İZFAŞ lojistik sektörünü Çin’e taşıyor

İZFAŞ, ihracatçıların ve lojistik sektörünün uluslararası pazarlarda etkinliğini artırmak amacıyla Çin’de düzenlenecek World International Freight Forwarding Alliance Expo (WIFFA Expo 2025) için milli katılım organizasyonu gerçekleştiriyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Logistech – Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, dört yıl gibi kısa bir sürede Akdeniz’in en büyük lojistik fuarı konumuna ulaşarak sektörde önemli bir marka haline geldi. Logistech’in elde ettiği bu başarı, İZFAŞ’ın uluslararası alandaki fuarcılık faaliyetlerine de yön verdi. Geçtiğimiz yıl ilk kez milli katılım organizasyonunu düzenleyerek Türk lojistik sektörünü Çin’de temsil eden İZFAŞ, bu yıl da sektörden gelen talep üzerine yeniden Çin’in Ningbo kentinde düzenlenecek WIFFA Expo 2025’te milli katılım organizasyonunu düzenliyor.

Bu yıl 20’ncisi gerçekleştirilecek WIFFA Expo 2025, 7–9 Kasım 2025 tarihleri arasında Ningbo Uluslararası Kongre ve Sergi Merkezi’nde yapılacak. Geçtiğimiz yıl, 35 bin metrekarelik sergi alanında, 2 binden fazla katılımcıyı, 110 liman temsilcisini ve 32 bin ziyaretçiyi ağırlayan fuarda bu yılki hedef, 100’den fazla ülkeden 50 bini aşkın sektör profesyonelini bir araya getirmek.

Yeni iş bağlantıları kurulacak

İZFAŞ organizasyonuyla Borusan Port, GNW Logistics, Kıta Logistics, Lima Logistics, Nemport, U Logistics ve Yeditepe Cargo gibi Türkiye’nin önde gelen firmaları, fuarda yer alacak. Türk katılımcılar, taşımacılıktan depolamaya, liman hizmetlerinden intermodal çözümlere kadar uzanan geniş bir yelpazede hizmetlerini tanıtarak, Türkiye’nin lojistik ekosistemini uluslararası alanda bir bütün olarak temsil edecek.

İZFAŞ, İzmir’in fuarcılık kültürünü dünyaya tanıtma vizyonu doğrultusunda, WIFFA Expo 2025’e düzenlediği milli katılım organizasyonuyla Türk lojistik sektörünün dinamik yapısını küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor. Organizasyon kapsamında, katılımcı firmaların etkin tanıtımı yapılacak, B2B görüşmeler ve sektörel panellerle yeni iş bağlantılarının kurulmasına olanak sağlanacak.

İki ülke arasında güçlü ticaret köprüleri

Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaret hacmi 2024 yılında 48,3 milyar dolar olarak gerçekleşirken, bu yılın ilk sekiz ayında 34,6 milyar dolara ulaştı. İki ülke arasındaki bu güçlü ticaret hacmi, WIFFA Expo 2025 gibi platformlarla daha dengeli, sürdürülebilir ve verimli bir iş birliği ortamına dönüşmesi bekleniyor. WIFFA Expo 2025, Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesine, iki ülke arasındaki taşımacılık hacminin daha verimli yönetilmesine ve lojistik ağların entegrasyonuna katkı sunacak. Deniz İpek Yolu üzerindeki bu stratejik buluşma, Türk lojistik firmalarına yeni iş ortaklıkları, yatırım fırsatları ve tedarik zinciri çözümleri geliştirme imkanı yaratacak.

Aynı zamanda, İzmir ve Türkiye’nin küresel lojistik merkez olma vizyonuna da hizmet eden bu milli katılım, gelecekteki uluslararası fuar iş birlikleri için stratejik bir adım niteliği taşıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Osmangazi Belediyesi çocuklara doğa sevgisi aşılıyor

Osmangazi Belediyesi, düzenlediği tiyatro oyunlarıyla çocuklara toprağın, doğanın, ağacın ve tabiatın önemini eğlenceli şekilde anlatıyor.

 Çocukların doğayı severek koruması için çeşitli etkinlikler düzenleyen Osmangazi Belediyesi, bu kapsamda “Toprak Ana” tiyatro oyunu etkinliği düzenledi. Tiyatro Sanatçısı Gözde Akın tarafından yazıp yönetilen ‘Toprak Ana’ adlı tiyatro oyunu Bursa Fetih Müzesi’nde Osmangazili çocukların beğenisine sunuldu. “Toprak Ana” tiyatro oyununda çocuklara doğayla daha fazla iç içe olup ona, sahip çıkarlarsa kendi yaşadıkları alanı daha da güzelleştirecekleri öğretildi. Tiyatro oyununu büyük bir dikkatle ve keyifle izleyen çocuklar oyunun sonunda toprağın, doğanın, ağacın ve tabiatın önemini daha iyi anlamış oldu.

 ”Çocuklara bu yaşlarda doğa bilinci aşılıyoruz”

Tiyatro Sanatçısı Gözde Akın, “Bugün Bursa Fetih Müzesi’nde toprak anayı oynayacağız. Toprak ana kurumuş bir zeytin fidanının yeniden canlanma hikayesi, toprak ana doğanın bir parçası, en çok söylediği sözlerden bir tanesi ben bu dünyaya kin değil sevgi paylaşmaya geldim. Doğayla ne kadar bütün ve iç içe olup onu unutmaz, sahip çıkar ve daha fazla özen gösterirsek kendi yaşadığımız alanı çok daha güzel koruruz. Çocuklara bu yaşlarda doğa bilincini aşılamayı istiyoruz. Çok fazla koşuşturma içindeyiz doğal güzellikleri unutuyoruz. Unuttuğumuz toprağın kokusunu, doğayı, ağacı, tabiatın önemini anlatıyoruz. Çocuklar Toprak Ana oyunun bir parçası, onların istedikleri şekilde ben oyun içinde yönleniyorum. Çocukların doğanın sevgisine sahip çıkmaları gerektiğini anlatıyorum” dedi.

 Toprak Ana tiyatro oyununu aileleriyle birlikte büyük bir keyifle izleyen çocuklar bu güzel etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türk ihracatçılardan Kazakistan’a çıkarma

Türk ve Kazak iş insanları iki ülke arasındaki dış ticaret hacmini son 5 yılda 3 kat büyüterek 6 milyar 706 milyon dolara yükselttiler. Türkiye-Kazakistan arasındaki dış ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarmak isteyen Türk ve Kazak iş insanları Almatı’da 200’den fazla ikili iş görüşmesine imza attılar.

T.C. Ticaret Bakanlığı Koordinasyonu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) organizasyonunda, Ticaret Bakanlığı Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında   Türk dizilerinin yoğun izlendiği, Türkiye’de tatil yapmanın popüler olduğu Kazakistan’a “Genel Ticaret Heyeti” düzenlendi.

Türk ihraç ürünlerimizin tanıtımı amacıyla 20-23 Ekim 2025 tarihleri arasında Almatı’da düzenlenen organizasyonda Türk heyetine Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan Başkanlık etti.

Türk – Kazak iş insanları 200’den fazla ikili iş görüşmesi yaptı

Kazakistan Ticaret Heyetine; demir, çelik ve demirdışı metaller, gıda, zeytin ve zeytinyağı, makine, maden, elektrik, elektronik ve bilişim, kimyasal maddeler ve ürünler, savunma ve lojistik sektörlerinde faaliyet gösteren 18 ihracatçı firmayla katıldıkları bilgisini veren Başkan Ertan, Kazakistan tarafından 153 ithalatçıyla 200’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Dış ticaretimizin 10 milyar dolara çıkması için iki tarafta istekli

Intercontinental Otel Almatı’da yapılan ikili iş görüşmelerine Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosu Tuğba Alan Özdenfedakar, Ticaret Bakanlığı Almatı Ticaret Ataşeleri Ekrem Alper Bozkurt ve İlhan Polat’ın eşlik ettiğini paylaşan Ertan, “İkili iş görüşmelerinde Türk-Kazak İş İnsanları Birliği (TUKİB) ve Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD), ATAMEKEN gibi kuruluşların üst düzey yetkili ve iş insanları katılım gösterdi. Yeni ticari bağlantıların zemini oluşturuldu. Türk-Kazak İş İnsanları Birliği (TUKİB) Başkanı Abbas Şahin ile görüşme gerçekleştirdik. Önümüzdeki süreçte yapılabilecek iş birliklerini masaya yatırdığımız verimli bir görüşme oldu. Alım Heyetleri ve Sektörel Ticaret Heyetleri yapma konusunda mutabakata vardık. Çin’in Kazakistan ile son yıllarda son yıllarda artan ticari ilişkileri var. Kazakistan, Çin’in mallarını Avrupa’ya hızlıca ulaştırmak için oluşturduğu “Orta Koridor” rotasının merkezinde yer aldığı için Kazakistan’a önemli alt yapı yatırımları yapıyor. Kazakistan, periyodik cetvelde bulunan yeraltı zenginliklerinin neredeyse hepsine sahip bir ülke.  Dünyanın en büyük uranyum üreticisi. Çin’in Kazak uranyumuna olan talebi günden güne artıyor. Ayrıca, tarım ürünleri arzında sürekliliği sağlamak için Kazakistan’da tarım yatırımları yapıp; buradan ithalat yapıyor. Bu sebeple bizim zaman kaybetmeksizin Kazakistan’daki varlığımızı artırmamız gerekiyor. Önümüzdeki dönemde, artan Çin etkisi sebebiyle ihracatımızın düşüşe geçmesini istemiyorsak; Kazakistan’ın ihtiyaçlarını iyi analiz ederek, rekabet avantajımızın olduğu ürünlerin ihracatına ağırlık vererek bu ülkedeki payımızı artırmak üzere politikalar geliştirmemiz şart. İki ülke arasında dış ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma konusunda iki tarafında istekli olduğunu gözlemledik” diye konuştu.

Türk dizileri izleyen, Türkiye’de tatil yapan geniş bir kitle var

“Kazakistan’daki iklim bizim pazar payımızın artması için müsait” tespitinde bulunan Ertan şöyle konuştu; “Kazak halkında bize yönelik yoğun bir ilgi ve sempati var. Türkçe konuşan gençlerin sayısı fazla. Türk dizilerini takip edip, Türk kültürüne ilgi duyan ve tatilini ülkemizde geçirmeyi seçen çok sayıda Kazak ile tanıştık. Türk giyim markalarına Kazak halkının ilgisi de üst düzeyde. Ayrıca bu ülkede tarım alanında bilhassa seracılıkta yatırım yapan Türk firmaları var. Burada yetiştirilecek sebzelerin ihracatında en önde gelen pazarlardan birisi de Rusya Federasyonu’dur.”

Türkiye ile Kazakistan arasında son yıllarda dış ticarette çok iyi bir iş birliği zemini yakalandığı bilgisini veren Ertan; “Türkiye, 2019 yılında Kazakistan’ın ithalatından yüzde 2,5 pay alıyorken, 2024 yılı sonunda Kazakistan’ın yıllık ithalatında Türkiye’nin payı yüzde 5’e ilerledi. Türkiye, Kazakistan’ın en çok ithalat yaptığı üçüncü ülke konumuna yükseldi. Kazakistan’ın ihracatında 2019 yılında Türkiye’nin payı yüzde 2,7 olarak kayıtlara geçmişken, 2024 yılı sonunda Kazakistan’ın toplam ihracatında Türkiye’nin payı yüzde 4’e yükseldi. Kazakistan’ın en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında Türkiye 6. sırada yer alıyor. İki ülke arasında kazan-kazan modeline dayanan ticari ilişkilerin gelişimi için Kazakistan’a verimli bir ticaret heyeti düzenledik” diyerek sözlerini noktaladı.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Yalçın Erkan, Kazakistan temasları sırasında aynı tarihlerde düzenlenen Powerexpo Almaty 2025 (Kazakhstan International Energy, Electrical Equipment and Machine Building Exhibition) Fuarı’nı da ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Fuara katılım sağlayan Türk firmaların standlarını ziyaret ederek Kazakistan pazarıyla ilgili istişarelerde bulundu.

EİB’den Kazakistan’a ihracat yüzde 40 arttı

Ege İhracatçı Birlikleri, 2025 yılının ocak – eylül döneminde Kazakistan’a ihracatını yüzde 40’lık artışla 51,3 milyon dolardan 71,8 milyon dolara çıkardı

2025 yılının 9 aylık döneminde EİB’den Kazakistan’a ihracatta ilk sırada Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği yer aldı. EMKOÜİB 2024 yılının ocak – eylül döneminde 9 milyon dolar olan ihracatını yüzde 60’lık gelişimle 15 milyon dolara yükselterek zirvenin sahibi oldu.

Kazakistan’a ihracatta Ege Tütün İhracatçıları Birliği, 13 milyon 262 bin dolarlık ihracatla ikinci sıraya yerleşirken, üçüncü basamakta 5,7 milyon dolarlık ihracatla makine sektörü yer aldı.

Fotoaltı: Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Kazakistan temasları sırasında Türkiye’nin Almatı Başkonsolosu Sayın Tuğba Alan Özdenfedakar’ı makamında ziyaret etti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

16. Gelinlik Tasarım Yarışmasına başvurular başladı

Avrupa’nın en büyük moda fuarlarından IF Wedding Fashion İzmir-Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı kapsamında düzenlenen 16. Gelinlik Tasarım Yarışması için başvurular başladı. Bu yıl “Denge” temasıyla gerçekleştirilecek yarışmaya, geçen yıl 97 tasarımcı, 243 tasarımla katılmıştı. Yarışmaya başvurular, 14 Kasım’a kadar devam edecek.

Modanın ve gelinliğin başkenti İzmir’de gerçekleştirilecek IF Wedding Fashion İzmir, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından, Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) ortaklığında 20 – 22 Ocak 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir’de kapılarını açacak. Fuar kapsamında düzenlenen Gelinlik Tasarım Yarışması, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da sektöre yeni tasarımcılar ve özgün fikirlerle gelinlik modasına ivme kazandırma hedefiyle 16. kez gerçekleştirilecek.

Tema “Denge”
Yarışmanın bu yılki teması ise “Denge” olarak belirlendi. Tasarımcılar; geleneksel ile moderni, sadelik ile gösterişi, doğallık ile dijitali aynı gelinlikte denge içinde harmanlayarak yeni tasarımlar ortaya çıkaracak. Finalist olarak seçilecek genç tasarımcılar, mentörler eşliğinde hazırlayacakları tasarımlarını, profesyonel jürinin ve sektör temsilcilerinin beğenisine sunacak.

Yarışmaya başvuran adayların 18 yaşını doldurmuş ve ödül törenine kadar 35 yaşını aşmamış olması, üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde, moda tasarım bölümlerinde, moda ve tekstil tasarımı meslek yüksekokulları, sahne tasarımı ve uygulamalı bilimler yüksekokulları, olgunlaşma enstitülerinde en az 2 yıllık moda tasarımı bölümlerinde öğrenci veya mezun olması, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı moda tasarımı kurslarından sertifika sahibi olmaları gerekiyor.  Yarışmacılar, başvuru koşulları ve tüm bilgilere gelinliktasarimyarismasi.com.tr adresinden ulaşabilecek. 

Yarışmanın ön elemesi 20–21 Kasım’da yapılacak ve yarı finalistler duyurulacak. 25 Kasım’daki değerlendirme sonucunda belirlenecek 15 finalist, tasarımlarını sektörün deneyimli mentörleri eşliğinde hazırlayarak IF Wedding Fashion İzmir podyumunda sergileme şansı elde edecek. Yarışmanın ödülleri ise fuar kapsamında düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

Dereceye girenlere büyük ödüller
Dereceye giren genç tasarımcılar hem sektöre güçlü bir giriş yapma fırsatı hem de özel ödüller kazanacak. Birinci olacak tasarımcı, 100 bin TL para ödülünün yanı sıra IF Wedding Fashion İzmir 2027’de performans defilesi hakkı kazanacak. İkinci tasarımcı 75 bin TL, üçüncü tasarımcı ise 50 bin TL ödülün sahibi olacak. Geçen yıl yarışmayı kazanan tasarımcı Öztürk Yıkılmaz’ın performans defilesi de IF Wedding Fashion İzmir 2026 podyumunda moda tutkunları ile buluşacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Meltem Cumbul ve Levent Üzümcü de sahnede

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay eşi Öznur Tugay ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İzBBŞT) yeni oyunu “Cadı Kazanı”nın prömiyerine katıldı. Meltem Cumbul ile Levent Üzümcü’nün de rol aldığı oyun, izleyenleri büyüledi. Oyuncuların ayakta alkışlandığı gecede konuşan Başkan Tugay, “Bu gece hem seyirci hem de belediye başkanı olarak büyük gurur duydum” dedi. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İzBBŞT) yeni oyunu “Cadı Kazanı”nın prömiyeri, Kültürpark’taki İsmet İnönü Sahnesi’nde yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile eşi Öznur Tugay’ın yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, Genel Sekreter Yardımcıları İsmail Mutaf ile Prof. Dr. Pınar Okyay’ın da katıldığı prömiyerde, oyuncuların performansı büyük alkış aldı. Ünlü oyuncular Meltem Cumbul ve  İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü’nün de yer aldığı Cadı Kazanı, konuklar tarafından ayakta alkışlandı. Oyunun yanı sıra sahne dekoru ve ışık tasarımı da göz doldurdu. 

“Gurur duydum”
Oyunun sonunda sahneye çıkarak oyuncuları tebrik eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Bir buçuk yıllık emeğin ardından, bu gördüğünüz muhteşem tablo ortaya çıktı. Biz her zaman İzmir’in ve Türkiye’nin çok iyi şeyler hak ettiğine inanıyoruz. Onlara iyi şeyler verme çabasının karşılık bulacağına inanan insanlarız. Ben bu gece burada iki kimlikle çok mutlu oldum. Biri seyirci olarak, diğeri de belediye başkanı olarak büyük gurur duydum. Gelecek günlerin güzel olduğuna inanıyorum. Bu ekibi yürekten kutluyorum. Oyuncuları inanılmaz bir hayranlıkla seyrettim. Biliyorum çok güzel çalışmalar ortaya konulacak. Yeter ki siz yanımızda olun. Yeter ki bu güzel insanlar hak ettikleri değeri bulsun. Hepinize emeklerinizden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Cadı Kazanı hakkında
20. yüzyıl Amerikan tiyatrosunun en önemli yazarlarından Arthur Miller’ın yazdığı, usta tiyatrocu Lemi Bilgin’in yönettiği “Cadı Kazanı”, 1692 yılının Salem’indeki Cadı Davaları’nı yeniden dirilterek, 1950’lerde ABD’de hüküm süren ve pek çok kişinin komünist olmakla suçlanıp yargılanmasıyla sonuçlanan McCarthyci baskı ortamına bir eleştiri olarak kaleme alındı. 
Oyunun dramaturjisini Duygu Kankaytsın, müzik tasarımı Kahir Emrah Oğuz, sahne tasarımını Anıl Ateş, ışık tasarımını Akın Yılmaz, giysi tasarımını Deniz Bilgili yaptı. Geniş oyuncu kadrosuyla sahneye taşınan Cadı Kazanı’nda Meltem Cumbul, Levent Üzümcü, Harun Özer, Selen Bayındır, Hayriye Çam, Ecem Aydın, Dine Altıok, Mehmet Onur Atbaş, Pelinsu Karayel, Başak Akbay, Şirin Saraçoğlu, Ayhan Anıl, Özgür Molla, Sonay Eren, Burak Şentürk, Berivan Kater ve Ceren Parlar rol aldı. 

Biletleri günler öncesinden tükendi
İzmirliler oyuna büyük ilgi gösterdi. Cadı Kazanı’nın 1-2 ve 7-8-9 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek gösterimlerinde biletler günler öncesinden tükendi. 14-15-16 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek gösterimlerin biletleri de https://kultursanatbilet.izmir.bel.tr adresi ve İzBBŞT bilet gişelerinden satışa sunulacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tarihi hamama, sanatla modern dokunuş

Konak Belediyesi’nin restore ettiği tarihi Kıllıoğlu Hamamı, ‘Boşluk – Aralık – Mesafe’ sergisiyle kapılarını açarak kentle ve günümüzle buluştu. Sergi açılışında konuşan Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Tarihi mekanları yaşatmayı önemsiyoruz; onları sadece bina olarak değil, bir hafıza olarak, geleceğe aktarılan bir mektup olarak görüyoruz. Kentin mirasını özenle, sanatla ve kültürle buluşturma yolundaki çalışmalarımızı hiç durmadan sürdüreceğiz” dedi.

Konak Belediyesi’nin restorasyon çalışmalarıyla, Basmane’de, 18. yüzyıldan bugüne uzanan tarihi tüm heybetiyle ortaya çıkarılan Kıllıoğlu Hamamı, ev sahipliği yaptığı ‘Boşluk – Aralık – Mesafe’ karma sergisiyle kapılarını açtı. Sergi açılışına Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu başta olmak üzere, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, serginin Küratörü Ferhunde Algaç Meriç, Turgut Pura Vakfı Başkanı ve Sergi Koordinatörü Varol Topaç, sanatçılar, CHP Konak İlçe Yöneticileri, belediye bürokratları ile meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Büyüleyici enstalasyonlar ve sanat eserlerinin Kıllıoğlu Hamamı’nın tarihi atmosferiyle buluştuğu sergi açılışında Başkan Mutlu, tarihi mekanları yaşatmayı, hafızlarını geleceğe taşımayı çok önemsediklerini vurguladı. Başkan Mutlu, proje mimarına, restorasyonda ve sergide emeği geçenlere teşekkür etmeyi ihmal etmedi.

Mutlu: Tarihi mekanları sadece bina olarak değil, bir hafıza olarak görüyoruz

Göreve gelir gelmez Kıllıoğlu Hamamı restorasyonunun tamamlanması için hızla harekete geçtiklerini, meclisten geçip ihaleye çıkılmasının ardından projenin hayata geçtiğini belirtti. Başkan Mutlu, Kemeraltı ve Basmane bölgesi başta olmak üzere tarihi, günümüzle buluşturmak için çalıştıklarını dile getirerek şunları söyledi: “Basmane için, Kemeraltı için tarihi bir günde hep birlikteyiz. Konak’ın yeniden kültür ve sanatın merkezi olması; Kemeraltı ve Basmane’deki o tarihi yapı stokunun da restore edilerek halkın kullanımına açılması için yola çıkmıştık. Bugün bu iki amacımızı birlikte buluşturduğumuz bir mekanın açılışını çok güzel sergiyle taçlandırmak bizim için onur ve gurur verici. Bugün bir arada olduğumuz için çok mutluyum. Mekanları yaşatmayı önemsiyoruz. Mekanları sadece bina olarak değil, bir hafıza olarak görüyoruz. Bu binalar, geçmişten geleceğe aktarılan bir hafıza, birer mektup. Modern dokunuşlarla, çağın mimari anlayışına uygun bir şekilde restore edilerek yaşatılması, tekrar kullanıma sunulması çok kıymetli.”

“Kentin mirasını sanatla ve kültürle buluşturmaya devam edeceğiz”

Tarihi hamamın kente kazandırılmasını hem mimari açıdan hem de kentin kültür ve sanat yaşamına katkısı yönünden değerlendiren Başkan Mutlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Gördüğünüz gibi şeffaf, kendisini içe kapatmayan, aynı zamanda Basmane’yle Anafartalar Caddesi’yle sürekli geçişkenliği sağlayan; kapalı kapılar ardında değil geçerken görebileceğiniz ve içinde ne olduğunu hissedebileceğiniz bir mekan. Bu geçirgenliği de çok önemsiyoruz. Sanatçılarımız da eserleriyle bu tarihi mekana çağdaş bir soluk kazandırdılar. Kentin mirasını özenle, sanatla ve kültürle buluşturma yolundaki çalışmalarımızı hiç durmadan sürdüreceğiz.”

Meriç: 18. yüzyıldan kalan bu mekanı güncel sanat eserleriyle değerlendirdik

Sergi Küratörü Ferhunde Algaç Meriç de serginin ana başlıkları ve sanatsal yolculuğuna dikkat çektiği konuşmasına şu sözlere yer verdi: “Bu mekanda bize bir sergi açma fırsatı tanıyan Konak Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Biz bu mekanı ilk gördüğümüzde burada büyük bir ‘boşluk’ gördük ve bu boşluğun tamamlanması için bir çalışma gerçekleştirdik. 18. yüzyıldan kalma olan bu mekanın günümüzle bir ‘aralık’ oluşturmasını ve boşluğu da ‘mesafe’yi kısaltmak amacıyla güncel sanat eserleriyle değerlendirmeyi düşündük.”

Topaç: Buradaki ilk sergiyi gerçekleştirebiliyor olmak bizim için çok keyifli

Turgut Pura Vakfı Başkanı ve Sergi Koordinatörü Varol Topaç ise serginin hazırlık sürecini değerlendirerek tarih v sanatın buluşmasını sağlayan emeğe dikkat çekti. Topaç, “Öncelikle Konak Belediye Başkanımıza bu mekanı İzmir’e kazandırdığı için, çağdaş sanat uygulamalarına farklı bir mekan oluşturduğu için teşekkür ediyorum. Buradaki ilk sergiyi gerçekleştirebiliyor olmak bizim için çok keyifli. Sanatçı için zor bir mekan. Ama hep birlikte, beyin fırtınaları da yaparak bu noktaya geldik” diye konuştu.

Tarihi mekana modern dokunuş

Konuşmaların ardından açılış kurdelesi hep birlikte kesildi.  Başkan Mutlu, tarihi hamamı ve sergiyi konuklarla birlikte gezdi. Tarihi mekanı modern bir dokunuşla buluşturan ve 28 Kasım’a kadar ziyarete açık olacak sergide yer alan Aslı Özer, Kemal Kahveci, Neda İsmail Atar, Sema Okan Topaç, Varol Topaç ve Yasin Uysallar’ın eserleri büyük beğeni topladı. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Altın Portakal Galalarında Bugün Gürcistan’dan Masalsı Bir Öykü ve Deprem Yaralarını Oyunla Saran Çocuklar Vardı

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde çok özel iki filmin galası vardı. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda beyazperdeye yansıyan; kurmaca film “Gondola” ve “Hayal Gücü Oyun Parkı” belgeseli, gösterimleri kadar söyleşileriyle de ilgi çekti. 

7 kişilik bir film ekibi!

Almanya- Gürcistan yapımı “Gondola” filminin gösteriminden sonra yönetmen Veit Helmer, seyircilerin sorularını cevapladı. 

Gürcistan dağlarının masalsı atmosferinde iki genç kadının aralarında kurulan bağı, diyalogsuz olarak anlatan filmle ilgili ilk soru da buradan geldi. Yönetmen, bu fikri Alfred Hitchcock’tan aldığını söyledi: “Hitchcock ile ilgili bir kitapta diyalogsuz filmin nasıl yapılacağına dair bir bölüm vardı; oradan etkilendim. Ayrıca sesi ve sesin doğru kullanımını çok seviyorum. Eğer bir filmde diyalog kullanırsanız sesin çok fazla önüne geçiyor. Diyalog olmayınca ses için geniş bir alan kalıyor”

Gürcistan’da ve gondola’da (teleferik) geçen bir film fikrinin, önceki filmde Azerbaycan’da yaşadıkları sorunlar sebebiyle Gürcistan’a geçtiklerinde belirdiğini dile getiren yönetmen, şunları söyledi: “Gürcistan’da filmi tamamladığımızda ekip, ‘lütfen tekrar gelin ve bir daha film çekin’, dedi. Yapımcılardan biri de kendi köyünde çok gondolalar olduğunu söyleyip bunları filmde kullanmamı önerdi. Gondolalar ile çalışmaksa oldukça zor; çünkü sadece bir kabin var. Görüntü yönetmeni ile çekimden önce ‘iki gondolun gidip gelişini nasıl gösterebiliriz, diye düşündük. Ekibin bir kısmı ‘asla başaramazsınız’ bile dedi. Limitli bir bütçemiz olduğu için bir kısmını görsel efekt kullanarak yaptık. Aslına bakarsanız filmin senaristi, yönetmeni, yapımcısı, ses tasarımcısı ve ekip için kamyonu kullanan kişiydim! Toplam 7 kişi ile bu filmi çektik” 

“Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik”

6 Şubat 2023’te yaşanan depremin ardından Nedim Buğral, bir grup gönüllüyle Hatay’ın farklı noktalarında oyun alanları kurdu. “Hayal Gücü Oyun Parkı (HOP)” adı verilen ve II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da geliştirilen “esnek oyun alanı” yaklaşımından ilham alan proje, çocukların, çevrelerinde kolayca bulabilecekleri atık malzemeleri, oyuncaklara dönüştürmeleri fikrine dayanıyor. Depremden yalnızca iki hafta sonra çadır alanlarında başlayan bu kolektif iyileşme süreci, iki yılı aşkın bir süredir, konteyner kentlerde devam ediyor. Oyun aracılığıyla hayata tutunan çocukların dünyasını, dayanışmanın önemini ve hayal kurmanın dönüştürücü etkisini anlatan filmin yönetmeni Jale İncekol ve Nedim Buğral, gösterimden sonra soruları cevapladı. 

Depremden iki ay sonra Nedim Buğral’ın kurduğu derneğin gönüllüsü olarak Hatay’a gittiğinde şahit oldukları üzerine belgesele karar verdiğini dile getiren İncekol; Hatay’da gördüklerini şöyle anlattı: “O dönemde çadır kentlerde yaşıyordu insanlar. Nedim’in asistanı olarak çalışmaya başladım. Çocukları HOP’a girerken ve HOP’tan çıktıktan sonra gözlemlediğimde çok büyük farklılıklar gördüm. Beş dakika önce kayıplarından bahseden birinin, beş dakika sonra çocuğuna HOP’ta yardım ederken gülümseyebildiğine şahit oldum. Nedim’le bir sene iletişimde kaldık, ben daha sonra film için geri döndüm. Nedim hâlâ Hatay’da, sahada. İnsanlar hâlâ konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor. Filmi 2024’te çekmiştik; çocuklar hâlâ o 21 metrekarenin içinde, o beton zeminde yaşamaya, büyümeye devam ediyor”

Çocuklarla, özellikle de büyük bir felaketin mağduru olmuş çocuklarla, çalışırken izledikleri yolun sorulması üzerine, “Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik” diyen Nedim Buğral ise  sözlerini şöyle sürdürdü: “Filmde kurgu olarak konuştuğumuz her şeyi biz play-workerlarla / (oyun çalışmalarıyla) yaptık. Bir duygu check-list’i yaptık. Çok farklı disiplinlerden sanatçılar, gönüllüler vardı. Akşamları oturup çocukların oyununu anlama meselesi üzerine çalıştık. Bu süreçte hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik” 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

‘Otoyol Cehennemi’nin 10. Sezonu, 3 Kasım Pazartesi 21.00’de National Geographic Ekranlarında Başlıyor!

Sert vuran Norveç kışında, ölümcül hale gelen yollarda kurtarma talepleri artarken, Thord, Bjoern ve Jo Roger de bu tehlikenin içinde fırsat arıyor. Bu sezon ekip, operasyonlarını genişletip yeni ekipmanlara yatırım yaparak işlerini bir üst seviyeye taşıyor.

Serinin 10. sezonuyla, sekiz bölümden oluşan “Otoyol Cehennemi”, 3 Kasım Pazartesi saat 21.00’de National Geographic’te başlıyor.

Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Ünsal, Kaf Sin Kaf’ın 113. yaşını kutladı

Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, İzmir’in ilk Türk spor kulübü olarak 1 Kasım 1912 tarihinde kurulan Karşıyaka Spor Kulübü’nün 113. yaşını kutladı. Bu anlamlı günün onuruna Karşıyaka Spor Tarihi Müzesi’ni ziyaret eden Başkan Ünsal, kulübün kadın basketbol takımında oynarken giydiği ve geçtiğimiz aylarda müzeye armağan ettiği formayı da eline alarak genç kızlara ilham olmasını diledi.

“GELECEĞE UMUTLA YÜRÜYORUZ”
Kaf Sin Kaf’ın; Karşıyaka’nın karakterinin, dayanışma ruhunun ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığının en güçlü simgesi olduğunu söyleyen Başkan Yıldız Ünsal “Bugün, sadece bir spor kulübünün değil, bir kentin kimliğinin, onurunun ve bağımsızlık ruhunun doğduğu o özel günü, 113. kuruluş yıl dönümünü gururla kutluyoruz. 1912’den bu yana Karşıyaka Spor Kulübü, bu toprakların ilk Türk spor kulübü olarak sadece sahalarda değil, her alanda bize öncülük etti. Kadızade Zühtü Işıl’ın o gün yaktığı meşale, bugün binlerce Karşıyakalının kalbinde gururla yanıyor. Bizim armamızdaki Ay-Yıldız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kulübe duyduğu güvenin, bu semte verdiği değerin en büyük nişanesidir. Bu şanlı arma, şerefimizdir, namusumuzdur. Karşıyaka; Kaf Sin Kaf’tır! Basketbolda şampiyonlukların coşkusu, futbolda adanmışlığın ruhu ve tüm branşlarda asla pes etmeyen o meşhur Karşıyaka duruşudur. Dün olduğu gibi bugün de bu kentin her köşesinde, tüm branşlarımızla, tesisleşme hedefimizle kulübümüzün yanındayız. Bu sevda bitmez! Geçmişimizle gurur duyuyor, geleceğe umutla yürüyoruz. İyi ki doğdun Kaf Kaf! İyi ki varız Kaf Sin Kaf! Yaşa Karşıyaka!” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türkiye’de Bilet Sayıları Alarm Veriyor!

Yönetmen ve yapımcı Murat Şeker, rakamlar eşliğinde üretim ve bilet satışındaki korkunç düşüşü gözler önüne serdi. Şeker “Artan üretim maliyetleri dolayısıyla 20 yıldır ilk defa bu yaz film çekmedim” dedi. 

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yan etkinlikler, 31 Ekim Cuma günü gerçekleştirilen, “Yeni Dalga mı Durgunluk mu:  Bu Gişe Bizi Kurtarır mı?” ve “Pelikülden Dijitale – Sinemada Tasarım” panelleriyle sona erdi. 

Türk sinema sektöründeki üretim ve seyirci sayısı sorunları; yönetmen ve yapımcı Murat Şeker, CJ ENM Dağıtım Müdürü Ferhat Aslan ve Cinema Pink by Maximum Film Programlama Müdürü İlkay Erdem’in katıldığı “Yeni Dalga mı Durgunluk mu:  Bu Gişe Bizi Kurtarır mı?” başlıklı panelde ele alındı.  

Bilet satışı en çok düşen ülke, Türkiye; en çok artan ise Suudi Arabistan

Murat Şeker’in verdiği sayısal bilgiler, korkunç bir manzarayı işaret ediyordu. Önce Türkiye’de yıllar içindeki değişimi resmetti Şeker; buna göre 2017’de toplam 72 milyon bilet satılmışken bu sayı, 2024’te 33 milyona düşmüştü ve bu yıl için beklenti, 24 milyondu. Pandemi öncesi, 2015-2019 arası satılan toplam bilet sayısı 290 milyon iken 2020-2024 arası; bu rakam sadece 130 milyon. Uluslararası karşılaştırmalı bilgilerse durumun vehametini çok daha keskin gösteriyordu: Pandemi öncesi 5 yılda satılan toplam 6 milyon bileti, 70 milyona çıkaran tek ülke; Suudi Arabistan. 

“20 yıldır ilk defa bu yaz film çekmedim”

Bilet satışlarındaki düşüşün sebebinin, alım gücünün düşmesinin uzantısı olduğunun bilindiğini ancak asıl sıkıntının, eşzamanlı olarak yapım maliyetlerinin yükselmesi olduğunu belirten Şeker, “Kendimden örnek vereceğim; 20 yıl sonra ilk defa bu yaz film çekmedim çünkü çekim maliyetini göze alamadım” dedi. 

Şeker; “Yapım maliyetlerinin artmasının Türkiye’deki özel sebebi; Netflix, Disney gibi Amerikan menşeli firmaların dijital platformalarda yapıma başlaması, yapım giderlerini dolar bazında yükseltmesi ve piyasayı dengesizleştirmesi. Burada; festivallere katılan, özellikle festival filmi üreten arkadaşların dikkat etmediği bir husus var: Ülkenin ana akım sineması çarkları dönmediğinde zaten festivaller, yarışmalar düzenlenemez hale gelir” uyarısında bulundu. 

“Üç yılda bir film üreten yapımcı kalmadı”

CJ ENM Dağıtım Müdürü-Yapımcı Ferhat Arslan’sa kurumsallığın ve endüstrinin oluşmamasına dikkat çekti: Aslan, “BKM vardı, TAFF vardı, Avşar Film vardı. Med Yapım, Ay yapım; girdi, çıktı. Fakat hiçbirisi sürdürülebilir bir ekosistem yaratamadı. Biz bir yapımcı kültürü oluşturamadık. Türkiye’de üç yılda bir film üreten yapımcı kalmadı” 

“Sinema salonlarında doluluk oranımız, yüzde 5; bu bir felaket!” diyen Aslan; bu rakamın, bir seansın gösteriminin elektrik bedelini karşılamadığını ifade etti. 

Seyirciyi salonlara çekmek için alternatif yollar denenmesi gerektiğini söyleyen, Cinema Pink by Maximum Film Programlama Müdürü İlkay Erdem, “Bu nedenle etkinliklerin arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela 27- 28 Eylül’de çok düşük bir bilet fiyatıyla bir festival gerçekleştirdik. Vizyon filmleriyle devamını da getirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Bu uygulamada; 80 TL’lik bilet fiyatıyla hafta sonu satılan bilet sayısının 800 bin olduğu bilgisini veren Murat Şeker, “Bu, bize bir şey işaret ediyor: Türk insanının kültüre ayıracak parası yok” dedi. “Sektörü yakın zamanda sorunlar bekliyor; ilk filmini yapanlar belki bir daha film yapamayacaklar, salonlar kapanacak” şeklinde konuşan Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörün çoğunluğu, televizyon ve dizi dünyasına yöneldi. Devlet desteği olmadan, bireysel yapımcıların finansal desteğiyle gerçekleşen sinemaya da ‘bunu neden yapıyorsun?’ diyemeyiz. Zaten bu sayede 70 milyon seyirci, senede 250 film, yarışmalar, festivaller gibi güzellikleri yaşadık”  

Melies’ten Da Vinci Resolve’a 

Altın Portakal’da günün diğer paneli, sinemada tasarım üzerineydi. “Pelikülden Dijitale – Sinemada Tasarım” panelinde akademisyen Emre Ahmet Seçmen, Melies’ten Da Vinci Resolve’a; sinema tarihindeki dönüm noktaları üzerinden değerlendirmelerde bulundu. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı