ÇGSM Oyun Yazım Atölyesi’nde Yeni Metinler Seyirciyle Buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi (ÇGSM) tarafından 2025–2026 sezonu boyunca sürdürülen uzun soluklu Oyun Yazım Atölyesi, ürünlerini verdi. Müze Gazhane Meydan Sahne’de 21, 22 ve 23 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen yoğun program, tiyatroseverlerin ve sektör profesyonellerinin katılımıyla başarıyla tamamlandı.

Üç gün süren etkinlikler boyunca, çağdaş tiyatro yazımına alan açmayı ve farklı dramaturjik arayışlara görünürlük kazandırmayı amaçlayan 6 yeni oyun okuması ve tiyatronun güncel meselelerinin masaya yatırıldığı 3 önemli panel gerçekleştirildi.

Sahnede “Metropol, Ekoloji ve Açlık” Teması

Atölyenin ilk aşamasında katılımcılar; Aylin Alıveren, Beliz Güçbilmez, Esra Dicle, Eylem Ejder, Murat Mahmutyazıcıoğlu ve Yeşim Özsoy yürütücülüğünde kapsamlı çalışmalara imza attılar. “Metropol”, “ekoloji” ve “açlık” kavramları etrafında şekillenen bu yaratıcı süreç sonunda tam 39 oyun metni üretildi. Yapılan titiz değerlendirmelerin ardından seçilen ve Şehir Tiyatroları oyuncuları ile yönetmenlerinin canlandırdığı altı oyunluk seçki, ilk kez seyirci karşısına çıkarak büyük beğeni topladı.

Etkinlik kapsamında okuması yapılan ve tiyatronun geleceğine yön vermesi beklenen yeni metinler:

  • Sular Yükselmeden (Yazan: Yavuz Türk, Yöneten: Selçuk Yüksel)
  • Sesimi Duyuyor Musun? (Yazan: Aslı Kaplan, Yöneten: Onur Demircan)
  • 3 2 1 Kayıt (Yazan: Derya Sönmez, Yöneten: Emre Koyuncuoğlu)
  • Evcillik (Yazan: Beste Işık, Yöneten: Cem Baza)
  • Hoş Geldin İstanbul (Yazan: Can Esmeray, Yöneten: Yeşim Koçak)
  • Bakireler Tapınağı (Yazan: Ceyda Aşar, Yöneten: Berna Adıgüzel)

Dedesinin mezarını taşımak niyetiyle yollara düşen, fakat bürokrasi çarkları arasında sıkışan Mehmet’in öyküsünü konu alan “Sular Yükselmeden”, sınıf arkadaşları tarafından öldürülen 17 yaşındaki bir çocuk üzerinden kalanların hayatını yas ve vicdan üzerinden ele alan “Sesimi Duyuyor Musun?”, yine lise yıllarında yaşanan bir sanal zorbalığın yıllar sonra yeniden tartışıldığı “3 2 1 Kayıt”, bir ailenin taşınması üzerinden döngüleri ve aile olmayı sorgulayan “Evcillik”, aktivist sanatçı bir kadının torunuyla kentin ve ilişkilerin dönüşümüne tanıklıklarını anlatan “Hoş Geldin İstanbul!” ve İstanbul’un kaosu ve güzelliği arasında evlerinin yolunu bulmaya çalışan kız kardeşlerin hikayesini konu eden “Bakireler Tapınağı” seçkiye giren oyunlar oldu.

Tiyatro Profesyonelleri Güncel Temaları Tartıştı

Etkinlik, sadece oyun okumalarıyla sınırlı kalmayıp tiyatro camiası için canlı bir buluşma ve tartışma alanına dönüştü. Üç gün boyunca düzenlenen panellerde, kurumsal desteklerden sahnedeki çağdaş dile kadar pek çok konu masaya yatırıldı.

Açılış Paneli: ÇGSM Sorumlusu ve Yönetmen Emre Koyuncuoğlu moderatörlüğünde; Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Dramaturglar Başak Erzi ve Ergün Özdemir’in katılımıyla “Şehir Tiyatroları Oyun Yazarlığını Neden Destekliyor?” sorusuna yanıt arandı.

İkinci Gün Paneli: Esra Dicle’nin moderatörlük yaptığı oturumda; Ahmet Sami Özbudak, Ata Ünal, Pınar Yıldırım ve Yelda Baskın ile “Sahnede ‘Çağdaş Dil’ Dendiğinde Ne Anlıyoruz?” başlığı tartışıldı.

Kapanış Paneli: Şenay Tanrıvermiş’in yönetiminde; Hakan Emre Ünal, Gamze Güzel, Tanıl Yöntem, Oğuz Utku Güneş ve Salih Usta “Yönetmenler Günümüzde Nasıl Metinler Arıyor?” sorusu etrafında bir araya geldi.

Yeni yazarların metinlerini tiyatro prodüktörleri, yönetmenler, yazarlar ve seyircilerle buluşturan ÇGSM Oyun Yazım Atölyesi, sunduğu bu yeni alanla İstanbul’un kültürel hafızasına ve çağdaş tiyatro repertuarına güçlü bir katkı sundu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Başkan Altay Büyüklerimiz ve Kahraman Gazilerimiz İçin “Vefa Umresi” Projesinin Müjdesini Verdi

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kurban Bayramı öncesi büyüklerimiz ve kahraman gazilerimizin yüzünü güldürecek anlam yüklü bir projenin daha müjdesini verdi. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak “Gönül Belediyeciliğinin” bir yansıması olarak “Vefa Umresi” projesini hayata geçirdiklerini belirten Başkan Altay, imkansızlıklar sebebiyle kutsal topraklara gitme imkânı bulamayan büyüklerimizi ve kahraman gazilerimizi umre ibadetiyle buluşturacaklarını açıkladı. Projeye başvurular “vefaumresi.konya.bel.tr” internet adresi üzerinden yapılıyor.


Konya Büyükşehir Belediyesi, toplumsal dayanışma ve gönül belediyeciliğinin en anlamlı örneklerinden biri olacak “Vefa Umresi” projesini hayata geçiriyor.

Projeyle ilgili açıklamalarda bulunan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Başımızın tacı büyüklerimiz ve kahraman gazilerimiz; mübarek Kurban Bayramı’nın manevi iklimine yaklaştığımız bu müstesna günlerde, sizlerle güzel bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak; ‘Gönül Belediyeciliği’ anlayışımızın bir yansıması olan ‘Vefa Umresi’ projemizi hayata geçiriyoruz. Bizler; büyüklerine hürmeti, gazilerine vefayı görev bilen bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bu anlayışla; imkansızlıklar sebebiyle kutsal topraklara gitme imkânı bulamayan büyüklerimizi ve kahraman gazilerimizi umre ibadetiyle buluşturuyoruz” ifadelerini kullandı.

BU MANEVİ YOLCULUK ŞEFFAF VE ADİL BİR KURA SÜRECİYLE BELİRLENECEK

“Biliyoruz ki; büyüklerimizin duası, şehrimizin bereketidir. Gazilerimiz de milletimizin onuru, istiklalimizin yaşayan emanetidir” diyen Başkan Altay, “Onlar için sunulan bu imkânı bir lütuf değil; vefa borcumuzun ve toplumsal sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz. Şeffaf ve adil bir kura süreciyle belirlenecek bu yolculuk; aynı zamanda dayanışmanın, kardeşliğin ve paylaşmanın güçlü bir nişanesi olacaktır. “Vefa Umresi” projemizin, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren nice hayırlı güzelliklere vesile olmasını diliyorum. Bu vesileyle; yaklaşan mübarek Kurban Bayramı’nızı şimdiden tebrik ediyor, bayramın sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin “Vefa Umresi” projesi ile ilgili detaylara ve başvuru ekranına “vefaumresi.konya.bel.tr” internet adresi üzerinden ulaşılıyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Cevher Jant, Responsible® Markası’nı kullanmaya hak kazandı

70 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle alüminyum döküm teknolojilerinde öncü konumda bulunan Cevher Jant, sürdürülebilir geleceğe değer katan çalışmaları ve yeşil dönüşüm odaklı yaklaşımıyla önemli bir başarıya imza attı. 21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara’da Ticaret Bakanlığı’nda gerçekleştirilen Responsible® ve Uluslararası Rekabet Zirvesi’nde, Cevher Jant Yatırımlar ve Sürdürülebilirlik Müdürü Sema Bilgiç, “Responsible® Markası Kullanım Hakkı” ödülünü Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın elinden aldı. 

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Cevher Jant CEO’su Oğuz Özmen, “Responsible® Markası’nı kullanmaya hak kazanan şirketler arasında yer almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanında uzun süredir kararlılıkla yürüttüğümüz çalışmaları hem ulusal hem de uluslararası ölçekte teyit etmemiz bizim için oldukça kıymetli. Otomotiv tedarik zincirinde sürdürülebilirliğin stratejik bir gereklilik haline geldiği günümüzde; operasyonlarımızı, tedarik zincirimizi ve karbon yönetimi süreçlerimizi uluslararası normlar ve küresel müşteri beklentileri doğrultusunda güçlendirmeye devam ediyoruz. Amacımız, çevresel ve sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden, sürdürülebilir ve dirençli bir iş modeli oluşturmak. Bu doğrultuda, uluslararası rekabet dinamiklerini doğru okuyarak ve proaktif adımlar atarak küresel değer zincirindeki konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Vodafone, Bulut Temelli DNS Çözümü Kullanmaya Başladı

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, mobil şebeke elemanlarını kendi bulut altyapısına taşımaya devam ediyor. Vodafone, geleneksel mevcut internet DNS çözümü yerine Open-Xchange firmasının bulut temelli DNS çözümünü kendi bulut altyapısında devreye alarak tüm mobil internet kullanıcılarına hizmet vermeye başladı. Bu uygulama Vodafone Grubu içinde de bir ilk oldu. Diğer yandan DNS servisi gecikme sürelerindeki iyileştirme ile mobil kullanıcılarının internet erişim kalitesini en üst seviyeye taşımaya devam eden Vodafone, gecikme sürelerinin çok önemli olduğu 5G’de üstün performans sunarak kullanıcı deneyimini ileriye taşıyor.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, şunları söyledi:

“Vodafone Türkiye olarak şebekemizi 5G’ye hazır hale getirmek için yoğun biçimde çalışmaya devam ediyoruz. 5G’ye, şebeke genelinde uçtan uca hazırlık yaparak, 5G çekirdeğinden baz istasyonlarına ve aktarım katmanlarına kadar her noktada 5G’ye hazır hale getirdik. Bulut temelli DNS çözümünü kendi bulut altyapımızda devreye alarak 5G altyapsında önemli bir adım daha atmış olduk. Müşterilerimize güçlü bir 5G altyapısıyla kaliteli bir deneyim yaşatmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

Yeni mimari ve yedeklilik

Bulut temelli DNS çözümü, bulut mimarisinin esneklik ve otomatizasyon gibi tüm operasyonel yeteneklerinden faydalanıyor. Yeni internet DNS çözümünde saha bazlı DNS servis yedekliliği dinamik hale getirildi. Mobil internet DNS servisi, bu çözümle birlikte hem lokal yedeklilik hem de saha yedekliliği açısıdan daha da güçlü bir mimariye sahip oldu.

Katma değerli servisler

Open-Xchange firmasının PowerDNS ürünüyle birlikte Securenet DNS ve Safe DNS gibi katma değerli servislerin internet DNS çözümü üzerinden mobil internet kullanıcılarına sunulmasıyla daha önceden dağıtık olan bu servisler tek bir çözümde toplanarak sadelik hedeflendi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Taze çilek ihracatında ilk dört ayda yüzde 56, dondurulmuş çilek ihracatında yüzde 44 artış

Taze ve dondurulmuş halde yaklaşık 40 ülkeye ihraç edilen yaş meyve grubunun katma değerli ürünü çileğin Türkiye geneli ihracatı 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 56 artış gösterdi. Türkiye geneli çilek ihracatı ilk dört ayda 20 milyon 871 bin dolara yükseldi. 

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2026’nın ilk dört ayında Türkiye geneli çilek ihracatımız yüzde 56 artarak 20 milyon 871 bin dolara, Bölgemiz ise yüzde 50 artışla 4 milyon 676 bin dolara ulaştı. Türkiye genelinde yaklaşık 40 ülkeye çilek ihraç ediyoruz. 2026 yılında 6 bin 608 ton taze çilek ihraç ettik. Miktar bazında yüzde 32 azalış gerçekleşti. Bu azalışın sebepleri arasında çilek fiyatları, ürünün bu yıl beklenildiği kadar fazla olmaması ve iç piyasadaki fiyatın şu an için cazip olması yer alıyor. Buna rağmen ihracatımızdaki yükseliş, Türk çileğinin uluslararası pazardaki güçlü konumunu gösteriyor.” dedi.  

Başkan Balık, “Çilek ihracatımızın yüzde 69’unu Rusya’ya gerçekleştirirken Rusya’yı Gürcistan, Irak ve Malezya takip etti. Taze çilek ihracatımızı 50 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye geneli dondurulmuş çilek ihracatımız ise 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 44 artışla 59 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ilk sırada yüzde 100 artışla 16 milyon dolarla Kanada yer alıyor. Almanya, ABD ve İtalya da dondurulmuş çilek ihracatımızda öne çıkan ülkeler arasında. Bölgemizden de 5 milyon dolarlık dondurulmuş çilek ihracatı yapıldı.” diye konuştu.  

Türkiye’de çilek üretiminin 2024 yılında 606 bin ton, 2025 yılında ise 595 bin ton olarak gerçekleştiğini söyleyen Balık, “Dünya sıralamasında çilek üretiminde Çin, Amerika, Mısır ve Meksika’dan sonra Türkiye 5. sırada yer alırken, ihracatta değerde 20. sırada, miktarda 12. sırada yer alıyor. Çilek üretim ve ihracatında Ege Bölgesi’nin önemli bir yeri var. Çilek üretiminin yüzde 27’si Bölgemizde gerçekleşiyor. Özellikle Aydın’da çilek üretiminin son yıllarda önemli oranda arttı. Aydın örtü altı çilek üretiminde Mersin ve Antalya’dan sonra en büyük il durumunda.” dedi. 

İhracatın sürdürülebilir bir şekilde büyümesinin üretim kalitesine bağlı olduğunu vurgulayan Cengiz Balık, “Bu yüzden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak üretim bölgelerinde pestisit kullanımını izlemek ve kalıntı haritasını ortaya çıkarmak amacıyla yürüttüğümüz “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi” kapsamındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son iki yılda toplamda 400’ün üzerinde numune toplayıp analiz yaptırdık. Üreticilerimize doğru tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak için ziraat mühendislerimiz, üniversitelerimiz ve Tarım ve Orman Bakanlığımız ile iş birliğimizi her geçen yıl daha da güçlendiriyoruz.” diye konuştu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Şeftali ve nektarinde hasat zamanı

Türkiye şeftali ve nektarinde bereketli bir sezona hazırlanıyor. Şeftali ve nektarinde sezonun ilk hasat töreni Selçuk’ta gerçekleştirildi. 2026 yılının dört aylık döneminde şeftali ve nektarin ihracatı yüzde 347’lik artışla 90 milyon dolar oldu. Şeftali ve nektarin ihracatında hedef 250 milyon dolar olarak konuldu.

“Şeftali Hasat Töreni”ne İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Kahraman Akdoğan, Selçuk Kaymakamı Oğuz Alp Çağlar, Selçuk Tarım ve Orman İlçe Müdürü Mustafa Acargil, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, İzmir Ziraat Odası Başkanı İbrahim Erdallı, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyeleri Sadık Demircan, Tolga Selim Kağan, Muhammet Elçiboğa, Denetim Kurulu Üyesi Recep Çöpten katıldı.

Türkiye’nin şeftali ve nektarin üretiminde dünya üçüncüsü olduğunu ifade eden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, 2002 yılında 455 bin ton olan şeftali ve nektarin üretiminin 22 yılda yüzde 159’luk artışla 1 milyon 180 bin tona ulaştığını vurguladı.

Şeftali ve nektarin ihracatında dünyanın zirvesini hedefliyoruz

Şeftali ve nektarin üretiminin 2025 yılında iklim krizi nedeniyle 642 bin tona gerilediğini paylaşan Balık, “2026 yılında şeftali ve nektarin rekoltesinin 1 milyon tonun üzerine çıkmasını bekliyoruz. 2024 yılında 255 milyon dolar olan şeftali ve nektarin ihracatıyla dünya ikincisi olmuştuk. 2024 yılında rekoltedeki düşüşle uyumlu olarak 160 milyon dolara gerilemiştik. 2026 yılında rekoltedeki artışla birlikte ihracatta tekrar 250 milyon dolar bandına çıkmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

 Şeftali ve nektarin 2025’te yaş meyveler arasında en çok ihraç edilen ikinci ürün oldu 

İzmir’in, Türkiye’nin şeftali ve nektarin üretiminde önde olan illerinden biri olduğunun altını çizen Türkiye Meyve Sebze ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, şeftali ve nektarinin yaş meyve ürünleri arasında nardan sonra en çok ihraç edilen ikinci ürün olduğu bilgisini verdi.

Türkiye’de üretilen şeftali ve nektarinin yüzde 25’inin ihraç edildiğini belirten Uçak, “2025 yılında en çok şeftali ve nektarin ihraç ettiğimiz ülkeler 100 milyon dolarla Rusya Federasyonu, 24 milyon dolarla Irak, 19 milyon dolarla Romanya, 7 milyon dolarla Ukrayna ve 1,5 milyon dolarla Almanya şeklinde sıralandı. 51 ülkeye şeftali ve nektarin ihraç ettik” ifadelerini kullandı.

Akdoğan: “Türkiye’nin şeftali üretiminin yüzde 13’ünü İzmir yapıyor”

Türkiye’nin şeftali üretiminin yüzde 13’ünün İzmir’de yapıldığı bilgisini veren İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Kahraman Akdoğan, Selçuk’ta 16 bin dekar alanda 38 bin ton şeftali üretildiğini, İzmir’in şeftali üretiminin yüzde 67’sinin Selçuk’ta üretildiğini ifade etti.

Bu yıl iklim koşullarından dolayı şeftali hasatının 2 hafta geç başladığını vurgulayan Akdoğan; “Şeftali hasadı her sene Mayıs’ın ilk haftasında başlıyordu. Bu sene mevsimsel şartlardan dolayı hasat biraz gecikti. Selçuk’tan ilk üç TIR ihracata gitti, Kurban Bayramı sonrasında ihracat artacak. Selçuk’ta üretilen şeftali türü ihracata uygun, raf ömrü uzun bir şeftali türü. Şeftali hasadı temmuz sonuna kadar sürecek. Üreticilerimiz ve ihracatçılarımız için verimli ve bereketli bir sezon olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Kaymakam Çağlar; “Selçuk ekonomisini Turizmle birlikte tarım sırtlıyor”

Selçuk Kaymakamı Oğuz Alp Çağlar, Selçuk’un turizm bölgesi kimliğiyle öne çıkmasına karşın ekonomisinde yaş meyve üretiminin ve ticaretinin daha büyük bir oranı temsil ettiğini, Selçuklu üreticiler için bereketli bir sezon dilediğini kaydetti.

Erdallı: “Adana’dan sonra ilk şeftali Selçuk’ta hasat ediliyor”

İzmir Ziraat Odası Başkanı İbrahim Erdallı, Selçuk’un şeftali yanında mandalina, nar, ayva, üzüm üretimiyle İzmir’de yaş meyve üretiminde en güçlü ilçelerinden biri olduğunu, şeftali ve mandalinada Adana’dan sonra en erkenci ikinci bölge olduklarını, bu sezon rekoltenin yüksekliğinden dolayı fiyatların henüz şekillenmediğini, fiyatın üreticiyi memnun edeceği bir seviyede oluşmasını dilediklerini vurguladı.

Şeftali ve nektarin ihracatı 2026 yılına rekorla girdi

İklim krizinin etkisiyle 2025 yılında şeftali ve nektarin ihracatında yaşanan düşüşlere karşın, Türkiye şeftali ve nektarin ihracatında 2026 yılına rekor artışla girdi.

Türkiye, 1 Ocak – 21 Mayıs 2025 tarihleri arasında 19 milyon dolarlık şeftali ve nektarin ihraç etmişken, 2026 yılının aynı zaman aralığında 86 milyon dolarlık şeftali ve nektarin ihraç etme başarısı gösterdi. Şeftali ve nektarin ihracatında yüzde 347’lik rekor artış kayda alındı.

Irak, 44 milyon dolarlık şeftali ve nektarin talebiyle zirvede yer alırken, Rusya Federasyonu 31 milyon dolarla listede ikinci sıraya yerleşti. Romanya 4 milyon dolarlık şeftali ve nektarin talebiyle zirvenin üçüncü basamağına tutundu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Selçuklu Belediyesi’nden üstat Necip Fazıl’a vefa

Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi, sanatın farklı renklerini aynı çatı altında buluşturarak sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor. Bu kapsamda sahne alan Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi Tiyatro Topluluğu ve Müzik Topluluğu “O Bir Üstattı Adı Necip Fazıl’dı” programıyla fikir adamı, şair, üstat Necip Fazıl Kısakürek’i ölüm yıl dönümünde unutmadı. Şiir ve dinletilerle üstadın anıldığı programa Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı katıldı.

Başkan Pekyatırmacı: “Gençlerimiz üstadın bıraktığı eserlerden ilham alarak geleceğe yön verecek”

Üstadın, “Bir gün akşam olur biz de gideriz, kalır dudaklarda şarkımız bizim” dizeleriyle sözlerine başlayan Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Üstadın o güzel sözleri, dizeleri, Selçuklu Sanat Akademimizin bu muhteşem korosuyla, solistleriyle, orkestrasıyla birlikte vücut buldu. Üstat, edebiyatçı, şair, yazar, mütefekkir, gönül adamı, Türkiye’de edebiyat tarihine iz bırakmış, gençlere yön vermiş, insanımıza hem İslam’ı hem maneviyatı hem ülke sevgisini, millet sevgisini aşılamış büyük bir insan. Allah rahmet eylesin, rahmetle yad ediyorum, mekanı cennet olsun inşallah. Bize bu güzel eserleri bıraktı ve inşallah gençlerimiz de bu eserlerden ilham alarak geleceğe yön verecek. Ekibimize teşekkür ediyorum. Bu salonu dolduran Konyamızın çok kadirşinas sanat severlerine, edebiyat severlerine de özellikle teşekkür ediyorum. Hiçbir programımızda bizi yalnız bırakmıyorlar. Ama Necip Fazıl Kısakürek söz konusu olunca bugün bizim için daha önemliydi. O yüzden sizlere de ayrıca teşekkür ediyorum. Şimdiden Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum. Rabbim sağlıklı, sıhhatli bir şekilde nice Kurban Bayramlarına bizleri eriştirsin diye dua ediyorum. İnşallah bu bayram tüm insanlık için, tüm mazlum milletler için kurtuluşa vesile olsun,  dünyada gözyaşı, savaş, zulüm olmasın. İnşallah bu bayram kurtuluşların bir vesilesi olsun diye dua ediyorum” ifadelerini kullandı. 

AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Bağcı: “Ülkemize hizmet eden kadroların yetişmesinde üstadın çok büyük katkıları olmuştur”

Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi korosuna ve seyirciye teşekkür ederek sözlerine başlayan AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı, “Bir döneme damgasını vurmuş çok büyük bir üstattı Necip Fazıl ve şu anda ülkemize hizmet eden kadroların yetişmesinde onlara fikir vermede büyük önemli eserleriyle destek olmuştur. Necip Fazıl’ı ve onun nezdinde tüm geçmiş şairlerimizi, büyük üstatlarımızı  rahmet ve  minnetle anıyorum. Bu güzel programların da devamını başkanımızdan  ve sanat akademimizden  diliyorum” şeklinde konuştu. 

Program günün anısına çekilen fotoğrafla sona erdi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İnegöl Belediyesi Halk Dansları Bölge Finallerinde 3’te 3 Yaptı

İnegöl Belediyesi Halk Dansları Topluluğu, Gençlik ve Spor Bakanlığı Türkiye Halk Oyunları Federasyonu tarafından düzenlenen Kulüpler Arası Bölge Finallerinde de farkını ortaya koydu. 40 dansçı ile 3 kategoride yarışmalara katılan İnegöl Belediyesi ekibi, 3 birincilikle adını Türkiye finallerine yazdırdı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Türkiye Halk Oyunları Federasyonu tarafından Nisan ayında düzenlenen Kulüpler Arası Halk Dansları Bursa İl Yarışması’nda adeta İnegöl rüzgarları estirip 3 birincilik ve 1 ikincilik elde eden İnegöl Belediyespor Halk Dansları Topluluğu, bölge finallerine adını yazdırmıştı. İnegöl oyunlarının kendine has ritmi, estetiği ve güçlü sahne duruşuyla her gösteride izleyenleri büyüleyen İnegöl Belediyesi ekibi, yöresel figürlerin ustalıkla sergilendiği performanslarıyla bölge finallerinde de adından söz ettirmeyi başardı.

KATILDIKLARI 3 KATEGORİDE DE 1’İNCİ OLDULAR

İnegöl’ün kültürel mirasını sahneye taşıyan İnegöl Belediyesi Halk Dansları Ekibi, hedefini Türkiye finalleri olarak belirleyerek bölge finallerine 3 ayrı kategoride 40 asil ve 8 yedek dansçı ile katılım sağladı. Bolu, Kastamonu, Zonguldak ile birlikte Bursa il ve ilçelerden; Kestel, Nilüfer, Gemlik, Osmangazi ekiplerinin yer aldığı bölge finallerinde İnegöl Belediyesi Halk Dansları Ekibi katıldığı 3 kategoride de birincilik ipini göğüslemeyi başardı. Minikler Geleneksel Düzenlemesiz Dal, Gençler Geleneksel Düzenlemeli Dal ve Gençler Karma Geleneksel Düzenlemesiz Dal kategorilerinde birincilik İnegöl Belediyesi Halk Danslarının oldu.

TÜRKİYE FİNALLERİNDE YER ALACAKLAR

Kültürünü sahneye taşıyan, her adımında İnegöl’ün ruhunu hissettiren İnegöl Belediyesi Halk Dansları Ekibi, elde ettiği bu başarılarla Türkiye Finalleri’ne katılmaya hak kazandı. Finaller 3-4 Haziran tarihinde Manisa’da gerçekleştirilecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Hayat Finans’tan yılın ilk dört ayında reel ekonomiye 13,2 milyar TL destek

Hayat Finans, yılın ilk dört ayında tüzel müşterilerine yaklaşık 13,2 milyar TL finansman sağlayarak KOBİ’lerin finansman ihtiyacına destek oldu. Dijital tüzel bankacılık yaklaşımıyla işletmelere hızlı, erişilebilir ve entegre çözümler sunan banka, reel sektöre kalan sekiz ayda 40 milyar TL seviyesinde ilave finansman sağlamayı hedefliyor.

Türkiye’nin ilk dijital bankası Hayat Finans, katılım bankacılığı modeliyle başta KOBİ’ler olmak üzere işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam ediyor. 2026 yılının ilk dört ayında tüzel müşterilerine yaklaşık 13,2 milyar TL finansman sağlayan Hayat Finans, bir önceki yılın aynı dönemine göre kullandırdığı nakdi finansman hacmini %300 artırdı. Banka, yıl sonuna kadar tüzel müşterilerine ilave 40 milyar TL karşılığı finansman sağlamayı hedefliyor. Gayri nakdi kredilerde ilk dört ayda sağlanan %65 büyüme ise firmaların nakdi finansman ihtiyaçlarının yanı sıra teminat mektubu ve akreditif gibi gayri nakdi kredi ihtiyaçlarında da Hayat Finans’ı tercih ettiğini ortaya koyuyor.

Hayat Holding’in 89 yıllık üretim, girişimcilik ve ticaret tecrübesinden aldığı güçle faaliyet gösteren Hayat Finans, tüzel bankacılıkta işletmelerin finansman ihtiyacını daha yalın operasyonel süreçlerle, daha az maliyetle ve daha hızlı şekilde karşılıyor. Orta ölçekli işletmelerden mikro işletmelere, ihracatçı firmalardan e-ticaret firmalarına kadar geniş bir müşteri kitlesine ulaşan banka, dijital teminat mektubu, evraksız finansman tahsisi, Doğrudan Borçlandırma Sistemi, Business Kart, dış ticaret işlemleri ve gömülü finans çözümleriyle işletmelerin nakit akışı, yatırım planları ve ticari faaliyetlerine entegre bir bankacılık deneyimi sunuyor.

Alper Dayi: “KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırarak büyümelerini destekliyoruz” 

Hayat Finans Tüzel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Alper Dayi, dijital katılım bankacılığının işletmelere hız, erişilebilirlik ve öngörülebilirlik sağladığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye üretim, girişimcilik ve ticaret kapasitesi yüksek bir ülke. Bu yapının merkezinde ise KOBİ’ler yer alıyor. Hayat Finans olarak biz de tüzel bankacılığı, işletmelerin finansmana erişimini hızlandıran, iş süreçlerine entegre olan ve büyüme yolculuklarına eşlik eden yeni nesil bir modele dönüştürüyoruz. İşletmelerin finansman ihtiyacına günler içinde değil, dijital süreçlerimiz sayesinde anlık ve kolay erişilebilir biçimde yanıt verebiliyoruz. Bu yaklaşım, işletmelerin nakit akışını, tahsilat süreçlerini, teminat ihtiyaçlarını ve ticari döngüsünü bütüncül şekilde destekleyen bir finansal çözüm ortaklığı anlamına geliyor. Yılın ilk dört ayında tüzel müşterilerimize yaklaşık 13,2 milyar TL kredi sağlamamız, bu modelin sahadaki karşılığını gösteriyor. Yıl sonu hedeflerimiz doğrultusunda işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmaya ve reel ekonomiye katkımızı artırmaya devam edeceğiz.”

Gömülü finans ve ekosistem bankacılığıyla kesintisiz ve kapsayıcı deneyim

Hayat Finans, dijital tüzel bankacılıkta yalnızca bankanın kendi kanallarını değil, işletmelerin kullandığı platformları da finansal hizmetlerin bir parçası hâline getiriyor. Gömülü finans ve ekosistem bankacılığı yaklaşımı sayesinde işletmeler; finansman, tahsilat, ödeme ve teminat ihtiyaçlarına yönelik çözümlere yer aldıkları dijital ortamlar üzerinden kesintisiz biçimde erişebiliyor.

Banka, veri odaklı değerlendirme modelleri ve gelişmiş dijital altyapısıyla finansmana erişimde zorlanan işletmelerin sisteme dâhil edilmesini öncelikleri arasında görüyor. Bu yaklaşım, özellikle küçük ve mikro işletmeler için finansal kapsayıcılığı artırırken, ticari faaliyetlerin daha hızlı ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesine destek oluyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kurban Bayramı kültürel hafızayı canlandırıyor!

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern insanın dijitalleşme ve belirsizlik içinde yaşadığı anlam krizine karşı Kurban Bayramı gibi dini ritüellerin, psikolojik, toplumsal ve kültürel etkileri hakkında bilgi verdi.

Esas olan, maddi unsurların arka planındaki anlamı kavramak! 

Kurban ibadetine farklı bir bakış açısıyla yaklaşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsan, bencillik, dünyacılık ve hazcılık ekseninde bir tür ‘hapishane’ içinde yaşıyor. Bu yapı içinde kişi, kontrol duygusuyla bloke olmuş bir halde, daha çok eşyalara ve maddi değerlere bağlanıyor.” dedi.

İnsanın mala, mülke, servete, şöhrete ve makama yönelmesinin, onu anlamdan uzaklaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Oysa esas olan, bu maddi unsurların arka planındaki anlamı kavramak. Bu bağlamda dini ritüeller, özellikle kurban ibadeti, insanın bu çerçeveyi kırması ve gerçeklerle yüzleşmesi için bir fırsat sunuyor. Kurban ibadeti yalnızca sembolik bir anlam taşımıyor, aynı zamanda insanın iç dünyasında da bir dönüşüm sağlıyor. ‘Kurban’ kelimesi köken olarak ‘kurbiyet’ten geliyor ve Allah’a yaklaşmayı ifade ediyor. Bu yönüyle kurban, hem manevi hem de anlam boyutu olan, aynı zamanda mali bir ibadet olarak değerlendirilmeli.” şeklinde konuştu.

İbadetler, bireyin bencilliğini kırarak başkalarını fark etmesini sağlar! 

Kurban ve benzeri mali ibadetlerin, insanın sahip olduğu şeyleri paylaşmasını sağladığını ve toplumdaki dezavantajlı kesimlerin fark edilmesine katkıda bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle yılda bir veya birkaç kez et tüketebilen insanların durumuna dikkat çekilmesi, bu ibadetin toplumsal yönünü güçlendiriyor. Zekat gibi ibadetlerle birlikte düşünüldüğünde, kurban bireyde verme, paylaşma ve sorumluluk bilincini geliştiriyor.” dedi.

Bu ibadetlerin, bireyin yalnızca kendisi için yaşama eğilimini kırarak başkalarının varlığını ve ihtiyaçlarını fark etmesine yardımcı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, böylece insanın maddeden ziyade anlama yönelmesinin teşvik edildiğini söyledi.

Küçük çocuklara kurban ritüeli doğru anlatılmalı! 

Kurban ibadetinin çocukluk dönemindeki etkilerini ve bu ritüellerin kültürel kimlik oluşumundaki rolünü kolektif hafıza üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kurban Bayramı ve kurban kesimi gibi dini ritüeller, çocukların zihninde kolektif hafızanın bir parçası olarak yerleşir. Bu hafıza bireyin hem kişisel hem de toplumsal kimliğini şekillendirir. Bu süreç, aynı zamanda aidiyet duygusunu güçlendirir.” dedi.

Kültürel kimliğin kaybının, bireyin başka kültürlerin etkisi altında özne ya da nesne haline gelmesine yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:

“Bu nedenle çocukların hem dini hem de milli gerekçelerle bu ritüellere dahil edilmesi önemli. Ancak çocukların kurban kesimi sürecine katılımı konusunda yaşa bağlı farklılıklar var. Özellikle 0–6 yaş döneminde soyutlama becerisinin gelişmemiş olması nedeniyle, sevilen bir hayvanın kesilmesi çocukta travmatik etki oluşturabilir. Bu nedenle küçük yaş grubunda ritüelin anlamının doğru bir şekilde açıklanması gerekir.

Kurban ibadeti çocuğa anlatılırken, bir canın yok oluşu yerine yaşam döngüsü ve paylaşım ön plana çıkarılmalı. İnsanların kasaplardan et temin etmesi, hayvanların kesilmesi ve doğadaki besin döngüsü gibi örneklerle bu sürecin doğal bir yaşam zinciri içinde olduğu açıklanmalı. Bu yaklaşım, çocuğun olaya daha bütüncül ve anlamlı bir çerçeveden bakmasını sağlar.”

Ölümün geçiş olarak anlatılması kaygıyı azaltır! 

Ölüm ve yaşam döngüsüne ilişkin anlatıların da çocukların anlam dünyasını şekillendirdiğini aktaran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ölümün yok oluş değil, bir geçiş ya da mekan değişimi olarak anlatılması, çocukta oluşabilecek yoğun kaygıyı azaltabilir. İnsanlarda doğuştan gelen sonsuzluk arzusu, ölüm algısıyla birleştiğinde kaygı oluşturur, ancak doğru anlamlandırma ile bu kaygı azaltılabilir.” dedi.

Bu bağlamda, ölümün bu dünyadan başka bir yaşama geçiş olarak ele alınmasının, bireyin yaşamı daha anlamlı görmesine katkı sağlayacağını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Dünya hayatının geçici bir süreç olarak değerlendirilmesi, insanın bu dünyada yaptığı eylemlerin anlamını güçlendirir. Çocukların ritüellere katılımında paylaşım da önemli. Kurban sürecine harçlıkla katkı sağlama ya da dağıtım aşamalarına katılma çocuğun sürece dahil edilmesi açısından faydalı. Küçük yaşlarda doğrudan kesim sürecine katılım yerine önce zihinsel hazırlık yapılması daha uygun olur. 5–6 yaş sonrasında ise çocuklar, aile eşliğinde ve ritüelin merhamet ve ibadet boyutu vurgulanarak sürece daha aktif şekilde dahil edilebilir. Ailenin tutumu, çocuğun olayı nasıl anlamlandıracağını doğrudan etkiler. Modern insanın en büyük sorunlarından biri belirsizlik. Ölümün açıklanamaması, özgürlük ve yalnızlık gibi kavramların anlamlandırılamaması bireyde kaygı oluşturur. Bu nedenle ritüellerin sağladığı anlam çerçevesi belirsizliği azaltarak paylaşım ve aidiyet duygusunu güçlendirir.” açıklamasını yaptı.

Dijital etkileşimler duygusal küntleşmeye yol açıyor! 

Modern yaşamın bireylerde oluşturduğu duygusal değişimleri ve bunun toplumsal etkilerini modernizm ve dijitalleşme üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Modern yaşam, özellikle dijital etkileşimlerin artmasıyla birlikte çocuklarda ve yetişkinlerde duygusal küntleşmeye yol açtı. Bu durum, insan beynindeki duygusal ayna nöronlar üzerinden açıklanabilir. Motor değil duygusal ayna nöronlar, bireyler arası duygusal aktarımı sağlar ve bu sistemin adeta ‘telsiz internet’ gibi çalışır.” dedi.

İnsanlar arasındaki bilgi aktarımının büyük kısmının sözlü olmayan (non-verbal) iletişimle gerçekleştiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Ses tonu, vurgu, kelime seçimi ve söyleyiş biçimi gibi unsurlar duygusal etkide belirleyici olur. Ancak dijital iletişim bu doğal ve sahici etkileşimi azaltarak duygusal küntleşmeye neden oluyor. Buna karşılık yüz yüze etkileşimler, karşı tarafın sevincini ve heyecanını doğrudan görmek, duygusal ayna nöronları aktive ederek bu küntlüğü azaltabiliyor.

Dijital ortamda verilen basit tepkiler, örneğin bir ‘beğeni’ ifadesi, gerçek sosyal etkileşimin yerini tutmaz. Empati gelişimi açısından yüz yüze deneyimler önemli. Bu bağlamda birçok gelişmiş ülkede uygulanan sosyal sorumluluk programlarını örnek gösterilebilir. Öğrencilerin belirli sürelerle bakım evlerinde, dezavantajlı çocuklarla ya da temizlik ve destek işlerinde çalıştırılması empatiyi geliştirir ve sosyal farkındalığı artırır.”

Yardım etme ve paylaşma davranışları insanın biyolojik doğasında yer alıyor! 

Dijitalleşmenin sosyal bağları zayıflattığını ve bu nedenle fiziksel deneyimlerin yeniden önem kazandığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yardım etme ve paylaşma davranışları, dini ya da ideolojik bir temelden bağımsız olarak insanın biyolojik doğasında yer alır. Emek ve zahmetle elde edilen deneyimler beyinde daha kalıcı izler bırakır ve bu durum değer algısını güçlendirir.” dedi.

Bu çerçevede yapılan bilimsel araştırmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Budist rahipler ve ortalama bireyler üzerinde yapılan çalışmalarda aynı görsellere verilen tepkilerin farklı olduğu görülmüş. Yardım temalı görüntülere verilen tepkiler, bireyin zihinsel ve duygusal yapısına göre stres ya da mutluluk hormonlarını tetikliyor. Bu durum, anlamlandırmanın duygusal tepkiler üzerindeki belirleyici etkisini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Kurban Bayramı ve benzeri dini ritüeller sosyal ve duygusal işlevleri destekliyor! 

Dezavantajlı bireylerle kurulan ilişkinin yalnızca yardım edilen kişiye değil, yardım eden kişiye de olumlu etkiler sağladığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlar yardım ettikçe psikolojik olarak iyi hisseder ve bunun biyolojik bir karşılığı vardır. Yardım etme davranışı insan doğasında yer alan temel bir eğilim.” dedi.

Kurban Bayramı ve benzeri dini ritüellerin sosyal ve duygusal işlevleri desteklediğini açıklayan Prof. Dr. Tarhan, “Bayramlar özellikle çocuklar açısından önemli bir deneyim alanı oluşturuyor. Bayramlar aile içi ilişkileri güçlendiriyor, çatışmaları azaltıyor ve ebeveynlerin çocuklarına daha fazla zaman ayırmasına olanak sağlıyor. Bu yönüyle bayramlar çocukların dünyasında ‘onarıcı günler’ olarak işlev görüyor.” diye konuştu.

Dini ritüeller, insanın anlam ve teselli ihtiyacına cevap veriyor! 

Tevekkül kavramını ‘vekil tayin etmek’ anlamı üzerinden ele alan Prof. Dr. Tarhan, “Bu yaklaşım modern insanın yaşadığı belirsizlikle ilişkisini değerlendirir. Günümüz insanı, hızlı yaşam temposu, yoğun bilgi akışı ve her şeye anında ulaşabilme imkânına rağmen geleceğe dair ciddi bir belirsizlik içinde yaşıyor. Her yeni bilgi yeni sorular doğuruyor, bu durum da insan zihninde sürekli bir belirsizlik ve sorgulama hali oluşturuyor.” dedi.

İnsanın geçmiş ve geleceği düşünebilen tek varlık olduğunu, zaman algısı ve anlam arayışının da bu belirsizlik duygusunu artırdığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle sorgulayan bireylerde bu durum varoluşsal bir bunalıma dönüşebilir. Bu noktada dini ritüeller, insanın anlam ve teselli ihtiyacına cevap verir. Hayata anlam yükleyebilmenin, acıların yönetilmesini kolaylaştırır ve bireyin kontrol edemediği durumlarla başa çıkmasını sağlar.” bilgisini paylaştı.

21. yüzyıl yalnızca bilgi değil, bilgelik çağı olmalı!

Modern insanın en temel sorunlarından birinin de ‘kontrol etme’ arzusu olduğunu aktaran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Her şeyi kontrol etme çabası kaygıyı artırır ve bireyi bir tür ‘kontrol hapishanesi’ içine sokar. Buna karşılık anlam arayışı, sahip olmaktan çok ‘olmayı’ hedefleyen bir yaşam anlayışını öne çıkarır, insanın içsel gelişimini merkeze alır.” dedi.

Bu bağlamda maddi zenginlikten ziyade anlam zenginliğinin önem kazandığının altını çizen Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bireyin kendi iç dünyasını geliştirmesi gerekir. Dijitalleşme ve hızlı teknolojik değişim, insan ilişkilerinde ve toplumsal yapıda karakter sorunlarını artırabilir. Bu çerçevede, Elon Musk’ın ‘Zekâ çok ucuzladı ama karakter çok pahalılaştı’ sözü, bilgi çağından bilgelik çağına geçiş ihtiyacına işaret ediyor. Modern çağın getirdiği hızlı değişim ve dijitalleşme, sosyal çürüme, hile, entrika ve yalan gibi olguları artırma riski taşıyor. Bu nedenle 21. yüzyıl yalnızca bilgi değil, aynı zamanda bilgelik çağı olması gerekiyor. Aksi halde karakter sahibi bireylerin azalması toplumsal bir sorun haline gelebilir. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı