ING’den Özel Bankacılık müşterilerine kişiselleştirilmiş deneyim ve fark yaratan ayrıcalıklar

Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olmayı hedefleyen ING Türkiye, Özel Bankacılıkta kişiselleştirilmiş müşteri ilişkileri yönetimini stratejisinde önceliklendiriyor. ING, Özel Bankacılık kategorisinde konumlandırdığı müşterilerine hedef ve önceliklerine uygun kişisel çözümler sunarken, zenginleştirilmiş varlık yönetimi, prestijli ürün ve hizmetleriyle fark yaratıyor.  

Hedef ve önceliklere uygun kapsamlı bir finansal yönetim yaklaşımı sunuluyor. 

Özel Bankacılık müşterilerinin birikimlerini etkin şekilde yönetmelerine katkı sağlayan ING Türkiye, uzman müşteri ilişkileri yöneticileriyle her bireyin hedef ve önceliklerine uygun kapsamlı bir finansal yönetim yaklaşımı sunuyor. Ayrıca, para ve sermaye piyasalarına dair rehberliğiyle katma değer yaratmayı önceliklendiriyor ve döviz alım satımında sektördeki en rekabetçi kurlarla işlem yapabilme imkânı sağlıyor. 

Değer yaratan ayrıcalıklar sağlanıyor. 

ING Özel Bankacılık Kredi Kartı ile müşteriler, 800’den fazla havalimanındaki Lounge Key alanlarını bir misafirleriyle sınırsız kullanabiliyor, seçili havaalanlarında hızlı geçiş ayrıcalığından yararlanabiliyor. Belirli kampanya ve kriterler kapsamında swift işlemleri ücretsiz gerçekleşiyor; bazı yatırım platformlarına erişim ile Türkiye ve dünya piyasalarına ilişkin kapsamlı analizler de müşterilere sunuluyor. Bununla birlikte Özel Bankacılık hesapları masrafsız, kredi kartları ücretsiz olarak sunuluyor; EFT ve havale işlemlerinden ücret alınmıyor. Ayrıca, 1–5 milyon TL arası birikime sahip müşteriler için de sınırsız hızlı geçiş ve sınırlı lounge kullanımı ayrıcalıkları bulunuyor.

Tuğçe Bora Kılıç: Dijital bankacılığın kolaylığını ve birikim yönetimindeki uzmanlığımızı kişiselleştirilmiş deneyimle birleştiriyoruz. 

Müşterilerinin iş ve özel hayatlarında bir adım önde olmalarına imkân sağlamayı amaçladıklarını belirten ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tuğçe Bora Kılıç, “Özel Bankacılık müşterilerimize finansal ürünlerin ötesinde, yaşamlarını kolaylaştıran hizmetler ve değer yaratan ayrıcalıklar sunuyoruz. Birikim yönetiminde uzman müşteri ilişkileri yöneticilerimiz aracılığıyla onların hedef ve önceliklerine uygun çözümler sağlıyoruz. Müşterilerimizin varlıklarını etkin ve verimli şekilde yönetmelerine katkı sağlarken, para ve sermaye piyasalarına ilişkin rehberliğimizle katma değer yaratmayı önceliklendiriyoruz. Dijital bankacılığın kolaylığını ve birikim yönetimindeki uzmanlığımızı kişiselleştirilmiş deneyimle birleştiriyoruz. Her müşterimize özel bir müşteri temsilcisi atarken, dileyen müşterilerimize Cebimdeki Danışman ile görüntülü bankacılıktan faydalanma imkânı sunuyoruz. Uzmanlığımız ve sunduğumuz ayrıcalıklarla müşterilerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz” diye aktardı.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Altın Portakal’ın “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması”nda Jüri Üyeleri Belli Oldu

24 Ekim – 2 Kasım 2025 tarihleri arasında bu sene 62.’si gerçekleştirilecek Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamındaki Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyeleri belli oldu.

Ön seçici kurulunu Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü’nün kurucu başkanı, Prof. Dr. Nazlı Eda Noyan, Senarist, yazar, akademisyen Hüseyin Kuzu ve Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nde öğretim üyesi Doç. Dr. Suncem Koçer’in oluşturduğu Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda; ‘Aldığımız Nefes’, ‘Bağlar, Kökler ve Tutkular’‘Barselo’, ‘Doğudan Fragmanlar’, ‘En Güzel Cenaze Şarkıları’Erken Kış’,‘Kanto’‘Noir‘Kesilmiş Bir Ağaç Gibi’‘Parçalı Yıllar’‘Sahibinden Rahmet’ ve ‘Tavşan İmparatorluğu’ filmleri yarışacak. 

Altın Portakal’da Deneyimli İsimler Ulusal Uzun Metraj Filmleri Değerlendirecek

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanlığı görevini yürütecek Ömer Vargı, kariyeri boyunca 1500’den fazla reklam filmi yönetti. Vargı, sinema kariyerine 1974 yılında Yılmaz Güney ve Şerif Gören’in “Endişe” filminde çalışarak adım attı; ardından “Deprem”, “Taksi Şoförü” ve “Nehir” filmlerinde Şerif Gören’in asistanı olarak görev aldı.

Vargı, 1983 yapımı Güneşin Tutulduğu Gün ve 1993 yapımı Amerikalı filmlerinin yapımcılığını üstlenerek sinema dünyasında dikkatleri üzerine çekti. 1996 yılında yapımcısı olduğu Eşkıya filmi, 3 milyondan fazla izleyici sayısına ulaşarak Türk sinema tarihinde bir dönüm noktası oldu ve sektörde büyük bir canlanma başlattı. Film ayrıca OSCAR aday adayı oldu. 1998 yapımı Her Şey Çok Güzel Olacak filmiyle yapımcı ve yönetmen olarak geniş kitlelere ulaşan Vargı, 2003 yılında İnşaat filmiyle de aynı başarıyı sürdürdü. 2005 yılında vizyona çıkan Yavuz Turgul’un yönettiği OSCAR aday adayı olan Gönül Yarası filminde yapımcı, 2007 yapımı Kabadayı filminde de hem yapımcı hem yönetmen olarak yer aldı. 

2009 yılında Cam Kırıkları dizisinin yapımcılığını üstlenen Vargı, 2011 yılında Anadolu Kartalları filminin yönetmenliğini yaptı. 2014 yılında çekilen On Yılda Bir İnşaat filminde ise yeniden yapımcı ve yönetmen olarak imza attı.

Ömer Vargı ayrıca 2018 yılında 55. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü”ne layık görüldü.

Vargı, 2024 yılında yayımlanan “Bu Filmde Ben de Varım” adlı kitabında, Türk sinemasındaki yolculuğunu, kamera arkasındaki deneyimlerini ve sektördeki unutulmaz anılarını okurlarla paylaştı.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyesi Aydın Sarıoğlu, 1989 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV-Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nı bitirdi ve İstanbul’a geldi. Sinema, reklam ve belgesel çekimlerinde kamera asistanı ve kamera operatörü olarak çalıştı. 1992 yılından itibaren görüntü yönetmenliği yaptı. Aynı zamanda “Bağımsız Sanat İnisiyatifi” adı altında farklı disiplinlerden sanatçılarla fotoğraf projeleri üretti ve bazı film yapımlarına ortak yapımcı olarak katıldı.

Aydın Sarıoğlu, Ömer Evre’nin yönettiği Tuvaldeki Sır (2024), Ümit Ünal’ın yönettiği Evcilik (2024), Yunus Nihat Özcan’ın yönettiği Takıntılar (2024), Murat Aslan’ın yönettiği Kasa da Parti (2024) ve Ulaş Bahadır’ın yönettiği Başkan (2023) filmlerinde görüntü yönetmeni olarak yer aldı. Biket İlhan’ın yönettiği Bir Hekimin Anıları / Besim Ömer Akalın Paşa (2022) belgeselinde çalıştı. Hasan Gümet’in yönettiği Aşkın Saati, 19:03 (2021), Müslim Şahin’in yönettiği Muallim (2021), Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er’in yönettiği Omar and Us / Ömer ve Biz (2018) gibi yapımlarda görev aldı. Televizyon projelerinde Serdar Akar’ın yönettiği Payitaht-Abdülhamit (2017, 11 bölüm), Özer Kızıltan’ın yönettiği Mahrumlar, Aşkın 5 Hali, Bize Ne Oldu? ve Adam ve Çocuk gibi TV filmlerinde yer aldı. Cevdet Mercan’ın yönettiği Bir Çocuk Sevdim (2012, 39 bölüm) ve Yağmur Taylan ile Durul Taylan’ın yönettiği Muhteşem Yüzyıl (2011, 21 bölüm) dizilerinde çalıştı.

Filmografisinde Nesli Çölgeçen’in yönettiği Denizden Gelen (2009), Selim Demirdelen’in yönettiği Kavşak (2010), Ümit Ünal’ın yönettiği 9 (Dokuz) (2001), Ömer Kavur ve Orhan Oğuz’un yönettiği 10 Yönetmen 2 Film (1996) gibi yapımlar yer aldı.

Aydın Sarıoğlu’nun bazı filmleri ulusal ve uluslararası festivallere katıldı ve ödüller aldı. 9 (Dokuz), 21. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışması’na katıldı, “En İyi Film” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödüllerini aldı; 14. Ankara Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü, “En İyi Senaryo”, “En İyi Müzik” ve “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerini aldı; Seul SeNef Film Festivali’ne katıldı ve Jüri Özel Ödülü aldı. Denizden Gelen (2009), 29. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışması’na katıldı, Uluslararası Sinemada İnsan Hakları Yarışması ve Moskova Film Festivali’ne katıldı. Kavşak (2010), 47. Antalya Altın Portakal Uluslararası Film Festivali ve 17. Adana Altın Koza Film Festivali’ne katıldı, “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Seyirci” ödüllerini aldı. Aydın Sarıoğlu, tüm bu projelerde yaptığı çalışmalarla sinema ve televizyon alanında önemli işler ortaya koydu.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyesi Beren Saat, Başkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okuduğu yıllarda profesyonel oyunculuk hayatına başladı. Tomris Giritlioğlu ile tanıştıktan sonra televizyon dizisi Hatırla Sevgili ve sinema filmi Güz Sancısı ile ilk başrollerini oynadı. Sonrasında başarısını çok izlenen diziler Aşk-ı Memnu, Fatmagül’ün Suçu Ne?, İntikam ve Muhteşem Yüzyıl: Kösem ile devam ettirdi. Sinemada Serdar Akar (Gece’nin Kanatları), Bahman Ghobadi (Gergedan Mevsimi) ve Uğur Yücel (Benim Dünyam) gibi saygın yönetmenlerle çalıştı.

Aynı zamanda seslendirme sanatçısı olan Beren Saat; Brave (Disney), Toy Story (Pixar), Minions (Illumination) gibi gişe rekortmeni animasyon yapımlarında, Netflix’in Night on Earth belgeselinde, Greenpeace Türkiye filmlerinde ve çok sayıda reklamda seslendirme yaptı. Netflix Türkiye’nin ilk kadın hikayesi Atiye ve Last Call for Istanbul projelerinde yer aldı ve uluslararası bilinirliğini artırdı.

2024 yılında Caner Alper ve Mehmet Binay’ın yönettiği Amazon Prime film projesinin çekimlerini tamamladı. Beren Saat, birçok markanın reklam yüzü oldu, kadınlar ve kız çocukları için pek çok sosyal sorumluluk projesinde yer aldı, İklim Değişikliği Zirvesi’nde iyi niyet elçisi olarak görev yaptı ve Lübnan, Seul, Şili gibi ülkelerde en iyi kadın oyuncu adaylıkları ve ödüllerini kazandı.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyesi Engin Alkan, 984–1989 yılları arasında İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde oyunculuk eğitimi gördü. 1996 yılından itibaren çeşitli oyunculuk okullarında eğitmenlik ve tiyatro bölüm başkanlıklarını sürdürdü. Meslek hayatı boyunca 20’yi aşkın ödülle onurlandırıldı, 30’dan fazla oyunda yönetmen olarak görev aldı, 50’ye yakın oyunda oyuncu olarak yer aldı ve tiyatro adaptasyonları ile oyunlar yazdı.

Tiyatro çalışmalarının yanı sıra sinema ve televizyon yapımlarında da yer aldı. Başlıca sinema filmleri arasında Kaç Para Kaç, Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü ve Yakamoz bulunuyor. TV dizileri arasında Yedi Numara, Kardeş Çocukları ve İkimizin Sırrı gibi yapımlarda rol aldı.

Seslendirme alanında Şirinler çizgi filminde “Şirin Baba”, Susam Sokağı’nda “Edi”, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde “Samwise Gamgee”, Shrek animasyon serisinde “Çizmeli Kedi” ve League of Legends dijital oyununda “Braum” tiplemeleriyle tanındı.

Engin Alkan, 1985 yılında mensubu olduğu İstanbul Büyükşehir Şehir Tiyatroları başta olmak üzere çeşitli kumpanyalarda rejisörlük, oyunculuk ve yazarlık çalışmalarına devam ediyor.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyesi Mircan Kaya, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde lisans öğrenimi gördü, Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimi yaptı ve İtalya’da Padova Üniversitesi ile İspanya’da Katalonya Teknik Üniversitesi İnşaat bölümlerinde doktora düzeyinde çalışmalar yürüttü. Müzik eğitimine çocuk yaşlarda başladı ve İngiltere’de batı müziği teknikleri üzerine eğitim aldı.

2005 yılında Bizim Ninniler albümünü çıkardı ve pek çok ilke imza atarak uluslararası müzik çalışmalarına başladı. Dünya çapında müzik otoriteleri tarafından övgüyle değerlendirilen Kül, Sala, Outim, Numinosum, Elixir, Minor, Nanni, Insula, Çinka, Hush, Ağıtlar, Kırmızı Gül, Bir Akşam Sen ve Ben, Bizim Ninniler 2023, Solus ve Hudey albümlerinde müzik direktörü, yorumcu ve yapımcı olarak yer aldı. Çalışmalarının çoğu “Küresel Dünya Müziği / Trans Global World Music Chart” tarafından ilk sıralara alındı.

“Gece Karanlık Çekirge ve Sen” adlı bir kitabı oldu. Ülkemizi Dünya Müziği janrında başarıyla temsil eden Mircan Kaya, müzik alanında pek çok ödül kazandı.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyesi Sevin Okyay, 1975’ten itibaren önde gelen gündelik gazetelerde kültür-sanat yazarı olarak görev aldı ve kültür-sanat köşeleri yazdı. Yapı Kredi Yayınları’nda editörlük yaptıktan sonra Türk TRT’sinde beş buçuk yıl süreyle Ve Sinema / And Sinema programını hazırladı. Açık Radyo’da radyocu oldu. 1996 yılında Radikal’de köşe yazmaya başladı, ardından NTV Radyo’ya geçti.

Harry Potter dizisinin altı kitabı ile Alberto Manguel ve Gianni Guadalupi’nin Hayali Yerler Sözlüğü, Kutlukhan Kutlu ile çevirdiği kitaplar arasında yer aldı. Ayrıca yedi kitabı yayımlandı. Sinema Eleştirmenleri Derneği (SİYAD) üyesi olarak ilk kadın üye oldu. Yirmi beş yılı aşkın süredir NTV Radyo’da Caz ve Ötesi ile Cinayet Masası programlarını yaptı.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyesi Zeynep Koloğlu, eğitimine Saint Benoit Fransız Lisesi’nde başladı ve ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sahne Dekor ve Kostüm Tasarımı bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren bale, tiyatro, reklam, dizi ve sinema alanlarında çalışmaya başladı ve uzun yıllardır sanat yönetmeni ve yapım tasarımcısı olarak önemli projelerde görev aldı.

Kariyeri boyunca birçok ulusal ve uluslararası yapımda yer aldı. 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Usta filmi ile “En İyi Sanat Yönetmeni” ödülünü aldı. Çalıştığı projeler arasında Fi, Sıcak Kafa, Bir Cumhuriyet Şarkısı, Aşk 101, Zaman Makinesi 1973, Romantik Komedi, Beyaz Melek, Sen Yaşamaya Bak ve Sen Büyümeye Bak gibi geniş kitlelere ulaşmış yapımlar yer aldı.

62.  Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ödüller 1 Kasım 2025, Cumartesi günü gerçekleştirilecek olan ödül töreninde açıklanacak.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kitap Fuarı’nda genç yazarlara yoğun ilgi

Türkiye’nin en fazla ziyaretçi ağırlayan fuarı olma unvanını taşıyan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda son dönemin popüler yazarları Emre Gül, Özge Naz, Beyza Sürmen, Aleyna Daşkıran ve Rana Büyüklü kitaplarını sevenleri için imzaladı. Genç yazarlara büyük bir ilgi vardı.

15.KİTAP FUARINDA ETKİNLİK TAKVİMİ DOLU DOLU

Türkiye’nin en fazla ziyaretçi ağırlayan fuarı olma unvanını taşıyan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, kitapseverlerin büyük ilgisiyle kapılarını açtı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl “Anadolu Mayası” temasıyla düzenlenen fuar, kitap kokusunu, kültürü ve edebiyatı bir kez daha Kocaeli halkıyla buluşturdu. 4 Ekim Cumartesi günü saat 10.30 itibariyle kapılarını açan fuar, ilk andan itibaren ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle sürüyor. Binlerce okurun, yayınevlerinin stantlarını gezerek yeni kitapları inceleme fırsatı bulduğu Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, geniş kitap ve yayınevi çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Fuar, çeşitliliğin yanı sıra panel, söyleşi, imza günü ve özel oturumlarla dolu bir etkinlik programı sunuyor.

KİTAPLAR SOHBET EŞLİĞİNDE İMZALANDI

Kocaeli Kitap Fuarı, her yıl olduğu gibi bu yıl da kültür, sanat ve edebiyat dünyasının en önemli buluşma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle devam eden fuarda sevilen yazar kitaplarını Kocaelili kitapseverler için imzalıyor. Bu kapsamda Emre Gül, Özge Naz, Beyza Sürmen, Aleyna Daşkıran ve Rena Büyüklü gibi genç kuşağın popüler yazarları, okurlarıyla samimi sohbetler gerçekleştirerek kitaplarını imzaladı. Ailelerin de çocuklarıyla birlikte fuara katılması, etkinliğe sıcak ve renkli bir atmosfer kazandırdı. Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, 12 Ekim Pazar günü saat 21.30’a kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

​Konaklı öğrenciler Cumhuriyet Kütüphanelerini çok sevdi

Konak Belediyesi’nin Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Toros Sosyal Tesisleri içerisinde yer alan modern ve tam donanımlı Cumhuriyet Kütüphaneleri, sessiz çalışma alanları, zengin kitap yelpazesi ve ücretsiz Wi-Fi olanaklarıyla çocuklarla gençlerin uğrak noktası haline geldi.

Konak Belediyesi’nin nisan ayında hizmete açtığı Cumhuriyet Kütüphaneleri, kısa sürede 3 binin üzerinde ziyaretçi sayısına ulaştı. Herkese açık olan ama özellikle öğrencilerin tercih ettiği kütüphaneler, sağladığı sessiz ortam, raflarındaki değerli kitaplar ve ücretsiz internet gibi olanaklarıyla çocukların ve gençlerin gözdesi oldu. Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Toros Sosyal Tesisleri içerisinde hizmet veren Cumhuriyet Kütüphaneleri, okul çıkışında öğrencilerin arkadaşlarıyla birlikte gelerek ders çalışıp, kitap okuyabildikleri yegane mekanlar oldu.

Bilginin ışığı Toros’tan yayılıyor

Toros Sosyal Tesisleri içinde hizmet veren Cumhuriyet Kütüphanesi, bölgedeki önemli bir açığı kapatarak, gençlerin kitapla ve ders çalışabilecekleri kaliteli bir ortamla buluşmasını sağladı. Hafta içi 08.30-17.30 saatleri arasında hizmet veren kütüphaneye gelmek için birbirileriyle yarışan öğrenciler, kütüphanenin sağladığı imkanlar sayesinde okuldaki başarılarını da artırdı. Özellikle küçük kardeşlere sahip çocuklar, evdeki gürültülü ortamdan uzak, sessizlik içinde çalışma fırsatı buldu. Kütüphane üyelerinden Almira Hazal Bayram, “Ders çalışmak için güzel bir ortam. Kardeşim evde çok gürültü yaptığı için dersimi burada çalışıyorum. Bu imkanı bize sağladığı için Nilüfer Başkanımıza çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Güzelyalı’da sessiz bir çalışma ortamı

Güzelyalı Kültür Merkezi’ndeki Cumhuriyet Kütüphanesi de sunduğu imkanlarla, öğrencilerin uğrak mekanı oldu. Temizliği, düzeni ve zengin kitap yelpazesiyle dikkat çeken kütüphanenin müdavimlerinden Ayla Şişman ve Elif Söğüt, “Burası sessiz, güzel ve temiz bir ortam. Çok iyi ders çalışabiliyoruz. Herkesin gelmesi gereken bir kütüphane” diyerek kütüphane hakkındaki düşüncelerini belirtti. Pazar hariç haftanın altı günü 08.30-21.00 saatleri arasında açık olan kütüphane, geniş zaman aralığıyla üniversite öğrencilerinin ilke tercihi oldu.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

YEO Teknoloji ve ABD’li ECC Global’den yenilenebilir enerjide EPC-F için güç birliği

Yenilenebilir enerji ve elektrik altyapı EPC çözümlerinde Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden YEO Teknoloji, merkezi ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan uluslararası mühendislik ve finansman devi ECC Global ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamlı iş birliği, enerji sektöründe mühendislik, tedarik, inşaat ve finansmanı tek çatı altında buluşturan EPC-F (Engineering, Procurement, Construction + Finance) modeline dayalı entegre çözümler sunacak.
 YEO Teknoloji, ABD merkezli ECC Global ile gerçekleştirdiği bu ortaklık sayesinde yatırımcılar için sadece mühendislik ve inşaat değil, aynı zamanda proje finansmanı konusunda da uçtan uca destek sağlayacak. Bu model kapsamında yatırımcılar, Türkiye ve Afrika başta olmak üzere, yurt içi ve diğer uluslararası pazarlardaki yenilenebilir enerji yatırımları için uluslararası finansman kaynaklarına hızlı erişim sağlayacak. Yatırımcılar, YEO Teknoloji’nin teknik kabiliyetleri ve ECC Global’in uluslararası finansman erişimi sayesinde rekabetçi oranları, uzun vadeli ödeme planları ve ECA destekli proje finansman olanaklarından yararlanabilecek.

YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız şöyle konuştu: “ECC Global ile yaptığımız bu stratejik iş birliği, Türkiye’nin mühendislik kabiliyetlerini küresel finansman gücüyle buluşturuyor. EPC-F modeliyle yatırımcılarımız için uçtan uca çözümler sunarken, yenilenebilir enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyoruz.”

ECC Global International Development Direktörü Cenk O. Seran ise şunları söyledi: “YEO Teknoloji ile kurduğumuz bu iş birliği, sadece bir proje ortaklığı değil, vizyon birliğidir. Türkiye, Afrika ve diğer gelişmekte olan pazarlarda mühendislik kapasitemiz ile uluslararası finansman erişimimizi birleştirerek, sürdürülebilir enerji yatırımlarına liderlik edeceğiz.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Genç İzmir’den tiyatroseverlere “Deli Bayramı” oyunu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tiyatro kursuna katılan gençlerin sahnelediği “Deli Bayramı” oyunu, yeni sezonda bir kez daha seyirci karşısına çıkacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmet üreten Genç İzmir, üyelerinin kişisel gelişimini desteklemeyi ve sanatsal üretim kapasitesini güçlendirmeyi sürdürüyor.

Genç İzmir’in ücretsiz tiyatro kursuna katılmaya hak kazanan 30 gencin 6 aylık eğitim sonunda sahneye koyduğu “Deli Bayramı” adlı tiyatro oyunu geçen sezonun ardından bir kez daha seyirci karşısına çıkacak. Tiyatroseverler oyunu 11 Ekim Cumartesi saat 19.00’da, Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak izleyebilecek.

Özakman’ın önemli eseri

“Deli Bayramı” oyunu, yazar Turgut Özakman’ın Türk tiyatrosuna kazandırdığı önemli ve dikkat çekici eserlerden biri olarak öne çıkıyor. Toplumun delilik–akıllılık kavramlarını sorgulayan oyun, bir akıl hastanesindeki hastaların ve doktorların hikâyeleri üzerinden aslında dışarıdaki dünyanın daha büyük bir “tımarhane” olduğunu hicvediyor. Gülmece ve parodiyle örülü sahnelerde, bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları ekonomik sıkıntılar, toplumsal baskılar, siyasal çelişkiler ve kültürel yozlaşmaların insanı nasıl çıkmaza sürüklediği gösteriliyor. Delilik, bir hastalık olmaktan çok toplumsal düzenin dayattığı baskılara verilen insani bir tepki olarak sunuluyor. Böylece oyun, izleyiciyi “Gerçekte kim deli, kim akıllı?” sorusuyla baş başa bırakarak düşündürüyor ve güldürüyor.

Ulaşım alternatifleri

Gençlerin yaratıcılığını sahneye taşıyan oyunu izlemek için Mustafa Necati Kültür Merkezi’ne gidecek İzmirliler, merkeze metro ile Üçyol İstasyonu’na ulaştıktan sonra 575, 579, 879 numaralı otobüslerle veya Konak Aktarma Merkezi’nden Yeşilyurt yönüne giden (başta 18 numara olmak üzere) diğer hatlarla kolayca varabiliyor.

Gençlerin kapasitesi güçleniyor

15-30 yaş arasındaki Genç İzmir üyesi gençler, farklı disiplinlerde verilen nitelikli kurslarla ve yapılan atölye çalışmalarıyla hem gelişiyor hem de bol bol eğleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gençler için hazırladığı eğitim, kurs ve atölye çalışmalarından haberdar olmak isteyenler; “www.gencizmir.com” internet sitesini ziyaret edebiliyor ve “@izbbgencizmir” kullanıcı adlı instagram hesabını takip edebiliyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türkiye’nin Biyoteknoloji Üssü Yükseliyor

Türkiye, biyoteknoloji alanında tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalarla geliştirilen Varliciment, Türkiye’de üretilen ilk özgün biyoteknolojik ilaç adaylarından biri olarak sağlıkta dışa bağımlılığı azaltacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Beş yıl süren Ar-Ge sürecinde VSY Biotechnology’nin finansal ve bilimsel desteğiyle yürütülen proje, Türk biyoteknoloji ekosisteminde güçlü bir iş birliği modeli yarattı. Proje, Boğaziçi ve Koç Üniversiteleri mezunu, ABD’de doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönerek İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi’nde ekibiyle birlikte çalışan Dr. Sibel Kalyoncu Uzunlar ve Dr. Gülçin Çakan Akdoğan liderliğinde yürütüldü. Geliştirilen moleküle, projeye bilimsel, finansal ve stratejik destek sağlayan VSY Biotechnology’nin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş’ın soyadından esinlenilerek “Varliciment” adı verildi.

Dr. Varlıbaş, projenin yalnızca bilimsel bir başarı değil, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki vizyonunu somutlaştıran bir adım olduğunu vurguladı:

VSY Biotechnology olarak yaklaşık beş yıl önce İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ile başlattığımız bu proje, yeni bir biyoteknolojik ilaç molekülü geliştirme hedefiyle yola çıktı. Şu anda sonuçlarımız oldukça iyi. Molekülümüz izole edildi, tanımlandı, laboratuvar verilerimiz başarılı. Eğer insandaki klinik çalışmalar da olumlu sonuçlanırsa, bu ilaç Biyoteknoloji Vadisi’nde üretilecek ve ticarileşme sürecine girecek. Yaklaşık 3 yıllık bir yol daha bizi bekliyor ama temeller sağlam atıldı.”

Bu sözlerle Türkiye’nin ilaçta yerli üretim gücünü sanayiyle buluşturma hedefini özetleyen Dr. Varlıbaş, aynı zamanda Biyoteknoloji Vadisi Yönetim Kurulu Başkanı olarak sürecin geleceğine de dikkat çekti:

“Varliciment, yalnızca bir tedavi buluşu değildir; Türkiye’nin kendi ilacını, kendi bilim insanlarıyla ve kendi altyapısıyla geliştirebileceğinin kanıtıdır. Türkiye artık biyoteknolojide tüketici değil, üretici bir ülke konumundadır. Bu başarı, yıllardır hayalini kurduğumuz dönüşümün başlangıcı. Biyoteknoloji Vadisi, önümüzdeki dönemde yerli ilaç, aşı ve yenilikçi tedavi teknolojilerinin doğduğu merkez olacak. Türkiye’nin geleceği, bilime ve üretime dayalı bu modelde şekillenecek.”

Biyoteknoloji Vadisi, İstanbul Tuzla’da yükselen altyapısıyla yalnızca üretim değil, aynı zamanda araştırma, girişimcilik ve sanayi iş birliklerinin bir arada yürütüldüğü bir yenilik üssü olarak konumlanıyor. Türkiye’nin bilim ve sanayi gücünü birleştiren bu vizyon, Varliciment ile gerçeğe dönüşüyor.

Varliciment’in preklinik çalışmalarda gösterdiği yüksek etkinlik oranı, gözdeki damar sızıntılarını engelleyerek görme kaybının ilerlemesini durdurma potansiyeli taşıyor. Molekülün, mevcut ithal ilaçlara göre daha küçük yapısı sayesinde proteine daha güçlü bağlandığı ve tedavi başarısını artırdığı da belirtiliyor. Bu adım, yalnızca bir ilacın hikâyesi değil; Türkiye’nin bilimde kendi çağına adım atmasının göstergesi olarak tarihe geçmeye hazırlanıyor.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları, Eylül 2025

Aylık en yüksek reel getiri külçe altında oldu
 
Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde %9,14, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise %8,39 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından, mevduat faizi (brüt) %0,63 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) %0,38, Euro %0,40, Amerikan Doları %1,27 ve BİST 100 %3,48 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) %0,06, DİBS %1,07, Euro %1,08, Amerikan Doları %1,95  ve BİST 100 %4,15 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Finansal yatırım araçlarının aylık reel getiri oranları, Eylül 2025

BIST 100 endeksi, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %9,32, TÜFE ile indirgendiğinde ise %8,68 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde Amerikan Doları; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %2,03, TÜFE ile indirgendiğinde ise %2,60 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçlarının üç aylık reel getiri oranları, Eylül 2025

Altı aylık değerlendirmeye göre külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %19,49, TÜFE ile indirgendiğinde ise %20,92 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde BİST 100 endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %6,01, TÜFE ile indirgendiğinde ise %4,89 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçlarının altı aylık reel getiri oranları, Eylül 2025

Yıllık değerlendirmede en yüksek reel getiri külçe altında gerçekleşti

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde %36,01, TÜFE ile indirgendiğinde ise %29,18 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) %11,26, DİBS %2,78, Euro %1,30 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları %4,12 ve BIST 100 endeksi %11,65 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) %5,67 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; DİBS %2,39, Euro %3,79, Amerikan Doları %8,94 ve BIST 100 endeksi %16,09 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Finansal yatırım araçlarının yıllık reel getiri oranları, Eylül 2025

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Halı İhracatının Öncü Şirketlerinden Gümüşoğlu Tekstil Halka Arza Hazırlanıyor

Gaziantep’in ihracat odaklı önde gelen halı firmalarından Gümüşoğlu Tekstil, halka arza hazırlanıyor. Entegre yapısı ve yüzde 100 ihracat odaklı üretim anlayışıyla faaliyet gösteren şirket, halka arz için hazırladığı izahname taslağını Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) sundu.

Voxx Carpet markası ile Türkiye’nin tekstil sektöründeki güçlü ihracatçılarından biri olan Gümüşoğlu Tekstil, halka arz sürecinde Garanti BBVA Yatırım Menkul Kıymetler liderliğinde hazırlıklarını sürdürüyor. Şirketin SPK’ya iletilen izahname taslağı; Gümüşoğlu Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (www.gumusoglutekstil.com.tr) ve Garanti BBVA Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş.’nin (www.garantibbvayatirim.com.tr) internet sitelerinde yayımlandı.

Entegre yapısı, kapasitesi ve ihracat odağı ile öne çıkıyor

2002 yılında kurulan Gümüşoğlu Tekstil, Gaziantep 5. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 87.207 metrekaresi kapalı, toplam 141.205 metrekarelik entegre tesisinde iplik, halı, kilim ve zemin kaplamaları üretimi gerçekleştiriyor. 2017’de hayata geçirilen “Voxx Carpet” markasıyla global pazardaki markalaşma yolculuğunu sürdüren şirket; iplik üretiminden boyamaya, dokuma halıdan tufte halı üretimine kadar tüm üretim süreçlerini kendi bünyesinde sürdürüyor. Gümüşoğlu Tekstil, yıllık yaklaşık 20 milyon metrekarelik tufte halı üretim kapasitesi ve yüzde 100 ihracat odaklı üretim anlayışı ile sektördeki nadir ve önemli üreticilerden biri olarak öne çıkıyor.

TİM sıralaması: Türkiye’nin en büyük 13’üncü tekstil ihracatçısı 

Gümüşoğlu Tekstil, ürünlerinin tamamına yakınını, bağlı ortaklığı Gümüşoğlu İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. aracılığıyla ihraç ediyor. Bugün 30’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren şirket, özellikle Orta Doğu ve Afrika pazarlarında güçlü bir varlık gösteriyor. Gümüşoğlu Tekstil, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 2024 yılı İlk 1.000 İhracatçı listesinde tekstil ihracatçıları arasında 13’üncü, tüm sektörler arasında ise 778’inci sırada yer alıyor.

Ayrıca, Gümüşoğlu İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti., Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği (GAHİB) tarafından açıklanan 2023 yılında Bölgede En Fazla Halı İhracatı yapan 27 firma arasında, 10’uncu sırada bulunuyor.

“Daha büyük hedeflere doğru güçlü bir rota oluşturuyoruz” 

Halka arz ile birlikte şirket yolculuğunda daha büyük hedeflere doğru güçlü ve kararlı bir yol haritası oluşturduklarını belirten Gümüşoğlu Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gümüşoğlu, şöyle konuştu:

“Şirket olarak, son yıllarda gerçekleştirdiğimiz başarılı yatırımlar sayesinde her geçen gün emin adımlarla büyüyerek, ürün çeşitliliği, üretim ve ihracat kapasitesini artırmayı başardık. İhracat bizim temel odak noktamızı oluşturuyor. Burada ürettiğimiz ürünlerimizin yüzde 90’ından fazlasını dünyanın dört bir yanına ulaştırıyoruz.

Gaziantep’te filizlenip dünyaya yayılan ve ülkemizin ihracattaki önemli değerlerinden biri haline gelen şirketimiz, bugün daha büyük hedeflere ulaşmak için güçlü ve kararlı bir yol haritası oluşturuyor. Kalite odaklı büyüme ve ihracatta lider firmalardan biri olma vizyonumuz doğrultusunda, özellikle zemin kaplamaları sektöründe uzmanlaşarak dünya markası olmayı hedefliyoruz. Bu yeni adım, Gaziantep’ten dünyaya açılan yolculuğumuzun önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. Amacımız; halı sektöründeki öncü konumumuzu daha da güçlendirerek, ülkemizin ihracattaki gücünü daha ileriye taşımaktır.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı