Veteriner Hekim Cankat Özel Uyardı: Ertelenen Kontroller Hayat Kaybına Yol Açabiliyor

Türkiye’de pandemi yalnızca insanların yaşam alışkanlıklarını değiştirmedi; evcil dostlarımızın hayatında da önemli bir dönüm noktası oldu. Veteriner Hekim Cankat Özel’e göre pandemi sonrası dönemde hayvan sahiplenme oranları rekor seviyelere ulaşırken, patili dostlara bakış açısı da köklü şekilde değişti.

Bugün kedi ve köpekler artık yalnızca evcil hayvan olarak değil, ailenin ayrılmaz bir bireyi olarak görülüyor. Bu değişim beraberinde daha bilinçli bakım anlayışını da getirdi.

Veteriner Hekim Cankat Özel, özellikle 2020-2022 yılları arasında koruyucu veteriner hekimliğe olan ilginin ciddi şekilde arttığını belirterek şunları söylüyor:

“Pandemi döneminde insanlar evcil dostlarıyla daha fazla vakit geçirdi. Bu süreçte aşılar, parazit uygulamaları, düzenli kan tahlilleri, check-up programları, ağız ve diş sağlığı uygulamaları konusunda farkındalık yükseldi. Premium mamalara ve destek ürünlerine olan ilgi arttı. Evcil dostlarımızın fiziksel sağlığı kadar psikolojik sağlıkları da daha fazla önemsenmeye başlandı.”

Ayrılık Anksiyetesi ve Davranış Problemleri Arttı

Pandemi sürecinde sürekli insanlarla vakit geçiren birçok kedi ve köpek, normal hayata dönüşle birlikte yeni bir sorunla karşı karşıya kaldı: Ayrılık anksiyetesi.

Veteriner Hekim Cankat Özel’e göre son yıllarda davranış problemleriyle ilgili başvuruların artmasının en önemli nedenlerinden biri de bu süreç oldu.

“Pandemi döneminde sahipleriyle günün büyük bölümünü geçiren hayvanlar, hayatın normale dönmesiyle yalnız kalmaya başladı. Bunun sonucunda kaygı bozuklukları, yıkıcı davranışlar ve çeşitli psikolojik problemler daha sık görülür hale geldi.”

Veteriner Hekimlikte Yeni Dönem: İleri Teknoloji Daha Fazla Kullanılıyor

Hayvan sahiplerinin bilinçlenmesiyle birlikte veteriner hekimlikte ileri görüntüleme yöntemlerine olan ilgi de önemli ölçüde yükseldi.

MR, bilgisayarlı tomografi, endoskopi ve ekokardiyografi gibi ileri tanı yöntemlerinin artık çok daha fazla kabul gördüğünü belirten Cankat Özel, bunun yeni nesil veteriner hekimlerin eğitim anlayışıyla da yakından ilişkili olduğunu ifade ediyor.

“Bizler artık daha fazla araştırıyor, kendimizi daha fazla geliştiriyor ve ileri görüntüleme yöntemlerini daha etkin kullanıyoruz. Bu sayede birçok hastalığa daha erken tanı koyabiliyor ve daha başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz.”

Son İki Yılın En Büyük Sorunu: Ekonomik Zorluklar

Pandemi sonrası yaşanan olumlu gelişmelerin yanında son yıllarda dikkat çeken önemli bir sorun da bulunuyor.

Veteriner Hekim Cankat Özel’e göre ekonomik koşullar, evcil dostların sağlık süreçlerini doğrudan etkilemeye başladı.

“İnsanlar dostlarından vazgeçmiyor ancak harcamalarını daha seçici yapıyor. Acil durumlar için bütçe oluşturulabiliyor fakat rutin kontroller, yıllık kan taramaları, diş sağlığı uygulamaları, iç-dış parazit korumaları ve aşılar çoğu zaman erteleniyor.”

Bu durumun ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini belirten Özel, özellikle internet üzerinden satılan ve güvenilirliği şüpheli ürünlerin kullanımının da arttığını vurguluyor.

“Bilinçsiz ürün kullanımları nedeniyle zehirlenmeler, pankreatit vakaları, yabancı cisim yutmalarına bağlı komplikasyonlar ve böbrek yetmezlikleriyle daha sık karşılaşıyoruz. En üzücü taraf ise birçok hastanın kliniğe çok geç getirilmesi. Oysa erken müdahale ile kurtarılabilecek vakalar ne yazık ki bazen yaşam kaybıyla sonuçlanabiliyor.”

Evcil Dostlarımızın da Bir ‘Aile Hekimi’ Olmalı

Veteriner Hekim Cankat Özel’e göre hayvan sağlığında en kritik konu, hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm aramak değil, sağlıklı dönemde düzenli takip sisteminin kurulması.

“Nasıl ki insanlar için aile hekimliği sistemi büyük önem taşıyorsa, evcil dostlarımız için de onları yakından tanıyan bir veteriner hekimin olması son derece değerlidir. Düzenli takip edilen bir hastanın sağlık geçmişi bilinir, riskleri önceden öngörülür ve gerektiğinde doğru uzmanlara zamanında yönlendirilmesi sağlanır.”

İyi Veteriner Hekim Sadece Hastalığı Değil, Hastasını Tanır

Veteriner hekimliğin yalnızca teşhis ve tedaviden ibaret olmadığını vurgulayan Cankat Özel, hasta-hekim ilişkisinin önemine dikkat çekiyor.

“İyi bir veteriner hekim her şeyi bildiğini iddia eden kişi değildir. Gerektiğinde danışan, araştıran ve hastası için en doğru çözümü arayan kişidir. Uzun yıllardır takip ettiği bir dostunun davranışındaki küçük bir değişiklikten bile sağlık durumunun iyiye mi yoksa kötüye mi gittiğini anlayabilir. Çünkü bazı hastalıklar cihazlardan önce tecrübeli gözlerle fark edilir.”

“48 Saat Beklemeyin”

İlk kez evcil hayvan sahiplenenlere de önemli uyarılarda bulunan Veteriner Hekim Cankat Özel, bazı belirtilerin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor.

“48 saati aşan dışkılayamama, uzun süren iştahsızlık ve özellikle 24 saati aşan idrar yapamama durumlarında zaman kaybetmeden veteriner hekime başvurulmalıdır. Ayrıca aşılar, parazit uygulamaları ve genel sağlık kontrolleri için mutlaka düzenli bir veteriner hekim takibi oluşturulmalıdır.”

Cankat Özel’e göre patili dostlarımız için en doğru yaklaşım, sorun ortaya çıktığında kapıyı çalmak değil; güvenilir bir veteriner hekimle uzun yıllara dayanan bir sağlık ortaklığı kurmak.

Çünkü bazen bir hayatı kurtaran şey tedavi değil, zamanında yapılan bir kontroldür.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tuğçe Albay modayı değil, kadınların kendilerine olan inancını tasarlıyor

Günümüz moda dünyasında seri üretim, geçici trendler ve birbirinin benzeri tasarımlar arasında fark yaratmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Ancak bazı isimler var ki yalnızca kıyafet üretmiyor; insanların kendilerini yeniden keşfetmelerine, özgüvenlerini yeniden kazanmalarına ve hayallerindeki görünüme kavuşmalarına yardımcı oluyor.

Kadın giyim tasarımcısı Tuğçe Albay da tam olarak bunu yapıyor.

Albay, modayı yalnızca kumaş, kalıp ve dikişten ibaret görmüyor. Onun için her tasarım; bir kadının hikâyesini, karakterini, yaşam deneyimini ve kendisine dair hayallerini taşıyan özel bir eser niteliğinde.

“Ben kıyafet tasarlamıyorum, insanların hayallerini tasarlıyorum” diyen başarılı tasarımcı, hazırladığı her koleksiyonda ve kişiye özel çalışmalarında kadınların kendilerini özel, güçlü ve değerli hissetmelerini amaçlıyor. Ve yakın zamanda “Atelier Lamorena” isimli markasını hayata geçirmeye hazırlanıyor… 

Özellikle belirli bir yaşın üzerindeki kadınların moda dünyasında hak ettikleri değeri göremediğini düşünen Albay, tasarımlarını bu anlayışla şekillendiriyor. Ona göre şıklık gençlikle değil, kişinin kendisini nasıl hissettiğiyle ilgili.

Bu nedenle hazırladığı her tasarım; zamana meydan okuyan, yıllar geçse de değerini kaybetmeyen, trendlerin ötesinde bir duruş sergileyen “zamansız moda” anlayışını yansıtıyor.

Kişiye özel tasarımlarıyla dikkat çeken Albay, yalnızca kıyafet üretmekle kalmıyor; aynı zamanda styling danışmanlığı hizmeti vererek kadınların kendi tarzlarını keşfetmelerine de rehberlik ediyor.

Başarılı tasarımcıya göre doğru kıyafet yalnızca güzel görünmek değil, kişinin kendisini ait hissettiği bir kimlik yaratmak anlamına geliyor.

Son yıllarda artan ilgiyle birlikte çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmaya hazırlanan Tuğçe Albay’ın hedefleri artık Türkiye sınırlarını da aşıyor. Tasarımlarını uluslararası moda platformlarında sergilemeyi ve Türk tasarım anlayışını dünyanın farklı ülkelerine taşımayı hedefleyen Albay, kadınların kendilerini özel hissettikleri global bir marka oluşturma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Modanın hızlı tüketildiği bir çağda, zamansız şıklığın ve kişiye özel tasarımın önemini yeniden hatırlatan Tuğçe Albay, kadınlara yalnızca bir kıyafet sunmuyor; kendilerini yeniden keşfedebilecekleri özel bir deneyim vadediyor.

Dokunduğum her kumaş, kalıbını çıkardığım her çizgi, bir insanın kendini keşfetme hikayesidir.”

Sıradan bir giysi üretmek sadece teknik bir süreçtir. Asıl zanaat, insanın içindeki o eşsiz vizyonu ve özgüveni dışarı vurabilmektir. Ben sadece kıyafet tasarlamıyorum, insanların aynaya baktıklarında görmek istedikleri o güçlü hayali gerçeğe dönüştürüyorum. .. 

Çünkü bazı tasarımcılar kıyafet üretir.

Bazıları ise insanların hayallerini gerçeğe dönüştürür.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Talkan Kurabiyesinin mucidi Murat Shafii: Anadolu’nun lezzetini dünya markası yapacağız

BY Fırın Kurucusu Murat Shafii, patentli buluşu Talkan Kurabiyesi (leblebi) ile Türk gıda sektöründe fark yaratıyor. Çok sayıda prestijli ödüle layık görülen başarılı girişimci, şimdi rotasını uluslararası pazarlara çevirdi.

Türk gıda sektöründe girişimcilik, Ar-Ge ve inovasyonu bir araya getiren isimlerden biri olan Murat Shafii, geliştirdiği patentli Talkan Kurabiyesi ile yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda yeni bir lezzet kategorisi oluşturdu. 2006 yılında kurduğu BY Fırın ile üretim yolculuğuna başlayan Shafii, bugün hem aldığı ödüller hem de geliştirdiği özgün ürünlerle sektörün dikkat çeken isimleri arasında yer alıyor.

1982 yılında Almanya’da, Eskişehirli bir Türk ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Murat Shafii, 13 yaşında ailesiyle birlikte Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra ticaret dünyasına adım atan Shafii, genç yaşlarda başladığı girişimcilik serüvenini bugün Türkiye’nin örnek başarı hikâyelerinden birine dönüştürmüş durumda.

Gıda sektöründeki profesyonel tecrübesini yıllar içerisinde geliştiren başarılı iş insanı, bir dönem Migros Marketler Zinciri’nin Eskişehir bölgesindeki unlu mamuller operasyonlarını yönetti. Burada edindiği bilgi birikimi ve saha deneyimini kendi markasına taşıyan Shafii, BY Fırın çatısı altında Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vererek sektöre yenilikçi ürünler kazandırmaya başladı.

Bu çalışmaların en dikkat çekici sonucu ise bugün birçok kişinin severek tükettiği Talkan Kurabiyesi oldu.

TALKAN KURABİYESİNİN BULUŞ SAHİBİ

Leblebinin besleyici gücünü geleneksel kurabiye anlayışıyla buluşturan Talkan Kurabiyesi’nin fikir sahibi ve mucidi olan Murat Shafii, uzun süren Ar-Ge çalışmalarının ardından ürünü geliştirerek 2016 yılında patentini aldı. Böylece Talkan Kurabiyesi’nin ilk üreticisi ve patent sahibi olarak Türk gıda sektöründe önemli bir başarıya imza attı.

Shafii, geliştirdikleri ürünün yalnızca ticari bir başarı değil, aynı zamanda Anadolu’nun geleneksel değerlerini modern üretim anlayışıyla buluşturan bir inovasyon örneği olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Biz sadece bir kurabiye üretmedik. Anadolu’nun kadim lezzetlerinden biri olan leblebiyi farklı bir formda tüketicilerle buluşturduk. Yıllar süren çalışmalar sonucunda ortaya çıkan Talkan Kurabiyesi bugün bizim için bir ürün olmanın ötesinde, bir buluş ve bir marka hikâyesidir.”

ÖDÜLLERLE TAÇLANAN BAŞARI

Kalite, güvenilir üretim ve inovasyon odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken BY Fırın ve Murat Shafii, yıllar içerisinde çok sayıda önemli ödüle layık görüldü.

Marka bugüne kadar;

•⁠  ⁠Yılın En İyi Gıda Markası
•⁠  ⁠Yılın En İyi Uluslararası Gıda Markası
•⁠  ⁠ETG Yılın Markası
•⁠  ⁠Azerbaycan-Türkiye Yılın En İyi Gıda Markası
•⁠  ⁠Türkiye Avrupa Yılın En İyi İnovasyon Yaratan Gıda Markası

ödüllerinin sahibi olurken;

Murat Shafii de;

•⁠  ⁠Yılın En İyi Marka Yöneticisi
•⁠  ⁠Yılın Genç İş Adamı

ödüllerine layık görüldü.

Söz konusu ödüller, BY Fırın’ın yalnızca üretim gücünü değil; marka yönetimi, inovasyon ve uluslararası büyüme vizyonunu da ortaya koyuyor.

HEDEF: TÜRKİYE’DEN DÜNYAYA AÇILAN BİR LEZZET MARKASI

Bugün BY Fırın’ın en büyük hedefi, patentli ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyarak dünya çapında tanınan bir Türk markası haline gelmek.

Türk gıda sektörünün dünya pazarlarında çok daha güçlü temsil edilmesi gerektiğine inandığını belirten Murat Shafii, “Bizim hayalimiz yalnızca ürün satmak değil. Anadolu’nun lezzetlerini, Türk girişimciliğini ve üretim gücünü dünyanın dört bir yanına taşımak. Talkan Kurabiyesi bunun ilk adımı oldu. Yeni ürünlerimiz ve yeni projelerimizle büyümeye devam edeceğiz” dedi.

2006 yılında Eskişehir’de başlayan BY Fırın hikâyesi, bugün patentli ürünleri, aldığı ulusal ve uluslararası ödüller, güçlü marka vizyonu ve ihracat hedefleriyle Türk gıda sektörünün dikkat çeken başarı öykülerinden biri olarak yoluna devam ediyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Doğadaki İlahi Sanat: ‘Gizli ve Aşikâr’ Sergisi İlahi Kudretin İzlerini Sanatseverlerle Buluşturuyor

Hafız Faruk Altun’un hazırladığı “Gizli ve Aşikâr” Sergisi, Arnavutköy’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergide, hiçbir insan eli değmeden doğal yollarla oluşmuş ve içerisinde “ALLAH” ism-i şerifini barındıran 18 eser yer alıyor. Doğanın mucizevi oluşumları arasında yer alan bu eserler, Allah’ın varlığını, kudretini ve hikmetini yansıtan eşsiz işaretler olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.

Muharrem ayı içerisinde ve Müslümanlar için özel anlam taşıyan Aşure Günü’nde kapılarını açacak olan sergi, ziyaretçilerine manevi ve estetik bir deneyim yaşatmayı amaçlıyor.

Sergi hakkında bilgi veren Hafız Faruk Altun, “Gizli ve Aşikâr Sergimiz ile İslam dünyasının huzuruna çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yüce Allah, kudsi hadis olarak rivayet edilen bir hitabında ‘Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim’ buyurmaktadır. İnsan kâinata rahmet nazarıyla baktığında, bütün güzelliklerin Yüce Allah’ın varlığının bir yansıması olduğuna şahitlik eder. İşte doğada mucizevi şekilde oluşmuş bulunan Allah ism-i şerifleri de bu yansımanın en özel ve en değerli tezahürleridir. Bu eserler, gizli olanı aşikâr eden başyapıtlardır” dedi.

18 eser ile 18 bin âleme gönderme

Sergide yer alan 18 eserin özel bir anlam taşıdığını belirten Altun, “Allah ism-i şerifi, kâinatı nurlandıran rahmani bir mayadır. Biz de bu sergiyle gönülleri ve zihinleri bu nurla mayalamak istiyoruz. Sergimizde yer alan 18 eser ile tasavvuf ve İslam düşüncesinde ifade edilen 18 bin âleme atıfta bulunuyoruz. Her eser, yaratılışın farklı bir tecellisini ve ilahi sanatın eşsiz bir yansımasını temsil ediyor” ifadelerini kullandı.

“Bu eserler gizli olanı görünür kılıyor”

Doğada hiçbir insan müdahalesi olmadan oluşan eserlerin taşıdığı manevi değere dikkat çeken Altun, “Sergimizde yer alan eserlerin tamamı Allah’ın kudretini ve sanatını yansıtan özel oluşumlardır. Bu eserler, insanı tefekküre sevk eden ve yaratılışın sırlarını hatırlatan işaretlerdir. Gizli olanı görünür kılan bu eserler, Allah’ın isim ve sıfatlarını kâinat üzerinden okumaya davet etmektedir” diye konuştu.

Hedef: Mucize-i Esma Müzesi

“Arz ve Niyaz” başlığı altında sürdürdükleri sergi serisini “Gizli ve Aşikâr” sergisiyle taçlandırdıklarını belirten Altun, bundan sonraki hedeflerinin kalıcı bir müze oluşturmak olduğunu söyledi.

Altun, “İlerleyen süreçte hayata geçirmeyi planladığımız Mucize-i Esma Müzesi’nde bu eserleri kalıcı olarak sergilemeyi arzu ediyoruz. Böyle bir müzenin hem ülkemiz hem de İslam dünyası için önemli bir kültürel ve manevi kazanım olacağına inanıyoruz. Bu hayalin gerçekleşmesi için tüm gönül dostlarımızın dualarını bekliyoruz” dedi.

4 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek

“Gizli ve Aşikâr” Sergisi, 4 Temmuz’a kadar, her gün 11.00-17.00 saatleri arasında, Bostanüstü Sokak, No:23, Arnavutköy’de ziyaret edilebilecek.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

farukanıl’dan üç şarkılık yolculuk

Alternatif pop ve indie çizgisinde üretimlerini sürdüren farukanıl, On Air Music Co. etiketiyle yayımladığı üç şarkılık seriyle dinleyicilerini içsel bir yolculuğa davet ediyor. “Büyüdüm Artık”, “Hangi Şehirde Duralım” ve “Dünya Dursun”; birbirinden bağımsız şarkılar olsalar da birlikte dinlendiğinde bir dönüşüm hikâyesinin farklı bölümlerini oluşturuyor.

Serinin ilk halkası olan “Büyüdüm Artık”, insanın kendisiyle yaptığı sessiz hesaplaşmaları konu alıyor. Şarkı; açıklama yapma ihtiyacının azaldığı, bazı duyguların ancak geride kaldığında anlam kazandığı bir dönemi anlatıyor. Minimal prodüksiyonu ve sade anlatımıyla öne çıkan eser, büyümenin çoğu zaman yüksek sesli değil, sessiz bir süreç olduğuna işaret ediyor.

İkinci şarkı “Hangi Şehirde Duralım” ise bu içsel dönüşümün ardından gelen hareket arzusunu merkezine alıyor. Yol, şehir ve durmak gibi kavramlar fiziksel anlamlarının ötesine geçerek zihinsel ve duygusal eşiklere dönüşüyor. Şarkı, kesin cevaplar vermekten çok belirsizlik içinde ilerleme cesaretine odaklanıyor. Böylece serinin ikinci bölümünde dinleyici, bulunduğu noktadan ayrılma isteğiyle karşı karşıya kalıyor.

Üçlemenin son parçası “Dünya Dursun” ise yolculuğun ulaştığı duygusal durağı temsil ediyor. Hayatın akışı sürerken iki kişi arasında kurulan bağın zamanın önüne geçebildiği anları anlatan şarkı, romantik ve sıcak atmosferiyle öne çıkıyor. “Biz dans edelim, dünya dursun” fikri etrafında şekillenen eser, dış dünyanın gürültüsünden uzak, yalnızca o ana odaklanan bir anlatı kuruyor.

Birlikte değerlendirildiğinde bu üç şarkı; geçmişle yüzleşmekten yola çıkmaya, yoldan bir insanda durmaya uzanan bütünlüklü bir hikâye sunuyor. farukanıl’ın söz odaklı yaklaşımı, sade prodüksiyon tercihleri ve içe dönük anlatım dili, serinin ortak karakterini oluşturuyor.

Üç şarkının da söz ve müziği farukanıl imzası taşırken, düzenleme, mix ve mastering çalışmaları Aykut Acarlar tarafından gerçekleştirildi.

“Büyüdüm Artık”, “Hangi Şehirde Duralım” ve “Dünya Dursun” tüm dijital platformlarda dinlenebilir.

Sanatçı Hakkında

farukanıl, alternatif pop ve indie ekseninde üretim yapan bir müzisyen olarak, içe dönük anlatımı ve söz odaklı yaklaşımıyla öne çıkıyor. Üretimlerinde sade ama etkili bir dil kurmayı tercih eden sanatçı, duygusal geçişleri abartıdan uzak bir anlatımla ele alıyor.
 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Karne hediyesi arayanlara özel seçimler Minycenter’da

Karne dönemine özel hediye alternatiflerini bir araya getiren Minycenter’da, eğitici oyuncaklardan scooter ve bisikletlere, yaz tatiline eşlik edecek eğlenceli ürünlerden çocuk modasının sevilen markalarına kadar pek çok seçenek aileleri bekliyor.

Karne dönemi, çocuklar için yalnızca bir eğitim yılının sonu değil, aynı zamanda uzun ve keyifli bir yaz tatilinin başlangıcı anlamına geliyor. Aileler de çocuklarının bu heyecanını küçük sürprizlerle paylaşmayı tercih ediyor. Minycenter, farklı yaş gruplarına hitap eden geniş ürün yelpazesiyle ve dünyaca ünlü markalarıyla karne hediyesi arayışındaki ebeveynlere zengin alternatifler sunuyor.

Yaratıcılığı destekleyen sanat ve aktivite setleri, problem çözme becerilerini geliştiren eğitici oyuncaklar, hayal gücünü güçlendiren oyunlar ve açık havada vakit geçirmeyi teşvik eden ürünler çocukların yaz tatilini daha eğlenceli hale getiriyor. 

Çocukların hem eğlenmesine hem de gelişimlerine katkı sağlamasına yardımcı olacak ürünleri bir araya getiren Minycenter, karne sevincini paylaşmak isteyen ailelere ilham veriyor.

Yaz tatiline mutlu bir başlangıç yapmak isteyen minikler için hazırlanan özel seçenekler, Minycenter mağazalarında ve www.minycenter.com.tr de satışa sunuluyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çalı’da kadınların el emeği eserleri sergiye çıktı

Nilüfer Belediyesi ile Nilüfer Halk Eğitim Merkezi iş birliğinde düzenlenen eğitimleri başarıyla tamamlayan kadınların dönem boyunca hazırladığı el emeği eserler, beğeniye sunuldu.

Nilüfer Belediyesi’nin kadınların sosyal hayata katılımını artırmak ve mesleki becerilerini geliştirmek amacıyla sürdürdüğü eğitimlerde bir dönem daha tamamlandı. Nilüfer Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle gerçekleştirilen kursları tamamlayan Çalı Kadın ve Çocuk Akademisi kursiyerleri; iğne oyası, örgü, dikiş, akrilik boya resim ve el nakışından oluşan eserlerini sergiledi.

Nilüfer Belediyesi Çalı Ek Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen serginin açılış törenine Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Nilüfer Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Alper Sezgin Çiftçi, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, Çalı Mahalle Muhtarı Kaan Doğan ve çok sayıda kursiyer katıldı.

Törende Konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Çalı Kadın ve Çocuk Akademisi’nin 2017 yılındaki açılış sürecini hatırlatarak, merkezin verimliliğine dikkat çekti. Bir binayı inşa etmekten ziyade içindeki faaliyetlerin sürekliliğinin önemini vurgulayan Erman, “Merkezimiz, emek veren çalışma arkadaşlarımız ve sizlerin sahip çıkması ile çok verimli oldu. Bir yeri açmak, dört duvar örmek önemli değil; orayı yaşatacak olan kullanıcıların sahiplenmesidir. Burayı çocuğunuzla, torunlarınızla aktif olarak kullandığınız için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Kadın ve çocuk akademilerinin sadece el becerisi kursu düzenlenen yerler olmadığını belirten Erman, bu merkezlerin asıl amacının kadınların donanımını artırmak olduğunu belirterek, “Bizim için önemli olan bir kadının, bir annenin çok daha fazla donanıma sahip olmasıdır. Erişemediği sosyal, psikolojik ve akademik desteklere ulaşabilmesidir. Bu alanlardaki eksiklerimizi de tamamlayarak sizlere destek vermeye devam edeceğiz” dedi.

Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından davetliler sergiyi gezerek, kadınların dönem boyunca hazırladığı çalışmaları inceledi. Ziyaretçiler tarafından büyük beğeni toplayan eserlerin oluşmasında emeği geçenlere program sonunda teşekkür edildi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Selçuklu’da Hafta Sonu Karne Şenliği ile Geçecek

Selçuklu Belediyesi, karne sevinci yaşayan öğrenciler için keyifli bir etkinlik düzenliyor. Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’nde 27-28 Haziran tarihlerinde öğrenciler birbirinden eğlenceli aktivitelerle hafta sonunu dolu dolu geçirecek.

Cumartesi saat 11.00 – 23.00 saatleri arası, pazar günü ise 13.30 – 23.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek programda, şişme oyun parkı etkinlikleri, interaktif oyunlar, oryantiring yarışmaları, atölye çalışmaları, animatörler ile geleneksel oyunlar, akrobasi gösterileri, müzikaller ve daha birçok eğlenceli etkinliklerle çocuklar, eğitim öğretim yılının yorgunluğunu atarak keyifli anlar yaşayacak.

Selçuklu Belediyesi Güzel Sanatlar Lisesi ve Gedavet Sesler Topluluğu konseri ile son bulacak olan etkinlikte iki gün boyunca tüm katılımcılara dondurma ve su ikramı yapılacak. Aynı zamanda düzenlenecek yarışmalar kapsamında öğrencilere çeşitli hediyeler verilecek.

Başkan Pekyatırmacı: “Çocuklarımızın mutluluğu en büyük motivasyonumuz”

2025-2026 Eğitim Öğretim Dönemini başarıyla tamamlayan öğrencilerin keyifli bir vakit geçirmelerini amaçladıklarını belirten Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Bir eğitim öğretim yılını daha geride bırakan öğrencilerimizin karne sevincini paylaşmak ve yaz tatiline güzel bir başlangıç yapmalarını sağlamak amacıyla geleneksel hale getirdiğimiz Yaza Merhaba ve Karne Şenliğimizi bu yıl da düzenliyoruz. Çocuklarımızın hem eğlenebileceği hem de sosyal yönlerini geliştirebileceği zengin içerikli bir program hazırladık. Onların bu motivasyonla yaza girmelerini ve keyifli bir tatil geçirmelerini umut ediyoruz.  Ailelerimizin de çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirebileceği şenliğimize tüm hemşehrilerimizi davet ediyorum. Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm ve mutluluk bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

TKYB ve JBIC Arasında 350 Milyon Dolarlık Yeşil Finansman Anlaşması

  Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleme misyonu doğrultusunda uluslararası finansman kaynaklarını ülke ekonomisine kazandırmaya devam eden TKYB, Japon Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile beşinci kredi anlaşmasına imza attı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geri ödeme garantisiyle temin edilen 350 milyon ABD doları tutarındaki ve 12 yıl vadeli kredi, yenilenebilir enerji üretimi, enerji verimliliği uygulamaları, elektrik iletim ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, su temini ve arıtma yatırımları, su kirliliğinin önlenmesine yönelik projeler ile düşük karbonlu ulaşım çözümlerini kapsayan yeşil mobilite yatırımlarının finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak Mizuho Bank, Ltd. de destek veriyor.

TKYB ile JBIC arasındaki iş birliği, 2013 yılında sağlanan 100 milyon ABD doları tutarındaki finansman anlaşmasıyla başlarken, 2015 yılında 150 milyon ABD doları, 2021 yılında 170 milyon ABD doları ve 2023 yılında 200 milyon ABD doları tutarındaki yeni kaynaklarla güçlenerek devam etti. 2026 yılında imzalanan 350 milyon ABD doları tutarındaki yeni kredi anlaşmasıyla birlikte iki kurum arasındaki toplam iş birliği hacmi yaklaşık 1 milyar ABD dolarına ulaştı.

Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ve ülkemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıran yatırımların finansmanında öncü rol üstlenmeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşma, iki kurum arasındaki güçlü, güvene dayalı ve uzun soluklu iş birliğinin somut bir yansımasıdır. Anlaşmanın iki kurum arasında bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi anlaşması olma özelliği taşıması ise, Bankamıza ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma vizyonuna duyulan güveni ortaya koymaktadır. Sağlanan 350 milyon ABD doları tutarındaki kaynakla, 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ülkemizin yeşil dönüşüm sürecine katkı sunmayı sürdüreceğiz” dedi. 

GREEN 5 kredisinin, JBIC ile TKYB arasında uzun yıllara dayanan kesintisiz iş birliğiyle şekillenen köklü ve güçlü ortaklığın önemli bir göstergesi olduğunu belirten JBIC Yeni Enerji ve Elektrik Finansmanı Departmanı II Direktörü Masahiro Oda, “JBIC, kamu sermayeli bir kalkınma bankası olarak TKYB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına sunduğu değerli katkıları büyük bir memnuniyetle takdir etmektedir. Bu kredinin; Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların desteklenmesine katkı sağlaması ve bu suretle ülkenin enerji arz güvenliği ile sürdürülebilir büyüme hedeflerini güçlendirmesi beklenmektedir. JBIC ayrıca, söz konusu finansman imkânının Japon şirketlerinin sahip olduğu uzmanlık ve ileri teknolojilerin Türkiye’deki projelere dâhil edilmesine yönelik yeni iş birliği fırsatları yaratmasını da temenni etmektedir. Japonya’nın politika bazlı finans kuruluşu olarak JBIC, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik bağları daha da güçlendirmek amacıyla TKYB ile yakın iş birliğini sürdürmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Didim Belediyesi Tasarruflarını Yatırıma Dönüştürüyor

Didim Belediyesi, hayata geçirdiği tasarruf anlayışı ve kendi bütçe imkânlarıyla araç filosuna yeni iş makineleri kazandırmaya devam ediyor.

Didim Belediyesi, kent genelinde yürüttüğü hizmetlerin daha hızlı, etkin ve verimli bir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla araç filosunu güçlendiriyor. Belediye bütçesinde sağlanan tasarruflarla temin edilen yeni iş makineleri, kentin farklı noktalarında gerçekleştirilecek çalışmalarda kullanılacak.

DOĞRU KAYNAK YÖNETİMİ, GÜÇLÜ HİZMET

Kendi bütçe imkânları ve hayata geçirilen tasarruf anlayışıyla belediye envanterine kazandırılan yeni araçlar; yol yapım ve bakım çalışmalarından çevre düzenlemelerine, park ve bahçe hizmetlerinden temizlik çalışmalarına kadar birçok alanda hizmet kapasitesini artıracak.

Yeni araçlarla birlikte belediye ekiplerinin sahadaki çalışma kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmetlerin halka daha hızlı ve etkin bir şekilde ulaştırılması hedefleniyor. Kısa süre içerisinde belediye envanterine yeni iş makinelerinin de kazandırılması planlanıyor.

DİDİM BELEDİYE BAŞKANI HATİCE GENÇAY: “SİZLERE SÖZ VERDİĞİMİZ GİBİ TASARRUFLA DAHA ÇOK DİDİM’E HİZMET EDECEĞİZ”

Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, araç filosuna kazandırılan yeni iş makinelerine ilişkin yaptığı açıklamada, “Sizlere söz verdiğimiz gibi, hayata geçirdiğimiz tasarruf anlayışıyla belediyemizin kaynaklarını en verimli şekilde kullanmaya devam ediyoruz. Didim Belediyesi bütçesinden satın aldığımız iş makinelerimizin bir kısmını bugün halkımızın hizmetine sunuyoruz. Çok yakın zamanda envanterimize katılacak yeni araçlarımızla birlikte hizmet kapasitemizi daha da artıracağız. Bizlere güvenin; tasarrufla daha çok Didim’e hizmet etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Didim Belediyesi, kaynaklarını halkın yaşam kalitesini yükseltmek ve kentin geleceğine yatırım yapmak amacıyla kullanmayı sürdürürken, hizmet kapasitesini güçlendirecek yatırımlarına da devam ediyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı