Büyükşehir’den Üreticilere Yüzde 50 Hibeli Kovan Desteği

Manisa Büyükşehir Belediyesi, ‘Arıcıya Güç, Üretime Destek’ projesi kapsamında yüzde 50 hibe ile çift katlı kovan desteğinde bulunacak. Başvurular 1–31 Ekim tarihleri arasında www.manisa.bel.tr üzerinden yapılabilecek.

Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi, arıcılık sektörünü desteklemek amacıyla hayata geçirdiği ‘Arıcıya Güç, Üretime Destek’ projesi ile üreticilere yüzde 50 hibeli çift katlı kovan desteği sunuyor. Projeye başvurular 1 Ekim’de başlayacak ve 31 Ekim’de sona erecek. Başvurular, belediyenin resmi internet sitesi www.manisa.bel.tr üzerinden gerçekleştirilebilecek. Projeye başvurudaki şartlar ise üreticilerin, Tarım ve Orman Bakanlığı Arıcılık Kayıt Sistemine (AKS) kayıtlı olması, aktif ve pasif olmak üzere en az 30 en fazla 200 kovanı olması ayrıca daha önce uygulanan kovan desteğinden yararlanmamış olması gerekiyor.

“Üreticilerimizin Yanındayız”

Kırsal kalkınmayı güçlendirmek, üreticilerin gelirlerinin artmasına katkı sağlamak amacıyla çeşitli projeleri uygulamaya aldıklarını söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Manisa’mız bir tarım kenti. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza destek olmak için neler yapabiliriz, hangi projeleri üretebiliriz noktasında çalışmalar yapıyoruz.  ‘Arıcıya Güç, Üretime Destek’ projesi ile de arıcılık ile uğraşan üreticilerimize yüzde 50’li hibeli iki katlı kovan desteğinde bulunuyoruz. Amacımız yerel üretimi güçlendirmek ve üreticilerimizin mali yükünü hafifletmek. Arıcılık sektöründe sürdürülebilirliği sağlamak ve üreticileri desteklemek. İhtiyaç duydukları her alanda vatandaşlarımızın yanında olmaya ve onları desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Dil Bayramı’nın 93’üncü Yıl Dönümü Osmangazi’de kutlandı

Osmangazi Belediyesi ve Dil Derneği Bursa Şubesi Dil Bayramı’nın 93’üncü yıl dönümünü kutlamak için ortak etkinlik düzenledi.

Büyük Önder Mustafa Kemal  Atatürk’ün katılımıyla 26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda, Türkçe’nin zenginliğinin araştırılması ve ortaya çıkarılması için birinci Türk Dili Kurultayı toplandı. Kurultayın toplandığı ilk gün olan 26 Eylül’ün her yıl “Dil Bayramı” adıyla kutlanma teklifi oy birliği ile kabul edilerek o günden bu yana 26 Eylül günü ülkemizde “Dil Bayramı” olarak kutlanıyor. Osmangazi Belediyesi ve  Dil Derneği Bursa Şubesi Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük önem verdiği dile sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara doğru aktarılmasını sağlamak adına Dil Bayramı’nın 93’üncü yıl dönümünde bir etkinlik düzenledi. Ördekli Kültür Merkezi’nde düzenlenen Dil Bayramı etkinliğine Prof Dr. Kerime Üstünova, konuşmacı olarak katılarak Türkçe’nin önemini anlattı. 
 DİLİMİZİ YABANCI UNSURLARDAN KORUMAMIZ GEREKİYOR 
Dil Bayramı’nın 93’üncü yıl dönümü sebebiyle bir araya geldiklerini ifade eden Prof Dr. Kerime Üstünova, Bugün burada Dil Bayramı’nın 93’üncü yıl dönümü sebebiyle Dil Derneği Bursa Şubesi ve Osmangazi Belediyesi ile düzenlediği etkinliğe katılmak üzere bir araya geldik. Dil devriminin tarihsel akışı içinde dünden bugüne yaptığı yolculuğa kısaca değindik. Dilimizi nasıl koruya biliriz vatandaş olarak bize düşen görevler nelerdir. Onu iyi kullanabilmek, etkili iletişim sağlayabilmek için  üzerimize neler düşüyor ve nelere dikkat edebiliriz bu konuda farkındalık oluşturduk. Dil bayramı bizim için çok önemli, genç kuşaklara farkındalık oluşturmak adına çok anlamlı buluyoruz. Dilimizi yabancı unsurlardan korumamız gerekiyor.  O bir iletişim aracı  ve hepimize gerekiyor. Hangi meslekten olursak olalım dil iletişim aracı, duygu ve düşüncelerimizi onunla anlatıyoruz. Atatürk’ün dille ilgili görüşleri bakış açısı onun dil devriminde yaptığı öncülük bize resmen dil mühendisliği yaptı. Bunlar bizim için çok anlamlı bunların bilinmesi gerekiyor. Genç kuşakların bunları öğrenmesi gerekiyor. Bu topraklar nasıl kanla sulandı ve çok büyük bedeller ödenerek bize bırakıldıysa, vatandaş olarak bizler bu topraklara sahip çıkmak zorundaysak ve böyle hissetmemiz gerekiyorsa aynı şey dil içinde geçerlidir. Vazgeçilmezdir, vatan demek dil demek dil demek vatan demektir. Türkçe demek bağımsızlık demektir bağımsızlık demek Türkçe demektir bunların altını çizmek önemlidir” dedi.
Bundan 93 yıl önce  26 Eylül 1932’de Birinci Türk Dili Kurultayı toplandığını belirten Dil Derneği Bursa Şubesi Başkanı Pelin Yılmaz, “26 Eylül tarihinin Dil Bayramı olarak kutlanmasına o kurultayda karar verildi. Bu gün burada Dil Bayramı’nın 93’üncü yıl dönümünü kutluyoruz” şeklinde konuştu. 
 Etkinliğe katılan vatandaşlar Dil Bayramı’nı kutlamak için programı düzenleyen Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti. 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bilkent Senfoni Orkestrası 2025-2026 Sezonu Başlıyor

Türkiye’nin uluslararası prestije sahip orkestralarından Bilkent Senfoni Orkestrası, 2025-2026 sezonunun zengin konser programını açıkladı. BSO, sanatseverleri sürükleyici konserlerle ve dünyaca ünlü sanatçılar eşliğinde unutulmaz bir müzik yolculuğuna davet ediyor. Hem klasik repertuvarlara saygı duruşunda bulunan hem de toplumsal ve popüler kültüre dokunan özel konserlere yer verilen program, uluslararası solistler, dünya prömiyerleri ve genç dinleyicileri hedef alan içeriği ile hem sanatsal derinlik hem de geniş kitlelere erişimi hedefliyor.

Sezonun İlk Notaları Odeon’da

27 Eylül 2025 tarihinde Bilkent Odeon’da gerçekleşecek Uluslararası Glinka Vokal Yarışması Gala Konseri’nde, Şef Ayyub Guliyev yönetiminde, Mariinsky Tiyatrosu’nun yıldız sopranosu Albina Shagimuratova ve ödüllü genç solistler, opera tutkunlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.

Dünya Yıldızları ve Dev Senfoniler

BSO sezon açılış konserini 11 Ekim’de gerçekleştirecek. Sezon boyunca BSO sahnesinde Inmo Yang, Eldbjørg Hemsing, Carolin Widmann, Dimitry Shishkin, Kristóf Baráti, Leila Josefowicz, Lucas Debargue, Valeriy Sokolov, Anne Gastinel, Gülsin Onay ve Fazıl Say gibi dünya çapında tanınan solistler yer alacak.

• 11 Ekim: Dvořák’ın Keman Konçertosu & Mahler’in 5. Senfonisi (Jaume Santonja – Inmo Yang)

• 6 Aralık: Beethoven Keman Konçertosu & Dvořák 7. Senfoni (Moritz Gnann – Kristóf Baráti)

• 7 Şubat: Schumann Piyano Konçertosu & Brahms 1. Senfoni (Michael Maciaszczyk– Lucas Debargue)

• 14 Mart: Elgar’ın Çello Konçertosu & Bruckner 6. Senfoni (Adrien Perruchon – Anne Gastinel)

• 28 Mart: Mozart’ın Figaro’nun Düğünü Uvertürü& Rodrigo Gitar Konçerto & Stravinsky Bahar Ayini (Eiji Oue – Krzysztof Meisinger)

• 11 Nisan: Mozart’ın Piyano Konçertosu & Ravel’den Daphnis et Chloé: Suite No.1&2 (Julien Masmondet – Gülsin Onay)

• 6 Haziran: BSO & Fazıl Say Odeon Konseri (Murat Cem Orhan – Fazıl Say) Özel Konserler

• 25 Ekim – Cumhuriyet Bayramı Konseri: Türk bestecilerin ölümsüz eserleri

• 8 Kasım – Atatürk Anısına: Oğuzhan Yıldırım’ın dünya prömiyeri

• 26&27 Aralık – Yeni Yıl Konserleri: Son yılların parlayan yıldızı genç soprano Jasmin Delfs, en sevilen aryaları seslendirecek

• 7 Mart – İhsan Doğramacı Uluslararası Beste Yarışması kazanan eserin prömiyeri

• 25 Nisan – BSO Çocuk Konseri: Bilkent Müzik Hazırlık İlkokul ve Ortaokul Korosu eşliğinde 23 Nisan coşkusu sahnede!

Tematik ve Sinema Müziği Konserleri

Klasik müzikle popüler kültürü buluşturan özel projeler bu sezon da dikkat çekiyor.

• 1 Kasım – Cadılar Bayramı Konseri: Harry Potter, Star Wars, Game of Thrones…

• 14 Şubat – Sevgililer Günü Konseri: The Godfather Triology, Cinema Paradiso, Nina Rota’nın en sevilen eserleri ve Solist Romain Leleu’nun “The Trumpet as Movie Star” repertuvarı

• 13 Haziran – Tim Burton Film Müzikleri: Batman, Beetlejuice, Corpse Bride ve daha fazlası

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu Başladı

Gölcük Belediyesi edebiyat sempozyumları serisinin 7’ncisi olan “Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu” geniş katılımla başladı.

Edebiyat dünyasına kazandırdığı sempozyumlar ve bu sempozyumlardaki bildirilerden oluşan 6 kitapla adından söz ettiren Gölcük Belediyesi, 7. sempozyuma ev sahipliği yapıyor. Vefatının 50. yılında Nurettin Topçu’yu genç kuşağa tanıtmak ve edebiyat dünyasına katkılarını anlatmak amacıyla düzenlenen sempozyum, Kültür ve Turizm eski Bakanı, AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın açılış konuşmasıyla başladı.

EDEBİYAT DÜNYASININ ÖNEMLİ İSİMLERİ 7. KEZ BİR ARAYA GELDİ

Gölcük Belediyesi, edebiyat ve felsefe dünyasının önemli isimlerini 7. kez bir araya getirdi. Sempozyumun açılışına; Kültür ve Turizm eski Bakanı, AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve edebiyat tutkunu izleyiciler katıldı.

“AMACIMIZ GELECEĞE IŞIK TUTACAK FİKİRLERİ GÜNDEME TAŞIMAK”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği telgrafı okuyarak sözlerine başlayan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer şöyle konuştu: “Geçmişten günümüze kültür ve sanat dünyasının nabzını tutmamıza vesile olan dergiler, Cemil Meriç’in ifadesiyle, ‘Hür tefekkürün kaleleridir.’ Her büyük kültürel ve fikir hareketinin arkasında muhakkak bir dergi bulunmaktadır. Biz de ülkemizin hafızasında derin izler bırakan dergileri merkeze alarak bir sempozyumlar serisi düzenledik. Amacımız sadece geçmişi anmak değil, geleceğe ışık tutacak fikirleri yeniden gündeme taşımak ve bunların tartışılmasını sağlamaktır. Nurettin Topçu, düşünceleriyle sadece akademik dünyayı değil, irfanı ve ahlaklı duruşuyla genç nesilleri de etkilemiş büyük bir düşünürdür. Bu vesileyle sempozyumun hazırlanmasına emeği geçenlere ve değerli konuklarımıza teşekkür ediyorum.”

“FİKİR VE SANAT, HEPİMİZİN İHTİYACI”

AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Fikir ve sanat hepimizin, farkında olsak da olmasak da ihtiyacı. Bunun farkında olmadığımızda bu ihtiyacı dünyevi şeylerle gidermeye çalışıyoruz. Oysa esas ruhumuzun, maneviyatımızın ihtiyacı olan; düşünmek, güzel ahlakla yaşayabilmek ve bir sanat üzerine yoğunlaşabilmektir. İşte bunlar ruhumuza iyi gelecek şeylerdir. Bundan uzağız. Bu sebeple 7’ncisini düzenlediği sempozyumda şehrimizin ve ülkemizin değerli insanlarını bizlerle buluşturan, bilgilerimizi tazeleme fırsatı veren Gölcük Belediye Başkanımız Ali Yıldırım Sezer’e teşekkür ediyorum.”

“BU ESERLERİ OKUYABİLMEK BÜYÜK BİR DEĞER”

Sempozyuma katılan akademisyenler ve yazarların çalışmalarına değinen AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal ise şöyle konuştu: “Onlar, her şeyin bir popüler olma kültüründen ibaret olduğu dünyada, kendi duruşları ve tavırlarıyla hakikate tutunarak, istikametlerini ve bir gün çalışmalarını takip edenler için çok kıymetli eserler bırakıyorlar. Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad, Hareket Dergisi, Büyük Doğu, Diriliş, ardından Nuri abinin edebiyat dergisi, sonra Mavera… Bunlar aslında bir damarı, ana akışı temsil ediyorlar. Her birine baktığınızda elimizde olmaları, bu eserleri okuyabiliyor olmamız sahiden büyük bir değer.”

TOPÇU’NUN DÜŞÜNCE DÜNYASI TARTIŞILDI

Açılış konuşmalarının ardından akademisyenlerin bildirileri sunuldu. İlk oturum Prof. Dr. İsmail Kara’nın “Hareket Dergisi’nin Kendine Mahsus Bazı Özellikleri” başlıklı bildirisiyle başladı. Ardından Yazar Beşir Ayvazoğlu başkanlığında Prof. Dr. Mustafa Kara, Dr. Mehmet Sılay ve Prof. Dr. M. Fatih Andı’nın bildirileriyle devam etti. Gün boyunca farklı oturumlarda Prof. Dr. Ali Utku, Prof. Dr. Mehmet Fatih Birgül, Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Hasan Yenilmez, Prof. Dr. Beyhan Kanter, Prof. Dr. Şaban Sağlık, Prof. Dr. Hayati Develi, Doç. Dr. Mustafa Aslan, Doç. Dr. Koray Üstün, Dr. Öğr. Üyesi İhsan Şen ve Yusuf Turan Günaydın sunumlarını gerçekleştirdi.

SEMPOZYUM İKİNCİ GÜNÜNDE DEVAM EDECEK

Sempozyumun 27 Eylül 2025 Cumartesi günkü programı Prof. Dr. Cengiz Çakmak’ın oturum başkanlığında başlayacak. Gün boyunca Prof. Dr. Ahmet Dağ, Prof. Dr. Ali Kurt, Dr. Hüseyin Yorulmaz, Doç. Dr. Yunus Emre Özsaray, Prof. Dr. Özlem Fedai, Doç. Dr. Erdem Dönmez, Doç. Dr. Yakup Öztürk ve Dr. Gökçe Aydın Bal’ın da aralarında bulunduğu birçok akademisyen bildirilerini sunacak.

MÜZAKERE İLE SONA ERECEK

Sempozyum; Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Ali Kurt, Prof. Dr. Cengiz Çakmak, Prof. Dr. Ali Utku, Dr. Mehmet Sılay ve Prof. Dr. Mehmet Fatih Birgül’ün katılacağı müzakere bölümüyle sona erecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Zengin Bir Kadının İntikam Arayışının Hikâyesi: “Bir Ziyaret”

Şehir Tiyatroları Yazıldığı 1956 Yılından Bu Yana İngiltere, Arjantin, İsviçre, Lübnan, Amerika Gibi Pek Çok Ülkede Sahnelenen “Bir Ziyaret” İle 2025-2026 Tiyatro Sezonunu Açıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Friedrich Dürrenmatt’ın yazdığı, Zahide Gökberk’in çevirdiği, Yıldırım Fikret Urağ’ın yönettiği “Bir Ziyaret” oyununu seyirciyle buluşturuyor. Oyun, 1 Ekim 2025 Çarşamba günü 20.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ilk gösterimini yapıyor.

Oyunun Konusu:

Gençliğinde yaşadığı aşk ilişkisinde hamile kalan Claire, sevgilisi Alfred’in daha varlıklı bir kız için kendini terk etmesinin ardından kasabadan kovulmuştur. Kırk yıl sonra Claire, yaptığı evliliklerle son derece zenginleşmiş Bayan Zachanassian olarak kasabaya dönmüştür. Yoksulluğa düşmüş kasaba halkına bir servet vadeder ama bir şartı vardır; İntikam. “Bir Ziyaret” paranın satın alma gücünün karşısında yozlaşan ahlakı, toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille sahneye taşıyor.

Oyunun yönetmeni Yıldırım Fikret Urağ, “Bir Ziyaret”i şöyle anlatıyor:

“Ne sırtını insandan kopmuş ideolojilere dayayan bir seçimi var Dürrenmatt’ın, ne de kerameti kendinden menkul bir birey inancı!

Kimi tiyatro otoritelerinin(!) kendisine atadığı, sanat anlayışının grotesk üzerine kurulu olduğu iddiasının da, benim Dürrenmatt okumalarımda belirleyici bir hükmü yok.

Dünyanın bu uğultulu, korkunç, gülünç ve paramparça haline baktıkça, Dürrenmatt benim için olsa olsa katı gerçekçi olarak adlandırılabilir. Denilebilir ki o, ellerimizle yarattığımız ve içinde artık bebeklere savaş açar hale geldiğimiz dünyamızı, -evet, belki biraz sertçe- suratımıza çarpıyor Dürrenmatt!

“Bir Ziyareti” tam da bu düşünsel aralıktan okuyorum ve söz konusu olan batı düşüncesinin/uygulamasının eleştirisi olduğunda, yazarın gerçeklerden ödün vermeyen gözlem gücü ve vicdanıyla buluştuğum bir er meydanına dönüşüyor tiyatro sahnesi benim için.

Bana göre gizli faşizmin pek süslü bir maşası olan politik doğruculuğun, boy hedefi haline getireceğini bile bile kuruyorum bu cümleyi üstelik. Er meydanı dediğimiz mertliğin meydanıdır; hepsi bu!

Alabildiğine bireysel, sentimental, hatta kimi bilgelere göre “arabesk” denilebilecek bir hikayesi var oyunumuzun. Aşk, ihanet ve intikam! Bu haliyle bakıldığında sıradan, alışılagelmiş bir hikâye… Dürrenmatt’ın büyüklüğü, -çok- dışarıdan bakıldığında çok bilindik gelen bu hikâyeyi içine yerleştirdiği derin toplumsal perspektifte yatıyor. Karşılıklı birbirinin doğuranları olarak tanımlanabilecek birey/toplum diyalektiğine keskin bir bakış atmaya davet ediyor bizi.”

Dramaturgisini Dilek Tekintaş’ın, müziğini Burçin Elmas Çubukçu, Şiringül Kaya’nın, dekor-kostüm tasarımını Eylül Gürcan’ın, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu’nun, koreografisini İbrahim Ulutaş’ın, efekt tasarımını Serkan Yavşan’ın, video tasarımını Caner Özdemir, Serkan Yavşan’ın yaptığı, fotoğraflarını Tuğçe Keçeci’nin çektiği oyunda Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın rol alıyor.

Oyun, 1-4 Ekim, 8-11 Ekim 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 29 Ekim – 1 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

İyi seyirler…

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İnanç Işık, Kuzey Asya Bölgesi Genel Müdürü ve Asya Pasifik Orta Doğu ve Afrika Başkan Yardımcısı Oldu

Gıda hammaddeleri ve ev dışı tüketim sektörlerinde faaliyet gösteren küresel gıda ve beslenme devi Kerry Group, üst düzey yönetim kadrosunda önemli bir atama gerçekleştirdi. Türkiye’de Krater ve DaVinci Gourmet markalarıyla tanınan şirketin Orta Doğu, Türkiye ve Pakistan Genel Müdürü İnanç Işık; 1 Ocak 2026 itibarıyla Kuzey Asya Bölgesi Genel Müdürü ve Asya Pasifik Orta Doğu ve Afrika Bölgesi (APMEA) Başkan Yardımcısı olarak göreve başlayacak.

İnanç Işık, Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Kariyerine BP Türkiye’de başlayan Işık, 20 yılı aşkın süredir gıda ve içecek sektöründe farklı üst düzey sorumluluklar üstlendi. Gıda sektörünün küresel şirketlerinden Cargill’de edindiği geniş deneyiminin ardından 2017 yılında İrlandalı gıda devi Kerry Group’a katılan Işık; Türkiye, Orta Doğu ve Pakistan pazarlarını kapsayan 22 ülkenin Genel Müdürlük görevini Dubai merkezli olarak yürüttü. Bu süreçte iş dönüşümü, stratejik büyüme, satın almalar ve bölgesel genişleme projeleriyle şirketin gelişimine önemli katkılar sağladı. 

31 Aralık’a kadar mevcut görevine devam edecek olan Işık, 1 Ocak 2026 itibarıyla Kuzey Asya Bölgesi’ndeki Çin, Japonya ve Güney Kore operasyonlarının yönetiminden, sürdürülebilir büyüme stratejilerinin uygulanmasından ve müşteri odaklı inovatif çözümlerin geliştirilmesinden sorumlu olacak.

 “Yeni görevim, hızlı gelişen Uzak Doğu pazarı dinamikleri ile Türkiye pazarından edindiğim ilham ve liderlik özelliklerini bir araya getirmemi gerektiriyor

Işık atamasına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de, İstanbul’daki Ar-Ge ve İnovasyon Merkezimizde geliştirdiğimiz tat ve çözümler, Kuzey Asya Bölgesinde tüketici trendlerinin yoğunlaştığı unlu mamuller, süt ürünleri, peynir ve içecek kategorilerinde sunacağımız yeniliklere öncülük edecek. Yeni görevim, hızlı gelişen Uzak Doğu pazarı dinamikleri ile Türkiye pazarından edindiğim ilham ve liderlik özelliklerini bir araya getirmemi gerektiriyor. Bu çerçevede amacım, Kuzey Asya ile şu anda yönettiğim Türkiye, Orta Doğu ve Pakistan bölgeleri arasında hem tat hem de kültürel etkileşim ile köprü kurmak.” 

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sorgu’nun Yeni Sezonundan İlk Tanıtım Paylaşıldı!

TOD’un orijinal dizisi “Sorgu”, heyecanla beklenen ikinci sezonundan ilk tanıtımı izleyiciyle buluşturdu. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan yeni sezon afişleriyle de büyük beğeni toplayan diziden paylaşılan tanıtım, Sorgu’nun ikinci sezonda da büyük ses getireceğinin sinyalini verdi.

Hazal Kaya ve Çağlar Ertuğrul’u başrollerde buluşturan, yapımcılığını Karga 7 Pictures’ın üstlendiği, yönetmen koltuğunda Çağatay Tosun’un oturduğu, senaryosunu Elif Usman Ergüden ve Mehmet İlker Altınay’ın kaleme aldığı Sorgu, yakında yeni sezonuyla TOD ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.

Dizinin yeni sezonu yalnızca şüphelileri değil; aile bağlarını, güveni, adaleti ve insan doğasının karanlık yönlerini etkileyici bir biçimde ele alacak. 

 

Yeni Bir Cinayet Vakası Ekibi Yeniden Bir Araya Getiriyor!

Kadrosunda Hazal Kaya, Çağlar ErtuğrulBoncuk Yılmaz, Melisa Döngel, Deniz Hamzaoğlu, Oktay Çubuk, Ezgi Tombul, Deniz Karaoğlu, Umut Kaya, Asu Lal Burnak ve Elit Andaç Çam gibi birbirinden başarılı oyuncuların yer aldığı dizinin yeni sezonunda aradan altı ay geçmiş, herkesin hayatı bambaşka bir yöne savrulmuştur. Cihan, Metin hakkında ulaştığı bilgileri savcılığa iletmiş, açığa alınan Metin hakkında dava açılmış ve bu süreç ikiliyi tamamen uzaklaştırmıştır. 

Yeni ve ses getiren bir cinayet vakası, Cihan, Metin, Süleyman ve Tolga’dan oluşan ekibi yeniden bir araya getirir. 

İkinci Sezon Heyecanı Tırmanıyor! 

Bu sezon yalnızca şüpheliler değil, aile bağlarından güven ve sevgiye, adalet ve ahlaktan cinayetin sınırlarına kadar birçok kavram derinlemesine sorgulanacak; en yakınlarımızın kalbimizde açtığı yaralar, zihinlerimizde bıraktığı hasarlar ve toplumu ilgilendiren büyük sorular, sezon boyunca izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkaracaktır.

Türkiye’nin yanı sıra Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde de eş zamanlı yayınlanan Sorgu, yeni sezonuyla yakında TOD’da!

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Varlı “Müziğin Sessiz Siyaseti”ni anlattı…

Nilüfer Belediyesi’nin “Tematik Buluşmalar” söyleşisinde “Müzik, bazen iktidarın sesi olur, bazen de sessizlerin çığlığı…” diyen Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, müziğin toplumsal normları ve sessizliği bile siyasete dönüştüren gücüne dikkat çekti.

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Tematik Buluşmalar” söyleşisine konuk olan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Türk Müziği Anasanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, müziğin sadece bir sanat formu olmadığını, aynı zamanda toplumsal normları, kimlikleri ve iktidar ilişkilerini şekillendiren politik bir araç olduğunu söyledi.

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Tematik Buluşmalar” söyleşilerinin bu ayki konuğu BUÜ Türk Müziği Anasanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen “Müziğin Sessiz Siyaseti” başlıklı söyleşiye, sanatseverler ve akademisyenlerin yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin ve Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan da katıldı. Prof. Dr. Varlı söyleşide, müziğin duyulmayan yönlerini ve toplumsal etkilerini anlattı.

“MÜZİK HER ZAMAN POLİTİKTİR”

“Müziğin salt ses sanatı olarak görülmesi, onun toplumsal etkisini gölgede bırakıyor” diyen Prof. Dr. Varlı, müziğin tarih boyunca politik bir araç olduğunu belirtti. Varlı, müziğin toplumsal norm oluşturma, kültürel hafızayı taşıma ve kimlik inşasında kritik bir rol oynadığını dile getirdi.

Müziğin sadece bireysel bir ifade biçimi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Varlı, “Müzik, bir toplumun düşünce biçimini, değerlerini, hatta iktidar ilişkilerini şekillendiren bir güce sahiptir. Bir ezgi, farkında olmadan bizi belirli bir düşünceye yaklaştırabilir. Bu nedenle müzik, toplumsal normların üretimi, dolaşımı ve meşrulaştırılmasında güçlü bir araçtır” dedi.

SESSİZLİĞİN İKİ YÜZÜ

Söyleşide sessizlik kavramına da değinen Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, sessizliğin hem olumlu hem olumsuz yönlerine dikkat çekti. “Sessizlik, insanın kendinin farkına varması gibi olumlu durumları içerirken, Gazze’de yaşananlara sessiz kalınması gibi durumlarda suç haline dönüşebiliyor” diyen Varlı, sessizliğin bazen güçsüzlere dayatılan bir konuşma eksikliği, bazen de tahakküme karşı bir direniş biçimi olabileceğini ifade etti.

Müziğin hegomanya üretmesi konusuna Gramsci, Adorno gibi düşünürlerin bu konudaki çalışmalarına atıfta bulunarak açıklamalarda bulunan Varlı, yerli ve yabancı parçalarla müzikle üretilen toplumsal normları açıkladı.

“EN DERİN ANLAM SESSİZLİKTE SAKLI”

Prof. Dr. Varlı, müziğin toplumsal dinamiklerle olan ilişkisi hakkında ise şunları söyledi: “Müzik, sesin sanatıdır ama bazen en derin anlam sessizlikte saklıdır. Toplumda da tıpkı müzikte olduğu gibi ses ve sessizlik yan yanadır. Bazı sesler duyulur, bazıları bastırılır. Bu durum rastgele değildir. Her sessizlik bir politik tercihin, iktidar ilişkisinin sonucudur. Müzik ise bu sessizlikle bazen uzlaşır, bazen çatışır, bazen de onu fark ettirmeden deşifre eder.”

Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’ya söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin günün anısına hediye verdi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kültür Evi’ne yoğun ilgi

Kemer Belediyesi Kültür Evi, açıldığı günden bu yana ziyaretçi ziyaret akınına uğruyor. 

Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu tarafından Yerel Tarihçi Ramazan Kar’ın destekleriyle turizme kazandırılan Liman Caddesi’ndeki Kemer Belediyesi Kültür Evi, içerisinde barındırdığı değerli obje, belge, fotoğraf ve eşyalarla dikkat çekiyor. 

Kemer’in tarihi belleğini yansıtan Kültür Evi’ni ziyaret eden yerli ve yabancı misafirler, Kültür Evi Sorumlusu Yerel Tarihçi Ramazan Kar’dan da bilgi alarak bol bol fotoğraf çekmeyi ihmal etmiyor. 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İstanbul Turizm Fuarı (ITF), Unutulmaz Bir Gala Gecesiyle Sektöre Damga Vurdu

Ulusal ve uluslararası turizm profesyonellerinin büyük buluşması: İstanbul Turizm Fuarı (ITF 2025), 25 Eylül akşamı Fişekhane’de gerçekleşen görkemli gala gecesiyle sektöre damga vurdu. Tarihi atmosferi ve benzersiz mimarisiyle Fişekhane’de düzenlenen gece, iş, sanat ve cemiyet hayatından önemli isimlerin yanı sıra fuarda yer alan markaların temsilcileri ile 50 ülkeden gelen tur operatörü ve seyahat acentalarının katılımıyla unutulmaz anlara sahne oldu.

Gecenin özel destekçisi, Özak Global bünyesinde yer alan Ela Excellence Resort Belek oldu. Markanın katkılarıyla zenginleşen davette konuklar, müzik performansları, seçkin ikramlar ve etkileyici sahne şovlarıyla turizmin ışıltılı dünyasında keyifli bir akşam yaşadı.

Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gala gecesi, İstanbul Turizm Fuarı’nın sektör için yarattığı uluslararası buluşma platformunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı