10 Bölümden Oluşan ‘Toronto Havalimanı İçinden’, 1 Aralık Pazartesi 22.00’de National Geographic Ekranlarında Başlıyor!

Kanada’nın en büyük ve en yoğun havaalanı olan Toronto Pearson Uluslararası Havalimanı’nın perde arkasına geçerek milyonlarca yolcu ve binlerce uçağın hareketini, rekor kıran kar fırtınaları ve zorlu kış koşullarda yapılan çalışmaları ortaya çıkaran 10 bölümden oluşan “Toronto Havalimanı İçinden”, 1 Aralık Pazartesi saat 22.00’de National Geographic’te başlıyor.

Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Polisan Kansai Boya’dan ‘dış ticarette rekabet gücünü artıran’ örnek yapılanma!

Boya sektörünün lider markalarından ve 250’yi aşkın ürün çeşidiyle sektörün en geniş ürün yelpazesine sahip firmalarından biri olan Polisan Kansai Boya, ihracatta rekabet gücünü artıran önemli bir adım attı. Dış ticarette uluslararası güven göstergesi olarak kabul edilen Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü’ne (YYS) 2016 yılından bu yana sahip olan şirket, bu statünün korunmasına yönelik kapsamlı kriterler nedeniyle yeni bir yapılanmaya da gitti.

Şirket genelinde Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü seferberliği

Polisan Kansai Boya, mevzuatın gerektirdiği yüksek standartları kurum genelinde karşılamak amacıyla Uluslararası Yetkilendirilmiş Yükümlü Derneği (UYY) üyeliği doğrultusunda bir “Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü Çalışma Komitesi” oluşturdu. Sektörde örnek gösterilen bu yapılanmanın başkanlığına Satın Alma Müdürü Mehtun Öztürk, başkan yardımcılığına ise İhracat Operasyon Yöneticisi Seda Kanbak atandı.

Burak Ekmekçioğlu: “Bu statü, itibarı, güvenilirliği ve sürdürülebilirliği simgeleyen bir prestij göstergesi.”

Polisan Kansai Boya CEO’su Burak Ekmekçioğlu, kurdukları Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü Çalışma Komitesi ile standartları kontrol altına alarak şirket içinde farkındalık oluşturduklarını ve sürekli izlenebilirlik ile şeffaflık ilkelerini kurumsal kültürünün bir parçası haline getirdiklerini kaydetti. Bu statünün yalnızca bir belge değil; kurumsal itibarı, güvenilirliği ve sürdürülebilirliği simgeleyen önemli bir prestij göstergesi olduğunu vurgulayan Ekmekçioğlu, “İhracat, ithalat ve satın alma departmanlarımızın önderliğinde oluşturulan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü Çalışma Komitesi ile düzenli olarak iç denetim ve mevzuata uyum ilgili eğitim faaliyetleri yürütüyoruz. Üretim tesisimizde ürün, belge ve süreç güvenliğini, gelişmiş kamera ve bilgi sistemleri ile sürekli olarak kontrol ediyor, kartlı geçiş sistemleri ile fiziksel alanlardaki yetkisiz geçişleri engelliyoruz. Tedarikçi ve taşeronlarla imzalanan taahhütnameler aracılığıyla da ürünlerimizin tedarik zinciri güvenliği sağlıyoruz” değerlendirmesini yaptı. 

Burak Ekmekçioğlu: “Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü sayesinde hız ve maliyet avantajı ile 7 gün 24 saat ihracat gerçekleştirebiliriz.”

26 ülkeye ihracat yapan ve ‘Turquality’ programına dahil olan markalar arasında yer alan Polisan Kansai Boya’nın Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü belgesi ile rekabet avantajı sağladığı alanlara değinen Ekmekçioğlu, “Gümrük kapılarında bu statüye sahip firmalara tanınan geçiş önceliği sayesinde, müşterilerimize daha hızlı, güvenli ve zamanında teslimat ayrıcalığı sunuyoruz. Böylece sağladığımız operasyonel hız ve maliyet avantajları ile 7 gün 24 saat ihracat gerçekleştirme kapasitesine sahibiz” diye konuştu. 

Endüstri 4.0 Altyapısı ile 540.000 Tonluk Üretim Kapasitesi

GEBKİM’deki 142 bin metrekare arazi üzerine uluslararası standartlarda inşa edilen, EN 1090-2 belgesine sahip üretim tesislerinin çevre dostu ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda LEED Gold sertifikası ile tescillendiğini hatırlatan Polisan Kansai Boya CEO’su Burak Ekmekçioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Endüstri 4.0 seviyesinde dijital altyapıya sahip, verimli ve yüksek kapasiteli tesisimizde tek vardiyada yıllık 180.000 ton, üç vardiyada ise toplam 540.000 ton boya üretim kapasitesine sahibiz. Bu üretim potansiyeliyle, yalnızca üç vardiya çalışmasıyla herhangi bir ek yatırım gerekmeksizin Türkiye’nin dekoratif boya ihtiyacının neredeyse tamamını karşılayabilecek düzeyde bir kapasiteye ulaştık. Güçlü dağıtım ağımız ve artan sevkiyat hacmimizle, Amerika’dan, Avrupa’ya uzanan 26 ülkede müşterilerimizin taleplerini karşılamayı sürdürüyoruz”dedi. 

Burak Ekmekçioğlu: “10.238 adet mevzuat hükmünün takip edilmesi ancak sistematik çalışmayla mümkün.”

Sertifikanın kazanımının zor, kaybedilmesinin ise kolay olduğunu kaydeden Ekmekçioğlu, “Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsünü korumak için ise eğitimden denetime ve pek çok güncellemeye kadar 10.238 adet mevzuat hükmünün takip edilmesi ve karmaşık yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekiyor. Bu da ancak kurduğumuz komitedeki gibi kurumsal ve sistematik bir çalışmayla mümkün.” diye konuştu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Halil Ergün ile Pınar Güven Taş Film’de Bir Araya Geldi

Türk sinemasının usta oyuncularından Halil Ergün ile başarılı oyuncu Pınar Güven, Taş Film ofisinde bir araya gelerek samimi ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Sinemanın geçmişi, bugünü ve geleceği üzerine yapılan bu derin sohbet, aynı zamanda yeni projelerin de ilk sinyallerini verdi.

Usta oyuncu Halil Ergün, Taş Film’in vizyonuna duyduğu güveni dile getirirken, genç ve yetenekli oyuncu Pınar Güven de sinema dünyasına dair heyecanını ve üretme tutkusunu paylaştı.

Halil Ergün; Burada konuşulan her fikir, Anadolu’nun ruhunu taşıyor. Yeni projeler için güzel bir enerji hissettim. “Sinemada kalıcı olan tek şey samimiyettir. Bugün burada onu gördüm.
Yakında çok özel işler çıkacağına yürekten inanıyorum.” diye konuşurken,

Pınar Güven ise: “Sinemaya dair en büyük hayalim; insanlara dokunan, kalıcı bir hikâyenin içinde yer almak. Bugün burada usta oyuncu Halil Ergün ile bir araya gelmek ve tecrübelerinden yararlanmak bir oyuncu için en güzel anlardan biri. Benim için sinema sadece bir meslek değil… Kendimi ifade ettiğim, nefes aldığım bir yer. Gerçek duyguları, gerçek insanları anlatan güçlü bir projede yer almak en büyük tutkum. Burada o ışığı gördüm. Sevgili Hocam Halil Ergün’ün oyunculuğa dair bilgilerini ve tecrübelerini benimle paylaştığı için minnettarım

Bu özel buluşma, Taş Film’in önümüzdeki dönemde hayata geçirmeye hazırlandığı güçlü projelere dair merakı artırdı.

Osmangazi’de Renkli Günler Başladı

 

Osmangazi Belediyesi’nin kadın girişimcileri desteklemek ve üretim gücünü görünür kılmak amacıyla hayata geçirdiği ‘Kadın Girişimciler Sokağı’ bir kez daha Sümbüllü Bahçe Konağı’nda kapılarını açtı. 30 Kasım Pazar gününe kadar sürecek etkinlik, el emeği ürünlerden yöresel lezzetlere kadar birçok özel çalışmayı vatandaşlarla buluşturuyor.

Osmangazi Belediyesi, kadınların üretim hayatında daha aktif rol almasını sağlamak, el emeğini ekonomik değere dönüştürmek ve girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını kesintisiz biçimde sürdürüyor. Bu kapsamda düzenlenen Kadın Girişimcilik Sokağı, kadınların emeklerini sunabildiği ve üretme heyecanını paylaşabildiği özel bir buluşma noktası olarak bir kez daha kapılarını açtı. Renkli görüntülerin yaşandığı etkinliğe Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’in yanı sıra Kadın Girişimci Koordinatörü Müjgan Günak ve çok sayıda vatandaş katıldı.

“Projemizi Avrupa Birliği’ne Sunacağız”

Kadın Girişimciler Sokağı’nda tezgahları gezerek ürünleri tek tek inceleme fırsatı bulan Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, bu projenin birçok kadının hayatına dokunduğunu vurguladı. Esendemir, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Osmangazi’nin çeşitli bölgelerinde düzenlediğimiz Kadın Girişimciler Sokağı’nın 8’incisini yeniden Sümbüllü Bahçe Konağı’nda gerçekleştiriyoruz. Bu özel alan, üretken kadınların emeğiyle Osmangazi’nin oldukça hareketli bir noktası haline geldi. Osmangazi’nin üreten kadınlarının ürünlerini sergiliyor ve bu üretimi toplumla buluşturuyoruz. Tüm bu çalışmaları kadın platformu adı altında toplayarak, hem örnek girişimleri hem de bu alanda üretim yapan kooperatif ve dernekleri bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bu girişimcilik ağı daha da büyüyecek, gelişecek ve güçlenecek. Ayrıca bu projemizin Avrupa Birliği’nde örnek olacağını düşünüyoruz. Yakında Avrupa Birliği’ne sunacağız.”

El emeği göz nuru ürünlerini sergileme imkanı yakalayan kadın girişimciler ise kendilerine böylesine önemli bir fırsat sunduğu için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a yürekten teşekkür etti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Salihli Belediyesi Buğday Ekimine Başladı

Salihli Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü, belediyeye ait arazilerde buğday ekimine başladı. Üretimden elde edilecek buğdaylar, Halk Ekmek Fabrikası’nda işlenerek vatandaşlara kaliteli ve uygun fiyatlı ekmek olarak sunulacak. Belediyenin tarımsal üretim hamlesiyle hem maliyetlerin düşürülmesi hem de şehirde gıda arzının güçlendirilmesi hedefleniyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İETT Kaptanından Öğretmenler Günü’ne Duygusal Jest

İstanbul’un Yenidoğan – Kozyatağı hattında çalışan İETT kaptanı Şahismail Ayaztekin, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, otobüse binen iki öğretmen için yaptığı sürprizle herkesin gönlünü kazandı.

Öğretmen kartı ile biniş yapan yolcularının kimliğini fark eden tecrübeli kaptan, rotası üzerinde bir kırmızı ışıkta durduğu sırada yanındaki çiçekçiden hemen bir buket aldı ve yolcularına hediye etti. Bu beklenmedik ve anlamlı davranış, otobüsteki diğer yolcular tarafından coşkulu alkışlarla karşılandı. O anlar, aracın iç kamerasına da yansıdı.

ÖRNEK DAVRANIŞ ÖDÜLLENDİRİLDİ

İETT Genel Müdürlüğü, 10 yıllık kaptan Şahismail Ayaztekin’in bu nezaketini ve toplum değerlerine olan duyarlılığını ödüllendirme kararı aldı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Üsküdar’da ”Ses Ver Şiddete Dur De” Etkinliği Düzenlendi

Üsküdar’da kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın katılımıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi.

Üsküdar Valide Sultan Gemisi’nde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında ‘’Ses Ver Şiddete Dur De!’’ başlığıyla gerçekleşen programda alanında uzman isimler, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve birçok vatandaş bir araya geldi.

Programın açılış konuşmasını yapan Başkan Sinem Dedetaş, bir araya gelinme sebebinin acı bir gerçeklik olduğuna işaret ederek, “Çok karışık duygular içinde olduğumu söylemem lazım. Çünkü hiç konuşmamamız gereken bir başlık. Bir araya gelmemizi gerektirmemesi gereken bir başlık altında bir aradayız. Bir taraftan şiddete karşı dur diyoruz, bir taraftan ölen kadınlarımız var, yas içindeyiz” diye konuştu.

Kadınların maruz kaldığı görünür ve görünmez şiddet türlerine dikkat çeken Dedetaş, ‘’Şiddetin belki her türlüsünü yaşıyoruz. Burada ölen kadınlarımız var, arkadaşlarımız var. Hayatta olan bizlerin yaşadığı pek çok şiddet türü var. Sadece kadın olmanın getirmiş olduğu bir takım zorluklar var. Aile içindeki şiddeti bir kenara koyuyorum, bir tarafta, iş hayatında, siyasette karşılaştığımız gerçekten çok farklı şiddet türleri var. En acısı tabii ki hayattan koparılmak. Ama yaşarken de hayattan koparılıyoruz aslında. Pek çok kız çocuğumuz, pek çok genç kadın, yaşadığı şiddetin boyutuna bağlı olarak işten, sosyal hayattan kopabiliyorlar. Bir arada olmak, dayanışma içinde olmak çok önemli ve biz ancak bir arada olduğumuzda ses çıkardığımızda bununla mücadele ediyoruz.” dedi.

“Sadece farkında olmak değil, harekete geçmek de önemlidir“

Üsküdar Belediyesi’nin kadınların üzerindeki bakım yükünü azaltmaya yönelik çalışmaları hakkında bilgi de paylaşan Dedetaş, “Üsküdar Belediyesi olarak özellikle bakım yüklerinin çoğunluğunun kadınlar üzerinde olduğunu, kendi bölgemizde de kadınların yüzde yetmişinin evde olduğunu biliyorduk kampanya zamanında. ‘Sadece farkında olmak değil, harekete geçmek de önemlidir.’ diyerek ilk icraatlarımızdan biri kadının sosyal hayata, iş hayatına katılabilmesi için öncelikle o bakım yüklerini üzerinden almaktı. Üsküdar Belediyesi’nde daha önce olmamış kreşlere hayata geçirdik, iki tane kreşimiz şu anda devrede.” şeklinde konuştu.

Dedetaş, “Sadece kreşlerle değil, kadınların sosyal hayata katılmasında özgüvenlerinin gelişmesinde, ya da mesleki birikimlerinin artması için pek çok kurs düzenliyoruz. Şu anda ÜSMEK’lerde 10 Bin üyemiz oldu ve bunların yüzde 91’i kadın. Buradaki hemcinslerimiz öğrenirken kendilerini geliştirirken aynı zamanda yine yeni imkanlarla, özel günlerle alanlarımızın tamamını kadın arkadaşlarımızın çalışmalarına ekonomik olarak güçlendirmek için stantlara dönüştürdük ve her özel günü fırsat biliyoruz. Üsküdar’ın en önemli noktalarında standlar açarak kendilerini geliştirdikleri, el ürünlerini veya farklı hizmetleri buralarda sunup ekonomik olarak da güçlenmelerini sağlıyoruz. Yaptığımız çalışmalardan en önemlilerinden bir tanesi sağlık alanında oldu, yeni açtığımız Psikolojik Danışmanlık Merkezimiz var. Rakamları sürekli kontrol ediyoruz, bir aydır açık merkezimiz 63  Kadın, 37 Erkek, bu da gösteriyor ki psikolojik destek anlamında kadınların daha fazla desteğe ihtiyacı var.” diye  ifadelerini kullandı.

Kadın cinayetlerine ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Sinem Dedetaş, “2025 yılının ilk on ayında ülkemizde en az 235 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 247 Kadın da şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Canice katledilen İkbal Uzuner, Ayşenur Halil, cesedi günler sonra bulunan  Narin Güran, acılı ailesinin tüm çabasına rağmen başına ne geldiği tam olarak bilinmeyen Rojin Kabaiş gibi yüreklerimizi yakan pek çok örneğimiz var. Bu isimleri anıyoruz bunlar tek değiller umarım son olacaklar diyeceğim ummakla kalmayacağız tabii ki bunun için tüm çabayı göstereceğiz.” diye konuştu.

Programın devamında, Klinik Psikolog ve PCIT Terapisti Seda Sinem Çağlar, “Kadına Şiddetle Mücadelenin Psikolojik Perspektifi” başlıklı konuşmasında kadına yönelik şiddetin bireysel ve toplumsal etkilerini psikolojik açıdan ele aldı.

“Bir Eşitlik Ütopyası” adlı toplumsal cinsiyet eşitliği konferansı ise tek perde müzikli söyleşi formatında katılımcılarla buluştu. Biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyet ayrımı, cinsiyet körlüğü, günlük dile yerleşmiş cinsiyetçi ifadeler, şiddet, taciz, eğitim ve istihdamda fırsat eşitsizlikleri gibi önemli başlıklar konuşuldu. Konferansta ayrıca; daha barışçıl ve eşitlikçi bir yaşam ortamı oluşturmanın yolları, cinsiyet ayrımcılığına yol açan engellerin fark edilmesi ve erkeklerin bu süreçte daha aktif rol almasının önemi vurgulandı.

Program, “Şiddete Karşı Sözünü Söyle Panosu” bölümünde katılımcılar, kadına yönelik şiddete karşı düşüncelerini ve dayanışma mesajlarını panoya yazarak ortak bir duruş sergilendi. Program, “Şiddete Karşı Sözünü Söyle Panosu” bölümünün ardından Kız Kulesi açıklarında balonların gökyüzüne bırakılmasıyla son buldu. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sezonun İddialı Yapımı “Kahvaltıya Kalsana” Seyirciyle Buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Ray Cooney ve Gene Stone’un yazdığı, Ragıp Yavuz’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği “Kahvaltıya Kalsana” oyununu seyirciyle buluşturdu.

Kendisine küçük bir dünya kurmuş orta yaşlı ve kuralcı devlet memuru Nurettin ile otorite kabul etmeyen, bütün kurallara karşı Burcu’nun arasında geçen çatışmaları konu alan “Kahvaltıya Kalsana”, 26 Kasım 2025 Çarşamba günü 20.00’de Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde ilk gösterimini yaptı.

Henüz hangi değerlere sarılacağına karar verememişken anne olmak durumunda kalan Burcu ile “istikrar abidesi” Nurettin’in trajikomik öyküsü; sevgi, iyilik ve umut kavramlarını sahneye taşıdı.

Oyunun ilk gösterimine, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, İBB Meclis Üyesi Zeynel Çağlar, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Müdür Yardımcısı Berna Beyazkılınç Tezcan, İzmir Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü ve sanatçılar Levent Öktem, Ayşe Kökçü, Uğurtan Atakan, Orhan Alkaya, Ali Mert Yavuzcan, Elçin Atamgüç, Deniz Noyan’ın yanı sıra çok sayıda basın mensubu katıldı.

Dekoru, ışığı, kostümleri ve oyunculuklarıyla seyircisini büyüleyen oyun, uzun süre alkışlandı.

Dekor ve kostüm tasarımını Barış Dinçel’in, ışık tasarımını Murat Özdemir’in, efekt tasarımını Erhan Aşar’ın, hareket düzenini Yasemin Gezgin Yavuzcan’ın yaptığı, fotoğraflarını Ahmet Çelikbaş’ın çektiği oyunda Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş rol alıyor.

Oyun, 27-29 Kasım 2025 tarihleri arasında, 3-6 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

Oyunun Konusu:

Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan “Kahvaltıya Kalsana”, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan “Why not Stay for Breakfast?” adlı yapıtın bir uyarlamasıdır… Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan “istikrar abidesi” devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir’in trajikomik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin’in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır…

İyi seyirler…

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Bir Serebral Taşma Olarak Sanat” Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti!

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. İlk söyleşide “Sanat ve Felsefe” başlığı altında sanatın niteliği ve kaynakları üzerine konuşuldu.

Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 24 Kasım Pazartesi akşamı saat 19.30’da başlayan ilk söyleşide “Sanat ve Felsefe” konuşuldu.

“Materyalizm ve idealizm, felsefe tarihinin dogmaları.”

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı anlamaya çalışırken indirgemeci dogmalardan uzak durulması gerektiğini söyledi:

 “Serebral, beyinsel demek. Serebral da beyinsel bir taşma ve bilinçle yakın olarak okunması gerekiyor. Bu vesileyle indirgemeci yaklaşımı benimsemediğimi söyleyeyim. Bilinç ve beyin arasındaki ilişkide beynin doğrudan doğruya beynin bilincin sebebi ve kökeni olduğunu düşünmüyorum. Ama bilincin esas alınması gerektiğini de söylemiyorum. Bu iki savrulma türünü, materyalizm ve idealizmi, felsefe tarihinin dogmaları olarak görüyorum. Birinin iptali, diğerinin de iptaline de sebep olacak durumda. Artık başka bir yere bakmanın zamanı geldi. Bu dogmalardan kendimizi kurtarmamız lazım. ”

“İnsan bir sınır varlıktır.”

Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sınır kavramı üzerinden insana ve sanata dair görüşlerini paylaştı:

“Sınırı ben mimetik olarak değerlendirdiğimde bir araya getiren ve ayıran yönünü birlikte görüyorum. Hem bir araya getiriyor hem ayırıyor. Bunlar aynı anda oluyor. Mimetik bilinç, sanatı aşan bir şekilde insanı tanımlayan bir şey. İnsan bir sınır varlık. İnsanı bu yönden anlamak bize çok şey kazandırır. Yunanistan, ne senin sadece düşmanın olur ne de sadece dostun olur. Dost ve düşman olma birbiriyle iç içedir ve kaçınılmazdır. Bu sadece Türkiye ile Yunanistan arasında geçerli değil. Kardeşiniz ile aranızdaki sınır da hem sizi ayırır hem de bir araya getirir. Bunları hepiniz yaşamışsınızdır.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yeşilova’daki açılış çok özel bir ana sahne oldu!

Hasan Doğan Bilgievi ve Sporcu Gençlik Eğitim Merkezi’nin açılışında çocuklara penaltı atan Başkan Büyükakın ile 8 yaşındaki kalece Kerem Okyar arasında yaşananlar, adeta kalplere dokundu.

ÇOCUKLARIN ENERJİSİ YETTİ!

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği Hasan Doğan Bilgievi ve Sporcu Gençlik Eğitim Merkezi, dün akşam çok renkli bir törenle hizmete girdi. Özellikle, tesiste eğitim gören sporcu çocukların neşesi ve enerjisi görülmeye değerdi. Başkan Tahir Büyükakın’ı meşalelerle karşılayan çocuklar, kürsüye çıktığında da Başkan’ı bir an olsun yalnız bırakmadı. Büyükakın konuşurken sık sık tezahürat yapan çocuklar, Başkan’dan penaltı sözü aldı. Açılışı gerçekleştiren Başkan Büyükakın verdiği sözü tutarak, sahaya geçti ve penaltı attı.

DUYGU YOĞUNLUĞU YAŞANDI

Başkan Büyükakın’ın penaltı attığı anlarda 8 yaşındaki engelli(kas hastası) Kerem Okyar kaleye geçmek istedi. Alkışlarla kaleye geçen İzmit Şehit Kadir Hasan Tanrıverdi İlkokulu 3/C sınıfı öğrencisi Kerem, penaltıyı kurtarınca büyük bir sevinç yaşadı. Arkadaşları Kerem’i alkış yağmuruna tuttu. Bu sevince ortak olan Büyükakın’ın da Kerem’i kucağına alıp sarıldığı anlar, adeta kalplere dokundu. Yaşadıklarının çok özel bir an olduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın duygularını, “Kerem’in isteğini yerine getirmenin bizde bıraktığı tarifsiz mutluluk gerçekten kelimelere sığmıyor. Bazen bir çocuğumuzun gülüşü, genç bir kardeşimizin heyecanı, bütün yorgunluğun ötesine geçip kalbine dokunuyor insanın. Bugün tam da öyle bir gündü” sözleri ile dile getirdi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı