Gölcük’te Çocuklar İçin “Ara Tatil Tiyatro Şenliği” Başladı

Gölcük Belediyesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ilk ara tatiline giren öğrenciler için hazırladığı, Ara Tatil Tiyatro Şenliği başladı.

Gölcük Belediyesi, öğrencilerin ara tatil dönemini verimli ve eğlenceli geçirmeleri amacıyla hazırladığı etkinlik takvimi, “Ara Tatil Tiyatro Şenliği” ile başladı. Kültürel etkinlikler ve eğlence dolu aktivitelerin yer aldığı etkinliklerin ilki olan Tiyatro Şenliği, Kongre Sarayı’nda çocukları ağırladı. Yoğun katılımın olduğu şenlikte çocuklar, birbirinden renkli karakterlerin sunduğu tiyatro gösterileri ile gönüllerince eğlenme fırsatı buldular.

Çocukların Neşeli Sesleri Salonda Yankılandı

İnteraktif bir şekilde düzenlenen tiyatro oyununda izleyiciler arasındaki çocuklar, neşeli şarkılar eşliğinde zaman zaman dans ederken, zaman zaman da oyun karakterleri ile birlikte sahnede keyifli anlar yaşadılar. Çocukların doyasıya eğlendiği etkinlikte, anne babalar ise çocukların keyifli anlarını çektikleri fotoğraf ve videolar ile anılarına eklediler. 

Tiyatro Şenliği Dört gün Boyunca devam edecek

Sahne animasyonları ve tiyatro gösterilerinin yanı sıra yüz boyama, balon dağıtımı ve sürpriz hediyelerin yer alacağı şenlik, dört ayrı güne yayılacak. Tiyatro programı; 21-22 Ocak tarihlerinde Gölcük Belediyesi Kongre Sarayı’nda, 27 Ocak’ta Değirmendere Kültür Merkezi’nde ve 31 Ocak’ta Yazlık Kültür Merkezi’nde saat 15.00 ile 17.00 arasında gerçekleştirilecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Her 10 mavi yakalıdan 7’si “Çocuğum benim işimi yapmasın” diyor!

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği, sadece teknolojinin değil, sınıfların yeniden tanımlandığı bir dönem oldu. Bir yanda uzaktan çalışan, global fırsatlarla hareket eden, dijital ekonominin “yeni beyaz yakalıları”; diğer yanda hayatını fabrika vardiyasına, taşeron sistemine ya da depo koridoruna sığdıran “alın teri sınıfı”. Marketing Türkiye için Research Istanbul’un gerçekleştirdiği “Mavi Yaka Türkiye” araştırması, bu yeni sınıf farkının en keskin aynalarından birini sunuyor.

Sabit saatler, değişken hayatlar

Araştırma sonuçları gösteriyor ki; Türkiye’deki mavi yakalıların yüzde 64’ü sabit saatlerde, yüzde 25’i vardiyalı, yüzde 12’si proje bazlı veya dönemsel çalışıyor. Yani iş ritimleri düzenli, ama hayatları değil.

Katılımcıların üçte biri son bir yılda iş değiştirmeyi düşündüğünü, beşte biri ise aktif olarak iş aradığını söylüyor.

Hayatta kalma ekonomisi 

Katılımcıların yaklaşık yarısı servis, yemek kartı veya fazla mesai ücreti gibi temel yan haklara sahip. Ancak özel sağlık sigortası oranı yüzde 36’da kalıyor, prim veya bonus alanlar yüzde 28, yıl sonu ikramiyesi alanlar ise yalnızca yüzde 19.

“Elde ettiğiniz gelir aylık giderlerinizin ne kadarını karşılıyor?” sorusu karşısında katılımcıların yüzde 21’i “Gelirim giderlerimin sadece bir kısmını karşılıyor” yanıtını verirken yüzde 39’luk bir kesim gelirim giderlerimi ucu ucuna karşılıyor diyor. İstediğim tutarda birikim yapabiliyorum diyenlerin oranı ise yüzde 16.

Katılımcıların yüzde 29’u ek gelir için farklı işlerde çalıştıklarını dile getirirken, en çarpıcı veri de karşımıza çıkıyor: Her 10 kişiden 6’sı, 20 bin TL’lik beklenmedik bir harcamayı borçlanmadan karşılayamayacağını ifade ediyor.

Sendikal sessizlik, dijital dayanışma

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 86’sı hayatları boyunca hiç sendika üyesi olmamış. Şu anda bir sendikaya üye olanların oranı ise yüzde 11.

Bu durum sessiz bir pasifliğe işaret etse de dünyada farklı işler oluyor. Çalışanlar artık dayanışmayı “dijital topluluklar” üzerinden kuruyor. Facebook grupları, Telegram kanalları, forumlar…

Güvencesizlik ekonomisinde tüketici psikolojisi

Katılımcıların yüzde 28’i işini kaybetme endişesi taşıyor. Bu oran, küresel endekslerdeki “anxiety economy” eğilimine bire bir denk düşüyor. Bu kaygı, tüketim davranışını da önemli bir şekilde etkiliyor:

  • “Deneyim ekonomisi” yerini “temel ihtiyaç ekonomisi”ne bırakıyor.
  • Lüks değil, dayanıklılık önemli hale geliyor.
  • Markalarla duygusal bağ yerini “güvenilir pratiklik” arayışına bırakıyor.

Yeni sosyal gerçeklik: Ev, ekran ve Trendyol 

Boş zamanını nasıl geçirdiği sorulan mavi yakalıların yüzde 46’sı “ev ve aile sorumluluklarıyla”, yüzde 18’i “hobilerimle”, yüzde 16’sı “arkadaşlarımla dışarıda” yanıtını veriyor.

Ama bu ev, aynı zamanda dijital dünyanın kapısı. Sosyal medyada Instagram (yüzde 69) ve YouTube (yüzde 61) öne çıkıyor Online alışverişte ise tablo net: Yüzde 40 hiç yapmıyor, yüzde 27 nadiren, yüzde 21 ara sıra, yüzde 13 sık sık.

Alışveriş yapanların yüzde 78’i Trendyol’u tercih ediyor. Bu, Türkiye’nin dijital uçurumunun aynı zamanda bir “dijital merkezileşme” hikayesi olduğunu gösteriyor.

Marka sadakatinin şifresi: Kalite, fiyat, güven 

Araştırma, mavi yaka tüketicinin markalarla kurduğu duygusal denklemi net biçimde ortaya koyuyor. Yani sadakatin üç temel taşı var: Kalite, fiyat, güven. Buna bir dördüncü boyut ekleniyor: Yerlilik. Yerli marka tercihi, ekonomik gerekçeden çok, duygusal aidiyetle ilişkili. Küresel markalar “aspirasyon” sunarken, yerli markalar “yakınlık” hissi veriyor.

“Çocuğum benim işimi yapmasın”

Katılımcıların yüzde 71’i çocuklarının kendi işlerini yapmasını istemiyor. Bu, bir kuşağın bitmekte olduğunun göstergesi. Fiziksel emeğin saygı görmediği, emeğin karşılığının azaldığı bir dönemde, mavi yaka Türkiye geleceğe “kendini değil, çocuğunu kurtarma” perspektifinden bakıyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nilüferli çocukların tatili dolu dolu geçiyor

Nilüfer Belediyesi’nin yarıyıl tatilinde çocuklar için hazırladığı etkinlikler başladı. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği atölyeler, 30 Ocak’a kadar devam edecek.

Nilüfer Belediyesi’nin, çocukların yarıyıl tatilini eğlenceli ve öğretici bir şekilde geçirmeleri için hazırladığı etkinlikler büyük ilgi görüyor. 30 Ocak tarihine kadar sürecek etkinliklerde dönemin stresini atan çocuklar, farklı disiplinlerde kendilerini geliştirme fırsatı buluyor.

Pancar Deposu, tatilde tasarım, oyun ve dans meraklılarını ağırlayacak. “Benim Kulem” atölyesine katılan 7-11 yaş arası çocuklar, tahta çubuklardan kendi kulelerini tasarlayarak, el becerilerini ve hayal güçlerini geliştirdi. 7-9 yaş arası çocuklar için de yapay zeka atölyesi gerçekleştirildi. Hayallerinde kurdukları bir görseli yapay zeka destekli oluşturan çocuklar, aynı zamanda oyun tasarladılar.

DEDEKTİFLER İZ PEŞİNDE

Çocukların etkinliklerinde başka bir durak da Koza Kütüphane oldu. “Kütüphane Dedektifleri Kelimelerin Peşinde” atölyesinde 8-13 yaş arası çocuklar, gruplar halinde rafların arasına gizlenen ipuçlarını takip etti. Dedektif gibi iz süren çocuklar kitaplara ulaşmaya çalıştılar.

KEŞFEDEREK ÖĞRENDİLER

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde bilim meraklısı 10-14 yaş arası çocuklar, atölyelerde deneyerek öğrendi. “Bitkilerden Kâğıt Kromatografisi” atölyesinde öğrenciler, bir yaprağın içindeki renkleri ayırarak keşfettiler. “Fildişi Macunu Deneyi”nde ise kimyasal tepkime ve gaz oluşumunu renklerin ve köpüklerin eşliğinde hep birlikte gözlemlediler.

Sömestr tatili boyunca planlanan sinema gösterimleri, söyleşiler, atölyeler, yapay zeka ve kodlama eğitimleri çocuklarla buluşmaya devam edecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nilüfer’de “Etnomüzikoloji Bahçesi” seminerleri başladı

Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın yürütücülüğünde müziğin kültürel ve toplumsal katmanlarını inceleyen “Etnomüzikoloji Bahçesi” seminerlerine ev sahipliği yapmaya başladı.

Nilüfer Belediyesi, kentin kültür sanat hayatına akademik ve entelektüel derinlik katan etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi’nde düzenlenen ve yürütücülüğünü Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın üstlendiği “Etnomüzikoloji Bahçesi” seminer dizisi, ilk oturumuyla katılımcılarla buluştu.

Etnomüzikolojinin disiplinler arası yapısını ve zenginliğini bir “bahçe” metaforu üzerinden ele almayı hedefleyen seminerlerin ilki, “Sesi Duyulmayanın Sesi: Etnomüzikoloji” başlığıyla gerçekleştirildi. Müziğin sadece bir ses değil, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı olduğunun vurgulandığı söyleşide, bu bilim dalının çalışma sahaları ve yöntemleri masaya yatırıldı.

Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, gerçekleştirdiği sunumda etnomüzikolojinin çok katmanlı yapısını katılımcılara aktardı. Bahçe metaforunun sunduğu çeşitlilikten yola çıkılarak; müzik, ses ve dans ekseninde yapılan alan araştırmalarından çarpıcı örnekler paylaşıldı. Özellikle “sesi duyulmayanın sesi” olma kavramı üzerinde durulan etkinlikte, müziğin toplumsal hafıza ve kimlik inşasındaki rolü incelendi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bayındır’da Çocuklar Ara Tatilin Tadını Masallarla Çıkardı

Bayındır Belediyesi, ara tatil döneminde çocukların tatil neşesine ortak oldu. Yahya Kerim Onart Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Masal Anlatıcısı Yeliz Tekin Allı’nın eşsiz anlatımıyla çocuklar masalların büyülü dünyasında keyifli bir yolculuğa çıktı.

Minik misafirlerin yoğun ilgisi ve enerjisiyle dolu dolu geçen etkinlik, hem çocuklardan hem de ailelerden tam not aldı. Bayındır Belediyesi, kültürel etkinliklerle çocukların gelişimine katkı sunmaya devam ediyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu; “Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yüzündeki tebessüm, bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır. Ara tatilde hem eğlenmeleri hem de hayal dünyalarını zenginleştirmeleri amacıyla onları masalların büyülü dünyasıyla buluşturduk. Çocuklarımızın sanatla, kültürle ve neşeyle büyüdüğü bir Bayındır için çalışmaya, onların tatil neşesine ortak olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bornova’da Yarıyıl Tatili Tiyatroyla Şenleniyor

Bornova Belediyesi, yarıyıl tatiline özel olarak çocuklar için düzenlediği tiyatro etkinliklerine Mevlana Toplum ve Bilim Merkezi’nde sahnelenen “Mutluluk Ormanı” oyunu ile başladı. Belediye Başkanı Ömer Eşki, etkinliklerle çocukların hem eğlenmesini hem de öğrenmesini amaçladıklarını belirtirken, tiyatro gösterimlerinin tatil boyunca farklı mahallelerde devam edeceğini ifade etti.

Mevlana Toplum ve Bilim Merkezi’ndeki Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak Tiyatro Sahnesi’nde sahnelenen “Mutluluk Ormanı” adlı tiyatro oyunu, çocuklara keyifli ve öğretici anlar yaşattı. Ormanda geçen dostluk ve dayanışma dolu, ağaçlar, hayvanlar ve doğanın tüm canlıları, uyum içinde yaşamanın ve birlikte hareket etmenin önemini anlatan oyundan büyük keyif minikler, ara tatilde kendilerini unutmayan Bornova Belediyesi’ne teşekkür etti.

Başkan Eşki: “Çocukların hayal dünyasına dokunuyoruz”

Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, çocukların kültür ve sanatla erken yaşta buluşmasının önemine dikkat çekerek, “Çocuklarımızın yalnızca eğlenmesini değil, aynı zamanda düşünmesini, sorgulamasını ve paylaşmayı öğrenmesini istiyoruz. Yarıyıl tatilinde farklı mahallelerde sahneleyeceğimiz tiyatro oyunlarıyla çocuklarımızın hayal dünyasına dokunmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Tiyatro şöleni mahalle mahalle devam edecek

Bornova Belediyesi’nin yarıyıl tatiline özel tiyatro gösterimleri, farklı kültür merkezlerinde çocuklarla buluşmayı sürdürecek.

Etkinlik Takvimi:

21 Ocak 2026, Saat: 14.00

Yer: Naldöken Kültür Merkezi

Oyun: Rüzgarla Konuşan Çocuk

22 Ocak 2026, Saat: 14.00

Yer: Çamdibi Şehit Er Adem Bilaloğlu Sosyal Tesisleri

(Nedret Güvenç Tiyatro Sahnesi)

Oyun: Vitamin Krallığı

26 Ocak 2026, Saat: 14.00

Yer: Dr. Sırrı Aydoğan Kültür Merkezi

Oyun: Sevgi Çiftliği

28 Ocak 2026, Saat: 14.00

Yer: Altındağ Atatürk Sivil Toplum Kuruluşları Yerleşkesi

(Yıldız Kenter Sahnesi)

Oyun: Kuyruklu Kahramanlar

30 Ocak 2026, Saat: 14.00

Yer: Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi

Oyun: Yaşasın Barış

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar enflasyonla doğru orantılı kur istiyor

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, Nisan ayında gerçekleştirilecek genel kurul öncesinde sektörün 2018–2025 dönemine ilişkin performansını alt sektörler bazında değerlendirerek, 2026 ve sonrası için yol haritasını açıkladı. 

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2018–2025 değerlendirmesi; ihracat fiyatlarındaki değişimi, enflasyon-kur baskısı, artan maliyetleri ve küresel rekabetin boyutlarını ortaya koydu.

Başkan Zandar, ayakkabı sektörünün son yıllardaki seyrine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“2018 yılında 64 milyon dolar olan ayakkabı ihracatı, 2020’ye kadar 112 milyon dolarla iki katına çıktı. 2024–2025 döneminde ise 91 milyon dolara geriledi. 2018’de 336 olan ihracatçı sayımız, 2022’de 456’ya yükseldi. Birliğimize yaklaşık 100 yeni ihracatçı kazandırdık. Bu artışta özellikle İtalya’da düzenlenen Expo Riva Schuh Fuarı milli katılım organizasyonumuzun çok önemli katkısı oldu. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen fuar dört gün sürdü ve katılımcı firmalar organizasyondan son derece memnun ayrıldı.” 

Deri sektörünün beklentisi enflasyonla doğru orantılı kur 

Erkan Zandar, “Kilogram ihracat fiyatı mamulde yükselmiş olsa da hammaddede düştü. Döviz kurunun enflasyondaki artışın gerisinde kalması nedeniyle uluslararası pazarlarda fiyat tutturmakta zorlanıyoruz. Çünkü Türkiye’de üretim maliyetlerinin ana kalemini enflasyona bağlı işçilik giderleri ve genel üretim maliyetleri oluşturuyor. 2018’de ayakkabıda ortalama kg ihraç fiyatımız 27,5 dolar seviyesindeydi. 2021–2022 döneminde bu rakam 20 dolara kadar geriledi. Bu süreçte kur artışı, iç maliyetlerdeki yükselişi kısmen dengeleyebiliyordu. Ancak sonraki dönemde kur ile enflasyon arasındaki bağ tamamen koptu. 2023’te önce 26 doları, ardından 24 doları gördük ancak ihracat geriye gitti. Ortalama 21 dolar seviyesindeyken yüksek hacimli satış yapabiliyorduk. Çünkü bu seviyede kur, maliyet artışlarını karşılayabiliyor; üreticiye rekabet gücü sağlayabiliyordu. Bugün 4 dolarlık fark bile sektörün tüm dengesini anlatıyor. İhracatçının en temel beklentisi; enflasyonla doğru orantılı, öngörülebilir bir kur politikasıdır. Bugün fiyat açısından pahalı bir ülke konumundayız.” dedi. 

Saraciye ve deri konfeksiyonda katma değer avantajı

Saraciyenin halen sektörün en yüksek katma değerli alanlarından biri olduğunu belirten Zandar, “Kilogram fiyatı 21 dolardan 18 dolara geriledi, buna rağmen ihracatta ciddi bir düşüş yaşanmadı. Ancak Türkiye’de kapasitesi yüksek firma sayısının sınırlı. Saraciyede 250 bin dolar üzeri ihracat yapan firma sayımız sadece 7. Güçlü ve ölçekli firma sayısını artırmamız gerekiyor. Deri konfeksiyon sektöründe ise üretim zorlukları var. Katma değerli bir alan ancak nitelikli eleman bulmak zor, üretim maliyetleri yüksek ve ihracat fiyatını tutturmak her geçen gün daha güç hale geliyor.” diye konuştu. 

Ham deri ve kürk ihracatında kilogram fiyatlarının 8 dolardan 5 dolara kadar gerilediğini belirten Erkan Zandar, bunun temel nedeninin dünya genelinde deri fiyatlarındaki düşüş olduğunu ifade etti.

Sektörde konsolidasyon süreci geliyor 

Başkan Zandar, önümüzdeki 5 yıllık perspektife ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Sektörümüzde ciddi bir konsolidasyon süreci yaşanacak. Sadece güçlü markalar ayakta kalacak. Tüketiciye ulaşabilen, fiyatı erişilebilir, üretim gücü olan markalar yoluna devam edecek; diğerleri ya dönüşecek ya da piyasadan çekilecek. Tüketici davranışları köklü biçimde değişiyor. Hibrit alışveriş modellerinin yaygınlaşıyor, yapay zekâ ve otomasyon yatırımları sektörün geleceğini belirliyor. Çin başta olmak üzere dünya otomasyon yatırımlarını hızla artırdı. Biz uzun yıllar ucuz iş gücüne güvendik. Bu oyunun dışında kaldık. Ayakta kalmak için teknoloji ve otomasyon yatırımlarını mutlaka yapmak zorundayız.” dedi. 

Türkiye’nin şansı butik ve katma değerli üretim

Zandar, Türkiye’nin Mısır gibi düşük maliyetli ülkelere kıyasla farklı bir kulvarda rekabet edebileceğini vurgulayarak: “Bizim şansımız; butik üretim, saraciye, deri konfeksiyon ve ayakkabıda tasarım gücümüzdür. Ancak firmalarımızın fiziki altyapıları ve sertifikasyon süreçleri halen yetersiz. Bu alanlarda yoğun çalışmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Uzak Doğu rekabet gücümüzü zayıflatıyor 

Başkan Zandar, “Hammadde maliyetlerimiz özellikle Uzak Doğu’dan gelen girdiler karşısında rekabet gücümüzü zayıflatıyor. Özellikle Çin’den temin edilen hammaddelerde ciddi bir fiyat rekabeti söz konusu. Bu durum üretim maliyetlerimizi artırırken, lojistik giderlerindeki yüksek seyir de ihracatçımızın yükünü ağırlaştırıyor. Bugün geldiğimiz noktada fiyat rekabetinde geride kalıyoruz.  Bu nedenle yalnızca üretmek değil, aynı zamanda etkili bir PR ve tanıtım stratejisi yürütmek zorundayız. Türk deri ve moda ürünlerinin uluslararası pazarlarda doğru anlatılması büyük önem taşıyor.” dedi. 

Hammaddeye erişim sektörün en can yakıcı sorunu

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, “Hepinizin sahada birebir yaşadığı, bizlerin de Yönetim Kurulu olarak her platformda dile getirdiği en can yakıcı sorundan başlamak istiyorum: Hammadde ve ara maddeye erişim. Biz ihracatçılar olarak Avrupa pazarında yıllarca “kaliteli üretim ve uygun fiyat” dengesiyle var olduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu avantajımızı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Neden mi? Çünkü Türkiye’de üretimi dahi olmayan ara maddelere uygulanan yüksek ithalat vergileri ve gümrük koruyucu önlemler belimizi büküyor. Soruyorum sizlere; Türkiye’de üretilmeyen bir malzemenin ithalatına vergi koyarak kimi koruyoruz? Bu durum yerli üreticiyi korumuyor aksine ihracatçıyı rekabet edemez hale getiriyor.” dedi. 

Hem maliyette pahalıyız hem ürün kalitemiz dezavantajlı

Gündoğdu, Avrupa’daki rakibin aynı ara maddeyi gümrüksüz, sadece vergisini ödeyip alırken; Türkiye’nin gümrük duvarlarına takıldığını söyledi. 

“Bu durum bizi hem maliyette pahalı kılıyor hem de kaliteli hammaddeye ulaşamadığımız için ürün kalitemizde dezavantaj yaratıyor. Bizim, “Bu ürün Türkiye’de yoksa, ihracatçı bunu dünya fiyatlarından alabilmeli” tezini Bakanlık nezdinde sonuna kadar savunacağız. Çözüm odaklıyız, takipçisiyiz. Sadece sorunları değil, çözümleri de masaya yatırıyoruz.”

Finansmana erişimde taleplerimiz var

Bakanlık ile kurdukları temaslarda ihracatçıların finansmana erişimdeki zorluklarıyla ilgili iki temel talepleri olduğunu açıklayan Halil Gündoğdu şu sözlerle devam etti:

“Birincisi fuar katılımlarında firmalarımıza prefinansman (ön finansman) sağlanması, ikincisi hak edilen devlet teşviklerinin ödeme sürelerinin 1 ay gibi makul bir süreye indirilmesi. İhracatçı parasını yıllarca beklememeli, hemen üretime ve yeni pazarlara döndürmeli. Milli katılım organizasyonlarımızda, İtalya Expo Riva Schuh fuarında yakaladığımız o yüksek memnuniyeti ve başarıyı biliyorsunuz. Avrupa bizim kalemiz, buradaki faaliyetlerimizi artırarak sürdüreceğiz.” 

Hedef ABD pazarından yüzde 1 pay almak

Gündoğdu, “ABD pazarında artık düşünce aşamasından aksiyon aşamasına geçmek zorundayız. Rakamlar ortada; ABD’nin deri ithalatından Türkiye’nin aldığı pay sadece %0,26. Daha da vahimi, Ege Bölgesi olarak bizim aldığımız pay %0,029. Yani binde bir bile değil! Hedefimiz yüzde 1 pay almak. Bu tabloyu değiştirmek boynumuzun borcudur. Ayrıca, deri konfeksiyon ürünlerimizin kıymetini bilen Kuzey Avrupa ülkeleri de önümüzdeki dönemde agresif pazarlama yapacağımız yeni rotalarımız olacak.” diye konuştu. 

İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi kurulmalı

Halil Gündoğdu, “Bugün sektörümüze baktığımızda; Deri Mamulleri özelinde bir OSB yer almamakta. Türkiye’nin en büyük 3. ili olan İzmir’imizde ise bu eksiklik artık daha fazla hissedilmektedir. Deri sektörümüzün kümelenememiş olması, dağınık yapıda kalması ne yazık ki sektörümüzü olumsuz etkilemektedir. Emek yoğun bir sektörüz; yan sanayinin gelişmesi, nitelikli ara eleman devamlılığının sağlanması ve istihdamın artırılması ancak sektörün bir arada, omuz omuza hareket etmesiyle mümkündür.” dedi.

Bölgeden gerçekleşen deri ve deri mamulleri ihracatının yarısının, 300 aktif firmanın içerisinden sadece 40 firmanın sırtladığını açıklayan Gündoğdu, “Bu sürdürülebilir değildir. Sektörümüzün kümelenmesi ve güçlenmesi, ihracatın tabana yayılmasını sağlayacak, geriye kalan firmalarımızı da oyunun içine daha güçlü bir şekilde dahil edecektir. Bu noktada hedefimiz nettir: İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması. Önümüzdeki yeni dönemde başkan adaylığımı da açıklamak istiyorum.” diye konuştu. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şehrin Tiyatrosu “Yatak Odası Komedisi” Oyunuyla Bahçelievler’de

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, en beğenilen komedilerinden “Yatak Odası Komedisi” oyunuyla Bahçelievler seyircisiyle buluşuyor.

Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği “Yatak Odası Komedisi”, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü 15.00 ve 20.00’de Yenibosna Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde sahneleniyor.

Alan Ayckbourn’un klasikleşmiş durum komedisi, insan ilişkilerinin karmaşıklığını ve evliliklerin mahrem alanlarında yaşanan absürtlükleri ustaca sergiliyor.

Karakterlerin bencilliklerini ve iletişim kopukluklarını işleyen oyun, kendine özgü sahne tasarımıyla üç ayrı çiftin özel hayatına aynı anda pencere açıyor.

Ayckbourn, Yatak Odası Komedisi’nde, usta kalemi ve derinlikli gözlemleriyle, mizahın yerelliği kavramını yıkarak insandan yola çıkıp evrensel bir komedi dili oluşturmayı başarıyor.

İstanbul’un her noktasına oyunlarını götürmeyi hedefleyen İBB Şehir Tiyatroları, klasik ve çağdaş oyunlarını İstanbul’un birçok ilçesinde seyirciyle buluşturmaya devam edecek.

YATAK ODASI KOMEDİSİ

Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.

Oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor.

İyi seyirler…

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Karaman Belediyesi’nden Çocuklara Tiyatro Şöleni

Karaman Belediyesi, çocuklar için ücretsiz tiyatro etkinliği düzenliyor. Karaman Belediyesi, yarıyıl tatilinde de öğrencileri unutmadı. Çocukların keyifle izleyeceği iki farklı oyununun sergileneceği tiyatro etkinliği, Lütfi Elvan Fuar ve Kongre Merkezi’nde sahnelenecek. 24 ve 25 Ocak tarihlerinde her gün iki seans olarak düzenlenen tiyatroya tüm çocuklar ve aileleri davet edilirken, oyunlar ve seanslar şu şekilde olacak:

24 Ocak 2026 Cumartesi günü Keloğlan Hikâyeleri isimli oyun 14.00 ve 19.30 saatlerinde, 25 Ocak 2025 Pazar günü Heidi Müzikli Çocuk Tiyatrosu isimli oyun da yine 14.00 ve 19.30 saatlerinde gösterilecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

4. Yenişehir Çocuk Oyunları Festivali başlıyor

Mersin Yenişehir Belediyesi, çocukların yarıyıl tatilini keyifli geçirmelerini sağlamak ve sanata olan ilgilerini artırmak amacıyla, karne hediyesi olarak 4. Yenişehir Çocuk Oyunları Festivali’ni düzenliyor. Festival kapsamında çocuklar, 24–29 Ocak tarihleri arasında sahnelenecek tiyatro oyunlarını ücretsiz olarak izleyebilecek.
Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festival, Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.
Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, çocukların sanatla erken yaşta buluşmasının önemine dikkat çekerek, “Çocuklarımızın tiyatro ile tanışmasını, yarıyıl tatilinde nitelikli ve keyifli zaman geçirmesini istiyoruz. Tüm çocuklarımızı ve ailelerimizi festivalimize bekliyoruz.” dedi.
Birbirinden eğlenceli oyunlar çocuklarla buluşacak
Festival kapsamındaki tüm tiyatro oyunları saat 15.00’te sahnelenecek. Festival, 24 Ocak Cumartesi günü Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenecek, 6 yaş ve üzeri çocuklara yönelik “Bisküvi Adam” adlı oyunla başlayacak.
25 Ocak Pazar günü Yenişehir Şehir Tiyatrosu, 4 yaş ve üzeri çocuklar için “Harikalar Mutfağı”nı sahneleyecek. 26 Ocak Pazartesi günü Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 6 yaş ve üzeri çocuklara yönelik “Geçmem Gerek” adlı oyunla festivalde yer alacak.
27 Ocak Salı günü No Name Tiyatro tarafından sahnelenecek olan “Bir Küçük Ayakkabı Masalı” adlı oyun 4 yaş ve üzeri çocuklarla buluşacak. 28 Ocak Çarşamba günü Hayalicinas Tiyatrosu, 5 yaş ve üzeri çocuklara yönelik “Karagöz Uzaylı Misafir”i sahneleyecek.
Festival, 29 Ocak Perşembe günü Value Tiyatro tarafından sahnelenecek, 4 yaş ve üzeri çocuklara hitap eden “Zamanda Yolculuk” adlı oyunla sona erecek.
Ücretsiz servis hizmeti sağlanacak
Festival kapsamında sahnelenecek oyunlar için ücretsiz servis hizmeti de verilecek. Servisler, oyun saatinden bir saat önce Forum AVM (köprü altı) kalkış noktasından hareket edecek. Oyun bitiminde ise Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi önünden Forum AVM’ye dönüş servisleri sağlanacak.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı