YEO Teknoloji, sözleşmelerle Türkiye’nin sürdürülebilir enerji kapasitesine ve net sıfır yolculuğuna katkı sağlayacak. Muğla ve Kırklareli’nde hayata geçirilecek santraller, yıllık karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltarak hem çevresel hem de bölgesel kalkınmaya destek verecek.
TÜREK, rüzgar enerjisi sektöründe yatırımcıları, teknoloji sağlayıcıları ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Her yıl sektörün geleceğine yön veren TÜREK, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanmasına katkı sunuyor. 

Muğla’ya temiz enerji nefesi 

YEO Teknoloji TÜREK 2025 kapsamında ilk olarak Enerjisa Üretim ile Muğla’da kurulacak 96 MW kapasiteli rüzgar enerjisi santrali için anlaştığını açıkladı. Proje kapsamında YEO, elektrifikasyon ve otomasyon işlerini üstlenirken, Enerjisa Üretim, sürdürülebilir enerji portföyünü büyütme yolunda önemli bir adım atmış olacak. 

Kırklareli’nde karbon ayak izi azalacak 
Ayrıca YEO Teknoloji, Met-Gün Enerji ile Kırklareli’nde 70 MW kurulu güce sahip rüzgar enerjisi santrali kurulumu için anlaştığını açıkladı. YEO Teknoloji, Met-Gün Enerji için Kırklareli Elmacık Rüzgar Enerji Santrali’nin dizayn, mühendislik, tedarik, montaj, test ve devreye alma süreçlerini üstlenecek. Bu yatırımla Türkiye’nin temiz enerji kapasitesi daha da güçlenecek.

TÜREK 2025 kapsamında yeni anlaşmalarla ilgili açıklama yapan YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız şöyle konuştu: “YEO Teknoloji olarak mühendislik ve teknoloji gücümüzü, sürdürülebilirlik vizyonu taşıyan yatırımlar ve iş ortaklarımızla birleştiriyoruz. Dekarbonizasyon, desantralizasyon ve dijitalizasyon odaklı stratejimiz doğrultusunda, Türkiye’nin 120 GW rüzgar ve güneş kurulu güce ulaşma hedefi için çalışmaya devam edeceğiz. Toplam 166 MW’lık yeni kapasite, yalnızca Türkiye’nin enerji arz güvenliğine değil, aynı zamanda net sıfır hedeflerine ve iklim değişikliğiyle mücadele vizyonuna da katkı sağlayacak.”

Gelişmiş enerji depolama çözümlerinden, elektrik şebekelerine; yüksek voltaj trafo merkezlerinden, yenilenebilir enerji santrallerine; endüstriyel, ticari tesisler ve hanelerin enerji dönüşümünden hidrojene kadar farklı alanlarda projeler yürüten YEO Teknoloji, 3 kıtada ve 30’dan fazla ülkede 400’den fazla proje tamamladı. YEO Teknoloji, dekarbonizasyon, desantralizasyon ve dijitalizasyon odaklı çalışmalarıyla daha yaşanabilir bir dünya için ‘Bizce mümkün’ sloganıyla büyümeye devam ediyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Buca’nın çocukları “Mustafa” ile buluşacak

Buca Belediyesi, ilçenin çocuklarını Cumhuriyet’in kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğunu anlatan “Mustafa” filmi ile buluşturacak. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, tüm çocukları etkinliğe davet ederek, “Atatürk’ün çocukluğunu görmek, onun nasıl zorlukların içinden geçtiğini, nasıl azimle çalıştığını öğrenmek sizlere çok şey katacak” dedi.

Buca Belediyesi, yeni eğitim öğretim dönemi öncesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğunu anlatan “Mustafa” filmi gösterimi düzenleyecek. Gösterim, 6 Eylül Cumartesi günü saat 20.30’da Buca Gölet Tesisleri Zeki & Metin Amfi Tiyatro’da gerçekleştirilecek. Etkinliğe katılmak isteyen çocuklar ve aileleri için saat 19.00’da Buca Belediyesi önünden ücretsiz servis kaldırılacak.

Tüm çocukları ve ailelerini film gösterimine davet eden Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, “Hepinizin çok iyi tanıdığı, ülkemizin kurucusu, Cumhuriyetimizin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğunu anlatan ‘Mustafa’ filmi sizlerle olacak. Atatürk’ün çocukluğunu görmek, onun nasıl zorlukların içinden geçtiğini, nasıl azimle çalıştığını öğrenmek sizlere çok şey katacak. Unutmayın çocuklar, bu ülke ve Cumhuriyet sizlere emanet. Biz büyükler size güveniyoruz. Siz çalışkan, dürüst, cesur ve sevgi dolu olduğunuz sürece yarınlarımız çok daha aydınlık olacak. Atatürk’ün yolundan hiç ayrılmayın. Yeni eğitim-öğretim yılında her birinize üstün başarılar diliyorum” diye konuştu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

ŞMS Kopuz, Yeni Nesil Kakao ve Yağ Ürünleriyle Fiyat Artışlarına Çözüm Sunuyor

Gıda sanayisinin önde gelen tedarik ve çözüm ortaklarından ŞMS Kopuz, kakao ve çikolata sektörlerini olumsuz etkileyen ham madde fiyatı dalgalanmalarına yönelik geliştirdiği yenilikçi çözümlerini WorldFood İstanbul’da tanıttı.

Kakao sektörünün ham madde sorununa yerli çözüm: KOP Kakao

Son dönemde kakao fiyatlarındaki ciddi artış sebebiyle, müşterilerine ekonomik ve kaliteli çözümler sunan güçlü alternatifler geliştirdiklerini dile getiren ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Kopuz, “Kakao ürünlerimiz fiyat avantajı sağlamanın yanında, kalitesiyle birçok üreticinin tercihi haline geldi. Üreticiler, kakao fiyatlarının sürekli arttığı bir ortamda istikrarlı kalitesi ve rekabetçi fiyatlarıyla öne çıkan ürünlerimizi tercih etmeye başladı” diye konuştu.

Kakao çekirdeğinde yaşanan sıkıntıların raflardaki ürünlerin maliyetini artırdığını ve tedariki zorlaştırdığını dile getiren Kopuz, “Bu süreçlerin devam etmesi beklenilmiyor fakat emtialar da hareketli. Bundan dolayı da biz de kendi markamız ‘KOP’ kakao ürünlerini yerli ve uluslararası pazarlara kazandırdık. Yerli üreticimizle beraber kendi markamızla, yeni bir reçeteyle kakao tozu ve türevlerinde çözüm ortaklarımıza bir alternatif oluşturduk.” şeklinde konuştu.

Söz konusu bu adımın hem rekabet açısından hem de nihai tüketicinin maliyetlerinin düşürülmesi ve doğru entegre edilecek ürüne erişimin kolaylaştırılması anlamında sanayicilerin yanında olduklarını gösterdiğini vurgulayan Kopuz, ürünlere hem yurt için hem de yurt dışından yoğun talep geldiğini, ihracatta artışın sürdüğünü kaydetti.

2024 yılının başından itibaren keskin bir şekilde artan kakao fiyatları, maliyetleri tüketicilere yansıtmamak için çalışan üreticileri yeni arayışlara yönlendirdi. ŞMS Kopuz, bu piyasa koşullarını göz önünde bulundurarak geliştirdiği KOP Kakao ürünleriyle ekonomik ve kaliteli alternatifler sunuyor. Şirket, fiyat istikrarsızlığının yüksek olduğu ortamda, üreticilerin kaliteli üretime rekabetçi fiyatlarla devam edebilmesine yardımcı oluyor. Firmanın kendi markasına ait Kop K10, Kop K9, Kop K9-T, Kop Abe-10 ve Kop K5 ürünleri, ürün çeşitliliğinin fazla olduğu çikolata ve şekerleme sektörlerinin tüm ihtiyaçlarına yanıt verecek nitelikleri taşıyor.

Bunge Exclusive Distribütörlüğü Avrupa ile genişledi 

ŞMS KOPUZ, gıda sektöründe uluslararası standartlarda çözümler sunma vizyonunu, global markalarla geliştirdiği stratejik ortaklıklarla güçlendirmektedir. Bu çerçevede, sektörün dünya liderlerinden Bunge Loders Croklaan ile kurulan iş birliği, şirketin en önemli kilometre taşlarından birini oluşturmaktadır.

2023 yılından bu yana Bunge Malezya Exclusive Distribütörlüğü görevini başarıyla sürdüren ŞMS KOPUZ, 2024 itibarıyla bu kapsamı genişleterek Bunge Avrupa Exclusive Distribütörlüğü sorumluluğunu da üstlenmiştir.

Bu stratejik iş birliği sayesinde, endüstriyel yağlar ve ayçiçek lesitini gibi birçok yüksek kaliteli ürün, güvenilir tedarik zinciri yönetimiyle Türkiye pazarına sunulmaktadır. ŞMS KOPUZ, güçlü uluslararası vizyonu ve kurumsal sorumluluk anlayışıyla, Türk gıda sanayisine katma değer sağlayan yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya devam etmektedir.

Ar-Ge ile sektöre değer katma vizyonu 

ŞMS Kopuz, yalnızca bir tedarikçi olmanın ötesinde Ar-Ge ve teknik danışmanlık hizmetleriyle de iş ortaklarına katma değer sunuyor. Bu çerçevede iş ortaklarına özel teknik danışmanlık, reçete ve formülasyon geliştirme, yerinde teknik destek gibi hizmetler veriyor. Ürün tedarikiyle bir araya getirildiğinde iş ortaklarına uçtan uca çözümler sunmasına olanak tanıyan bu yaklaşım, ŞMS Kopuz’un sektörde ve pazardaki konumunu güçlendiren en önemli niteliklerinden biri olduğunu dile getiren Kopuz sözlerine şöyle devam etti;

“AR-GE ekibimizle müşterilerimize farklı portföylerde katkılar sağlıyoruz. ‘Creative’ stüdyoda en lezzetli ürüne ulaşana kadar sürekli olarak denemeler yapıyoruz. Bu durum da bizi rakiplerimizden   farklılaştıran alan. Aslında biz hem müşterimizin mutfağına giriyoruz, hem de tüm Türkiye ve çalıştığımız ihracat ülkelerindeki kazanımları, ileri teknoloji ile harmanlayarak bilgi tecrübelerimizle müşterilere referans olarak sunuyoruz.”

Yurt dışındaki payımızı da arttırmak istiyoruz

ŞMS Kopuz’un kurulduğu günden bu yana endüstriyel ham madde pazarında güçlü bir oyuncu olduğunu kaydeden Kopuz, sektörün önde gelen firmaları arasında yer aldıklarını vurguladı.

Kopuz, bilinirliğin tek başına yeterli olmadığını, müşterilerin gönlüne dokunmanın ve onları bir aile gibi kucaklamanın önemli olduğunun altını çizerek, gerek teknoloji gerekse yapay zeka destekli Ar-Ge çalışmalarının birlikteliklerde çok katkısı olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu sadece söylemlerle olmuyor, bunları eyleme de dökmek gerekiyor. Biz de bu hususta AR-GE ekibi kurduğumuzdan bahsetmiştim. AR-GE atılımımızla ve inovatif yaklaşımımızla beraber alanımızda farklılaştık. Biz aslında her yerden mal alıp satan değil, partnerlik ilişkilerine önem veren ve partnerlerimizle birlikte iyi sonuçlar alıp birlikte başaran bir firmayız.  Bu da bizi farklılaştırıp güçlü partnerlerle, güçlü çözüm ortaklarıyla bir araya getiriyor. ŞMS Kopuz, profesyonel yöneticileriyle ve ekibiyle, profesyonellik ve aile olgusunu birleştirerek alanında farklılaşacak. Bunun hem yurt içinde hem yurt dışında olmasını istiyoruz.”

ŞMS Kopuz fuara güçlü bir şekilde katıldı

ŞMS Kopuz Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı WorldFood İstanbul’a güçlü bir şekilde katıldı. 2-5 Eylül tarihlerinde İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilmekte olan fuarda ziyaretçilerini Hall 11 – B571 numaralı standında ağırlayan firma, gıda sektörüne odaklanan geniş ürün yelpazesi ve katma değerli çözümleriyle öne çıkıyor.

100 ülkeden 900’ü aşkın satın almacının katıldığı fuarda, 4 gün boyunca 4 ana tema altında 30’u aşkın tematik etkinlik düzenlenecek. Fuarda dünyanın çeşitli bölgelerinden alıcı ve profesyonellerle bir araya gelecek olan ŞMS Kopuz, köklü aile değerlerini modern yönetim anlayışıyla bir araya getirdiği vizyoner yaklaşımını fuar ziyaretçilerine tanıtıyor.

Fuar katılımını değerlendiren ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Kopuz, WorldFood İstanbul Fuarı’na uzun süredir katıldıklarını belirterek, her geçen yıl gerek yurt içinden gerekse yurt dışından katılımın ciddi şekilde arttığını söyledi.

Fuarın kendileri için mevcut ve yeni müşterilerle buluşma fırsatı sunduğunu dile getiren Kopuz, ” Dünyanın birçok alanında bizleri ziyaret eden çözüm ortağı adayları, çözüm ortaklarını bulabiliyoruz ve iş birlikleri konuşma fırsatımız oluyor. Ben burayı mini bir Dubai Gulfood Fuarı’na benzetiyorum. İnşallah hem bizler için hem Türk sanayisi için uluslararası bir buluşma noktası olur burası. Daha da gelişmeye devam eder, biz de bu hususta heyecanlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Geniş ürün yelpazesi 

ŞMS Kopuz gıda, kimya ve sanayi sektörlerinin çeşitli ihtiyaçlarına yanıt veren geniş bir ürün portföyüne sahip. Firma fuarda kakao, endüstriyel yağlar, süt tozu, peynir altı suyu tozu ve laktoz, nişasta, kahve kreması, katkı maddeleri, jelatin, kuruyemiş ve endüstriyel şeker ürün kategorilerinde yer alan 100’ün üzerinde ürünü tanıtmayı hedefliyor.

Yarım asırlık tecrübe ve yenilikçi yaklaşım

Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Kopuz’un liderliğinde ŞMS Kopuz, yarım asrı aşan tecrübesini ve sektördeki itibarını, günümüzün hızlı ve değişken koşullarına adapte ederek faaliyetlerini sürdürüyor. Ham madde üreticileri ile nihai üreticiler arasında güvene dayalı, stratejik bir köprü kuran şirket, iş ortaklarına belirgin bir rekabet avantajı sağlıyor. Birçok dünya devi firmayla iş ortaklığını devam ettiren, 500’ü aşan müşterisiyle sektörde oldukça güçlü bir yere sahip olan ŞMS Kopuz, 3 kıtada 20’den fazla ülkeye yüksek kaliteli ürünler ihraç ediyor.

Kopuz, kendisi de genç kuşak bir yönetici olarak firmanın vizyon, misyon, kurumsal değerler ve sürdürülebilirlik politikalarına bağlı kalarak yeniliklerle beraber yeni portföyler, yeni partnerler ile teknoloji ve yapay zeka destekli entegre çalışmalarla bayrağı ilerletmeye çalıştığını dile getirdi.

Firmanın endüstriyel gıda ham madde satış ve pazarlama alanında faaliyet gösterdiğini aktaran Kopuz, şöyle konuştu:

“Bisküvi, çikolata, içecek, süt ve süt ürünleri, dondurma gibi rafa gittiğimizdeki atıştırmalık grubunun üretiminde yer alan tüm üreticilere hammadde tedariki yapıyoruz. Bunun içinde kakao, bitkisel yağ ve türevleri, süt tozu ve türevleri, endüstriyel şeker, kuruyemiş, jelatin ve katkı maddeleri gibi hammaddeler var.  Bunları da doğru partnerlerle çalışıp o partnerlerden hammadde tedariki sağlayıp doğru zamanda stoklayıp, doğru anda bunları servis etmeye çalışıyoruz. 

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Üreten Kadın Meydanı’nda toplumsal cinsiyet eşitliği atölyeleri sürüyor

Lüleburgaz Belediyesi Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü’nün yürüttüğü Üreten Kadın Meydanı projesi, toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı çalışmalarla güçlenmeye devam ediyor.

Bu kapsamda projede yer alan kadınların katılımıyla gerçekleştirilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Atölyesi, katılımcıların aktif katkı sunduğu interaktif bir deneyimle tamamlandı. Burcu Aslan rehberliğinde düzenlenen atölyede, kuşaklararası farkındalığın artırılması, farklı inanç ve ekonomik koşulların baskı unsuru olmadan hak temelli bir yaklaşımın benimsenmesi amaçlandı.

Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği atölyenin ardından, önümüzdeki hafta düzenlenecek ikinci oturumda “Tasarım Odaklı Keşif Atölyesi” gerçekleştirilecek. Disiplinlerarası yöntemlerle hazırlanan bu oturumda da kadınların bilgi, deneyim ve yaratıcılıklarını paylaşabilecekleri güçlü bir öğrenme ortamı oluşturulacak.

Lüleburgaz Belediyesi, kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin bir rol almasını sağlamak için projeler üretmeye ve kadın odaklı çalışmalarıyla kente değer katmaya devam ediyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sivas Kongresi’nin 106. Yılı Keçiören’de Coşkuyla Kutlandı

Keçiören Belediyesi ile Ankara Sivaslı Dernekler Federasyonu (ASİDEF) iş birliğinde, Sivas Kongresi’nin 106. yılı anma programı ile kutlandı. Neşet Ertaş Kültür ve Kongre Merkezi’nde Keçiören Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen programa Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Selçuk Karadağ ve Av. Serkan Bedirhanoğlu, ASİDEF Genel Başkanı Maksut Yücegöğ, federasyon yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

“Sivas Kongresi’nin 106. yılını gururla kutluyoruz”

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunması ile başlayan programın açılış konuşmasını yapan ASİDEF Genel Başkanı Maksut Yücegöğ, Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’a teşekkür ederek şunları söyledi: “Bugün, Sivas Kongresi’nin 106. yıl dönümünü anmak üzere bir aradayız. 106 yıl önce, büyüklerimiz, dedelerimiz ve Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Sivas’ta tarihi bir kongre gerçekleştirdi. O gün, Cumhuriyetimizin temelleri Sivas’ta atıldı. Sivas’ta yanan o istiklal meşalesi, dalga dalga tüm Anadolu’ya yayılarak Cumhuriyetimizi meydana getirdi. İnşallah Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu güçlü temeller üzerinde ilelebet varlığını sürdürecektir.”

“Bu tarihi değeri yaşatmak ve korumak hepimizin görevidir”

Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Selçuk Karadağ ise yaptığı konuşmada Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yürütülen bağımsızlık mücadelesine ve milletin zorluklar karşısındaki birlik ruhuna vurgu yaptı. Karadağ, “Sivas Kongresi, Cumhuriyetimizin temel taşlarının atıldığı bir istiklal meşalesidir. Bu tarihi değeri yaşatmak ve korumak hepimizin görevidir.” dedi.

“Sivas Kongresi önemli bir dönüm noktasıdır”

Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Av. Serkan Bedirhanoğlu da Sivas Kongresi’nin yalnızca bir toplantı değil, esaret zincirlerini kırmak isteyen bir milletin kaderini kendi elleriyle yeniden yazdığı dönüm noktası olduğunu hatırlattı. Bedirhanoğlu, “Sivas Kongresi, bir milletin ayağa kalkışıdır. Bugün bizlere düşen görev, o büyük mirası korumak ve Sivas’ta atılan kararlı adımları geleceğe taşımaktır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyorum.” şeklinde konuştu.

Sivas Kongresi’nin toplanma sürecini ve Millî Mücadele’de gösterilen kahramanlıkları anlatan ASİDEF Genel Başkan Yardımcısı Turgay Sağdıç ise, kongrenin tarihi önemine ve Cumhuriyetin temellerini atan kararlılığa dikkati çekti. Sağdıç, Sivas Kongresi’nin, millet iradesinin tecelli ettiği ve bağımsızlık yolunda atılan en güçlü adımlardan biri olduğunu vurguladı.

Türküler söylendi, halk oyunları gösterisi yapıldı

Katılımcılar, Sivas Kongresi’nin 106. yılı anma programında Sanatçı Cankat Erdoğan’ın seslendirdiği türkülerle coşkulu bir akşam yaşadı. Ahmet Necip Günaydın’ın kaleme aldığı “Millî Mücadelede Sivas 108 Gün” kitabı da davetlilere hediye edildi. Program, ‘Sivas Halk Oyunları Ekibi’nin sergilediği yöresel halk oyunları gösterisi ve toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İlham Veren Hikâyeler Edebiyatla Buluştu

Mudanya Belediyesi’nin “Adalet: Hak mı, Hukuk mu?” temasıyla düzenlediği 7. Kitap Fuarı’nın konuğu yazar ve yönetmen Tuluhan Tekelioğlu, umut, birliktelik ve cesaret mesajları verdi.

Mudanya Belediyesi’nin bu yıl yedincisini düzenlediği kitap fuarı, Mudanya’nın kalbi Mütareke Meydanı’nda gazeteci, akademisyen ve yazarları kitapseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Fuarın ikinci gününde, kadın hikayelerini anlattığı kitap ve belgeselleriyle yurt içi ve yurt dışında geniş kitlelere ulaşan yazar ve yönetmen Tuluhan Tekelioğlu, Mudanyalılarla bir araya geldi.

Tekelioğlu, kendi imzasını taşıyan; Adıyaman, Hatay, Kars, İstanbul, İzmir ve Mersin’den hayallerinin peşinden giderek sadece kendisini değil çevresini de değiştirmiş dokuz kadının hikayesinin anlatıldığı belgeseli “Yapabilirsin” ile azmin cesaretle buluştuğunda neler başarılabildiğini gözler önüne serdi. Edebiyat ve sanatı, ilham veren insanların başarı hikayeleriyle buluşturan Tekelioğlu, belgesel gösteriminin ardından “Cesaret ve Hayal” söyleşisinde, kadınların iş ve sosyal hayatta belirlediği hedeflere ulaşmasında ortaya konulan güçlü iradenin önemini anlattı.

“UMUDU ELDEN BIRAKMAMAK LAZIM”

Kadınların içindeki gücü hissettiğinde yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını belirten Tekelioğlu,  “Bu uyanışta da rehberimiz Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu topraklar üzerinde hepimiz kardeşiz, hepimiz biriz. Ancak kenetlenerek özgürlük ve mutluluğa erişebiliriz. Cumhuriyetin en büyük kazanımı laikliktir. Laikliğin bekçilerinin de kadınlar olduğuna inanıyorum. Biz kadınlar daha cesuruz. Hep birlikte çok güzel, çok umutlu, iyi bir Türkiye’yi kuracağımıza inanıyorum. Çünkü bu umuda çok ihtiyacımız var” diye konuştu. Türkiye’de yaşanan kadın cinayetlerine de değinen Tekelioğlu, “O kadar acı ki, her yanımız öldürülen kadınların anılarıyla dolu. Gerçekten yapabileceğimiz tek şey kaldı. Umudu elden bırakmamak lazım. Birlikteliğe, kardeşliğe ve adalete sarılmak lazım. Cumhuriyetin kurucu ilkelerine sarılmak lazım. Kuşun iki kanadı var. Biri kadın, biri erkek ve biz ancak bu iki kanadı açarak uçabileceğiz” dedi.

“MUDANYA’DA ATATÜRK VE CUMHURİYET RUHU VAR”

Söyleşi sonunda Tekelioğlu’na teşekkür eden Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, her şeyin dayanışmanın ürünü olduğunu ifade etti. Mudanya’da Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün ruhu olduğunu vurgulayan Dalgıç, şöyle konuştu:  “Sarı saçlı, mavi gözlü dev bize dayanışmayı, birlikte nelerin başarılabileceğini bundan 100 yıl önce gösterdi. Hiçbir şey kolay başarılmamıştır. Çok önemli, değerli kültürümüz ve geçmişimiz var. Bunun farkına varmamız ve buna sarılmamız gerekiyor”

Mudanya 7. Kitap Fuarı’nın ikinci gününde çocuklara ve yetişkinlere özel “Kitap Kapağımı Tasarlıyorum”, “Özgürlük Üzerine Kısa Öykü Yazımı” ve “Çocuklarla Hak ve Özgürlükler” temalı atölyeler gerçekleştirildi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İnegöl Belediyesi TSM Korosundan Muhteşem Konser

İnegöl Belediyesi’nin “Zaferden Kurtuluşa” etkinlikleri kapsamında Türk Sanat Müziği Konseri düzenlendi. İnegöl Belediyesi TSM Korosu, performansıyla beğeni topladı.

İnegöl Belediyesi’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı ile başlayıp 6 Eylül İnegöl’ün düşman işgalinden kurtuluşunu da kapsayan süreçte düzenlediği “Zaferden Kurtuluşa” etkinlikleri devam ediyor. Her gün farklı bir programla süslenirken, Perşembe akşamı İnegöl Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu konseri gerçekleştirildi. Heykel önünde düzenlenen konserde, koro ve solo eserlerle sanat dolu bir gece yaşandı.

VATANDAŞLARDAN YOĞUN İLGİ
Şef Diler Yalaza yönetimindeki koro, zaferin coşkusunu sanatla buluşturdu. Alanı dolduran vatandaşlar, koronun muhteşem performansıyla unutulmaz bir gece yaşadı. 7’den 77’ye her yaştan vatandaşın katıldığı konserde, Belediye Başkanı Alper Taban da konseri izleyenler arasında yerini aldı.

BAŞKAN TABAN’DAN KOROYA ÖVGÜ
Konser sırasında sahneye davet edilen Başkan Alper Taban, kısa bir selamlama konuşması yaptı. İnegöl Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosundan övgüyle söz eden Başkan Taban, “Bu ekip çok eski bir ekip. Üstatlarımızın yer aldığı değerli bir ekip. İnegöl’ümüzün iftiharla seyrettiği bir ekip. Kendilerine bu özel gece için teşekkürü bir borç biliyorum” dedi.

YETER Kİ BİR VE BERABER OLALIM
30 Ağustos Zafer Bayramı ile 6 Eylül İnegöl’ün düşman işgalinden kurtuluşuna da değinen Taban, “Bu vesileyle 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Bu uğurdaki tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm gazilerimizi saygı ile anıyorum. Önümüzde de 6 Eylül var. İnegöl’ümüzün düşman işgalinden kurtuluşu. Bakın bugün huzurlu bir ortam içerisinde müziğimizi dinliyoruz, konserimizi gerçekleştiriyoruz. Ama çok yakın tarihte, 100 yıl kadar önce bu topraklarda neler yaşandı? Savaşlar yapıldı. Mücadeleler verildi. Bugün o mücadeleyi verenler sayesinde burada yaşıyoruz, mutluyuz, huzurluyuz. Bizler bu toprakları yoldan geçerken bulmadık. Bedeller ödedik. Bu bedeli bizler de ödemeye hazırız. Bu ülkenin şehitleri, gazileri bitmez. Kimse test etmeye kalkmasın. Yeter ki bizler birlik beraberliğimizi bozmaya kalkanlara fırsat vermeyelim. Paylaşamayacağımız hiçbir şey yok. Bu akşam bizleri yalnız bırakmadığınız için de teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı