Doğa ve lezzet tutkunları bu turları çok sevecek

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin deniz ulaşım şirketi İZDENİZ, Bergama Vapuru ile Körfez gezileri ve Flamingo Yolu Tekne Turu’nun yanı sıra doğa ve lezzet tutkunlarını Kemeraltı Lezzet, Kültürpark ve Yaban Ördeği Gözlem Turu etkinliklerinde bir araya getirecek. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZDENİZ AŞ, kent turizminin önemli unsurlarından olan kent turlarına yenilerini ekledi. Bergama Vapuru ile Körfez gezileri ve tekne ile Flamingo Yolu’nda turlar düzenleyen İZDENİZ, Kemeraltı Lezzet,  Kültürpark ve Yaban Ördeği Gözlem Turu etkinlikleri başlattı. İzmirliler ve kente gelen turistler İzmir’in eşsiz doğasını ve lezzetlerini yakından tanıma fırsatı bulacak.  

Yaban Ördeği Gözlem Turu 16 Kasım’da
Doğa turları kapsamında düzenlenecek Yaban Ördeği Gözlem Turu, Çakalburnu Lagünü’nde gerçekleştirilecek Doğaseverlere nadir kuş türlerini yakından görme fırsatı sunacak turda katılımcılar Çamurcun, Kaşıkgaga ve Yeşilbaş gibi yaban ördeği türlerinin yanı sıra flamingo, karabaş martı, balıkçıl ve yalıçapkınlarını dürbün ve teleskoplarla gözlemleyebilecek. 16 Kasım 2025 Pazar günü 09.00 – 11.00 saatleri arasında ilki gerçekleştirilecek turda buluşma noktası İnciraltı Kent Ormanı Tekne ve Karavan Otoparkı Girişi olarak belirlendi. Katılım ücreti yetişkin için 250 TL olarak belirlendi. 0–6 yaş ücretsiz, 6–12 yaş yüzde 50 indirimli, kontenjan 30 kişiyle sınırlı. 

Kültürpark’ı adımlıyorlar
Rehber eşliğinde yapılan Kültürpark Turu’nda Atatürk’ten Behçet Uz’a, İsmet İnönü’den Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’e, Nejat Uygur’dan Zeki Müren’e uzanan Cumhuriyet tarihinin izleri keşfediliyor. Katılımcılar, Kültürpark’ın sanat eserlerini, tarihi yapılarını ve geçmişin eğlence mekânlarını gezerken, 133 farklı türden 7 bini aşkın bitki ve 50’ye yakın kuş türü hakkında bilgi edinebiliyor. 22 Kasım 2025’te yapılacak turun bilet fiyatı 350 TL olarak belirlendi. 

Kemeraltı Tarih, Kültür ve Lezzet Turu geçmişle bugünü buluşturuyor
İzmir’in kalbi Kemeraltı’nda geçmişle bugünü buluşturan Kemeraltı Tarih, Kültür ve Lezzet Turu 6 Aralık Cumartesi günü başlıyor. Katılımcılar, Saat Kulesi’nden başlayarak Kemeraltı’nın dar sokaklarında tarih, kültür ve lezzet dolu bir yürüyüşe çıkacak. Gevrekten boyoza, sinkontadan şambaliye uzanan bu gastronomi yolculuğunda; tarihi fırınlar, hanlar, camiler, sinagoglar ve Agora Ören Yeri ziyaret edilecek. Ayrıca çinicilik, keçecilik ve el işlemeciliği gibi geleneksel Türk zanaatlarını icra etmeye devam eden zanaatkâr ustalardan geleneksel tariflerin hikâyeleri dinlenecek. İzmir’in kültürel zenginliğini ve gastronomi mirasını bir araya getirerek hem tarih meraklıları hem de lezzet tutkunları için unutulmaz bir deneyim sunacak turun bilet fiyatı 350 TL olacak.  

Flamingo Yolu Tekne Turları dört güne çıktı
15 Ağustos’ta başlayan Flamingo Yolu Tekne Turları, Gediz Deltası’nın eşsiz kuş yaşamını keşfetmek isteyenlerden yoğun ilgi görüyor. Artan talep üzerine turlar artık cuma, cumartesi ve pazarın yanı sıra perşembe günleri de düzenleniyor. Gediz Deltası, flamingoların dünyadaki nadir üreme ve yaşam alanlarından biri olarak öne çıkarken, katılımcılar onlarca kuş türünü yakından gözlemleme olanağı buluyor. 12.00, 13.30, 15.00 ve 16.30’da başlayan turlar 6 kişilik teknelerle gerçekleştiriyor ve yaklaşık 1 saat 15 dakika sürüyor. 15 dakikalık rehber anlatımının ardından bir saatlik gözlem yapılıyor. Bilet ücreti, 400 TL, 0–2 yaş ise ücretsiz. Turlar minimum 3 kişinin katılımıyla yapılıyor. 

Flamingo yolu otobüsle keşfediliyor
Akdeniz Havzası’ndaki en geniş sulak alan ekosistemlerinden biri olan İzmir’in Gediz Deltası’nda flamingo yolunu otobüsle keşfetmek isteyenler bu turda buluşacak. 15 Kasım Cumartesi günü başlayacak turun bilet fiyatı ise 250 TL. 

Tarihi Bergama Vapuru ile Körfez Turları devam ediyor
Profesyonel rehber eşliğinde düzenlenen İzmir Körfez Turu ile kentliler İzmir’in 8500 yıllık geçmişine doğru benzersiz bir yolculuğa çıkıyor. Tarihi Bergama Vapuru ile körfezden kente bakarken, katılımcılar İzmir’in tarih, kültür ve yaşam dokusunu denizin ortasında keşfetme imkânı buluyor. 15 Kasım’da yapılacak tur düzenli aralıklarla devam edecek. Bilet ücreti ise 350 TL. 

Biletler nasıl alınacak?
Biletler, bilet.izdeniz.com.tr üzerinden satın alınacak. 0531 932 09 93 numaralı telefondan da bilgi alınabilir. Vatandaşlar güncel duyurular için İZDENİZ’in sosyal medya hesaplarını ve bilet.izdeniz.com.tr sitesini takip edebilir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Çocuklarla Renkli Sesler Korosu” başlıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocuklar için “Çocuklarla Renkli Sesler Korosu”nu hayata geçiriyor. 8-14 yaş arası çocuklara yönelik  çalışmanın seçmeleri ise 11-12-13 Kasım tarihlerinde yapılacak. 

İzmir’de 8-14 yaş arası müziğe ilgi duyan çocuklar, seslerini keşfetmek ve birlikte şarkı söylemenin mutluluğunu paylaşmak için “Çocuklarla Renkli Sesler Korosu”nda buluşuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından organize edilecek koronun seçmeleri 11-12-13 Kasım tarihleri, 10.00-17.00 saatleri arasında Milli Kütüphane Caddesi Valilik Ek Hizmet Binası No: 33 Kat: 3 adresinde bulunan Konak Hizmet Binası’nda yapılacak. Sınav içeriği; piyanoda ezgi belleği, şarkı tekrarı, ritimsel bellek ve tekrar aşamalarından oluşacak. Eğitimler ise 15 Kasım Cumartesi günü başlayacak ve 11.00-12.30 saatleri arasında olacak. Başvurular https://www.izmir.art/ sitesi üzerinden yapılıyor. Bilgi için 0232 294 21 57 numaralı telefon aranabiliyor. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İDSO DenizBank Konserleri’nde Ulu Önder’e “Son Veda” ile saygı duruşu

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri, elli yedi yıllık yaşamında ölümsüz bir esere imza atarak bizlere özgür ve demokratik bir Cumhuriyet armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü anma konseriyle devam etti. Orkestra, Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 87. yılında anmak üzere özenle seçilmiş bir repertuarla 7 Kasım akşamı sanatseverlerle buluştu. 

Atatürk’ü Anma Konseri, Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin hayata geçirdiği “Son Veda” isimli eserle izleyenleri geçmişten bugüne uzanan anlamlı bir yolculuğa çıkardı. Senfonik müzikle farklı türleri başarıyla birleştiren piyanist, besteci Fahir Atakoğlu’nun müziklerini, şef Kıvanç Tepe’nin orkestra düzenlemelerini yaptığı eser ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatından kesitler canlandırıldı. Eser; Şef Kıvanç Tepe yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Sirene Filarmoni Korosu, Samsun Devlet Opera ve Balesi solist sanatçıları Şahan Gürkan, Eda Bingöl Gürkan, Leyla Ceren Koç, İpek İncekaş, Sivas Devlet Tiyatrosu oyuncusu Abdulsamet Sünbül, Antalya Devlet Opera ve Balesi piyano sanatçısı Onur Altıparmak ve neyzen Ercan Irmak’ın performanslarıyla sahneye taşındı. 

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri, 21 Kasım Cuma günü Şef Gürer Aykal yönetiminde gerçekleştirilecek “Öğretmenler Günü Konseri” ile sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kuru domates ihracatı 100 milyon doları aştı

Anadolu coğrafyasının bereketli topraklarında yetişen kan kırmızı domatesler, binbir emekle güneşte kurutulduktan sonra 98 ülkeye ihraç edildi. Türkiye, 2025 yılının 10 aylık döneminde 108 milyon dolarlık kuru domates ihraç etti ve İtalya’nın ardından dünya ikincisi oldu.

Akdeniz mutfağının en önemli lezzetlerinden kuru domateste, Türkiye’nin ihracatının yüzde 94’ünü Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçılar gerçekleştirdi. Egeli ihracatçılar, 101 milyon dolarlık kuru domates ihracatına imza attı.

Kuru domates ihracatında dünya ikincisiyiz

Türkiye’nin kuru domates ihracatında İtalya’nın ardından dünya ikincisi olduğu bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, miktar bazında yüzde 11’lik azalışla 34 bin 419 ton kuru domates ihraç edildiğini, kuru domates ihraç fiyatında dolar bazında yakalanan yüzde 12’lik artış sayesinde ihracat gelirinin 2024 yılındaki seviyesini koruduğunu dile getirdi.

Avrupa Birliği’ne kuru domates ihracatında kotanın kaldırılmasını istiyoruz 

Türkiye’den Avrupa Birliği’ne kuru domates ihracatında 8 bin 900 ton kota olduğuna işaret eden Uçak, “İhracatçılarımız bu kotayı her sene ocak ayında dolduruyorlar. AB’ne kuru domates ihracatında kotanın kaldırılmasını, kota kaldırılmazsa da Türkiye’nin potansiyelini yansıtacak seviyeye çıkarılmasını istiyoruz. Kota kaldırıldığı ya da artırıldığı takdirde kuru domates ihracatımız 200 milyon dolara ulaşacak potansiyele sahip” şeklinde konuştu.

Kuru domatesin başlı başına bir lezzet ve şifa deposu olduğunun altını çizen Başkan Uçak, “Kuru domates makarnalardan salatalara, kahvaltılardan çorbalara, etli yemeklerden balığa, tavuktan pizzalara kada geniş bir yelpazedeki yemeklere lezzet katıyor. Anadolu topraklarında yetişen 15 milyon ton taze domateslerden elde edilen kuru domatesleri ABD’den İtalya’ya, Kanada’dan Almanya’ya, Brezilya’dan Japonya’ya 98 ülkeye ihraç ettik. 2025 yılı sonunda 125 milyon dolara ulaşacağız. 2026 yılında hedefimiz kuru domates ihracatımızı 150 milyon doların üzerine çıkarmak olacak” ifadelerini kullandı.

ABD, İtalya, İngiltere ve Almanya ihracatta öne çıktılar

Türkiye’nin kuru domates ihracatında ortalama ihraç fiyatının 2,8 dolardan 3,16 dolara çıktığını da paylaşan Başkan Uçak ihracatta öne çıkan ülkeleri şöyle özetledi: “Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatımız yüzde 24’lük artışla 26,2 milyon dolara ulaştı ve ABD zirvedeki yerini korudu. İhracatımızın yüzde 20 arttığı İtalya’ya 19,5 milyon dolarlık kuru domates gönderdik. İngiltere ve Almanya 8,7 milyon dolarlık Türk kuru domatesi talebiyle üçüncülüğü paylaştılar.”

Kuru domates şifa deposu

Minerallerden zengin olan kuru domates, kalp sağlığını ve kemik dokusunu korurken, karaciğeri temizliyor, bağışıklığı güçlendiriyor. A, K ve C vitamini deposu olan kuru domates, kanser savaşçısı antioksidan zengini, göz sağlığını korurken, demir yetersizliğine bağlı kansızlığı ve anemiyi önleme kabiliyetine sahip.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Horonun Ritmiyle Adrenalin Buluştu

Karadeniz’in büyüleyici doğasında, tulum sesleri ve horon gösterileri eşliğinde Türkiye Enduro ve ATV Şampiyonası’nın heyecanı başladı. Rize’nin Çayeli ilçesindeki Senoz Vadisi, ilk kez bu büyük organizasyona ev sahipliği yapıyor.

Protokolün Katılımıyla Magazin Startı Verildi

Karadeniz’in eşsiz doğasında yer alan Rize’nin Çayeli ilçesindeki Senoz Vadisi, bu yıl Türkiye Enduro ve ATV Şampiyonası’na ilk kez ev sahipliği yapıyor.
Ülkemizin en zorlu motor sporları organizasyonlarından biri olan şampiyonada, Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcular doğanın zorlu koşullarında kıyasıya rekabet ediyor. Start öncesinde Rizeli çocuklardan oluşan horon ekibitulum sesleri eşliğinde şampiyonanın coşkulu açılışını yaptı. Karadeniz’in geleneksel ezgileriyle renklenen etkinlikte, horon ve tulumun ritmiyle Türkiye Enduro ve ATV Şampiyonası  başladı. Şampiyonanın magazin startıİçişleri Bakan Yardımcısı Münir KaraloğluGençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet TemurciRize Valisi İhsan Selim Baydaş, AK Parti Rize İl Başkanı Yılmaz Katmer, TMF Danıştay Üyesi İbrahim Er,  Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Başkanı Mehmet Sadık VefaBaşkan Vekili Ogün BaysanAsbaşkan Mahmut Nedim Akülke ile çok sayıda vatandaş ve basın mensubunun katılımıyla verildi.

Zorlu Parkurlarda Nefes Kesen Rekabet

Ülkemizin en zorlu ve en heyecan verici yarış serileri arasında yer alan şampiyona kapsamında, Türkiye’nin dört bir yanından gelen 100 sporcu, doğanın tüm zorluklarına karşı kıyasıya bir mücadele edecek. Motor sporlarının en çok takip edilen branşlarından biri olan enduro yarışları; toprak, su, taş ve çamur gibi doğal engellerle dolu parkurlarda hem hız hem de dayanıklılık sınavı sunuyor. Karadeniz’in yemyeşil doğası ise bu mücadeleye nefes kesen bir atmosfer sağlayacak.  Yarışlar, E1, E2, E3, E1B, E2B, E3B, EC, Veteran, Kadınlar, Gençler, A1 ve A2 kategorilerinde gerçekleştirilecek. Sporcular ilk gün extreme etap yarışlarında yüksek parkurlara çıkarak izleyenlere unutulmaz anlar yaşatacak.  Şampiyona 9  Kasım Pazar günü Orman etap yarışlarıyla sona erecek. Seyir zevki yüksek bu etaplar, hem sporcular hem izleyiciler için adrenalin dolu anlara sahne olacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Özgür Mumcu Nilüfer’de okurlarıyla buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Koza Buluşmaları” söyleşilerinin konuğu olan ünlü yazar Dr. Özgür Mumcu, son romanı “Dünyalılar” üzerinden çağımızın toplumsal meselelerini ele aldı.

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Koza Buluşmaları’nın son konuğu, çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Dr. Özgür Mumcu oldu. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü yaptığı “Yalnızlık, İletişim, Temas: İnsanlık Ne Kadar Hazır?” başlıklı söyleşi, sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Etkinliği Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de takip etti.

Söyleşide son romanı “Dünyalılar” üzerinden insanlığın içinden geçtiği dönüşüm sürecini değerlendiren Mumcu, uzaylıların aslında bir metafor olarak kullanıldığını belirtti. Yazar, romanında uzaylıları toplumsal fay hatlarını görünür kılmak için bir araç olarak kullandığını ifade ederek, “Uzaylılar gelirse ne yapardık, ne kadar hazırız buna diye düşündüm. Gramsci’nin 1930’larda söylediği gibi geçiş dönemlerindeyiz. Ölmekte olan ölemiyor, doğmakta olan doğamıyor. Şimdi canavarlar zamanı” dedi.

HAYVANLARLA İLETİŞİM VE BİO-AKUSTİK

Mumcu, romanında önemli yer tutan bio-akustik alanından ve hayvanların ses ile iletişiminden bahsetti. Yunusların ve balinaların iletişim yöntemlerinden etkilendiğini belirten yazar, “Ya uzaylılar gelir ve hayvanlarla konuşursa, bizle hiçbir irtibat kurmak istemezlerse diye düşündüm. Yapay zeka teknolojisiyle birlikte bu alanda büyük gelişmeler yaşanıyor. Bio-akustik bize evren ve dünyamızla ilgili birçok kapıyı aralayacak gibi görünüyor” diye konuştu.

DİJİTAL ÇAĞIN PARADOKSU

Sosyal medya ve dijitalleşmenin yarattığı sorunlara da değinen Mumcu, herkesin cebinde farklı bir dünya taşıdığını ve ortak gerçeklik duygusunun kaybolduğunu vurguladı. “Algoritma meselesi başlı başına acayip bir hadise. Hepimizin telefonunda başka bir dünya var. Bu da ortak gerçeklik duygumuzu aldı. Herkes orada başka bir dünya yaşadığı için kutuplaşıyor. Ana akım medya kalmadığı zaman hangi ortak gerçekler üzerine konuşacağız?” diyerek dijital çağın yarattığı paradoksa dikkat çekti.

Yazar, sosyal medyadan uzak durmanın artık bir lüks haline geldiğini belirterek, “Bu dönemde yalnız başına, dağda yaşamak istiyorsan zengin olman gerekiyor. Eskiden tam tersiydi, insanlar oradan şehirlere kaçmaya çalışıyordu ama şimdi şehirlerden kaçalım, internete ihtiyacımız olmasın deniliyor” ifadelerini kullandı.

İRONİ VE SİNİZM ARASINDA

Yazım tekniği hakkında da konuşan Mumcu, ironinin sinizme dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Mumcu, “İroniyi çok fazla devam ettirirseniz o sinizme gidiyor. O zaman da her şeyi boş verelim, bu dünyanın bir anlamı yok, zaten her şeye dalga geçelim gibi nihilizme doğru hızla ilerleme ihtimali var. Hele dünyanın ve Türkiye’nin bu zor durumunda insanın kolaylıkla düşebileceği bir tuzak sinizm” dedi.

Romanlarını katmanlı yazmaya özen gösterdiğini belirten yazar, 16-17 yaşında bir gencin de kitabı başından sonuna zevkle okuyabilmesini önemsediğini ifade etti.

İHTİYATLI İYİMSERLİK ÇAĞRISI

Söyleşinin sonunda umut mesajı veren Mumcu, insanların hem korku hem de şefkat duygularını aynı anda yaşayabildiğini, bunun doğal olduğunu belirterek, “Bazen şefkat duyuyoruz, bazen korkuyoruz. İnsan böyle bir tür. Temel nokta, ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olmamız ve öncelikle daha iyimser tarafı ön plana çıkarmamız. Çok umutsuz bir dönemden geçiyoruz ama umudu bırakmamak gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Özgür Mumcu’ya, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir günün anısına hediye verdi. Mumcu, etkinliğin sonunda son romanı “Dünyalılar”ı okurları için imzaladı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şule Aydın ile “Tımarhaneden Haber Var” Bakırköy’deydi

Bakırköy Belediyesi tarafından her Cuma İspirtohane Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Bakırköy Muhabbeti” etkinlikleri, bu hafta Gazeteci ve Yazar Şule Aydın’ı ağırladı. Editör Necla Feroğlu moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Aydın, “Tımarhaneden Haber Var” adlı söyleşisiyle dinleyicilerle buluştu.

Bakırköy Belediyesi, vatandaşları birbirinden nitelikli söyleşilerle buluşturmaya devam ediyor. Her Cuma İspirtohane Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Bakırköy Muhabbeti” söyleşilerinin bu haftaki konuğu gazeteci ve yazar Şule Aydın oldu. Sevilen gazetecinin “Tımarhaneden Haber Var” isimli söyleşisi büyük ilgi gördü. Editör Necla Feroğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı söyleşide Aydın Türkiye’deki toplumsal ve politik süreçlerden, medyanın dönüşümünden ve gazetecilik deneyimlerinden bahsetti. Vatandaşlar Şule Aydın’a ülke gündemi hakkında merak ettiklerini sorma imkanı da buldu. Söyleşiye katılan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, sevilen gazeteci Aydın’a cesur kalemi ve söyleşiye katılımından dolayı teşekkür etti.

“Nasıl karanlıktan aydınlığa çıkılacağını birbirimize öğretmiş olduk”

 Bakırköy’de gerçekleştirdiği söyleşi hakkında duygu ve düşüncelerini paylaşan Şule Aydın, “Ben Bakırköylüyüm, burada doğdum ve büyüdüm. Her şeyi buradan öğrendim, hayata buradan başladım, hayata başladığım yere gelmek ve Bakırköylülerle bir arada olmak gerçekten çok güzeldi. Salon da, gelenler de çok güzeldi. Keşke her yerde kadınlar olsa. Ben aslında belediye etkinliklerine çok katılmıyorum ama bir kadın belediye başkanının olduğu bir yerde de çıkmak ve toplumsal meseleleri birlikte konuşmak, dinleyenlerle birlikte aynı memleket sancısını yaşamak, aynı rüyayı görmek, aynı hayali paylaşmak anlamlı. Birlikte bir kez daha omuz omuza olduğumuzu ve nasıl karanlıktan aydınlığa çıkılacağını birbirimize öğretmiş olduk, çok değerliydi. Bütün Bakırköylülere teşekkür ederim” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bağcılar’da Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi hizmete açıldı

Bağcılar Belediyesi hizmet binası içinde inşa edilen 250 kişi kapasiteli Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi, hizmete açıldı. Modern ve konforlu ortamıyla ilçe sakinlerinin hizmetine sunulan kütüphane, 7 gün 24 saat açık hizmet verecek. Bağcılar’a önemli bir değer kazandırdıklarını söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, “Burası yarınımızın güvencesi olan ilim irfan sahibi gençlerimizin de yetişmesinde önemli rol üstlenecek” dedi.

Yatırımlarında eğitime öncelik veren Bağcılar Belediyesi, ilçenin prestijini artıracak yeni bir projeyi ilçeye kazandırdı. Bu amaçla Bağcılar Belediyesi Başkanlık binasının girişinde sağ tarafta bulunan ve daha önce Zabıta Müdürlüğü olarak hizmet veren alan kütüphane olarak değerlendirildi. Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız’ın BKF’de (Bağcılar Kitap Fuarı) müjdesini verdiği kütüphane bir ay sonra hizmete açıldı.

250 kişiye aynı anda hizmet verebilecek kapasitede

Kütüphane, 800 metrekare kapalı alana sahip ve aynı anda 250 kişiye hizmet verebilecek bir kapasitede. Kütüphanenin içinde çalışma alanları, grup çalışma odaları, seminer odası ve yeme-içme alanları yer alıyor. Bunun yanında romandan bilimsel araştırmalara kadar farklı içerikte çok sayıda kitap da bulunuyor. 

“Yağmur” şiirine yer verildi

Titiz bir çalışmanın ardından açılan etüt merkezi ve kütüphaneye Türkiye’nin önde gelen şairlerinden ve yazarlarından Nurullah Genç’in adı verildi. Kütüphanede Genç için özel bir bölüm oluşturuldu. Duvarda “Kelimelerin Üstadı” başlığı altında Nurullah Genç’in hayatı anlatılırken, fotoğrafı ve “Yağmur” isimli şiirine de yer verildi.

Kitapseverler için bütün ayrıntılar düşünüldü

Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi’nde kitapseverlerin konforlu bir ortamda çalışmaları için bütün ayrıntılar düşünüldü. Kütüphane, sessiz çalışma alanları, temiz ortam, zengin kitap koleksiyonlarıyla okuma alanının olmasının yanında cazibe merkezi özelliği de taşıyor.

Vali Davut Gül çok beğendi

İstanbul Valisi Davut Gül, Bağcılar Kaymakamı Abdullah Uçgun, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız birlikte kütüphaneyi gezdi. Gençlerle sohbet eden Vali Gül, onlara başarılar diledi. Kütüphaneyi de beğendiğini söyleyen Gül, kütüphanenin yapımında emeği geçenleri de tebrik etti.

Eğitimi yeni nesillere taşıyan en önemli yapılar

Kaymakam Uçgun, bu tür güzel projelerin halkla buluşturulmasından dolayı mutlu olduklarını söyleyip “Hayırlı uğurlu olsun” dedi. Özdemir ise “Bilimden sanata edebiyattan tarihe kadar bütün alanlarda bir milletin hafızasını oluşturan kütüphaneler, geçmişi geleceğe, eğitimi yeni nesillere taşıyan en önemli yapılardır. Bu anlamda bu tesis özellikle gençlerimiz için çok güzel oldu” diye konuştu.

7 gün 24 saat açık olacak

Bağcılar’a önemli bir değeri kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, ise şunları söyledi. “Edebiyatımızın seçkin isimlerinden Sayın Nurullah Genç’in ismini taşıyan onuncu kütüphanemizi, gençlerimizin ve tüm kitapseverlerin hizmetine sunduk. Her yönüyle çok güzel bir eğitim yuvası oldu. Özellikle gençlerimiz burada hem ders çalışacak hem de eğitim hayatlarına katkıda bulunacaklar. İnanıyorum ki burası yarınımızın güvencesi olan ilim irfan sahibi gençlerimizin de yetişmesinde önemli bir rol üstlenecek. 7 gün 24 saat açık olacak kütüphanemiz ilçemize hayırlı olsun.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Binlerce Karşıyakalı “Ata’ya Saygı Zinciri” oluşturacak

Karşıyakalılar, Ulu Önder Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 87. yılında “Ata’ya Saygı Zinciri” ile anacak. 10 Kasım sabahı Karşıyaka Çarşısı’nda bir araya gelecek vatandaşlar, saat 09.05’te el ele tutuşarak Ata’ya selam duracak. Başkan Yıldız Ünsal “Atatürk’e olan sarsılmaz bağlılığımızı göstermek için herkesi Saygı Zinciri’ne katılmaya çağırıyoruz” dedi. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım’da Karşıyaka’da anlamlı bir etkinlikle anılacak. Karşıyaka Belediyesi tarafından düzenlenen organizasyonla, Karşıyaka Çarşısı’ndan başlayarak dev bir “Ata’ya Saygı Zinciri” oluşturulacak. Saat 08.30 bir araya gelmeye başlayacak vatandaşlar, saat 09.05’i gösterdiğinde el ele verip Atatürk için saygı duruşuna geçecek. Tüm kentte hayatın duracağı anlarda 7’den 77’ye binlerce Karşıyakalı tek yürek olacak; Ulu Önder Atatürk’ü sonsuz saygı, sevgi ve minnetle anacak. Saat 09.30’da da Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’nda tören düzenlenecek. 

SEN RAHAT UYU ATAM!
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “İlke vedevrimlerinin kalesi Karşıyaka’da, Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığımızı bir kez daha en güçlü şekilde göstereceğiz. Çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla tüm vatandaşlarımızı bu anlamlı buluşmaya katılmaya, binlerce kişiyle tek yürek olup Atamızı anmaya çağırıyoruz. Ve bir kez daha söz veriyoruz: Sen rahat uyu Atam! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Osmangazi Kitap Fuarı tüm hızıyla devam ediyor

Bu yıl kapılarını kitapseverler için aralayan Osmangazi Kitap Fuarı, Bursalılar tarafından yoğun ilgi ile karşılaşırken, Türk edebiyatının günümüz temsilcilerini okuyucular ile buluşturmaya devam ediyor.

Osmangazi Belediyesi’nin YAYKOOP (Yayıncılar Kooperatifi) iş birliğiyle bu yıl ilk kez düzenlediği Osmangazi Kitap Fuarı, yedinci günü geride bıraktı.

Fuarda yazdıkları eserler ile topluma dokunarak edebiyat dünyasında saygınlık kazanan yazarlar Şükrü Erbaş ve Latife Tekin ile toplum hakkındaki çalışmalarıyla öne çıkan gazeteci yazar Mine Söğüt ve Ayşen Şahin, gerçekleştirilen söyleşilerde önemli tespitlerde bulundu.

“Hayal Gücü Olmayan Hiçbir İnsanın, Yaşamla Doğru Dürüst İlişkisi Olamaz”

‘Şiirin Kaynaklarına Bir Bakış: Ben Annemin Hecesiyim’ adlı kitabının adını taşıyan söyleşide Bursalılar ile deneyimlerini paylaşan Yazar Şükrü Erbaş, sözcüklerle kurulan bağı vurgulayarak, “Sözcüklerle bağı olmayan hiçbir insanın, sanatın hiçbir dalıyla bağı olacağını sanmıyorum. Basit bir şey var; edebiyat yapıyorsak eğer, müzik, resim, tiyatro ve pek çok sanat dalıyla uğraşıyorsak, muhakkak daha iyi bir dünya istiyoruz demektir. İnsan, yetindiği dünyaya karşı cümle kuramaz, daha iyi bir dünya hayal edemez, doyumsuz olması gerekiyor. Hayal gücü olmayan hiçbir insanın, yaşamla doğru dürüst ilişkisi olamaz. Hayat bilgisi olamaz. Ben televizyonu 21 yaşında gördüm, şimdi bütün çocuklar tabletler, bilgisayarlarla büyüyor. Analitik düşünmezseniz, sentez yapamazsınız. Olgular arasında bağlantı kuramazsınız.” dedi.

Dil ve sözcüklerle bambaşka dünyaların tasarlandığına işaret eden Yazar Erbaş, “İki şey var; ilki okura öğrettiği başka bir dünya mümkündür fikri. Çünkü okur bunu romanda gördü. Bir diğeri ise ben değiştirip, dönüştürebilirim fikri. Bu bana yaşama gücü veriyor, size de yaşama gücü veriyor. Ben yazarak iyi bir insan oldum.” ifadelerini kullandı.

“Teknoloji, Bizim Gerçekliği Bütünsel Olarak Algılamaktan Koparır”

Bir dinleyici tarafından 40 yıl önce yazdığı ‘Koşaradım’ adlı şiirine yönelik, günümüzde nasıl yazacağı ve neler düşündüğünün sorulması üzerine ise Şükrü Erbaş, şöyle yanıt verdi;

“Daha ağır yazardım. ‘Bunalıyorum çocuk, biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz’ yazar kitabımın dizelerinde. Teknoloji bizim hayatımızı kolaylaştırır ama teknoloji, bizim gerçekliği bütünsel olarak algılamaktan koparır. Bütün ile bağımız kopuyor, yol açtığı, yıkıcı şey budur. Önüne nasıl geçilir bilmiyorum.”

Fuar hakkında ise, Osmangazi Kitap Fuarı’nın kalıcı olmasını dilediğini belirten Yazar Şükrü Erbaş, Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ederek, konuşmalarının arasında kitabından kısa bölümler okudu.

“Kız Çocuklarının Hala Özgürleşme Süreci Sürüyor”

Fuarda günün ikinci etkinliğinde köyden şehre göç eden bir ailenin yaşam mücadelesini, ailenin en küçük kızı Dirmit’in gözünden anlattığı ‘Sevgili Arsız Ölüm’ adlı kitabıyla kitleler tarafından takdir ile karşılanan yazar Latife Tekin oldu.

Gerçekleşen söyleşide duygularını “O kadar uzun zamandır yazıyorum ki, bazen gerçek değilmişim de sözcüklerden ibaretmişim gibi geliyor.” şeklinde tanımlayan Yazar Tekin, yazarak dünyada var olmanın, çok farklı bir his olduğunu kaydetti.

1983’te yayınlanan ‘Sevgili Arsız Ölüm’ adlı romanına da değinerek, hayat öyküsünü paylaşan Latife Tekin, çocukluğunda kitapların kendisi için çok kıymetli olduğunu belirtti. Bir köyde büyüdüğünü anımsatan Tekin, “O dönemler televizyon bile yoktu, sözlü kültür çok canlıydı, sürekli hikayeler, masallar dinledik. Kitap bizim için büyülü bir şey. Çok tutku ile yoğunlaşmak gerekiyor bir şey yazabilmek için. Bir romanı yazmak yıllar sürebiliyor. Bir yandan o kitap ile dolaşıyorsun, diğer yandan günlük hayat ile uğraşıyorsun.  Sevgili Arsız Ölüm’ü ödünç bir daktilo ile yazdım. Şu kitapları okumadan roman yazamazsın, roman yazmak için çok görmüş geçirmiş olmak gerekiyor diye bir bakış açısı vardı. Ülkede, bugün geldiğimiz noktada pek bir şey değişmemiş, kız çocuklarının hala özgürleşme süreci sürüyor. Kitap, aynı zamanda göçü de anlatıyor. Göçler, çok hızlandı. Göçler, büyük bir kopuşa da sebep oluyor, zorunlu olduğu zaman bir acıya dönüşüyor. Romanın okunmasının en büyük sebebi, bir kız çocuğunun, evde verdiği özgürleşme mücadelesi.” açıklamalarını yaptı.

‘Gümüşlük Akademisi’  adlı romanına ve kurulmasında çok önemli katkılarda bulunduğu aynı adı taşıyan kültür kurumuna ilişkin de bilgiler veren Latife Tekin, edebiyata değer katma amacında olduğuna işaret etti.

Latife Tekin, fuarın gerçekleşmesinde emeği olan herkese teşekkürlerini sundu.

“Osmangazi Belediyesi Tarafından Bu Fuarın Karşımıza Çıkması Çok Büyük Bir Umut”

Günün son etkinliğinde gazeteci yazar Mine Söğüt ve Ayşen Şahin, Bursalı okurlarıyla bir araya geldi.

‘Özgür Düşünce ve Fikir İşçiliği’ temasındaki söyleşi öncesinde Osmangazi Belediyesi’nin ilkini gerçekleştirdiği Osmangazi Kitap Fuarı’na parantez açan Mine Söğüt, “Kitabın en zor dönemleri, ekonomik ve sosyal açıdan her şeyin geriye gittiği zamanda bu fuarların düzenlenmesi, biz var olanlar yok olacak diye endişelenirken, sıfırdan Osmangazi Belediyesi tarafından bu fuarın karşımıza çıkması çok büyük bir umut, büyük bir heyecan. Hem yazar olarak, hem okur olarak çok seviniyorum. Umarım uzun soluklu olur. ” şeklinde konuştu.  Ayşen Şahin ise, sosyal çürümeye dikkati çekerek şöyle devam etti;

“Ekonomiler kısa sürede toparlanıyor, önemli olan değişime niyet etmek ama sosyal çürüme çok daha uzun yıllar alıyor. Sosyal çürümenin önünde durmak için de insanların açık fikirli olmaya, okumaya, okudukları üzerinde fikir telakkisi yapmaya ihtiyaçları var. Kitap fuarları, aynı zamanda sosyal çürümenin önünde bir bariyer,  o yüzden her yeni açılan fuar, bizi birbirimize bağlar. Bizler de yazarlar olarak fikir işçisi olarak görüyoruz kendimizi, bu da emektir. En güzel karşılığı ise okurla buluşabilmek, karşılıklı fikir alışverişlerinde bulunabilmektir. Bizim amacımız sadece kendimizi anlatmak değil, karşı tarafın da görüşlerini duymakla birlikte bize unutturulan felsefi tartışmayı yapabilmek.”

Ardından söyleşide Mine Söğüt, en büyük sorunun otosansür olduğunu kaydederek, “Yasaklar kayda geçer, yasakları koyanların hanesine eksi olarak yazılır ama otosansür yazılmaz. Düşüncelerimizden korkmamızın, fikir özgürlüğüne yönelik tehditlerden daha korkunç olduğunu düşünüyorum. Birlikte düşünmek, birlikte çözmek ve birbirimizin düşüncesine açık olmak için dinleme üzerine çok pratik yapmamız gerekiyor.” yorumunda bulundu.

“Kimlik Ayrımı, Fikir Özgürlüğünün Önündeki En Büyük Engellerden Biri”

Ayşen Şahin ise, kimlik üzerinden ayrıştırma ve saldırılar yapıldığına işaret ederek, “Halbuki bizim hayata bakışımızı şekillendiren kişilik özelliklerimiz. Kimlik ayrımı, fikir özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri. Sohbet açma şeklimiz dahi kimliğe yönelik, nerelisin şeklinde. Sınıfsal ayrımdan önce nelerden hoşlanırsın demeliyiz, günün nasıl geçiyor diye bir soru biz de yok. Kendimizi ahlaklı ve etik hissedebilmek, başkalarının tavırlarını eleştirmek oldu. Bu sosyal çürümenin önünü açan etkenlerden bir tanesi. Olumlu şeyleri bir kişiyle, olumsuz şeyleri 24 kişiyle paylaşıyoruz. Hakkı yenmişse, haksızlığın önünde durmak gerekir. Biri için yaşadığı haksızlığa oh olsun diyorsak, kınadığımızla sınanıp, o sınavı kaybetmişizdir. Farklı yaşam tarzlarına tahammülümüz kalmamış. Bu kadar keskin ve köşeli olursak, kendi kendimizi özgür fikri kaldırıyoruz.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, konuklara hediye takdim etti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı