Minikler yaza Minycenter ile hazırlanıyor

Miniklerin yazın ihtiyaç duyduğu tüm ürünler dünyaca ünlü markaları bünyesinde bulunduran Minycenter’da miniklerle buluşuyor.

Yazın enerjisini ve neşesini çocuklarla buluşturan Minycenter, tatil hazırlıklarında ailelerin en büyük yardımcısı olmaya devam ediyor. Denizden havuza, açık hava aktivitelerinden seyahatlere kadar yaz boyunca ihtiyaç duyulan yüzlerce ürünü tek çatı altında sunan Minycenter’da, miniklerin güvenli, konforlu, eğlenceli ve şık bir yaz geçirmesi için aranan her şey bir arada sunuluyor. 

0-6 yaş arası çocuklara yönelik hazırlanan yaz koleksiyonunda UV korumalı mayolar, plaj havluları, güneş gözlükleri, yüzme yelekleri, havuz oyuncakları, güneş kremlerinin yanı sıra scooter ve bisiklet seçenekleri de yer alıyor. Böylece aileler, hem tatil hem de günlük yaz aktiviteleri için ihtiyaç duydukları ürünlere kolayca ulaşabiliyor.

Yazın favorisi UV korumalı mayolar

Çocukların güneşli günlerde hem rahat hem de korunaklı bir şekilde vakit geçirmesi için tasarlanan Carter’s ve Sterntaler mayo koleksiyonları, UV koruma özellikleriyle öne çıkıyor. Renkli desenleri ve konforlu tasarımlarıyla dikkat çeken mayolar, 0-6 yaş arasındaki çocuklar için farklı model ve beden seçenekleri sunuyor.

Plaj ve havuz keyfine eğlenceli dokunuş

Yaz sezonunda öne çıkan Stephen Joseph markalı havlular, çocukların plaj ve havuz deneyimini daha eğlenceli hale getiriyor. Üç boyutlu karakter tasarımlarına sahip kapüşonlu havlular, çocukları sevdikleri karakterlere dönüştürürken yumuşak yapısıyla konfor sağlıyor. Havuzdan veya denizden çıktıktan sonra çocukları sıcacık saran havlular, küçük ellerin kolayca tutabilmesi için kapalı köşe detaylarına da sahip.

Oeko-Tex sertifikalı ve solmaya karşı dayanıklı yapısıyla uzun süreli kullanım sunan Stephen Joseph havlular, fonksiyonelliği ve eğlenceli tasarımı bir araya getiriyor.

Yazın tüm ihtiyaçları tek adreste

Deniz tatilleri veya açık hava aktiviteleri için çocukların yaz boyunca ihtiyaç duyabileceği tüm ürünler Minycenter mağazalarında ve www.minycenter.com.tr adresinde ailelerle buluşuyor. Güvenlik, konfor ve eğlenceyi bir arada sunan ürünleriyle Minycenter, çocukların yaz tatilini keyifle geçirmesine katkı sağlıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Türkiye Güzeli Zeynep Yılmaz’dan Milli Takım’a Marş Sürprizi! “Türk Sporunun Kalbi Bu Marşla Atacak”

Türkiye Güzeli Zeynep Yılmaz’dan beklenmedik hamle geldi. Podyumlardan sonra bu kez stüdyoya giren Yılmaz, A Milli Takım için hazırlanan yeni marşı seslendirdi.

Dev Kadro Bir Arada Marşın söz ve müziğinde iki duayen imza var: Söz-Müzik: Cemal Ayyıldızlı – Türk müziğinin usta kalemi, yılların tecrübesi. Aranje & Müzik Yönetimi: Erdinç Onar – Sektörün en saygın müzisyenlerinden. “Türkiye’ye yakışan, tribünleri ayağa kaldıracak bir marş” sloganıyla yola çıkılan proje, daha yayınlanmadan spor ve magazin kulislerini karıştırdı. Zeynep Yılmaz: “Tüylerim Diken Diken Oldu” İlk kez bir marş seslendiren Zeynep Yılmaz duygularını şöyle anlattı: “Bu benim için bir görevdi. Ay-yıldızlı formayı taşıyan sporcularımız sahaya çıkarken bu marşla coşsun istedim. Okurken tüylerim diken diken oldu. Cemal Hocam’ın sözleri, Erdinç Hocam’ın müziği… İkisi birleşince ortaya milli ruh çıktı.” Cemal Ayyıldızlı: “Kelimeler Kendiliğinden Geldi” Usta söz yazarı Cemal Ayyıldızlı marşın hikayesini paylaştı: “Zeynep kızımızdan teklif gelince hiç düşünmedim. Milli takım deyince kalem kendiliğinden yazıyor. Bu marşta zafer var, inanç var, Türk’ün gücü var.” Erdinç Onar’dan Stadyum Müjdesi Aranjeyi üstlenen müzisyen Erdinç Onar iddialı konuştu: “Davullar, zurnalar, 80 kişilik koro kullandık. Stadyumda 50 bin kişi tek ağızdan söyleyecek. Tribün bestesi değil, gerçek bir milli marş yaptık. Avrupa’da çalınca herkes Türkiye’yi konuşacak.” Sosyal Medya Yıkıldı Marşın 15 saniyelik teaser’ı sızar sızmaz X’te #MilliMarş etiketi TT oldu. “Zeynep Yılmaz’dan böyle bir ses beklemiyorduk, bravo!” “Cemal Ayyıldızlı-Erdinç Onar ikilisi efsane olmuş yine.” “2026 Dünya Kupası’nda bu marşla yürürüz.” Ne Zaman Çıkıyor? Marşın klibi milli takım kampında çekilecek. TFF’nin önümüzdeki milli maç öncesi lansman yapması bekleniyor. İlk kez stadyumda canlı okunacak. Kulis bilgisi: Klipte sürpriz futbolcular da oynayacak. Zeynep Yılmaz’ı ay-yıldızlı formada göreceğiz. Magazin dünyası şimdiden ikiye bölündü: “Güzellik yarışmasından marşa geçilir mi?” diyenler vs “Yakışır, helal olsun” diyenler. Ama bir gerçek var: Bu marş uzun süre konuşulacak. Sence Zeynep Yılmaz’ın sesi milli marşa yakışmış mıdır?

Hasan Söyler: Türkiye siyaseti bir kişinin kaderine sıkıştırılamaz

Yeniçağ Partisi Genelbaşkan Vekili Hasan Söyler: CHP bir kişinin kaderine, Türkiye de CHP’nin krizine mahkûm edilemez.

 

Yeniçağ Partisi Genel Başkanvekili Hasan Söyler, Türkiye’de son günlerde yaşanan siyasi gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, ülke siyasetinin kişisel adaylık hesaplarına, parti içi çekişmelere ve yargı üzerinden yürütülen güç mücadelelerine sıkıştırılamayacağını söyledi.

Söyler, Türkiye’nin yalnızca iç siyasette değil, dünya dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde de kritik bir eşikten geçtiğini belirterek, “Bir kişinin hukukunu savunmakla bütün bir ülkenin siyasetini o kişinin kaderine bağlamak aynı şey değildir. Hukuksuzluğa uğrayan herkesin hakkı savunulur. Ancak Türkiye’nin geleceği, hiçbir kişinin, hiçbir grubun, hiçbir dar siyasi hesabın konusu haline getirilemez” dedi.

“Dünya yeniden kurulurken Türkiye kendi içine hapsolamaz”

Söyler, Avrupa güvenlik mimarisinin değiştiğini, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’i doğrudan etkilediğini, Ortadoğu’da İran, Suriye, Irak, İsrail ve Körfez hattında yeni dengeler oluştuğunu, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hak ve çıkarlarını ilgilendiren başlıkların her geçen gün daha kritik hale geldiğini belirtti.

“Dünya yeniden kuruluyor. Avrupa güvenlik arıyor, Ortadoğu yeni denge arıyor, Karadeniz savaşın gölgesinde, enerji yolları yeniden şekilleniyor. Türkiye bu tablonun kenarında değil, tam merkezindedir. Böyle bir dönemde Türkiye siyaseti iç kavgalara, kişisel siyasi gelecek hesaplarına ve günübirlik polemiklere hapsedilemez” ifadelerini kullandı.

Söyler, Türkiye’nin önünde ciddi fırsatlar bulunduğunu belirterek, “Bu fırsatları değerlendirebilmek için güçlü ekonomi, güçlü hukuk, güçlü diplomasi, toplumsal barış, milli birlik ve liyakatli kadrolar gerekir. Türkiye’nin ihtiyacı kişisel kurtuluş hikâyeleri değil, ortak gelecek aklıdır” dedi.

“Ölçümüz iktidar karşıtlığı değil, Türkiye’nin menfaatidir”

Yeniçağ Partisi’nin siyasi yaklaşımının Türkiye’nin çıkarları üzerine kurulu olduğunu ifade eden Söyler, iktidarın doğru adımlarının desteklenmesi, eksiklerinin tamamlanması ve yanlışlarının açık biçimde eleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Söyler şunları kaydetti:

“Bizim ölçümüz iktidar karşıtlığı değildir. Bizim ölçümüz Türkiye’nin menfaatidir. İktidar Türkiye’nin çıkarına bir adım attığında bunu desteklemekten çekinmeyiz. Ancak aynı iktidarın hukuku zedeleyen, demokrasiyi daraltan, toplumu kutuplaştıran, devlet yönetimini kişiselleştiren ve yargıyı siyasetin aracı haline getiren uygulamalarının da karşısında dururuz.”

Söyler, Türkiye’nin yönetim krizini aşabilmesi için iktidarın da muhalefetin de aynı sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiğini belirtti.

“Ülkeyi yönetenler de ana muhalefet de küçük hesaplarla değil, büyük Türkiye perspektifiyle konuşmak zorundadır. Türkiye’nin güvenliği, dış politikası, ekonomisi, toplumsal barışı ve devlet yönetimi dar kadro hesaplarına bırakılamaz” dedi.

“Hukuku muhalefeti terbiye etmek için kullanan iktidar devleti de zayıflatır”

Söyler, yargı kararları üzerinden siyasetin dizayn edilmesinin yalnızca muhalefete değil, devletin meşruiyetine de zarar vereceğini söyledi.

“Yargı bağımsızlığı herkes için gereklidir. Bugün bir siyasi partinin iç işleyişine yönelik yargı kararlarından memnuniyet duyanlar, yarın aynı yöntemin kendi kapılarını çalabileceğini unutmamalıdır. Hukuk, iktidarın siyasal mühendislik aracı haline gelirse, yalnızca muhalefet değil, devletin itibarı da zarar görür” dedi.

Söyler, muhalefetin iç krizlerinden medet umarak ülke yönetilemeyeceğini vurguladı:

“İktidar, muhalefetin iç krizlerinden medet umarak Türkiye’yi yönetemez. Muhalefeti zayıflatmak, iktidarın başarısı değildir. Ana muhalefetin zayıflaması Türkiye demokrasisinin zayıflamasıdır. Türkiye’nin güçlü iktidara olduğu kadar güçlü, sorumlu ve ülke çıkarlarını önceleyen bir muhalefete de ihtiyacı vardır.”

“Ana muhalefet bir kişinin hukuk dosyasına göre siyaset üretemez”

Söyler, hukuksuzluğa uğrayan herkesin yanında olunması gerektiğini ancak ana muhalefetin bütün siyasetini tek bir kişinin adaylığına, tutukluluğuna veya siyasi geleceğine bağlamasının doğru olmadığını ifade etti.

“Seçilmişlere yönelik hukuk dışı müdahalelere karşı çıkmak demokratik bir görevdir. Ancak ana muhalefet, herhangi bir ismin adaylık takvimine veya hukuk dosyasına göre değil, Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre siyaset üretmelidir. Bir kişinin hukukunu savunmak başka, bütün ülkenin siyasetini o kişinin kaderine bağlamak başkadır” dedi.

Söyler, ana muhalefetin yalnızca mağduriyet diliyle hareket edemeyeceğini belirtti:

“Türkiye’nin ana muhalefeti yalnızca itiraz eden, yalnızca mağduriyet anlatan, yalnızca krizlere cevap veren bir yapı olamaz. Ana muhalefet; dış politika vizyonu, ekonomi programı, güvenlik perspektifi, toplumsal barışı önceleyen yaklaşımı ve uluslararası temas kabiliyetiyle ülkeye güven vermelidir. Muhalefet, iktidara alternatif olduğunu sözle değil, hazırlığıyla göstermelidir.”

“CHP’nin krizi yalnızca CHP’nin meselesi değildir”

Söyler, CHP’de yaşanan tartışmaların yalnızca bir parti içi mesele olarak görülemeyeceğini belirterek, Cumhuriyet’i kuran partide yaşanan her krizin Türkiye’de muhalefetin niteliğini ve demokrasinin gücünü doğrudan etkilediğini söyledi.

“CHP’de yaşanan her gerilim, Türkiye’de iktidara alternatif üretme kapasitesini etkiler. Bu nedenle CHP’nin kendi iç sorunlarını kişisel husumetle, linç diliyle, tasfiye psikolojisiyle değil, kurumsal akılla çözmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Söyler, parti içi değişim süreçlerinde kurumsal hafızanın yok sayılamayacağını vurguladı:

“Bir parti, kendi eski genel başkanlarını linç ederek yenilenemez. Kurumsal hafızasını yok sayan hiçbir hareket gerçek değişim üretemez. Değişim olabilir, liderler değişebilir, kadrolar yenilenebilir. Ancak değişim; eski yöneticileri siyasi mevta haline getirerek, parti emekçilerini itibarsızlaştırarak, farklı görüşleri düşmanlaştırarak yapılamaz.”

Söyler, mevcut yöneticilere yönelik yargı baskısının da eski yöneticilere yönelik siyasi linç dilinin de yanlış olduğunu söyledi.

“Bir tarafta yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabası, diğer tarafta parti içi hesaplaşmayı ahlaki sınırların dışına taşıyan linç dili varsa, kaybeden yalnızca bir parti olmaz. Kaybeden Türkiye demokrasisi olur” dedi.

“Ekonomik kriz milli güvenlik meselesine dönüşmüştür”

Hasan Söyler, Türkiye’nin derinleşen ekonomik sorunlarına da dikkat çekti.

“Hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, emeklinin geçim sorunu, genç işsizliği, üretim zayıflığı ve vatandaşın borçluluk düzeyi artık yalnızca ekonomik başlıklar değildir. Ekonomik kriz milli güvenlik meselesine dönüşmüştür. Çünkü ekonomik olarak zayıflayan bir toplum, dış baskılara, iç gerilimlere ve toplumsal çözülmeye daha açık hale gelir” dedi.

Söyler, Türkiye’nin üretim, teknoloji, tarım, enerji, eğitim, savunma sanayisi ve insan kaynağı alanlarında yeni bir kalkınma programına ihtiyaç duyduğunu belirtti.

“Devlet aklı dediğimiz şey, yalnızca güvenlik refleksi değildir. Gerçek devlet aklı, milleti güçlendiren akıldır. Vatandaşını yoksullaştıran, hukukunu zayıflatan, kurumlarını aşındıran, gençlerini umutsuzluğa sürükleyen bir yönetim anlayışı milli güç üretemez” ifadelerini kullandı.

“Dış politika iktidarın mülkü değildir”

Söyler, Türkiye’nin dış politikasının herhangi bir siyasi partinin mülkü olmadığını söyledi.

“Suriye, Irak, İran, Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği, Ege, Doğu Akdeniz, Kafkasya, Afrika açılımı, Avrupa ile ilişkiler ve ABD ile temaslar Türkiye’nin stratejik dosyalarıdır. Bu dosyalar iktidarın propaganda alanı ya da muhalefetin suskun kaldığı başlıklar olamaz” dedi.

Söyler, muhalefet partilerinin de Türkiye’nin çıkarları için uluslararası temaslar geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye’nin çıkarları için Avrupa’da, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da, Afrika’da ve ABD’de temas kurmak yalnızca iktidarın görevi değildir. Muhalefet de bu ilişkileri sıcak tutmalı, dünyayı takip etmeli ve Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğunu göstermelidir” dedi.

“Terörsüz Türkiye hedefi günlük siyasi pazarlıkların konusu yapılamaz”

Söyler, toplumsal barış, güvenlik ve terörsüz Türkiye hedefinin büyük bir sorumlulukla ele alınması gerektiğini belirtti.

“Türkiye’nin terörden arındırılması, toplumsal barışın güçlendirilmesi, Kürt vatandaşlarımızın demokratik haklarının güvence altına alınması ve ülkenin bölünmez bütünlüğünün korunması birbirine karşıt hedefler değildir. Ancak bu süreçler şeffaflıktan, Meclis denetiminden, toplumsal rızadan ve hukuk devletinden koparılamaz” dedi.

Söyler, bu tür kritik süreçlerin günlük siyasi pazarlıkların veya kişisel dosyaların konusu yapılamayacağını ifade etti.

“Türkiye’nin barışı da güvenliği de kişisel siyasi hesaplara teslim edilemez. İktidar da muhalefet de bu başlıklarda milletin bilgisi dahilinde, hukuk içinde ve milli sorumlulukla hareket etmelidir” dedi.

“Türkiye’nin çıkarları koltuklardan büyüktür”

Hasan Söyler, açıklamasının sonunda tüm siyasi partilere aklıselim çağrısı yaptı.

“Yeniçağ Partisi olarak çağrımız nettir. Türkiye’nin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutalım. Hukuku herkes için savunalım. Muhalefeti kişisel hesapların değil, ülke sorumluluğunun zemini haline getirelim. İktidar doğru yaptığında destekleyelim, eksik yaptığında uyaralım, yanlış yaptığında karşısında duralım” dedi.

Söyler, Türkiye’nin bu dönemde rövanş siyasetine değil kurumsal akla ihtiyaç duyduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye siyaseti bir kişinin hukuk dosyasına, bir grubun koltuk hesabına ve iktidarın yargı mühendisliğine sıkıştırılamaz. Türkiye’nin ihtiyacı linç dili değil, aklıselimdir. Türkiye’nin ihtiyacı rövanş siyaseti değil, kurumsal akıldır. Türkiye’nin ihtiyacı yargı eliyle siyaset dizaynı değil, millet iradesidir.

Çünkü mesele kişiler değil, Türkiye’dir.

Mesele koltuklar değil, Cumhuriyet’in geleceğidir.

Türkiye’nin çıkarları koltuklardan büyüktür.”

Hasan Söyler: Türkiye siyaseti bir kişinin kaderine sıkıştırılamaz

Yeniçağ Partisi Genelbaşkan Vekili Hasan Söyler: CHP bir kişinin kaderine, Türkiye de CHP’nin krizine mahkûm edilemez.

 

Yeniçağ Partisi Genel Başkanvekili Hasan Söyler, Türkiye’de son günlerde yaşanan siyasi gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, ülke siyasetinin kişisel adaylık hesaplarına, parti içi çekişmelere ve yargı üzerinden yürütülen güç mücadelelerine sıkıştırılamayacağını söyledi.

Söyler, Türkiye’nin yalnızca iç siyasette değil, dünya dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde de kritik bir eşikten geçtiğini belirterek, “Bir kişinin hukukunu savunmakla bütün bir ülkenin siyasetini o kişinin kaderine bağlamak aynı şey değildir. Hukuksuzluğa uğrayan herkesin hakkı savunulur. Ancak Türkiye’nin geleceği, hiçbir kişinin, hiçbir grubun, hiçbir dar siyasi hesabın konusu haline getirilemez” dedi.

“Dünya yeniden kurulurken Türkiye kendi içine hapsolamaz”

Söyler, Avrupa güvenlik mimarisinin değiştiğini, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’i doğrudan etkilediğini, Ortadoğu’da İran, Suriye, Irak, İsrail ve Körfez hattında yeni dengeler oluştuğunu, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hak ve çıkarlarını ilgilendiren başlıkların her geçen gün daha kritik hale geldiğini belirtti.

“Dünya yeniden kuruluyor. Avrupa güvenlik arıyor, Ortadoğu yeni denge arıyor, Karadeniz savaşın gölgesinde, enerji yolları yeniden şekilleniyor. Türkiye bu tablonun kenarında değil, tam merkezindedir. Böyle bir dönemde Türkiye siyaseti iç kavgalara, kişisel siyasi gelecek hesaplarına ve günübirlik polemiklere hapsedilemez” ifadelerini kullandı.

Söyler, Türkiye’nin önünde ciddi fırsatlar bulunduğunu belirterek, “Bu fırsatları değerlendirebilmek için güçlü ekonomi, güçlü hukuk, güçlü diplomasi, toplumsal barış, milli birlik ve liyakatli kadrolar gerekir. Türkiye’nin ihtiyacı kişisel kurtuluş hikâyeleri değil, ortak gelecek aklıdır” dedi.

“Ölçümüz iktidar karşıtlığı değil, Türkiye’nin menfaatidir”

Yeniçağ Partisi’nin siyasi yaklaşımının Türkiye’nin çıkarları üzerine kurulu olduğunu ifade eden Söyler, iktidarın doğru adımlarının desteklenmesi, eksiklerinin tamamlanması ve yanlışlarının açık biçimde eleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Söyler şunları kaydetti:

“Bizim ölçümüz iktidar karşıtlığı değildir. Bizim ölçümüz Türkiye’nin menfaatidir. İktidar Türkiye’nin çıkarına bir adım attığında bunu desteklemekten çekinmeyiz. Ancak aynı iktidarın hukuku zedeleyen, demokrasiyi daraltan, toplumu kutuplaştıran, devlet yönetimini kişiselleştiren ve yargıyı siyasetin aracı haline getiren uygulamalarının da karşısında dururuz.”

Söyler, Türkiye’nin yönetim krizini aşabilmesi için iktidarın da muhalefetin de aynı sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiğini belirtti.

“Ülkeyi yönetenler de ana muhalefet de küçük hesaplarla değil, büyük Türkiye perspektifiyle konuşmak zorundadır. Türkiye’nin güvenliği, dış politikası, ekonomisi, toplumsal barışı ve devlet yönetimi dar kadro hesaplarına bırakılamaz” dedi.

“Hukuku muhalefeti terbiye etmek için kullanan iktidar devleti de zayıflatır”

Söyler, yargı kararları üzerinden siyasetin dizayn edilmesinin yalnızca muhalefete değil, devletin meşruiyetine de zarar vereceğini söyledi.

“Yargı bağımsızlığı herkes için gereklidir. Bugün bir siyasi partinin iç işleyişine yönelik yargı kararlarından memnuniyet duyanlar, yarın aynı yöntemin kendi kapılarını çalabileceğini unutmamalıdır. Hukuk, iktidarın siyasal mühendislik aracı haline gelirse, yalnızca muhalefet değil, devletin itibarı da zarar görür” dedi.

Söyler, muhalefetin iç krizlerinden medet umarak ülke yönetilemeyeceğini vurguladı:

“İktidar, muhalefetin iç krizlerinden medet umarak Türkiye’yi yönetemez. Muhalefeti zayıflatmak, iktidarın başarısı değildir. Ana muhalefetin zayıflaması Türkiye demokrasisinin zayıflamasıdır. Türkiye’nin güçlü iktidara olduğu kadar güçlü, sorumlu ve ülke çıkarlarını önceleyen bir muhalefete de ihtiyacı vardır.”

“Ana muhalefet bir kişinin hukuk dosyasına göre siyaset üretemez”

Söyler, hukuksuzluğa uğrayan herkesin yanında olunması gerektiğini ancak ana muhalefetin bütün siyasetini tek bir kişinin adaylığına, tutukluluğuna veya siyasi geleceğine bağlamasının doğru olmadığını ifade etti.

“Seçilmişlere yönelik hukuk dışı müdahalelere karşı çıkmak demokratik bir görevdir. Ancak ana muhalefet, herhangi bir ismin adaylık takvimine veya hukuk dosyasına göre değil, Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre siyaset üretmelidir. Bir kişinin hukukunu savunmak başka, bütün ülkenin siyasetini o kişinin kaderine bağlamak başkadır” dedi.

Söyler, ana muhalefetin yalnızca mağduriyet diliyle hareket edemeyeceğini belirtti:

“Türkiye’nin ana muhalefeti yalnızca itiraz eden, yalnızca mağduriyet anlatan, yalnızca krizlere cevap veren bir yapı olamaz. Ana muhalefet; dış politika vizyonu, ekonomi programı, güvenlik perspektifi, toplumsal barışı önceleyen yaklaşımı ve uluslararası temas kabiliyetiyle ülkeye güven vermelidir. Muhalefet, iktidara alternatif olduğunu sözle değil, hazırlığıyla göstermelidir.”

“CHP’nin krizi yalnızca CHP’nin meselesi değildir”

Söyler, CHP’de yaşanan tartışmaların yalnızca bir parti içi mesele olarak görülemeyeceğini belirterek, Cumhuriyet’i kuran partide yaşanan her krizin Türkiye’de muhalefetin niteliğini ve demokrasinin gücünü doğrudan etkilediğini söyledi.

“CHP’de yaşanan her gerilim, Türkiye’de iktidara alternatif üretme kapasitesini etkiler. Bu nedenle CHP’nin kendi iç sorunlarını kişisel husumetle, linç diliyle, tasfiye psikolojisiyle değil, kurumsal akılla çözmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Söyler, parti içi değişim süreçlerinde kurumsal hafızanın yok sayılamayacağını vurguladı:

“Bir parti, kendi eski genel başkanlarını linç ederek yenilenemez. Kurumsal hafızasını yok sayan hiçbir hareket gerçek değişim üretemez. Değişim olabilir, liderler değişebilir, kadrolar yenilenebilir. Ancak değişim; eski yöneticileri siyasi mevta haline getirerek, parti emekçilerini itibarsızlaştırarak, farklı görüşleri düşmanlaştırarak yapılamaz.”

Söyler, mevcut yöneticilere yönelik yargı baskısının da eski yöneticilere yönelik siyasi linç dilinin de yanlış olduğunu söyledi.

“Bir tarafta yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabası, diğer tarafta parti içi hesaplaşmayı ahlaki sınırların dışına taşıyan linç dili varsa, kaybeden yalnızca bir parti olmaz. Kaybeden Türkiye demokrasisi olur” dedi.

“Ekonomik kriz milli güvenlik meselesine dönüşmüştür”

Hasan Söyler, Türkiye’nin derinleşen ekonomik sorunlarına da dikkat çekti.

“Hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, emeklinin geçim sorunu, genç işsizliği, üretim zayıflığı ve vatandaşın borçluluk düzeyi artık yalnızca ekonomik başlıklar değildir. Ekonomik kriz milli güvenlik meselesine dönüşmüştür. Çünkü ekonomik olarak zayıflayan bir toplum, dış baskılara, iç gerilimlere ve toplumsal çözülmeye daha açık hale gelir” dedi.

Söyler, Türkiye’nin üretim, teknoloji, tarım, enerji, eğitim, savunma sanayisi ve insan kaynağı alanlarında yeni bir kalkınma programına ihtiyaç duyduğunu belirtti.

“Devlet aklı dediğimiz şey, yalnızca güvenlik refleksi değildir. Gerçek devlet aklı, milleti güçlendiren akıldır. Vatandaşını yoksullaştıran, hukukunu zayıflatan, kurumlarını aşındıran, gençlerini umutsuzluğa sürükleyen bir yönetim anlayışı milli güç üretemez” ifadelerini kullandı.

“Dış politika iktidarın mülkü değildir”

Söyler, Türkiye’nin dış politikasının herhangi bir siyasi partinin mülkü olmadığını söyledi.

“Suriye, Irak, İran, Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği, Ege, Doğu Akdeniz, Kafkasya, Afrika açılımı, Avrupa ile ilişkiler ve ABD ile temaslar Türkiye’nin stratejik dosyalarıdır. Bu dosyalar iktidarın propaganda alanı ya da muhalefetin suskun kaldığı başlıklar olamaz” dedi.

Söyler, muhalefet partilerinin de Türkiye’nin çıkarları için uluslararası temaslar geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye’nin çıkarları için Avrupa’da, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da, Afrika’da ve ABD’de temas kurmak yalnızca iktidarın görevi değildir. Muhalefet de bu ilişkileri sıcak tutmalı, dünyayı takip etmeli ve Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğunu göstermelidir” dedi.

“Terörsüz Türkiye hedefi günlük siyasi pazarlıkların konusu yapılamaz”

Söyler, toplumsal barış, güvenlik ve terörsüz Türkiye hedefinin büyük bir sorumlulukla ele alınması gerektiğini belirtti.

“Türkiye’nin terörden arındırılması, toplumsal barışın güçlendirilmesi, Kürt vatandaşlarımızın demokratik haklarının güvence altına alınması ve ülkenin bölünmez bütünlüğünün korunması birbirine karşıt hedefler değildir. Ancak bu süreçler şeffaflıktan, Meclis denetiminden, toplumsal rızadan ve hukuk devletinden koparılamaz” dedi.

Söyler, bu tür kritik süreçlerin günlük siyasi pazarlıkların veya kişisel dosyaların konusu yapılamayacağını ifade etti.

“Türkiye’nin barışı da güvenliği de kişisel siyasi hesaplara teslim edilemez. İktidar da muhalefet de bu başlıklarda milletin bilgisi dahilinde, hukuk içinde ve milli sorumlulukla hareket etmelidir” dedi.

“Türkiye’nin çıkarları koltuklardan büyüktür”

Hasan Söyler, açıklamasının sonunda tüm siyasi partilere aklıselim çağrısı yaptı.

“Yeniçağ Partisi olarak çağrımız nettir. Türkiye’nin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutalım. Hukuku herkes için savunalım. Muhalefeti kişisel hesapların değil, ülke sorumluluğunun zemini haline getirelim. İktidar doğru yaptığında destekleyelim, eksik yaptığında uyaralım, yanlış yaptığında karşısında duralım” dedi.

Söyler, Türkiye’nin bu dönemde rövanş siyasetine değil kurumsal akla ihtiyaç duyduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye siyaseti bir kişinin hukuk dosyasına, bir grubun koltuk hesabına ve iktidarın yargı mühendisliğine sıkıştırılamaz. Türkiye’nin ihtiyacı linç dili değil, aklıselimdir. Türkiye’nin ihtiyacı rövanş siyaseti değil, kurumsal akıldır. Türkiye’nin ihtiyacı yargı eliyle siyaset dizaynı değil, millet iradesidir.

Çünkü mesele kişiler değil, Türkiye’dir.

Mesele koltuklar değil, Cumhuriyet’in geleceğidir.

Türkiye’nin çıkarları koltuklardan büyüktür.”

Konya Büyükşehir Zagreb’de Sema Mukabelesi İcra Etti

Konya Büyükşehir Belediyesi Türk Tasavvuf Musikisi ve Sema Topluluğu, Türkiye’nin Zagreb Büyükelçiliği, Yunus Emre Enstitüsü ve Zagreb Boşnak Ulusal Azınlık Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Bayram Konseri”nde sema mukabelesi icra etti. 


Konya Büyükşehir Belediyesi Türk Tasavvuf Musikisi ve Sema Topluluğu, Zagreb’de sema mukabelesi ve tasavvuf musiki dinletisi gerçekleştirdi.

Türkiye’nin Zagreb Büyükelçiliği, Yunus Emre Enstitüsü ve Zagreb Boşnak Ulusal Azınlık Konseyi iş birliğinde tarihi Lisinski Konser Salonu’nda düzenlenen “Bayram Konseri”nde Konya’nın asırlık tasavvuf geleneği sanatseverlerle buluştu.

Büyükşehir Belediyesi Türk Tasavvuf Musikisi ve Sema Topluluğu tarafından icra edilen sema ayini şerifi ile Hırvatistan’da yaşayan Boşnak, Türk ve Arnavut Müslüman topluluklar bir araya gelerek, bayramın manevi iklimini paylaştı. 

Bayram sevincinin hissedildiği program, farklı kültürler arasında gönül köprüleri kurulmasına, ortak tarihi ve manevi mirasın tanıtımına da katkı sağladı.

Konya Büyükşehir Belediyesi, kadim şehir Konya’nın asırlardır yaşattığı tasavvuf ve sema geleneğini uluslararası organizasyonlarda tanıtmayı, gönüllere dokunmayı ve kültürel diplomasi faaliyetlerine katkı sunmayı sürdürüyor

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bayrampaşalı öğrenciler Dolmabahçe Sarayı’nda tarihle buluşuyor

İstanbul Bayrampaşa Belediyesi, ilçedeki lise öğrencilerini Dolmabahçe Sarayı’nda tarih yolculuğuna çıkarıyor. Gençlerin tarih ve kültür bilincini güçlendirmeyi amaçlayan gezi programının 17 ve 24 Haziran’da gerçekleştirilecek ziyaretlerle tamamlanması planlanıyor.
LİSE ÖĞRENCİLERİNE TARİH YOLCULUĞU
Bayrampaşa Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü tarafından yürütülen Milli Saraylar ve Müze Gezileri Projesi kapsamında lise öğrencileri Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret ediyor.
İlçedeki 16 lisede eğitim gören, kütüphane ve tarih kulüplerinde aktif olarak yer alan 9 ve 10’uncu sınıf öğrencilerinin katılımıyla düzenlenen programda, öğrencilerin kültürel mirası yerinde tanıması hedefleniyor.
İLK GEZİ SAĞMALCILAR ANADOLU LİSESİ İLE BAŞLADI
Programın ilk gününde Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, Sağmalcılar Anadolu Lisesi öğrencilerini uğurladı. Geziye Belediye Başkan Yardımcısı Saki Teker ile Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ahmet Yetim de eşlik etti.
Yolculuk boyunca öğrencilere otobüslerde meyve suyu ve kek ikram edilirken, günün anısına Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın’ın imzasını taşıyan özel not defteri ve kalem hediye edildi.

ÖĞRENCİLER DOLMABAHÇE SARAYI’NI YAKINDAN İNCELEDİ
Rehberler eşliğinde gerçekleştirilen ziyarette öğrenciler, Dolmabahçe Sarayı’nın tarihi bölümlerini gezerek yapı hakkında bilgi aldı. Osmanlı Devleti’nin son dönemine ev sahipliği yapan sarayın mimari özellikleri ve tarihi önemi yerinde anlatıldı.
GEZİLER 24 HAZİRAN’A KADAR DEVAM EDECEK
14 Mayıs’ta başlayan program kapsamında her hafta dört öğrenci grubu tarihi ve kültürel gezi etkinliklerine katılıyor. Dolmabahçe Sarayı ziyaretleri 17 ve 24 Haziran tarihlerinde farklı okulların katılımıyla tamamlanacak. Program kapsamında yaklaşık bin öğrencinin tarihi ve kültürel gezilerden yararlanması bekleniyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Üsküdar’da Çevre Bilinci Festivalle Büyüyecek

Üsküdar Belediyesi, Sıfır Atık Haftası kapsamında çevre bilincini artırmak ve sürdürülebilir yaşam kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla “Üsküdar Çevre Festivali” düzenliyor. Festival, 7 Haziran Pazar günü Kuzguncuk Bostanı’nda gerçekleştirilecek.

Saat 12.00 ile 18.00 arasında ziyaretçilerini ağırlayacak festivalde; takas pazarı, ileri dönüşüm atölyeleri, sürdürülebilir yaşam uygulamaları, çevre temalı çocuk etkinlikleri, sahne gösterileri ve Deniz Atıkları Farkındalık Sergisi gün boyunca katılımcılarla buluşacak.

Festival kapsamında vatandaşlar; kullanılabilir durumdaki kitap, oyuncak ve kıyafetlerini takas pazarı alanına getirerek yeniden kullanım kültürüne katkı sunabilecek. Çocuklar ve aileler için hazırlanan etkinlik alanlarında ise çevre bilincini güçlendirmeye yönelik çeşitli atölye ve uygulamalar gerçekleştirilecek.

Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen festivalin, doğaya duyarlı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Festival alanına ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla Üsküdar Sahili III. Ahmet Çeşmesi’nden Kuzguncuk Bostanı’na saat 13.00 ve 15.00’te ücretsiz ring seferleri düzenlenecek.

Doğayla uyumlu yaşam kültürünü destekleyen festival, çevre konusunda farkındalık oluşturmayı ve her yaştan katılımcıyı sürdürülebilir yaşam pratikleriyle buluşturmayı amaçlıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Minik Adımlar Büyük Keşiflere: Baby Fest Kapılarını Açıyor

Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen Baby Fest, 6 Haziran Cumartesi günü saat 12.00-18.00 arasında Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde minik misafirlerini ve ailelerini ağırlayacak. 0-3 yaş arası çocuklar ve ebeveynlerine yönelik hazırlanan festival, eğlence, öğrenme ve keşfi bir araya getiren zengin içeriğiyle katılımcılara unutulmaz bir gün yaşatacak.

Erken çocukluk döneminin gelişim açısından taşıdığı öneme dikkat çekmek amacıyla hazırlanan festivalde, çocukların sosyal, bilişsel ve duyusal gelişimlerine katkı sağlayacak etkinlikler yer alacak. Gün boyu sürecek program kapsamında aileler çocuklarıyla birlikte eğlenceli vakit geçirirken, uzman isimlerin bilgi ve deneyimlerinden de yararlanma fırsatı bulacak.

Festival programında yaratıcı atölyeler, uzman söyleşileri, konserler, yarışmalar ve sahne etkinlikleri yer alacak. Çocukların yaş gruplarına uygun olarak tasarlanan duyusal oyun alanları ise miniklerin keşfetme, öğrenme ve deneyimleme süreçlerini destekleyecek.

Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilecek söyleşilerde çocuk gelişimi, ebeveynlik ve erken yaş eğitimi gibi konular ele alınacak. Aileler, çocuklarının gelişim süreçlerine ilişkin merak ettikleri sorulara yanıt bulma imkânı elde edecek.

Festival boyunca düzenlenecek atölyeler ve interaktif etkinlikler sayesinde çocuklar eğlenirken öğrenme deneyimi yaşayacak. Yarışmalar ve sahne gösterileri etkinliğe renk katarken, konserler de ailelerin birlikte keyifli vakit geçirmesine olanak sağlayacak.

Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen Baby Fest, çocukların gelişimlerini destekleyen, ailelerin sosyal yaşamına katkı sunan ve birlikte kaliteli zaman geçirilmesini teşvik eden kapsamlı bir organizasyon olarak öne çıkıyor. Minik misafirler ve aileleri, gün boyunca sürecek etkinliklerle eğlence ve öğrenmeyi bir arada deneyimleme fırsatı bulacak.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Altay Tüm Konyalıları Büyük İlgi Gören “Hac Hatırası – Cumhuriyet Dönemi Hac Yolculukları ve Hatıraları Sergisi”ne Davet Etti

Konya Büyükşehir Belediyesi Depo No:4’ün ev sahipliğinde düzenlenen “Hac Hatırası – Cumhuriyet Dönemi Hac Yolculukları ve Hatıraları Sergisi” ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, serginin, hac ibadetinin taşıdığı anlamı ve bu kutlu yolculuğun hafızalarda bıraktığı izleri gelecek nesillere aktarması bakımından önemli bir çalışma olduğunu belirterek, tüm Konyalıları 31 Temmuz tarihine kadar devam edecek sergiyi görmeye davet etti.


Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Hac Hatırası – Cumhuriyet Dönemi Hac Yolculukları ve Hatıraları Sergisi”, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konyalıların sergiye gösterdikleri ilgi dolayısıyla büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, Konya’nın yalnızca tarihin ve kültürün değil, aynı zamanda güçlü bir manevi mirasın da merkezi olduğunu anımsattı.

Sergi ile Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen hac yolculuklarının hikayelerini, o dönemin şartlarını ve vatandaşların manevi tecrübelerini günümüzle buluşturmayı amaçladıklarını belirten Başkan Altay, “Sergimiz, hac ibadetinin taşıdığı anlamı ve bu kutlu yolculuğun hafızalarda bıraktığı izleri gelecek nesillere aktarması bakımından önemli bir çalışma oldu. Burada otobüs biletlerinden pasaportlara, hac kıyafetlerinden hediyelik eşyalara kadar yaklaşık 10 bin parçalık zengin arşiv, ziyaretçilerimizi hem tarihe hem de hatıralara doğru anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor. Hemşehrilerimizin gösterdiği ilgi de bu tür kültürel projelerin ne kadar kıymetli olduğunu ortaya koyuyor. Tüm Konyalıları, ‘Hac Hatırası – Cumhuriyet Dönemi Hac Yolculukları ve Hatıraları Sergisi’ni görmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

BİR DÖNEMİN HAC YOLCULUKLARI BU SERGİDE SUNULUYOR

“Hac Hatırası – Cumhuriyet Dönemi Hac Yolculukları ve Hatıraları Sergisi”, 1947-1995 yılları arasında Türkiye’den kutsal topraklara uzanan hac yolculuklarının izini; belge, fotoğraf, efemera ve objeler üzerinden yeniden görünür kılıyor.

Yapımcı ve koleksiyoner Fatih Ketancı’nın uzun yıllara yayılan çalışmasıyla oluşan koleksiyon; hac ibadetinin şemsiyesi altında bir dönemin toplumsal hafızasının, gündelik hayatının ve duygusal ikliminin arşivini sunuyor. Otobüs biletlerinden pasaportlara, zemzem takımlarından mektuplara, yolculuk fotoğraflarından hac hediyelerine kadar uzanan binlerce unsur; ziyaretçileri Türkiye’nin yakın dönem hac kültürü içerisinde çok katmanlı bir yolculuğa çıkarıyor.
 
Küratörlüğünü de Numan Noyan Küçük’ün yaptığı sergi; “1517’den 1947’ye Hac Tarihi”,”Büyük Yola Hazırlık”, “Düştüm Kâbe Yollarına”, “Kutsal Topraklarda”, “Dönüş” ana başlıkları ile “Hac Hatırası 1-2”, “Hatırayı Yaşatmak”, “Konya Hatıraları” ve “Belgesel Odası” spesifik bölümleri etrafında şekillenirken Konya’ya ait özel belge ve hatıralarla da şehir hafızasına temas ediyor.

Belgesel odasında ise 1974 yılında şahsi araçlarla gerçekleştirilen hac yolculuğunu kayıt altına alan özel film gösterimi yer alıyor.
 
Asırlar boyunca Haremeyn’e hizmet etmiş bir milletin yakın tarihteki müşterek hafıza atlasını temsil eden sergi, 31 Temmuz’a kadar Konya Büyükşehir Belediyesi Depo No:4’te ziyaret edilebilecek.
 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

MÜSİAD İzmir’de İş Dünyası Buluşması Gerçekleştirildi

MÜSİAD İzmir Başkanı Gökhan Temur’un ev sahipliğinde, MÜSİAD İzmir Yeni Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen “İş Dünyası Buluşması” programına;. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır, İzmir Valisi Sayın Dr. Süleyman Elban, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve Önceki Dönem Başkanı  Bilal Saygılı MÜSİAD şube başkanları ve iş dünyasının temsilcileri katıldı.

Üretim ve Teknoloji Odaklı Değerlendirmeler

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda; üretim kapasitesinin artırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi, sanayide katma değerli dönüşümün hızlandırılması ve teknoloji odaklı kalkınma hedefleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.

Program kapsamında iş dünyası temsilcileri görüş ve önerilerini paylaşırken, Bakan Kacır da Türkiye’nin sanayi ve teknoloji vizyonuna ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı.

İzmir’in Potansiyeline Vurgu

Toplantıda, İzmir’in üretim gücü, ihracat kapasitesi ve yatırım potansiyeli ön plana çıkarken; kamu ve özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sağlayacak çalışmalar ele alındı.

Gerçekleştirilen buluşma, kamu ile iş dünyası arasındaki istişare kültürünün güçlenmesine ve ortak hedefler doğrultusunda yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sundu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı