Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, İBB Kültür iş birliğiyle Hümay Güldağ’ın Orhan Veli şiirlerinden yola çıkarak düzenleyip yönettiği “Birdenbire” etkinliğini Baruthane’de sanatseverlerle buluşturdu.

12 Şubat 2026 tarihinde Baruthane’nin tarihi atmosferinde seyirciyle buluşan etkinlik, Bakırköylü sanatseverlerden büyük ilgi gördü.

Edebiyat ve sanat tutkunlarını bir araya getiren etkinlik, Orhan Veli’nin samimi dilini, tiyatral bir anlatımla seyirciye aktardı.

Orhan Veli’nin Birdenbire, İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı, Dedikodu gibi sevilen pek çok şiirinin seslendirildiği etkinliğe çok sayıda sanatçı ve basın mensubu katıldı.

Hümay Güldağ’ın düzenlediği, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Fotoğraflarını Tuğçe Keçeci’nin çektiği etkinlikte Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun resimleri kullanılıyor. 

Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık (1914-1950) İstanbul Beykoz’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Veli Bey, Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası’nda şefti. Orhan Veli 1925’e kadar Galatasaray Lisesi’nde, ardından Ankara Lisesi’nde öğrenimine devam etti. Edebiyat öğretmenleri Ahmet Hamdi Tanpınar ve Rıfkı Melûl Meriç’in teşvikleriyle yazı ve şiirler yazmaya başladı. Oktay Rifat’la ilkokulda, Melih Cevdet’le lisede tanıştı. 1932’de İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe bölümüne başladı. Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanlığı yaptı. Bu sırada Galatasaray Lisesi’nde muallim muaviniydi. Mezun olmadan Ankara PTT Umum Müdürlüğü Telgraf İşleri’nde memurluğa başladı. Tercüme Bürosu’na girdi ve Fransızca’dan çeviriler yaptı. 1949’da Yaprak dergisini yayımlamaya başladı. 28 sayı sürdürebildi.

Orhan Veli Kanık’ın ilk şiirleri 1936’da Varlık dergisinde çıkar. İnsan, Küllük, İnkılâpçı Gençlik, Aile şiirlerinin yayımlandığı dergiler arasındadır. 1941’de Oktay Rifat ve Melih Cevdet’le Garip’i yayımlarlar; kitapta bir de şiir anlayışlarını uzun uzun açıkladıkları Önsöz bulunur. Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947) ve son kitabı Karşı (1949) basılır. La Fontaine’in Masalları (1948) çevirisi ve Nasreddin Hoca Hikâyeleri (1949) ilgi görür.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Pancar Deposu’nda Max Weber sosyolojisi anlatıldı

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Nasıl Yapmışlar?” söyleşileri, bu ay sosyolojinin önemli isimlerinden Max Weber’i mercek altına aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen buluşmada Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Weber’in modern toplumu ve otorite kavramını nasıl çözümlediğini katılımcılarla paylaştı.

Farklı disiplinlerden konuların ele alındığı “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinin bu ayki konusu, sosyoloji tarihinin köşe taşlarından Max Weber ve onun otorite anlayışı oldu. Doç. Dr. Levent Ünsaldı tarafından düzenlenen söyleşide, toplumların bir gücü neden meşru kabul ettiği ve itaat mekanizmalarının nasıl çalıştığı tartışıldı.

Söyleşide Weber’in sosyolojisindeki temel ayrımlara dikkat çeken Doç. Dr. Ünsaldı, Weber’in salt bir “otorite”den ziyade “meşru egemenlik” meselesine odaklandığını vurguladı. Ünsaldı, Weber’in insanların kaba güce neden boyun eğdiklerini değil, o gücü kullanmayı neden haklı ve yerinde gördüklerini anlamaya çalıştığını belirtti. Bu bakış açısına göre toplumlar, sadece korktukları için değil, yönetenlerin otoritesini geçerli ve doğru buldukları için de itaat etmektedir.

Konuşmasında Weber’in tanımladığı otorite tiplerini de karşılaştıran Ünsaldı; geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal (akılcı) otorite kavramlarını detaylandırdı. Geçmiş toplumlar ile günümüz toplumları arasındaki farkı bu kavramlar üzerinden açıklayan Ünsaldı, modern toplumun en belirgin özelliğinin “yasal-ussal otorite”nin giderek baskın hale gelmesi olduğunu ifade etti.

Söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi.

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Osmangazi’de ‘Yeni Gezici Kütüphane Yollarda’

Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitime verdiği değerin güçlü bir göstergesi olan Gezici Kütüphane, hizmet ağını genişletti. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın öncülüğünde hizmete başlayan ‘Yeni Gezici Kütüphane’, vatandaşlarla ilk buluşmasını Bağlarbaşı Meydanı’nda gerçekleştirdi.

Çocukların ve her yaştan vatandaşın kitap okuyarak kendini geliştirmesi için eğitim çalışmalarına büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, bugüne kadar ilçeye kazandırdığı çok sayıda kütüphanelere bir yenisini daha ekledi. Bağlarbaşı Meydanı’nda düzenlenen gezici kütüphanenin açılışına, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra Osmangazi Belediyespor Başkanı Fatih Karayılan, Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Faruk Dönmez, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katılım gösterdi. 

İçerisinde 3 bin adet kültür hazinesi niteliğinde kitap bulunan gezici kütüphane, bir ay boyunca Bağlarbaşı Meydanı’nda hizmet verecek; ardından ilçedeki çeşitli mahallelerde vatandaşlarla buluşmaya devam edecek.

“Çocuklarımızın ve Vatandaşlarımızın Faydalanması En Büyük Ödülümüz”

Bugün atılan adımın bir gezici kütüphaneden çok daha fazlası olduğunu belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:

“Aslında her çocuğun kendini geliştirebileceği, hayallerini büyütebileceği ve ülkesine hizmet edebileceği bir imkan sunuyoruz. Bu kütüphanede okunan tek bir kitabın bile bir çocuğun, ailesinin ve hatta ülkesinin hayatını değiştirebileceğine inanıyoruz. Okumak ve kitap üzerine söylenmiş pek çok güzel söz var. Biz söz söylemekten ziyade bunu hayata geçirmeyi tercih ediyoruz. Gezici kütüphanemizde 3 bine yakın kitap bulunuyor. Bunların bin 750’si kıymetli bağışçılarımızın katkılarıyla raflarımızdaki yerini aldı. Kütüphanemiz bir ay boyunca Bağlarbaşı Meydanı’nda hizmet verecek, ardından diğer mahallelerimize giderek daha fazla çocuğumuza ve vatandaşımıza ulaşacak. Üzerinde bulunan güneş enerjisi paneli sayesinde enerjisini doğaya zarar vermeden kendi üretiyor; yani hem eğitime hem de çevreye duyarlı bir hizmet sunuyoruz. Bizim için en büyük ödül, çocuklarımızın ve vatandaşlarımızın bu imkanlardan faydalanmasıdır. Daha önce açtığımız kütüphanelerin içini çocuklarla dolu görmek bize büyük mutluluk veriyor. Onların heyecanını ve kitaplarla kurdukları bağı gördükçe doğru bir iş yaptığımızı bir kez daha anlıyoruz.”

“Başkanımız Çocukların Geleceği İçin Hizmeti Ayaklarına Kadar Getirdi”

Gezici kütüphanenin bilgiye erişimi mahallelere taşıyan güçlü bir adım olduğunu söyleyen Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Faruk Dönmez ise, “Gezici kütüphane sadece bir otobüsten ibaret değildir. Başkanımız çocukların geleceği ve eğitimi için hizmeti ayaklarına kadar getirdi. Geçen Ramazan ayında Osmangazi Belediyesi tarafından Bağlarbaşı Meydanı’nda her gün 500 kişiye iftar yemeği verildi. Bu iftar yemeğine sadece Bağlarbaşı mahallesinde yaşayanlar değil, Hamitler ve Emek mahallelerinden gelenler oldu. Başkanımız Erkan Aydın Bağlarbaşı mahallesinde bu zamana kadar görülmemiş bir hizmete imza attı. Kendisine şahsım ve mahallem adına teşekkür ediyorum” dedi. 

Konuşmaların ardından açılış kurdelasını kesen Başkan Aydın, daha sonra çocuklarla birlikte gezici kütüphaneyi gezerek kitapları inceledi. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Eskinazi: Basmane Çukuru İzmir’in Yatırım İştahını Kırıyor

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yıllardır İzmir’in merkezinde atıl halde duran Basmane Çukuru ile ilgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ortaya koyduğu çözüm iradesini desteklediklerini açıkladı.

Eskinazi, Basmane Çukuru’nun yalnızca bir arsa sorunu değil; İzmir’in kent estetiği, yatırım çekiciliği, şehir merkezinin güvenliği ve ekonomik dinamizmi açısından da kronikleşmiş bir sorun haline geldiğine dikkat çekti.

“Basmane Çukuru, İzmir’in kalbinde yıllardır süren bir belirsizlik alanıdır. Bu alanın atıl kalması sadece bir görüntü sorunu değildir; yatırımcı algısını, şehir ekonomisini ve kentin geleceğe dair iddiasını da zayıflatmaktadır. Sayın Cemil Tugay’ın bu sorunu çözmeye yönelik ortaya koyduğu irade son derece kıymetlidir.”

Başkan Eskinazi, “İzmir’in en merkezi yerinin yaklaşık 30 senedir bu şekilde Basmane Çukuru olarak anılıyor olması yatırım yapmak isteyenlerin iştahını kesiyor. Ülkemizde benzeri projeler çok hızlı hayata geçerken İzmir’de aynı ölçekteki alanların yıllarca çözümsüz kalması, kentin potansiyelini aşağı çekiyor.” dedi. 

İzmir’in uluslararası yatırımcılar açısından potansiyeli yüksek bir şehir olduğunu vurgulayan Eskinazi, kent merkezinde bu ölçekte bir alanın yıllardır değerlendirilememesinin İzmir adına ciddi bir kayıp olduğunun altını çizdi.

“Bugün dünyadaki tüm büyük şehirler, merkezdeki dönüşüm alanlarını ekonomiye, kültüre ve yaşama kazandırarak markalaşıyor. İzmir de artık bu yükten kurtulmalı. Basmane Çukuru’nun şehrin kimliğine yakışır bir biçimde; kamusal alanı, yeşili, kültürü ve ekonomik hayatı birlikte barındıran bir projeyle değerlendirilmesi İzmir’in geleceği açısından kritik önemdedir.”

Eskinazi, “Biz iş dünyası olarak, şehrin merkezindeki bu kronik sorunun çözülmesi için atılan her samimi adımın arkasındayız. Sayın Cemil Tugay’ın bu konudaki kararlılığını önemsiyor ve destekliyoruz.” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Konya’nın Zenginlikleri: Turizm ve Kültürel Miras Eğitimleri” Programı ile Şehrin Saklı Mirasları Anlatıldı

Konya Büyükşehir Belediyesi, “Konya’nın Zenginlikleri: Turizm ve Kültürel Miras Eğitimleri” programı kapsamında başta profesyonel turist rehberleri olmak üzere Konya’da turizm sektöründe çalışanlar için eğitim seminerleri düzenledi. Program kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla yürütülen “Şükran Mahallesi ve Dış Sur Hattı Larende Kapısı Kurtarma Kazıları” ile ilgili çalışmaları anlatan Kazı Sorumlusu Mehmet Ali Çelebi, “2026 yılında artık yavaş yavaş şehirdeki bu dış surları ziyarete açmayı hedefliyoruz” dedi.


Konya Büyükşehir Belediyesi, “Konya’nın Zenginlikleri: Turizm ve Kültürel Miras Eğitimleri” programı kapsamında eğitim seminerleri gerçekleştirdi.

Bu yıl ikincisi düzenlenen eğitim seminerlerinde, 5 gün boyunca Konya’da devam eden kazı alanlarının tarihi ve güncel kazı süreçleri, Osmanlı Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Konya’nın gelişimi ve Hititlerin Konya’sı ile ilgili bilgiler aktarıldı.

“RESTORASYONUNU BİTİRİP 2026 YILINDA DIŞ SURLARI ZİYARETE AÇMAYI HEDEFLİYORUZ”

Program kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla yürütülen “Şükran Mahallesi ve Dış Sur Hattı Larende Kapısı Kurtarma Kazıları” ile ilgili çalışmaları Kazı Sorumlusu Mehmet Ali Çelebi anlattı.

Çelebi, çalışmaların titizlik içinde tüm hızıyla devam ettiğini belirterek, “Biz 2 ada içerisinde kazı yapıyoruz. Sahibata Yokuşu’nun sağ ve solundaki ada. Bu ada içerisinde biz aslında 2025’te kazıya başladık, kazı hiç durmadı. İhtiyarettin Cami’nin hemen arkasına kadar alan içerisindeki sur hattının tamamını belirledik. Yer yer ön tarafındaki dolgu toprağı alınıp, bu sene hendek duvarının tespitini hedefliyoruz. 2027 yılı içerisinde ana hedefimiz ise Kapı Camisi’ne doğru bu sur duvarlarının açığa çıkarılması. Bu yapının restorasyonunu bitirip 2026 yılında artık yavaş yavaş şehirdeki bu dış surları ziyarete açmayı hedefliyoruz. İnşallah hızlı bir şekilde başarmış oluruz” ifadelerini kullandı.

“Konya’nın Zenginlikleri: Turizm ve Kültürel Miras Eğitimleri” programı, başta profesyonel turist rehberleri olmak üzere Konya’da turizm sektöründe çalışanlar için düzenlendi. 5 gün süren programda; Prof. Dr. İlker Mete Mimiroğlu, Listra Antik Kenti ve Güncel Kazı Raporları; Doç. Dr. İlker Işık, Savatra Antik Kenti ve Güncel Kazı Raporları; Dr. Coşkun Bilgi, Konya Güncel Kültür Yapıları ve etkinlikleri; Prof. Dr. Alaattin Aköz, Osmanlı Dönemi Konya’sı (Çarşı, Pazar, Han ve Vakıflar); Doç. Dr. Gonca Dardeniz Arıkan, Karahüyük Kazıları; Prof. Dr. Mehmet Ali Hacıgökmen ile Doç. Dr. Ahmet Yavuzyılmaz ise Türkiye Selçuklu Devleti Konya Şehrinin Tarihi Gelişimi başlığında konuştu. Programın gününde Prof. Dr. Hasan Bahar, Hitit Dönemi Konya başlığı altında konuşma yapacak.

Konya’nın tarihi ve kültürel mirası, kazı alanlarındaki güncel gelişmeler ve 2026 yılı faaliyetlerinin alanında uzman akademisyenler tarafından ele alındığı program büyük beğeni gördü.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şehrin Tiyatrosu “Bir Halk Düşmanı” Oyunuyla Güngören’de

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, hikayesiyle günümüzün olaylarına ışık tutan “Bir Halk Düşmanı”nı Güngören seyircisiyle buluşturuyor.

Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği Bir Halk Düşmanı, 17 Şubat 2026 Salı günü 20.00’de İBB Güngören Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde seyirci karşısına çıkıyor. 

Modern tiyatronun kurucularından Henrik Ibsen’in 1882 yılında kaleme aldığı oyun, “güçlü olanın değil, haklı olanın” mücadelesini merkeze alıyor.

Oyunun başında Dr. Stockmann’ı destekleyen “halk” ve “basın”, çıkarları zedelendiğinde bir anda cephe değiştiriyor. Gerçeği söyleyen kahraman, bir anda “halk düşmanı” ilan ediliyor.

Toplumsal çıkarlar ile bireysel ahlakın çatıştığı oyunda, Dr. Stockmann’ın hikayesi üzerinden demokrasinin paradoksları sorgulanıyor.

İstanbul’un her noktasına oyunlarını götürmeyi hedefleyen İBB Şehir Tiyatroları, klasik ve çağdaş oyunlarını İstanbul’un birçok ilçesinde seyirciyle buluşturmaya devam edecek.

BİR HALK DÜŞMANI

Kentin yegâne gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Thomas Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.

Oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor.

İyi seyirler…

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bu Sevgililer Günü’nde Hediyen Dayanışma Olsun

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) dayanışma platformu Askıda Fatura, projesi ihtiyaç sahipleriyle hayırseverleri buluşturmaya devam ediyor. 14 Şubat Sevgililer Günü’nde “Seni düşünmek güzel şey” kampanyası ile anlamlı bir hediye alternatifi sunuyor. Bu özel günde çiçek ya da hediye almak yerine, dileyen sevdiği adına bir ihtiyaç sahibine destek olabilecek.  

Askıda Fatura uygulaması ekonomik zorluk yaşayan İstanbulluların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olmayı amaçlıyor. İBB’nin 4 Mayıs 2020’de başlattığı Askıda Fatura, yardımseverlerin desteği ile yüzbinlerce kişiye umut oldu.

“SENİ DÜŞÜNMEK GÜZEL ŞEY”

İBB, bu yıl 14 Şubat Sevgiler Günü için başlattığı “Seni düşünmek güzel şey” kampanyası ile sevgiyi sadece kelimelerle değil, dayanışmayla büyütme çağrısı yapıyor. Bu kapsamda sevdiğine sevgililer günü hediyesi almak isteyenler klasik hediyeler yerine sevdiği adına ihtiyaç sahibi bir kişinin faturasını ödeyebilecek.

Bugüne kadar yapılan yardımların toplam rakamı 251.915.945,07 TL’yi buldu. Bu rakam her geçen gün yardımseverlerin desteği ile artmaya devam ediyor. Destek olmak isteyenler https://askidafatura.ibb.gov.tr adresinde adresinden bağış yapılabiliyor.

ALAN EL VEREN ELİ GÖRMÜYOR

Hayırseverler ile ihtiyaç sahiplerini dijital ortamda buluşturan sistemle alan el veren eli görmüyor. Sistem üzerinden destek vermek isteyenler, farklı kategorilerde katkıda bulunabiliyor.

Uygulama kapsamında, Askıda Fatura paketi ile bir ailenin su ve doğalgaz faturalarına, Aile Destek Paketi ile nakdi desteğe ihtiyacı olan ailelere, Anne-Bebek Destek Paketi ile 0-4 yaş arası bebeği olan ihtiyaç sahibi annelere, Eğitim Destek Paketi ile bir öğrencinin eğitim masraflarına, Ulaşım Destek Paketi ile de ihtiyaç sahibi İstanbullulara kent içi ulaşımına destek sağlanıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Seray Şahiner, son romanını doğduğu şehir Bursa’da anlattı

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Koza Buluşmaları’nın konuğu olan ödüllü yazar Seray Şahiner, son romanı “Vatan Millet Samatya”nın arka planını okurlarıyla paylaştı. Göç, medya ve aile kavramlarının ele alındığı söyleşide Şahiner, mizahın hem bir silah hem de ateşkes olduğunu söyledi.

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin bu ayki konuğu çağdaş Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden Seray Şahiner oldu. “Suskunluğun Aile Albümü: Vatan Millet Samatya” başlıklı etkinlikte Şahiner, edebiyata bakış açısını, yazarlık serüvenini ve son romanının ortaya çıkış hikayesini anlattı. Söyleşiyi, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz ve çok sayıda edebiyatsever ilgiyle takip etti.

“KARAKTERİN YOLCULUĞU BAŞLADIĞI YERE DÖNER”

Konuşmasına Bursa ile olan kişisel bağına değinerek başlayan Seray Şahiner, 41 yıl önce Zübeyde Hanım Doğumevi’nde dünyaya geldiğini hatırlattı. Doğduğu kente bir yazar olarak gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Şahiner, çocukluğuna dair bir anısını şu sözlerle paylaştı:

“Karakterin yolculuğu hep başladığı yere döner. Dönerken de bir şeyler öğrenmiş oluyor. Annem yıllarca bana doğduğum hastanenin ilk çocuğu olduğumu, ayak izimin alınıp duvara asıldığını anlattı. Hatta ‘Bu insanlık için küçük, dünya için büyük bir adım’ denildiğine inandırdı. 13 yaşında bunun, çocuğun kendini önemsemesi için yapılmış bir şaka olduğunu öğrendim. Ancak o yaşa kadar bu his bana iyi gelmişti.”

Son kitabı Vatan Millet Samatya üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine, göç olgusuna ve değişen toplumsal yapıya değinen Şahiner, romanın 1970’lerden 1993’e uzanan bir İstanbul anlatısı olduğunu ifade etti. Şahiner, kitaptaki karakterlerin yaratım sürecinde dönemin siyasi atmosferinden ve medyasından beslendiğini vurguladı.

“MİZAH HEM SİLAH HEM ATEŞKES”

Yazım dilindeki mizah unsurlarına da değinen Şahiner, mizahı zorluklarla baş etmede bir savunma mekanizması olarak gördüğünü belirtti. Mutsuzluk propagandasının çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Şahiner, “Mizah hem silah hem ateşkes. Kriz anlarında gülmek zorunda kalıyoruz. Çok neşeli olduğumuz için değil, bazen öfkeli olduğumuz için bunu yapıyoruz. O biat edilmiş kasvet hali insanı içten içe örseliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Gazetecilik geçmişinin romanlarındaki diyalog yapısını güçlendirdiğini belirten Şahiner, insanların doğal konuşma ritmini yakalamak için yaptığı gözlemleri aktardı. Röportajlarında insanların nerede duraksadığını, nerede bağlaç kullandığını analiz ettiğini söyleyen yazar, “Karakter benden ne kadar uzaksa, o kadar iyi bir yazara dönüşüyorum. Onları konuştururken bildiklerimi sadece benim bilmem, karakterlere büyük laflar ettirmemem gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Seray Şahiner’e, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz günün anısına hediye verdi. Yazar Şahiner, okurları için kitaplarını da imzaladı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devlet Opera ve Balesi Lüleburgaz’da sahnede

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 2. Anadolu Opera ve Bale Festivali kapsamında Lüleburgaz’da sahne alacak. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Külkedisi’ çocuk operası ve sahne kantatı ‘Apollo ve Dafne’, 15 Şubat Pazar günü sanatseverlerle buluşacak.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün “Opera ve Bale Her Yerde” temasıyla düzenlenen 2. Anadolu Opera ve Bale Festivali, Lüleburgaz’da sanatseverlerle buluşuyor.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, farklı yaşlara hitap eden iki özel eserle 15 Şubat Pazar günü Lüleburgaz Yıldızları Sanat Akademisi’nde ücretsiz olarak sahnede olacak.
‘KÜLKEDİSİ’
Gioacchino Rossini’nin bestelediği, Fransız yazar Charles Perrault’nun yazdığı Külkedisi masalından uyarlanarak Jacopo Ferretti tarafından librettosu yazılmış eser, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından çocuk operası olarak sahnelenecek.
‘Külkedisi’ 15 Şubat Pazar günü saat 14:00’da Lüleburgaz Yıldızları Sanat Akademisi’nde sahnelenecek.
‘APOLLO VE DAFNE’
Antik Yunan mitolojisinde geçen ünlü bir aşk hikayesini konu alan ‘Apollo ve Dafne’, günümüz kadın-erkek ilişkileriyle birçok açıdan paralellikler taşıyor ve günümüzde de sıkça karşılaşılan bir dinamiği yansıtıyor.
‘Apollo ve Dafne’ 15 Şubat Pazar günü saat 20:00’da Lüleburgaz Yıldızları Sanat Akademisi’nde sahnede olacak.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Deniz Sağdıç’ın “Sanat İyileştirir” Sergisi Memorial Göztepe Hastanesi’nde

Memorial Sağlık Grubu, sanatın iyileştirici gücünü sürdürülebilirlik yaklaşımıyla buluşturan “Sanat İyileştirir” projesinin ikinci sergisine bu kez Memorial Göztepe Hastanesi’nde ev sahipliği yapıyor. Sergi, Memorial hastanelerinde toplanan medikal ve teknolojik atık malzemelerin ileri dönüşüm sanatçısı Deniz Sağdıç’ın özgün yorumuyla portre eserlere dönüştürüldüğü özel bir seçkiden oluşuyor.

Serginin açılışı, Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz ve Deniz Sağdıç başta olmak üzere Ece Vahapoğlu, Banu Sağnak, Zeynep Beşerler, Begüm Öner, Seren Fosforoğlu, Rıza Çalımbay, Tuğçe Çalımbay ve Yağmur Ergün ile sanat, spor ve iş dünyasından önde gelen konukların katıldığı özel etkinlikle yapıldı. 

Tıbbi atıktan sanat eserine: Her parça bir dönüşüm hikâyesi

Memorial hastanelerinde yürütülen ayrıştırma süreciyle toplanan medikal ve teknolojik atıklar, ileri dönüşüm sanatçısı Deniz Sağdıç’ın özgün yorumuyla sanatsal bir forma kavuştu.

Kan tüpleri ve kapakları, flakon ve ilaç kapakları, enjektör ve şırıngalar, mama kutusu kapakları, tarihi geçmiş renkli tablet ilaçlar, pipet ve pipet uçları, elektronik kablo ve çipler, anakartlar ile tekstil ve üniforma parçaları gibi tedavi süreçlerinden çıkan çok sayıda atık materyal, geri ve ileri dönüşüm prensibiyle portre eserlere dönüştürüldü.

Memorial hastanelerinden ayrıştırılarak toplanan materyallerle üretilen 10 yeni eser, ilk kez Memorial Göztepe Hastanesi’nde sanatseverlerle buluşurken; Memorial Bodrum Hastanesi için daha önce hazırlanan ve benzer dönüşüm süreçlerinden geçen 7 özel eser de yeniden sergiye dahil edilerek seçkiyi genişletiyor. Böylece sergi, Memorial’ın farklı hastanelerinde ortaya çıkan atıkların sanatsal bir bütünlük içinde yeniden hayat bulduğu kapsamlı bir ileri dönüşüm anlatısı sunuyor.

“Atık materyallerin yeniden hayat bulması sürdürülebilirlik yaklaşımımızın en güçlü sembollerinden biri.”

Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, sergiye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Memorial Sağlık Grubu olarak sağlık hizmetini yalnızca klinik tedavi süreçleriyle sınırlamayan, insanın ruhsal ve çevresel iyilik halini de gözeten bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Sanatın iyileştirici gücü, hastalarımızın ve yakınlarının moralini yükselten, yaşam enerjisini destekleyen çok güçlü bir alan. ‘Sanat İyileştirir’ projesi, sürdürülebilirlik anlayışımız ile sanat vizyonumuzu bir araya getiren çok özel bir çalışma. Hastanelerimizde oluşan ve doğru yönetilmediğinde doğa için risk oluşturabilecek atıkları, Deniz Sağdıç’ın yaratıcı yorumuyla kalıcı sanat eserlerine dönüştürmek; sağlık kurumlarının aynı zamanda çevresel ve kültürel sorumluluk üstlenen yapılar olabileceğini de gösteriyor.

Deniz Sağdıç, atığı değere dönüştürme konusundaki vizyonu ve özgün üretim diliyle çağdaş sanatın en ilham verici isimlerinden biri. Kendisinin sıradan bir materyali güçlü bir insani hikâyeye dönüştürme becerisine büyük bir hayranlık duyuyoruz. Sanat İyileştirir’ projesinin ilk adımını Memorial Bahçelievler hastanemizde atmış ve çok güçlü bir etki yarattığını hep birlikte görmüştük. Bugün bu yolculuğun Memorial Göztepe’de devam etmesi ve farklı hastanelerimizden toplanan materyallerle yeni eserlerin hayat bulması bizim için son derece kıymetli. Memorial Sağlık Grubu olarak sanatın dönüştürücü gücünü hastanelerimize taşımaya ve sürdürülebilir projelerle sanatın yanında olmaya devam edeceğiz.”

Sanatla güçlenen sürdürülebilir gelecek

Memorial Sağlık Grubu, 2005 yılından bu yana hastanelerinde sanat galerileri, sanat projeleri ve kültürel iş birlikleriyle sağlık ve sanatı bir araya getiriyor. Sanatın ruh ve beden sağlığı üzerindeki pozitif etkisinden yola çıkan kurum, hastane ortamını yalnızca tedavi alanı değil, ilham veren ve iyileşmeyi destekleyen bir yaşam alanı olarak kurguluyor.

Sürdürülebilirlik yaklaşımını tüm operasyonlarına entegre eden Memorial, doğal kaynakların korunması, atıkların sorumlu yönetimi ve çevre dostu uygulamalarıyla geleceğe duyarlı bir sağlık modeli benimsiyor. “Sanat İyileştirir” sergisi, bu yaklaşımın sanat yoluyla görünür hale geldiği en güçlü projelerden biri olarak öne çıkıyor.

İleri dönüşüm sanatçısı Deniz Sağdıç, kullanım ömrünü tamamlamış her objeyi sanatın iyileştirici gücünden ilham alarak yeniden yorumluyor; atık olarak görülen unsurları güçlü insan yüzlerine ve hikâyelere dönüşen sürdürülebilir sanat eserlerine taşıyor. Sanatçının bu yaklaşımı, yalnızca estetik bir üretimi değil, yeniden değerlendirme ve doğaya duyarlı bir sanat zeminini de temsil ediyor.

Memorial Göztepe Hastanesi’nde açılan “Sanat İyileştirir” sergisi, ay boyunca ziyaret edilebilecek ve sağlık, sanat ve sürdürülebilirliğin kesiştiği özgün bir deneyim sunacak. Sergi, Mart ayında ise Memorial’ın Şişli ve Ataşehir Hastanelerinde sergilenmeye devam edecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı