Şehir Tiyatroları Kahraman İtfaiyecilerin Hikayesini “İtfaiyecinin Sırrı” Oyunuyla Anlatıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Çimen Turunç Baturalp’in yazıp yönettiği İtfaiyecinin Sırrı” adlı yeni çocuk oyununu seyirciyle buluşturuyor.

İstanbul İtfaiyesi’nin iş birliğiyle sahnelenen 2025-2026 sezonunun yeni çocuk oyunu “İtfaiyecinin Sırrı”, 12 Nisan 2026 Pazar günü saat 12.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ilk gösterimini yapıyor.

Oyun Konusu (6+ Yaş)

Ağaçta kalan minik kediyi mahalleli kurtaramayınca çağırılan itfaiye yetişir ve kediyi kardeşine kavuşturur. Huzurlu geceyi dumanlar kaplayınca minik kediler miyavlayarak mahalleliyi uyandırır. Yangın çıkmıştır ve evde yalnız yaşayan huysuz yaşlı amca uyumaktadır. İtfaiye gelir ve korkusuzca yangına müdahale eder, kediler çok etkilenmişlerdir ve itfaiyeci olmaya karar verirler.

“İtfaiyemiz Kahramandır!”

Oyunun yönetmeni Çimen Turunç Baturalp “İtfaiyecinin Sırrı”nı şöyle anlatıyor:

“İtfaiyecinin Sırrı” itfaiye teşkilatını ve yaşamımızdaki vazgeçilmez yerini örneklerle anlamaya, anlatmaya çalışan bir çocuk oyunu olmak üzere yola çıktı ve tarihi yangınları ile ünlü şehrimizde, her yıl yangınlarla yok olan hektarlarca ormanımızda, yaşamı korumak adına canlarını hiçe sayan gerçek kahramanlarla tanıştırdı bizi.

Daha yakından tanıdıkça gördük ki, yaşayan her varlığa duyulan koşulsuz sevginin ve yaşam hakkına duyulan sonsuz saygının “kahramanlaştırma gücü” olurmuş…

Kimi zaman alevlerin, dumanın, kimi zaman buz gibi suların içine gözünü kırpmadan dalıp, ömründe ilk kez göreceği bir canı kurtarmak için kendi canını tehlikeye atmaktan daha kahramanca ne olabilir?

Yananlarla yürekler de kavrulurken, itfaiyecinin kalbi farklı bir ritimde atar:

“Ormanları yansa da yurdunun….

Gözlerinde yaş, elinde hortumun,

Dalınca ağaçların arasına,

Çılgınca koşturacak seni umudun”

İmdat çığlığını duyar duymaz, hep birlikte dualarını eder, “Herkesin kaçtığı yere, koşar bizim itfaiye…”

Çünkü bizim “itfaiyemiz kahramandır!”

Dramaturgisini Dilek Tekintaş’ın, müziğini Orçun Tekelioğlu’nun, koreografisini İlkem Ulugün’ün, dekor tasarımını Gamze Kuş’un, kostüm tasarımını Sebahat Çolakoğlu’nun, ışık tasarımını Murat Selçuk, Furkan Anıl Akbey’in, efekt tasarımını

Serkan Yavşan, Arıkan Demir’in yaptığı, fotoğraflarını Tuğçe Keçeci’nin çektiği oyunda Ada Serdaroğlu, Berrin Akdeniz, Deran Özgen, Elif Verit, Gizem Akkuş, Mesut Çırak, Nilay Bağ, Özgür Efe Özyeşilpınar, Yasemin Tunca, Yiğit Ali Uslu rol alıyor.

Oyun, 19 Nisan 2026 tarihinde yeniden Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

İyi seyirler…

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

OSMEK’te Üreten Kadınlar Emeklerini Sergiledi

Osmangazi Belediyesi’nin OSMEK kurslarında eğitim alan kadınların yıl boyunca hazırladığı el emeği ürünler, Mehmet Akif Mahallesi’nde düzenlenen “Geleneksel 2. Sergi” ile görücüye çıktı. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’ın katıldığı sergide, kadın emeği ve üretimin önemi bir kez daha vurgulandı.

Osmangazi Belediyesi, kadın emeğini destekleyen projeleriyle örnek olmaya devam ediyor. Kadınların üretime katılımını artırmayı ve meslek edinmelerini sağlamayı amaçlayan Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK), bu vizyon doğrultusunda önemli çalışmalara imza atarken, kursiyerlerin yıl boyunca ortaya koyduğu emekler düzenlenen sergilerle taçlandırılıyor.

Bu kapsamda, Mehmet Akif Mahallesi’nde faaliyet gösteren OSMEK kurs merkezinde hazırlanan el emeği ürünler, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’ın da katılımıyla düzenlenen “Geleneksel 2. Sergi” ile beğeniye sunuldu. Yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışan kursiyerlerin hazırladığı el sanatları ve giyim ürünleri, sergiyi ziyaret edenler tarafından büyük beğeni topladı.

“OSMEK’ Sayısını Artıracağız”

Açılışta konuşan Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, Osmangazi Belediyesi’nin kadınlara yönelik çalışmalarına verdiği önemin altını çizerek, kadın emeğinin desteklenmesinin toplumsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret etti. Yıldızhan, “Göreve geldiğimizden bu yana belediye başkanımız Erkan Aydın’ın direktifleriyle var olan OSMEK sayısını artırmak ve bu güzel binaları halkımıza kazandırma düşüncesiyle harekete geçtik. OSMEK sayısını artıracağız. Halk eğitim ile birlikte bu güzel organizasyonlar da hep birlikte devam edecek. Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Hepiniz Çok Güzel Bir Yerdesiniz”

OSMEK Mehmet Akif Kursu Sorumlusu Güler Güleç de, OSMEK’te özellikle mahallede yer alan kadınlara hitap ettiklerini vurgulayarak, “Gerek başkanlarımızın, gerek müdürlüğümüzün, gerekse halk eğitimin tüm katkılarıyla var olanı en yüksek düzeyde tutmaya çalışarak, güzel ürünler sergilemek için çaba gösteriyoruz.” ifadelerini kullanırken, Osmangazi Halk Eğitim Müdürü Zeynep Terece, kadınların üretimini çok önemsediğini belirterek, “Hepiniz çok değerli, çok güzel bir yerdesiniz. Osmangazi Belediyemizin sağlamış olduğu imkanlarla biz de elimizden geldiği kadar en güzel şartları sağlamaya çalışıyoruz. Bu anlamda belediyemize ve belediye başkanımıza teşekkür ediyorum” açıklamalarında bulundu.

Mehmet Akif Mahalle Muhtarı Osman Sakin ise güzel bir bina inşa edildiğini kaydederek, ev hanımlarının meslekler öğrenerek aile bütçesine katkı sağladığını söyledi.

El Emeği Ürünler Hayran Bıraktı

Öte yandan sergi kapsamında, ikinci kez düzenlenmenin coşkusunu paylaşmak adına özel olarak hazırlanan pasta kesildi. Kursiyerler ve katılımcılar, bu anlamlı günü birlikte kutlayarak dayanışma ve üretim ruhunu pekiştirdi. Akabinde Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, el sanatları ve giyim sınıfında yer alan sergileri dolaşarak, ürünler hakkında OSMEK yöneticilerinden bilgiler aldı. Ürünleri yakından inceleyen Yıldızhan, pek çok ürünün kalitesi ve hoş görünümünden ötürü kursiyerleri tebrik etti.

Program sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’a kursiyerlerin hazırlamış olduğu Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümüne ithafen tablo hediye edildi. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ahmet Büke, Memleketinde Okurlarıyla Buluşuyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Yunusemre Belediyesi, Gördes Belediyesi ve Manisa Şehir Tiyatrosu iş birliğiyle düzenlenen etkinliklerde Manisalı yazar Ahmet Büke, söyleşi ve imza günü programlarıyla okurlarıyla bir araya gelecek. Edebiyat ve müziğin harmanlanacağı programlarda, Büke’nin eserlerinden izler taşıyan özel bir dinleti de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek olan “Ahmet Büke Memleketinde” etkinlikleri, iki ayrı programla Manisalılarla buluşacak. İlk etkinlik, 11 Nisan Cumartesi günü saat 20.00’de Manisa Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenecek. Yazar, 12 Nisan Pazar günü saat 14.00’te ise Gördes Belediyesi Mübin Sarıoğlu Konferans Salonu’nda hemşehrileriyle bir araya gelecek. Programlar, imza etkinlikleri ile sona erecek.

Eserlerin Dünyası ve Yazım Süreci Konuşulacak

Etkinlikler kapsamında gerçekleştirilecek söyleşilerde Ahmet Büke; ödüllü eserleri ‘Deli İbram Divanı’ ve ‘Kırmızı Buğday’ odağında edebiyatseverlerle buluşacak. Yaklaşık 40 dakika sürmesi planlanan oturumlarda Büke; yazım sürecini, eserlerindeki temaları ve karakter kurgularını anlatırken, edebiyat anlayışına dair görüşlerini de katılımcılarla paylaşacak.

Söyleşiye Akademik Perspektif

Moderatörlüğünü ve katılımını Prof. Dr. Alp Yücel Kaya ile Nuray Önoğlu’nun üstleneceği söyleşiler, Ahmet Büke edebiyatına iktisat tarihi bağlamında farklı bir projeksiyon tutacak. Bu akademik dokunuş, okurlar için yazarın kurguladığı dünyayı daha derinlemesine tanıma fırsatı sunacak.

Eserlerdeki türküler dinleyicilerle buluşacak

Söyleşilerin ardından, yazarın anlatı evreninde önemli bir yer tutan türkülerin seslendirileceği özel bir konser verilecek. “Deli İbram’dan Arap Ali’ye” başlığıyla sunulacak olan ve yaklaşık 1 saat sürecek konserde; Ozan Çoban, Salih Nazım Peker ve Melih Yeşilbağ sahne alacak. Dinletide, Büke’nin kitaplarındaki atmosfere ruh veren seçkin bir repertuvar dinleyicilerle buluşturulacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Osmangazi Belediyesi’nden Düşünmeye Yön Veren Buluşmalar

Osmangazi Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği felsefe buluşmaları, bu hafta da düşünce dünyasına ışık tutan önemli bir başlığa ev sahipliği yaptı. Programda, insanlık tarihinin en çarpıcı kavramlarından biri olan “başkaldırı” çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı.

Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları kapsamında düzenlenen etkinlikte, alanında uzman akademisyenler Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde Albert Camus’nün “Sisyphos Mitosu” üzerinden başkaldırı kavramını ve günümüz politikasındaki yansımalarını masaya yatırdı. Düşünce tarihinin en çarpıcı sorgulamalarından biri olan başkaldırı, hem felsefi boyutlarıyla hem de günümüz politik atmosferindeki yansımalarıyla kapsamlı biçimde tartışıldı.

Akademisyenler, öğrenciler ve felsefeye ilgi duyan çok sayıda vatandaşın yoğun katılım gösterdiği programda, “Günümüz politik ortamında, politik bir tavır olarak doğru anlaşılmış Casmüs’cü anlamda bir başkaldırı anlayışı iş görür mü?” sorusuna cevap arandı. Derin bir sorgulamaya kapı aralayan programın moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen üstlenirken, Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Ogün Ürek, başkaldırı kavramını felsefi temeller çerçevesinde kapsamlı biçimde ele aldı.

“Hayır Demeyi Unutmuş Toplumun Kimseye Faydası Olmaz”

Başkaldırının insanı en değerli ve önemli yapan özelliği olduğunu söyleyen Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ogün Ürek, “Bugün ana kavramımız başkaldırı. Başkaldırı, bir tutum ve tavır olarak bana kalırsa insanı insan yapan en önemli ve en değerli özelliktir. Başkaldırmak; ‘hayır’ demek, ‘artık bu kadar da değil’ diyebilmektir. Bu noktada en önemli mesele, ‘hayır’ demeyi unutmamaktır. Çünkü ‘hayır’ demeyi unutmuş bir toplumun ne kendisine ne de başkalarına faydası olur. Peki ne yapmalıyız? Yapmamız gereken aslında çok açık. Çocuklarımıza okul öncesi dönemden başlayarak ‘hayır’ demeyi öğretmeliyiz. Ancak bunu bilinçli bir şekilde, neye ve neden ‘hayır’ dediğimizi açıklayabilecek bir dil ile yapmalıyız. Çocuklarımız gerektiğinde ‘hayır, ben bunu yapmam’ ya da ‘hayır, sen bunu bana yapamazsın’ diyebilmelidir. Eğer bunu başaramazsak, toplum olarak ‘hayır’ demeyi unuturuz. ‘Hayır’ demeyi unutan bir toplumdan ise kimseye bir fayda gelmez” şeklinde konuştu.

“Başkaldırı Yalnızca Bir Kavram Değildir”

Günümüz sorunları üzerine başkaldırıyla ilgili konuştuklarını belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen ise, “Başkaldırı, yaşadığımız koşullar bakımından bugün ihtiyaç duyduğumuz temel kavramlardan biridir. Ancak başkaldırı yalnızca bir kavram değil; aynı zamanda eylemleri de beraberinde getiren bir zemin sunar. Dolayısıyla biz de bu zeminin ne anlama geldiğini, nasıl kurulabileceğini ve neden önemli olduğunu birlikte düşünmeye çalıştık. Bu çerçevenin önemini özellikle vurgulamak istedik” ifadelerini kullandı.

Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya, program sonunda akademisyenlere günün anısına plaket ve teşekkür belgeleri takdiminde bulundu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Geleneksel Tariflerin Özgün Sunumlarla Harmanlandığı “Konya Yöresel Yemek Yarışması” Tamamlandı

Konya Büyükşehir Belediyesi ile Selçuk Üniversitesi tarafından “Konya’nın Sofrasında Yarış Var” mottosuyla düzenlenen ve 4 gün süren “Konya Yöresel Yemek Yarışması” tamamlandı. 14 oturumdan oluşan yarışmanın birincileri, il finalinde şampiyonluk için mücadele edecek.


Konya Büyükşehir Belediyesi ve Selçuk Üniversitesi tarafından “Konya’nın Sofrasında Yarış Var” mottosuyla düzenlenen “Konya Yöresel Yemek Yarışması” tamamlandı.

Dört gün boyunca süren ve yoğun katılımla gerçekleştirilen yarışma, toplam 14 oturumda düzenlendi.

Konya mutfağına özgü lezzetlerin ön plana çıktığı organizasyonda yarışmacılar, geleneksel tarifleri özgün sunumlarla harmanlayarak jüri karşısına çıktı.

Alanında uzman isimlerden oluşan jüri heyeti tarafından titizlikle değerlendirilen yarışmada, her oturumda dereceye giren isimler belirlenirken, birinciler il finalinde şampiyonluk için mücadele etmeye hak kazandı.

Konya’nın gastronomi zenginliğini ön plana çıkaran yarışma, hem profesyonel hem de amatör katılımcıları bir araya getirerek önemli bir buluşma noktası oldu.

Son gün yarışmalarının son oturumda dereceye giren yarışmacılar ve yemekleri şu şekilde oldu; Zeliha Samur Fırın Kebabı ile birinci, Yeşim Gönül Sac Arası ile ikinci, Volkan Aydoğan ise Tirit ile üçüncülük elde etti.

Büyük heyecana sahne olan ve 14 oturumdan oluşan yarışmanın birincileri, il finalinde şampiyonluk için mücadele edecek.

Katılımcılar, organizasyonun hem eğlenceli hem de rekabet dolu geçtiğini belirterek, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve emeği geçen herkese teşekkür etti.
 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Mehmet Şimşek’ten UEZ’de güçlü ekonomi vurgusu: Şoklara karşı hazırlıklıyız, program çalışıyor

Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ) açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İran savaşının ülke ekonomisine etkilerine dair yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Şokları programla atlattık. Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” dedi.

İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.

Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. 

Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. 

“Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık”

“Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.”

Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor

Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu:

“Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.”

Philip Hammond: “ABD, Çin’in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu”

Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı.

Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin’in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.”

Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. 

Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi.

Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.

Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor

 RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi.

Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.”

Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada

 UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi:

“Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sermaye Sadece Getiri Değil, Öngörülebilir Bir Ortam Arıyor

Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) ilk panelinde konuşan Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, Sıcak çatışma ortamına çok yakın bir noktada bulunuyoruz. Savaş sadece risk primini etkileyen bir katman değil, lojistik ve hammadde tedariği gibi konuları da etkiliyor. Sermaye en yüksek getiriyi arayacak ancak daha öngörülebilir bir ortam arıyor.” dedi.

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.

Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. 

Zirvenin ilk panelinde küresel ekonomideki gelişmeler ele alındı. TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelin sponsorluğunu, Garanti BBVA üstlendi. 

Dr. Burcu Aydın, “Global Ekonomide Yeni Dengeler ve Türkiye” başlıklı panelin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’de merkez bankasının son üç yıldır parasal sıkılaşma süreci içinde olduğunu belirtti. Savaş öncesi dönemde yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyonun, bu yılki hedeflerle birlikte hem hane halkı hem de reel sektör üzerinde belirleyici bir baskı unsuru haline geldiğini ifade etti.

Farklı eleştirilerin gündemde olduğu bu süreçte küresel ölçekte yeni bir şokla karşı karşıya kalındığını vurgulayan Aydın, bu gelişmeler doğrultusunda merkez bankasının faiz artışları ve rezerv satışlarıyla şekillenen bir politika setine yöneldiğini belirtti. 

Prof. Dr. Ahmet Kasım Han: “Üç ülkede birden rejim değişimi gerekiyor”

TED Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han da 2000’li ve 2010’lu yıllarda ülkeler arasındaki farkların azalacağı yönündeki beklentilerin aksine, günümüzde küresel ölçekte belirgin bir ayrışma ve dönüşüm yaşandığını ifade etti.

İran savaşında kalıcı bir barışın zor göründüğünü dile getiren Han, “Ama kalıcı barış nasıl olur derseniz, size çok net olarak söyleyeyim. Üç ülkede birden rejim değişimi gerekiyor. ABD’de, İsrail’de ve İran’da. Bu üç ülkenin üçünde de rejim değişmeden bu bölgede kalıcı bir barış tesis edilmesi pek bir imkan dahilinde değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel savaş riski ve artan jeopolitik belirsizliklerin kısa vadede ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Han, buna karşın uzun vadede Türk varlıkları ve Türkiye ekonomisinin mevcut jeopolitik kırılma sürecinden önemli fırsatlar ve kazanımlar üretebileceğini dile getirdi.

Prof. Dr. Ali Hakan Kara: “Merkez bankası tek başına dünyayı kurtaramaz”

Bilkent Üniversitesi, İktisat Bölümü Merkez Bankacılığı & Finansal Piyasalar Profesörü Prof. Dr. Ali Hakan Kara ise küresel kriz ve savaş ortamında merkez bankalarının mevcut yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Merkez bankalarının enflasyon hedeflerinde eskisi kadar katı olmadığını vurgulayan Kara, “Merkez bankası tek başına dünyayı kurtaramaz. Maliye politikası ve diğer politika alanları da en az para politikası kadar belirleyici.” ifadelerini kullandı.

Ekonominde her yıl mart ayında farklı bir şokla karşılaşıldığını ancak Türkiye’nin bu şoklara karşı dayanıklı kalmayı başarabildiğini belirten Kara, şunları kaydetti:

“Enflasyon konusunda çok iyimser değilim ancak dayanıklılık ve şokları absorbe etme kapasitesi açısından daha olumlu bir noktadayım. Maliye politikası genel olarak iyi gidiyor ancak dış kaynaklı şoklar nedeniyle bazı zorluklar söz konusu. Küresel kriz döneminde Türkiye’nin kredi notu düşüktü. Türkiye’nin göründüğünden daha dayanıklı olduğunu anlatıyorduk ancak yeterince karşılık bulmuyordu. Ardından gelen küresel kriz, bu dayanıklılığı somut şekilde ortaya koydu ve not artışlarını beraberinde getirdi. Mevcut savaş ortamında da benzer bir sürecin yaşanması mümkün. Belirsizliklerin azalmasıyla birlikte Türkiye’nin yeniden not artışı sürecine girebileceğini öngörüyorum.”

Belirsizlikler azalırsa, sermaye akışı da artar

Gelinen noktada güvenlik kaygılarının ve jeopolitik risklerin öne çıktığını ifade eden Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, “Küreselleşmenin sonu değil ancak kimlerle entegre olduğunuz öne çıkıyor. ABD-Çin rekabeti, teknolojideki ayrışmalar, ticaret savaşları öne çıkıyor. Ülkeler ticari partnerlerini belirlerken jeopolitik partnerleriyle hareket ediyor. Sıcak çatışma ortamına çok yakın bir noktada bulunuyoruz. Savaş sadece risk primini etkileyen bir katman değil, lojistik ve hammadde tedariği gibi konuları da etkiliyor. Sermaye en yüksek getiriyi arayacak ancak daha öngörülebilir bir ortam arıyor.” dedi. 

Türkiye’nin tek başına kırılganlıklar değil, avantajlar da sunan bir ekonomi olduğunu anlatan Seda Güler Mert, sözlerine şöyle devam etti:

“Sanayide üretim kapasitesinin olması, nitelikli insan kaynağının olması, özel sektörün dayanıklılığı, hizmet gelirlerinin önemli bir pay edinmesi, kamu borçluluğunun düşük olduğu bir dönemdeyiz. Bunlar bize fırsatlar sunuyor. Ama sermaye neden kısa vadeli ve fırsatçı dediğimizde de yüksek enflasyon gibi kırılganlıklar öne çıkıyor. Hem maliyet hem de güven şoku ile karşı karşıyayız. Enflasyon kalıcı olarak yüzde 20’nin altına inecek mi, bu tür soru işaretleri var. Sağlam bir zeminimiz, temelimiz var desek de daha proaktif olmamız gerekiyor. İklim değişikliği ile beraber gıda arz güvenliğini de konuşmamız gerekiyor. Türkiye bu şoktan daha sağlam çıkacak. Ancak belirsizlikleri daha da azaltırsak sermaye akışının artacağını düşünüyorum.”

 

Uzun vadede dünya ticaretinin daralması herkesin aleyhine 

Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Kamil Yılmaz, şöyle konuştu:

“Son 60 yılda küreselleşmenin başlamasıyla birlikte sürekli artan bir ticaret var; ancak sorunların da arttığını görüyoruz. Bu süreçte ciddi kırılmalar yaşandığına tanık oluyoruz. Dünyanın en büyük ithalatçısı, ithalat yaptığı ülkelere tarifeler koyuyor. Çin’in de üretici olarak karşı hamlelerini görüyoruz. İki gücün çarpışmasına tanıklık ediyoruz. Üçüncü ülkeler ise daha itidalli davrandı, köprüler kurmaya çalıştı; üçüncü bir yolun mümkün olup olmadığına baktılar. Uzun vadede dünya ticaretinin daralması herkesin aleyhine. ABD ile Çin’in ayrışması dünya ekonomisini yaklaşık yüzde 4 daraltıyor. Tamamen enseyi karartmamıza gerek yok. AB’nin Hindistan ile yaptığı anlaşma, Pasifik ülkelerinin yaptığı anlaşmalar önemli. İran savaşının etkilerinden ziyade uzun vadeye bakıyorum. Türkiye’nin coğrafi konumu, Avrupa’ya Gümrük Birliği ile entegrasyonu önemli. Bu yeni oluşan dünya düzeninin bize ne kadar fayda sağlayacağına, bizi ne kadar ileri taşıyacağına bakmak lazım. Biz yine Gümrük Birliği konusunda adımlar atmak zorundayız.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

OYAK Pazarlama’da 2030 vizyonuyla dönüşüm başladı

OYAK Pazarlama Hizmet ve Turizm A.Ş. Genel Müdürü Yusuf Yenilmez, şirketin içinden geçtiği köklü dönüşüm sürecini ve OYAK’ın 2030 vizyonu doğrultusunda yeniden kurgulanan iş modelini anlattı. 

OYAK Pazarlama’nın rekabetçiliğini, sektörel konumlaması ve hedefini sektörel analizlerle değerlendirerek gelecek döneme dair stratejilerini paylaşan Yenilmez, “Yalnızca mevcut yapıyı geliştirdiğimiz bir süreçten değil, iş modelimizi yeniden kurguladığımız köklü bir dönüşümden geçiyoruz. Rekabeti ve liderliği sürdürmenin tek yolu bu. Sadece büyümeyi değil, sürdürülebilir değer üretmeyi hedefliyoruz” dedi.

OYAK Pazarlama olarak ortak akıl, geleceğe odaklı bakış ve ekip olmanın gücüyle şirketin dönüşüm yolculuğunu topluca sinerji yaratarak geleceğe ilerlediklerini dile getiren Yenilmez, “Hedefimiz; verimlilik, güven, teknoloji ve sürdürülebilir değer odağında daha güçlü bir ekosistem inşa etmek” ifadesini kullandı.

Stratejinin Üç Güçlü Ekseni: Dijitalleşme, Entegrasyon ve Sürdürülebilirlik

Sektörde yolculuğa sıfırdan başlamadıklarını, arkalarında OYAK markasının derin güveni, kurumsal disiplini ve yıllara dayanan operasyonel aklı olduğunu belirten Yusuf Yenilmez, yeni vizyonlarının OYAK’tan alınan köklü deneyim, yönetişim kültürü ve teknolojik gelişmelere uyum yetkinliği üzerine inşa edildiğini söyledi.

Yeni dönem stratejik önceliklerini; dijitalleşme, iş süreçleri entegrasyonu ve sürdürülebilir büyüme olarak sıralayan Yenilmez, şunları kaydetti:

“Geleneksel anlayışın ötesine geçerek; teknolojiyle güçlenen, veriye dayalı kararlar alan ve çevik hareket eden bir organizasyon inşa ediyoruz. Dijitalleşme ile operasyonlarımızı daha akıllı ve ölçülebilir hale getirirken, entegrasyon sayesinde farklı iş kollarımızı tek bir değer zinciri altında buluşturuyoruz. Böylece müşterilerimize sadece hizmet değil, uçtan uca çözüm ve bir deneyim sunuyoruz.”

“Dijitalleşme Bir Teknoloji Yatırımı Değil, Stratejik Kırılım Noktasıdır”

Yenilmez, operasyonel mükemmelliği kurum kültürü olarak gördüklerini ve dijitalleşmenin şirkete hız kazandıran kurumsal bir miras olduğunu belirterek, teknolojik dönüşüm adımlarını anlattı. 

SAP S/4HANA altyapısını tüm OYAK Pazarlama organizasyonuna entegre ettiklerini duyuran Yenilmez, yapay zekayı da süreçlere dahil ederek şirketin öngörü kabiliyetini çok daha güçlü bir noktaya taşıdıklarını ifade etti.

Turizm ve Tesis Yönetiminde “İnsan” Merkezli Yaklaşım

Hizmet sektöründeki dönüşüme de değinen OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yenilmez, turizm operasyonlarını bir süreç olmanın yanı sıra “deneyim üretme, güven inşa etme ve kalıcı değer yaratma meselesi” olarak tanımladı. 

Yenilmez, uçtan uca kusursuz hizmet, müşteri deneyimi odaklı tasarım ve güçlü yönetişimin öncelikleri olduğunu vurgulayarak, “Tesis yönetimini yalnızca teknik bir hizmet olarak değil, insan deneyimini merkeze alan bir yönetim anlayışı olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda sahada daha az kesinti yaşayan, hızlı çözüm üreten ve kullanıcı memnuniyetini üst seviyeye taşıyan bir operasyon yapısı oluşturuyoruz. Gerçek fark, ne yapıldığında değil, nasıl yönetildiğindedir.” diye konuştu.

Güçlü Çalışan Deneyimi ve Liderlik Vizyonu

Liderliğin güven inşa eden, vizyonuyla yön veren ve sorumluluk alabilen bir aksiyon olduğunun altını çizen Yenilmez, sürdürülebilirliğin şirket için dönemsel bir gündem değil, tüm kararların merkezindeki ana strateji olduğunu vurguladı. 

Başarının kalbinde çalışanın yer aldığını belirten Yenilmez, “Çalışan deneyimi sadece yan haklardan ibaret değildir. Kurumun gerçek ruhu ve sürdürülebilir başarısı, güçlü ve kendini iyi hisseden insanlar tarafından inşa edilir. Biz sadece bir iş ortamı değil; denge, farkındalık ve aidiyet duygusu yaratıyoruz.” ifadelerini kullandı. Genç profesyonellere de seslenen Yenilmez, kariyerin sadece bir ilerleme süreci değil, bireyin kendi potansiyelini tanıyıp sürekli kendini geliştirdiği bir yolculuk olduğunu hatırlattı.

“Kararlarımızda Bize Her Zaman OYAK’ın Hizmet Bilinci Rehber Oldu”

Yusuf Yenilmez, OYAK’ın misyonuna ve üstlendikleri büyük sorumluluğa vurgu yaparak sözlerini şu anlamlı mesajla tamamladı:

“Harcadığımız her bütçenin, bu ülkeye hizmet eden askerlerimizin emeğiyle oluştuğu bilinci, kararlarımızda bize her zaman rehber oldu. Bugün geldiğimiz noktada açıkça görülüyor ki; insanı merkeze alan, kurum değerleriyle yönetilen, dijital dönüşümle güçlenen ve sağlam bir yönetişim altyapısıyla desteklenen bu yaklaşım, sürdürülebilir ve güven temelli başarımızın en güçlü anahtarıdır.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Maltepe’den Mimar Sinan’a saygı gezisi

Maltepe Belediyesi, Mimar Sinan’ı Anma ve Mimarlar Günü kapsamında düzenlediği özel gezi programıyla Maltepelileri, Mimar Sinan’ın izinde tarih ve mimarlık yolculuğunda buluşturdu.

Maltepe Belediyesi, Mimar Sinan’ı Anma ve Mimarlar Günü dolayısıyla “Mimar Sinan’ın İzinde” gezi programı düzenlendi. Etkinlikte, İstanbul’un en önemli tarihi yapıları, akademisyen Dr. Özlem Çiçek Ünal rehberliğinde gezildi. Kontenjanla sınırlı olarak düzenlenen program, Maltepe Belediyesi’nin kent kültürünü yaygınlaştırma ve tarih bilincini güçlendirme hedefinin önemli bir parçası oldu.

Gezi kapsamında Süleymaniye Camii, Rüstem Paşa Camii ve Hürrem Sultan Hamamı’nı ziyaret eden Maltepeliler Mimar Sinan’ın mimari mirasını yerinde görme fırsatı buldu. “Maltepe’de Yaşam Var” anlayışıyla gerçekleştirilen organizasyon, katılımcılara hem eğitici hem de deneyim odaklı bir gün yaşattı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Fotoğrafçılığın 200. Yılı Selçuk Efes Kent Belleği’nde Kutlanıyor

Selçuk Efes Kent Belleği, fotoğrafçılığın 200. yılına özel anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kuşadası’nda faaliyet gösteren Merdiven Toplumsal Girişim ve Gelişim Derneği tarafından hazırlanan “Kıyı, Köşe, İki Yüz” Fotoğraf Sergisi sanatseverlerle buluştu.

Sergi açılışı öncesinde, fotoğraf sanatçısı Baytekin Kara “Fotoğraf nedir, ne değildir?” başlıklı söyleşisiyle katılımcılarla bir araya geldi. Kara, fotoğrafçılığın tarihsel gelişimini ve teknolojik dönüşümlerle birlikte geçirdiği evrimi anlattı.

Sergiye ilişkin bilgi veren Baytekin Kara, fotoğrafın bir yüzey üzerine sabitlenebilmesinin 200. yılına dikkat çekerek, “Sergimizin çıkış noktası da bu. 200 yıldır hayatın kıyısında, köşesinde kalan anları kayıt altına alıyoruz. Sergimizde yer alan fotoğrafların büyük bir kısmı kutu kamera ile çekildi. Diğer çalışmalar ise ekip arkadaşlarımızın farklı zamanlarda ve farklı temalarla çektiği fotoğraflardan oluşuyor” dedi.

Fotoğrafın insanlık tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Kara, görsel okuryazarlığın önemine dikkat çekti. Baytekin Kara; “Okuryazarlık yalnızca yazılı metinleri okumak değildir. Görsel okuryazarlık da en az bunun kadar önemli. Fotoğraf, bakmak ile görmek arasındaki farkı ortaya koyar ve dünyayı daha doğru algılamamıza katkı sağlar” ifadelerini kullandı.

Söyleşinin ardından sergide yer alan fotoğraflar dijital ortamda katılımcılara sunuldu. Özellikle Nazilli Basma Fabrikası’nda çekilen fotoğraflardan oluşan gösterim izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Merdiven Toplumsal Girişim ve Gelişim Derneği Başkanı Oya Baştürk Akhan ise Selçuk Efes Kent Belleği’nin kentin hafızasını yaşatan önemli bir mekân olduğunu belirterek, burada sergi açmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.

“Kıyı, Köşe, İki Yüz” Fotoğraf Sergisi, 22 Nisan tarihine kadar Selçuk Efes Kent Belleği’nde ziyaret edilebilecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı