14 Milyon Takipçili Icardi’nin Paylaşımı Gündem Oldu: Viral ‘Mavi Sprey’nin Arkasında Türk Markası Var

Instagram’da 14 milyon takipçisi bulunan Galatasaray’ın dünyaca ünlü golcüsü Mauro Icardi’nin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, kısa sürede geniş kitlelerin dikkatini çekti.

2.703 gönderisi bulunan ve 664 hesabı takip eden Icardi’nin profili, spor dünyasının yanı sıra global popüler kültürün en etkili sosyal medya hesapları arasında gösteriliyor. 14 milyonluk takipçi kitlesi; başta Türkiye, Arjantin ve Avrupa olmak üzere farklı ülkelerden futbolseverler, spor medyası temsilcileri, markalar ve yoğun bir genç kitleyi kapsıyor.

Icardi’nin Instagram story paylaşımında ürünü doğrudan kamera karşısında göstermesi ve resmi internet sitesine yönlendirme yapması, dijital platformlarda güçlü bir etki yarattı. “Uraw Mavi Sprey” olarak tanıtılan ürünün, Türk kozmetik markası Uraw Cosmetic tarafından geliştirildiği netleşti. Ambalajın açık şekilde gösterilmesi ve “Saçınızı Baştan Çıkartır” sloganıyla paylaşılması, sosyal medyada viral bir yayılım oluşturdu.

Milyonlara ulaşan bu paylaşım, hem spor hem iş dünyasında dikkat çeken bir gelişme olarak değerlendirildi. Dünya çapında tanınan bir sporcunun yerli bir markayı tercih etmesi, Uraw Cosmetic’in uluslararası görünürlüğünü önemli ölçüde artırdı.

Uraw Cosmetic Yönetim Kurulu Başkanı Servet Şerifoğlu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Mauro Icardi gibi uluslararası bir sporcunun ürünümüzü tercih etmesi bizim için son derece kıymetli. Bu durum, yıllardır sürdürdüğümüz bilimsel üretim anlayışının ve kalite standartlarımızın global ölçekte karşılık bulduğunu göstermektedir. Türkiye’den çıkan bir markanın dünya sahnesinde görünür olması gurur vericidir” ifadelerini kullandı.

2015 yılında kurulan Uraw Cosmetic, Avrupa ve Amerika’daki ofisleriyle birlikte 39 ülkeye ulaşan dağıtım ağıyla uluslararası pazarda faaliyet gösteriyor. Uluslararası sağlık kriterlerine uygun üretim süreçleri, temiz içerik yaklaşımı ve sürdürülebilir üretim modeliyle marka, sektördeki konumunu güçlendirmeyi sürdürüyor.

Icardi’nin paylaşımıyla birlikte Uraw Cosmetic’in dijital görünürlüğü önemli ölçüde artarken, Türk kozmetik sektörünün küresel ölçekteki yükselişi de bir kez daha gündeme taşınmış oldu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Taverna Müziğinin En Güçlü Sesi: Tuncay Tuncel’den “Bugün Doğum Günüm”

Taverna ve fantazi müziğe taze bir soluk getiren Tuncay Tuncel, seslendirdiği “Bugün Doğum Günüm” adlı yeni şarkısıyla müzikseverlerle buluştu. Tuncel, güçlü yorumu ve sahici duygusu ile taverna müziğinin en geç ve en iddialı isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Söz ve müziği Tuncay Tuncel’e ait olan eser, hayatın içinden gelen sözleri ve akılda kalıcı melodisiyle dinleyiciyi ilk andan itibaren yakalıyor. Taverna ruhunu modern bir yorumla harmanlayan şarkının aranjesi Ümit Gür imzası taşırken, mix ve mastering çalışmaları Kenan Aliev (Koddok) tarafından gerçekleştirildi.

“Bugün Doğum Günüm”, eğlence ile hüznü aynı potada eriten yapısıyla; meyhanelerden sahnelere, özel gecelerden yalnız anlara kadar geniş bir dinleme alanı sunuyor. Şarkı, özellikle taverna ve fantazi müzik tutkunlarının favorileri arasına girmeye aday.

Klibi, başarılı yönetmen Tarkan Serbest tarafından çekilen parça; görsel diliyle şarkının duygusal atmosferini güçlü biçimde yansıtıyor.

Tuncay Tuncel’in müzik yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olan “Bugün Doğum Günüm”, tüm dijital platformlarda yayında.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Egemen Erdoğan’dan Yeni Tekli: Aklımın Bir Yerinde

Egemen Erdoğan’ın yeni teklisi “Aklımın Bir Yerinde”, On Air Music Co. etiketiyle yayımlandı.

Şarkı, zaman içinde yavaş yavaş şekillenen bir duygunun izini sürerken; geçmişte yazılmış bir fikrin bugünün ruh hâliyle yeniden ele alınmasına dayanıyor. Yıllar önce yalnızca nakaratı yazılmış olan “Aklımın Bir Yerinde”, sanatçının değişen iç dünyası ve dünyada yaşanan dönüşümlerle birlikte tamamlanarak bugünkü formuna kavuştu.

Sözlerinde “zamanın değirmeni” metaforu üzerinden ilerleyen şarkı, aynı anda hem öğüten hem de büyüten bir süreçle yüzleşmeyi anlatıyor. Ayrı yalnızlıklar, sessizlikler ve söylenemeyenler etrafında şekillenen anlatı, dinleyiciye açık bir alan bırakmayı tercih ediyor. Anlam, şarkının sunduğu çerçeveden çok, dinleyiciyle kurduğu bağ üzerinden tamamlanıyor.

“Aklımın Bir Yerinde”, içe dönük anlatımı ve yalın diliyle, zamanın bıraktığı izleri kişisel bir düzlemde ele alan bir çalışma olarak öne çıkıyor.

“Aklımın Bir Yerinde”, tüm dijital platformlarda yayında.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şevval Sam hem söyledi hem yönetti

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde unutulmaz bir konsere ev sahipliği yaptı. İbrahim Yazıcı yönetimindeki Pera Filarmoni Orkestrası ile sahne alan Şevval Sam, “Aşkı Bulacaksın” senfonik konseriyle İzmirlilerden tam not aldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM) 14 Şubat Sevgililer Günü’nde özel bir konsere ev sahipliği yaptı. Şevval Sam, İbrahim Yazıcı’nın yönettiği Pera Filarmoni Orkestrası ile “Aşkı Bulacaksın” adlı senfonik konserle İzmirliler ile bir araya geldi. Şevval Sam, İzmir’de ilk defa gerçekleştirilen bu senfonik performans için özel bir repertuvar hazırlayarak seyircinin karşısına çıktı. Sahnedeki müzik performansının yanı sıra esprileriyle de dikkat çeken sanatçı, “Aşkı Bulacaksın”, “İzmı̇r’ı̇n Kavakları”, “Gelevera Deresi”, “Sevmek Zamanı”, “Yıldızların Altında” gibi sevilen şarkıların yanı sıra farklı kültürlerin ortak aşk şarkılarından oluşan muhteşem eserler seslendirdi.

“Küçükken orkestra yönetmek istemiştim”

Sanatçının farklı kültürlerden söylediği şarkılara İzmirliler hep beraber eşlik ederken konserde güzel sürprizler yaşandı. Sam’ın “Ben küçükken hep şef olmak, orkestra yönetmek istedim” sözleri üzerine, orkestrayı yöneten şef İbrahim Yazıcı  “Ben de çocukken hep şarkı söylemek istemiştim” dedi. Seyircilerin de isteği üzerine ikili rolleri değişti. Sam, eline bageti alarak orkestrayı yönetirken Yazıcı şarkı söyledi.

İzmirlilerle beraber “Zeybek Havası” yoğun alkış aldı 

Yaklaşık iki saat süren konserin ikinci yarısında zeybek havası eşliğinde İzmir’in Kavakları şarkısını seyirci ile beraber söyleyen sanatçı, konserin sonunda İzmirlilerin arasında dolaşarak şarkı söylemeye devam etti. Etkinliğin son şarkısı olan “Yıldızların Altında” eserinde sanatseverler dansla şarkıya etti.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Petek Dinçöz Batum’u Salladı: 14 Şubat’ın En Şık Kadını Benim!

Türk pop müziğinin sevilen ismi Petek Dinçöz, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Gürcistan Batum’da bulunan Eclipse Hotel sahnesinde Karadenizli hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.

Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan konseptiyle sahneye çıkan Dinçöz, hem romantik hem de eğlenceli şarkılarıyla geceye damga vurdu. “Sevgililer Günü kutlu olsun, bu özel gecede birlikte olmak çok kıymetli” sözleriyle dinleyicilerini selamlayan sanatçı, sahne enerjisi ve güçlü performansıyla büyük alkış aldı.

Gecenin en çok konuşulan detayı ise iddialı sahne kostümü oldu. Modacısı Hasan Altın imzası taşıyan, Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan yeşil elbisesiyle göz kamaştıran Dinçöz, iddiasını net bir şekilde ortaya koydu:

“14 Şubat’ın en şık kadını benim. Bu konuda iddialıyım.”

Sahnedeki neşesiyle de dikkat çeken sanatçı, geceye esprili bir not da düştü: “14 Şubat oldu ama benim hediyem hâlâ gelmedi! Ama olsun, bu sevgi bana yeter!”

Salonda kahkahalar yükselirken Dinçöz’ün samimi tavrı izleyicilerden büyük alkış aldı.

Konserde bir de büyük sürprizini açıklayan Dinçöz, yeni çıkaracağı şarkısında usta sanatçı Orhan Gencebay’ın unutulmaz eseri Dilenci’yi seslendireceğini duyurdu. Yeni proje için heyecanlı olduğunu belirten sanatçı, güçlü bir ekiple çalıştığını ve kendisini çok şanslı hissettiğini ifade etti.

14 Şubat gecesi Batum’da aşk, müzik, şıklık ve bol kahkaha bir araya gelirken, Petek Dinçöz hem performansı hem de iddialı tarzıyla Sevgililer Günü’nün en çok konuşulan ismi oldu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Gerçek Mekânda Çarpıcı Hikâye Tavşan İmparatorluğu

Yönetmenliğini ve senaryosunu Seyfettin Tokmak’ın üstlendiği, aldığı ödüllerle dikkat çeken ‘Tavşan İmparatorluğu’  6 Mart’ta vizyona girecek. 3 yıl süren ön hazırlık aşamasından sonra 4 ayda tamamlanan filmin konusu kadar çekim yapılan mekanlarda çok konuşulacak. Okula dönüştürülen Elazığ Keban K2 Tipi Kapalı Cezaevi sadece bunlardan biri. Okulun senaryoda temsil ettiği baskıyı daha sert, daha çarpıcı bir üslupla aktarmak için cezaevini seçtiklerini belirten ekip, cezaevinin kaotik ortamında kurulan sette, yapım ve reji ekibi çocuk oyuncuların konforu için seferber oldu.

Yayınlanan fragmanıyla ses getiren ödüllü film ‘Tavşan İmparatorluğu’ 6 Mart’ta beyazperdede yerini alacak. İzleyicilerin merakla beklediği senaryosu kadar mekanlarının da çok konuşulacağı ‘Tavşan İmparatorluğu’ çekimleri büyülü ve doğal görselliğe sahip Elazığ (Keban, Ağın, Maden ilçesi ve Baraj Yolu) ile Şanlıurfa’da yapıldı.

MADEN OCAĞINDAKİ MAĞARA ÇEKİMLERİ ŞARTLARI ZORLADI

Elazığlı yönetmen Seyfettin Tokmak ve ekibi Tavşan İmparatorluğu çekimlerinde senaryodaki karakterlerin dünyasını gerçekten yaşatabilmek, seyircinin o dünyaya adım attığını hissettirebilmek için her mekanı özenle tasarladı ve inşa etti. Okula dönüştürülen Elazığ Keban K2 Tipi Kapalı Cezaevi ve Maden ilçesindeki eski bir maden ocağında gerçekleştirilen mağara çekimleri, 35 yıl sonra yağan karın da etkisiyle ekip için zorlu koşullar yarattı. 12 yaşındaki Musa’nın tazılardan kaçırdığı tavşanları koruduğu mağara ise özenli çalışmalar sonucunda filmin en çarpıcı mekanlarından birine dönüştü.

‘TAVŞAN İMPARATORLUĞU’NUN KADROSU VE KISACA KONUSU

Başrollerinde Alpay Kaya, Sermet Yeşil, Kubilay Tunçer, Perla Palamutçuoğulları ve Emrullah Çakay’ın yer aldığı, görüntü yönetmenliğini Claudia Becceril Bulos’un, sanat yönetmenliğini Tora Aghabayova’nın, kurgusunu ise Vladimir Gojun’un üstlendiği filmin müziklerinde usta müzisyen Erkan Oğur’un imzası bulunuyor.

Tavşan İmparatorluğu, babası Beko ile çok depresif bir ev ortamında yaşayan 12 yaşındaki Musa’nın hikâyesini konu ediyor. Beko, köylerinde düzenlenen tazı yarışlarına tavşan sağlayarak geçimini sağlar. Musa yarışlardan sonra tavşanları toplar ve ölülerini gömer, yaralılarını ise terk edilmiş bir madende iyileştirir. Kendini çocuk gibi hissettiği tek yer olan bu madende bir hayat yaşar.

Bir gün Beko, engelli çocukların ailelerinin devletten maaş aldığını öğrenir. Musa’yı engelli bir çocuk gibi davranmaya, sağlık kurulunu ikna etmeye ve engelli çocuklar okuluna gitmeye zorlar. Musa için daha da kötü bir kabus başlar ve sonunda çocukluğunu ve tavşanlarını kurtaracak bir isyan başlatır.

TAVŞAN İMPARATORLUĞU YURT İÇİ VE YURT DIŞI FESTİVALLERDEN ALDIĞI ÖDÜLLERLE REKOR KIRDI

62. ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ’NDEN 7 ÖDÜLLE DÖNDÜ

Türkiye, Meksika, Hırvatistan ve Lübnan ortak yapımı filmin yapımcılığını Seyfettin Tokmak üstlenirken, filmin ortak yapımcıları arasında Gabriella Gavica, Carlos Hernandez, Siniša Juričić, Lara Abou Saifan, Bünyamin Bayansal, Kerim Suner ve İlknur Bal Kutluay yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle TRT’nin ortak yapımcılığında gerçekleştirilen ‘Tavşan İmparatorluğu’ 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 7 ödül alarak rekor kırdı. Film ayrıca dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 28. Tallinn Black Nights Film Festivali’nden ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Sinematografi’ ödüllerini, Taipei Film Festival’de Yönetmenler Birliği En İyi Film Ödülü, Ankara Film Festivali’nde İnci Demirkol En İyi Film, Onat Kutlar En İyi Senaryo ve FİLM-YÖN En İyi Yönetmen; Boğaziçi Film Festivali’nde ise En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmenliği ve FİYAB En İyi Yapımcı ödüllerinin sahibi oldu.

Yazan & Yöneten: Seyfettin Tokmak

Müzik: Erkan Oğur

Kurgu: Vladimir Gojun

Görüntü Yönetmeni: Claudia Becceril Bulos

Sanat Yönetmeni: Tora Aghabayova

Yardımcı Yapımcı: Can Aygör

Ortak Yapımcılar: Gabriella Gavica, Carlos Hernandez, Siniša Juričić, Lara Abou Saifan, Bünyamin Bayansal, Kerim Suner, İlknur Bal Kutluay

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

50Fifty 163. Bölümüyle Dream Türk TV’de!

Türk televizyonlarının prime time kuşağındaki tek magazin programı 50Fifty, 12 Şubat Perşembe akşamı saat 20.00’de, 163. bölümüyle Dream Türk TV ekranlarında izleyiciyle buluşuyor. Sunuculuğunu Zeynep Bozkaya’nın, yapımcılığını Suat Yanç’ın üstlendiği program, bu hafta da magazin gündemine yön verecek özel içerikleriyle dikkat çekiyor.

Programda, KKTC Turizm ve Başarı Ödülleri töreninden en özel ve renkli anlar ekrana gelirken, geceye katılan ünlü isimlerin çok konuşulacak açıklamaları da izleyiciyle buluşacak.

Ahmet Kaya’nın hayatını konu alan filmin başrol oyuncusu ve sanatçı Özgür Tüzer, 50Fifty kameralarına çok özel açıklamalarda bulunuyor. Oyunculuktan müziğe adım atan Leyla Lydia Tuğutlu, Cansu Topçu’ya verdiği samimi röportajla programın dikkat çeken isimleri arasında yer alıyor.

Şarkıcı Kamil Hazar, yeni şarkısı ve klibiyle ilk kez 50Fifty’ye özel açıklamalar yaparken, Ege’nin incisi İzmir sahnelerinden renkli görüntüler ve özel röportajlar da ekrana taşınıyor.

Zeynep Bozkaya’nın bu haftaki stüdyo konuğu, yurt dışında gerçekleştirdiği projelerle adından söz ettiren Berkant Sertel oluyor. Sanatçı, son şarkısı “Tutsak” ile 50Fifty stüdyosunda izleyiciyle buluşuyor.

Programı kaçıranlar için tekrar bölümleri Cumartesi 16.00 ve Pazar 13.00’te Dream Türk TV ekranlarında yayınlanacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Burak Özçivit dijital çağın ebeveynliğini anlattı

Burak Özçivit, Türkiye’nin ilk lisanslı dijital bankası Hayat Finans’ın Prof. Dr. Sinan Canan ile gerçekleştirdiği Zihinsel Dönüşüm Sohbetleri program serisinin “Dijitale Doğanlar” başlıklı yeni bölümüne konuk oldu. 

Bir baba olarak dijital dönüşümün çocukların hayatına etkilerini samimi bir dille anlatan Özçivit, “Biz analog bir dünyada büyüdük, onlar dijitale doğdu. Yapay zekâ ile birlikte artık bambaşka bir hız var ve aslında çocuklar da kendi içlerinde bir dönüşüm yaşıyorlar” sözleriyle dikkat çekti. Kendi tecrübeleri ve gözlemlerini paylaşan oyuncu, ebeveynler arasında deneyim paylaşımının önemine de vurgu yaptı. 

Alfa kuşağı ebeveynliğinden teknolojinin günlük yaşama etkilerine ve finansal bilinç konularına uzanan bölüm, izleyicilere düşündüren ve keyifli bir sohbet sunuyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ölümün Sesi Sinemalarda

Korku sinemasına mitolojik bir damar açan Ölümün Sesi, Wild Atlantic Pictures ve No Trace Camping ortak yapımcılığında hayata geçirildi. Yönetmen koltuğunda Dehşetin Yüzü filminin yönetmeni Corin Hardy’nin oturduğu film, karanlık atmosferiyle korku sinemasını yeniden şekillendiriyor. Binlerce yıllık bir efsaneyi modern bir lise kabusuna dönüştüren film, kadim bir laneti günümüz gençliğiyle buluşturuyor.

Başrolde yer alan Dafne Keen, babasının ölümüyle sarsılmış, yas ve suçluluk duygusuyla mücadele eden Chrys karakteriyle hikâyenin duygusal merkezini oluşturuyor. Chrys ve arkadaşları, Aztek kökenli olduğu ortaya çıkan gizemli bir “Ölüm Düdüğü”nü çaldıklarında, geri dönüşü olmayan bir laneti de serbest bırakıyorlar.

BİNLERCE YILLIK BİR NESNE, MODERN BİR KABUS

Aztek medeniyetine dayanan ve savaş alanlarında psikolojik korku yaratmak için kullanıldığı düşünülen ölüm düdükleri, tarih boyunca sesin bir silah olarak kullanılabileceğini gösteren çarpıcı örneklerden biri.

Film, bu kadim nesneyi bir Amerikan lisesinin ortasına yerleştirerek kültürel ve zamansal bir çarpışma yaratıyor.

TARİH BOYUNCA SESİN GÜCÜ

Azteklerin Ölüm Düdüğü varsa, Anadolu’nun da ruhları çağıran davulları, savaş başlatan boruları vardı. Orta Asya’dan Osmanlı’ya uzanan tarihsel çizgide ses; yalnızca müzik değil, bir çağrı, bir uyarı, bir güç sembolüydü. Şaman davulları ritüellerde ruhlarla iletişim kurarken, savaş boruları ordulara hücum emri verirdi.

Ölümün Sesi, tam da bu tarihsel bağlamı hatırlatıyor: Ses, bazen bir inançtır, bazen bir korku, bazen de kaderi başlatan ilk nefes. Film, kadim kültürlerdeki “sesin kudreti” temasını modern korku anlatısıyla birleştirerek evrensel bir ürperti yaratıyor.

EKSİ 15 DERECEDE ÇEKİLEN KABUS

Filmdeki havuz sahnesi ve açık hava sekansları, Kanada’nın Toronto kentinde, eksi 15 derecede çekildi. Kasım ayında gerçekleştirilen çekimlerde ekip ve oyuncular fiziksel olarak zorlayıcı koşullarla mücadele etti. Yönetmen Hardy, sahnelerin doğal görünmesi için gerçek atmosferden ödün vermemeyi tercih etti. Bu karar, filme hem görsel gerçekçilik hem de karakterlerin savunmasızlığını artıran bir etki kattı.

KORKU, MİTOLOJİ VE GENÇLİĞİN ÇARPIŞMASI

Ölümün Sesi, bir lise korku filmi gibi başlayıp mitolojik bir kabusa dönüşen yapısıyla hem nostaljik hem çağdaş bir deneyim sunuyor. Kadim bir sesin yankısı, modern gençliğin korkularıyla birleştiğinde ortaya çıkan şey yalnızca bir korku filmi değil; kültürlerarası bir ürperti hikâyesi.

Gerçek Korku, Gerçek Efekt

Filmde korku atmosferini güçlendirmek adına yoğun biçimde plastik makyaj ve pratik özel efekt teknikleri kullanıldı. Ölüm sahnelerinde dijital müdahalenin ötesine geçilerek protez uygulamalar, animatronikler ve el yapımı efektler tercih edildi. Amaç; seyirciye bilgisayar üretimi bir görüntü değil, fiziksel ve hissedilebilir bir dehşet deneyimi sunmak.

Hikayenin merkezinde ‘Umut’ var

Dehşetin Yüzü ile korku sinemasında derin bir iz bırakan Corin Hardy verdiği röportajda, ölüm temasıyla örülü bu korku filmini yönetmeyi kabul etmesindeki en önemli etkenlerden birinin, hikâyenin merkezinde yer alan umut duygusu olduğunu vurguladı

Künye

Yapım Yılı: 2026

Yapımcı: Wild Atlantic Pictures, No Trace Camping

Yönetmen: Corin Hardy

Senaryo: Owen Egerton

Dağıtım: CJ ENM Türkiye

Türkiye İthalatçısı: FilmMedya

Tür: Korku

Süre: 97 dakika

Oyuncular: Dafne Keen, Sophie Nélisse, Sky Yang, Percy Hynes White, Nick Frost, Ali Skovbye, Michelle Fairley

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Festival Fırtınası Estiren ‘Tavşan İmparatorluğu’ 6 Mart’ta Vizyonda

Yönetmenliği ve senaristliği Seyfettin Tokmak’ın üstlendiği, yetişkin dünyasının acımasız kurallarına karşı çocukça bir cesaretle direnen 12 yaşındaki Musa’nın hikâyesini anlatan, katıldığı her festivalden ödüllerle dönen ‘Tavşan İmparatorluğu’ 6 Mart’ta izleyisiyle buluşuyor.

Başrollerinde Alpay Kaya, Sermet Yeşil, Kubilay Tunçer, Perla Palamutçuoğulları ve Emrullah Çakay’ın yer aldığı, görüntü yönetmenliğini Claudia Becceril Bulos’un, sanat yönetmenliğini Tora Aghabayova’nın, kurgusunu ise Vladimir Gojun’un üstlendiği filmin müziklerinde usta müzisyen Erkan Oğur’un imzası bulunuyor.

62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden 7 Ödülle Döndü

Türkiye, Meksika, Hırvatistan ve Lübnan ortak yapımı filmin yapımcılığını Seyfettin Tokmak’ın üstlenirken, filmin ortak yapımcıları arasında Gabriella Gavica, Carlos Hernandez, Siniša Juričić, Lara Abou Saifan, Bünyamin Bayansal, Kerim Suner ve İlknur Bal Kutluay yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle TRT’nin ortak yapımcılığında gerçekleştirilen ‘Tavşan İmparatorluğu 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 7 ödül alarak rekor kırdı. Film ayrıca dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 28. Tallinn Black Nights Film Festivali’nden ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Sinematografi’ ödüllerini, Taipei Film Festival’de Yönetmenler Birliği En İyi Film Ödülü, Ankara Film Festivali’nde İnci Demirkol En İyi Film, Onat Kutlar En İyi Senaryo ve FİLM-YÖN En İyi Yönetmen; Boğaziçi Film Festivali’nde ise En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmenliği ve FİYAB En İyi Yapımcı ödüllerinin sahibi oldu.

Çocuk oyuncuyu çobanlık yaparken keşfetti

Filmin ön hazırlık aşaması 3 yıl teknik çekimleri 4 ay gibi uzun sürede tamamlandı. Mekandan oyuncusuna kadar titizlikle üzerinde çalışılan filmin yönetmeni Seyfettin Tokmak, Musa karakterini canlandıran çocuk oyuncu Alpay Kaya’yı Kars ilinin Selim ilçesinin Darboğaz Köyün’de çobanlık yaparken keşfetti ve kadroya dahil etti.

35 yıl sonra 5,5 metre kar yağdı

Çekimleri Elâzığ merkezli olarak Keban ve Ağın ilçelerinde ve Şanlıurfa’nın ağır kış koşullarında tamamlanan filmde zorlu anlar yaşandı. 35 yıl sonra Keban’a kar yağdığını belirten yönetmen Tokmak, bir gecede 5,5 metre kar yağdığını uzun süre çekim yapamadıklarını ifade etti. Filmin diğer başrol oyuncusu tavşanlar ise uzman veteriner hekimler tarafından özel korunarak çekime hazırlandı.

Filmimizin sinemalarda çok izlenmesini istiyorum

İstanbul ve Elazığ’da görkemli bir gala ile sinemaseverlerle buluşacak filmin usta yönetmeni Seyfettin Tokmak’ın Tavşan İmparatorluğu’nun festivallerden aldığı uluslararası ve yurt içi ödüllerle amacına ve evrenselliğe ulaştığını, filmin sinemada da var olmasını, çok izlenmesini istediğini belirtti.

Senaryo aşamasında ödüllerle karşılanan ‘Tavşan İmparatorluğu’nun kısaca konusu şöyle: Tavşan İmparatorluğu, babası Beko ile çok depresif bir ev ortamında yaşayan 12 yaşındaki Musa’nın hikâyesini konu ediyor. Beko, köylerinde düzenlenen tazı yarışlarına tavşan sağlayarak geçimini sağlar. Musa yarışlardan sonra tavşanları toplar ve ölülerini gömer, yaralılarını ise terk edilmiş bir madende iyileştirir. Kendini çocuk gibi hissettiği tek yer olan bu madende bir hayat yaşar.

Bir gün Beko, engelli çocukların ailelerinin devletten maaş aldığını öğrenir. Musa’yı engelli bir çocuk gibi davranmaya, sağlık kurulunu ikna etmeye ve engelli çocuklar okuluna gitmeye zorlar. Musa için daha da kötü bir kâbus başlar ve sonunda çocukluğunu ve tavşanlarını kurtaracak bir isyan başlatır.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile TRT 12 Punto’nun yapım desteği sağladığı ‘Tavşan İmparatorluğu’, geliştirme sürecinde GMM Film Independent LA Residency (2017), Cinelink (2019), Les Arcs Industry Village (2020) ve WEMW KeyBuyers Event Selection (2020) gibi uluslararası platformlara seçildi. Film ayrıca, Köprüde Buluşmalar’dan Anadolu Efes Ödülü’nü, TRT 12 Punto’dan ise Ortak Yapım Ödülü’nü kazandı.

YÖNETMEN SEYFETTİN TOKMAK’IN BİYOGRAFİSİ

Seyfettin Tokmak (d. 1978), Türk yönetmen ve senaristtir. İlk uzun metraj filmi Kırık Midyeler (2011), mülteci temalı bir yapım olup Saraybosna Film Festivali’nde Arte Ödülü’ne layık görülmüştür. Tavşan İmparatorluğu (2024) filmiyle dünya prömiyerini yaptığı 28. Tallinn Black Nights Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve En İyi Görüntü Yönetimi ödüllerini kazanmış; ayrıca Taipei Film Festivali’nde Yönetmenler Birliği En İyi Film Ödülü’nü almıştır. Film, 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni dâhil olmak üzere 7 ödül kazanırken; Boğaziçi Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve En İyi Görüntü Yönetmeni, Ankara Uluslararası Film Festivali’nde ise En İyi Film ve En İyi Senaryo başta olmak üzere çeşitli ödüller elde etmiştir. Çalışmalarında  çocuk bakış açısından yetişkin dünyasının yozlaşmasını, kaçış fantezilerini ve baskı mekanizmalarını metaforik ve sembolik bir anlatımla ele alır.

Belgesel alanda da üretimleri bulunan Tokmak; Kenan Kavut ile define avcılarını konu alan trajikomik belgesel Hayal Çetesi (2010), Orient Express (2011) ve çağdaş Türkiye’yi yansıtan Türk Arabesk Müziği Tarihi (2022) gibi yapımlara imza atmıştır. Çocuklara yönelik sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol almış; BM Uluslararası Göç Örgütü ile çocuk mülteciler için çalışmış ve ıslah evlerinde kısa film atölyeleri düzenlemiştir. Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadır.

Merakla beklenen Tavşan İmparatorluğu 6 Mart’ta sinemalarda.

Yazan & Yöneten: Seyfettin Tokmak

Müzik: Erkan Oğur

Kurgu: Vladimir Gojun

Görüntü Yönetmeni: Claudia Becceril Bulos

Sanat Yönetmeni: Tora Aghabayova

Yardımcı Yapımcı: Can Aygör

Ortak Yapımcılar: Gabriella Gavica, Carlos Hernandez, Siniša Juričić, Lara Abou Saifan, Bünyamin Bayansal, Kerim Suner, İlknur Bal Kutluay

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı