Hz. Mevlâna, 752. Vuslat Yıldönümünde Ege Üniversitesinde çeşitli etkinliklerle anılacak

Ege Üniversitesi (EÜ) düzenlediği etkinliklerle üniversitenin sanatsal gücünü toplumla buluşturmaya devam ediyor.

Ege Üniversitesi, Hz. Mevlana’nın vuslatının 752. yıl dönümü dolayısıyla bir dizi anlamlı programa ev sahipliği yapacak. EÜ Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı tarafından ilk olarak koordinatörlüğünü Öğr. Gör. Halil İbrahim Yüksel’in üstleneceği “Acemaşîrân Mevlevî Âyini” yapılacak. EÜ Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Ses Eğitimi Bölümü Türk Sanat Müziği Anasanat Dalı ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin icra edeceği program, 17 Aralık 2025 Çarşamba günü saat 12.15’te Ege Üniversitesi Kültür ve Sanat Evinde gerçekleştirilecek.

Yine EÜ Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı tarafından 23 Aralık Salı günü saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezinde “Acemaşîrân Mevlevî Âyini ve Sema Mukabelesi” gerçekleştirilecek. Koordinatörlüğünü Öğr. Gör. Halil İbrahim Yüksel ve Öğr. Gör. Kaşif Demiröz’ün yapacağı programın Genel Sanat Yönetmenliğini ise Dr. Ufuk Demirbaş üstlenecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Erhan Aydın: Dünya Türk Dili Ailesi Günü, Tüm Türk Dillerini Kapsıyor

Dokuz Eylül Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aydın, 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmelerde, Türk dilinin köklü tarihine ve Orhun Yazıtlarının bilim dünyası için taşıdığı evrensel değere dikkat çekti.

15 Aralık 1893’ün hatırasına, 15 Aralık 2025’ten itibaren Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün kutlanmaya başlandığını belirten Aydın, bu tarihin yalnızca sembolik değil, bilimsel açıdan da büyük anlam taşıdığını ifade etti. Aydın yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Önümüzdeki yıllarda da her 15 Aralık’ta daha coşkulu şekilde kutlanacağına inanıyorum. Türk dili ailesi derken yalnızca Türkiye Türkçesini değil; Asya’dan Balkanlara, Sibirya’dan Orta Doğu’ya kadar kırkın üzerinde yazı diliyle varlığını sürdüren bütün Türk dillerini kastediyoruz. Bu bakımdan 15 Aralık son derece önemli bir tarihtir ve gelecekte de anlamı daha iyi kavranacaktır.”

“15 ARALIK, ORHUN YAZITLARININ ÇÖZÜLDÜĞÜ GÜNDÜR”

Prof. Dr. Erhan Aydın, açıklamasında 15 Aralık tarihinin neden Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak kabul edildiğini şu sözlerle anlattı:

“UNESCO’nun ve Türkiye UNESCO Millî Komisyonunun çabalarıyla 15 Aralık, Orhun Yazıtları olarak bilinen, ancak bizim ‘yazıt metinleri’ dediğimiz bu metinlerin ilk kez çözüldüğü tarih olarak anılmaktadır. Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen, bu metinleri çözmüş ve çözümünü 15 Aralık 1893 tarihinde Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisine sunduğu bildiriyle dünyaya duyurmuştur. Bu tarihten dolayı 15 Aralık, Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak bundan sonraki yıllarda da kutlanmaya devam edecektir.”

“HALKIN DİLİ EN İYİ GÜNDELİK EŞYALARDAKİ YAZITLARDA GÖRÜLÜR”

Yazıtların yalnızca anıtsal taşlardan ibaret olmadığını vurgulayan Aydın, dil bilimciler açısından en kıymetli örneklerin gündelik yaşam nesneleri üzerinde yer alan metinler olduğunu belirterek, “Bu metinler, Türkçenin ilk yazılı belgeleri olması sebebiyle çeşitli nesneler üzerine yazılmıştır. Dikili taşlar üzerinde olduğu gibi kayalar üzerinde de örnekleri vardır. Ancak Türk dili araştırmacıları için en önemli metinler, gündelik kullanım nesneleri üzerine yazılmış olanlardır. Çünkü bu tür metinlerde halkın dili, yani ölçünlü olmayan ve standartlaşmamış Türkçe daha net biçimde görülebilmektedir,” dedi.

THOMSEN–RADLOFF YARIŞI VE BİLİMSEL KIRILMA NOKTASI

Prof. Dr. Erhan Aydın, Orhun Yazıtlarının çözüm sürecinin uzun yıllar süren uluslararası bir bilimsel yarışın ürünü olduğunu da hatırlattı. Yazıtların 1721’de bulunmasına rağmen ancak 1893’te çözülebilmesinin nedenlerini ayrıntılarıyla anlatan Aydın, Çince yazılmış Batı yüzlerinin çözüm sürecinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekerek, “Bir tarafta Alman asıllı Rus Türkolog Wilhelm Radloff, diğer tarafta Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen arasında büyük bir yarış başlamıştır. Thomsen’in çözüm yöntemi farklıydı. Çok geçen kelimelerde çok geçen harflerin ünlü olabileceği varsayımından hareket etti. Üç kelime üzerinde yoğunlaştı: Tengri, Köl Tigin ve Türk. Bu kelimelere tahmini ses değerlerini vererek çözümü başardı,” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’DE BU ÇALIŞMALAR, ATATÜRK’ÜN DESTEĞİYLE GELİŞTİ”

Prof. Dr. Erhan Aydın, Türkiye’nin bu alandaki çalışmalarında Mustafa Kemal Atatürk’ün üstlendiği rolün de önemine vurgu yaparak, “Buna rağmen Atatürk’ün bu çalışmalara büyük önem verdiğini özellikle belirtmek gerekir. Hüseyin Namık Orkun’un Eski Türk Yazıtları adlı eserinin ilk iki cildi Atatürk’ün sağlığında yayımlanmış ve bizzat Atatürk tarafından görülmüştür. Türkiye’de bu alandaki çalışmaların gelişmesinde Atatürk’ün ciddi destekleri olmuştur” dedi.

“ORHUN YAZITLARI, İNSANLIK TARİHİ İÇİN ÇOK DEĞERLİDİR”

Prof. Dr. Erhan Aydın, Orhun Yazıtlarının yalnızca Türk tarihi açısından değil, Asya’daki birçok halk için de büyük önem taşıdığını belirterek sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Bu yazıtlar yalnızca Türkler için değil, Asya’daki pek çok kavim için son derece kıymetlidir. Moğolların, Korelilerin, Japonların ve hatta Çinlilerin bile bu metinlerden elde edeceği çok önemli bilgiler vardır. Bu nedenle bu eserler yalnızca Türk dili için değil, insanlık tarihi için de son derece değerlidir.”

PROF. DR. ERHAN AYDIN KİMDİR?

Prof. Dr. Erhan Aydın, lisans eğitimini Erciyes Üniversitesinde, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ankara Üniversitesi’nde tamamladı. 2010 yılında doçent, 2015 yılında profesör unvanını aldı.

Daha önce Çin’in Pekin kentindeki Merkezi Milletler Üniversitesinde konuk öğretim üyesi olarak da görev yapan Aydın’ın çalışma alanı, Türklerin ilk yazılı belgeleridir. Asya’nın farklı coğrafyalarına yayılmış Türk runik harfli metinler üzerinde çalışan Aydın, özellikle okunamamış ya da okunması zor yazıtlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Yüzün üzerinde makale ve bildirisi yayımlanan Aydın’ın bilimsel çalışmaları üç binin üzerinde atıf aldı. Türk dili araştırmaları kapsamında Türk Runik Bibliyografyası, Yenisey Yazıtları, Orhun Yazıtları, Uygur Yazıtları, Eski Türk Yazıtları, Eski Türk Yer Adları gibi çok sayıda kitabı yayımlandı. Yazarları arasında yer aldığı Runik Harfli Uygur Metinlerinden Seçmeler başlıklı bir kitap ise Çince olarak Pekin’de yayımlandı.

Prof. Dr. Erhan Aydın, 3 yıldır Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümünde akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Cemal Süreya şiirinin sosyolojisi bu kitapta: “Kendini Yazan Habitus”

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Elyesa Koytak’ın kaleme aldığı “Kendini Yazan Habitus” adlı kitabı okurlarla buluşturuyor. Türkiye’nin en çok okunan şairlerden biri olan Cemal Süreya özelinde, İkinci Yeni şiirinin oluşumunu sosyolojik açıdan inceliyor. Süreya’nın 1950’ler boyunca yazdığı şiirlerle toplumsal deneyimi arasında mekik dokurken; şairi dönemin politik ve kültürel iklimine, diğer şairlerle girdiği ilişkilere yerleştiriyor.

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) insan ve toplum kitaplığı, Elyesa Koytak’ın kaleme aldığı “Kendini Yazan Habitus” ile genişlemeye devam ediyor. Cemal Süreya özelinde İkinci Yeni denilen şiir tarzının nasıl doğduğu sosyolojik açıdan inceleyen bu kitap, aynı zamanda habitus ve eser arasındaki karşılıklı şekillenme süreçlerini birlikte okumayı teklif eden yeni bir teorik zemin sunuyor. Bu kapsamlı çalışma, Süreya’nın 1950’ler boyunca yazdığı şiirlerle toplumsal deneyimi arasında mekik dokurken; şairi dönemin politik ve kültürel iklimine, diğer şairlerle girdiği ilişkilere yerleştiriyor. Mülkiye öğrencilerinin sosyal profilinden şiirdeki söz sanatlarına kadar farklı gerçeklik boyutlarını bir araya getiren kitap, toplumsal eylem olarak şiirin sosyopolitik belirlenimlere karşı kendini yazma yolu olabileceğini gösteriyor. Böylece, günümüz sosyolojisinde yaygın olan habitus kavramını da yeniden ele alarak ufuk açıcı bir inceleme ortaya koyuyor. “Şiir sosyolojik bir gözle açıklanabilir mi?”, “Yeni bir şiirin doğuşu sadece poetik tartışma ve ayrışmaların sonucu mudur?”, “Şiirin en kapalı ve öznel taraflarında toplumun etkisini nasıl görebiliriz?” gibi sorularının izini süren “Kendini Yazan Habitus”, sadece sosyal bilimcilerin ve edebiyat uzmanlarının değil, şiire ve Cemal Süreya’ya ilgi duyan herkesin ilgisini çekecek bir çalışma. 

 Kitaptan:

“Bu kitap şiirin doğuşunu insani bir seviyede incelemeyi amaç­lıyor. İnsani seviye veya düzlem, insanın her şartta ünsiyet, iliş­ki, irtibat içinde oluşuna; kendi başına olmadığına işaret eder. Sosyolojinin kökeninde bulunan socius takip eden, eşlik eden anlamına gelir. Bu nedenle insanı toplumsal açıdan görmek ona eşlik eden, irtibat hâlinde olduğu gerçeklikleri araştırmanın mer­kezine almak demektir. Şiirin doğuşunu tam olarak insan oluşla açıklamak gerektiğinde devreye giren sosyolojik açıklama, meta­fizik açıklama gibi şiiri başka bir şeyin, ilhamın açıklanamaz so­nucuna indirgemek yerine, şiire dışsal ama irtibatlı fenomenlerle şiir metni arasındaki ilişkiselliği kurmayı hedefler ve böylece, her bilimsel faaliyetin nesnesinin nasıl oluştuğunu açıklamakla mu­kayyet olmasından dolayı, bir poèmologie yahut şiirbilimi hâlini alabilir. Kısacası sosyoloji şiiri ilhamdan çok insan eseri kabul eden ve açıklayan bilimsel yollardan biri olabilir.”

Yazar Hakkında;

1989 İstanbul. Galatasaray Lisesinden mezun oldu. Sosyoloji lisans eğitimini Galatasaray Üniversitesinde, yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesinde tamamladı. İstanbul Medeniyet Üniversitesinde hazırladığı doktora tezi Mesleğin Dönüşümü: Hekimler ve Avukatlar adıyla kitaplaştı ve 2023’te TÜBA TESEP ödülünü kazandı. Meslekler, elitler, sosyal tabakalaşma ve eşitsizlik konularında araştırmalarını sürdürmektedir. İki şiir kitabının yanı sıra (Hicretsizlik, 2015; Bütün Nehirler Bizimdir, 2020), bir eleştiri kitabı vardır (Anlamın Kıyameti: Modern Türk Şiiri Üzerine Denemeler, 2017). Fayrap dergisinin editörlüğünü yürütmüş olan Koytak ayrıca Ezra Pound’un üç şiir kitabını tercüme etmiştir. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde görev yapmaktadır.

KÜNYE

Yayınevi: VBKY

Kategori: İnsan ve Toplum 

Yazar: Elyesa Koytak

Kitap Editörü: Muhammed Fazıl Baş

Kitabın adı: Kendini Yazan Habitus 

Proje Editörü: Mesut Bostan

Son Okuma: Büşranur Hazar  

Sayfa Uygulama ve Kapak: Yümna Sarıkaya   

Sayfa sayısı: 156

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün Arka Oda Toplantıları Devam Ediyor

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün İstanbul araştırmalarına farklı bir boyut kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği söyleşi dizisi Arka Oda Toplantıları, bu kez yüz yüze bir buluşmayla gerçekleştiriliyor. 18 Aralık Perşembe, Maceraperest Bir Mimarın Fotoğrafhanesi Arif Hikmet Koyunoğlu 1893–1982 sergisinin bulunduğu salonda gerçekleşecek yeni etkinlik, mimarlık ve fotoğraf arasındaki çok katmanlı ilişkiyi mercek altına alıyor. “Göz Terbiyesi: Arif Hikmet’in Objektifinden Mimarlık Pratiğine” başlıklı konuşma, mimar ve fotoğrafçı Arif Hikmet Koyunoğlu’nun belgeleyici gözü ile mimari üretimi arasındaki etkileşimi tartışmaya açıyor.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün 2008 yılından bu yana sürdürdüğü ve çevrimiçi gerçekleşen “Arka Oda Toplantıları” serisi, bu kez yüz yüze bir etkinlikle devam ediyor. Maceraperest Bir Mimarın Fotoğrafhanesi Arif Hikmet Koyunoğlu 1893–1982  sergisi kapsamında, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergi salonunda 18 Aralık Perşembe, saat 18.30’da düzenlenecek “Göz Terbiyesi: Arif Hikmet’in Objektifinden Mimarlık Pratiğine” başlıklı etkinlikte, mimarlık tarihinin önemli isimlerinden Arif Hikmet Koyunoğlu’nun arşivi üzerinden Koyunoğlu’nun Osmanlı mimarlık mirasını belgeleme pratiği ile kendi mimari üretimi arasındaki ilişki, dönemin mimarlık eğitimi ve Birinci Ulusal Mimarlık Akımı bağlamında ele alınacak.

Bir mimarın göz terbiyesi

Arif Hikmet Koyunoğlu (1893–1982), erken Cumhuriyet döneminde hem mimarlık pratiği hem de fotoğraf aracılığıyla mimarlık mirasının belgelenmesi açısından özgün bir konuma sahip. Ankara, İstanbul, Bursa, Nevşehir ve Kırşehir başta olmak üzere birçok farklı kentte çektiği fotoğraflardan oluşan arşivi, Osmanlı mimarisinin belgelenmesi açısından bugün benzersiz bir kaynak niteliği taşırken; tasarladığı kamu yapıları, tarihsel formlarla kurduğu özgün ilişkiyi ortaya koyuyor.

Etkinlikte, Koyunoğlu’nun fotoğraflarından hareketle onun Osmanlı mimarisine bakışını, seçtiği yapıları ve belgeleme pratiğinin mimarlık formasyonuyla ilişkisini Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Bilim Kurulu Başkanı M. Baha Tanman ele alacak. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden akademisyen Müjde Dila Gümüş ise Koyunoğlu’nun mimari projelerine odaklanarak, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’yla kurduğu ilişkiyi ve bu akımın kalıplarına tam olarak uymayan özgün yaklaşımını tartışacak. 

İki konuşmacı, Koyunoğlu’nun belgeleyici gözü ile mimari üretimi arasındaki gerilimi ve bu iki pratiğin birbirini nasıl beslediğini birlikte değerlendirecek. Böylece Tanman’ın mimarlık tarihi perspektifi ile Gümüş’ün mimari üretim odaklı yaklaşımı, Maceraperest Bir Mimarın Fotoğrafhanesi sergisinin farklı katmanlarını görünür kılacak.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergi salonunda gerçekleşecek etkinliğe katılım ücretsizdir, rezervasyon alınmamaktadır. Konuşma, sonrasında İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün YouTube kanalında yayınlanacaktır.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Dünya Türk Dili Ailesi Günü İzmir’de ilk kez düzenlendi

UNESCO tarafından bu yıl ilan edilen 15 Aralık “Dünya Türk Dili Ailesi Günü”, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde anlamlı bir etkinlikle kutlandı. Türk dünyasının ortak dili ve kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla hayata geçirilen etkinlikte katılımcılar, Türk dilinin binlerce yıllık yolculuğuna, ortak hafızasına ve dil mirasına tanıklık etti.

UNESCO’nun bu yıl ilan ettiği 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde görkemli bir programla kutlandı. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) düzenlenen etkinlik, Türk dünyasını dil, kültür ve sanat ekseninde İzmir’de buluşturdu. Türk dilinin köklü geçmişine ve ortak kültürel mirasına ışık tutan etkinlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Kazakistan Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilciliği AB Uzmanı Volkan Kocagül, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) İletişim ve Bilişim Daire Başkanı Salim Ezer, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Fedakar, İzmir Demokrasi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gonca Kuzay Demir ve çok sayıda davetli  yer aldı.

“Ortak tarihimizin, kültürümüzün ve gönül coğrafyamızın güçlü bir ifadesi”

Program, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın konuşması ile başladı. 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün 194 ülkenin kabulüyle, Türkiye’nin öncülüğünde, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın ortak sunumuyla ilan edildiğini anımsatan Yıldır, “Bugün; ortak tarihimizin, kültürümüzün ve gönül coğrafyamızın güçlü bir ifadesi. Bugün, Türk dilinin en eski yazılı belgeleri olan Orhun Yazıtları’nın çözüldüğünü, dünya bilim çevrelerine duyurulduğu gün. Vilhelm Thomsen’in 1893’te attığı bu adım, sadece bilimsel bir keşif değil; Türkçenin binlerce yıllık yolculuğunun insanlığın ortak hafızasına kaydedilmesi” diye konuştu.

“Her nereden geliyor olursanız olun, sizler bize göre İzmirlisiniz”

Kendilerinin o uzun yolculuğun mirasına sahip çıkan; dili yaşayan, çoğaltan ve geleceğe taşıyan bir topluluk olduklarına değinen Yıldır, şunları söyledi: “Bir toplumun dili zenginleştikçe düşünme biçimi de zenginleşiyor. Düşüncenin gücü, dilin açıklığında ve yeterliliğinde saklıdır. Dilimizi korumak aynı zamanda düşünme hakkımızı korumak demektir bir yönüyle. Dilerim, bu özel akşam dostluklarla, paylaşımlarla ve unutulmaz anılarla hafızalarınızda yer alsın. Şunu özellikle vurgulamak isterim. Her nereden geliyor olursanız olun, sizler bize göre İzmirlisiniz. Bu şehirde yalnız değilsiniz. Ne zaman bir ihtiyacınız olursa, ne zaman bir destek arayışına girerseniz İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sizler için burada olduğunu düşünmenizi istiyorum. Bizi bir kurumdan öte, güven duyabileceğiniz bir aile olarak görmenizi isteriz.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın, 21 Mart’ta bir Türk Dili Ailesi Buluşması daha yapacaklarına yönelik sözlerini anımsatarak, bu programın hayata geçirileceğini ifade etti.

Önemli isimlerle panel düzenlendi

Program kapsamında, Türk dünyasının ortak hafızası ve dil mirası, “Türk Dünyası ve Dünya Türk Dili Ailesi Günü” başlıklı panelde masaya yatırıldı. Panelin moderatörlüğünü, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Eski Türk Dili Anabilim Dalı Başkanı ve Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şaban Doğan üstlendi. Panelde, Dokuz Eylül Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, Kazakistan Atrau Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ege Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Karlygaş Aşirhanova ile Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü emekli öğretim görevlisi, KIBATEK Onursal Başkanı Feyyaz Sağlam konuşmacı olarak yer aldı.

Türkçenin yolculuğunu anlattı

Şaban Doğan dilin, insanoğlunun var oluş serüveninin başlangıcı olduğunu belirterek, “Bizi farklı kılan, dünyadaki diğer canlılardan ayrı bir noktaya taşıyan çok çok önemli bir araç. Dilin iki temel işlevi var. İnsan insan ve insan varlık ilişkisi kurmak. İnsan insan ilişkisi, iletişim. İnsan varlık ilişkisi ise öğrenme. Bu iki dilin bu iki özelliği bizi farklı kılıyor. Aslında çağdaşlaşmamızın, gelişmemizin, evrilmemizin temelinde yatan gerçeklik de bu. Biz diğer canlılardan, dünya üzerindeki diğer canlılardan bilgi birikiminin dil vasıtasıyla sonraki nesle aktardığımız için farklıyız ve öndeyiz. Dolayısıyla da dil olmasaydı biz olmazdık. En azından bu noktada olmazdık. Onu da özellikle ifade etmek isterim. Yani bizi mağara çağından, bilişim ve uzay çağına taşıyan hiç şüphe yok ki dilimiz. İnsanla varlık ilişkisini kurarken de dil bilgiyi sabitlemek ve gelecek nesillere daha eksiksiz aktarabilmek için yazıyla buluştu. Muazzam bir keşif. Türkçe ilk defa yazıyla ne zaman buluştu? Çok heyecanlı bir hikaye” dedi.

Türk yazıtları nasıl bulundu?

Doğan, “Türkler ilk ne zaman yazdı? İlk ne zaman yazmaya başladı? Dil yazıyla ne zaman buluştu? 1721 yılında İsveçli bir tutsak subay olan Johan von Strahlenberg, Güney Sibirya’da Yenisey Nehri’nin yukarı mecrasında eski Türk alfabesiyle yazılmış bir yazıt buldu. Küçük bir yazıt. Ve 1730 yılında da Strahlenberg tutsaklığı bitince İsveç’e döndü. O yazıtla birlikte Bozkır kültür ve medeniyetinin farklı örneklerini de derlemişti yazıtla birlikte. Bunu 1730’da yayınladı. Ve bir sessizlik. Çünkü bilim dünyası, bulduklarının yazı olduğunu dahi bilmiyordu. 1887-88 Finlandiya’dan Sibirya’ya gönderilen Fin araştırma heyeti, Strahlenberg’in denk geldiği Yenisey yazıtlarını kopyaladı ve yayınlandı. Ardından Rus bir arkeolog, Moğolistan’da Orhun Irmağı kıyılarında aynı yazıyla yazılmış çok daha büyük iki yazıt buldu. 1888… Ve bunları da 1890’da yayınladı. Aslında bütün bilim dünyasının dikkatlerinin bu coğrafyaya çekildiği andı bu. Çünkü Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarını bulmuştu. Bilim camiası artık bunların yazı olduğuna emindi. Ama hangi medeniyete ait, kimler tarafından verilmiş, yazılmış… Tam bir muamma. Ta ki 15 Aralık 1893’e gelinceye kadar. Vilhelm Thomsen muazzam bir çalışma ve titizlikle bu yazıtların Türk yazıtları olduğunu ve bunların da ilk Türkçe metinler olabileceğini ortaya koydu” diye konuştu.

Panelistler Türkçe’ye dair görüşlerini paylaştı

Panelistlerden Gülmira Kuruoğlu ise dilin bir köprü, inanç ve tarih olduğunu söyledi. Karlygaş Aşirhanova da Türkiye Türkçesinin ortak Türkçe olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Bir Türk’ün Türkiye Türkçesi öğrenmesi için 3 ay yeterli” dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü emekli öğretim görevlisi, KIBATEK (Kıbrıs – Balkanlar – Avrupa Türk Edebiyatları Kurumu) Onursal Başkanı Feyyaz Sağlam ise Türkçenin bütün dünyaya yayıldığını, bir dünya dili olduğunu anlattı.

Farklı ülkelerden piyanistler geceye renk kattı

Program, Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı ve Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının katılımıyla gerçekleştirilen piyano konseri ile sanat dolu anlara sahne oldu. Farklı ülkelerden İzmir’e gelen piyanistlerden Samir Mirzayev, Talgat Arakeev, Pelin Ece Acar, Dameli Nurbergen ile Hakan Aksoy, konuklara unutulmaz anlar yaşattı. Etkinlik Kültür ve Turizm Bakanlığı İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’nun sunduğu müzik ve dans gösterisiyle renklendi. Gösterinin sanat yönetmenliğini Şavk Eryürek üstlendi.

Kent Arşivi ve Müzeler Müdürlüğü’nün destekleri ve TÜRKSOY’un katkılarıyla da “Türk Dünyasında Kadim Başkentler: Kadın ve Moda” temalı fotoğraf sergisinin açılışı yapıldı. Sergide, TÜRKSOY onayıyla İletişim ve Bilişim Daire Başkanı Salim Ezer tarafından iletilen fotoğraflar yer aldı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kırmızı Başlıklı Kız Müzikali Keçiören’de Çocuklarla Buluştu

Keçiören Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından Necip Fazıl Kısakürek Tiyatro Salonu’nda sahnelenen Kırmızı Başlıklı Kız müzikali minik izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Müzik ve tiyatronun bir araya geldiği oyun, çocuklara eğlenceli ve öğretici anlar yaşattı.

Tek perde olarak sahnelenen çocuk oyunu, hafta sonu Keçiörenli ailelerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Necip Fazıl Kısakürek Tiyatro Salonu’nu dolduran çocuklar, tiyatronun büyülü atmosferinde keyifli dakikalar yaşadı. Daha önce sahnelenen ‘Tembel Ayşe’ müzikalinin ardından çocuklar, bu kez ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ müzikaliyle tiyatronun renkli dünyasında yeniden buluştu.

Doğa ve hayvan sevgisi vurgusu

Kırmızı Başlıklı Kız müzikali; çocuklara doğayı ve hayvanları sevmenin, ağaçlara zarar vermemenin, çevreyi korumanın ve hayvan sevgisinin önemini eğlenceli bir dille aktardı. Oyunda, hayvanlar için su ve mama kapları bırakılması gibi hayvan sevgisi ve farkındalık bilincini artırmaya yönelik mesajlar öne çıkarken, minik izleyiciler hem eğlendi hem de öğretici bir tiyatro deneyimi yaşadı.

Çocuklar ve ailelerden büyük beğeni

Oyunun ardından duygularını ifade eden minik izleyiciler, Kırmızı Başlıklı Kız müzikalini çok sevdiklerini belirterek bu tür etkinlikleri çok sevdiklerini söyledi. Tiyatroda çocuklarıyla keyifli anlar yaşayan aileler ise Keçiören Belediyesi’nin çocuklara yönelik kültür ve sanat faaliyetlerine verdiği önemi memnuniyetle takip ettiklerini belirtip Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve ekibine teşekkür etti.

“Çocuklarımızı sanatla buluşturmaya devam edeceğiz”

Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, çocuklara yönelik kültür ve sanat etkinliklerine büyük önem verdiklerini belirterek şunları söyledi: “Çocuklarımızın sanatsal, kültürel ve çevresel farkındalıklarının gelişmesi bizim için çok kıymetli. Tiyatro oyunlarımızla çocuklarımızı hem eğlendiriyor hem de doğa ve hayvan sevgisi gibi önemli değerlerle buluşturuyoruz. Keçiören Belediyesi olarak, geleceğimizin teminatı olan minik hemşehrilerimizi sanatla buluşturmaya devam edeceğiz.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Mutlu Vural, DERYA ŞEN’ İN KALP YAŞI ÇOK GENÇ

Türkiye’nin ödüllü girişimsel kardiyologlarından Prof. Dr. Mutlu Vural, oyuncu Derya Şen’in kalp kontrolü için muayenehanesine gelişini, oyunculuk mesleğinin kalbe etkisini ve mutluluğun kalp yaşı üzerindeki mucizevi gücünü anlattı.

Derya Şen’in sol kol ağrısı nedeniyle gittiği Prof. Dr. Mutlu Vural, gerekli incelemeleri yaptıktan sonra güzel oyuncuya müjdeli haberi verdi. Tetkikler sonunda herhangi rahatsızlığının olmadığını söyleyen Prof. Dr. Mutlu Vural, aksine çok genç bir kalbi olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Mutlu Vural, oyuncu sadece rol yapmaz; canlandırdığı karakterin ruhuna bürünür, yürekten oynanan her rol, duyguların gerçek yaşanmasına sebep olur, yoğun duygu değişimleri, stres, sahne öncesi heyecan ve ağır tempo birleşince kalp hızını artırır; sancılar olabilir Ve Uzun vadede bu dalgalanmalar kalbi yorabilir, empati gücü yüksek, rolü gerçekten yaşayan oyuncular bu konuda daha hassastır vurgusunu yaparak ünlü oyuncu Derya Şen üzerinden usta oyuncuları da uyardı. Nüfus kağıdındaki yaşımızla kalp yaşımızın farklı olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Mutlu Vural, kalbimizin yaşı; yaşam tarzımız, stres düzeyimiz, genetik yapımız ve günlük alışkanlıklarımızla şekillenir, kronolojik yaş bir şey söyler ama kalp yaşı bazen 10 yıl genç, bazen 15 yıl daha büyük olabilir uyarısını yaptı. Başarılı bir sanatçının en büyük ilacının gördüğü sevgi ve aldığı alkış olduğunu ve Derya Şen’in toplumdaki karşılığının da bu konuda şansı olduğunu söyledi. Kalp yaşımızı nasıl genç tutarızın formülünü söyleyen Prof. Dr. Mutlu Vural, mutluluk stresin en güçlü panzehridir.

Kalp yaşını genç tutmanın altın kuralları şunlardır:

 

* Gülmek kalbi genç tutar

* Sevmek kalbi dinç tutar

* Kaliteli ve düzenli uyku kalbi dinlendirir

* Sigara ve stresten uzak durmak damarları açık tutar

* Düzenli yürüyüş ve egzersiz

* Sağlıklı beslenme

* Kötü alışkanlıklardan uzak durma

* Tansiyon, kolesterol ve şeker takibi

* ⁠ Düzenli kardiyolog doktor kontrolleri

Ve en önemlisi:

*Ruhu yorgun olanın kalbi de tam dinlenemez. *

Mutluluk, huzur, temiz hava, yeşil ve sessizlik… Bunlar gerçekten kalbin en güzel ilaçlarıdır” diyerek, sağlıklı yaşamında formülünü verdi.

Ela Excellence Resort Belek’e Yeni Genel Müdür: Sektörün Deneyimli İsmi Ufuk Gezgin Göreve Başladı

Konaklama sektörünün deneyimli profesyonellerinden Ufuk Gezgin, Antalya’nın önde gelen turizm tesislerinden Ela Excellence Resort Belek’in yeni Genel Müdürü olarak göreve başladı.

Gezgin, daha önce yaklaşık dört yıl boyunca Ela Excellence Resort Belek’in genel müdürlüğünü başarıyla yürütmüş ve tesisin hizmet standartlarının yükseltilmesine önemli katkılar sağlamıştı.

İyi yaşam felsefesini merkeze alan yenilikçi vizyonu ile öne çıkan Ela Excellence Resort Belek, misafirlerine sadece konaklama değil, bütünsel bir deneyim sunmayı hedefliyor. Doğal dokuyu koruyan mimarisi ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla tesis, misafir memnuniyetini sürekli geliştirmeye odaklanan yaklaşımını sürdürüyor.

Sektördeki geniş tecrübesi, liderlik vizyonu ve misafir memnuniyetine odaklı yönetim anlayışı ile bilinen Gezgin’in göreve dönüşü, tesisin mükemmellik çizgisini daha da ileri taşımayı hedefliyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İBB Şehir Tiyatroları’nda Bu Hafta (17-21 Aralık 2025)

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.

Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Donald Margulies’ten Musahipzade Celal’e, Nazım Hikmet’ten Haldun Taner’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.

Bu hafta Haramiler (Yeni Oyun), Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Oscar, Gölge, Öylece Durur Zaman, Çingene Boksör, Öksüzler, Çöpsüz Dünya, Sevdalı Bulut, Sesler Ülkesi, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.

Oyun biletleri, gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.

“Birdenbire” Etkinliğinde Orhan Veli Şiirleri Seyirciyle Buluşuyor

İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.

Hümay Güldağ’ın düzenlediği, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinlik 21 Aralık 2025 tarihinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

Bu Haftanın Programı (17-21 Aralık 2025) 

HARAMİLER (Yeni Oyun) (16+ Yaş)

Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.

Musahipzade Celal’in yazdığı, Engin Alkan’ın uyarlayıp yönettiği oyunda Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Emre Ertunç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)

Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın”

Haldun Taner’in yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can AlibeyoğluDoğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda ÇavdarYiğit Ali Uslu rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ (13+ Yaş)

Polonya’nın Nazi işgalinin hemen öncesinde, Varşova Tiyatrosu’nda Hitler karşıtı bir oyunun genel provası yapılmaktadır. Diplomatik bir skandala yol açma ihtimali yüzünden son anda gelen bir haberle sansür kurulu tarafından oyun yasaklanır.

Daha önce oynadıkları “Hamlet“i yeniden gündeme almak zorunda kalırlar. Tiyatronun sanat yönetmeni ve ünlü oyuncusu Jozef Tura Hamlet’i oynamaktadır. Karısı Maria da ünlü bir oyuncudur ve çok hayranı vardır. Kısa bir süre sonra Almanlar Polonya’yı işgal eder. Tiyatro kapanır ve oyuncular işsiz kalırlar. Ancak tiyatronun genel sanat yönetmeninin karısı Maria’ya âşık olan havacı bir teğmen aracılığıyla, aralarına sızan bir Alman casusun Polonya’daki direnişçilerin adlarını oluşturduğu listeyi Nazilere iletmek üzere olduğunu öğrenirler. Casusa engel olmak için herkes üzerine düşeni yapacaktır ve rollerini gerçek hayata taşıma zamanı gelmiştir. Ellerinde sadece sanatsal enstrümanları vardır yani oyunculuk, kostüm ve dekorları.

Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Aziz Sarvan, Emre Narcı, Emre Şen, Erkan Akkoyunlu, Gürkan Başbuğ, Hüseyin Köroğlu, Özgür Ali Kuruçay, Şenay Saçbüker, Tarık Köksal, Ümit Bülent Dinçer, Vildan Türkbaş, Volkan Ayhan, Yasemin Tunca, Yonca İnal rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

OSCAR (13+ Yaş)

Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.

Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.

GÖLGE (16+ Yaş)

Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.

Yağmur Topçu’nun yazdığı, Ahmet Kahvecioğlu’nun yönettiği oyunda Ahmet Kahvecioğlu, Berfin Berber, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.

ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)

Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.

Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.

Donald Margulies’in yazdığı, Irmak Bahçeci’nin çevirdiği, Mehmet Ergen’in yönettiği oyunda Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)

1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…

Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 17-20 Aralık 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.

ÖKSÜZLER (16+ Yaş)

Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.

Gençlik Günleri “İç Yapımlar” kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. 

Dennis Kelly’nin yazdığı, Selin Girit’in çevirdiği, Ogeday Erkut’un yönettiği oyunda Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Ogeday Erkut rol alıyor. Oyun, 20 Aralık 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)

İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 21 Aralık tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

SEVDALI BULUT (5+ Yaş) 

Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.

Nazım Hikmet’in yazdığı, Eftal Gülbudak’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç rol alıyor. Oyun, 21 Aralık tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.

SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)

Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.

Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.

Gizem Padar’ın yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul rol alıyor. Oyun, 21 Aralık tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.

FINDIKKIRAN (7+ Yaş)

Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 21 Aralık 2025 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.

BİR GECE MASALI (5+ Yaş)

Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 21 Aralık tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.

BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21 Aralık 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.

İyi seyirler…

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Heydar Aliyev Vefatının 22. Yılında Aliağa’da Anıldı

Çağdaş Azerbaycan’ın kurucusu merhum Cumhurbaşkanı Heydar Aliyev’in ebediyete intikal edişinin 22. yıl dönümü Aliağa’da anıldı. Anma programı, Aliağa’da kendi adını taşıyan Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi.

Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından Konferans Salonu’nda düzenlenen programa; Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Azerbaycan Ankara Büyükelçiliği Eğitim Müsteşarı Doç. Dr. Necibe Nesibova, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Firdevs Çatalkaya, İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, İlçe Jandarma Komutanı Yusufcan Gökgöz, İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Anma programı saygı duruşunun ardından Türkiye ve Azerbaycan Milli Marşlarının okunmasıyla başladı. Programın açılış konuşmasını Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kimya Teknolojileri Bölümü Laboratuvar Şefi Necmiye Ertürk Atalar yaptı. Ardından anma programı günün anlam ve önemini belirten protokol konuşmaları ile devam etti.

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜR YARDIMCISI FİRDEVS ÇATALKAYA: “TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN ARASINDA SARSILMAZ KARDEŞLİK VARDIR”
İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Firdevs Çatalkaya konuşmasında şunları söyledi: “Heydar Aliyev zor zamanlarda geri adım atmayan, milletine güvenen ve geleceği cesaretle inşa eden bir devlet adamıydı. Heydar Aliyev’in bıraktığı en güçlü miras bağımsız, onurlu güçlü bir Azerbaycan’dır. Bu mirasın temelinde Türkiye ile Azerbaycan arasında sarsılmaz kardeşlik vardır. Bu kardeşlik sonsuzdur, ebedidir. Bu birlik ve beraberlik sonsuza kadar yaşayacaktır”

AZERBAYCAN ANKARA BÜYÜKELÇİLİĞİ EĞİTİM MÜSTEŞARI DOÇ. DR. NECİBE NESİBOVA: “HEYDAR ALİYEV TÜRK DÜNYASI’NIN GELECEĞİNE YÖN VEREN BİR LİDERDİR”
Azerbaycan Ankara Büyükelçiliği Eğitim Müsteşarı Doç. Dr. Necibe Nesibova, Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okuyan öğrencilerin Heydar Aliyev’in değerlerine sahip çıkacağına inandığını ifade ederek şunları söyledi: “Sevgili öğrenciler siz her gün bu okula geldiğinizde onun adıyla koşuyorsunuz. Bu isim sadece bir okul adı değil. Hem Azerbaycan’ın hem de Türk dünyasının tarihlerinde iz bırakmış büyük bir devlet adamının ismidir. Heydar Aliyev, Azerbaycan’ın en zor zamanlarında sorumluluk üstlendi.  Azerbaycan’ın uluslararası arenada saygın bir konuma gelmesini sağladı. Bugün hızlı şekilde gelişen Azerbaycan onun eseridir. O Azerbaycan’ımızı parçalanmaktan, kaostan, yok olmaktan kurtardı. Dünya tarihinin en önemli liderlerinden olan Heydar Aliyev yalnızca Azerbaycan’ın kaderine değil tüm Türk Dünyası’nın geleceğine yön veren bir lider olmuştur. Aziz Heydar Aliyev’in hatırasını rahmetle ve minnetle anarken onun bizlere miras bıraktığı değerleri bugün siz sevgili öğrencilerin sahip çıkacağına inanıyorum”

ALİAĞA KAYMAKAMI ZEKERİYA GÜNEY, “HEYDAR ALİYEV ÜLKESİNİ KARANLIK GÜNLERDEN ÇIKARARAK MODERN AZERBAYCAN’I YARATMIŞTIR”
Heydar Aliyev’in Azerbaycan’ı karanlık günlerden çıkardığını söyleyen Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Heydar Aliyev’in aramızdan ayrılışının 22. yıl dönümü münasebetiyle bir araya geldik.  Heydar Aliyev bugünkü modern Azerbaycan’ın kurulmasına liderlik etmiştir. Yokluk ve yoksulluk içerisindeki bir ülkeyi modern hale getirmiştir. Nasıl ki Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra modern bir ülke yarattı. Aynı şekilde Heydar Aliyev de ülkesini karanlık günlerden çıkararak modern Azerbaycan’ı yaratmıştır. Bizler şunu bilip şunu söylüyoruz: Tek Millet İki Devlet”

Protokol konuşmaların ardından Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri arasında düzenlenen, Heydar Aliyev’i anlatan resim, şiir, kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Program, öğrencilerin hazırladığı “Büyük Lider:  Heydar Aliyev” adlı sunum gösterimi ile sona erdi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı