Gloria Hotels & Resorts’tan Sezona Işıltılı Bir Başlangıç: Premium Pier Açıldı

Gloria Hotels & Resorts, yaz sezonuna damgasını vuracak yeni iskelesi Premium Pier’ın açılışını, seçkin davetliler ve otel misafirlerinin katıldığı benzersiz bir davetle gerçekleştirdi.

Akdeniz’in eşsiz gün batımına karşı düzenlenen “White Ice Sensation Party”, zarafet ve enerjiyi aynı sahnede buluşturdu. Beyazın sofistike şıklığıyla bütünleşen gecede, konuklar stil sahibi görünümleriyle gecenin atmosferine kusursuz bir uyum sağladı.

Gecenin ritmini ise Türkiye’nin önde gelen DJ’lerinden Doğuş Cabakcor belirledi. Cabakcor’un yüksek enerjili performansı, Premium Pier’ın büyüleyici ambiyansıyla birleşerek davetlilere unutulmaz anlar yaşattı.

Yeni Premium Pier, misafir deneyimini bir adım ileri taşıyan güçlü bir dokunuş olarak öne çıkarken; bu özel gece, yaz sezonuna iddialı ve etkileyici bir başlangıcın da habercisi oldu.

Gloria Hotels & Resorts Hakkında: Özaltın Holding’e ait olan Gloria Hotels & Resorts markası, Antalya Belek Bölgesinde yaklaşık 2.400.000 m² alan üzerine kurulmuş olup, 1997 yılından itibaren faaliyetlerine devam etmektedir. Toplamda 1.275 oda, süit ve ultra lüks villa konseptiyle, 30 farklı oda kategorisine sahip olan Gloria Hotels & Resorts, misafirlerine kişiselleştirilmiş ve yüksek konforlu bir hizmet sunmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Bulunduğu konum itibariyle aynı zamanda konuklarına doğa ile baş başa tatil imkanı sunan Gloria Hotels & Resorts, yılın her dönemi misafirlerine ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunmaktadır.

Bünyesinde farklı kategorilerde prestijli ödüllere sahip olan ve kendi sınıfının en başarılı üç adet, 5 yıldızlı oteli olan Gloria Serenity Resort, Gloria Golf Resort ve Gloria Verde Resort markaları ile uzun yıllardır turizm sektöründe hizmet veren Gloria Hotels & Resorts aynı zamanda Avrupa’nın en özel spor yatırımı olan Gloria Sports Arena ile 50’den fazla branşta spor yapılabilen modern kompleks olma özelliğiyle sektöre öncülük etmektedir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Ayıp Ettik” sahneye hazırlanıyor…

“Ayıp Ettik” adlı tiyatro oyunu, Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde, ücretsiz olarak seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Komedi türündeki oyun, kadın ve erkek ilişkilerinde yaşanan kıskançlıkları, flörtleri, yanlış anlaşılmaları ve toplumsal olayların günümüzdeki yansımalarını eğlenceli bir bakış açısıyla sahneye taşıyor.

Günlük yaşamdan tanıdık kesitlerin bolca yer aldığı oyunda, izleyiciler hem gülecek hem de kendi yaşamlarından izler bulacak. Kadın-erkek ilişkilerinin geçmişten bugüne değişimini esprili bir anlatımla işleyen oyun, farklı dönemleri sahneye taşıyarak dikkat çekiyor.

21 kişilik kadrosuyla hazırlanan oyunda, ekip uzun süredir titiz bir çalışma yürütüyor. Sahne performanslarıyla beğeni toplayan Güzelbahçe Yetişkin Tiyatro Topluluğu ise 10 yıldır aralıksız olarak tiyatro sahnesinde yer alıyor. Topluluk, bugüne kadar birçok farklı oyunu seyirciyle buluşturarak amatör tiyatroya katkı sunmayı sürdürüyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Düşkün Leylekler Evi’nde engel tanımayan aşk

Ormanya’da Osmanlı’nın asırlık Gurebahane-i Laklakan (Düşkün Leylekler Evi) geleneğini yaşatan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bugünlerde eşine az rastlanır bir doğa olayına ev sahipliği yapıyor. Göç yolunda yaralanarak uçma yetisini kaybeden ve kalıcı olarak merkezde misafir edilen iki leyleğin kurduğu yuva, yaban hayatı rehabilitasyonunda umudun sembolü oldu.

PİŞMANİYE VE BULUT ENGEL TANIMADI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Ormanya’da hayata geçirdiği “Kocaeli Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi”, engel tanımayan “Pişmaniye” ve “Bulut” isimli iki leyleğin azmine tanıklık ediyor. Yıllardır kanat ve eklem yaralanmaları nedeniyle doğaya dönemeyen leylekler için güvenli bir liman olan “Düşkün Leylekler Evi”, bu yıl ilk kez bir çiftin yuva kurup yumurtlamasına sahne oldu. “Pişmaniye” ve “Bulut” adı verilen leylek çiftinin bu azmi, sadece bir üreme olayı değil; aynı zamanda merkezin sunduğu rehabilitasyon başarısının da bir kanıtı niteliğinde.

7/24 CANLI YAYINLA DOĞANIN KALBİNE YOLCULUK

Ormanya, bu özel anları dijital dünyaya taşıyarak yaban hayatı bilincini artırmayı hedefliyor. Pişmaniye ve Bulut’un yuva yapımı, kuluçka süreci ve yavruların dünyaya gelme evreleri Ormanya YouTube kanalı ve www.kocaeliseyret.com üzerinden 7/24 canlı olarak takip edilebilecek. Özellikle çocuklar için “doğal gözlem” imkânı sunan yayınlar, yaban hayatının korunmasının önemini aşılaması beklenirken, uzman biyologlar ve veteriner hekimler tarafından izlenen bu süreç, engelli yaban hayvanlarının sosyal davranışları ve üreme biyolojisi açısından literatüre değerli veriler sunacak.

GUREBAHANE-İ LAKLAKAN RUHU ORMANYA’DA YAŞIYOR

Dünyanın ilk hayvan hastanesi olarak bilinen ve Osmanlı mirası “Gurebahane-i Laklakan” vizyonuyla hareket eden merkez; göç yorgunu, travma yaşamış veya ateşli silahla yaralanmış leyleklere cerrahi müdahale, beslenme desteği ve fizik tedavi imkanları sağlıyor. Doğaya dönme şansı kalmayan leylekler ise “Düşkün Leylekler Evi’nde” doğal ortamlarına en yakın koşullarda yaşamlarını sürdürüyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

40. Genç Günlerin Yeni Söyleşi Konuğu Murat Harun Öngören’di

Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik festivali “Hazır mıyız?” mottosuyla düzenlenen 40. Genç Günler’de, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde moderatörlüğünü Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Özgür Dereli’nin yaptığı söyleşinin konuğu Murat Harun Öngören’di. Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi, sivil toplum örgütlerinin önde gelen isimlerinden, AKUT’un temsilcisi Murat Harun Öngören’in ağırlandığı ilham verici bir söyleşiye ev sahipliği yaptı.

40. Genç Günler kapsamında Şehir Tiyatroları’nda konuk ettiğimiz AKUT Akademi ve Seminer Birimi Sorumlusu Murat Harun Öngören gençlerle arama kurtarma, doğal afetler üzerine keyifli bir söyleşide buluştu. Toplumumuzun doğal afetlere nasıl hazırlanması gerektiği üzerine gerçekleşen sohbet, katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşti.

Moderatörün “Harun Öngören kimdir?” sorusu üzerine:

Harun Öngören cevaben “1975 İzmir doğumluyum. Asıl mesleğim sahne sanatları. 9 Eylül Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunuyum. Onun sonrasında bir üniversitede araştırma görevliliği yaptım. Sonra İstanbul’a geldim. Yaklaşık 20 yıldır da erken yaşta sanat eğitimi üzerine çalışıyorum. Orta okul ve lise seviyesinde öğrencilerle çalışıyorum. Daha sonra doğal afetlerle ilgili bir süreç başladı.

Üniversite mezuniyetten bugüne süreç hep sanatla iç içe oldu. Yazmayı seven bir insanım. Televizyon için yazdığımız bir proje oldu. Özel tiyatrolarda çalışmalarımız oldu. Akademisyenlik ve eğitmenlik daha keyifli olunca çocuklarla çalışmaya karar verdik.

Çocuklar bizim geleceğimiz. Öğretirken öğrenme süreci benim için çok kıymetli. Çocuklarla çalışmaya karar vermem, çocuklarda gördüğüm kıymetli hazineden kaynaklanıyor. Çocuklarla çalışmak geleceğe bir yatırım. Onlarla beraber üretmek çok keyifli. Biz onlarla yaratıcı drama üzerine çalışıyoruz” dedi.

Özgür Dereli’nin “senin AKUT maceran geçmişten geliyor. 97-98’den başlayan bir macera. Bu maceraya nasıl başladın, nasıl gelişti?” sorusu üzerine:

“İzmir’de doğa sporlarına devam ederken 99 depremi gerçekleşti. O sabahtan sonra yolum başka bir yere evrildi. Dağcı arkadaşlarımla birlikte bir 10 günüm geçti. Baktık ki biz doğal afetlerle ilgili çalışma yapmalıyız.

AKUT çok önemli, lider yetiştiren bir yapı. Her AKUT lideri afet anında sivillere liderlik eder ve sayıca çoğalmayı sağlar. Sonrasında Türkiye’de birçok belediye, sivil toplum örgütü arama kurtarma ekipleri oluşturmaya başladılar. Bunun nerde faydasını gördük?Çok acı bir Maraş depremi tecrübemiz oldu. Dünya tarihinin en büyük 10 depreminden birini gördük. 11 il ve 400 kilometrelik bir yapı vardı. Böyle bir yapıyı, felaketi bilinçli bir toplumla yönetebilirsiniz. Maraş’ta AKUT’tan 770 arkadaş görev yaptı. Bizim sismik boşluk dediğimiz 12-15 deprem beklediğimiz nokta var. Deprem beklenilen yerlerde okullara ulaşmak, çocuklara ulaşmak çok önemli.  Bizde deprem sekizinci saniyeden itibaren binayı etkilemeye başlıyor. Bizim bundan sonra ne yapacağımızı öğrenmemiz gerekiyor.”

Özgür Dereli’nin “bir canı kurtarmak nasıl bir hissiyat” sorusu üzerine:

“İzmir depremi sırasında biz stüdyodaydık. Biz zamanla yarışırız. O kadar kritiktir ki o dakikalar. Siz uçağa biniyorsunuz oraya gidiyorsunuz ve o enkaz altındaki sizi bekliyor. Bir temas anı var. O kadar kıymetli ki o temas anı. Biz onu enkazdan alırız ve o bizi aramadığı sürece biz onu aramayız. Çünkü bunun bir gönül borcuna dönüşmesini istemeyiz. Alınan o bir nefes o kadar kıymetlidir ki.” Dedi.

Sonrasında Harun Öngören, AKUT’un yapılanma sürecinden, bu yapıya katkı sunabilmek adına aldığı eğitimlerden ve AKUT’un öncülük ettiği oluşumlardan söz etti. Çocuklarla gerçekleştirdiği tiyatro projelerini, bu çalışmalar kapsamında aldığı ödülleri ve gördüğü desteği paylaşan Öngören, çocuklardan aldığı geri dönüşlerin kendisi için taşıdığı anlamı da anlattı.

Moderatörün “bu yılki Genç Günler’in teması ‘Hazır Mıyız?’ Afetlere, çevresel felaketlere hazır mıyız?” sorusuna cevaben:

“Biz yıllarca Japonya anlattık. 2011’deki tsunamide Japonya bile ilk zamanlarda zorlandı. Yardımı organize etmekte zorlandı. Afet öyle bir şeydir ki. Baraj kapakları kırılabilir. Kentsel yangınlar çıkar. Tsunami oluşur.

Biz hazırız ama 770 kişiyiz. Enkaz sayısına bakıldığında toplumun ne yapacağı çok önemli. İlk dakikalarda enkazlardakileri komşular kurtarır. Çocuktan yetişkine herkese bilgi aktarabilmemiz çok önemli.

Söyleşi seyirci sorularıyla devam etti. Bir seyircinin “eğitim almamış insanlar olarak arama kurtarma konusunda nasıl bir katkımız olabilir? sorusu üzerine:

“Gönüllülüğün büyüğü, küçüğü olmaz. Herkes enkazda çalışmak zorunda değildir. Bizim oyuncu arkadaşlara da ihtiyacımız var. Onlar gönüllülüğün en kıymetlisini yapıyorlar. Mutlaka bizi destekleyeceğiniz bir şey vardır” dedi.

Söyleşinin sonunda Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Harun Öngören’e plaket takdim etti. “Bunun bir başlangıç olduğunu, Murat Harun Öngören’i oyun öncelerinde genç ve çocuklarla buluşturmak için projelere hazır olduğunu” söyledi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Gençlik enerjisi EnFest’te sahaya yansıyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlediği EnFest’te spor ve eğlence bir arada yaşanıyor. İzmit Milli İrade Meydanı’nda gün boyu süren etkinlikler, katılımcılara hem heyecan hem de eğlence dolu anlar sunuyor.

SPOR VE EĞLENCE BİR ARADA

Türkiye’nin en genç, en dinamik ve en renkli festivali EnFest’te judo, basketbol, masa tenisi, dart, voleybol ve ayak tenisi maçlarına yoğun ilgi gösteriliyor. Hızın, coşkunun ve adrenalinin eksik olmadığı EnFest’te gerçekleştirilen sportif gösteriler izleyenlerden büyük alkış alırken, özellikle gençlerin aktif katılım sağladığı etkinliklerde festival alanı enerjik ve renkli görüntülere sahne oluyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen EnFest, gençlere yalnızca eğlence değil, aynı zamanda farklı deneyimler de sunuyor. Festival boyunca müzik performansları, spor etkinlikleri, atölyeler, sokak sanatları ve sahne gösterileri gençlerle buluşmaya devam ediyor.

ENFEST 19 MAYIS’A KADAR DEVAM EDECEK

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen EnFest, 19 Mayıs akşamına kadar İzmit Milli İrade Meydanı’nda ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek. Festival programında konserler, DJ performansları, e-spor turnuvaları ve birbirinden farklı etkinlikler yer alıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Manisa’da 19 Mayıs Coşkuyla Kutlanacak

Manisa Büyükşehir Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı şehre yakışır dev bir programla kutlamaya hazırlanıyor. Gün boyu sürecek resmi kutlama programlarının ardından bayram coşkusu akşam düzenlenecek birbirinden güzel ve dolu dolu etkinliklerle zirveye taşınacak.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak yaktığı bağımsızlık meşalesinin 107. yılı, Manisa’da adına yaraşır etkinliklerle taçlanacak. Kutlamalar, sabah saatlerinde Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek resmi anma ve kutlama programıyla başlayacak. Şehrin protokolü, gençleri ve vatandaşların katılımıyla kutlanacak resmi törenlerin ardından, bayram coşkusu gün boyu Manisa sokaklarında yankılanacak.

Fener Alayı ve Ozbi Konseri ile Coşku Sürecek

Kutlamaların akşam ayağı ise saat 20.30’da Hakkı İplikçi Parkı’ndan başlayacak geleneksel Fener Alayı Korteji ile start alacak. Ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle tek yürek olacak binlerce Manisalı, yürüyüşü Cumhuriyet Meydanı’nda sonlandıracak. Kortejin ardından sahne, gençlerin heyecanla beklediği sevilen sanatçı Ozbi’nin olacak. Özgün tarzıyla Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran on binlerce vatandaşa unutulmaz bir müzik ziyafeti sunacak olan Ozbi, bayram coşkusunu zirveye çıkaracak.

Gökyüzünde 300 Drone ile Görsel Şölen

Gecenin en büyük sürprizi ise gökyüzünde yaşanacak. Manisa semalarında tam 300 drone ile gerçekleştirilecek özel ışık gösterisinde, Atatürk portresi ve 19 Mayıs temalı figürler oluşturulacak. Manisalılar, teknoloji ve sanatın buluştuğu bu tarihi görsel şölene canlı şahitlik edecek.

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, tüm Manisalıları bu gurur dolu geceyi hep birlikte paylaşmaya ve Cumhuriyet coşkusunu meydanlarda büyütmeye davet etti.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Maratonun Renkleri” Fotoğraf Yarışmasının Kazananları Belli Oldu

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Konya Yarı Maratonu kapsamında düzenlenen “Maratonun Renkleri” fotoğraf yarışmasının sonuçları belli oldu. 


Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Konya Yarı Maratonu kapsamında düzenlenen “Maratonun Renkleri” fotoğraf yarışması sonuçlandı.

Amatör ve profesyonel fotoğraf sanatçılarının ilgi gösterdiği yarışmada toplam 345 eser değerlendirmeye sunuldu.

Katılımcılar, objektifleriyle yalnızca sporcuları değil; mücadeleyi, heyecanı ve Konya’nın ev sahipliği ruhunu da ölümsüzleştirdi.

Alanında uzman 7 kişiden oluşan seçici kurul tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda maratonun ruhunu en etkili şekilde yansıtan eserler belirlendi.

Bu yıl ilk kez gerçekleştirilen yarışmayı Şevket Taşkın kazanırken, ikinci Göksel Yapar, üçüncü ise Muhammet Özen oldu.

Yarışmanın sonuçlarıyla ilgili detaylı bilgiye “yarisma.sporkonya.com.tr” adresinden ulaşılabiliyor.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ayvalık’ın yaşayan mutfak efsaneleri…

Geçtiğimiz cuma günü onlarca yerel firmanın katılımıyla kapılarını açan ve büyük ilgi gören Ayvalık GastroFest’in son gününde, Ayvalık’ta yarım yüzyıldan fazla süredir esnaflık yapan yerel lezzet ustaları panelde bir araya geldi.
Moderatörlüğünü Aylin Öney Tan’ın yaptığı panele; Altınova Ege Lokantası ikinci kuşak temsilcisi Mustafa Karabulut, Şeytan’ın Kahvesi’nin kurucusu Suat Kaçak, Ayvalık İmren Pastanesi temsilcisi İbrahim Kıran ve Aranan Köfteci Esat’ın kurucusu Esat Özağra katıldı.
GastroFest’e damga vuran konuşmasıyla katılımcıların ilgi odağı olan, zaman zaman güldüren zaman zaman da düşündüren sözleriyle panele renk katan Aranan Köfteci Esat’ın kurucusu Esat Özağra, babasının yanında henüz 7 yaşındayken, okul çıkışlarında çalışmaya başlayarak köftecilik mesleğine adım attığını anlattı. 77 yaşına rağmen işinin başından bir dakika bile ayrılmadığını söyleyen Özağra, mesleğine duyduğu bağlılığı vurguladı.
“Herkes çocuğunu okutsun ama meslek sahibi de yapsın”
Yaklaşık 70 yıldır kasaptan titizlikle seçtiği etlerden kıyma yaptırdığını ve köfteyi kendi elleriyle yoğurduğunu anlatan Esat Özağra, kendisinden sonra dükkânı kızının, damadının ve torununun sürdüreceğini belirtti.
Çırak bulamamaktan ve yeni ustalar yetiştirememekten yakınan Özağra, şunları söyledi:
“Çırak bulamıyoruz, yetiştirecek şefler bulamıyoruz. Herkes çocuğunu okutmak istiyor. Tamam, okutsunlar ama bu meslekleri kim yapacak? Gelecekte bu meslekleri sürdürecek insan bulamayacağız. Herkes çocuğunu yalnızca okutmasın; okutsa bile bir mesleğe yönlendirsin. Bize çıraklar geliyor, başını telefondan kaldırmıyor.”
Şeytan’ın Kahvesi artık bir kültür merkezi gibi
Ayvalık’ın tarihi sokaklarından biri olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında kente geldiği 13 Nisan Caddesi Palabahçe’de bulunan, kitaplığıyla kültür ve sanat etkinlikleriyle tanınan Şeytan’ın Kahvesi’nin kurucusu Suat Kaçak da kahvehanede yıllardır film ve dizi çekimleri yapıldığını söyledi.
İşletmenin adeta bir plato haline geldiğini belirten Kaçak, artık “Şeytan Kültür Merkezi” olarak anılmaya başlandığını ifade etti. Oğlu Mustafa Kaçak ve kendi adını taşıyan 20 yaşındaki torunu Suat Kaçak ile birlikte işletmeyi gelecek kuşaklara taşımayı hedeflediklerini belirten Kaçak, kahvehanenin kapısına hiçbir zaman kilit vurulmayacağını söyledi.
100 yıldır lor kurabiyesinin adresi
Ayvalık İmren Pastanesi temsilcisi İbrahim Kıran ise pastanenin kurucusu olan dayısının, 1934 yılında Ayvalık’a gelen Mustafa Kemal Atatürk’e lor kurabiyesi ikram ettiğini, Atatürk’ün de kendisini çağırarak teşekkür ettiğini anlattı.
100 yılı aşkın süredir Ayvalık’ta aynı lezzeti koruyarak coğrafi işaret tescilli lor kurabiyesi üretmeye devam ettiklerini belirten Kıran, İmren Pastanesi’nin kuşaktan kuşağa aktarılan bir aile işletmesi olarak varlığını sürdüreceğini söyledi.
Altınova’nın ilk esnaf lokantası
Baba dedesi Hüseyin Avni Güven tarafından 1942 yılında Altınova’da kurulan esnaf lokantasını, ikinci kuşak işletmeci 68 yaşındaki Mustafa Karabulut, iki oğluyla birlikte 45 yıldır yaşatıyor.
Altınova’da aile işletmesi olarak kurulan Ege Lokantası; bol kepçe servis edilen yemekleri, zeytinyağlıları, fırında harmanlanan lezzetleri ve her gün değişen menüsüyle damaklarda iz bırakan, Ayvalık’ta ayakta kalmayı başaran sayılı esnaf lokantalarından biri olmayı sürdürüyor.
Lokantanın ikinci kuşak işletmecisi Mustafa Karabulut, işletmenin üçüncü kuşağa da devredileceğini belirterek, “Büyük oğlum öğretmen ama işin başında. Küçük oğlum ise lisede mutfak, üniversitede konaklama işletmeciliği okudu. Şimdi üçüncü kuşak olarak devam ediyorlar. Ege Lokantası’nın bacasındaki duman hiçbir zaman eksik olmayacak” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun Afife gururu: Prima Facie

28. Yapı Kredi Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülüne layık görülen Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu’nun yapımı “İlk Bakışta Prima Facie”nin başrol oyuncusu Rabia Zehra Şafak ve yönetmeni Barış Ayas, üretim süreçlerini anlattı. İkili, Nilüfer’de sağlanan özgür sanat ortamının ve kurumsal desteğin bu başarıdaki en büyük etken olduğunu vurguladı.

Nilüfer Belediyesi Nilüfer Kent Tiyatrosu (NKT), 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nden “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülüyle döndü. Ödülü “İlk Bakışta Prima Facie” oyunundaki performansıyla alan Rabia Zehra Şafak ile oyunun yönetmeni Barış Ayas, prodüksiyon sürecini ve NKT’nin yıllar içinde oluşturduğu üretim anlayışını anlattı. Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun yıllara yayılan kolektif vizyonuna dikkat çeken ikili, Nilüfer Belediyesi’nin tiyatroya sunduğu katkıların Türkiye için taşıdığı önemi anlattı.

“HAYALLERİMİ SÜSLEYEN BİR ÖDÜLDÜ”

Afife Tiyatro Ödülleri’nin alanında Türkiye’nin en önemli törenlerinden biri olduğunu söyleyen Rabia Zehra Şafak, ödül anını şu sözlerle anlattı: “Benim için yeri çok ayrı olan, hayallerimi süsleyen, ‘bir gün olur mu acaba’ dediğim bir şeydi. ‘İşte oldu, başardım’ duygusundan ziyade bir patlama, rüya  gibi bir andı. Sadece bir başarı değil, insana bir sorumluluk, bir taşıyabilme güdüsü de hissettiriyor.”

Mesleğinin zirvesindeki rasyonel avukat Tessa’nın, hayatın beklemediği bir yüzüyle karşılaşmasını sahneye taşıyan Şafak, tek kişilik bir oyunun zorluklarına da değindi. Süreci, “Kaçacak hiçbir yerinizin olmadığı bir er meydanı” sözleriyle özetleyen oyuncu, “Nefesinizin, bedeninizin, ritminizin bir arada çalıştığı bu süreçte işimi en çok yönetmenimiz Barış kolaylaştırdı. Birbirimize tutunduk. Karakterin kendi içinde yaşadığı kırılmada dürüst kalmaya çalışarak ben de pek çok dönüşüme uğradım, yüzleşmeler yaşadık. Kısa sürede, kan, ter ve gözyaşıyla tamamladığımız, öğretici bir süreçti” ifadelerini kullandı.

“ÖDÜLLER YENİ BİR EŞİK”

Kazanılan ödülün mutluluk verici olmasının yanı sıra büyük bir sorumluluk da getirdiğini belirten oyunun yönetmeni Barış Ayas ise, bu başarıyı Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun uzun yıllara dayanan birikiminin yansıması olarak değerlendirdi. Seyirciyi sadece izleyen değil, deneyimleyen ve kışkırtan bir tarafa taşımak istediklerini belirten Ayas, “Nilüferli olmanın, Nilüfer’de uzun yıllardır üretim yapan, entelektüel birikimini katan herkesle beraber oluşturduğumuz bir vizyon var. Alınan adaylıklar ve ödüller bizim için sonuçtan ziyade bundan sonra ne yapacağımıza dair heyecan veren birer eşik” diye konuştu.

Yönetmenliğin yanı sıra kendisinin aynı zamanda oyuncu olmasının da çalışma sürecini kolaylaştırtığını belirten Ayas, “Düzenli olarak oyunlar oynayan, oyuncular yetiştiren bir tiyatronun giderek kendi yazar ve yönetmenlerini de çıkarması çok kıymetli. Bizim asıl amacımız yenilikçi repertuvarımızla yapılmamış olanı denemek” dedi.

NİLÜFER BELEDİYESİ’NDEN ÖRNEK TİYATRO MODELİ

Başarının temelinde Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu destek ve özgürlük alanı olduğunu belirten Rabia Zehra Şafak, “Bir belediye tiyatrosunun otosansür kullanmadan, risk alarak böyle güçlü bir kadın metnine alan açması bence çok büyük bir şey. Seyircilerin gelip ‘Ne kadar cesur bir iş ortaya koymuşsunuz’ demeleri bizi ekstra onurlandırıyor” diye konuştu.

Nilüfer Belediyesi’nin Türkiye tiyatro literatüründe ilçeler için örnek bir yapılanma kurduğunu belirten Barış Ayas da şöyle konuştu: “Nilüfer Belediyesi ve NKT olarak kentteki sanat anlayışını besleyen, diğer ilçelere örnek olan bir yapı kurduk. Meslektaşlarımız burada sadece üretmeye odaklanabiliyor. Nilüfer Belediyesi’nin sunduğu bu vizyon sayesinde herhangi bir sansürle karşılaşmadık; herkes bu işin arkasında durdu.”

İkili konuşmalarında oyunun sahnelenmesinde ve hazırlanmasında sağladıkları destekler ve katkılar için Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcıları ile Adem Mülazim, Burak Etöz, Okan Temizarabacı, Deniz Göl ve Cem Yılmazer başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarına teşekkür ettiler.

“İlk Bakışta Prima Facie” oyununu ve oyunun ele aldığı konuları farklı şehirlere taşımayı hedeflediklerini belirten ekip, hayallerinin kapsamlı bir Anadolu turnesi olduğunu ifade edere, “Kadın haklarını, adaleti ve sistemleri açıkları tartışmaya ve konuşturmaya devam edeceğiz” mesajını verdiler.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

81 İlden Lezzet ve Kültür Buluşması

Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, düzenlenen Kahramankazan Anadolu Yöresel Ürünler ve Moda Tekstil Festivali’ni ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi.

Kahramankazan Belediyesi, Tüm Anadolu İl Dernekler Konfederasyonu ve Tüm İller Eğitim ve Kültür Konfederasyonu iş birliğiyle 14-17 Mayıs tarihleri arasında 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirilen festival, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yöresel tatları ve kültürel değerleri vatandaşlarla buluşturdu.

Festival alanını gezerek stantları tek tek ziyaret eden Başkan Çırpanoğlu, esnaf ve vatandaşlarla sohbet etti. Yoğun ilgi gören etkinlikte yöresel lezzetler, el sanatları ürünleri, tekstil ürünleri ile moda ve tasarım alanındaki çalışmalar sergilendi.

Festivalin birlik ve beraberlik açısından önemli bir organizasyon olduğunu ifade eden Başkan Çırpanoğlu: “Anadolu’nun zengin kültürünü ve yöresel değerlerini Kahramankazan’da vatandaşlarımızla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu tür etkinlikler hem kültürel kaynaşmayı güçlendiriyor hem de üreticilerimize katkı sağlıyor. Festivalimize ilgi gösteren tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı