Kalkınma Yatırım Bankası ile Asya Kalkınma Bankası’ndan Deprem Sonrası Toparlanma ve Yenilenebilir Enerjiye 325 Milyon Dolar Eşdeğerinde Finansman

Yarım asrı aşkın süredir Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve ekonomik büyümesine katkı sunmaya devam eden Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), uluslararası finansman anlaşmaları kapsamında önemli bir iş birliğine imza atarak Asya Kalkınma Bankası (ADB) ile ilk kredi anlaşmasını hayata geçirdi. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği başta olmak üzere altyapı, iklim finansmanı, gıda güvenliği, emisyon azaltımı ve batarya depolama gibi pek çok alanda sağladığı finansmanlarla Türkiye’nin kalkınması sürecinde etkin rol üstlenen TKYB, 6 Şubat depreminden etkilenen bölgelerdeki ekonomik kalkınmayı desteklemek amacıyla projelere finansman sağlama çalışmalarına devam ediyor. TKYB ile ADB arasında imzalanan ilk finansman niteliği taşıyan bu anlaşmayla, depremden etkilenen bölgelerde yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve imalat sektörünün rekabet gücünün güçlendirilmesi amacıyla 150 milyon ABD doları ve 150 milyon avro olmak üzere toplam 325 milyon ABD doları eşdeğerinde ve 25 yıl vadeli finansman desteği sağlanacak.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geri ödeme garantisi altında temin edilen bu kredinin en az yüzde 50’sinin, doğrudan depremden etkilenen illerde yürütülecek projelere tahsis edilmesi planlanıyor.

Banka olarak ilk günden bu yana deprem bölgesinin kalkınması amacıyla desteklerini kararlılıkla sürdürüldüklerini belirten TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, “6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerin yeniden kalkınmasını stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyor; uzun vadeli, kapsayıcı ve sürdürülebilir finansman çözümlerimizle bölgenin ekonomik ve sosyal toparlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Asya Kalkınma Bankası ile ilk iş birliğimizi gerçekleştirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu kredi birçok açıdan kalkınma bankacılığı hedeflerimizi destekliyor olacak. ADB ile imzaladığımız bu kredi anlaşması ile hem deprem bölgesinde hem de Türkiye’nin deprem riski taşıyan diğer bölgelerinde yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyeceğiz. Türkiye’nin ihracat gücünün sembolü olan imalat sektörünün rekabet gücünü artırılması için orta ve uzun vadeli finansman sağlamaya devam edeceğiz’’ ifadelerine yer verdi. 

Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Asya Kalkınma Bankası (ADB) Orta ve Batı Asya Genel Direktörü Leah Gutierrez, “Türkiye’nin toparlanması, yalnızca mevcut kapasitenin yeniden tesis edilmesini değil, aynı zamanda üretken kapasitenin geliştirilmesini, nitelikli istihdam yaratılmasını ve gelecekteki şoklara karşı dayanıklılığın güçlendirilmesini sağlayacak sürekli yatırımları gerektirmektedir. Türkiye’nin önde gelen kalkınma ve ihracat kredi bankalarıyla gerçekleştirilen iş birliği sayesinde bu projeler, yenilenebilir enerji, imalat ve KOBİ’ler için daha uzun vadeli finansmana erişimi genişletirken, finansal sistemde afetlere ve toplumsal cinsiyete duyarlı risk yönetiminin güçlendirilmesine de katkı sağlayacaktır” açıklamasında bulundu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çevre Koruma Harcama İstatistikleri, 2024

Çevre koruma harcamaları 2024 yılında bir önceki yıla göre %108,3 artarak toplam 441 milyar TL olarak gerçekleşti. Çevre koruma harcamalarının %60,9’u mali ve mali olmayan şirketler, %31,2’si genel devlet ve hanehalkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar ve %7,9’u ise hanehalkları tarafından yapıldı.

Kurumsal sektörlere göre çevre koruma harcamaları, 2023 – 2024

Çevre koruma harcamalarının %58,8’i atık yönetimi hizmetlerinden oluştu

Çevre koruma harcamalarının %58,8’i atık yönetimi hizmetlerinden, %16,5’i atıksu yönetimi hizmetlerinden, %9,4’ü biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunmasından, %7,4’ü toprak, yeraltı ve yüzey sularının korunması ve kalitesinin iyileştirilmesinden, %1,7’si dış ortam havasını ve iklimi korumadan ve %6’sı ise diğer çevre koruma konularından oluştu.

Konulara göre çevre koruma harcamaları (%), 2024

Çevre koruma yatırım harcamaları 82 milyar TL olarak gerçekleşti

Bir önceki yıla göre %114,2 artarak toplam 82 milyar TL olarak gerçekleşen çevre koruma yatırım harcamalarının %80’i mali ve mali olmayan şirketler, %20’si ise genel devlet ve hanehalkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapıldı.

Çevre koruma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payı %0,99 oldu

Çevre koruma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki oranı 2023 yılında %0,78 iken 2024 yılında %0,99 olarak gerçekleşti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İstinye Üniversitesi’nden Enerji Krizi Analizi: Dönüşüm Kaçınılmaz, Mühendislik Çözümleri Belirleyici Olacak

Küresel enerji krizinin nedenlerinden geleceğin enerji teknolojilerine uzanan geniş bir perspektifte önemli değerlendirmelerde bulunan İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, “Enerji sektörü, küresel krizler ve iklim baskısı nedeniyle köklü bir dönüşüm sürecinde” dedi. Özkaya, 2030’a kadar fosil yakıt talebinin zirve yaptıktan sonra azalacağını, güneş ve rüzgâr enerjisinin ise maliyet avantajı sayesinde elektrik üretiminde öne çıkacağını belirtti.

İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, küresel enerji krizinin nedenlerinden geleceğin enerji teknolojilerine uzanan geniş bir perspektifte önemli değerlendirmelerde bulundu. Özkaya’ya göre dünya, artan enerji talebi, fosil yakıtlara bağımlılık ve jeopolitik gerilimlerin tetiklediği kırılgan bir enerji sistemiyle karşı karşıya. Bu durum hem arz güvenliğini hem de ekonomik istikrarı tehdit ediyor. İklim değişikliğinin enerji üretimini doğrudan etkilediğini aktaran Prof. Dr. Özkaya, değerlendirmeleri şöyle:

Krizin ana nedenleri kesintiler ve fiyat dengesizlikleri

Küresel enerji krizinin ana nedenleri; hızla yükselen talebe karşın fosil yakıt (petrol, doğalgaz) arzındaki jeopolitik şoklar (savaşlar, istikrarsızlıklar) kaynaklı kesintiler ve fiyat dengesizlikleridir. Enerji Krizi, enerji sistemlerinin sürdürülebilirlik ve arz güvenliği açısından yetersiz olduğunu net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Geleneksel fosil yakıtlara aşırı bağımlılık sürerken, yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde altyapı ve depolama eksikliklerine yapılan yetersiz yatırımlar, krizin yapısal boyutunu derinleştiren ve küresel ekonomileri tehdit eden kritik sorunlardır. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı gibi jeopolitik krizler enerji arzını daraltarak fiyatları yükseltmiştir. Bu zorlu süreç, akademik birimlerin yenilikçi enerji çözümleri, enerji verimliliği ve akıllı şebekeler alanındaki uzmanlığıyla topluma ve sanayiye rehberlik etme vizyonunun önemini pekiştirmektedir.

Aşırı hava olayları enerji üretimini olumsuz etkiler

İklim değişikliği ve aşırı hava olayları enerji üretimini olumsuz etkiler. Kasırgalar, fırtınalar, sel ve kuraklık gibi ekstrem olaylar enerji altyapılarına zarar verir; örneğin Küba’da enerji santralleri ciddi hasar görmüştür. Kuraklık hidroelektrik üretimi düşürürken, aşırı sıcaklar termik ve nükleer santrallerin verimliliğini azaltır. Fırtına ve seller iletim hatlarına zarar vererek şebeke esnekliğini sınırlar. Güneş, rüzgâr, biyokütle ve jeotermal gibi temiz enerjiye geçiş, fosil yakıt bağımlılığını azaltarak emisyonları düşürür ve sürdürülebilir büyümeyi destekler.

Akıllı lojistik, veri odaklı altyapı yönetimi kritik öncelik

Mevcut küresel enerji altyapıları, aşırı hava olayları, siber tehditler ve merkezileşmiş yapıları nedeniyle yeterince dayanıklı değildir. Bu nedenle, Akıllı Şebekeler (Smart Grids) ve Dağıtık Enerji Üretim Sistemleri (örneğin mikro şebekeler) gibi modernizasyon adımları, şebekenin esnekliğini artırarak iklim ve jeopolitik risklere karşı güvenliği sağlar. İSÜ CONNECTOM’un “SOLAR ÇATI-Yeşil Enerji Dönüşümü” semineri ve LMSCM2024 kongresi, enerji dönüşümü ve akıllı şehir uygulamalarının mühendislik çözümleri bağlamında üniversite ekosisteminde paylaşılmasını sağlamıştır. Artan talep, iklim riskleri ve şehirleşme baskıları, akıllı lojistik, veri odaklı altyapı yönetimi ve Afet Dayanımı planlamalarını kritik öncelik hâline getirmektedir.

Yenilenebilir enerji entegrasyonu ve atık ısı geri kazanım teknolojileri öne çıkıyor

Enerji krizine karşı hızlı ve maliyet etkin çözüm sunan enerji verimliliği alanında, mühendislik dünyası akıllı sistemler ve yenilikçi teknolojilere odaklanmaktadır. Bunlar arasında Akıllı Bina Yönetim Sistemleri (BMS), endüstriyel enerji geri kazanım sistemleri, yüksek verimli malzemeler, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve atık ısı geri kazanım teknolojileri öne çıkmaktadır. IEA’ya göre bu teknolojiler 2050 net sıfır hedefine ulaşmada yüzde 40’a varan kritik katkı sağlayacaktır. İSÜ’de düzenlenen projeler ve etkinlikler, yapay zekâ, sensör tabanlı enerji yönetimi ve yüksek verimli elektronik tasarımları gibi geleceğin enerji verimliliği çözümlerinin uygulanabilirliğini göstermektedir.

Enerji depolamada BESS ve yeşil hidrojen çözümleri kritik

Enerji depolama teknolojileri, özellikle Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS) ve yeşil hidrojen çözümleri, enerji krizinin yönetiminde kritik rol oynar. Depolama, yenilenebilir kaynakların kesintili üretimini dengeleyerek sürekli enerji sağlar ve arızalarda veya yoğun talepte şebekeyi destekler. Uzun vadede, mevsimlik ve büyük ölçekli depolama çözümleri fosil yakıt bağımlılığını azaltarak enerji dönüşümünü hızlandırır. İSÜ IEEE Kulübü’nün etkinlikleri, bu teknolojilerin ulaşımda enerji verimliliğini artırmadaki stratejik önemini göstermektedir.

Yatırımlar, sistem entegrasyonu ve esnekliğini artırmaya odaklanmalı

Enerji dönüşümünün hızlanması ve sürdürülebilir enerji hedefleri doğrultusunda mühendislik yatırımları, sistem entegrasyonu ve esnekliğini artırmaya odaklanmalıdır. Öncelikler; yüksek kapasiteli enerji depolama (BESS ve yeşil hidrojen), akıllı şebeke modernizasyonu, iletim ve dağıtım altyapısının güçlendirilmesi ve ileri malzeme ile üretim teknolojileridir. Bu alanlar, küresel krizlere karşı arz güvenliğini sağlamak ve karbon emisyonlarını azaltmak için kritik öneme sahiptir. İstinye Üniversitesi’nde yürütülen fotokatalitik hidrojen üretimi ve elektrikli araç şarj altyapısı projeleri, yüksek verimli ve sürdürülebilir teknolojilerin geliştirilmesine ve enerji dönüşümüne doğrudan katkı sunmaktadır.

Enerji sektörü, köklü bir dönüşüm sürecinde

Enerji sektörü, küresel krizler ve iklim baskısı nedeniyle köklü bir dönüşüm sürecindedir. 2030’a kadar fosil yakıt talebi zirve yaptıktan sonra azalacak, güneş ve rüzgâr enerjisi maliyet avantajı sayesinde elektrik üretiminde öne çıkacaktır. Elektrikli araçlar petrol talebini düşürürken, enerji depolama teknolojileri kesintili üretimi dengeleyecektir. Türkiye, rüzgâr ve güneş kapasitesini dört katına çıkarmayı ve enerji depolama yatırımlarını hızlandırmayı hedeflemektedir. 2053 net sıfır vizyonu doğrultusunda doğal gaz geçiş yakıtı olarak kullanılacak, ancak yenilenebilir enerji stratejik öncelik olacaktır. 2030, enerji krizinin sona erdiği değil, sistemin köklü dönüşüm yaşadığı bir dönüm noktası olacak ve güçlü politikalar ile yatırımlar gerektirecektir.

Enerji dönüşümünde nitelikli işgücüne olan talep arttı

Enerji mühendisliği, son yıllarda akademi, STK ve diğer kurumların odağına girmiştir. YÖK’ün Geleceğin Meslekleri çalışmasında “Yenilenebilir Enerji Teknikerliği” ve “Hidrojen ve Enerji Depolama Teknikerliği” gibi programlar 2025-YKS Tercih Kılavuzu’nda yer almaktadır. Hızla değişen dünya koşulları, enerji dönüşümünde nitelikli işgücüne olan talebi dramatik biçimde artırmıştır. Uluslararası kuruluşlar (IRENA, Dünya Bankası) güneş, rüzgâr, batarya üretimi, hidrojen ve şebeke modernizasyonu alanlarında istihdamın yükseldiğini raporlamış; Skills for the Green Transition, Energy Workforce Development Initiative ve Green Talent Strategy gibi programlar da bu alandaki eğitim önceliklerini göstermektedir.

12’nci Kalkınma Planı’ndaki enerji sektörü öncelikli gelişme alanları

12’nci Kalkınma Planı’nda enerji sektörü öncelikli gelişme alanları arasında yer almakta ve birincil enerji talebi, elektrik tüketimi, yenilenebilir kurulu güç, enerji verimliliği ve batarya depolama kapasitesi gibi hedefler belirlenmiştir. Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı (EVÇED), uluslararası eğitim ve kapasite geliştirme projeleri yürütmekte; JICA ve TİKA işbirliğiyle “Sanayide Enerji Verimliliği ve Yönetimi” eğitimleri verilmiş ve YEVDES projesi kapsamında belediyeler ile üniversitelere teknik destek sağlanmıştır. EVÇED’in European Energy Network (EnR) üyeliği ve Danimarka ile yürütülen stratejik işbirlikleri, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve düşük karbonlu ısıtma-soğutma sistemleri alanlarında politika geliştirme ve kapasite artırma çalışmalarını güçlendirmektedir.

Türkiye’deki akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleri örnekleri

Günümüzde enerji kullanımında amaç, yüksek verimlilik ve tasarruf sağlayan yenilenebilir temelli sistemlerle yönetimdir. Akıllı enerji ağları, enerji depolama sistemleri, akıllı üretim ve dağıtım, uzaktan gözetim ve otomasyon (SCADA), dağıtık üretim yönetimi ve alternatif enerji sistemleri, kaynakların etkin kullanımını sağlar ve şebeke güvenliğini artırır. Akıllı sayaçlar, LED aydınlatmalar ve enerji izleme sistemleri, talep odaklı optimizasyon ve tasarruf sağlar. Türkiye’de Mardin GES Santrali, Manisa elektrikli otobüs projesi, İzmir Jeotermal Balçova Projesi ve Balıkesir çöp gazından enerji üretimi gibi uygulamalar, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümlerinin örneklerindendir.

İstinye Üniversitesi’nde de projeler yürütülüyor

İstinye Üniversitesi’nde “Atıktan Enerjiye Dönüşüm” ve “Mev Enerjili Elektron Hızlandırıcısı Tasarım Yazılım” projeleri yürütülmektedir. Ayrıca, nanogözenekli fotokatalizörler ve yapay zekâ destekli biyo-elektrokimyasal sistemler ile yeşil hidrojen üretimi projeleri ulusal ve uluslararası başvurularla desteklenmektedir. Üniversitede kurulan Temiz Enerji Araştırma Merkezi, yeşil enerji alanını geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir gelecek sağlamayı hedeflemektedir. Bu kapsamda, Uluslararası Hidrojen Teknolojileri Kongresi (IHTEC) 10’uncusu, 10–13 Mayıs 2026 tarihlerinde İstinye Üniversitesi ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilecek ve hidrojen teknolojilerinde üretim, depolama, taşımacılık, güvenlik, endüstriyel uygulamalar ve politika alanlarında güncel bilimsel ve teknolojik gelişmeler tartışılacaktır.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yılmaz Güney Sahnesi Yenilendi

Çankaya Belediyesi, Yılmaz Güney Sahnesi’nde bir süredir devam eden yenileme çalışmalarını tamamladı. Sanat merkezi, izleyici konforunun artırılması ve sahnenin teknik-mekânsal koşullarının iyileştirilmesinin ardından yenilenen yüzüyle sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Çankaya Belediyesi, sanatın kalbi Çankaya’da yalnızca etkinlikleriyle değil, kültür merkezleriyle de parlamaya devam ediyor. Belediye’nin Maltepe’de bulunan Yılmaz Güney Sahnesi, yenilenen yüzüyle Çankayalılarla buluşmak için gün sayıyor. İzleyici konforunun artırılması ve sahnenin teknik ve mekansal koşullarının iyileştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmalar sonrasında kültür merkezi, modern mimarisi ile sanatseverleri ağırlayacak. Bu kapsamda merkezde konuklar için rahat bir seyir ortamı oluşturmak amacıyla salon koltukları yenilendi, sahne ve salon zemininde sistire işlemi uygulandı. Kulis alanlarında yapılan düzenleme faaliyetleriyle de sanatçılar ve teknik ekip için daha konforlu, güvenli ve işlevsel bir çalışma ortamı oluşturuldu.

BAŞKENTLİLERLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR

Yılmaz Güney Sahnesi, 302 kişilik koltuk kapasitesi; donanımı, akustiği, ziyaretçilerin rahatça nefes alacağı modern fuaye alanı, mimarisi ve ücretsiz otoparkı ile sadece Çankaya’nın değil tüm Ankara’nın sanatseverlerle buluşma noktası olmaya devam ediyor. Tiyatrodan müziğe, söyleşilerden gösterimlere uzanan dopdolu etkinliklerin yer alacağı Yılmaz Güney Sahnesi, Maltepe Şehit Gönenç Caddesi No:16’da hizmet veriyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Dünyanın Dört Bir Yanından Mevlana Dostları 752. Şeb-İ Arus’ta Buluştu

 

Bu yıl “Huzur Vakti” temasıyla düzenlenen Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri “Şeb-i Arus” programı ile sona erdi. Programa katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Hacı Bektaş Veli’den Yunus Emre’ye, Sadrettin Konevi’den Sultan Veled’e, Şems-i Tebrizi’den Hoca Nasreddin’e gönül fatihlerinin, daima ayrı ve özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Mevlana da bu gül bahçesinden bir güldür. Bu bahçenin kapısı bütün gönüllere ardına kadar açıktır. Ancak bilinsin ki gül deryamızdan bir dalın dahi kök salıp boy verdiği manevi topraktan koparılmasına izin vermeyiz. Mevlana’yı şair, Mesnevi’yi şiir kitabı, ‘semayı dans gösterisi’ diye göstermeye çalışanlar bilsin ki bizim olanı bize yabancılaştırmaya, bozmaya, çarpıtmaya Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez. Değerlerimize bütünüyle sahip çıkmaya ve onları bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğunu açıkça gördüğümüz insanlıkla paylaşmaya devam edeceğiz” dedi. Konya Valisi İbrahim Akın, anma törenleri kapsamında Mevlana Kültür Merkezi ve şehrin farklı mekanlarında icra edilen etkinliklerin, ham gönülleri pişmeye, pişenleri yanmaya davet eden asırlık huzur yolculuğunun parçası olduğunu söyledi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan acılara dikkat çekerek, “Çare kavga değildir; çare gönülleri birleştirmektir. Bu yüzden Şeb-i Arûs, insanlığın özlediği barışın, kardeşliğin ve sevginin yeniden hatırlatıldığı bir hakikat mektebidir” ifadelerini kullandı. 


Bu yıl “Huzur Vakti” temasıyla icra edilen Hazreti Mevlana’nın 752. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri “Şeb-i Arus” programı ile tamamlandı.

Konya Büyükşehir Belediyesi Uluslararası Mevlana Kültür Merkezi’ndeki program, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

“ŞEB-İ ARUS, FİRKATİN VUSLATA DÖNÜŞTÜĞÜ; BENLİĞİN SUSUP TESLİMİYETİN KONUŞTUĞU İLÂHÎ BİR BULUŞMADIR”

Programda konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Şeb-i Arus’un, ayrılığın sevinçle karşılandığı; ölümün bir yok oluş değil, asla dönüş olduğu hakikatini idrak ettiğimiz müstesna bir gece olduğunu ifade etti. 

Hz. Mevlânâ’nın “Ne akarsu balıktan doyar, ne de balık o akarsuya kanar. Ne cihanın canı âşıklardan sıkılır ne de âşık o cihanın canından doyup usanır” sözünü anımsatan Başkan Altay, “İşte bu dinmek bilmeyen ilâhî aşk, insanı hayattan koparan değil; hayatın özüne, hakikatin merkezine taşıyan bir diriliştir. Şeb-i Arûs, firkatin vuslata dönüştüğü; benliğin susup teslimiyetin konuştuğu ilâhî bir buluşmadır” diye konuştu.

“KATİL İSRAİL’İN GAZZELİ KARDEŞLERİMİZE REVA GÖRDÜĞÜ SOYKIRIMI YILLARCA BÜTÜN İNSANLIK KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ KESİLEREK SEYRETTİ”

Bugün Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan acıların hepimizin canını yaktığını vurgulayan Başkan Altay, “Katil İsrail’in Gazzeli kardeşlerimize reva gördüğü soykırımı yıllarca bütün insanlık kör, sağır ve dilsiz kesilerek seyretti; vicdanlar sustu, insaniyet karanlığa gömüldü. Tüm bu süreçte; Gazze’de toprağa düşen bedenler, mazlum annelerin gözyaşı, çocukların masumiyeti bugün insanlığın utancı oldu. Unutmayınız ki, eğer bir yerde mazlum ağlıyorsa, orada hâlâ ayrılık vardır. Ve bir çocuğun gözyaşı, bir ümmetin imtihanıdır. Çare kavga değildir; çare gönülleri birleştirmektir. Bu yüzden Şeb-i Arûs, insanlığın özlediği barışın, kardeşliğin ve sevginin yeniden hatırlatıldığı bir hakikat mektebidir. Bu duygularla, Hz. Mevlana’yı 752. vuslat yıl dönümünde rahmetle anıyorum” dedi.

“MEVLANA’NIN ÖĞRETİLERİ İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINA SESLENEN BİR BARIŞ VE HOŞGÖRÜ ÇAĞRISI OLMAYI SÜRDÜRMEKTE”

Konya Valisi İbrahim Akın, anma törenleri kapsamında Mevlana Kültür Merkezi ve şehrin farklı mekanlarında icra edilen etkinliklerin, ham gönülleri pişmeye, pişenleri yanmaya davet eden asırlık huzur yolculuğunun parçası olduğunu söyledi. Şeb-i Arus’un, tasavvufta “düğün gecesi” olarak nitelendirildiğini hatırlatan Vali Akın, “Bu vuslat anlayışı, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelen tüm insanları aynı hakikatin etrafında birleştiren ve yazılı olmayan bir gönül sözleşmesidir. Bu itibarla Hazreti Mevlana’nın öğretileri hem ulusal hem de uluslararası düzlemde, insanlığın ortak vicdanına seslenen bir barış ve hoşgörü çağrısı olmayı sürdürmektedir” diye konuştu.

“MEVLANA, ALLAH AŞKINDAN, PEYGAMBER SEVGİSİNDEN BESLENEN, KAYNAĞI KUR’AN YOLU İSLAM OLAN BİR TASAVVUF EHLİDİR”

Kültür ve Turizm Bakan Mehmet Nuri Ersoy da, Hazreti Mevlana’nın “Aşk nedir?” Sorusuna “Ben ol da bil.” şeklinde cevap verdiğini hatırlatarak, insanların Mevlana’nın eserlerinden alacağı lezzet ve ibretin de farklı olacağını söylemenin yanlış olmayacağını belirtti.

Mevlana’nın bugün insanlığa ışık olan kıymetli sözlerini “edebi kaygı” ile kaleme almış bir şair veya yazar olmadığını vurgulayan Bakan Ersoy, “Allah aşkından, Peygamber sevgisinden beslenen, kaynağı Kur’an yolu İslam olan bir tasavvuf ehlidir. Nitekim bizlere adeta bir vasiyet gibi bıraktığı kıymetli sözünde, kendisini ‘Kur’an-ı Kerim’in bendesi ve Peygamber Efendimiz’in nurlu ayağının tozu’ olarak niteler. ‘Kur’an-ı Kerim hakikatleri ile bağdaşmayacak hiçbir sözü olamayacağını’ yineler. Üstelik, ‘bunun dışında kendisinden bir şey nakletmeye çalışandan da şikayetçi ve davacı olduğu’ uyarısını yapar” diye konuştu.

“HERKES İÇİN MESNEVİ’DE BİR NASİP, BİR HİSSE MUTLAKA VARDIR”

Mesnevi’nin, Mevlana’nın yolunda ilerleyerek Allah’a vasıl olmaya çalışan her kişi için bir kılavuz niteliğinde olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, şunları kaydetti:

“Kadın-erkek, yaşlı-genç, hatta çocuk, dini ve milliyeti her ne olursa olsun, herkes için Mesnevi’de bir nasip, bir hisse mutlaka vardır. Eserin dünyanın birçok diline çevrilmiş olması da bundandır.”

Bakan Ersoy, Bakanlık olarak bu manevi mirasın dünya ölçeğinde tanınması için birçok çalışma yaptıklarını dile getirerek, semanın aslına uygun icrası ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması için de birçok uygulama ve düzenlemeyi yürürlüğe aldıklarını belirtti.

Mevlana’yı anlamanın ve anlatmanın, onu anarken bu anlamı yaşayıp yaşatmanın ilgili herkesin sorumluluğu olduğunu vurgulayan Ersoy, “Bu yıl ‘Huzur Vakti’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz Hazreti Mevlana’nın Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri’nin de bütün gayesi budur. Geride bıraktığımız 10 gün boyunca gerçekleştirilen Kur’an-ı Kerim tilavetleri, ilmi sohbetler, sema mukabelesi, ney meşkleri ve tasavvuf müziği dinletileri bu sorumluluğun hakkını verme gayretidir” dedi.

“BİLİNSİN Kİ GÜL DERYAMIZDAN BİR DALIN DAHİ KÖK SALIP BOY VERDİĞİ MANEVİ TOPRAKTAN KOPARILMASINA İZİN VERMEYİZ”

Bakan Ersoy, Hacı Bektaş Veli’den Yunus Emre’ye, Sadrettin Konevi’den Sultan Veled’e, Şems-i Tebrizi’den Hoca Nasreddin’e gönül fatihlerinin, daima ayrı ve özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Mevlana da bu gül bahçesinden bir güldür. Bu bahçenin kapısı bütün gönüllere ardına kadar açıktır. Ancak bilinsin ki gül deryamızdan bir dalın dahi kök salıp boy verdiği manevi topraktan koparılmasına izin vermeyiz. Mevlana’yı şair, Mesnevi’yi şiir kitabı, ‘sema’yı dans gösterisi diye göstermeye çalışanlar bilsin ki bizim olanı bize yabancılaştırmaya, bozmaya, çarpıtmaya Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez. Değerlerimize bütünüyle sahip çıkmaya ve onları bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğunu açıkça gördüğümüz insanlıkla paylaşmaya devam edeceğiz. Vuslatının 752. yılında Hazreti Mevlana’yı bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Günümüz dünyasının korku ve endişe deryasında çırpınan insanları, ‘Ümitsizlik tarafına gitme, nice ümit kapıları vardır. Karanlıklar semtine varma, nice güneşler parlamaktadır.’ diyerek Mevlana ocağına çağırıyor, hepinize saygılar sunuyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ARPAGUŞ “MEVLEVİ SOHBETİ” YAPTI

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş’un, “Mevlevi Sohbeti” ile devam eden programda Arpaguş, Mevlana’nın öğretileri ve Mevleviliğe ilişkin bilgiler verdi. Herkesin bir arayışın yolcusu olduğuna, kişinin ihtiyacı olan ne ise onun peşinden gittiğine işaret eden Arpaguş, bu arayışın kimi için bir nefes sıhhat, kimi için sosyal bir statü, kimi için bir ahlaki haslet olarak gözükse de çabaların hepsinin huzura kavuşmak, huzuru bulmak için olduğunu anlattı.

Program ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu eşliğinde sanatçı Ahmet Özhan’ın Türk tasavvuf müziği konseriyle devam etti. 

Yerli ve yabancı çok sayıda misafirin de takip ettiği tören, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun “Mevlevi Ayini Şerifi” ile sona erdi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

100 Milyon ABD Doları Tutarında “Üçlü Etki” Sürdürülebilir Tahvil İhracı

QNB Türkiye, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında 100 milyon ABD doları tutarında “üçlü etki” sürdürülebilir tahvil ihracını başarıyla tamamladı. İhraç, QNB Türkiye’nin Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi altında, ICMA (Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği) Yeşil ve Sosyal Tahvil İlkeleri ile tam uyumlu olarak gerçekleştirildi.

İklim, kadın ve genç odaklı üçlü etki yaklaşımıyla tasarlanan ihraçta, fonların yüzde 65’i yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, yeşil binalar ve düşük karbonlu üretim gibi alanlardaki yeşil yatırımlara yönlendirilecek. Kalan yüzde 35’lik kısım ise ekonomik hayata katılımda yapısal zorluklarla karşılaşabilen kadın ve genç girişimcilerin liderliğindeki işletmelerin desteklenmesini amaçlıyor. Banka, daha önce gerçekleştirdiği mavi tahvil ihracı ile de Türkiye’de özel sektörde ilk kez gerçekleştirilen uygulamalar arasında yer almıştı. QNB Türkiye, bu alandaki çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek finans sektöründeki öncü rolünü ortaya koymaya devam ediyor.

QNB Türkiye, tahvil ihracı ile “EBRD Finansal Kuruluşlar Paris Uyum Matrisi”ne göre İklim Geçiş Planı’nı geliştirerek, iklim riskine ilişkin uygulamalarını kamuya raporlayan Türkiye’deki ilk özel banka olma yönünde önemli bir adım atıyor. Kredi portföyünün düşük karbonlu dönüşüme göre şekillendirilmesi ve QNB Türkiye’nin 2050 Net Sıfır vizyonunun somut adımlarla hayata geçirilmesi bu yol haritasının temelini oluşturuyor. Bu yeni yaklaşım sektörde önemli bir kilometre taşı niteliğine sahipken, Türkiye’deki finans sektörünün Paris Anlaşması doğrultusunda sürdürülebilirlik hedeflerine daha hızlı uyum sağlamasına da katkı sunuyor.

QNB Türkiye’nin dönüşüm odaklı finansman anlayışı, eğitim, teknik danışmanlık ve dijital ölçüm altyapılarıyla desteklenen bütünsel bir yaklaşım üzerine kurulu. Banka, tüm iş birimlerini ve şubelerini sürdürülebilirlik kriterleri konusunda sağladığı eğitim programlarıyla güçlendirirken, müşterilerinin ihtiyaçlarını sahada birebir analiz ediyor ve uluslararası sertifikasyon süreçlerine uyum için teknik rehberlik sunuyor. Dijital Köprü platformu üzerinden yapılabilen karbon ayak izi ölçümü, sürdürülebilirlik performans takibi ve raporlama çözümleri sayesinde finansman süreçleri dijital olarak izlenebilir hâle geliyor. Böylece QNB Türkiye, sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca finansörü değil, aynı zamanda tasarımcısı ve hızlandırıcısı kimliğini pekiştiriyor.

QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
 “EBRD ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, finansmanın dönüştürücü gücünü sahadaki gerçek ihtiyaçlarla buluşturan önemli bir adım. Bu ‘üçlü etki’ sürdürülebilirlik tahviliyle yalnızca yeşil projeleri değil, kadınların ve gençlerin liderliğindeki işletmeleri de destekleyerek kapsayıcı, dirençli ve geleceğe hazırlıklı bir ekonomik yapıya da katkı sağlıyoruz. QNB Türkiye olarak finansmanı yalnızca bir kaynak değil, sürdürülebilir dönüşümün en etkili kaldıraçlarından biri olarak görüyoruz. Bu nedenle hem yeşil hem de sosyal ekonomiyi destekleyen bu yapı bizim için bir finansman işleminden öte, kapsayıcı ekonominin inşasında belirleyici bir güç anlamına geliyor. Türkiye’de özel sektör için bir ilk olacak İklim Geçiş Planı çalışmalarımızla portföyümüzü Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu biçimde dönüştürme kararlılığımızı da ortaya koyduk. İnanıyoruz ki finans sektörünün iklim, kapsayıcılık ve yönetişim alanlarındaki sorumluluğu arttıkça ülkemizin sürdürülebilir kalkınma yolculuğu daha da hızlanacak.”

EBRD Türkiye Başkan Vekili Oksana Yavorskaya şu açıklamada bulundu: “Bu dönüm noktası niteliğindeki üçlü etki yatırımımızla QNB Türkiye’nin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik yolculuğunu desteklemekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırım yalnızca iklim gündemini ilerletmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye ekonomisi için de kapsayıcılığı ve güçlenmeyi teşvik ediyor. Ayrıca, dayanıklı ve kapsayıcı bir geleceğin şekillendirilmesine yönelik önemli bir adım olan İklim Geçiş Planı’nı geliştirmedeki liderliği dolayısıyla QNB Türkiye’yi takdir ediyoruz.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Hamidiye’de 31. Kestane Festivali Coşkusu Yaşandı

Gölcük Hamidiye’de her yıl geleneksel olarak yapılan “Kestane Festivali” 31. yılında yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Gölcük’ün en eski köylerinden biri olan Hamidiye’de her yıl geleneksel olarak düzenlenen Kestane Festivali, bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. İl ve ilçe protokolünden geniş katılımla düzenlenen 31. Hamidiye Kestane Festivali’nde köy halkı tarafından ziyaretçilere kestane ve çeşitli ikramlar yapıldı. Festivale katılarak Hamidiye halkının coşkusuna ortak olan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer,  festivalin köy ve ilçenin tanıtımına önemli katkılar sağladığını dile getirdi.

FESTİVALE GENİŞ KATILIM

Hamidiye köy meydanında düzenlenen festivale Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü’ye, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Berna Abiş, AK Parti İlçe Başkanı Kemal Yavuz, MHP İlçe Başkanı Derya Çavdar, İYİ Parti İlçe Başkanı Mustafa Çalışkan, Lastik İş Genel Başkanı Başkanı Alaattin Sarı, önceki dönem AK Parti İl Başkanı Mehmet Ellibeş, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Numan Balaban, İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan, Gölcük Kent Konseyi Başkanı Fatih Bayram, siyasi parti ilçe başkanları, daire müdürleri, muhtarlar ve köy halkı katıldı.

EL EMEĞİ ÜRÜNLER KATILIMCILARA İKRAM EDİLDİ

Festivalde köy halkı her yıl olduğu gibi bu da katılımcılara ve protokole, geceye özel hazırlanan kestanenin yan sıra, gözleme, çay, karalahana yemeği, mısır ekmeği, yoğurt ve meyve ikramı yaptı. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doc. Dr. Tahir Büyükakın, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, lezzetli ikramları hazırlayarak festivali gerçekleştiren köylülere teşekkürlerini ilettiler. Katılımcılarla uzun uzun sohbet eden protokol üyeleri, ilçede ve ilde yapılacak çalışmalar hakkında bilgiler vererek köylülerin taleplerini dinledi.

BAŞKAN SEZER’DEN HAMİDİYELİ HEMŞEHRİLERİNE TEŞEKKÜR

Festivalde emeği geçenlere teşekkür eden Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Hemşehrilerimizin büyük ilgi ve katılımıyla Hamidiye Kestane Festivalimizin 31.yılında bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadık. Organizasyonumuzun ev sahipliğini en güzel şekilde yerine getiren Hamidiye Muhtarı Adem Bal’a, geleneği yaşatan ve büyük emek harcayan Hamidiyeli gençlerimize ve emeği geçen ve katılan herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

EÜ Etnografya Müzesinde Anadolu Masalları anlatıldı

Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi bünyesinde düzenlenen Müze Söyleşileri kapsamında  “Anadolu’nun Masalları” başlıklı etkinlik sanatseverlerle buluştu. Yazar Semra Yeşil’in Zümrüdüanka kuşu masalını anlattığı söyleşide; Yağmur Öztürk dans gösterisiyle, Büşra Gümüş yan flütüyle, Furkan Yıldırım ise akordeon performansıyla sahne aldı. Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun da katılım gösterdiği etkinlik, sanatseverler tarafından yoğun ilgi gördü.

Söyleşinin açılışında Yazar Semra Yeşil, Etnografya Müzesi ve Ege Üniversitesi Rektörlüğüne desteklerinden dolayı teşekkür etti. Yeşil, “İnsanoğlu binlerce, hatta on binlerce yıl boyunca doğa şartlarıyla ve kendisinden çok daha güçlü canlılarla mücadele etmiş; kazandığı deneyimlere çok şey borçlanmıştır. Bu sürecin sonucunda insanın duygu, düşünce ve davranışlarını şekillendiren yetiler gelişmiştir. O dönemde henüz yazılı edebiyat olmadığı için insanlar, evrimsel deneyimlerini birbirlerine sözel olarak aktarmışlardır. Dolayısıyla bilgiyi büyütüp yaymanın tek yöntemi onu akılda tutmak olmuştur. Peki, akılda tutulanlar nasıl aktarılacaktı? Elbette rivayetler, efsaneler, hikâyeler ve mitler yoluyla. İşte tüm bunları kapsayan ve kimin tarafından söylendiği belli olmadığı için ‘anonim’ olarak nitelendirdiğimiz sözlü edebiyat böyle doğmuştur. Bu anlatıların içinde en önemlisi masallardır; çünkü dünya üzerinde masalı olmayan hiçbir toplum yoktur. Masallarda somut mekân ve gerçeklik aranmaz; tamamen hayal ürünü mekânlara ve karakterlere inanılır. Öğretici bir nitelik taşıyan masallar, bir nevi nasihat, kıssa ve hisse kaynağı olarak değerlendirilebilir” dedi.

“Masal dinleyici ve anlatıcı arasındaki bir iletişimdir”

Masalın tanımını yapan Yeşil, “Masal, ilk bakışta tek taraflı bir hikâye anlatımı gibi görünse de özünde anlatan ile dinleyen arasında kurulan bir temas, bir iletişimdir. Anlatıcı masalı aktarırken sesiyle, hareketleriyle, mimikleriyle ve hatta bazen doğaçlama canlandırmalarla hikâyeye hayat verir. Dinleyici ise sessiz görünmesine rağmen anlatılanı dikkatle takip eder; üzülerek, şaşırarak ya da gülerek tepkisini ortaya koyar. Bazen ‘Sonra ne olmuş?’ gibi merak dolu bir soruyla, bazen de ‘Vay canına!’ gibi bir coşkuyla araya girer. Böylece masal anlatımı, interaktif bir sohbet havasına bürünür. Masal, anlatıldığı ve yazıldığı coğrafyanın özelliklerini bünyesinde barındırır. Örneğin, Anadolu’da anlatılan masallarda hiçbir zaman bir penguenle karşılaşmazsınız; çünkü penguen bu coğrafyada yaşayan bir hayvan değildir. Anadolu masallarında, daha çok bu topraklara özgü hayvanlardan söz edilir. Eğer masal deniz kenarında anlatılıyorsa deniz canlılarından, dağlık yörelerde anlatılıyorsa o bölgeye has iklimden ve hayvanlardan izler taşır” diye konuştu.

“Ölümsüzlüğün değil dönüşümün simgesi”

Zümrüdüanka kuşunun özelliklerinden bahseden Yeşil, “Binlerce yıldır süregelen efsanesiyle aslında insanoğluna hayattaki en büyük derslerden birini, yani yeniden doğuşu anlatmaktadır. Sadece bir masal kahramanı olmanın ötesinde, bilgeliğin ve umudun sembolü olan bu varlık, kendi küllerinden doğarak bizlere her sonun aslında taze bir başlangıç olduğunu fısıldar. Kişisel gelişim yolculuğunda önemli bir yere sahip olan bu anlatı, bireyin eski alışkanlıklarından ve korkularından vazgeçip daha güçlü bir benliğe dönüşme sürecini temsil eder; bu yönüyle Zümrüdüanka, değişimin kaçınılmazlığını kabullenmemiz ve her zorlukta yeni bir umut ışığı bulmamız gerektiğini hatırlatan sessiz bir rehberdir” dedi.

Etkinliğin sonunda Tiyatrocu Aylin Koç tarafından katılımcılara “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yeni Yıl Festivali Akşam Saatlerine Renk Kattı

Osmangazi Meydanı, akşam saatlerinde hayata geçirilen etkinliklerle yeni yıl atmosferini şehir merkezine taşıdı. Işıklandırmalar ve müzik etkinlikleriyle canlanan meydan, festival coşkusunu zirveye çıkardı. 

Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen ‘Yeni Yıl Festivali’, şehir merkezinde sosyal hareketliliği artırdı. Gün batımıyla birlikte başlayan DJ performansları ile canlı müzik etkinlikleri, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Etkinliklere aileleri ve arkadaşlarıyla katılan Bursalılar, müzik eşliğinde keyifli vakit geçirmenin mutluluğunu yaşarken; festival alanında kurulan stantlar ve sokak lezzetleri akşam saatlerine ayrı bir renk kattı. 

Etkinlikler boyunca müziğin ritmine kapılan vatandaşlar, hareketli ezgiler eşliğinde dans ederek unutulmaz anlar yaşadı. Alanda yer alan stant sahipleri ise yoğun katılımla gerçekleşen etkinliklerin kendileri için önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. 

Gece boyunca doyasıya eğlenen Bursalılar, kendilerine böylesine güzel bir imkan sunduğu için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ederek, “Burada ortam çok güzel. Ailemizle ve arkadaşlarımızla keyifli vakit geçiriyoruz. Yeni yıla bu coşkuyla girmek bizleri çok mutlu etti” ifadelerini kullandı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mudanya’da Yeni Yıl Coşkusuna Hazır mısınız?

Mudanya Belediyesi, yeni yıl heyecanını kentin merkezine taşıyor. Mütareke Meydanı’nda 19 Aralık Cuma günü açılacak Mudanya Yeni Yıl Pazarı, 13 gün boyunca konserlerden alışveriş stantlarına, sokak lezzetlerinden atölyelere kadar zengin bir programla ziyaretçilerini ağırlayacak.
Mudanya Belediyesi, Mütareke Meydanı’nı festival alanına dönüştürüyor. Yeni Yıl Pazarı kapsamında 19-31 Aralık tarihleri arasında Mütareke Meydanı’nda kurulacak stantlarda hediyelik eşyalar, el emeği ürünler ve sokak lezzetleri yer alacak. Atölyeler, konserler ve DJ performanslarıyla meydanda gün boyu canlı bir etkinlik programı sunulacak.
KONSERLER VE ATÖLYELERLE YENİ YIL HEYECANI
Etkinlikler kapsamında; Bursa Büyükşehir Belediyesi Çalgıcı Mektebi, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, Deep Band, Dj Gizem, Dj Serkan 90’lar, Dj Serkan, Edirne Belediyesi Kent Orkestrası, Furkan Kesat, Gökay Işıkbol, Grup Mösyö, Karnelya Grubu, Mehmet Eren Akdağ, Mrs. – Ms. Dj Performansı, Neyzen Ögetürk, Ritim Grubu, Sahne Senin Performansları, Taner Yazıcı, The Jackpot, Tiriplet String Trio ve Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi Öğrencileri sahne alacak.  

Çocuklar için; Yılbaşı Kartpostal, Kar Küresi Yapımı, Yılbaşı Kitap Ayracı, Neşeli Geyik Bez Çanta, Kozalakla Parlayan Yeni Yıl, Çubuktan Renkli Çamlar, Yeni Yıl Çerçevesi ve Marakaş atölyeleri düzenlenecek.Yetişkinlere yönelik olarak ise Bohem Mumluk, Rattan Yıldız, Punch Yeni Yıl Bardak Altlığı ve Yılbaşı Ağacı Süsü atölyeleri gerçekleştirilecek.

DALGIÇ: “UMUDUMUZU BİRLİKTE BÜYÜTELİM”
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, yeni yıla girerken Mudanya’da birlik ve dayanışma duygusunu güçlendirmeyi önemsediklerini söyledi. Yeni bir yılın yalnızca takvim değişikliği olmadığını belirten Dalgıç, barışın, bereketin ve umudun hakim olduğu bir yılı birlikte karşılamak istediklerini ifade ederek, “Mudanya’nın tarih boyunca birlikte yaşam kültürünü koruyan bir kent oldu. Bu anlayışı yeni yıl etkinliklerine de yansıyor” dedi.
Mütareke Meydanı’nda kurulacak Yeni Yıl Pazarı’nın insanların bir araya gelmesine, paylaşmasına ve ortak bir sevinci büyütmesine alan açacağını anlatan Başkan Dalgıç, “Tüm hemşehrilerimizi bu güzel atmosferi paylaşmaya, umutlarımızı ve heyecanımızı birlikte büyütmeye davet ediyorum” diye konuştu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı