Sompo Sigorta Business Bootcamp Sertifika Programı dördüncü dönem mezunlarını verdi

Sompo Sigorta’nın, Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle çalışanlarının kariyer gelişimine katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği Business Bootcamp Sertifika Programı, bu yıl dördüncü dönem mezunlarını verdi. 

Şirket bünyesinde farklı birimlerde görev alan ve programa katılan 23 çalışan, yoğun içerik ve yüksek tempoyla ilerleyen eğitim sürecini başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Mezuniyet töreninde sertifikalarını Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur ile Özyeğin Üniversitesi Kurumsal ve Global İş Birlikleri Direktörü Ayşe Nida Bektaş’tan alan katılımcılar, kariyer yolculuklarında yeni bir eşiği geride bıraktı. 

Business Bootcamp Sertifika Programı; MBA müfredatının temel başlıklarını kapsayan teorik altyapıyı, vaka çalışmaları ve iş dünyasından gerçek deneyimlere dayalı uygulamalı içeriklerle bir araya getiriyor. Sompo Sigorta çalışanlarının bireysel ve mesleki gelişimini desteklemeyi amaçlayan program; Pazarlama ve Marka Yönetimi, Finansal Yönetim, Strateji ve Kurumsal Kültür başta olmak üzere 11 ana başlık altında, toplam 136 saatlik yoğun bir eğitim süreci olarak kurgulanıyor. Program kapsamında ayrıca, katılımcıların edindikleri bilgi ve yetkinlikleri somut çıktılara dönüştürdükleri üç aylık bir proje çalışması da yer alıyor.

“Çalışanlarımız en kıymetli gücümüz ve yarınımızın en sağlam dayanağıdır”

Mezuniyet töreninde konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur, çalışan gelişimini şirketin öncelikli odak alanlarından biri olarak gördüklerini vurgulayarak şunları söyledi: “Sompo Sigorta’da insan kaynağına yapılan yatırımı, sürdürülebilir başarının temel unsuru olarak konumlandırıyoruz. Çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmelerini, potansiyellerini daha görünür kılmalarını ve kariyer yolculuklarında kendilerine güvenle ilerlemelerini desteklemek bizim için büyük önem taşıyor. Business Bootcamp Sertifika Programı da bu yaklaşımımızın en güçlü yansımalarından biri. Özyeğin Üniversitesi gibi akademik anlamda güçlü ve saygın bir kurumla yürüttüğümüz bu iş birliğinin, katılımcılarımıza değer kattığı kadar kurumumuza da uzun vadeli katkılar sunacağına inanıyoruz. Bu iş birliğini önümüzdeki dönemde daha da ileri taşıyarak, programdan faydalanan çalışan sayısını artırmayı hedefliyoruz.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Eczacımın Dijital Dünyası, Değişimin Şifası konsepti ile 13. kez kapılarını açıyor

Lokman Group çatısı altında Lokman Ecza Deposu ve Tane Itriyat tarafından 13’üncü kez düzenlenecek olan Eczacımın Dijital Dünyası, bu yıl “Değişimin Şifası” konseptinde, sektör profesyonelleri ile buluşmaya hazırlanıyor. 12–15 Şubat 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek etkinlik, Türkiye genelindeki eczacılarla ıtriyat firmaları ve market kanallarını aynı çatı altında buluşturacak.

Lokman AI karakteri ilk kez sektörle buluşuyor

Lokman Ecza Deposu ve Tane Itriyat, pandemi döneminde dahi aralıksız sürdürdüğü organizasyonlarla sektörün gelişimine kesintisiz katkı sağladı. Bu çabaları sonucunda, Türkiye’de eczacılık ekosisteminin en önemli buluşma alanlarından birini inşa etmeyi başardı. Her yıl yaklaşık 100 firmanın katılımıyla binden fazla eczaneyi aynı çatı altında buluşturan organizasyon, yalnızca ticari bir platform değil; aynı zamanda bilgi paylaşımı, eğitim ve dijital dönüşümün sahnesi hâline gelmiş durumda. 2026’da Lokman Group, bir adım daha ileri giderek geliştirmekte olduğu Lokman AI karakterini sektörle buluşturmaya hazırlanıyor. Bu yenilik, eczacılıkta yapay zekâ destekli çözümlerin geleceğine dair güçlü bir vizyon sunuyor. Etkinlik alanında yer alacak robotlar aracılığıyla sosyal medya platformlarında canlı yayınlar yapılacak; böylece Türkiye’nin dört bir yanından fiziksel olarak katılamayan eczacılar, dijital ortamda etkileşim kurma fırsatı yakalayacak. Lokman Group’un sürdürülebilir vizyonu, eczacılık sektörünü geleceğe taşıyan yenilikçi adımlarla birleşiyor. “Değişimin Şifası” mottosuyla şekillenen bu etkinlik hem sektör profesyonelleri hem de genç eczacılar için ilham verici bir öğrenme ve iş birliği ekosistemi yaratıyor.

Dönemler değişse de şifanın önemi hep aynı kalıyor

Lokman Ecza Deposu, eczacılık sektöründe yarattığı ticaret hacminin ötesinde toplumsal faydayı artırmayı odağına alan bir yaklaşım benimsiyor. Sektöre getirdiği dijital çözümler, yeni nesil depoculuk modeli, geniş ürün gamı ve stratejik dağıtım ağıyla sadece operasyonel verimlilik sağlamıyor; topluma dokunan sürdürülebilir bir değer üretme hedefiyle hareket ediyor. Bu kapsamda “Her sipariş şifa olsun” anlayışıyla hareket eden marka, siparişlerden sağlanan katkı ile Türkiye’nin güvenilir sivil toplum kuruluşlarına bağışta bulunuyor.

Eczacıların işini kolaylaştırmak ve büyütmek için varız

Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, bu yaklaşımı şu sözlerle değerlendirdi: ‘Her sipariş şifa olsun’ anlayışımız, işimizin toplumsal sorumluluğumuzu da kapsayan bir bakış açısının ürünü. Çünkü verilen her sipariş, Türkiye’nin önde gelen ve güvenilir sivil toplum kuruluşlarına ulaşan bir katkıya dönüşüyor. Dönemler değişiyor, iş yapış biçimleri dönüşüyor; ancak şifanın önemini koruduğunu, eczacılarımızın, şifayı topluma ulaştırmak için daha iyi bir yol bulacağını biliyoruz. Bizim rolümüz ise bu yolu güçlendirmek, desteklemek ve geleceğin ihtiyaçlarına uygun hâle getirmek. Bu kapsamda, Türkiye’nin ilk tek merkezden ve en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm ülkeye çevrim içi satış yapan ecza deposu olma özelliğimiz güçlü bir temel oluşturuyor. Yeni nesil ecza depoculuğu modelimizi daha geniş bir coğrafyaya yaymayı ve sektördeki dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz. Teknoloji odaklı hizmetlerimizi küresel ölçekte büyüterek bu vizyonu uluslararası arenaya taşımaya kararlıyız.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

The ONE Awards’ta üst üste 5’inci kez “Yılın İtibarlısı” seçilerek “Büyük Ödül” ile onurlandırıldı

Türkiye seyahat sektörünün asırlık çınarı Kâmil Koç, The ONE Awards’ta Karayolu Taşımacılığı kategorisinde üst üste beşinci kez ‘Yılın İtibarlısı’ seçilerek erişilmesi güç bir başarıya daha imza attı. Halkın oylarıyla beş yıldır zirvedeki yerini koruyan firma, bu istikrarlı grafiğiyle organizasyon tarihinde bir ilke daha adını yazdırarak ‘Büyük Ödül’ ile onurlandırıldı. 100 yıldır seyahat sektöründe Türk halkının vazgeçilmez markalarından biri olan Kâmil Koç, bu tarihi başarıyla sektördeki liderliğini bir kez daha tescilledi.

Marketing Türkiye ve pazar araştırmaları şirketi AKADEMETRE iş birliğiyle bu yıl 12’ncisi düzenlenen The ONE Awards’ta; 70’in üzerinde kategoride markalar, performansları, itibarı artıran stratejileri ve tüketici algısı doğrultusunda değerlendirildi. 12 ilde toplam 1.200 kişiyle gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler sonucunda, yıl içinde itibarını en çok artıran markalar ödüllendirildi. Kâmil Koç, 2021 yılından bu yana sürdürdüğü liderlik serisini bozmayarak halkın oylarıyla aralıksız olarak beşinci kez zirvede yer aldı.

Sektörlerinin en itibarlı markalarının ödüllendirildiği gecede, bu başarıyı üst üste beşinci kez elde eden Kâmil Koç, 100. yılında başarısını “Büyük Ödül” ile taçlandırdı. 100 yıllık yolculuğunda kalite, güven ve müşteri memnuniyetinden ödün vermeyen marka, bu özel yılda ulaştığı istikrarlı başarıyı anlamlı bir ödülle pekiştirmiş oldu.

Kâmil Koç, ödülünü 3 Şubat’ta İstanbul’da düzenlenen törenle aldı. Gecede, yıl içinde itibarını en çok artıran markaların yanı sıra bu başarının önemli paydaşları olan reklam, medya planlama ve halkla ilişkiler ajansları da ödüllendirildi. Kâmil Koç’un PR ve sosyal medya ajansları GTC İletişim Danışmanlık ve Dijifabrik de bu özel gecede ödüle layık görüldü.

“100. yılımıza beş yıldızlı bir gururla girdik”

Kâmil Koç İcra Kurulu Üyesi ve Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Direktörü Jan Sarıgül Işık, üst üste kazanılan beşinci ödülün markanın asırlık mirası açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle değerlendirdi:

“1926 yılında Cumhuriyetimizle birlikte başlayan yolculuğumuzda, halkımızın takdiri her zaman en büyük pusulamız oldu. 100. yılımızı kutladığımız bu tarihi yılda, ‘Yılın İtibarlısı’ unvanını beşinci kez üst üste kazanmak bizim için yalnızca bir ödül değil; bir asırlık güvenin tescilidir. 

Bu başarıyı eşsiz kılan, bizzat hizmetimizi deneyimleyen halk jürisi tarafından seçilmiş olmamızdır. Kâmil Koç’ta stratejik kararlarımızın odağında her zaman öncelikle güvenlik ve müşteri memnuniyeti var. Tüm süreçleri müşteri deneyiminin etrafında oluşturuyoruz. Bu yaklaşımımız bizi sektörün tartışmasız lideri konumuna taşırken 5 kez üst üste aldığımız yılın itibarlısı ödülüyle de yol arkadaşlarımızın taktirinin tescilli karşılığını görmüş oluyoruz.
 
 Nesilden nesile aktarılan bu değerli mirası, global ortağımız Flix’in teknolojik gücüyle daha da ileri taşımaya kararlıyız. Önümüzdeki dönemde de yol arkadaşlarımızdan aldığımız ilhamla kaliteyi ve itibarı daha yukarılara taşımaya ve 100. Yılımızda yol arkadaşlarımız için en iyiyi sunmaya devam edeceğiz.”

Yerel tecrübe ve küresel teknolojiyle yeni yüzyılda yeni hedefler

1926 yılında Cumhuriyet’in ilk yıllarında temelleri atılan Kâmil Koç, bugün global iş ortağı Flix’in teknoloji gücünü, bir asırlık yerel tecrübesiyle harmanlayarak seyahat standartlarını yeniden tanımlıyor. “100 Yıldır Yol Arkadaşınız” mottosuyla hareket eden marka; dijitalleşme, rota optimizasyonu ve müşteri deneyimi odaklı yatırımlarıyla yol memnuniyetini her geçen yıl daha da pekiştiriyor.

2026 vizyonu kapsamında yapay zekâ destekli seyahat çözümleri, kişiselleştirilmiş yolcu deneyimi ve sürdürülebilirlik odaklı projelere ağırlık veren Kâmil Koç; 100. yılında bu köklü başarısını Türkiye’nin dört bir yanından Avrupa’nın kalbine uzanan geniş ağıyla geleceğe taşımayı hedefliyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Fikirden Pazara Yeni Nesil Girişimcilik Modeli

Yeditepe Üniversitesi Ar-GE ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, üniversitelerde üretilen bilginin yalnızca akademik sınırlarda kalmamasını, gerçek hayatta karşılık bulan, insana ve topluma dokunan bir değere dönüşmesini önemsediklerini belirterek “Bu anlayışla, bir fikrin ortaya çıkışından ürüne dönüşmesine, şirketleşmesine, yatırım almasına ve uluslararası pazarlara açılmasına kadar uzanan, baştan sona düşünülmüş bir yapı oluşturduk; akademik bilgi ile girişimcilik kültürünü bir araya getirerek bilginin kalıcı ve somut bir faydaya dönüşmesini hedefliyoruz” dedi. Prof. Dr. Oğuz Bayat, Yeditepe Üniversitesi’nde kurulan, yeni nesil teknoloji ve girişimcilik modelini anlattı: 

İki Alanda Birlikte Çalışan Bütüncül Yapı

Kurulan sistem, kampüs içindeki çalışma alanları ile Teknopark İstanbul bünyesinde yer alan Teknoloji Üssü olmak üzere iki ayrı fiziksel alanda birlikte çalışan, birbirini tamamlayan ve sürekli etkileşim içinde olan bir yapıdan oluşmaktadır. Kampüs içindeki alanlar fikir üretimi ve ön kuluçka sürecine odaklanırken, Teknopark İstanbul’daki merkezler ticarileşme, Ar-Ge ve ölçeklenme aşamalarını kapsamaktadır. Bu iki alan arasında doğal ve sürdürülebilir bir geçiş mekanizması oluşturulmuştur. 

Kampüste Fikirden Başlayan Süreç: IdeaLab

Kampüs içindeki ilk aşamayı temsil eden IdeaLab, ön kuluçka sürecinin yürütüldüğü bir fikir laboratuvarı olarak konumlanmaktadır. Kampüsün girişinde yer alan bu alanda öğrenciler, akademisyenler ve dışarıdan gelen girişimciler birlikte çalışmakta; henüz şirketleşmemiş ancak potansiyel taşıyan fikirler burada olgunlaştırılmaktadır. IdeaLab’de amaç, fikri netleştirmek, ekipleri oluşturmak, ilk prototip ve iş modeli üzerinde çalışmak olup, şirketleşme süreci bir sonraki aşamada başlamaktadır.

Teknoloji Üssü’nde Araştırma, Ticarileşme ve Ölçeklenme

Fikirler olgunlaştıktan sonra projeler, Teknopark İstanbul’daki Teknoloji Üssü’ne taşınmakta ve gelişimlerini burada sürdürmektedir. Aynı katta yer alan üç farklı merkez ise, bu sürecin hem araştırma hem de ticarileşme boyutunu bir arada destekleyen bütünlüklü bir yapı oluşturmaktadır.

AI for Industry Araştırma Merkezi

AI for Industry Araştırma Merkezi, Fraunhofer Almanya ile ortak olarak faaliyet göstermekte ve endüstri için yapay zeka odaklı çalışmalar yürütmektedir. Akademi ve sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler aracılığıyla uluslararası iş birlikleri kurulmakta ve kurumsal Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Merkezimizin açılışı Mart ayında, uluslararası paydaşlarımızın ve üst düzey davetlilerin katılımıyla gerçekleştirilecektir.

Venture Studio: Şirket Çıkarma Modeli

Teknoloji Üssü bünyesinde yer alan Venture Studio, klasik kuluçka modellerinden farklı olarak, dünyada yaygınlaşan şirket çıkarma merkezi yaklaşımıyla yapılandırılmıştır. Venture Studio çatısı altında öğrenciler, akademisyenler, sanayi temsilcileri ve yatırımcılar aynı yapı içinde bir araya gelmekte; fikirler şirketleşmekte, ürünler ticarileşmekte ve uluslararası pazarlara açılacak şekilde hazırlanmaktadır. Bu yapı yalnızca üniversite içinden değil, dış paydaşlara da açık olup, ortalama on iki ay süren süreç sonunda şirketler mezun edilmekte ve gelişimleri yakından takip edilmektedir.

Sürdürülebilirlik Odaklı Çalışmalar: Dekarbonizasyon Merkezi

Teknoloji Üssü’ndeki üçüncü yapı olan Dekarbonizasyon Merkezi, proje bazlı çalışmalar yürütmekte ve İSKA destekli bir TÜBİTAK projesi kapsamında faaliyet göstermektedir. Merkez, karbon ayak izi, enerji ve sanayi dönüşümü alanlarında sürdürülebilir çözümler geliştirmeyi hedeflemektedir.

350 Aktif Proje ve Somut Çıktılar

Kurulan bu yapı kapsamında bugün yaklaşık 350 aktif proje eş zamanlı olarak yürütülmektedir. Bu projeler; öğrenciler ve akademisyenler tarafından geliştirilen çalışmaların yanı sıra, dış paydaşlarla kurulan iş birliklerini de içermekte ve TÜBİTAK, Avrupa Birliği, özel sektör ile uluslararası fon kaynakları tarafından desteklenmektedir. Çoğu zaman küçük ölçekli fonlarla başlayan bu yolculuk, zamanla daha büyük yatırımlara ve ticarileşme aşamasına ulaşmaktadır. Süreç yalnızca potansiyel üretmekle sınırlı kalmamakta; Teknofest ve uluslararası yarışmalarda elde edilen başarılar, Take Off gibi ulusal ve uluslararası teknoloji fuarlarında tanıtılan ve yatırım alan girişimler gibi somut çıktılarla da kendini göstermektedir.

TÜBİTAK BİGG Programı ile Ulusal Ölçekte Etki

Ekosistemin önemli bileşenlerinden biri de TÜBİTAK BİGG Programı’dır. Yeditepe Üniversitesi, Medipol Üniversitesi ve Kültür Üniversitesi’nin yer aldığı konsorsiyum yapısı kapsamında yürütülen program aracılığıyla, Türkiye genelinden gelen girişimcilik projeleri değerlendirilmektedir. Uygun bulunan projelere 1 ila 1,5 milyon TL arasında fon sağlanmakta; fon alan girişimler kampüs içinde, Teknopark İstanbul’da veya Venture Studio bünyesinde çalışmalarını sürdürebilmektedir.

Uzun Vadeli Hedef: Sürdürülebilir ve Uluslararası Etki

Yeditepe Üniversitesi olarak vizyonumuz; üniversitede üretilen bilginin girişimcilik, teknoloji ve sanayiyle buluşarak sınırları aşan, kalıcı ve dönüştürücü bir etki yaratmasıdır. Gençlerin, akademisyenlerin ve girişimcilerin potansiyelini ortak bir gelecek hedefinde buluşturan bu yaklaşım; Türkiye’nin teknoloji yolculuğuna yön veren, ulusal ölçekte güç kazanan ve uluslararası alanda karşılık bulan sürdürülebilir bir model olarak kararlılıkla ilerlemektedir

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Genç Paldır Güldür Şov” Sanatseverlerden Tam Not Aldı

Selçuklu Belediyesi’nin kültür ve sanat vizyonu doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi, düzenlediği etkinliklerle geleceğin sanatçılarını desteklemeye ve şehrin kültür-sanat yaşamına yeni bir soluk kazandırmaya devam ediyor.  Bu kapsamda akademide tiyatro eğitimi alan öğrencilerden oluşan Genç Tiyatro Topluluğu, Selçuklu Kongre Merkezi’nde “Genç Paldır Güldür Şov” adlı oyunla ilk defa sahneye çıktı. Gecenin sonunda genç tiyatrocular sergiledikleri performansla izleyicileri güldürdü ve tam not aldı.

Başkan Pekyatırmacı, “Kültür ve sanatı Selçuklu’nun her köşesine taşıyacağız”

Selçuklu Belediyesi olarak kültür ve sanatın birleştirici gücüne inanarak bu doğrultuda her yaştan vatandaşa hitap eden etkinlikler düzenlemeye devam ettiklerini belirten Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Sanat Akademimiz tarafından Selçuklu Kongre Merkezimizde sahnelenen “Genç Paldır Güldür Şov” tiyatro gösterisi önceki etkinliklerimizde olduğu gibi yine hemşehrilerimiz tarafından büyük beğeni topladı. Vatandaşlarımızın yoğun ilgisi, kültür ve sanat alanında yaptığımız çalışmaların, verdiğimiz emeklerin karşılık bulduğunu bir kez daha ortaya koydu ve bu alanda yürüteceğimiz nice projeler için bizlere motivasyon kaynağı oluyor. Selçuklu Belediyesi olarak Sanat Akademimiz aracılığıyla tiyatrodan müziğe, sahne sanatlarından geleneksel sanatlara kadar birçok alanda etkinlikler düzenlemeye, kültür ve sanatı Selçuklu’nun her köşesine taşımaya devam edeceğiz” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazar Alev Alatlı, adını taşıyan kütüphanede anıldı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Türk düşünce dünyasına önemli katkılar sunan yazar Alev Alatlı için anlamlı bir anma programı düzenledi. İzmit Millet Bahçesi içerisinde yer alan ve Alev Alatlı’nın adını taşıyan kütüphane bu kez gençleri fikir dünyasının derinliğiyle buluşturdu.

GENÇLER, ALEV ALATLI’NIN FİKİR DÜNYASINI KEŞFETTİ

Alev Alatlı’nın düşünce dünyasını, entelektüel mirasını ve Türk düşünce hayatına kazandırdıklarını anmak amacıyla gerçekleştirilen program yoğun katılımla gerçekleşti. Prof. Dr. Bahtiyar Arslan’ın söyleşisiyle başlayan etkinlikte; Alev Alatlı’nın eserlerinde öne çıkan akıl, adalet, medeniyet tasavvuru, Doğu-Batı ilişkileri ve entelektüel sorumluluk kavramları ele alındı. Katılımcı gençler, Alev Alatlı’nın fikirlerinin günümüz toplumsal ve kültürel meselelerine sunduğu perspektifleri yakından tanıma imkânı buldu.

“KÜTÜPHANELER, ÇOK KIYMETLİ MEKÂNLAR”

Söyleşide Alev Alatlı’ya verdiği değeri ve düşüncelerine itibarını dile getiren Prof. Dr. Bahtiyar Arslan, kütüphanelerin geçmişten bugüne geçirdiği dönüşüme de dikkat çekti. Arslan, “Bizim zamanımızda kütüphaneler korkarak girdiğimiz, çatık kaşlı abilerin, ablaların olduğu yerlerdi. Sadece belli başlı ansiklopedilerden faydalanabilirdik. Hep ‘sus’ işaretleri olurdu, sayfaları çevirirken bile çekinirdik. Bugün ise gençler için son derece güzel imkânlar sunan, çay ikram edilen ve zaman geçirdikleri çok kıymetli mekânlar var. Tıpkı Alev Alatlı Kütüphanesi gibi” ifadelerini kullandı. Arslan konuşmasının son bölümünde, “Memleketin birçok vicdani ve kültürel meselesine kafa yorduğu için Alev Alatlı’ya teşekkür ediyorum” diyerek Alatlı’ya duyduğu minneti dile getirdi.

GENÇLERLİN SORULARI YANITLANDI

Bu anlamlı günde gençlerle buluşan Prof. Dr. Bahtiyar Arslan söyleşisinin ardından soru-cevap oturumunda, gençlerin merak ettikleri soruları yanıtlayarak onların düşünce dünyasına dair farklı bakış açıları kazandırdı. Program sonunda Kültür ve Sosyal İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından Prof. Dr. Aslan’a çiçek takdimi gerçekleştirildi. Samimi atmosferde geçen buluşma, gençlerin entelektüel dünyalarına ilham veren bir etkileşim alanı sundu. Ayrıca söyleşiyi dinlemeye gelen ziyaretçilere Alev Alatlı’nın sevilen kitaplarından “Yaseminler Tüter mi, Hala?” hediye edildi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İDSO DenizBank Konserleri’nde büyüleyici bir müzikal buluşma: Bringuier kardeşler aynı sahnede!

DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri, 13 Şubat’ta Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda müzikseverleri özel bir gecede buluşturacak. Parlak kariyerleriyle dikkat çeken iki kardeş, şef Lionel Bringuier ve piyanist Nicholas Bringuier, bu konserde aynı sahneyi paylaşarak izleyicilere unutulmaz bir müzik deneyimi sunacak.

Konserin ilk bölümünde Fransız şef Lionel Bringuier yönetimindeki orkestra, piyanist Nicholas Bringuier’e, Ludwig van Beethoven’ın görkemli 5. Piyano Konçertosu’nda eşlik edecek. Beethoven’ın en anıtsal eserlerinden biri olarak kabul edilen bu konçerto, Napoleon Bonaparte’ın ordularının bombardımanı altındaki Viyana’da, zorlu koşullar altında tamamlanmış olmasıyla tarihsel bir derinlik de taşıyor. 

Konserin ikinci bölümünde ise Fransız besteci Hector Berlioz’un Fantastik Senfoni’si seslendirilecek. Bestecinin otobiyografik izler taşıyan eseri, hayal gücü, tutku ve dramatik anlatımıyla romantik dönem müziğinin en özgün örnekleri arasında yer alıyor. Berlioz’un sınırları zorlayan orkestrasyonu, Lionel Bringuier’in güçlü yorumuyla buluşarak, konseri etkileyici bir kapanışa taşıyacak. 

Şef: Li̇onel Bri̇ngui̇er

Soli̇st: Ni̇colas Bri̇ngui̇er, Pi̇yano

Program:

Ludwig van Beethoven, Pi̇yano Konçertosu No.5 Mi̇ Bemol Major Op.73

Ara

Hector Berli̇oz, Fantasti̇k Senfoni̇ Op.14

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Katılım Emeklilik, Erken BES’le 2026’ya Güçlü Başladı

Türkiye’nin en uzun vadeli tasarruf aracı olmayı sürdüren Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), 18 milyon katılımcı ve 2 trilyon TL fon büyüklüğüne ulaştı. Türkiye’de 18 yaş altı katılımcı sayısı her yıl ortalama %80’in üzerinde büyüme gösteriyor. Katılım Emeklilik Erken BES’i tercih eden 18 yaş altı katılımcı sayısı ise aynı dönemde 15,4 kat artarak yıllık ortalama %97’ye yakın bir büyüme kaydetti.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), uzun vadeli birikim ve yatırım aracı olarak sunduğu avantajlarla en etkili tasarruf aracı olmaya devam ediyor. Özellikle 18 yaş altı katılımcıların sisteme ilgisi artarak sürerken, BES hem bireysel tasarrufları destekleyen hem de Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak sağlayan güçlü yapısını muhafaza ediyor.

BES, 18 milyon katılımcı ve 2 trilyon TL’ye ulaşan fon büyüklüğüyle Türkiye’nin en uzun vadeli tasarruf aracı olma yolunda gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Sistem, sürdürülebilir büyümesini yalnızca devlet katkısına değil; güçlü organizasyon yapısına, artan fon çeşitliliğine ve uzun vadeli performansına dayandırıyor. Son beş yılda ortalama %824 getiri sağlayan BES fonları, enflasyonun üzerinde performanslarıyla yatırımcılarına uzun vadeli değer sunmayı sürdürüyor. BES aynı zamanda, bireylerin emeklilik dönemine yönelik güvenli birikim yapmalarını sağlarken; uzun vadeli fonlar aracılığıyla sermaye piyasalarına ve reel sektöre de önemli katkılar sunuyor. 

18 yaş altı BES’e katılanlar 4 yılda 10,5 kat arttı

18 yaş altı BES son yıllarda sistemin en hızlı büyüyen alanlarından biri oldu. Uygulamanın başladığı 2021 yılı sonunda BES içindeki 18 yaş altı katılımcı oranı %2,4 seviyesindeyken, 2025 yıl sonu itibarıyla bu oran %14,9’a ulaştı. 2021 sonunda 18 yaş altı BES katılımcı sayısı 181 binin biraz üzerindeyken, 2026 yılı ocak ayı itibarıyla bu sayı 1 milyon 900 binin üzerine çıktı. 

Sadece 2025 yılı içinde, 18 yaş altı BES katılımcı sayısı yaklaşık 300 bin kişi artarak %18,8 büyüdü. Sektörün öncü ve yenilikçi şirketlerinin başında gelen Katılım Emeklilik, Erken BES ürünüyle 18 yaş altı BES alanında da dikkat çekici bir performans sergiledi. 2021 yılı sonunda Katılım Emeklilik Erken BES’i tercih edenlerin sayısı 12 bin 605 iken, Ocak 2026 sonu itibarıyla bu sayı 194 bin 938’e ulaştı. Böylece Katılım Emeklilik’in Erken BES katılımcı sayısı dört yılda yaklaşık 15,4 kat artarak yıllık ortalama %97 civarında bir büyüme kaydetti.

2025 yılı içinde ise sektörün öncü ve yenilikçi şirketi Katılım Emeklilik’i tercih eden 18 yaş altı katılımcı sayısı yaklaşık 37 bin kişi artarak %23,6 büyüdü. 

Ocak 2026 itibarıyla Türkiye’de BES sistemindeki 18 yaş altı katılımcıların yaklaşık %10,20’si Katılım Emeklilik Erken BES’i tercih etti. Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, Erken BES’e yönelik ilgiyi şu sözlerle değerlendirdi: “Aileler, çocukları için erken yaşta uzun vadeli birikim yapmanın önemini her geçen gün daha iyi kavrıyor. Erken BES, sadece finansal bir yatırım değil; çocukların geleceğine yapılan bilinçli ve sürdürülebilir bir birikim tercihi olarak öne çıkıyor.”

2025 yılını 63 milyar TL toplam fon büyüklüğüyle tamamlayan Katılım Emeklilik, ocak ayı sonu itibarıyla 76 milyar TL fon hacmine ulaştı. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

MISIRLI Underwear & Socks 2026’da Üretimde ve Perakendede Büyümeyi Hızlandıracak

1927’den bu yana Türk tekstil sektörünün köklü oyuncularından olan MISIRLI Underwear & Socks, 2025 yılı sonuçlarını ve 2026 vizyonunu açıkladı. Sektör genelinde ihracatın daraldığı ve kârlılığın düştüğü zorlu bir yılda, cirosunu 55 milyon dolar seviyesinde korumayı başaran şirket; başarısını ‘çift kutuplu üretim modeli’ ve ‘bir kaldıraç olarak sürdürülebilirlik’ stratejilerine dayandırdı.

Tekstilde Oyunun Kuralları Değişti 

2025 yılını, sadece ayakta kalınan değil, geleceğin temellerinin atıldığı bir ‘dönüşüm yılı’ olarak tanımlayan MISIRLI Underwear & Socks Yönetim Kurulu Üyesi Murat Eren Taşçı, sektörün mevcut şartlarını ve kendi pozisyonlarını şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel pazarlarda fiyat odaklı rekabet, Uzak Doğu’nun hakimiyeti nedeniyle sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu şartlarda rekabet için artık yalnızca iyi veya yalnızca uygun fiyatlı ürün üretmek yetmiyor; iş modelinizin de akıllı olması gerekiyor. 2025’te rasyonel bir kararla üretim stratejimizi çift kutuplu bir yapıya dönüştürdük. Bu modelde Türkiye’yi Ar-Ge, inovasyon ve katma değerli ürünlerin merkezi olarak konumlandırdık; Mısır’daki üretim yatırımımız ise global fiyat rekabetinde elimizi güçlendiren, fiyat hassasiyeti yüksek pazarlar ve farklı müşteri segmentlerine odaklı bir hacim merkezi rolünü üstleniyor. Daralan piyasa koşullarına rağmen Türkiye’de üretimi korumayı ve büyütmeyi stratejik bir sorumluluk olarak benimsiyoruz.”

Türkiye’de Gümüş İplik ve Pilot Çorabı, Mısır’da 30 Milyon Çift Kapasite

MISIRLI Underwear & Socks İstanbul, Yozgat ve Kütahya’daki fabrikalarında, teknolojik altyapıları ve 1.200 kişilik nitelikli iş gücüyle yüksek kaliteli sessiz lüks segmentine odaklanıyor. Türkiye’nin kendileri için bir inovasyon üssü olduğunu belirten Taşçı; “Gümüş iplikli antibakteriyel ürünler ve pilotlar için özel üretilen teknik kompresyon çorapları gibi niş ve yüksek katma değerli koleksiyonlarımızı ülkemizde geliştiriyor ve üretiyoruz.” dedi.

Öte yandan, 10 milyon dolarlık yatırımla 2025 yılında Mısır’da devreye alınan fabrika ise şirketin rekabet kalkanı olarak konumlanıyor. Taşçı, “Mısır’daki maliyet avantajını, Türkiye’deki üretim kalitemizle birleştirdik. Yıllık 30 milyon çift ek kapasite yaratan bu tesisimiz sayesinde, Çin gibi rakiplerle fiyat konusunda başa baş rekabet ederken, kalite konusunda onlara fark atıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sürdürülebilirlik Hem Tasarruf Hem de İhracat Kozu 

MISIRLI Underwear & Socks’in 2025’teki başarılı performansında rol oynayan bir diğer kritik faktör ise şirketin 19 yıldır bilfiil sürdürdüğü yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik yatırımları oldu. Şirket, İstanbul ve Yozgat’taki üretim tesislerini akıllı fabrika standartlarına taşıyarak enerji bağımsızlığını ilan etti.

Sürdürülebilirliği çevresel etkinin yanı sıra bir verimlilik kaldıraçı olarak ele aldıklarını belirten Taşçı, şu verileri paylaştı: “4,2 milyon dolarlık güneş enerjisi sistemi yatırımımız sayesinde, 2025 yılında elektrik maliyetimizde yüzde 100 tasarruf sağladık. Yağmur suyu geri kazanım sistemlerimizle su maliyetimizi yüzde 38 düşürdük. Bugün üretimimizin yüzde 90’ını karbon nötr gerçekleştiriyoruz.”

Taşçı, bu yeşil dönüşümün ihracat kapasitesine etkisini ise şöyle özetledi: “Sürdürülebilir altyapımız enerji maliyetlerini düşürmenin ötesinde bizi global ligde de rakiplerimizden ayrıştırıyor. Uluslararası standartlardaki karbon nötr üretim gücümüz; Hugo Boss, Tommy Hilfiger ve Calvin Klein gibi sürdürülebilirlik hassasiyeti yüksek küresel devlerin üretici iş ortağı olarak bizi tercih etmesindeki en büyük etkenlerden.”

Omnichannel Perakende Altyapısı

Üretim tarafında maliyetleri kontrol altına alan MISIRLI Underwear & Socks, 2025 yılında bu gücü markalaşmaya odaklamaya başladı. Nişantaşı’nda açılan deneyim mağazasıyla perakende atağını başlatan marka, yeni dönemde yurt içinde ve yurt dışı mağazalaşmanın yanı sıra e-ticarete odaklanacak. Bu yıl 100 mağazaya ulaşmayı planlayan ve e-ticaret hacmini artırmayı hedefleyen şirketin yurt dışındaki ilk adresi ise Kıbrıs olacak.

2026 vizyonunu özetleyen Taşçı, sözlerini şöyle noktaladı: “Fiziksel mağaza, e-ticaret ve tüm temas noktalarını kapsayan omnichannel perakende altyapımızla kesintisiz bir müşteri deneyimi sunmaya başladık. Bu yıl, bir asırlık mirasımızdan aldığımız güçle üretmeye ve ülkemizi küresel pazarlarda daha güçlü temsil etmeye odaklanırken, Türkiye’ye katma değer sağlamayı ve istihdam yaratmayı sürdüreceğiz.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türkiye’nin balık ihracatı 2026 yılına rekorla girdi

Gıda ihracatında 2026 yılına en başarılı giriş yapan ürünlerin başında balık geldi. Türkiye, 2025 yılı ocak ayında 152,7 milyon dolarlık balık ihraç etmişken, 2026 yılı ocak ayında balık ihracatını yüzde 36’lık artışla 207,1 milyon dolara taşıdı. Türkiye’nin balık ihracatı bir aylık dönemde 54 milyon dolar artış kaydetti.

Balık, 2026 yılı ocak ayında ihracatını en fazla artıran 5 ürün grubundan biri olurken, gıda ihracatının yıldızı oldu. Balık ihracatı miktar bazında yüzde 4’lük artışla 21 bin 978 tondan, 22 bin 935 tona ilerledi.

Yüksek protein deposu

Omega-3 yağ asitleriyle sağlıklı bir yaşamın anahtarı olan balık, yüksek protein içeriyor. Balığı protein miktarı açısından düzenli tüketmek, kas kütlesini artırmaktan kalp sağlığını korumaya kadar birçok fayda sağlıyor. Türkiye’nin zengin deniz ürünleri çeşitliliği, sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi kolaylaştırır. 

Türkiye’nin ihraç ettiği her üç balıktan ikisine imza attıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türk su ürünleri sektörünün 2025 yılını 2 milyar 243 milyon dolarlık performansla geride bıraktığını, 2026 yılına çok başarılı bir giriş yaptıklarını, 2,5 milyar dolar ihracat hedefini aşacak bir ihracat seyri ortaya koyduklarını vurguladı.

Orkinos ihracatında üç haneli artış 

Su ürünleri ihracatında levrek ihracatının yüzde 27’lik artışla 48 milyon dolardan 60,7 milyon dolara çıkarak liderliğini sürdürdüğü bilgisini veren Girit, “Çipura ihracatımız 38 milyon dolardan 46 milyon dolara yükseldi. En belirgin artış orkinosta oldu. Orkinos ihracatı yüzde 122’lik üç haneli artışla 18,5 milyon dolardan 41 milyon dolara fırladı. Türk somonundaki artışımız 2026 yılında da sürdü ve yüzde 39’luk gelişimle 23 milyon dolardan 32 milyon dolara çıktı. Diğer su ürünleri ihracatımız 14,8 milyon dolardan 16 milyon dolara yükselirken, alabalık ihracatımız 8,7 milyon dolarla sabit kaldı. Kaya levreği ihracatımız yüzde 44’lük artışla 1,7 milyon dolardan 2,5 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu.

Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin, 2025 yılı ocak ayında 95,7 milyon dolar olan ihracatının 2026 yılı ocak ayında yüzde 27 geliştiği bilgisini veren Başkan Girit sözlerini şöyle tamamladı; “2026 yılı Ocak ayında ihracatımızı 121,5 milyon dolara ulaştırdık ve su ürünleri ihracatından aslan payını aldık. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 46 milyon dolarlık levrek ihraç ederken, ikinci sırada 36 milyon dolarla çipura, 13,7 milyon dolarla Türk somonu yer aldı.”

Rusya Federasyonu ve Japonya arasındaki yarışı fotofiniş belirledi

2026 yılı ocak ayında su ürünleri ihracatında Rusya Federasyonu 31,3 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korurken, orkinos talebiyle öne çıkan Japonya’ya ihracatımız yüzde 120’lik artışla 12 milyon dolardan 31 milyon dolara çıktı. Japonya su ürünleri ihraç ettiğimiz ülkeler sıralamasında 4 basamak yükselirken, Rusya ile Japonya arasında liderliği fotofiniş belirledi.

İtalya 22,4 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep ederken, Hollanda’ya su ürünleri ihracatımız yüzde 24’lük artışla 14,8 milyon dolardan 18,3 milyon dolara çıktı. Beşinci sıradaki Yunanistan’a su ürünleri ihracatımız yüzde 21’lik yükselişle 15 milyon dolardan 18,2 milyon dolara ilerledi. Bu ülkeleri İngiltere, Güney Kore, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İspanya takip etti. Türkiye ocak ayında 55 ülkeye su ürünleri ihraç etti.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin en çok balık ihraç ettiği ülke 17,8 milyon dolarla İtalya olurken, İtalya’yı 17,2 milyon dolarla Yunanistan ve 15,7 milyon dolarla İngiltere izledi. Ege Bölgesi’nden balık ihraç edilen ülke sayısı 46 oldu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı