Fedon: ’30 Yıl Bekledim Çünkü..’

Taverna müziğinin efsane ismi Fedon, oğlu Theo Kalyoncu ve Fatih Tokmakçı’nın işletmeciliğini yaptığı Zorba Taverna’da İstanbul’a muhteşem bir geceyle veda etti. Yeni şarkısı ‘Bodrum’u ilk kez seslendiren usta sanatçı, müzik dünyasına dair zehir zemberek açıklamalar yaptı.

Yaz sezonu öncesi İstanbul’daki hayranlarıyla son kez bir araya gelen Fedon, Gayrettepe’nin ikonik mekanı Zorba Taverna‘da adeta bir “magazin bombası” patlattı. İşletmesini oğlu Theo Kalyoncu ve Fatih Tokmakçı‘nın üstlendiği mekanda sahne alan usta sanatçı, hem performansı hem de dobra açıklamalarıyla geceye damga vurdu.

“ESKİSİNİN ÜSTÜNE ÇIKAMAYACAKSAM YAPMAM”

Yıllardır neden yeni bir albüm yapmadığı sorusuna sanatçı duruşuyla yanıt veren Fedon, piyasadaki tüketim hızına şu sözlerle sitem etti: “30 yıl sonra albüm çıkarıyorum; çünkü bugüne kadar eski şarkılarımın kalitesini geçecek bir iş gelmedi. Daha iyisini yapamayacağım şeyi dinleyiciye sunmam.”

“ŞARKILARI MAHVEDİYORLAR!”

Son dönemdeki cover (yeniden yorumlama) furyasına ateş püsküren sanatçı, eleştiri oklarını mutfaktaki isimlere de yöneltti: “Şarkıları resmen mahvediyorlar! Ruhunu öldürüyorlar. Burada suç sadece şarkıcıda değil; buna izin veren yapımcıda ve o düzenlemeyi yapan prodüktördedir.”

AİLE DESTEĞİ TAM: NATALİ DE İZLEDİ

Fedon’u bu özel gecesinde ailesi de yalnız bırakmadı. Mekanı hınca hınç dolduran davetliler arasında Fedon’un kızı Natali Ege’de  vardı. Babasının performansını en önden izleyen Natali, gece boyunca şarkılara eşlik ederek destek verdi.

NE VELİAHTI VAR NE DE DOSTU!

Müzik dünyasında “yalnız bir kurt” olduğunu ima eden Fedon, “Bu camiada güveneceğim kimse yok,” diyerek sitem etti. Kendisinden sonra taverna müziğini sırtlayacak bir “veliaht” görmediğini belirten usta isim ” ortalık benim gibi sakal bırakıp sahneye çıkan Fedoncuklarla dolu” dedi…

İSTANBUL’DA “BODRUM” PRÖMİYERİ

Röportajın ardından sahneye çıkan ve enerjisiyle mekanı ayağa kaldıran Fedon, bir de sürpriz yaptı. Yeni şarkısı “Bodrum” u ilk kez Zorba Taverna sahnesinde seslendiren sanatçı, tabakların kırıldığı geleneksel taverna eğlencesini zirveye taşıdı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Köy Enstitüleri’nin 86’ncı kuruluş yıl dönümü Maltepe’de kutlanıyor

Maltepe Belediyesi, Cumhuriyet’in kurmuş olduğu en önemli kurumlardan biri olan Köy Enstitüleri’nin 86’ncı kuruluş yıl dönümünü “Bozkırda Açan Ateş Çiçekleri” isimli bir dizi etkinlikle kutluyor.

Maltepe Belediyesi’nin Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 86’ncı kuruluş yıl dönümünde “Bozkırda Açan Ateş Çiçekleri” isimli sergi, belgesel, söyleşi, konser ve gezilerden oluşan etkinliklerle kutluyor. Bu kapsamda etkinlikler, araştırmacı-yazar Karabey Aydoğan’ın yıllarca bir kuyumcu titizliğiyle araştırarak topladığı enstitülere dair bilgi, belge ve fotoğraflardan oluşan “Uygarlığın Tuğlası Köy Enstitüleri” adlı sergiyle başladı. Aydoğan’ın açtığı sergiden sonra Çoşkun Yüksel ve Gülfem Gürses imzalı, Köy Enstitüleri’nde mezun olanların tanıklıklarını içeren “Mandolinli Kız” belgeseli gösterildi.

Sonrasında araştırmacı-yazar Karabey Aydoğan tarafından düzenlenen “Köy Enstitüleri ve Müzik” konulu söyleşide sınıf sınıf enstitülerde verilen müzik dersi içerikleri, hangi müzik aletlerinin çalındığı, enstitülere konuk olan ünlü eğitimciler, yazarlar ve aşıklarla dönemin fotoğraflarına yer verildi. Gecenin finalinde müzisyen Ufuk Karakoç, “Köy Enstitüsü Öğretmeni Ruhi Su’dan Türküler: Bozkırdan Yükselen Avaz” adıyla konser verdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nilüfer’de erken Osmanlı kadını ve Nilüfer Hatun’un mirası konuşuldu

Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında “Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın” başlıklı panel düzenledi. Tarihçi ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, erken Osmanlı döneminde kadının kent inşasındaki ve toplumsal hayattaki rolü tartışıldı.

Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında “Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın” paneline ev sahipliği yaptı. İki oturum olarak planlanan programın ilki, Nazım Hikmet Kültürevi’nde tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Doç. Dr. Hacer Karabağ Aslan’ın koordinatörlüğünü, Prof. Dr. Selen Durak’ın ise moderatörlüğünü üstlendiği panele; Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile akademisyenler ve araştırmacılar katıldı.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, ilçeye adını veren Nilüfer Hatun’un bıraktığı mirasa dikkat çekerek, “Nilüfer Hatun sadece bir padişah eşi veya valide sultan değil, inşa ettirdiği yapılarla kentin sosyal dokusunu örmüş ve Türk kadının toplumsal hayattaki kurucu iradesinin en somut örneklerinden biri olmuştur. Erken dönem Osmanlı kadının vakıflar aracılığıyla eğitime, sağlığa ve sosyal yardımlaşmaya sağladığı bu katkılar, bugünkü sosyal belediyecilik anlayışımızın da temel dayanaklarını oluşturuyor” diye konuştu.

Moderatör Prof. Dr. Selen Durak ise kadınların yapılı çevrenin biçimlenmesinde sadece bir kullanıcı değil, karar verici özneler olarak yer aldığını belirterek, erken Osmanlı kadınlarının kurdukları vakıflar ve inşa ettirdikleri köprüler ile kentlerin fiziksel gelişimini doğrudan etkilediklerini ifade etti.

ERKEN OSMANLI’DA KADINA AKADEMİK BAKIŞ

Açılış konuşmalarının ardından söz alan uzman isimler, erken Osmanlı tarihine dair güncel bulguları paylaştı. Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı kuruluş dönemi kroniklerinin eleştirel bir gözle okunması gerektiğini belirterek, Orhan Gazi dönemi kadın figürlerinin arka planını anlattı. Emecen, Nilüfer Hatun’un Yarhisar Tekfuru’nun kızı olma ihtimalinin zayıf olduğunu, Nilüfer ile Orhan Bey’in tanışmasının Bursa’nın fethi dönemine denk geldiğini söyledi. Emecen, Süleyman Paşa’nın annesinin de Nilüfer Hatun değil, Efendize Hatun olabileceği görüşünü paylaştı.

Araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu ise Osmanlı kroniklerinin 8 nesil sonra yazıldığını, bu nedenle bilgilerin çağdaş kaynaklarla, tahrir defterleriyle ve saha araştırmalarıyla karşılaştırılması gerektiğini belirtti. Kaplanoğlu da, Orhan Bey’in dört eşinin hikayesini bu yöntemle değerlendirerek Nilüfer Hatun’un Şile Tekfuru’nun kızı olabileceği görüşünü dile getirdi. Nilüfer adının ise Bursa Ovası’ndaki nilüfer çiçeklerinden geldiğini, derenin adını köprüden değil, köprünün adını dereden aldığını öne sürdü.

Nilüfer adının Bursa’nın kent hafızasındaki yerine odaklanan Prof. Dr. Fikret Yılmaz da, Nilüfer çayının şehir hayatındaki önemine dikkat çekerek “nilüfer odunu” geleneğinden, çayın çevresinde kurulan kahvehanelerden ve kervan meydanından söz etti. Yılmaz, Nilüfer adının kentsel kimlik açısından önemli bir nirengi noktasını olduğunu, belediyenin de bu adı taşımasının yerinde bir tercih olduğunu ifade etti.

Doç. Dr. Nilgün Elam ise sunumunda Bizans ve Osmanlı diplomasisi arasındaki evlilik ittifaklarını anlattı. Elam, Asporça Hatun’un büyük olasılıkla Bursa civarındaki bir Bizanslı soylu aileye mensup olduğunu, Nilüfer adının Yunanca kökenli isimlerle ilişkilendirilmesinin kanıtlarının zayıf kaldığını söyledi. Elam, Orhan Gazi’nin Bizans prensesi olduğu kesin olarak bilinen tek eşinin ise İmparator 6. Yannis Kantakuzenos’un kızı Theodora olduğunu vurguladı.

Panelin ikinci bölümü soru-cevap şeklinde devam etti. Katılımcıların merak ettikleri konuları konuşmacılara yönelttiği oturumun sonunda, akademisyenlere günün anısına hediye takdim edildi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bursa’nın tarihi katmanları ve mahalle kültürü Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda konuşuldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Yılmaz Akkılıç Araştırmaları Ödülü’nü kazanan araştırmacılar Gözde Kirli ve Sercan Eklemezler, Bursa’nın geçmişine ve toplumsal hafızasına ışık tutan çalışmalarını düzenlenen söyleşide paylaştı.

Nilüfer Belediyesi’nin kentin akademik birikimine katkı sunmak amacıyla düzenlediği “Yılmaz Akkılıç Araştırmaları Ödülü”nde başarılı olan araştırmacılar, Gözde Kirli ve Sercan Eklemezler, Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda İznik’in katmanlı tarihini ve Hürriyet Mahallesi’nin değişen çehresini anlattı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Hüdavendigar Salonu’nda düzenlenen “Bursa’yı Anmak, Bursa’yı Yazmak” temalı söyleşinin moderatörlüğünü Hacı Tonak yaptı.

BU ZENGİNLİĞİ GELECEĞE TAŞIMALIYIZ

İznik üzerine yaptığı araştırmayı anlatan Gözde Kirli, kentin sadece fiziksel yapılarından ibaret olmadığını vurguladı. İznik’in tarih öncesinden bu yana kesintisiz bir yaşam alanı olduğunu belirten Kirli, “İznik, tarih öncesinden beri varlığını sürdüren bir kent. Bugün hala bu kentte, surlarla beraber gündelik yaşantımızı hiç zorluk çekmeden sürdürmeye devam ediyoruz” diye konuştu.  

İznik’in stratejik, tarihi ve dini önemine de değinen Kirli, kentin neden sürekli bir mücadele alanı olduğunu şöyle açıkladı: “İznik bir ‘arzu nesnesi’ olarak tarihler boyunca ortaya çıkmış ve hep alınmak istenmiş bir yer. Bu yüzden sürekli savaşlara, tahribatlara ve depremlere maruz kalmış. Elimizdeki kent stoğu tükenmiş, yeniden yapılandırılmış. Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar her gelen kendi kültürünü getirmiş ve ciddi bir kültürel katmanlanma oluşmuş. Bugün göl altında gördüğümüz yapılar ise aslında yapıldıkları dönemde toprak üzerindeydi. Altımızda çok ciddi bir tarihi rezerv bulunuyor. Bunun için değerli madenleri de sayabiliriz. Doğru koruma politikalarıyla bu zenginliği geleceğe taşımalıyız.”

MAHALLE KÜLTÜRÜ ZAYIFLADI

Hürriyet Mahallesi’ndeki mekan ve gündelik yaşam ilişkisini inceleyen Sercan Eklemezler ise mahallenin hafızasını henüz tanıkları hayattayken kaydetmenin önemine dikkat çekti. Mahallenin kuruluş yıllarına dair ilginç bir anektodu paylaşan Eklemezler, “Mahalle ilk kurulduğunda tüm evler tek tip ve beyaz badanalıydı. İnsanlar gece vardiyasından geldiklerinde kendi evlerini bulamazlardı. Bu çok özel bir hatıradır. 1980’li yıllara kadar belediye başkanı ile mahallenin manavı aynı masada oturur, gündelik yaşamı paylaşırdı. Sonrasında ise sınıfsal ayrışmaları görüyoruz” dedi.
Günümüzdeki toplumsal değişime de parmak basan Eklemezler, mahalle kültüründeki zayıflamaya dikkat çekerek, “Eskiden çocuklar sokakta büyür, annelerimiz ekmeklerimize reçel sürerdi ve hayat böyle akardı. Ancak saha çalışmam boyunca gördüm ki, artık mahallede kimse balkonlara bile çıkmıyor. Herkes kendi özel yaşantısına çekilmiş durumda. Biz sosyologlar olarak sadece tabloyu ortaya koyuyoruz. ‘Gündelik hayatın o eski canlılığına ve sokağın aktifliğine nasıl dönebiliriz?’ bunu sorgulamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

İlgiyle takip edilen söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Vekili Gülver Deniz, konuşmacılara teşekkür etti.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Manisa Şehir Tiyatrosu ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’ oyununu ağırladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, bir ailenin üç kuşak kadınının anlatıldığı “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyununu 2. Uluslararası Manisa Mesir Tiyatro Festivali kapsamında Manisa seyircisiyle buluşturdu.

 Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin”, 18 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 18.00’de Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde sahnelendi.

Oyun, İstanbul’un değişen çehresiyle iç içe geçen bir aile hikâyesi… Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun kaleme aldığı “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin”, bir ailenin üç kuşak kadınının birbirine dolanan seslerini ve sessizliklerini sahneye taşıyor.

Oyun, seyirciyi Üsküdar’da tramvay geçtiğinde zangır zangır sallanan ahşap bir evden, balkonları unutulmuş modern apartman dairelerine ve bakımevlerine uzanan duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

Manisa Seyircisinden Sıcak Karşılama

Manisa Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde sahnelenen oyun seyircinin büyük beğenisini kazandı. Oyunumuzu heyecan ve merakla izleyen Manisalılar, oyuncularımızı alkışlarla uğurladılar.

İBB Şehir Tiyatroları, klasik ve çağdaş oyunlarını İstanbul’un birçok ilçesinin yanı sıra farklı illerde de seyirciyle buluşturmaya devam edecek.

SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN

Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikâyesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikâyesini…

“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekânın birliğine hikâyenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikâyeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikâye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikâyesine dönüşüyor…

Oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mesir Festivali’nde Doğaseverler Spil Dağı’nda Buluştu

Bu yıl 486’ncı kez düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, “Spil Dağı Kamp Etkinliği”ne ev sahipliği yaptı. Yüzlerce doğasever, Spil Dağı’nın eşsiz atmosferinde spor, söyleşi ve eğlence dolu bir gün geçirdi. Festival kapsamında Spil Dağı’nda ilk kez düzenlenen kamp etkinliğine katılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın doğa, tarih ve turizm potansiyelini daha güçlü bir şekilde tanıtmak için yoğun çalışmalar yürüttüklerini vurguladı.

Manisa’nın asırlardır süregelen köklü geleneği Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, doğaseverleri Manisa’da bir araya getirdi. Festival kapsamında ilk kez düzenlenen Spil Dağı Kamp Etkinliği’ne 350 lisanslı sporcu katılarak doğayla iç içe bir deneyim yaşadı. Programa katılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, etkinlik kapsamında düzenlenen ve Ulaş Utku Güldal’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide; Orkun Olgar, Zorbey Aktuyun ve Cüneyt Mete Gazioğlu ile bir araya geldi. Söyleşide Manisa’nın doğa turizmi, spor turizmi ve tarihi zenginlikleri ele alındı.

“Kapıdan Çıktığınız Anda Tarih Sizi Karşılıyor”

Söyleşide konuşan Orkun Olgar, günümüzde bir bölgenin sahip olduğu değerler kadar bu değerlerin doğru şekilde anlatılmasının da kritik önem taşıdığını belirtti. Türkiye’nin doğal güzellikler ve tarih açısından benzersiz bir zenginliğe sahip olduğunu vurgulayan Olgar, şunları söyledi: “Türkiye’de kapıdan çıktığınız anda tarih sizi karşılıyor. Bu topraklarda Avusturya’dan daha fazla dağımız var. Bir yanda Karadeniz, diğer yanda Ege, güneyde Akdeniz; Toroslar’dan Kaçkarlar’a uzanan eşsiz bir coğrafyaya sahibiz. Binlerce yıllık medeniyetlerin izleri de buna eklendiğinde ortaya olağanüstü bir tablo çıkıyor. Bizim üç temel misyonumuz var: İnsanımıza Türkiye’yi anlatmak, hareketli yaşamı teşvik etmek ve doğru ekipman kullanımı ile güvenlik protokollerini öğretmek.”

“Müthiş Bir Potansiyel Var”

Manisa’nın Türkiye’nin en işlek güzergâhlarından biri üzerinde olduğunu belirten Cüneyt Mete Gazioğlu ise şehrin turizm potansiyeline dikkat çekti. Gazioğlu, “Manisa, dinler tarihi, kültür ve coğrafi güzellikler açısından çok değerli bir bölge. Özellikle Aigai Antik Kenti’ni gördüğümde şunu hissettim: Keşke bu karayolunun ismi ‘O5’ değil de ‘Tarih Yolu’ olsa. Tarihi eser açısından dünyanın en zengin bölgelerinden birindeyiz. Burada büyük bir değer yatıyor; bu potansiyeli doğru kullanırsak çok önemli bir turizm merkezi haline gelebiliriz.”

“Manisa Doğasıyla Efsane Bir Yer”

Manisa’da uzun süre vakit geçirdiğini belirten Zorbey Aktuyun, bölgenin kaya tırmanışı için önemine değindi: “Sarıkaya, Yarıkkaya ve Spil’de çok zaman geçirdim. Hatta Hamalınkırı mevkiinde yeni kaya tırmanış rotaları açıyoruz. Spil’in etekleri endemik bitkileri ve tırmanış parkurlarıyla muhteşem. Özellikle Sarıkaya, Manisa merkeze sadece 10 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen, yaz aylarında tırmanış yapılabilecek Türkiye’deki en uygun üç bölgeden biri. Bu yüzden dünyanın dört bir yanından sporcular artık Manisa’ya gelmeye başladı.”

“Mesir’i Sadece Saçım Töreni Olmaktan Çıkardık”

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, kentin potansiyelini harekete geçirmek için vizyon değişikliğine gittiklerini ifade etti. Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: “Manisa; merkezi, Spil Dağı, tarihi ve doğasıyla devasa bir potansiyele sahip. Mesir Festivali’ni daha kapsamlı hale getirmemizin sebebi tam olarak budur. Bu işi sadece mesir atılan bir tören olmaktan çıkarıp içine gastronomiyi, doğa sporlarını, Spil’i ve Sart’ı dahil ettik. İncil’de adı geçen yedi kiliseden üçü Manisa’da bulunuyor. Sart başlı başına bir dünya mirası. Amacımız, sanayiye sıkışmış Manisa algısını kırıp şehrimizin tarihini ve doğasını tüm dünyaya anlatmak.”

Kamp Ateşi Etrafında Festival Coşkusu

Gün boyu süren etkinliklerde katılımcılar; zumba, halat çekme ve çuval yarışı gibi oyunlarla keyifli anlar yaşadı. Doğayla iç içe geçirilen günün sonunda ise DJ performansı ve kamp ateşi eşliğinde festival coşkusu doruğa ulaştı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

2. Uluslararası Mesir Tiyatro Festivali’nde Duygu Dolu Performans

Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Mesir Tiyatro Festivali, “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” adlı oyunu sanatseverlerle buluşturdu. Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde sergilenen dram türündeki eser, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen oyun, Manisalı sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun 2016 yılında kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği eser, bir ailenin üç kuşak kadınının hikâyesini merkeze alıyor. 80 dakika süren tek perdelik oyunda; Esin Umulu, Şebnem Köstem ve Yeliz Şatıroğlu, sergiledikleri performansla anneanne, anne ve torunun iç dünyalarını, birbirlerine itiraf edemedikleri duyguları ve var olma mücadelelerini etkileyici bir dille yansıttı.

Kuşaklar Arası Çatışma ve Sessiz Çığlıklar

Karakterlerin iç sesleri ve birbirleriyle olan diyalogları üzerinden ilerleyen anlatımda, kuşaklar arası bağlar ve değişim süreci gözler önüne serildi. Her kadının bir önceki neslin izlerini taşıyarak kendi yolunu çizme çabası, izleyicilere hayatın içinden ve sorgulayıcı bir perspektif sundu.

Sanatseverlerden Yoğun İlgi

Uğur Mumcu Sahnesi’nde gerçekleşen gösterime Manisalı tiyatroseverler yoğun katılım sağladı. Etkinliği izleyenler arasında Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Kubilay Penbeklioğlu da yer aldı. Festival kapsamında düzenlenen bu tür etkinliklerin, Manisa’nın kültür ve sanat hayatına önemli bir zenginlik katmaya devam edeceği vurgulandı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bornova’da çocuk tiyatrosuna yoğun ilgi

İzmir Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali kapsamında Bornova Belediyesi’nin ev sahipliğinde sahnelenen iki özel oyun, minik izleyicilerden büyük ilgi gördü. Ücretsiz olarak gerçekleştirilen gösterimler, çocukları sanatla buluşturdu.

Rüya Dede ile Hikayeler’e büyük ilgi

Festival kapsamında Altındağ Atatürk Kültür Merkezi Yıldız Kenter Sahnesi’nde sahnelenen “Rüya Dede ile Hikâyeler”, çocukları hayal gücünün sınırlarını genişleten sıcacık bir dünyayla buluşturdu. Projesi İlker Kılıçer’e ait olan oyun, kukla ve müziği bir araya getiren anlatımıyla sahnede renkli anlara sahne oldu. Yoğun ilgi gören oyun, şarkılar eşliğinde anlatılan hikâyeleriyle çocuklara hem eğlenceli hem de unutulmaz bir deneyim sundu.

Maviş Baba’dan doğa dolu bir macera

Festivalin bir diğer oyunu “Maviş Baba Kelebek Avcısı” ise Mevlana Toplum ve Bilim Merkezi Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak Salonu’nda sahnelendi. Doğa sevgisini merkezine alan hikâyesiyle dikkat çeken oyun, renkli sahne tasarımı ve eğlenceli karakterleriyle çocukların büyük beğenisini kazandı. Küçük izleyiciler Maviş Baba’nın dünyasında keyifli ve öğretici bir yolculuğa çıktı.

Sanatla büyüyen nesiller

Bornova Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen festival, çocukları erken yaşta sanatla buluşturma hedefini bir kez daha ortaya koydu. Ücretsiz etkinlikler sayesinde çok sayıda çocuk tiyatroyla buluşurken, yoğun katılım festivalin gördüğü ilgiyi gözler önüne serdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

23 Nisan Çocuk ve Uçurtma Festivali bayram coşkusuyla yaşanıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediği Çocuk ve Uçurtma Festivali, Antalyalı çocuklara dolu dolu bir hafta sonu yaşatıyor. Cam Piramit’te kurulan şenlik alanında çocuklar, gün boyu çeşitli etkinliklerle eğlenceli zaman geçiriyor.

Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlikler Cam Piramit’te devam ediyor. Kutlamaların ikinci gününde çocuklar, birbirinden renkli ve eğlenceli etkinliklerle buluştu. 7’den 70’e binlerce Antalyalı, etkinlik alanına akın etti.

ÇOCUKLAR BAYRAM COŞKUSU YAŞADI

Şenlikler kapsamında alana şişme oyun parkları, yüz boyama ve baskı atölyeleri, meslek atölyeleri ile çocuk oyun alanları kuruldu. Festival alanında, tiyatro gösterileri, dans etkinlikleri, jonglör ve sihirbaz şovları ile ritim atölyeleri düzenlendi. Yüz boyama etkinlikleri, sokak oyunları ve yarışmalar da çocukların büyük ilgisini çekti. Uçurtmalarıyla gökyüzünü renklendiren çocuklar, aileleriyle birlikte uçurtma uçurmanın keyfini yaşadı.

DANS GÖSTERİLERİ ALKIŞ ALDI

Uluslararası çocuk halk dansları ekiplerinin gösterileri, festival alanını dolduran Antalyalılara keyif dolu anlar yaşattı. Ülkelerine özgü renkli kıyafetler giyen yabancı konuklar, geleneksel dans ve müzik performanslarıyla etkinliklere ayrı bir renk kattı. Kendi kültürlerine ait dansları sergileyen çocuklar izleyicilerden büyük alkış aldı. Festival kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi Bando ve Kent Orkestrası konserleri ile İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı tarafından hazırlanan halk oyunları, çocuk koroları ve orkestra performansları da sahnelendi.

MİNİK ELLER HAMLE YAPTI

Türkiye Satranç Federasyonu iş birliğiyle Cam Piramit’te düzenlenen 17. Geleneksel Antalya 23 Nisan Satranç Turnuvası’nda 12 farklı kategoride bin 200 sporcu yarışıyor. 7-12 yaş aralığındaki sporcular, gün boyu süren müsabakalarda kıyasıya mücadele ediyor. Satranç tahtalarında strateji ve sabır gerektiren hamleleriyle dikkat çeken minikler, turnuvada performanslarını sergiliyor. Turnuva pazar günü sona erecek

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yabancı mimarlar Karşıyaka’yı anlattı

 

Karşıyaka’nın mimari kimliği, Çatı Bostanlı’da düzenlenen söyleşide uluslararası bakış açısıyla mercek altına alındı. İzmir Ekonomi Üniversitesi akademisyenleri Hugh David Clarke ve Michael Edward Young’ın konuk olduğu etkinlikte kentsel estetik yorumlandı, ilçenin geleceğine dair vizyoner yaklaşımlar paylaşıldı. Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Bilimin ve ortak aklın rehberliğinde, Karşıyaka’yı çok daha dirençli ve konforlu bir geleceğe taşımak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Karşıyaka Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlükleri tarafından İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğinde ‘Yabancı Mimarların Gözünden Karşıyakamız’ başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Çatı Bostanlı’da düzenlenen etkinlikte; İngiltere ve Amerika’da mimari tasarım alanında önemli çalışmalar gerçekleştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mimarlık Bölümü öğretim üyeleri Hugh David Clarke ve Michael Edward Young konuşmacı olarak yer aldı.

ALAN BAZINDA DÖNÜŞÜM

İzmir Ekonomi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. İlker Kahraman’ın moderatörlüğünü üstlendiği buluşmada, Karşıyaka’nın kentsel kimliği ve mimari dokusu yabancı akademisyenlerin perspektifiyle ele alındı, ilçenin geleceğine dair önemli tespitlerde bulunuldu. İlker Kahraman’ın tercüme desteğiyle takip edilen söyleşide katılımcılar, ilçenin mimari potansiyelini küresel standartlar ışığında değerlendirme fırsatı buldu. Yapılan değerlendirmelerde Karşıyaka’nın modernlik, güvenlik, kıyı kültürü başta olmak üzere çeşitli özellikleriyle yaşanabilir, güzel bir kent olduğu; bu yaşantının korunarak devam edebilmesi için yapılaşmanın nasıl sağlıklı sürdürülebileceği tartışıldı. Her iki mimar da şehirlerin dinamik olduğunu vurgulayarak dönüşümün mevcut koşullarda en olasının yapılması anlamına gelen ‘art of possible’ yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini belirtti. Uzmanlar; tek tek yapıların dönüştürülmesi yerine alan bazında yaklaşımın önemli olduğunu belirtirken bu süreçlerin şeffaf ve orta akıl anlayışı doğrultusunda ilerletilmesi gerektiğinin altı çizdi. Öte yandan; müteahhitlerin de doğru bilgilendirme ve teknik destek ile bu süreçte yararlı olabileceği belirtildi. Programın sonunda uzmanlar, katılımcıların sorularını yanıtladı.

“DAHA DİRENÇLİ BİR GELECEK İÇİN”

Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “İlçemizin yaşanabilir ve modern kimliğini korurken, güncel ihtiyaçlar doğrultusunda daha güvenli ve nitelikli yaşam alanları oluşturma hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu süreçte bizlere akademik bakış açılarıyla katkı sunan değerli Hugh David Clarke ve Michael Edward Young ile moderatörümüz İlker Kahraman’a teşekkür ediyorum. Bilimin ve ortak aklın rehberliğinde, Karşıyaka’yı çok daha dirençli ve konforlu bir geleceğe taşımak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Geçtiğimiz aylarda Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğrencileri ile Alaybey Mahallesi ölçeğinde gerçekleştirdikleri iyileştirme önerilerini içeren çalışma hakkında bilgi veren Hugh David Clarke, katılımcılara sunum yaptı. Hugh David Clarke, “Öncelikle Karşıyaka, yaşanabilir bir şehir. Burası, Karşıyakalıların burada olmaktan gurur duyduğu bir kent. Bu kenti daha iyiye taşımak için emek veren herkesi kutluyor, bilimi esas alan ve bizleri buluşturan Karşıyaka Belediyesi’ne teşekkür ediyorum” dedi.

İzmir’de yaptığı çalışmalardan örnekler veren ve Karşıyaka’da yaşamaktan mutluluk duyduğunu, kendini Karşıyakalı olarak tanımladığını özellikle vurgulayan Michael Edward Young ise, “Güzel bir yaşantıya sahip olan Karşıyaka’da bazı yenilenemelere ihtiyaç var. Mevcut yapılaşma içinde küçük dokunuşlarla bazı iyileştirme çalışmaları yapılabilir” diye konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı