20. Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat ve Turizm Festivali gün sayıyor

Kuzey Ege’de zeytin zamanı geldi; sektörün büyük firmaları ardı ardına hasat yapmaya başladı. Her yıl olduğu gibi zeytinin başkenti Ayvalık’ı anmadan geçmek olmaz. 16-19 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan 20. Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat ve Turizm Festivali, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Ayvalık Belediyesi, Ayvalık Ticaret Odası, Ayvalık Ziraat Odası, Ayvalık Esnaf Birliği ve ATO Zeytinyağı Analiz Laboratuvarı iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Festival, satış stantları, konserler, paneller ve söyleşilerle dopdolu olacak. Festivali, zeytini, zeytinyağını, hasadı, tağşişi ve zeytinin geleceğini Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ile konuştuk.

 “Ayvalık” denilince zeytinyağı, turizm ve zeytin hasat festivali akıllara gelen sihirli kelimeler. Bu sihirli kelimeler sizin için ne ifade ediyor anlatır mısınız?
Mesut Ergin (M.E) Ayvalık, binlerce yıldır köklerini toprakla, dallarını gökyüzüyle buluşturan ölümsüz zeytin ağacının yurdu. Türkiye’nin ve dünyanın en önemli zeytin ve zeytinyağı merkezlerinden biri olarak, her geçen gün adını daha güçlü duyuruyor. Bugün, “Ayvalık” markası yalnızca bir üretim değil, kaliteyle özdeşleşmiş bir değer, bir miras, bir kimliktir. Bugün bilmenizi isteriz: Ayvalık’ın zeytinlikleri kentin %41’ini kaplar. Coğrafi İşaret ile tescillenmiş Ayvalık zeytinyağı, üstün nitelikleri sayesinde artık yalnızca ülkemizde değil, dünyanın farklı köşelerinde de güvenle, arayışla ve ilgiyle anılmaktadır. 20 yıldır düzenlenen bu festival, yalnızca pandemi döneminde hayatımıza giren zorunlu kısıtlamalar nedeniyle ara vermek zorunda kalmıştır. Ama zeytin ağaçlarıyla bağımız, hiçbir zaman kesilmemiştir. Çünkü biz, bin yılı aşan ömrüyle insanlığa tanıklık eden bu kutsal ağacın gölgesinde büyüdük, onunla nefes aldık. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Ayvalık Belediyesi, Ayvalık Ticaret Odası, ATO Laboratuvar Hizmetleri A.Ş., Ayvalık Esnaf Birliği ve Ayvalık Ziraat Odası’nın işbirliğiyle güçlenen festivalimiz, bu yıl da zeytinyağının yaşamımızdaki vazgeçilmez değerini yeniden hatırlatmayı ve tüketimini artırmayı amaçlıyor. Unutmayalım: Büyük Tufan’da ağzında zeytin dalıyla dönen beyaz güvercin, insanlığa barışı ve yeniden doğuşu müjdelemiştir. İşte bu yüzden zeytin dalı, tarih boyunca barışın evrensel simgesi olmuştur. Bugün Ayvalık’tan dünyaya bir kez daha sesleniyoruz: Barış, insan yaşamının en temel hakkıdır!
Ayvalık; Zeytinin ve zeytinyağının başkenti olarak nitelendiriliyor. Siz de bu başkentin belediye başkanısınız. Ayvalık gibi zeytinin başkenti olan bir kentte belediye başkanlığı görevini yapmak nasıl bir sorumluluğu beraberinde getiriyor?
M.E- Ayvalık Zeytinyağı marka değeri en yüksek olan ürün. Bu anlamda, Ayvalık Zeytinyağının şöhreti; sadece ülke çapında değil, uluslararası boyuta da yayılmış olan bir ürün. Tabii ki bu böylesi bir ürünün marka değerini düzenlediğimiz etkinliklerle daha da yukarılara çıkarabilmeye çalışıyoruz. Bu yıl 20. sini düzenlediğimiz Uluslararası Zeytin Hasat Festivali programı kapsamında zeytin ve zeytinyağı ile ilgili 11 ayrı panel olacak. Bu panellerle, zeytinyağı sektöründe yaşanılan sıkıntıların dile getirilmesi yönünde de iyi bir etkinlik olacağına inanıyorum. Ayvalık Zeytinyağının marka değerini yukarıya çekmeye çalışırken, bununla birlikte dünyayı tehdit eden küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yanı sıra sektörde yaşanılan rekolte sıkıntılarıyla, fiyat politikaları da üreticiyi olumsuz yönde etkilemektedir. Biz de tüm bunları gündeme getirmeye çalışıyoruz. Bu anlamda da ülkemizin politikasını oluştururken de bu tür faaliyetlerin etkili olacağına inanıyorum.
Festival sadece zeytin mi?
M.E-Festival, yalnızca zeytinin değil, aynı zamanda “tarih, doğa, mimari ve lezzet kenti” Ayvalık’ın da tanıtımına hizmet ediyor. Her yıl daha fazla yerli ve yabancı konuğu ağırlayan bu şenlik, üreticisiyle, işletmecisiyle, girişimcisiyle, halkıyla ve sanatçısıyla birlikte Ayvalık’ın turizmine ve ekonomisine de büyük güç katıyor. Üç gün boyunca ölümsüz ağacın bilgeliğine dokunacağız; onun lezzetiyle buluşacak, sağlığın ve bereketin sembolünü kutlayacağız. Ve şimdiden bir sonraki buluşmayı heyecanla bekleyeceğiz. Hedefimiz, Ayvalık markasının dünyaca ünlü kalitesini koruyup, kaliteyi daha da yukarı çekmek. Ayvalık’ta zeytinyağı turizme çok önemli katkılar sağlıyor. Ayvalık’ın yıllardır geçim kaynağı turizm mi, zeytinyağı mı hep tartışılır. Ancak zeytinyağı ve turizm iç içe geçmiş bir bütün oluşturmuş. 22 adası, tabiat parkı, mezesi, balığı, otu, sabunu, zeytini, zeytinyağı ve turizm hepsi bir arada. Ayvalık marka oldu. Ayvalık markasını kullanarak, Ayvalık adı altında turizmden gelir sağlıyorsak, otellerimiz, pansiyonlarımız lokantalarımız, restoranlarımız Ayvalık zeytinyağını muhakkak kullanmalı. Şu an sağlık turizmi çok önemli bir konumda. 
Zeytin hasat festivali bir şenlik mi?
M.E- Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat Festivali, bir şenlikten çok daha fazlasıdır. Bu festival, geçmişle gelecek arasında bir köprüdür. Atalarımızın mirasını yaşatırken, çocuklarımızın geleceğini de güvence altına aldığımız bir buluşmadır. Burada atölyeler, söyleşiler, konserler, sergiler düzenleniyor. Ama hepsinden önemlisi, burada ortak bir bilinç ve ortak bir değer yaşatılıyor. Biliyoruz ki, Ayvalık’ın zeytinliklerinden yükselen bu değer artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın ortak mirasıdır. UNESCO’ya Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat Festivali, bir şenlikten çok daha fazlasıdır. Bu festival, geçmişle gelecek arasında bir köprüdür. Biliyoruz ki, Ayvalık’ın zeytinliklerinden yükselen bu değer artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın ortak mirasıdır. Ayvalık’ın bereketli topraklarında, barışın ve ölümsüzlüğün simgesi olan zeytin ağaçlarının gölgesinde, 20.Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat Festivali’nde buluşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyoruz. Kentimizde sadece bir hasadı kutlamıyoruz. Yüzyıllardır bu topraklarda kök salmış bir kültürün, emeğin ve barışın şölenini kutluyoruz. Zeytin, yalnızca bir ürün değildir. Zeytin, Ayvalık’ın kimliğidir, karakteridir, varoluş sebebidir. Burada nefes alan herkesin belleğinde bir zeytin ağacının gölgesi vardır. Bu festivalin kahramanları üreticilerimizdir. Zeytinliklerinde alın teriyle, sabırla, sevgiyle çalışan, bir damla zeytinyağı için günlerce, haftalarca emek veren çiftçilerimizdir. Onların emeği olmasa sofralarımıza bereket gelmezdi. UNESCO’ya aday olan bu kültürel zenginlik, tüm insanlığın ortak sofrasına taşınan bir berekettir. Emeğiyle, alın teriyle, sabrıyla bu festivalin gerçekleşmesini sağlayan herkese teşekkür ediyoruz. Ayvalık’ın güzel insanlarına, üreticilerimize, gönüllülerimize, sanatçılarımıza, misafirlerimize yürekten minnet duyuyoruz. Hepinize bereketli bir festival diliyoruz. Zeytinin gölgesi üzerinizden eksik olmasın.
Ayvalık zeytinyağının en büyük sorunları arasında yer alan tağşiş var değil mi?
M.E-Ayvalık zeytinyağının en büyük sorunları arasında yer alan tağşiş ile ilgili suç duyurusunda bulunuyoruz. Ayvalık zeytinyağının hak ettiği değeri elde etmesinin önünde çok sayıda engel bulunuyor. Bunların başında tağşiş ve markalaşma ilk sırada bulunuyor. Coğrafi işaret ile tescilli Ayvalık zeytinyağının marka değerinin korunması bizim projelerimizden biri. Coğrafi işaret ile ürünün tescillenmesi tek başına çözüm değil. Tesirli hukuki ve cezai yaptırımların takipçisi olabilmek daha önemli. Bu konuda ilk adımı attık. Birlik olmamız gerekiyor. Markalaşmadığımız için tağşişe maruz kalıyoruz. Kalitemize gölge düşüyor. Bu konuda mücadelemize kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Ticaret odası ve belediye olarak üzerimize düşen her türlü desteği veriyoruz. T.B.M.M’de gıda, tarım ve orman alanında bazı düzenlemeler yapılması hakkındaki kanun kabul edilerek yasalaştı. Taklit ve tağşiş yapılmış ürünlerin işleme tabi tutulması ve piyasaya arz edilmesi yasaklandı, büyük para cezaları uygulamaya konuldu. Kanunun yasalaşması ile birlikte gıda sektöründe taklit, tağşiş yapan ve tüketiciyi yanıltan, yanlış yönlendiren, bilgi kirliliği oluşturan firma ve şahıslar hakkında yaptırım öngörülüyor. Büyük para cezaları geliyor, o firmalar ifşa ediliyor, ama arkası kesilmiyor. Dediğim gibi markalaşırsak tüm bunların önü kesilir.
Ayvalık ve çevresinde kaç zeytin ağacı var?
M.E-Ayvalık’taki iki milyon zeytin ağacının yarısı neredeyse 200 yaşın üzerinde. Ayrıca bin 100 yaşında olgun, tescillenen bir anıt ağacımız da bulunuyor. Zeytin ağaçları bu topraklarda hep var oldu, hep var olacak. Zeytin ve zeytinyağı Türkiye’de milli kültür ürünü olarak kabul ediliyor. Özellikle Kuzey Ege Bölgesi’nde elde edilen zeytinyağları kalite özellikleriyle hem yurtiçinde hem yurtdışında farklı bir öneme sahiptir. Ülkemizde Avrupa Birliği tarafından tescillenmek üzere başvuru yapan yüzlerce ürün arasından ilk 20’ye girebilen ilk ve tek zeytinyağı Ayvalık zeytinyağı oldu. Bu da gösteriyor ki; dünyanın en kaliteli ve lezzetli zeytinyağı Ayvalık’ta üretiliyor. Ayvalık’taki tarım arazilerinin yüzde 76’sı zeytinlik, dört bin üç yüz aile zeytinlik sahibi ve geçimlerini bu sektörden sağlıyor. Ayvalık’ın taş evleri, sokakları, denizi elbette güzeldir. Ama Ayvalık’ı asıl Ayvalık yapan, binlerce yıldır dimdik ayakta duran, sabırla meyve veren zeytin ağaçlarıdır. Onlar bize geçmişimizi anlatır, köklerimizi hatırlatır, geleceğe dair umutlarımızı besler. Bir zeytin ağacına baktığınızda sadece gövdesini görmezsiniz; dedelerimizin alın terini, ninelerimizin dualarını, emeği, sabrı ve sürekliliği görürsünüz.
Ayvalık’taki zeytin ağaçlarının kaç tanesi anıt konumunda?
M.E-Ayvalık’ta yapılan son sayımlarda 81 adet dört yüz yaşında, 2 adet de bin yüz yaşında zeytin ağacı belirlendi. Bu güzergahta yeni bir yürüyüş rotası oluşturmayı planlıyoruz. Kente gelen yerli ve yabancı turistlerin sağlıklı bir şekilde tatil yapabilmelerini sağlamak için elimizden gelen her türlü katkıyı koymaya çalışıyoruz. Ayvalık’a gelen konuklarımız beş gün içinde ada turu yapar, Sarımsaklı plajlarında yüzüp kumların keyfini çıkarır. Ama kentimizde tatil bununla da bitmiyor. Ayvalık bir mübadil kent, Midilli ve Girit’ten gelenler kendi kültürlerini de taşımışlar, bu kültürleri gelen misafirlerimiz ile paylaşmak istiyoruz. Ayvalık ekonomisini bu şekilde büyüteceğiz.
Karaburun ve Urla’da bilirdik ama Ayvalık’ın enginar ve baklası meşhurmuş!
M.E-Yüzyıllardır bu kentin üstünde korumacı bir yaşam süregelmiş. Koruma anlayışı geçmişten günümüze bir miras olarak kalmış. Belediye olarak bu değerleri büyüterek, koruyarak ekonomisini büyüterek yarınlara teslim etmek zorundayız. Ayvalık’ı büyüklerimiz nasıl koruyup bu günlere getirdiyse, biz de bunu ekonomiye çevirmenin derdindeyiz. Bu ekonomi içinde kurduğumuz kooperatif ile markalaşmaya gidiyoruz. Küçük üreticileri nasıl bir araya getiririz diye düşünüyoruz. Turizmin yanında Cunda’nın baklası ve enginarı meşhurdur, Ayvalık bir ot cennetidir. Biz bu değerli kaynakları nasıl doğru işleriz ve bir disiplin içinde nasıl pazarlarız, bunun çalışmasını kurduğumuz S.S.Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi çatısı altında yaşama geçirdik. Satış merkezimiz yoğun ilgi görüyor. Çiftçilerimizin, kadınlarımızın ürettikleri ürünlerin yanında kardeş kooperatiflerin de ürünlerinin satışı burada yapılıyor.
Belediyeye ait zeytinliklerin varlığından söz eder misiniz?
M.E-  Belediyemize ait altı bin zeytin ağacımız var. Geçtiğimiz yıl zeytin hasat döneminde elde edilen zeytinyağını S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi aracılığıyla satışını gerçekleştirdik. Bu yıl daha titiz davranarak Ayvalık Belediyesi mülkiyetindeki zeytinliklerin gübreleme, budama ve sürülmesi gibi bakım çalışmalarını yapıyoruz. Önümüzdeki hasat döneminde üretimi artırmayı hedefledik. Belediyenin öz kaynaklarını verimli kullanacağımız konusunda verdiğimiz sözü yerine getiriyoruz. Bu yıl sezon öncesi tüm bakımlar ve gübreleme işleri tamamlandı. Zeytin hasat dönemindeki hedefimiz bu rekolteyi artırmak.
Zeytinyağı nereden, hangi standartlarda satın alınmalı?
M.E-Butik üretim pazarına da katkıda bulunuyoruz. Bunu kooperatif kanalıyla yapıyoruz. Kooperatif demek, dayanışma demektir. Biz bu dayanışmayı halka yayarak, öncüsü ve destekçisi olduk. Hemşehrilerim gönül rahatlığı ile alışveriş yapabilir. Zeytin bereket, barış ve uzun ömür demek. Yaptığımız bakım çalışmasıyla sadece önümüzdeki yılın değil, yılların planlarını yapıyoruz. Nefasetiyle farklı, dünyada ürün kalitesi açısından sayılı delice zeytin ağacı türüne sahibiz. Ölümsüz ağaç zeytinin bize sunduğu nimetlere karşılıksız kalmıyor, kendi imkânlarımızla bakımlarını yapıyoruz. Sağ olsun zeytin de verimiyle bize karşılığını veriyor. Geçtiğimiz yıla oranla önümüzdeki yıl daha çok verim bekliyoruz.
Son bir mesaj vermek isterseniz ne söylersiniz?
M.E- Bugün Ayvalık’ta hasat edilen sadece zeytin değildir. Bugün kentimizde hasat edilen umut, dostluk ve barıştır. Gelin, hep birlikte bu topraklardan yükselen barışın dilini, kardeşliğin sesini çoğaltalım. Sözlerime son verirken, emeğiyle, alın teriyle, sabrıyla bu festivalin gerçekleşmesini sağlayan tüm paydaşlara, maddi ve manevi katkı veren herkese teşekkür ediyorum. Ayvalık’ın güzel insanlarına, üreticilerimize, gönüllülerimize, sanatçılarımıza, misafirlerimize yürekten minnet duyuyorum. Herkese bereketli bir festival diliyorum. Zeytinin gölgesi üzerinizden eksik olmasın.

Zeytinyağı sadece koku değil, bir hayatın, bir kültürün sembolü değil midir 
Ayvalık Türkiye’nin ve dünyanın bilinirliği en fazla olan zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin bulunduğu merkezlerden biri. Öncelikle Ayvalık adıyla sonra da nefasetiyle biliniyor, tanınıyor ve ünlü şeflerin tercih ettiği markaların arasında yer alıyor zeytinyağımız. Ayvalık zeytinyağı mutfakların vazgeçilmezi. Ayvalık zeytinyağı bağımlılık yapar. Ayvalık geçmişini zeytine borçludur. Geleceğe bırakacağı en büyük miras da yine zeytin ağacı zeytinyağı ve zeytindir. Zeytinyağımız Ayvalık mutfağında her zaman boş köşede değil midir? Çocukluk yıllarımızı şöyle bir hatırlayalım; aramızda hemen birçoğunuz hatırlar, ben de çok iyi hatırlıyorum dün gibi, her evin girişinde hayat altında mutlaka bir zeytinyağı küpü bulunuyordu. O küpten yayılan zeytinyağı kokusu bizim çocukluğumuzun kokusudur, o koku hala burnumuzda tütüyor. Zeytinyağı sadece koku değil, bir hayatın, bir kültürün sembolü değil midir? Tarihiyle, mimarisiyle, doğasıyla, lezzetleriyle anılan Ayvalık’a ilgi çekmek, her yıl bir önceki yıldan fazla yerli ve yabancı konuğun gelmesini sağlamak bizim görevimiz. Festival de bu amacımıza aracılık etmekte. Yerel halkın, basının, üreticinin, tedarikçinin ve satıcıların bir araya gelerek kısa bir süre de olsa sosyal bir hareketliliği paylaştığı Hasat Festivali, doğal olarak kentimizin turizmine de güç katıyor. 
Festival programında neler var?
20. Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat ve Turizm Festivali; 17 Ekim Cuma günü saat 10.30’da; Dr. Fazıl Doğan At Arabacılar Meydanı’ndan, Ayvalık Cumhuriyet Meydanı’na kadar sürecek olan, “Hasat Festivali Resmi Açılışı” kortej yürüyüşüyle başlayacak. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak olan açış konuşmaları, halk oyunları gösteriler ve ardından Kadın El Emekleri ve Zeytinyağlı Lezzetler Pazarı’nın açılışı gerçekleştirilecek. 
Sembolik Hasat Töreni ve Büyük Festival Pazarı Açılışı
17 Ekim Cuma günü öğleden sonra İzmir-Çanakkale yolu üzerindeki Barbun’un Çiftliği’nde, “Tarlada Sembolik Zeytin Hasat Töreni” düzenlenecek. Ardından akşam saat 16.30’da Kırlangıç Yaşam Merkezi’nde “Zeytin ve Zeytinyağı Büyük Festival Pazarı”nın açılışı, tüm konukların katılımıyla gerçekleştirilecek. 
Ünlü sanatçılar Ege ve Suzan Kardeş Çim Alanda Sahne Alacak
Kırlangıç Yaşam Merkezi’ndeki hasat konserlerinde, 17 Ekim Cuma günü Ege, 18 Ekim Cumartesi günü Suzan Kardeş saat 20.30’da çim alanda sahne alacak. 
Eş zamanlı etkinlikler
Festivalde eş zamanlı etkinlikler kapsamında, kano, rüzgar sörfü ve yelken gösterimleri, paneller, Workshoplar, Cumhuriyet Meydanı’nda gün boyu yerel sanatçıların konserleri, köylerde tiyatrolar, yoga etkinlikleri yapılacak.Festival kapsamında, nostaljik gondol traktörler, Kırlangıç Yaşam Merkezi ve Cumhuriyet Meydanı arasında gün boyunca ücretsiz ring seferleri düzenlenecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Lüleburgaz 3. Kitap ve Edebiyat Fuarı 14 Ekim’de başlıyor

Lüleburgaz 3. Kitap ve Edebiyat Fuarı 14-19 Ekim tarihleri arasında LYSA’da kapılarını açıyor. Türkiye’nin dört bir yanından yerel ve ulusal ölçekte 120 yazarın katılacağı fuar, edebiyatın, düşüncenin ve sanatın buluşma noktası olacak.

Usta yazar, gazeteci Ayşe Kulin’in onur konuğu olarak katılacağı Lüleburgaz 3. Kitap ve Edebiyat Fuarı 14 Ekim’de kapılarını LYSA’da açıyor.

Lüleburgaz Belediyesi tarafından bu yıl üçüncü kez düzenlenecek olan Lüleburgaz Kitap ve Edebiyat Fuarı, 14-19 Ekim tarihleri arasında kitapseverlerle buluşuyor.

Türkiye’nin dört bir yanından yerel ve ulusal ölçekte 120 yazarın katılacağı fuar, edebiyatın, düşüncenin ve sanatın buluşma noktası olacak.

YAZARLARLA SÖYLEŞİLER, İMZA GÜNLERİ VE ÖZEL ETKİNLİKLER

Geçen yıl Ahmet Telli, Uğur Batı, İlker Ayrık, Tuna Kiremitçi, Tayfun Pirselimoğlu gibi isimleri ağırlayan fuar kapsamında bu yıl da kültür dünyasının önde gelen isimleri Lüleburgaz’a konuk olacak. Ayşe Kulin’in Onur Konuğu olacağı fuarın bu yılki konukları arasında yazar Murat Menteş, şair ve tarihçi Pelin Batu, tarihçi Emrah Safa Gürkan, Behçet Çelik, Murat Uyurkulak, Ferhat Uludere gibi yazarlar okurlarıyla bir araya gelecek. Ziyaretçiler, fuar boyunca söyleşiler, panel ve imza günlerine katılarak edebiyat dünyasının nabzını tutacak.

Genç yazarlar, edebiyat öğrencileri ve okurlar için düzenlenecek atölye çalışmalarıyla fuar, yalnızca bir kitap buluşması değil, aynı zamanda üretim, paylaşım ve ilham alanı olacak.

TİYATRO, EDEBİYAT VE MÜZİK SAHNESİ

Bu yıl fuarın özel etkinlikleri arasında iki dikkat çekici tiyatro gösterisi yer alıyor:

Nazan Kesal’ın “Yaralarım Aşktandır” adlı tek kişilik performansı, kadının, aşkın ve insanın derin yaralarına ayna tutacak.

Aykut Taşkın’ın “Merhaba Halikarnas Balıkçısı” adlı tek kişilik oyunu ile Halikarnas Balıkçısı, Bodrum’a sürgün edilişinin 100. yılı ve aramızdan ayrılışının ise 52. yılında Lüleburgaz’da anılacak. Oyun Balıkçı’nın denizle, doğayla ve insanla kurduğu bağı sahneye taşıyacak.

Fuarda sahnelenecek oyunların yanı sıra, popüler kültüre teslim olmadan, kendi müzikal çizgisini koruyan usta müzisyen, kent ozanı Vedat Sakman da sahne alacak.

KÜLTÜRÜN KALBİ LÜLEBURGAZ’DA ATACAK

6 gün boyunca kitap kokusunun, edebiyat sohbetlerinin ve kültürel etkinliklerin kenti saracağı fuar hem yetişkinlere hem de çocuklara yönelik geniş bir program sunacak. Fuar alanında yer alacak yayınevleri, kitap stantları ve sahne etkinlikleriyle Lüleburgaz bir kültür şölenine ev sahipliği yapacak.

Lüleburgaz Kitap ve Edebiyat Fuarı, 14-19 Ekim tarihleri arasında ziyaretçilere açık olacak. Etkinlik takvimi, yazar buluşmaları ve sahne gösterilerine dair detaylar Lüleburgaz Belediyesi’nin resmi kanallarından duyuruldu.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kitap sevgisi o şarkıyı hatırlattı; “Dışarıda yağmur var aldırmıyorum”

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 15’incisini düzenlediği Kitap Fuarı’nın kitap dostları için önemi bir kez daha ortaya çıktı. 7’den 70’e herkes yağmura aldırış etmeden adeta koşarak Kitap Fuarı’na geldi.

YAĞMUR KİTAP DOSTLARINI ETKİLEMEDİ
4 Ekim Cumartesi günü kapılarını açan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, ilk günden itibaren yoğun ilgi görüyor. Her yaştan ve her görüşten vatandaşı bir araya getirmesi ile artık bir marka haline gelen Kocaeli Kitap Fuarı, kitap sevgisinin de en güzel görüntülerine sahne oldu. Yağmura aldırmayan Kocaelililer, adeta koşarak Kitap Fuarı’nın gerçekleştiği Kongre Merkezi’ne geldi.

KOŞARAK FUARA GELDİLER
9 Ekim Perşembe günü (bugün) sabah saatlerinde aniden bastıran yağmur kitap dostlarını etkilemedi. Genç, yaşlı ve her görüşten vatandaş hem söyleşileri dinlemek hem de kitapla buluşmak için Kocaeli Kongre Merkezi’ne geldi.

SEVDİKLERİ YAZARLARLA BULUŞTULAR
Kocaelili kitapseverleri yağmurlu havada bile Kitap Fuarı’na çeken en önemli unsurlardan biri de sevdikleri yazarlarla buluşma fırsatı oldu. Kitap Fuarı’na konuk olan yazar, şair ve gazetecilerin söyleşileri bu kapsamda büyük ilgi gördü. Söyleşileri izleyen vatandaşlar daha sonra kitaplarını aldıkları yazarlara imzalattırma şansı da yakaladı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi, 2025 sezonunu “Çizgiyle Konuşanlar” sergisiyle açıyor.

Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi, yeni sezonu çizgi roman ve karikatür tutkunlarını heyecanlandıracak özel bir sergiyle karşılıyor. 11 Ekim – 16 Kasım 2025 tarihleri arasında ziyarete açık olacak “Çizgiyle Konuşanlar” sergisi, bu yıl düzenlenen Kadıköy Çizgi Festivali’nin en beğenilen seçkilerinden oluşuyor.
Dünyaca Ünlü Çizerler “Uluslararası Çizgiler” Sergisinde
Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri olan “Uluslararası Çizgiler – Festival Özel Sergisi 2025”, dünyanın farklı ülkelerinden dört önemli sanatçının eserlerini aynı çatı altında bir araya getiriyor. İtalyan çizer Andrea Pecchia, insan ruhunun derinliklerine inen karakter tasvirleriyle dikkat çekerken; İranlı karikatürist Javad Takjoo, toplumsal meselelere dair keskin ve çarpıcı eleştirilerini çizgileriyle aktarıyor. Grafik roman anlatımının güçlü örneklerini sunan İtalyan çizer Lelio Bonaccorso ve Fransız çizgi roman yazarı Loulou Dedola ise çağdaş çizgi diliyle okurlarını etkilerken, usta çizgi roman yazarı Mario Milano tarihsel anlatıları çizgi sanatıyla harmanladığı eserleriyle sergide yer alıyor. Bu seçki, çizgi sanatının evrensel ve sınır tanımayan anlatım gücünü gözler önüne seriyor.
Çizgi Roman Kültürü
Sergide yer alan “Çizgiyle Konuşanlar” bölümü yalnızca sanatçıları değil, çizgi roman okurlarını da odağına alıyor. Çizgi Roman Okurları Derneği tarafından hazırlanan bu bölüm,  Usta çizerlerin eserleri, çizgileri ve birçok nadir örneği izleyiciyle buluşturuyor. Okurların gözünden çizgi roman kültürünün gelişimine ışık tutan seçki, meraklıları için özel bir keşif alanı sunuyor.
Usta Karikatürist Musa Gümüş’e Saygı
Sergide yer alan en anlamlı bölümlerden biri, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz usta karikatürist Musa Gümüş’e ayrıldı. Karikatürcüler Derneği iş birliğiyle hazırlanan bu özel bölüm, Gümüş’ün sade ama güçlü çizgilerle örülü eleştirel mizah anlayışını ve karikatür sanatına kattığı özgün dili ziyaretçilere sunuyor.

Tarih: 11 Ekim – 16 Kasım 2025
Yer: Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi
Adres: Hasanpaşa Mah. Kurbağalıdere Cad. No:69 Kadıköy / İstanbul

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Özyiğit, GİKA Projesi için iş birliği protokolü imzaladı

Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Rotary 2430. Bölge Guvernörü Can Çığırgan, kadınların ekonomik yaşama katılımını artırmayı hedefleyen GİKA (Girişimci Kadınlar) Projesi için iş birliği protokolü imzaladı.
Rotary 2430. Bölge Federasyonu tarafından “El Ele Ekonomik Özgürlüğe” sloganıyla 2018-2019 döneminde başlatılan proje, 2420 ve 2440. Bölge Rotary Federasyonlarının ortaklığıyla yürütülüyor. 2025-2026 döneminde de üç bölge federasyonunun iş birliğiyle devam edecek olan GİKA Projesi’ne Yenişehir Belediyesi de destek verecek. Proje kapsamında, ülkemizde yaşayan, okuma yazma bilen ve evlerinde el emeği ürünler üreten 18-99 yaş arasındaki kadınların, bilgi ve becerilerini katma değere dönüştürmeleri, girişimcilik konusunda bilinçlendirilmeleri ve e-ticaret aracılığıyla gelir elde etmeleri hedefleniyor.
Başkent Üniversitesi’nin eğitim koordinatörlüğünde yürütülecek proje çerçevesinde, kadınlara 10 farklı konuda çevrimiçi sertifikalı eğitimler verilecek. Eğitimleri başarıyla tamamlayan girişimci kadınlar, www.gikap.com.tr  adresinde oluşturulan Girişimci Kadınlar Pazaryeri üzerinden ürünlerini satışa sunarak ekonomiye katılma imkânı bulacak. GİKA Projesi ile Türkiye genelinde en az 9 bin kadına girişimcilik eğitimi verilmesi ve kadınların e-ticaret yoluyla ekonomik özgürlüklerini kazanmaları amaçlanıyor.
Protokol kapsamında, Yenişehir Belediyesi ve Rotary 2430. Bölge Federasyonu, kadınların üretim süreçlerine dahil edilmesi, eğitimlere erişimlerinin sağlanması ve yerel ölçekte farkındalık yaratılması için ortak çalışmalar yürütecek. İmza töreninde konuşan Başkan Abdullah Özyiğit, projenin kadınların toplumsal ve ekonomik yaşamda güçlenmesine katkı sağlayacağını belirterek şunları söyledi: “Yenişehir’de kadın emeğini görünür kılmak, kadınların üretim ve girişimcilik süreçlerine dahil olmalarını desteklemek öncelikli hedeflerimiz arasında. GİKA Projesi de bu anlamda son derece kıymetli bir adım. Kadınların ekonomik özgürlüğe kavuşmaları, toplumsal gelişmenin de en güçlü göstergesidir. Bu iş birliğinin, hem Yenişehirli hem de ülke genelindeki kadınlara ilham olacağına inanıyorum.”
Rotary 2430. Bölge Guvernörü Can Çığırgan ise, GİKA Projesi’ne verdikleri desteklerden dolayı Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’e teşekkür etti.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

ESBAŞ, Üçüncü Kez Avrupa’nın En İyi İşverenleri Arasında

Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (ESBAŞ), Great Place To Work tarafından açıklanan 2025 Fortune Avrupa’nın En İyi 100 İşvereni listesinde yer aldı. 2022 ve 2023 yıllarında da Avrupa’nın en iyi işverenleri arasında gösterilen ESBAŞ, üçüncü kez listede yer alarak büyük bir başarıya imza attı.

Great Place To Work (GPTW), 21 ülkeden 100 organizasyonun değerlendirildiği listeyi, Avrupa genelinde 1,5 milyondan fazla çalışanın geri bildirimine dayanarak hazırladı. Bu yıl Türkiye’den yalnızca dört şirket Avrupa’nın en iyi işverenleri arasında yer alırken, ESBAŞ üçüncü kez bu prestijli listeye giren sayılı Türk şirketlerinden biri oldu. ESBAŞ, 500 ve üzeri çalışanı bulunan organizasyonların değerlendirildiği “Büyük Ölçekli Şirketler” kategorisinde Türkiye’den Magna Seating ve Assistt firmaları ile listeye girerken, Organik Kimya firması da KOBİ kategorisinde listede yer aldı.

Güvene Dayalı Kültürle Sürdürülen Bir Başarı

GPTW’nin en itibarlı ünvanlarından biri olan “Avrupa’nın En İyi İşverenleri” listesine girmek; yalnızca çalışan memnuniyetini değil, aynı zamanda güven, adalet, kapsayıcılık ve liderlik ilkeleri üzerine kurulu sürdürülebilir bir kurum kültürünü temsil ediyor.

Bir şirketin bu listeye dahil olabilmesi için öncelikle GPTW Certified ünvanına sahip olması ve aynı yıl içinde Türkiye’nin En İyi İşverenleri listesinde yer alması gerekiyor.
Bu kriterleri karşılayan ve 6 kez Türkiye’nin en iyi işvereni seçilen ESBAŞ, güçlü kurum kültürünü uluslararası düzeyde bir kez daha tescillemiş oldu.

ESBAŞ’ta Güven, Katılım ve Adalet Kültürü

ESBAŞ’ın daha önceki yıllarda da GPTW Fortune Avrupa’nın En İyi 100 İşvereni listesinde yer aldığını hatırlatan ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Dr. Faruk Güler, bu yıl aldıkları ödülle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Güven, katılım ve adalet temelinde şekillenen kurum kültürümüzle uluslararası organizasyon tarafından üçüncü kez Avrupa’nın en iyi şirketleri arasında gösterilmiş olmamızın gururunu yaşadık. Kurumsallaşmada mükemmellik yolculuğuna çıktığımızdan bu yana aldığımız bu güzel ödüller başarımızı taçlandırıyor ve bizleri gururlandırıyor. GPTW’nin Avrupa’daki binlerce şirketi değerlendirerek hazırladığı bu listeye giren 100 şirketten biri olmak büyük bir başarı. Listeye ülkemizden sadece 4 firmanın girebildiğini dikkate aldığımızda şirketimizin elde ettiği başarının büyüklüğü daha net görülecektir. Bu başarı, mükemmellik yolculuğunda çıtayı çıkardığımız yeni seviyeyi belirledi. Hep daha iyisini hedefleyen ESBAŞ kültüründe seviye kaybetmek yok. Çalışanlarımızla oluşturduğumuz güçlü bağ bizlere çok daha büyük başarılar kazandıracaktır. Bu gurur, sadece bir liste başarısı değil; her gün birlikte çalıştığımız, fikirlerine değer verdiğimiz, gelişimlerine yatırım yaptığımız tüm ESBAŞ’lıların başarısıdır. Çalışanlarımızın güvenini kazanmak ve bu güveni sürdürülebilir kılmak, en büyük önceliğimiz olmaya devam edecektir.”

“Listedeki Firmalar Güven Temelli Liderliğin Güçlü Temsilcileri” 

Great Place To Work Türkiye CEO’su Eyüp Toprak da ödüllerle ilgili yaptığı açıklamadaAvrupa’nın En İyi İşverenleri listesine girmenin yalnızca finansal başarılarla değil; çalışanların değer gördüğü, kapsayıcı ve güvene dayalı bir iş yeri kültürüyle mümkün olduğunu belirterek, “Türkiye’den şirketlerin bu listede yer alması, kurumlarımızın kültürel dönüşüm yolculuğunda önemli bir eşiği geçtiğini gösteriyor. ESBAŞ gibi kurumlar, güven temelli liderliğin ülkemizdeki güçlü örneklerini dünyaya tanıtıyor” diye konuştu.

KUTU

Avrupa’nın En İyi İşverenleri Listesi Hakkında

GPTW, her yıl Avrupa genelinde 20.000’den fazla şirkette çalışanların deneyimlerini analiz ederek “Avrupa’nın En İyi İşverenleri” listesini oluşturuyor.
Bu değerlendirme, Trust Index anketi ve Culture Audit analizinin birleşiminden oluşuyor; güven, kapsayıcılık, adalet, ekip ruhu ve liderlik boyutlarında şirketlerin performansını ölçüyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kaleözü: İnsanımızın kardelen olmaya ihtiyacı var

Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda “Otelleşen Kentler/Yaşam İçinde Yalnızlığımız” başlıklı söyleşide okurları ile buluşan Yazar Özgür Kaleözü “Gül olmaya, orkide olmaya çalışmak intiharla eşdeğer. Artık hepimiz birer kardelen olup ‘ben de varım’ demek zorundayız” ifadelerini kullandı.

SÖYLEŞİLER, PANELLER, İMZA ETKİNLİKLERİ

Bu yıl “Anadolu Mayası” temasıyla düzenlenen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı; söyleşiler, paneller, özel oturumlar, alan ve imza etkinlikleri ile hız kesmeden devam ediyor. Kocaeli Kongre Merkezi kitapseverlerin akınına uğrarken, birbirinden seçkin yazarların katıldığı söyleşi ve şiir dinletileri okurları adeta edebiyat yolculuğuna çıkarıyor.

“İNSANIMIZIN KARDELEN OLMAYA İHTİYACI VAR”

Süleyman Paşa Salonu’nda okurlarıyla “Otelleşen Kentler/Yaşam İçinde Yalnızlığımız” başlıklı söyleşide buluşan Siyasetçi-Akademisyen Özgür Kaleözü, Darıca’dan günümüze uzanan etkileyici bir hikâyeyi konu alan “Ben de Varım” kitabından kesitler sundu. Kaleözü “İnsanımızın biraz kardelen olmaya ihtiyacı var. Gül olmaya, orkide olmaya çalışmak intiharla eşdeğer. Çünkü kimsenin kimseye baktığı yok. Artık hepimiz birer kardelen olup ‘ben de varım’ demek zorundayız. ‘Ben de varım’ diyebilirsek bu ülkeye daha fazla sahip çıkabiliriz. Çocuklarımızı şiddetten, yasaklı maddelerden, çeşitli sosyal medya platformlarından korursak yeni bir ülkeyi yeniden inşa edebiliriz” ifadelerini kullandı.

“KONUŞMAK İLETİŞİM DEĞİL İLETMEKTİR”

“İletişim Çalışmaları ve Empati’” konulu söyleşide okurlarıyla bir araya gelen Doç. Dr. Levent Vurgun, “Anlamadan anlaşamayız. Birçok insan kendini ifade etmeye ve kendini göstermeye çalışırken muhatabını anlamaktan uzaklaşıyor. Birçok insan aslında empatiyi, kendisini karşısındakinin yerine koymak zanneder ama öyle değil. Empati, önce kendini tanıma sonra muhatabını anlamaya çalışıp uzlaşmacı olmadır. Biz konuşmanın iletişim olduğunu zannediyoruz. Aslında konuşmak iletişim değil iletmektir. İletişim olması için göz ve gönül teması olması lazım. Değer vermeniz, kulak vermeniz, güven vermeniz lazım. Konuşmanın en önemli anahtarı dinlemektir. Çoğu insan dinlemez, konuşma sırasının gelmesini bekler. Allah, ikiye bir oranında kullanalım diye bize iki kulak bir ağız vermiş. İnsanları yargılamamak gerekir. Çünkü her insanda geçmişin bir gölgesi vardır. İnsanların davranışlarında karanlık geçmişlerinin gölgesini bilmeden yargılıyoruz” dedi.

“TÜRK KÜLTÜRÜNDE MAZLUMLARA EL UZATILDI”

Süleyman Paşa Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşide okurlarına “Közleşen Mısralar” kitabından çeşitli şiirler okuyan Yazar Ufuk Işık Şanal, “Önce kendi kültürümüzü ve değerlerimizi sonra dünya değerlerini öğrenin. Dalından kopan yaprağın akıbetini rüzgâr belirler. Çağlar boyunca Türk kültüründe düşkünlere ve mazlumlara merhamet edildi, kucak açıldı, yardım edildi. Fatih Sultan Mehmet’in fermanı Beyoğlu’nda kilisede duruyor. Ağaç kesilmeyecek, hastalara, yaşlılara, kadınlara, çocuklara, mabetlere dokunulmayacak. Şiir, ülkelerin ve medeniyetlerin kültürüdür. Karacaoğlan, Köroğlu, Aşık Veysel, Neşet Ertaş bu toprakların yetiştirmiş olduğu değerlerdir. Türk şiiri, Mehmet Akif Ersoy ile bağımsızlık ateşi yaktı. Hüseyin Nihal Atsız ile Türk gençliğine yol gösteren bir meşale; Karacaoğlan ile Anadolu’yu diyar diyar gezen bir seyyah; Mehmet Emin Yurdakul ile yeniden bir diriliş oldu. Şiir sadece bireysel bir ifade değil, aynı zamanda toplumun sesi ve vicdanı, milletin aynasıdır. Şiir yaşarsa millet yaşar” ifadelerini kullandı.

DOJO KARATE DO OKULU” KONULU SÖYLEŞİ
Uzakdoğu sporlarından Karate Do sporunun ilimizdeki ustalarından olan Hüseyin Karal, Süleyman Paşa Salonu’nda gerçekleştirilen “Dojo Karate Do Okulu” konulu söyleşide okurlarıyla buluştu. Yazdığı ‘Dojo’ adlı kitapla gençlere karateyi sevdirmeyi amaçladığını belirten Karal “Dojo, okuyucusuna sadece yumruğun gücünü değil, kalbin dinginliğini de keşfetme fırsatı sunuyor. Japon kültürünün derinliklerinden izler taşıyan bu eser, okuyucusunu hem bir dövüş sanatının incelikleriyle hem de boş el geleneğinin ruhuyla buluşturuyor” ifadelerini kullandı. Çizgi Roman Uzmanı Ümit Kireçci ise “Yabancı Çizgi Romanlarda Türkler” başlıklı söyleşide tarih boyunca çizgi romanlara konu olan Türk karakterler hakkında çarpıcı bilgiler paylaştı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tech İstanbul Yıldızları Uluslararası Arenada İlgi Odağı Oldu

Tech Istanbul’un partneri olduğu ve Türkiye’de ilk kez düzenlenen Istanbul Slush’D etkinliğinde, sadece Tech Istanbul girişimlerine özel hazırlanan “Startup Pitch Stage” büyük ilgi gördü. İBB’nin akıllı şehir vizyonu kapsamında desteklediği 14 yenilikçi girişim, “Tech Istanbul Startup Pitch Stage” sahnesinde küresel ilgiyle karşılaştı. 

Her yıl Helsinki’de düzenlenen ve dünyanın önde gelen girişimcilik etkinliklerinden biri olan Slush, bu yıl ilk kez Türkiye’de Istanbul Slush’D adıyla gerçekleşti. Etkinlikte, Türkiye girişimcilik ekosisteminin uluslararası görünürlüğü artırılırken, Tech Istanbul girişimleriyle birlikte, vizyonunu ve İstanbul’un inovatif ruhunu dünya sahnesine taşıdı.

Istanbul Slush’D etkinliğinde gerçekleştirilen Tech Istanbul Startup Pitch Stage, İstanbul’un girişimcilik ekosisteminin geldiği noktayı uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından büyük bir adım oldu.

İSTANBUL İNOVASYONU DÜNYA VİTRİNİNDE

Tech Istanbul’un ekosistem ortağı olarak yer aldığı bu özel sunum sahnesi, sadece yerel değil, aynı zamanda uluslararası görünürlük için de büyük bir adım oldu. Yapay zekâdan sürdürülebilir teknolojilere, fintech’ten mobilite çözümlerine kadar geniş bir yelpazede inovasyon üreten 14 girişim, çözümleriyle sektör liderlerinin ve uluslararası yatırımcıların dikkatini çekti.

Bu başarı, İstanbul’un girişimcilik potansiyelinin artık sadece yerel bir mesele olmadığını, küresel rekabette güçlü bir oyuncu olma yolunda ilerlediğini gösterdi. Tech Istanbul’un bu tür uluslararası etkinliklerde aktif rol alması, girişimlerin global pazarlara açılma hedefini somutlaştırdı.

TECH ISTANBUL NEDİR?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) çatısı altında faaliyet gösteren Tech Istanbul, şehrin girişimcilik ekosistemine yön veren çalışmalarıyla dikkat çekiyor. İBB Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Akıllı Şehir Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak yürütülen bu program, girişimcilerin büyüme yolculuklarında en büyük destekçisi konumunda. Girişimlere sağladığı mentörlük, altyapı, yatırım ağına erişimi ve uluslararası iş birliği imkanlarıyla Tech Istanbul, İstanbul’un inovasyon kapasitesini güçlendiriyor.

Tech Istanbul Startup Pitch Stage’de Yer Alan Girişimler:

Artiwise: Yapay zeka ve doğal dil işleme teknolojileri ile firmaların müşteri deneyimini ilgilendiren aksiyonları kök neden analizi ile takip etmesini mümkün kılarak müşteri iletişimlerini doğru anlamalarını sağlayan platformdur.

Assistbox: Kurumların birçok süreçte müşterilerine uzaktan görüntülü şekilde hizmet verebilmesine olanak sağlayan online iletişim platformudur.

Ayvos: Video analitik ve görüntü işleme platformu ile operasyonları güvenlik ve verimlilik açısından otomatik olarak ölçen, raporlayan ve izleyen sistemdir.

Buluttan Weather Intelligence: Sunduğu hava zekası ve iklim odaklı çözümleri ile iş ortaklarının finansal ve operasyonel verimliliği artırmanın yanı sıra iklim krizinin etkilerine karşı önlem almalarına imkan sağlayarak, insan ve varlık güvenliğine katkı sunar.

Comodif: Araç üreticileri ve araç filoları için IoT tabanlı veri analitiği çözümleri sunarak operasyonel verimliliğini artırır ve maliyetleri optimize eden mobilite çözümüdür.

Datasance: Enterprise Open Source Fog Computing/Distributed Edge Intelligence Platform sağlayıcısıdır.

Fedu.ai: Çocukların bilişsel ve fiziksel gelişimlerini destekleyici oyunlar ve içerikler geliştirerek sunan bir platformdur.

MASRAFF: Masraf yönetimini dijitalleştiren yapay zeka tabanlı platformu ile otomatik veri girişi, öngörülebilirlik raporları, gider politikalarına uyum ve denetim gibi özellikleri sayesinde şirketlere finansal yönetim çözümleri sunar.

Novus: AI tabanlı çözümleriyle işletmelerin iş akışlarını otomatikleştirmelerini sağlayan, hızlı kurulumlar için basit bir arayüz ve gelişmiş kontrol için tam özellikli bir alan sunan bir yapay zeka çözümüdür.

Remus Enerji: Uygun enerji tedariğinden makine enerji kullanımlarına kadar olan tüm süreci uçtan uca yöneten bir enerji hizmet (E-SaaS) yazılımı sunar.

Sertifier: Doğrulanabilir ve paylaşılabilir dijital sertifika/diploma/lisans üretim süreçlerini yöneten uygulamasıyla bireylerin ve kurumların yetenek yönetim süreçlerini etkili ve ölçülebilir hale getirir.

SmartIR: Yapay zeka ve görüntü işleme tabanlı çözümlerle, sürüş güvenliği, yol durum analizi ve yolcu yoğunluğu yönetiminde akıllı ve veriye dayalı uygulamalar geliştirir.

Syntonym: Kameralardan toplanan verileri kayıpsız ve gerçek zamanlı olarak anonimleştirerek, görsel veri işleyen kuruluşları yaptırım risklerine karşı korurken, yapay zeka algoritmalarının doğru ve güvenilir veri setleri ile beslenmesini sağlar.

Workybe: Enerji, ekipman ve ekip verimliliğini maksimize eden yapay zeka tabanlı enerji ve varlık yönetim platformudur.

Tech Istanbul, inovatif girişimlerin gelişimini desteklemeye ve İstanbul’u girişimcilik ve teknoloji alanlarına global bir hub haline getirmeye devam ediyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Alaçatı Windfest 2025 başladı: Rüzgâr bu kez doğa için esiyor

Çeşme Belediyesi, Türkiye Yelken Federasyonu ve Çağla Kubat Windsurf Yelken Kulübü işbirliğiyle düzenlenen Alaçatı Windfest 2025, çevre ve spor tutkusunu bir araya getiren temasıyla başladı. Bu yıl altıncısı gerçekleştirilen festivalde, 13 ülkeden 100’e yakın genç sporcu Alaçatı rüzgârında bir araya geliyor.

Festivalin tanıtım toplantısı Boyalık Beach Otel’de gerçekleşti. Toplantıya; Çeşme Belediyesi Spor İşleri Müdürü Yavuz Yaşar, Çağla Kubat Windsurf Yelken Kulübü Başkanı Çağla Kubat, Çetaş Otomotiv İzmir Genel Müdür Yardımcısı Serdar Üçyıldız, Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal, İlçe Spor Müdürü Nuri Büyükateş, Çağla Kubat Windsurf Kulübü Başkan Yardımcısı Jimmy Diaz, Boyalık Beach Resort Genel Müdürü ve ÇEŞTOB Başkanı Orhan Belge, Signify Pazarlama Direktörü Nurcan Alagöz, AXA Sigorta Ege Bölgesi Satış Yöneticisi Uğur Özen ile genç sporcular ve aileleri katıldı.

Katılımcılar, festivalin hem ulusal hem de uluslararası ölçekte Çeşme’nin çevreye duyarlı spor destinasyonu kimliğini güçlendirdiğini vurguladı. 

Rüzgârla Gelen Farkındalık

Geçtiğimiz yaz yaşanan orman yangınlarına dikkat çekmek ve doğa bilincini pekiştirmek amacıyla bu yıl “Doğa İçin Yarışıyoruz” temasıyla düzenlenen festivalde, sponsor firmaların katkısıyla yüzlerce fidan toprakla buluşturulacak.
Beş gün sürecek etkinlik boyunca Alaçatı koyları, çevreye duyarlılığı ve sporun birleştirici gücünü aynı anda yansıtacak.

 “Yavuz Yaşar: “Bu Festivalin Mesajı Net: Doğa İçin Yarışıyoruz”

Çeşme Belediyesi Spor İşleri Müdürü Yavuz Yaşar, festivalin Çeşme’nin vizyonuyla örtüştüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Festivalin bir mesajı var: Doğa için yarışıyoruz. Gençlerimiz ve çocuklarımız doğa için yarışıyor. Atatürk’ün bir sözü vardır: ‘Bütün ümidim gençliktedir.’ Bu motivasyonla yarışırsanız rüzgârdan daha güçlü bir kuvvet alacaksınız. Bundan daha güçlü bir motivasyon yoktur. Amacımız, Çeşme’nin denizini, doğasını ve enerjisini dünyaya tanıtmak.”

Çağla Kubat: “Gençleri Doğayla Buluşturuyoruz”

Festivalin açılışında konuşan Çağla Kubat, her geçen yıl büyüyen etkinliğin uluslararası alanda büyük yankı uyandırdığını belirterek şunları söyledi:

“Doğamızın gerçekten ne kadar değerli olduğunu fark etmeliyiz. Aslında Türkiye ve tüm dünyayı vuran yangınlardan etkilenen herkes için mesaj vermek istiyoruz”

Alaçatı’dan Dünyaya Mesaj

Çeşme Belediyesi, Alaçatı Windfest’i yalnızca bir spor etkinliği olarak değil; doğa dostu yaşam bilincini güçlendiren uluslararası bir farkındalık hareketi olarak değerlendiriyor.
Festival, 8–12 Ekim 2025 tarihleri arasında Alaçatı Windsurf Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Etkinlik sonunda yüzlerce fidanın dikileceği törenle Alaçatı’nın rüzgârı bu yıl da ormanları yeşertecek.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı