EGEÇEM “Çocuk Hakları ve Aile Eğitimi” Kitabı Hazırladı

Ege Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGEÇEM) Müdürü Prof. Dr. Sibel Sönmez’in editörlüğünü yaptığı “Çocuk Hakları ve Aile Eğitimi”  başlıklı kitabın basımı yapıldı.

Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanları tarafından üniversitesinin tüm ön lisans ve lisans programlarının eğitim öğretim planlarında zorunlu olarak yer alan “Çocuk Hakları ve Aile Eğitimi” dersi için kitap hazırlandı. Ege Üniversitesi Basım ve Yayınevi tarafından baskısı tamamlanan kitap hem öğretim elemanlarına hem de öğrencilerin kullanımına sunuldu.

Ege Üniversitesi EGEÇEM Müdürü Prof. Dr. Sibel Sönmez, “Çocuk hakları, bir toplumun gelişmişlik düzeyini ve vicdani sorumluluğunu ortaya koyan temel göstergelerden biridir. Bu hakların yalnızca yasalarla güvence altına alınması yeterli değildir; aynı zamanda her bireyin bu haklara saygılı, duyarlı ve bilinçli olması gerekir. Toplumu oluşturan bireylerin çocuklara yönelik farkındalık ve sorumluluklarının erken yaşta geliştirilmesi, hak temelli bir yaklaşımın yerleşmesini sağlar. Bu doğrultuda hazırlanan ‘Çocuk Hakları ve Aile Eğitimi’ kitabı, tüm lisans ve ön lisans öğrencilerine yönelik olarak üniversite eğitimi kapsamında verilen zorunlu bir dersin temel kaynağı niteliğindedir. Kitap, öğrencilerin yalnızca çocuk hakları konusundaki bilgi düzeyini artırmayı değil, aynı zamanda çocukların yaşamlarına saygı duyan, onları koruyan ve destekleyen bir toplumsal bilinç geliştirmeyi hedeflemektedir.” diye konuştu.

         Kitabın içeriğinden bahseden Prof. Dr. Sibel Sönmez, “Kitapta çocuk haklarının tarihsel gelişiminden yasal çerçeveye; erken çocukluk döneminden eğitim, sağlık ve koruma boyutlarına; aile yapılarından ebeveynlik stillerine kadar uzanan çok yönlü ve disiplinlerarası bir içerik sunulmuştur. Ayrıca, öğrencilerin eleştirel düşünmesini teşvik eden sorular, özel bölümler ve kaynakçalar ile öğrenme süreci pekiştirilmiştir. Bu kitabın temel hedefi, çocuk haklarının korunması konusunda toplumsal duyarlılığı artırmak, hak temelli bir bakış açısının üniversite gençliği arasında yaygınlaştırılmak ve geleceğin meslek insanlarını bu sorumluluk bilinciyle donatmaktır. Eserin hazırlanmasında katkı sunan tüm yazarlarımıza ve uzmanlara teşekkür eder, bu kaynağın tüm öğrenciler için ilham verici ve dönüştürücü bir rehber olmasını dilerim.” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel: Bankaların borçlanma maliyeti düşerken reel sektörün finansman maliyeti artıyor

İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel, reel sektör firmalarının en büyük probleminin finansmana erişim olmaya devam ettiğini belirterek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizinde yaptığı indirimlere rağmen, ticari kredi faizlerinin hâlâ düşmediğine dikkat çekti. Aralık 2024’te yüzde 50 olan politika faizinin, 6 kez yapılan faiz indiriminden sonra Ekim 2025’e 39,50’ye kadar gerilediğini hatırlatan Önel, “Özellikle 11 Eylül ve 23 Ekim’de yapılan iki faiz indiriminden sonra reel sektörün finansman maliyetlerinde aşağı yönlü bir ivme bekliyorduk ama olmadı. Bugün hâlâ ticari kredi maliyetlerinin 46-47 bandında, bazı yerlerde 50 bandında olduğunu görüyoruz” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in politika faizindeki indirimlerin POS oranlarına da yansıyacağı yönündeki açıklamasını hatırlatan İlker Önel, “Böyle bir indirim görmediğimiz gibi son faiz indiriminden sonra POS komisyonlarının yüzde 1-2 arttığını ve şu anda farklı kredi kartlarında yüzde 3,75’ler civarında seyrettiğini görüyoruz. Bankaların kaynak kullanım maliyeti yüzde 1,82’lere gerilemişken, TCMB’den borçlanma oranları düşerken bizim ticari kredi maliyetlerimiz, POS komisyonlarımız neden düşmüyor?” diye konuştu. Birçok bankanın yılın üçüncü çeyreğinde rekor kârlar açıkladığına dikkat çeken Önel, şunları söyledi:

Fedakârlık tek taraflı olmamalı”

“Reel sektör bırakın yüksek kâr oranları elde etmeyi, üretim ve ticari faaliyetlerini gerçekleştirmekte bile zorlanıyor. Reel sektörün 2,5 yıldır süren enflasyonla mücadele programında zaten büyük bir fedakârlıkla mücadele ettiğini biliyoruz. Bundan sonraki süreçte bu zorlukların bir nebze de olsa giderilmesi, reel sektöre uygun maliyetlerle finansman imkanı sunulması gerekiyor. Yoksa hemen hemen tüm sektörlerde ciddi oranda işletme kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Bankalar bizim iş ortağımız ama bu kadar zor bir zamanda taraflardan sadece biri zorlanıyor, diğer taraflar faaliyetlerine normal bir şekilde devam ediyorsa, zorlanan taraf olarak bu çelişkiyi dile getirmemiz gerekiyor. Fedakârlık tek taraflı olmamalı.”

Küçük ve mikro işletmelere “Nefes” gerek

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) üçüncü Nefes Kredisi paketi hakkındaki çalışmalara da değinen İlker Önel, “TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da belirttiği gibi, ilk Nefes Kredi paketi iki günde tükendi. İkinci paketi biz hiç görmedik. Mutlaka yararlanan işletmeler vardır ama tabana yayıldığını söyleyemeyiz. İlk iki pakette orta ve büyük ölçekli firmaların bile Nefes Kredisi kullandığını görüyoruz ama mikro ve küçük ölçekli işletmelerin bu finansmana daha fazla ihtiyacı olduğu ortada. O yüzden üçüncü paketin en az 50 milyar TL büyüklüğünde, küçük ve mikro işletmelere daha fazla payın ayrıldığı bir paket olması gerektiğini düşünüyoruz” açıklamasında bulundu. 

“2026 kolay bir yıl olmayacak”

Reel sektör firmalarının ayrıca yüksek enflasyon, TL’deki değer kaybı, talepteki azalma gibi pek çok sorunla mücadele ettiğini kaydeden İlker Önel, şöyle devam etti: 

“Enflasyonla mücadele programının doğal bir sonucu olarak talep tarafından ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Ciddi anlamda bir durgunlukla karşı karşıyayız. Girdi maliyetlerindeki artışla birlikte TL’deki değer kaybı, özellikle ara malı kullanan üreticileri çok zorluyor. Önümüzdeki dönemde tüm bunlara bir de asgari ücret artışı eklenecek ki rakam ne olursa olsun her iki tarafın da mutlu olmayacağı bir sonuçla karşılaşacağımız kesin. Çünkü hem hane halkının alım gücü çok düştü, hem de reel sektörün öz kaynakları tükenme noktasına geldi. Dolayısıyla 2026’nın da reel sektör için kolay bir yıl olmayacağını düşünüyorum.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tarihi Liman Kenti’nin UNESCO yolculuğunda gözler 2028’e çevrildi

Konak Pier’den başlayıp Kadifekale’ye kadar uzanan bölgenin içinde yer aldığı İzmir Tarihi Liman Kenti’nin, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesine yönelik çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bölgenin 2020 geçici listeye girmesinin hemen ardından kent paydaşlarının desteği ile başlatılan çalışmalarda önemli aşamaya gelindi. Adaylık dosyasına son şeklini verecek hazırlıklar sürerken, dosyanın 2026 yılının ilk çeyreğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ulaştırılması planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın adaylık dosyasını UNESCO’ya iletmesinin ardından 2027 yılında UNESCO uzmanlarının kente gelmesi, 2028 yılında ise İzmir Tarihi Liman Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi hedefleniyor.

Velibeyoğlu: Uluslararası görünürlük ve prestij sağlıyor

UNESCO adaylığının önemine vurgu yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Hasibe Velibeyoğlu, “UNESCO adaylığı kültürel ve doğal mirasın istisnai bir evrensel değere sahip olduğunu vurgulamakta ve bu değerlerin tüm insanlık adına korunmasını amaçlamaktadır. Listeye kabul edilen alanlar, sadece ait oldukları ülkeler için değil, tüm dünya için önemli kabul edilmekte; bu durum uluslararası görünürlük ve prestij sağlamakla birlikte, alanların korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi konusunda taraflara önemli sorumluluklar yüklüyor. İzmir, Efes (2015) ve Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (2014) ile UNESCO listesinde yer alan kentlerden biri. Ayrıca İzmir; Birgi Tarihi Kenti ile Foça, Çandarlı ve Çeşme kaleleri gibi alanlarla da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. UNESCO geçici listesine 2020’de dahil edilen İzmir Tarihi Liman Kenti adaylık çalışmaları İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanlığı koordinasyonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Valiliği, Konak Belediyesi, İzmir Kalkınma Ajansı gibi çok sayıda kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü, üniversite ve akademisyenin desteğiyle devam ediyor” dedi.

“Tarihi bir fırsat sunacak”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin UNESCO çalışmalarında bir yandan sürecin organizasyonu ile ilgili katkı sağlarken diğer yandan tarihi merkezin canlanması ve korunması amacıyla proje ve faaliyetler yürüttüğünü belirten Velibeyoğlu, “UNESCO çalışmalarında kullanılması için bina tahsisi, paydaşları bir araya getiren organizasyonlar, süreçte raportör olarak görev yapan uzman personelin istihdamı gibi konularda destek sağlıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2002 yılından bu yana, planlama, kentsel tasarım, sokak sağlıklaştırma, bakım-onarım, cephe iyileştirme ve restorasyon uygulamaları gibi pek çok projeyi hayata geçirmiştir. Agora, Antik Tiyatro ve Kadifekale çevresinde yürüttüğü kamulaştırmalar ile arkeolojik kültür katmanlarının ortaya çıkarılması ve görünür kılınmasını sağlamış, Kazı Başkanlığı’nı maddi olarak destekleyerek bu odaklarda yürütülen bilimsel kazı çalışmalarının hızlanmasına olanak tanımıştır. ‘Dünya Mirası’ listesinde yer almak, alanın özgün kimliğinin belgelenmesi, korunması ve tanıtılması adına tarihi bir fırsat sunacak. Diğer yandan yerel ekonomiye katkı sağlaması, kültürel değerlere duyarlı ve uzun süreli etkileşim kuran ziyaretçi türünü teşvik etmesi beklenen diğer olumlu çıktılar” diye konuştu.

“İzmir’in şansı yüksek”

Sürecin 2018 yılında başladığını ve İzmir Tarihi Liman Kenti’nin, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne 2020 yılında girdiğini hatırlatan İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, “İzmir UNESCO açısından baktığımızda Türkiye’de en şanslı illerden birisi. Bir tarafta Bergama, diğer tarafta Efes olmak üzere iki kalıcı listede, üç geçici listede olan yerlerimiz var. İyi bir çalışma yapıldı. Bu çalışmaları yıl sonuna kadar tamamlayıp, 2026 yılının ilk çeyreğinde dosyayı bakanlığa teslim edecek hale getirmek istiyoruz. Özetle 2026’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın UNESCO’ya gönderebileceği hazır dosyalar arasında İzmir’in olmasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı, dosyayı 2026’da gönderecek olursa 2027’de UNESCO uzmanları kentimize gelecek. ICOMOS’un yaptığı gibi İzmir’de yerinde inceleme yapacaklar. Kalıcı listeye girmemiz 2028 yılında gerçekleşebilir. Mevzuat olarak da işleyiş bu şekilde” ifadelerini kullandı.

10 kişilik Bilim Kurulu hazırladı

İzmir Tarihi Liman Kenti Adaylık Dosyası, İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanlığı uzmanları tarafından, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden akademisyenlerin katılımıyla oluşturulan 10 kişilik Bilim Kurulu’nun iş birliğiyle hazırlandı. İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Yönetim Planı, 29 Haziran 2022 tarihinde içinde İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Valiliği, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü olmak üzere 17 üye kurum ve kuruluştan oluşan Eşgüdüm ve Denetleme Kurulu tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Yönetim Planı ile paralel olarak adaylık dosyası 30 Aralık 2022 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teslim edildi.

Adaylık dosyasında son düzenlemeler

İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Yönetim Planı ve UNESCO Dünya Miras Listesi için adaylık dosyasının tanıtımına ve uygulanmasına yönelik çalışmalar sürerken, mayıs ayında Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) kentte beş günlük bir inceleme ve değerlendirme yaptı. ICOMOS, yaptığı ön değerlendirme ve saha gezisinin ardından kalıcı listeye giriş için adaylık dosyasında yapılabilecek değişiklikler hakkında kurulu bilgilendirdi. Kurul, dosyaya son halini vermek için çalışmalarına devam ediyor. Adaylık dosyası ilerleyen süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teslim edilecek ve kalıcı liste için bekleyiş başlayacak.

Tarihi Liman Kenti

Bugün tarihi İzmir olarak adlandırılan ve İzmir’e antik liman kenti olma özelliği sağlayan bölge, 19. yüzyılda bu liman kentine bir giriş kapısı olarak inşa edilen Konak Pier’den başlayarak Kadifekale’ye kadar uzanıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde Tarihi Liman Kenti başlığıyla yer alan alanda Konak Meydanı ve Saat Kulesi gibi İzmir’in öne çıkan sembolleri bulunuyor; ayrıca zaman içinde iç limanın dolmasıyla genişleyen Kemeraltı Çarşısı ile dünyanın en eski ve en büyük açık hava alışveriş merkezlerinden birini de barındırıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türk ihracatçıları Çin’de Z kuşağını hedefliyor

Dünya’nın en büyük ithalat fuarı ve Çin’in en prestijli fuarlarından biri olan Çin Uluslararası İthalat Fuarı (CIIE), 2025 yılında da önemli iş bağlantılarına sahne oldu.

Türkiye Milli Katılım organizasyonu, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) liderliğinde 5-10 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilirken, Türkiye’den 18 firma fuara katılım sağladı. CIIE’de 83,5 milyar dolarlık ticari anlaşmaya imza atıldı.

Ertan: “Çin’de Z kuşağının taleplerine odaklanacağız”

Çin Uluslararası İthalat Fuarının, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından bizzat planlanan, önerilen ve teşvik edilen önemli bir etkinlik olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Çin-Türkiye arasında dengeli bir dış ticaret hedefiyle 8. kez katıldıklarını belirtti.

İki ülke arasındaki dış ticaret verilerini paylaşan Ertan; “Çin’den yıllık 43 milyar dolar ithalat yaparken ihracatımız 3,4 milyar dolar seviyesinde. Çin ithalat yapmak için uzak değilse, ihracat yapmak içinde uzak değil. Yıllık 2,6 trilyon dolar ithalat yapan Çin’le daha dengeli bir dış ticaret hedefliyoruz. Bu amaçla 2025 yılında Çin’e 4 tane büyük organizasyon gerçekleştirdik. 2026 yılında Çin pazarında kendimizi daha fazla göstereceğiz” dedi. 

Çin’de alım gücü Avrupalı tüketiciler seviyesinde 300 milyon insan yaşadığının altını çizen Ertan, Çin’in Z kuşağı tüketicilerine kişiselleştirilmiş ve niş ürünlerle ulaşabileceklerini, Türk firmalarını Çince ambalajları olan Z kuşağının taleplerine uygun ürün gamıyla Çin pazarında yer almak için yatırım yapmaya davet etti. Ertan, sözlerini şöyle tamamladı: “Çin’de Uluslararası İthalat Fuarı’nda gül içerikli doğal kozmetik ürünlerine çok yoğun bir talep gözlemledik. Türkiye’de bu sektörde üretim yapan firmalarımızı 2026 yılındaki CIIE’ye özellikle davet ediyoruz. Çinli turistler ve yatırımcıların bilhassa İzmir ve Ege Bölgesi’ne ilgileri artmış durumda. Kamu kurumlarımız ve yerel yönetimlerimizle bu konuda çalışmalara yoğunlaşmalıyız. Bu sayede, Çinlilerle yeni iş birliklere zemin hazırlamış oluruz.” 

Işık: “2026 Çin – Türkiye diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 55. Yılı”

Çin’de organik sektörünün son 6 yılda 1,6 kat büyüyerek 15 milyar dolar seviyesine ulaştığını dillendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Çin Uluslararası İthalat Fuarı 2025 katılımcıları tarafından, bir önceki yıla göre yüzde 4,2 artışla, toplamda 83,49 milyar dolar değerinde iş bağlantısı gerçekleştirildiğini, bu rakamla  CIIE’nin 2018’de başlamasından bu yana yeni bir rekor kırıldığını kaydetti. 

2026 yılının, Türkiye ile Çin arasındaki resmi diplomatik ilişkilerinin tam 55. yılına denk geldiğini dillendiren Işık, şöyle devam etti: “Her iki ülke de bu durumu bir fırsat olarak görüp ilişkilerini yeni bir seviyeye taşımayı umuyor. Bu nedenle önümüzdeki yıl gerçekleştirmeyi planladığımız Çin ithalat fuarına, edindiğimiz deneyimleri de göz önünde bulundurarak çok daha önce hazırlıklarına başlayıp ülkemizden daha fazla firmanın katılımıyla ülke pavyonumuzu öne çıkarmayı planlıyoruz. Ayrıca 2026 yılında ülkelerin tanıtımlarının yapıldığı holde, ülkemizin en iyi şekilde temsil edilmesi için Türkiye standı olarak yer almak istiyoruz. Bu konuda gerekli görüşmeleri yapacağız”

Çin Uluslararası İthalat Fuarı kapsamında 8 Kasım 2025 tarihinde Çinli ve Türk iş insanlarının katılımıyla network etkinliği yaptıkları bilgisini paylaşan Işık, “Networking etkinliğimize 15 Çinli firma katılım sağladı. Firmalarımız başarılı görüşmeler gerçekleştirdi. Etkinliğe Şangay Ticaret Ataşesi Sayın Tuğçe Terzi katılım sağlayarak bilgilendirme yaptı. Çinliler, Amerika Birleşik Devletleri’yle son dönemde yaşadıkları gümrük vergisi sorunu nedeniyle yeni ortaklıklar arayışındalar. Türkiye’de Çinlilerle yeni ortaklıklar gündeme gelebileceği izlenimini edindik. Çin’e ihracatımızı uzun vadede 12 milyar dolara çıkarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

Girit: “Su ürünlerinde Çin pazarında katlanarak büyüyeceğiz”

Türkiye ile Çin arasında su ürünleri sektöründe 15 Ekim 2025 tarihinde yeni bir anlaşma imzalandığını müjdeleyen Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin üretim ve ihracatında güçlü olduğu levrek, çipura, alabalık, Türk somonu gibi ürünlerde Çin’e ihracatımızın önümüzdeki süreçte başlamasını ve katlanarak artmasını beklediklerini ifade etti. 

Çin ile Türkiye arasında su ürünleri alanında imzalanan protokolle Türk su ürünleri sektörünün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıracağına da işaret eden Girit, “İhracatımızın çeşitlenmesine ve yeni pazarlara erişime önemli katkı sağlayacak. Çin İthalat Fuarı sırasında, Türkiye’den Çin’e kanatlı sektörünün ihracat izninin çıkarılması için de görüşmeler gerçekleştirdik. Türkiye, kuş gribinden ari üretim yaptığını ispatladı. Önümüzdeki süreçte kanatlı sektörüyle ilgili de anlaşmanın imzalanmasını bekliyoruz” dedi.

Öztürk: “Çin’e gıda ihracatında lider sektörüz”

Türkiye’den Çin’e hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatlarının 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 24’lük artışla 58 milyon dolardan 72 milyon dolara yükseldiği bilgisini veren Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çin’e gıda ihracatında lider sektör olduklarını belirtti. 

“Çin’e ihracatta kısa vadede 100 milyon doları, orta vadede 200 milyon doları görebiliriz” diyen Öztürk, “Çin İthalat Fuarı’nda Türkiye’nin gastronomi zenginlikleri kuru meyveler, zeytinyağı, zeytin, su ürünleri, hububat bakliyat ürünlerimizin yer aldığı tadım etkinlikleriyle Çinlilere gösterdik” dedi. 

Çin pazarında Türk şekerli mamullerine olan ilginin her sene arttığını vurgulayan Öztürk, “Bu yıl fuara katılan firmalarımız, ürünlerine gösterilen yoğun talepten son derece memnun kaldı. Önümüzdeki dönemde şekerli mamuller ihracatımızın da bu pozitif ivmeyle büyümesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Zandar: “Wechatte firmalarımızın Çin pazarında tanıtımlarını yapıyoruz”

Çin’de sosyal medya kullanımının çok yaygın olduğunu ve Çinlilerin tüketim tercihlerinde etkili olduğunu belirten Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, Çin pazarında Türk ihracatçı firmalarının tanıtımı için Çin’in sosyal medya platformu WeChat’te EİB adına hesaplar açtıklarını ve hazırladıkları içeriklerle Türk markalarının değerini Çinli alıcılar ile buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. 

WeChat’teki tanıtımlarının uzun soluklu süreceğini dillendiren Zandar şöyle devam etti; “Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında da Çinli yayınlara konuk olduk. Türkiye’nin potansiyelini yansıttık. Türkiye’nin ihracatı Çin pazarında katlanarak artabilir.”

Sertbaş: “Ev tekstilinde yeni iş birlikleri arayışındayız”

Türkiye’den Çin’e tekstil ve konfeksiyon sektörlerinde 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 27’lik artışla 170 milyon dolar ihracat yaptıkları bilgisini veren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, ev tekstili alanında Çin’e ihracatta potansiyel gördüklerini dile getirdi.

Türkiye tekstili olarak yer aldığımız standımızda, Türk tekstilinin tanıtımı yapılarak, olası iş birlikleri için görüşmeler gerçekleştirildi diyen Sertbaş, “Fuar esnasında yapılan görüşmelerde Çin pazarının büyüklüğü ve potansiyeli değerlendirilerek özellikle gelen talepler üzerine ev tekstili sektörü için yeni iş birlikleri görüşüldü. 2026 yılındaki Çin İthalat Fuarı’nda ev tekstili firmalarımızla da yer almak için çalışmalara başlayacağız” diye konuştu.

Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na Ege İhracatçı Birlikleri’ni temsilen, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demir dışı Metaller İhracatçıları Birliği Yalçın Ertan, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanımız Mehmet Ali Işık, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği  Başkanı Bedri Girit ve Yönetim Kurulu Üyeleri Keskin Keskinoğlu ve Nedim Kalpaklıoğlu  katıldı. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nilüfer’de ara tatil Pancar Deposu’nda renklendi

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Çocuklar Depoda” etkinliğinde çocuklar, mutfaktan seramiğe, dramadan baskı sanatına uzanan atölyelerde hem eğlendi hem öğrendi.

Nilüfer Belediyesi, eğitim öğretim yılının ilk ara tatilinde çocukları Pancar Deposu’nda buluşturdu. Farklı yaş gruplarına yönelik düzenlenen ücretsiz atölyelerde çocuklar, yaratıcılıklarını keşfetme fırsatı buldu.

“Çocuklar Depoda” etkinliği kapsamında dört farklı atölye gerçekleştirildi. Mutfak Atölyesi’nde küçük şefler önlüklerini giyip çikolatalı kurabiye yaptılar. Seramik Obje Yapım Atölyesi’nde çamurla şekil veren çocuklar, kendi tasarımlarını hayata geçirdi. Baskıyla Kalemlik Tasarımı Atölyesi’nde her biri özgün kalemlikler hazırlarken, Oyunlarla Drama Atölyesi’nde oyun ve tiyatro teknikleriyle kendilerini ifade etmeyi öğrendiler.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bybit’in Lazarus Security Lab’den yeni rapor

Bybit’in Lazarus Security Lab’i tarafından yayımlanan yeni rapor, 16 büyük blok zincirinin bazı blok zincirlerinde fon hareketlerini geçici olarak durdurmaya imkan tanıyan teknik mekanizmalar bulunduğu tespit edildi.

“Blockchain Freezing Exposed: Examine The Impact of Fund Freezing Ability in Blockchain” başlıklı rapor, blok zincirlerinin hack ve güvenlik ihlalleri gibi olayları kontrol altına almak amacıyla kullanıcı işlemlerine nasıl müdahale edebildiğini inceleyen blok zincirlerinde fon dondurma mekanizmalarının incelendiği nadir kapsamlı çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.

Rapor kapsamında, 166 blok zinciri ağı, yapay zeka destekli bir analiz aracı ve manuel doğrulama yöntemiyle değerlendirildi (raporda metodoloji ayrıntılı olarak açıklanmaktadır). Bulgulara göre, 16 ağda halihazırda fon dondurma mekanizması bulunuyor. Ayrıca 19 ağın, protokolde yapılacak nispeten küçük değişikliklerle benzer mekanizmaları devreye alabileceği belirlendi.

Çalışmada üç tür fon dondurma mekanizması tanımlanıyor:
●    Hardcoded (koda gömülü) dondurma — doğrudan blok zinciri koduna yazılmış mekanizmalar (BNB Chain, VeChain)
●    Konfigürasyon tabanlı dondurma — validator veya vakıf ayarları üzerinden yönetilen mekanizmalar (Sui, Aptos)
●    Zincir üzerindeki sistem kontratlarıyla çalışan dondurma (HECO)
Raporda öne çıkan bazı örnekler şöyle:
●    Sui, Cetus saldırısı sonrasında çalınan 162 milyon doları dondurdu.
●    Aptos, bu olayın ardından kara listeleme fonksiyonlarını sisteme ekledi.
●    BNB Chain, 570 milyon dolarlık köprü exploit’ini kontrol altına almak için hardcoded kara liste kullandı.
●    VeChain, 2019’da gerçekleşen 6,6 milyon dolarlık ihlal sonrasında fonları dondurarak erken bir örnek teşkil etti.
●    Cosmos’un modüler hesap yapısının gelecekte benzer müdahalelere imkân verebileceği belirtiliyor.

Bu örnekler, bazı blok zincirlerinin güvenlik ihlalleri sonrasında kullanıcı kayıplarını sınırlamaya yönelik teknik önlemler uygulayabildiğini göstermektedir.

Konu ile ilgili açıklama yapan Bybit Grup Risk Kontrolü ve Güvenlik Başkanı David Zong, “Blok zinciri, merkeziyetsizlik ilkesine dayanıyor, ancak araştırmamız birçok ağın tehditlere hızlı yanıt verebilmek için pragmatik güvenlik çözümleri geliştirdiğini ortaya koyuyor. Bybit, şeffaflık ve açık iletişim ilkelerini destekleyen sektör uygulamalarının gelişimini önemsemektedir.” dedi. 

Lazarus Security Lab, rapor kapsamında kullanılan bir yapay zeka tabanlı analiz çerçevesinden yararlandı. Ardından uzman ekip, her bir bulguyu doğrulamak için manuel inceleme gerçekleştirdi.

Çalışma, acil durum müdahale mekanizmalarına ilişkin şeffaflığın blok zinciri yönetişimi açısından önem taşıyabileceğini belirtmektedir ve projelerin zincir üzerindeki faaliyetlere nasıl müdahale edebildiklerini kamuoyuna açık şekilde belirtmeleri gerektiğini vurguluyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Luxoroyal VIP Transfer: Konfor, Güven ve Prestiji Bir Arada Sunan Lüks Ulaşım Deneyimi

İstanbul merkezli olarak faaliyet gösteren Luxoroyal VIP Transfer, Türkiye’nin dört bir yanında sunduğu üst düzey transfer hizmetleriyle konforu, güveni ve prestiji bir araya getiriyor. Misafir memnuniyetini öncelik haline getiren marka; özel şoförlü VIP araçları, zamanında teslim garantisi ve 7/24 ulaşılabilir müşteri desteğiyle sektörde fark yaratıyor.

Havalimanı transferlerinden özel etkinlik taşımalarına, kurumsal ulaşım çözümlerinden kişisel şehir içi hizmetlere kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Luxoroyal, son model lüks araç filosuyla her yolculuğu ayrıcalıklı bir deneyime dönüştürüyor.

Luxoroyal yetkilileri, markanın vizyonunu şu sözlerle özetliyor:

“Bizim için her yolculuk bir misafirliktir. Lüksü sadece araçlarımızda değil, sunduğumuz hizmetin kalitesinde de hissettirmeyi amaçlıyoruz.”

Profesyonel sürücü kadrosu, gizlilik ilkelerine bağlı hizmet anlayışı ve uluslararası standartlardaki operasyon yapısıyla Luxoroyal VIP Transfer, iş dünyası temsilcilerinden turistlere kadar geniş bir kitleye hitap ediyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Baloncukların Büyüsü Maltepe’de Miniklere Neşe Saçtı

Maltepe Belediyesi, ara tatilde çocukların aktif, katılımcı ve gelişimlerine yönelik  tiyatro, gösteri, planetaryum ve bilim atölyesi etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor. “Yetenek Sizsiniz Türkiye” finalistlerinden Burhan Öztoprak, “Bubble Show” isimli renkli gösterisiyle Maltepeli miniklerle buluştu. Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde sahne alan Öztoprak, ışık, müzik ve dansla harmanladığı baloncuk performansıyla çocuklara unutulmaz anlar yaşattı.

Renkli baloncuklarıyla adeta görsel bir şölen sunan sanatçı, sahnede zaman zaman ateş ve dans gösterileriyle performansını zenginleştirdi. Çocuklar kadar gençler ve yetişkinlerin de büyük ilgi gösterdiği etkinlikte salon kahkahalar ve alkışlarla doldu.

12–15 Kasım tarihleri arasında devam edecek “Bubble Show”, her yaştan izleyiciye neşe dolu dakikalar yaşatmayı sürdürüyor. Etkinliğe katılan vatandaşlar, bu keyifli buluşmayı gerçekleştiren Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’e teşekkür etti.

Perili Sahne’den Timecraft Gösterimi

Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde sahnelenen bir diğer çocuk oyunu “Timecraft”ta ise 8 yaşındaki Can’ın büyülü serüveni minik izleyicilerle buluştu.
Zamanını tablete kaptırmış bir çocuk olan Can’ın karşısına çıkan neşeli ve sihirli Minik Peri, ona zamanın değerini, sorumluluk almanın önemini ve gerçek arkadaşlığın gücünü anlatıyor.
Can’ın sınıf arkadaşı Arya da dansları ve neşesiyle bu büyülü yolculuğa eşlik ederek izleyicilere eğlenceli anlar yaşatırken, Maltepe Belediyesi’nin düzenlediği bu etkinlikler, hem eğlendirici hem de öğretici içerikleriyle çocukların kültür ve sanatla buluşmasını sağlıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Heyecan Dorukta: “Şeytan Marka Giyer 2”den İlk Fragman ve Poster Yayınlandı

Moda dünyasının efsanesi geri dönüyor! 20th Century Studios imzalı 1 Mayıs 2026’da sinemalarda izleyiciyle buluşacak “Şeytan Marka Giyer 2” filminden ilk fragman ve poster yayınlandı. 

Yaklaşık yirmi yıl önce bir kuşağın modaya bakışını değiştiren orijinal filmin yıldızları Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci, yeniden bir araya geliyor. Miranda, Andy, Emily ve Nigel karakterleriyle hafızalara kazınan oyuncular, New York’un ışıltılı sokaklarına ve Runway Magazine’in ikonik ofislerine geri dönüyor.

Devam filmi, ilk filmin yaratıcı ekibini de yeniden bir araya getiriyor. Yönetmen koltuğunda David Frankel, senaryo tarafında ise Aline Brosh McKenna yer alıyor. Kadroya ayrıca Kenneth Branagh, Simone Ashley, Justin Theroux, Lucy Liu, Patrick Brammall, Caleb Hearon, Helen J. Shen, Pauline Chalamet, B.J. Novak ve Conrad Ricamora gibi yeni isimler de dahil oluyor. İlk filmdeki Lily ve Irv karakterleriyle tanıdığımız Tracie Thoms ve Tibor Feldman da seriye geri dönüyor.

Filmin yapımcılığını Wendy Finerman, yönetici yapımcılığını ise Michael Bederman, Karen Rosenfelt ve Aline Brosh McKenna üstleniyor. Hayranların heyecanla beklediği film, 1 Mayıs 2026’da perdede olacak.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Büyükşehir Belediyesi Binlerce Kışlık Fideyi Germencikliler ile Buluşturdu

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Ata Tohumlarını Germencik’te vatandaşlarla buluşturdu. Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin yıllardır sürdürdüğü Ata Tohumları projesi kapsamında üretilen binlerce kışlık fide, Germencik’te vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtıldı.

Tamamen Büyükşehir Belediyesi’nin fidanlıklarında yetiştirilen fideleri alan vatandaşlar, hem doğal hem de sağlıklı ürünler yetiştirme imkanı buluyor. Vatandaşlar, yerli tohumun yeniden hayat bulmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti.

Başkan Çerçioğlu, Ata Tohumlarının korunması ve üretiminin devamlılığının, gelecek nesillere bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğu belirtti ve “Ata Tohumlarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır. Fidanlıklarımızda ürettiğimiz bu fideleri vatandaşlarımızla buluşturmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı