Bursa’dan dünyaya! Uluslararası sanat festivalinde sahne alacak

Sanatçı Melek Altun, Uluslararası Festivalde Türkiye’yi ve Bursa’yı Temsil Edecek

Bursa’da yaşayan, Artvin Şavşat’lı başarılı sanatçı Melek Altun, uluslararası sanat sahnesinde Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. Altun, bu yıl Giresun International Watercolor Festival kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılarla birlikte eserlerini sergileyecek.

09-12 Mayıs 2026 tarihleri arasında Giresun’da düzenlenecek festival, suluboya sanatının önde gelen isimlerini bir araya getirecek. Etkinlikte Türkiye’yi temsil edecek sanatçılar arasında yer alan Melek Altun’un, özgün tarzı ve ışık temalı çalışmalarıyla uluslararası platformda dikkat çekmesi bekleniyor.

“Feel the water. Follow the light.” temasıyla gerçekleştirilecek festivalde Melek Altun, sergi çalışmalarının yanı sıra sanat etkileşimleriyle de sanatseverlerle buluşacak.

Melek Altun’un bu önemli katılımı, hem Bursa hem de Türkiye adına gurur kaynağı olurken; sanat dünyasında giderek daha fazla adından söz ettiren Altun’un uluslararası alandaki yükselişi de dikkatle takip ediliyor.

Manisa’nın Sokakları Sanatla Renkleniyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, şehre estetik bir kimlik kazandırmak amacıyla başlattığı mural ve görsel düzenleme çalışmalarıyla cadde ve sokakları adeta birer sanat galerisine dönüştürüyor. Modern şehircilik anlayışıyla yürütülen çalışmalar, 21-26 Nisan tarihleri arasında 486’ncısı düzenlenecek olan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali öncesinde kente bambaşka bir hava kattı.

Şehrin estetik görünümünü artırmak için yürütülen projeler kapsamında, tarihi Sultan Camii’nin karşısındaki binanın dış cephesi özel bir çalışmaya ev sahipliği yaptı. Mesir macunu saçımı geleneğinin sembol ismi Hafsa Sultan’ın tasvir edildiği dev mural çalışması, bölgeye hem sanatsal bir değer kattı hem de meydanın çehresini değiştirdi. Festivalin kalbinin attığı bu noktadaki görsel dönüşüm, hem vatandaşların hem de ziyaretçilerin büyük beğenisini topluyor.

Trafolar ve Duvarlar Kültürle Süsleniyor

Sadece binalar değil, şehrin dört bir yanındaki elektrik trafoları da Manisa’nın kültürel dokusuna uygun şekilde yeniden tasarlandı. Osmanlı tarihinin önemli figürlerinden Fatih Sultan Mehmet’in resimlerinin de yer aldığı çalışmalarla gri duvarlar yerini canlı ve anlamlı görsellere bıraktı. Kent genelinde bayraklama ve süsleme çalışmaları devam ederken, 12 farklı ülkeden gelecek yabancı konuklar ve yerli turistler için estetik bir şehir kimliği oluşturuldu.

Başkan Dutlulu, “Sokaklarımız Sanatla Renkleniyor”

Yürütülen çalışmaları değerlendiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, şehri güzelleştirme hedeflerine vurgu yaparak şunları söyledi: “Sokaklarımıza sanatla renk katıyoruz. Manisa’mızın çehresini değiştirecek estetik dokunuşlara başladık. Şehrimizin duvarlarını ve trafolarını mural çalışmalarıyla süsleyerek, sokaklarımıza modern ve sanatsal bir kimlik kazandırıyoruz. Bu güzel hazırlıklar, 21-26 Nisan tarihlerinde kutlayacağımız 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusuyla birleşince Manisa’mız bambaşka bir havaya büründü. Şehrimizi güzelleştirme çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tarım ve Gıdada Akıllı Dönem Başladı!

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle; Üsküdar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Kimyagerler Derneği iş birliğinde düzenlenen “5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi”, Antalya’da başladı.

9-12 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya Kemer’de gerçekleştirilen kongre, bu yıl “Kimyadan Beslenmeye Gıda Sistemleri” temasıyla dünyanın farklı ülkelerinden uzmanları, akademisyenleri ve sektör temsilcilerini bir araya getiriyor. Kongrede, gıda alanındaki yenilikçi teknolojiler, mevcut riskler ve geleceğe yönelik fırsatlar, ulusal ve uluslararası konuşmacıların katılımıyla kapsamlı şekilde ele alınıyor.

Açılışta, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muhammet Arıcı, Kimyagerler Derneği Başkanı İkram Cengiz, TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Şerafettin Çakal ve Ülker AR-GE Başkan Yardımcısı Ali Sertakan da yer aldı.

Sağlıklı beslenme, sürdürülebilir yaşamın temelidir

Açılış konuşmasını yapan Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Kongre Başkanı Prof. Dr. Muhammet Arıcı, sağlıklı beslenmenin insan hayatındaki önemine dikkat çekerek, artan dünya nüfusu ve değişen demografik yapının beslenme alışkanlıklarını dönüştürdüğünü vurguladı.

ABD’de 2026 yılında yayımlanan yeni beslenme rehberine değinen Prof. Dr. Arıcı, “Gerçek gıdalar tüketin” yaklaşımıyla hazırlanan modelde kırmızı et ve tam yağlı ürünlerin öne çıktığını, ancak bu yaklaşımın her ülkenin kendi dinamikleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Arıcı, aşırı işlenmiş gıdalar, ilave şeker tüketimi ve sağlıklı yağlara ilişkin tartışmaların sürdüğünü kaydetti.

Tüketici davranışları değişiyor!

Küresel ölçekte açıklanan 2026 yılı gıda tüketim trendlerine de dikkat çeken Prof. Dr. Arıcı, tüketicilerin artık yalnızca fiyat odaklı değil; kalite, şeffaflık ve gerçek fayda arayışında olduğunu söyledi. Gıdanın kaynağına ilişkin bilgi talebinin arttığını belirten Prof. Dr. Arıcı, dijitalleşmenin de gıda sektöründe belirleyici bir rol oynadığını ifade etti.

Belirsizlik dönemlerinde tüketicilerin güvenilir ve tanıdık markalara yöneldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Arıcı, çok duyulu deneyimlerin ve dijital platformların gıda endüstrisinde büyümeyi desteklediğini dile getirdi.

Gıda israfı ve açlık çelişkisi!

“Dünyanın bir tarafında milyar tonluk gıda çöpe atılırken bir tarafta da açlık var.” diyen Prof. Dr. Arıcı, küresel iklim değişikliği, savaşlar ve gıdaya erişimdeki eşitsizliklerin milyonlarca insanı etkilediğini vurguladı

Gıda güvenliği artık ulusal güvenlik meselesi

Kimyagerler Derneği Başkanı İkram Cengiz, kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, gıda sistemlerinin küresel ölçekte ciddi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurguladı. İkram Cengiz, artan nüfus, kentleşme, sınırlı doğal kaynaklar ve derinleşen iklim krizinin gıda sistemleri üzerinde hem nicelik hem de nitelik açısından büyük bir baskı oluşturduğunu ifade etti.

Gıda arzının teorik olarak dünya nüfusunu beslemeye yeterli olduğuna dikkat çeken Cengiz, üretimden tüketime uzanan süreçte yaşanan yapısal sorunların bu potansiyelin etkin kullanılmasını engellediğini belirtti. İsraf, erişim eşitsizliği ve dağıtım problemlerine işaret eden İkram Cengiz, “Her yıl milyarlarca ton gıdanın kaybedildiği bir sistemde, gıda güvencesi sorununun yalnızca üretim artışıyla çözülemeyeceği açıktır.” dedi.

İklim değişikliği üretimi tehdit ediyor!

İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin giderek daha belirgin hale geldiğini kaydeden İkram Cengiz; su kıtlığı, toprak kalitesindeki düşüş, biyolojik çeşitlilik kaybı ve öngörülemeyen iklim olaylarının üretimin sürekliliğini tehdit ettiğini söyledi. Modern tarım uygulamalarının önemine değinen İkram Cengiz, gıda güvenliğinin yalnızca üretim miktarıyla değil; kalite, saflık, izlenebilirlik ve insan sağlığıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Gıda kimyası sürdürülebilirliğin anahtarıdır”                       

Gıda kimyasının bu noktada kritik bir rol üstlendiğini belirten İkram Cengiz, “Gıda kimyası yalnızca bir disiplin değil; güvenli üretimin bilimsel temeli, kalitenin ölçüm standardı ve sürdürülebilirliğin anahtarıdır.” ifadelerini kullandı.

Cengiz, amaçlarının sadece daha fazla üretim değil; daha verimli, güvenli, şeffaf ve sürdürülebilir bir gıda ekosistemi oluşturmak olduğunu dile getirdi.

Geleceğin anahtarı Ar-Ge ve inovasyonda…

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı Dr. Şerafettin Çakal, kongrede yaptığı konuşmada, gıda, tarım ve Ar-Ge arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekti. Dr. Şerafettin Çakal, “İnsanlığın geleceği gıdaya, gıdanın geleceği tarıma, tarımın geleceği ise Ar-Ge ve inovasyona bağlıdır” dedi.

Küresel ölçekte ülkelerin gelişmişlik düzeylerine ilişkin teorilere değinen Dr. Çakal, bilgiye ve Ar-Ge’ye yatırım yapan toplumların sürdürülebilir şekilde geliştiğini belirterek, “Hem ülkeler hem şirketler hem de bireyler için gelişmenin temelinde Ar-Ge yer alıyor” ifadelerini kullandı.

Tarım ve gıdada akıllı dönem başladı… 

Gıda sistemlerinin tarihsel gelişimine de değinen Dr. Çakal, insanlığın avcı-toplayıcı dönemden tarım devrimine, oradan sanayi ve “Yeşil Devrim” sürecine uzanan bir dönüşüm yaşadığını anlattı ve sanayi devrimiyle birlikte üretimde büyük artış sağlandığını ancak yoğun kimyasal kullanımının sürdürülebilirliği zorladığını belirtti.

Günümüzde ise “Akıllı Tarım” ve “Akıllı Gıda” dönemine geçildiğini ifade eden Dr. Çakal, biyoteknoloji, nanoteknoloji ve bilişim teknolojilerinin tarım ve gıda üretiminde belirleyici hale geldiğini söyledi. Dr. Çakal, gelecekte kişiye özel beslenme sistemlerinin öne çıkacağını da vurguladı.

“Sorun üretim değil, sistem”

Dünyada kişi başına yeterli gıda üretimi yapılmasına rağmen açlık, obezite ve israfın bir arada yaşandığına dikkat çeken Dr. Çakal, sorunun üretimden ziyade dağıtım ve sistemsel aksaklıklardan kaynaklandığını ifade etti. Dr. Çakal, sürdürülebilirliğin yalnızca teknik değil, aynı zamanda etik bir mesele olduğunu belirtti.

İklim değişikliği ve biyoçeşitlilik uyarısı!

İklim değişikliğinin insan faaliyetlerinin sonucu olduğunu vurgulayan Dr. Çakal, kuraklık, sel ve küresel ısınmanın tarımsal üretimi tehdit ettiğini söyledi ve tarımın temelini oluşturan toprak, su ve biyoçeşitliliğin korunmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.

“Her ülke kendi gıdasını üretmeli”

Küreselleşmenin gıda, tohum ve ilaç sektörlerinde yoğunlaşmaya yol açtığını belirten Dr. Çakal, pandemiler, savaşlar ve ambargoların gıda güvenliğini daha kritik hale getirdiğini ifade etti. Dr. Çakal, “Ülkelerin kendi gıdasını üretmesi, Ar-Ge kapasitesini geliştirmesi ve dışa bağımlılığı azaltması gerekir.” dedi.

TAGEM genetik kaynakları koruyor

TAGEM’in çalışmalarına da değinen Dr. Çakal, kurumun bitki ve hayvan genetik kaynaklarını koruma ve ıslah etme görevini yürüttüğünü söyledi. Türkiye genelinde 50 araştırma enstitüsü ve 2 bin 500 araştırmacıyla faaliyet gösterdiklerini belirten Dr. Çakal, gen bankalarıyla genetik çeşitliliğin güvence altına alındığını ifade etti.

TAGEM’in bugüne kadar tarla bitkilerinde 1048, bahçe bitkilerinde ise 1076 çeşit geliştirdiğini aktaran Dr. Çakal, Türkiye’deki sertifikalı tohum üretiminin önemli bir bölümünün bu çalışmaların sonucu olduğunu kaydetti.

Gıda güvenliğinden üretim süreçlerine kadar geniş bir alanda Ar-Ge çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Dr. Çakal, bilim ve teknolojinin sürdürülebilir gıda sistemlerinin temelini oluşturduğunu belirtti.

“Türkiye’den dünyaya teknoloji ve inovasyon ihraç ediyoruz”

Ülker Ar-Ge Başkan Yardımcısı Ali Sertakan, şirketin Ar-Ge, inovasyon ve küresel büyüme stratejilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, oluşum olarak yalnızca bir gıda üreticisi değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve bilgi ihraç eden bir yapıya dönüştüğünü vurguladı.

Dijitalleşme rekabet için zorunlu

Konuşmasında dijital dönüşümün önemine dikkat çeken Sertakan, akıllı fabrikalar, otonom sistemler ve yapay zekâ destekli üretim modellerine yatırım yaptıklarını söyledi. Endüstri 4.0 uygulamalarının rekabet gücü açısından kritik olduğunu belirten Sertakan, büyük veri analitiği ve otomasyon sistemlerinin üretim süreçlerinde aktif şekilde kullanıldığını ifade etti.

Dr. Salih Tuncay: “Kamu, Üniversite, Özel Sektör’ü bir araya geliyor…”

Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi, Kongre Başkan Yardımcısı Dr. Salih Tuncay ise kongre kapsamında kamu, üniversite ve özel sektör temsilcilerinin bir araya getirildiğini belirterek, bu işbirlikleriyle gıda alanındaki bilimsel çalışmaların uygulamaya aktarılmasının amaçlandığını kaydetti.

Kongrenin ilk gününde yoğun katılım olduğunu dile getiren Tuncay, ‘Bugün itibarıyla 300’e yakın giriş görüyoruz. Günübirlik katılımcılarla bu sayının 400’e yaklaştığını söyleyebiliriz. Kongre sonunda 400’ü aşmasını ve 500’e yaklaşmasını bekliyoruz.’ dedi.

Konusunda uzman isimler Gıda Kimyası temelli güncel konulara değindi 

Kongrede Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan “Gıda İşleme Teknolojileri, İlişkili Kayıplar ve Güncel Teknolojik Yaklaşımlar” başlıklı sunum yaptı. 

Kongrede, Prof. Dr. H. Funda Karbancıoğlu Güler (İTÜ) “İklim Değişikliği ve Mikotoksinler: Riskler ve Stratejiler”, Prof. Dr. Osman Sağdıç (YTÜ) “Gıda Zehirlenmesi ve Adli Tıp Perspektifinden Değerlendirilmesi”, Prof. Dr. Esra Çapanoğlu (İTÜ) “Biyoaktif Bileşenlerin Değerlenmesinde Döngüsel Biyoekonomi Yaklaşımları”, Prof. Dr. Durmuş Özdemir (İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü) “Gıda Analizinde Kemometrik Uygulamalar”, Prof. Dr. Mustafa Yaman (Sabahattin Zaim Üniversitesi) “Besinlerde Oluşan İleri Glikasyon Ürünlerinin Metabolik Hastalıkların Gelişimi ve İlerlemesindeki Rolü”, Prof. Dr. Mükerem Kaya (Atatürk Üniversitesi) “Et ve Deniz Ürünlerinde Nitrozaminler”, Prof. Dr. Sercan Karav (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi) “Konak-Mikrobiyota Etkileşimleri ve Yenilikçi Fonksiyonel Gıda Tasarımı”, Doç. Dr. Mustafa Bener (İstanbul Üniversitesi) “Gıda Antioksidan Tayinine Genel Bir Bakış: Geçmişten Günümüze Yaklaşımlar”, Doç. Dr. Urartu Şeker (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) “Mikrobiyal Gıda Sistemlerini Mühendisliği: Sentetik Biyolojiden Sürdürülebilir Beslenmeye”, Doç. Dr. Yunus Emre Tunçil (Necmettin Erbakan Üniversitesi) “Yapıdan İşleve: Diyet Lifi Kimyası Kolon Mikrobiyomu Modülasyonunu Nasıl Yönlendiriyor?” başlıklı sunum gerçekleştirdi

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Kültür Üzerine” Söyleşi Dizisinin Nisan Ayı Konuğu Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan Oldu!

Dr. Ziya Taşkent’in sunduğu “Kültür Üzerine” başlıklı söyleşi serisi, kültür kavramını tarihî kökenlerinden günümüzün dönüşen dinamiklerine kadar çok boyutlu bir biçimde ele almayı amaçlıyor. Her oturumda alanında uzman isimler kültür kavramına kendi perspektiflerinden bakıyorlar. Nisan ayında Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan, kültürün ekonomik ve endüstriyel izdüşümleri üzerine konuştu.

“Kültür Üzerine” adlı söyleşi dizisi, kültürün toplumsal yapı, kimlik, şehir, ekonomi ve teknolojiyle kurduğu karmaşık ilişkilere odaklanıyor. Dr. Ziya Taşkent’in sunduğu söyleşide Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan, “Kültür Ekonomisi ve Kültür Endüstrileri” konusunu ele aldı. Söyleşi, 9 Nisan Perşembe akşamı saat 19.30’da Zeytinburnu Kültür Sanat’ta başladı.

“Kültürün ekonomik değer oluşu, sosyal faktörleri de beraberinde getiriyor.”

Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan, kültür ekonomisinin sosyal faktörlerden bağımsız düşünülemeyeceğine vurgu yaptı:

 “Kültürün çok geniş anlamlı bir antropolojik tanımı var. Bu, hayatımızın farklı alanlarına da sirayet ediyor. Bunun ekonomik izdüşümü çok daha geniş. Kültür endüstrisi ile ilgili üretimi de takip ediyoruz. Ama kültürün bir ekonomik değer olması, aynı zamanda belirli sosyal faktörleri de beraberinde getiriyor.”

 “Kültür alanında yeni jenerasyon bürokratlar yetiştirmeliyiz.”

Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan, kültür ekonomisi ve endüstrisi ile ilgili önerilerini dinleyicilerle paylaştı:

 “Türkiye’de kamu politikalarını yapan aktörlerin bu alana eğildiklerini, bu alana yönelik önemli çabalar içinde olduklarını görüyoruz. Benin buradaki en önemli hassasiyetim yeni jenerasyon bürokrat yetişmesi. Bu olursa önümüz açık. Bunu kamu politikası haline getirmek için daha üst düzey yöneticilerin bu alana sahip çıkacağına dair önemli bir umut taşıyorum. Aynı zamanda gençler de bu alana sahip çıkmalı.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ege Mobilya Kağıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği’nde Ali Fuat Gürle güven tazeledi

Mobilya, kâğıt ve odun dışı orman ürünleri sektörlerini temsil eden Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin genel kurulunda mevcut Başkan Ali Fuat Gürle 4 yıl için tekrar başkanlığa seçildi.

Genel kurulda konuşan Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, 2022-2026 döneminde sektörel ticaret heyetleri, alım heyetleri, fuarlar, URGE projeleri ve tasarım yarışmalarıyla en yoğun faaliyet gösteren birliklerin başında geldiklerini, bundan dolayı gurur duyduklarını 2026-30 döneminde etkinliklerini artırarak yollarına devam edeceklerini kaydetti. Gürle, “2026 yılında yapacağımız fuarlar, sektörel ticaret heyetleri ve alım heyetleriyle 1 milyar dolar ihracat hedefine ulaşacağız” şeklinde konuştu.

81 firmanın katılımıyla ticaret heyetleri ve alım heyeti düzenledik

Mobilya sektörü açısından kur–maliyet dengesinin bozulduğu, hammadde ve enerji maliyetlerinde artışın yaşandığı süreçte esnek üretim ve tasarım gücüyle ayakta kaldıklarını vurgulayan Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, 4 yıllık dönemde 8 ülkeye sektörel ticaret heyetleri yaptıklarını, İzmir Mobilya Fuarı’yla da eş zamanlı Alım Heyetleri yaptıkları bilgisini verdi. Güngör; “Birliğimizin koordinasyonunda yürütülen UR-GE projeleri kapsamında, Aegean Furniture projemiz ile 34 firmamıza eğitimler verdik, Çin’de (Şangay & Guanco) fuar ziyareti ve yurt dışı pazarlama faaliyetleri düzenledik. Güney Afrika, Fas, Hindistan, Irak, Suudi Arabistan, ABD, Romanya ve Bulgaristan’a düzenlediğimiz ticaret heyetlerine Türkiye’nin dört bir tarafından 139 firmamız katıldı. Ticaret heyetleri firmalarımıza önemli fırsatlar sundu. Bunlara ek olarak, ABD’nin en büyük e-ticaret platformlarından Wayfair ile İzmir’de 14 firmamızın bir araya geldiği alım heyeti gerçekleştirdik. Bu faaliyetler, Türk mobilyasının uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artırmakta kritik rol oynadı” ifadelerini kullandı.

Tasarım projelerimiz artarak devam etti

Tasarım alanında yenilikçi projelere devam ettikleri mesajını veren Güngör şöyle devam etti: “2025 yılında 5. Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması düzenlendi ve genç tasarımcılarımızla ihracatçı firmalarımız aynı platformda buluşturuldu. Ayrıca Design2Prototype Mobilya Eko-Tasarım Çalıştayı ile sürdürülebilir malzemelerle üretilen prototipler geliştirilip sergilendi.”

Mobilya sektöründe ilk fuar milli katılımımızı yapacağız

2026 yılı faaliyetlerinin yoğun geçeceğini vurgulayan Güngör; “UR-GE projelerimiz devam edecek, Las Vegas HD Expo & Conference kapsamında milli katılım organizasyonu ile Türk mobilyası, hospitality ve contract segmentlerinde uluslararası alıcılarla buluşacak. Mobilyalarımız şu anda yolda gidiyor. Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’nın 6. edisyonu ile tasarım kültürünü desteklemeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Odun Dışı Orman Ürünleri Teknik Komitesini kuruldu

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Altuntaş, Türkiye’nin kekik ihracatının yüzde 94’ünün Ege Bölgesi’nden yapıldığını, odun dışı orman ürünleri sektöründe defne, adaçayı, biberiye, ıhlamur gibi ürünlerde ihracat artışı için üretici bölgelerde “Üretici Bilgilendirme Toplantıları” yaptıklarını, Avrupa Baharat Birliği ve Amerika Baharat Birliği’yle yoğun temas halinde olduklarını vurguladı.

“2025’te odun dışı orman ürünleri sektörü için EİB Odun Dışı Orman Ürünleri Teknik Komitesi kuruldu” diyen Altuntaş; “Komite, sektörün teknik sorunlarını proaktif şekilde ele alarak uluslararası mevzuata uyum süreçlerinde üyelerimizi bilgilendirdi. Avrupa ve ABD baharat birlikleriyle yürütülen iş birliği ve lobicilik faaliyetleri de sektörümüzün dünya pazarındaki etkinliğini artırdı” şeklinde konuştu.

Kâğıt ve Ambalaj sektöründe 3 fuar 1 tasarım yarışması düzenlenecek 

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin kağıt ve ambalaj sektörüne yönelik sürdürdüğü projeler hakkında bilgi veren Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer, kâğıt ve ambalaj sektörünün ihracat lideri olduğunu, sektörün ihracat potansiyelini yukarı taşımak için 2026 yılında üç fuara Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştireceklerini vurguladı.

3-5 Haziran 2026 tarihlerinde Abu Dhabi’de, 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Londra’da düzenlenecek Paper & Tissue Show Fuarlarına Milli Katılım Organizasyonu için çalışmalarının sürdüğü bilgisini veren Kemer, “Bu fuarlarda kâğıt, hijyen ürünleri, nonwoven ve ambalaj sektörlerinden firmalarımız bölgedeki uluslararası alıcılarla buluşacak. Rusya’nın Moskova kentinde 16–19 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan RosUpack 2026 Fuarı’na yönelik Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürdürülebilir ve yenilikçi tasarımları teşvik etmek amacıyla 1. Papirüs Ambalaj Tasarım Yarışmasını hayata geçireceğiz. Bu yarışma, katma değerli ihracatın güçlendirilmesine ve sektörün uluslararası rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayacak” diyerek sözlerini noktaladı.

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2026 yılı iş programı ve bütçesi kabul edilirken, seçime tek aday olarak giren Ali Fuat Gürle, 45 oyla 4 yıl için Başkanlığa seçildi. Mevcut Yönetim Kurulu’ndan; Hikmet Güngör, Ferit Kora, Engin Çakmak, Şeyma Başterzi, Metin Güreler ve Kazım İlter Gürel yeni listede yerlerini korurken, Bahadır Enes Helvacı, Mustafa Yurteri, Etem Uyar ve Şükrü Altuntaş bu dönem Yönetim Kuruluna giren isimler oldu.

Denetim Kurulu’nda İmran Yük ve Özge Ertuğrul Parlas bu dönemde de görevlerini sürdürürken, Mehmet Türer Denetim Kuruluna giren yeni isim oldu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Cannes Film Festivali’nin Altın Çağını Mercek Altına Alıyor

Ara Güler Müzesi, foto muhabirliği ve fotoğraf sanatının ulusal ve uluslararası alanda ün kazanmış en önemli temsilcilerinden biri olan Ara Güler’in Cannes Film Festivali’nde farklı yıllarda çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan CANNES! başlıklı yeni sergisini 22 Nisan’da sanatseverlerle buluşturuyor. Ara Güler arşivinden ilk kez gün ışığına çıkan fotoğrafların yer aldığı sergi, sinemanın en parlak ve yenilikçi yıllarına odaklanıyor. CANNES! 22 Nisan-11 Ekim 2026 tarihleri arasında Ara Güler Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

1950’li yılların sonu ve 1960’lı yıllar, sinema tarihi için olduğu kadar Cannes Film Festivali açısından da belirleyici bir dönemi temsil ediyor. Cannes, bu yıllarda filmler kadar sinemacıların, oyuncuların ve onların etrafında oluşan kültürel atmosferin de merkezinde yer alıyor. Fransız Rivierası’nın ünlü sahil şeridi La Croisette boyunca uzanan plajlar, oteller ve kalabalıklar dönemin ışıltısını ve festivalin cazibesini besleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor. Sergiye adım atan ziyaretçileri karşılayan fotoğraflar da bu atmosferi yansıtıyor. Kırmızı halının pırıltısı kadar, festivalin gündelik akışı ve sürpriz karşılaşmalar da görünür hale geliyor. 

Ara Güler Müzesi’nin yeni sergisi CANNES! sinemanın, şöhretin ve Fransız Rivierası’na özgü yaşam tarzının iç içe geçtiği bir dönemi, Ara Güler’in kendine özgü bakışıyla gözler önüne seriyor.

CANNES! sergisinde Brigitte Bardot, Sophia Loren, Monaco Prensesi Grace Kelly, Federico Fellini, Orson Welles, Jean Cocteau, Michelangelo Antonioni, Kim Novak ve François Truffaut gibi dönemin pek çok ikonik sinema figürünün Ara Güler tarafından çekilmiş fotoğrafları yer alıyor. Sergiyi oluşturan kareler, yalnızca tanınmış isimleri değil, sinemanın büyüsünü ve bir dönemin ruhunu bugüne taşıyor. Ara Güler, Cannes’ı yalnızca yıldızların sahnedeki ya da kırmızı halıdaki anlarıyla değil, festivalin arka planındaki gündelik sahnelerle birlikte anlatıyor. Şöhreti Cannes’da yakalamaya çalışanları, foto muhabirlerini, hayran kitlelerini bazen bir arada bazen de bir yıldız ile aynı karede buluşturuyor. Böylece izleyiciye festivalin gerçek ritmini ve atmosferini hissettiriyor.

Sergi, üç ana anlatı etrafında kurgulanıyor. Sahne bölümünde Cannes, La Croisette boyunca uzanan plajları, otelleri ve kalabalığıyla bir film seti gibi ele alınıyor. Gündelik hayat ile sinema dünyası arasındaki geçişler, Ara Güler’in karelerinde görünür hale geliyor. Festival bölümünde film gösterimleri, basın toplantıları ve ödül törenleri merkeze alınıyor. İzleyenler ve izlenenler arasındaki ilişki bu bölümün odağını oluşturuyor. Kutlama bölümünde ise festivalin renkli gece hayatı sahil boyunca yapılan partiler, davet ve kutlamalar ile ortaya çıkıyor.

Festivalin Görsel Hafızası

 Ara Güler, Cannes Film Festivali’ne ilk kez 1957 yılında gidiyor. İzleyen yıllarda festival zamanlarında Cannes’ı düzenli olarak ziyaret ediyor ve yaptığı foto-röportajlar Yeni İstanbul gazetesi ile Hayat Mecmuası’nda yayımlanıyor. Cannes, kendisi için sadece bir görev değil, sinemacılar ile kurduğu ilişkiler ve yaptığı sohbetler ile sinemaya duyduğu ilgi ve sevgiyi derinleştirdiği bir buluşma noktası haline geliyor.

Sergide yer alan fotoğraf seçkisine, o dönemde yayımlanmış gazetelere ait kupürler, kontakt baskılar; Ara Güler’e ait basın kartları ve festivale ait çeşitli efemera eşlik ediyor. Bu seçki, Cannes Film Festivali’nin altın çağını yansıttığı kadar Ara Güler’in foto muhabirlik pratiğini de yakından izleme imkânı sunuyor. Bu seçkinin gün yüzüne çıkmasını, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin uzun yıllara yayılan titiz tasnif, koruma ve araştırma çalışmaları mümkün kılıyor.

Kültür ve sanat alanında uzun soluklu pek çok sosyal sorumluluk platformu ve projesine destek veren Doğuş Grubu’nun Ara Güler ile yaptığı iş birliği sonucunda 2016 yılında hayata geçirdiği Ara Güler Müzesi’nin CANNES! sergisi, 22 Nisan-11 Ekim 2026 tarihleri arasında, pazartesi günleri hariç salı-cumartesi 10.00-18.00, pazar günleri ise 12.00-18.00 saatlerinde bomontiada’da ziyaret edilebilir. Giriş ücretsizdir. 

Müze mağazası için sergiye özel hazırlanan ürünler ise, CANNES! sergisini, müze deneyiminin ötesine taşıyarak ziyaretçilere bu dönemi hatırlatan hediyelikler sunuyor. Ayrıntılı bilgi için Ara Güler Müzesi web sitesi ziyaret edilebilir ve sosyal medya hesabı takip edilebilir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

HERITAGE İstanbul, 10 binin üzerinde ziyaretçi ağırladı

Bu yıl 9. kez “Geçmişe Gelecek Sağla” sloganı Yenikapı Avrasya Fuar ve Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen HERITAGE İstanbul, Türkiye’den ve dünyanın farklı coğrafyalarından 10.560 ziyaretçi ve 142 katılımcıya ev sahipliği yaptı. Konferans serisi, Miras Sohbetleri ve atölye çalışmalarının yoğun ilgi gördüğü kültür mirası fuarı bu yıl ilk kez 7 bin m2 alanda ziyaretçilerini ağırladı.

 

Türkiye’nin kültürel miras alanındaki en kapsamlı organizasyonlarından biri olan Heritage İstanbul, bu yıl dokuzuncu kez ziyaretçilerini ağırladı. Restorasyon, arkeoloji, müzecilik ve kütüphanecilik alanlarını bir araya getiren etkinlik, bu yıl 1–4 Nisan tarihleri arasında Yenikapı Avrasya Fuar ve Gösteri Merkezi’nde düzenlendi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği, T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Milli Saraylar ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi desteğiyle gerçekleştirilen fuar, “Geçmişe Gelecek Sağla” sloganı ile ziyaretçilerini sektör paydaşları ile bir araya getirdi.

10 binden fazla ziyaretçi, 142 katılımcı Heritage İstanbul 2026’nın 9ncu edisyonunda ilk kez Yenikapı’daki geniş fuar alanında gerçekleşti. Yaklaşık 7 bin metrekarelik alanda organize edilen fuar, sergi alanlarının yanı sıra konferanslar, atölyeler ve sektörel buluşmalarla dört gün boyunca yoğun bir içerik sundu. Tarihi Yarımada’daki restorasyon, kazı ve müzecilik çalışmaları yanısıra tüm Türkiye’den örnekler fuarın ana konferans başlıkları arasında yer alırken, ülkemizin önemli miras alanlarında yürütülen çalışmalar, konferans ve panellerde uzmanlar tarafından ele alındı. 142 ulusal ve uluslararası katılımcının yer aldığı fuar, 10.560 ziyaretçiyi ağırladı. Dünyanın farklı ülkelerden kurum ve kuruluşların katılımıyla gerçekleşen etkinlik, kültürel miras alanında uluslararası iş birliklerine de zemin hazırladı.

 

HERITAGE Projeleri Kurucusu Osman Murat Akan 9. Edisyonla ilgili yaptığı açıklamalarda: “Fuarın 9. edisyonunu geride bıraktık. HERITAGE İstanbul, istikrarlı büyümesi ile sadece Türkiye’nin değil bulunduğumuz coğrafyanın en büyük kültürel miras fuarı. Artan ziyaretçi sayısı ve katılımcıları ile emeğimizin karşılığını almaktan son derece mutluyuz. Sahadan aldığımız dönüşler, bize gelen yorumlar başarılı bir fuar geçirdiğimizi doğruluyor. Ekibimle sıradaki buluşmalarımız için çalışmaya başlıyoruz, sırada Orta Asya ve savaş sona erince Orta Doğu edisyonları olacak.”

 

Açılış Konuşmaları İstanbul Valisi Davut Gül ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan’dan 9. HERITAGE İstanbul, yalnızca mevcut mirasın korunmasına değil, aynı zamanda yeni teknolojiler, sürdürülebilir restorasyon yaklaşımları ve disiplinler arası iş birlikleriyle kültürel mirasın geleceğine odaklanan fuarın açılış konuşmasını Heritage Projeleri Kurucusu Osman Murat Akan gerçekleştirdi. Açılış seremonisinde sırası ile Arkeolog, Editör, Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Yöneticisi, Heritage İstanbul Danışma Kurulu Üyesi Neziz Başgelen, İstanbul İli Fatih İlçesi Belediye Başkanı ⁠Mehmet Ergün Turan, Arkeolog, Heritage İstanbul Danışma Kurulu Başkanı ⁠Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Sharjah Miras Enstitüsü Başkanı Dr. Aziz Almusallam, Moskova Hükümeti Bakanı, Moskova Şehri Ekonomik ve Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkanı Sergey Cheryomin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, T.C. İstanbul Valisi Davut Gül konuştu.

 

Silahlı Çatışmalarda Kültürel Varlıkların Korunması

 

İkinci günde ise Blue Shield International Başkanı Prof. Dr. Peter Stone tarafından düzenlenen “Silahlı Çatışmalarda Kültürel Varlıkların Korunması” başlıklı konferans ve AHTAR Vakfı kurucusu Prof.Dr. Amr Al-Azm’ın “Yasadışı Trafik Ağı: Sosyal Medya Üzerinden Tarihi Eser Kaçakçılığı” sunumları öne çıktı. “Yazılı Hafızanın Kültür Muhafızı: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı” sunumu Dr. Çoşkun Yılmaz tarafından aktarıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Rahmi Asal, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Yeni Teşhir Tanzim Çalışmaları’nı anlattı. “Türkiye’nin Doğal Miras Yönetimi” konusu Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nden Fahrettin Ulu’nın sunumu ilgiyle izlendi. Üçüncü günün dikkat çeken konuşmaları arasında “Bir Müze Bin Hikâye: Ayrışan Dünyada Birleştiren Müzeler” başlığı Ayşegül Okan Sağlam, Çelenk Bafra, Doç. Dr. Esra Yıldız tarafından ele alındı. Sharjah Miras Enstitüsü’nden Sultan Alhussaim “Sharjah’taki Restorasyon Projeleri”ni, Moskova Mimarlık Enstitüsü’nden Prof. Dr. Larisa Lazareva “Moskova’nın Tarihi Çevresi, Kültürel Miras Restorasyonuna Örnekler” başlıklarını aktardı.

 

Kapanışta “Tarihi Eserlerin Üzerindeki Savaş Etkileri”, “Kültürel Diplomasi Ekseninde Kültür Varlıklarının İadesi” ve Patrik 1.nci Bartholomeos vardı

Fuarın son gününde savaş sonrası yeniden imar projeleri, kültürel varlıkları üzerindeki savaş etkileri yanı sıra Bitlis’in kültürel mirası tartışıldı. “Bitlis’in Kültürel Mirasını Koruma Üzerine Kamu, Üniversite ve Özel Teşebbüs İş Birliği” başlıklı panelde kentteki tarihi El Aman Han’ın restorasyonu, tarihi Bitlis evleri, Bitlis Deresi çevresinde yapılan kentsel dönüşüm çalışmaları gibi konulara değinildi. “Yapay Zeka Çağında Kültürel Mirasın Korunması ve Erişimi: Kütüphanelerin Stratejik Rolü” başlıklı panelde kütüphaneciliğin geleceği masaya yatırıldı. Bunun yanı sıra fuarın son günü İstanbul Ortodoks Patrikhanesi Patriği ve İstanbul Başpiskoposu Patrik 1. Bartholomeos, “Kültürel Miras Çalışmaları Odağında Toplumumuz ve İstanbul Rum Patrikhanesi” başlıklı bir konuşmasını gerçekleştirdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şehir Tiyatroları Kahraman İtfaiyecilerin Hikayesini “İtfaiyecinin Sırrı” Oyunuyla Anlatıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Çimen Turunç Baturalp’in yazıp yönettiği İtfaiyecinin Sırrı” adlı yeni çocuk oyununu seyirciyle buluşturuyor.

İstanbul İtfaiyesi’nin iş birliğiyle sahnelenen 2025-2026 sezonunun yeni çocuk oyunu “İtfaiyecinin Sırrı”, 12 Nisan 2026 Pazar günü saat 12.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ilk gösterimini yapıyor.

Oyun Konusu (6+ Yaş)

Ağaçta kalan minik kediyi mahalleli kurtaramayınca çağırılan itfaiye yetişir ve kediyi kardeşine kavuşturur. Huzurlu geceyi dumanlar kaplayınca minik kediler miyavlayarak mahalleliyi uyandırır. Yangın çıkmıştır ve evde yalnız yaşayan huysuz yaşlı amca uyumaktadır. İtfaiye gelir ve korkusuzca yangına müdahale eder, kediler çok etkilenmişlerdir ve itfaiyeci olmaya karar verirler.

“İtfaiyemiz Kahramandır!”

Oyunun yönetmeni Çimen Turunç Baturalp “İtfaiyecinin Sırrı”nı şöyle anlatıyor:

“İtfaiyecinin Sırrı” itfaiye teşkilatını ve yaşamımızdaki vazgeçilmez yerini örneklerle anlamaya, anlatmaya çalışan bir çocuk oyunu olmak üzere yola çıktı ve tarihi yangınları ile ünlü şehrimizde, her yıl yangınlarla yok olan hektarlarca ormanımızda, yaşamı korumak adına canlarını hiçe sayan gerçek kahramanlarla tanıştırdı bizi.

Daha yakından tanıdıkça gördük ki, yaşayan her varlığa duyulan koşulsuz sevginin ve yaşam hakkına duyulan sonsuz saygının “kahramanlaştırma gücü” olurmuş…

Kimi zaman alevlerin, dumanın, kimi zaman buz gibi suların içine gözünü kırpmadan dalıp, ömründe ilk kez göreceği bir canı kurtarmak için kendi canını tehlikeye atmaktan daha kahramanca ne olabilir?

Yananlarla yürekler de kavrulurken, itfaiyecinin kalbi farklı bir ritimde atar:

“Ormanları yansa da yurdunun….

Gözlerinde yaş, elinde hortumun,

Dalınca ağaçların arasına,

Çılgınca koşturacak seni umudun”

İmdat çığlığını duyar duymaz, hep birlikte dualarını eder, “Herkesin kaçtığı yere, koşar bizim itfaiye…”

Çünkü bizim “itfaiyemiz kahramandır!”

Dramaturgisini Dilek Tekintaş’ın, müziğini Orçun Tekelioğlu’nun, koreografisini İlkem Ulugün’ün, dekor tasarımını Gamze Kuş’un, kostüm tasarımını Sebahat Çolakoğlu’nun, ışık tasarımını Murat Selçuk, Furkan Anıl Akbey’in, efekt tasarımını

Serkan Yavşan, Arıkan Demir’in yaptığı, fotoğraflarını Tuğçe Keçeci’nin çektiği oyunda Ada Serdaroğlu, Berrin Akdeniz, Deran Özgen, Elif Verit, Gizem Akkuş, Mesut Çırak, Nilay Bağ, Özgür Efe Özyeşilpınar, Yasemin Tunca, Yiğit Ali Uslu rol alıyor.

Oyun, 19 Nisan 2026 tarihinde yeniden Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

İyi seyirler…

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

OSMEK’te Üreten Kadınlar Emeklerini Sergiledi

Osmangazi Belediyesi’nin OSMEK kurslarında eğitim alan kadınların yıl boyunca hazırladığı el emeği ürünler, Mehmet Akif Mahallesi’nde düzenlenen “Geleneksel 2. Sergi” ile görücüye çıktı. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’ın katıldığı sergide, kadın emeği ve üretimin önemi bir kez daha vurgulandı.

Osmangazi Belediyesi, kadın emeğini destekleyen projeleriyle örnek olmaya devam ediyor. Kadınların üretime katılımını artırmayı ve meslek edinmelerini sağlamayı amaçlayan Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK), bu vizyon doğrultusunda önemli çalışmalara imza atarken, kursiyerlerin yıl boyunca ortaya koyduğu emekler düzenlenen sergilerle taçlandırılıyor.

Bu kapsamda, Mehmet Akif Mahallesi’nde faaliyet gösteren OSMEK kurs merkezinde hazırlanan el emeği ürünler, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’ın da katılımıyla düzenlenen “Geleneksel 2. Sergi” ile beğeniye sunuldu. Yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışan kursiyerlerin hazırladığı el sanatları ve giyim ürünleri, sergiyi ziyaret edenler tarafından büyük beğeni topladı.

“OSMEK’ Sayısını Artıracağız”

Açılışta konuşan Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, Osmangazi Belediyesi’nin kadınlara yönelik çalışmalarına verdiği önemin altını çizerek, kadın emeğinin desteklenmesinin toplumsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret etti. Yıldızhan, “Göreve geldiğimizden bu yana belediye başkanımız Erkan Aydın’ın direktifleriyle var olan OSMEK sayısını artırmak ve bu güzel binaları halkımıza kazandırma düşüncesiyle harekete geçtik. OSMEK sayısını artıracağız. Halk eğitim ile birlikte bu güzel organizasyonlar da hep birlikte devam edecek. Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Hepiniz Çok Güzel Bir Yerdesiniz”

OSMEK Mehmet Akif Kursu Sorumlusu Güler Güleç de, OSMEK’te özellikle mahallede yer alan kadınlara hitap ettiklerini vurgulayarak, “Gerek başkanlarımızın, gerek müdürlüğümüzün, gerekse halk eğitimin tüm katkılarıyla var olanı en yüksek düzeyde tutmaya çalışarak, güzel ürünler sergilemek için çaba gösteriyoruz.” ifadelerini kullanırken, Osmangazi Halk Eğitim Müdürü Zeynep Terece, kadınların üretimini çok önemsediğini belirterek, “Hepiniz çok değerli, çok güzel bir yerdesiniz. Osmangazi Belediyemizin sağlamış olduğu imkanlarla biz de elimizden geldiği kadar en güzel şartları sağlamaya çalışıyoruz. Bu anlamda belediyemize ve belediye başkanımıza teşekkür ediyorum” açıklamalarında bulundu.

Mehmet Akif Mahalle Muhtarı Osman Sakin ise güzel bir bina inşa edildiğini kaydederek, ev hanımlarının meslekler öğrenerek aile bütçesine katkı sağladığını söyledi.

El Emeği Ürünler Hayran Bıraktı

Öte yandan sergi kapsamında, ikinci kez düzenlenmenin coşkusunu paylaşmak adına özel olarak hazırlanan pasta kesildi. Kursiyerler ve katılımcılar, bu anlamlı günü birlikte kutlayarak dayanışma ve üretim ruhunu pekiştirdi. Akabinde Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, el sanatları ve giyim sınıfında yer alan sergileri dolaşarak, ürünler hakkında OSMEK yöneticilerinden bilgiler aldı. Ürünleri yakından inceleyen Yıldızhan, pek çok ürünün kalitesi ve hoş görünümünden ötürü kursiyerleri tebrik etti.

Program sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’a kursiyerlerin hazırlamış olduğu Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümüne ithafen tablo hediye edildi. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ahmet Büke, Memleketinde Okurlarıyla Buluşuyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Yunusemre Belediyesi, Gördes Belediyesi ve Manisa Şehir Tiyatrosu iş birliğiyle düzenlenen etkinliklerde Manisalı yazar Ahmet Büke, söyleşi ve imza günü programlarıyla okurlarıyla bir araya gelecek. Edebiyat ve müziğin harmanlanacağı programlarda, Büke’nin eserlerinden izler taşıyan özel bir dinleti de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek olan “Ahmet Büke Memleketinde” etkinlikleri, iki ayrı programla Manisalılarla buluşacak. İlk etkinlik, 11 Nisan Cumartesi günü saat 20.00’de Manisa Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenecek. Yazar, 12 Nisan Pazar günü saat 14.00’te ise Gördes Belediyesi Mübin Sarıoğlu Konferans Salonu’nda hemşehrileriyle bir araya gelecek. Programlar, imza etkinlikleri ile sona erecek.

Eserlerin Dünyası ve Yazım Süreci Konuşulacak

Etkinlikler kapsamında gerçekleştirilecek söyleşilerde Ahmet Büke; ödüllü eserleri ‘Deli İbram Divanı’ ve ‘Kırmızı Buğday’ odağında edebiyatseverlerle buluşacak. Yaklaşık 40 dakika sürmesi planlanan oturumlarda Büke; yazım sürecini, eserlerindeki temaları ve karakter kurgularını anlatırken, edebiyat anlayışına dair görüşlerini de katılımcılarla paylaşacak.

Söyleşiye Akademik Perspektif

Moderatörlüğünü ve katılımını Prof. Dr. Alp Yücel Kaya ile Nuray Önoğlu’nun üstleneceği söyleşiler, Ahmet Büke edebiyatına iktisat tarihi bağlamında farklı bir projeksiyon tutacak. Bu akademik dokunuş, okurlar için yazarın kurguladığı dünyayı daha derinlemesine tanıma fırsatı sunacak.

Eserlerdeki türküler dinleyicilerle buluşacak

Söyleşilerin ardından, yazarın anlatı evreninde önemli bir yer tutan türkülerin seslendirileceği özel bir konser verilecek. “Deli İbram’dan Arap Ali’ye” başlığıyla sunulacak olan ve yaklaşık 1 saat sürecek konserde; Ozan Çoban, Salih Nazım Peker ve Melih Yeşilbağ sahne alacak. Dinletide, Büke’nin kitaplarındaki atmosfere ruh veren seçkin bir repertuvar dinleyicilerle buluşturulacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı