İstanbul Turizm Fuarı (İTF) Uluslararası Satın Alma Programı ile Bu Yıl Çok Daha Güçlü

Türkiye turizm sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan İstanbul Turizm Fuarı (İTF), dördüncü yılında uluslararası ölçekte etkisini daha da artırarak 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Türkiye’nin turizmde küresel rekabet gücünü artırma hedefiyle konumlanan İTF; ana sponsorluğunu Türkiye İş Bankası’nın üstlendiği, resmi hava yolu sponsorluğunu Türk Hava Yolları’nın yürüttüğü güçlü bir iş birliği yapısıyla hayata geçiriliyor. Organizasyon, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin stratejik partnerliğinde, Türkiye Otelciler Birliği ve Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği’nin resmi iş ortaklığında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, T.C. Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nun destekleriyle daha da güçleniyor.

Türkiye turizm sektörünün tüm kilit paydaşlarını küresel liderlik hedefi etrafında buluşturan İTF, dördüncü yılında uluslararası satın alma programı ile Türkiye’de turizm harcaması yapan ve yeni iş birliği geliştirmek isteyen acente ve tur operatörlerini İstanbul’da ağırlayacak.

Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, organizasyona ilişkin değerlendirmesinde; 150 ülkeden tur operatörleri, outgoing acenteler, online platformlar, DMC, MICE ve seyahat acentelerinden toplam 10 bin turizm profesyoneli ile gerçekleştirilen kapsamlı anket çalışması sonucunda, fuara katılacak satın alıcıların titizlikle belirlendiğini ifade etti.

Amerika, Kanada, Avustralya, Güney Afrika, Kenya, Nijerya ve Rusya Federasyonu’na bağlı Dağıstan, Çeçenistan, Tataristan, Avrupa pazarında İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Belarus, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka, Litvanya, Polonya, Çekya, Macaristan, Bulgaristan, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya; Doğu pazarında BAE, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Mısır ve Katar, Asya pazarında Singapur, Hindistan, Pakistan, Kazakistan, Gürcistan, Tayland ve Bangladeş’te Türkiye’ye odaklanan güçlü acente ve tur operatörlerinin fuara dahil edildiği belirtildi.

Ataman ayrıca, katılımcı profilinin özellikle karar verici pozisyonlardaki profesyonellerden oluşmasına büyük önem verdiklerini vurgulayarak, fuara katılan temsilcilerin direktör, CEO, firma sahibi ve kontrat yöneticisi gibi karar alma yetkinliğine sahip kişiler olacağını ifade etti.

TURİZMİN DEVLERİ B2B GÖRÜŞMELERDE BULUŞUYOR 

Hosted buyer (satın alıcı) programı kapsamında, 24-25 Eylül tarihlerinde stant sahibi katılımcılar ile satın alım heyeti arasında B2B görüşmeler gerçekleştirilecek. Profesyonel randevu sistemi sayesinde önceden planlanan toplantılar; ülke ve kategori bazlı eşleştirmelerle katılımcılar ile doğru satın alıcıları bir araya getirecek ve yeni iş birliklerinin temelini oluşturacak.

Katılımcılar arasında HelmsBriscoe, Bonotel Exclusive Travel, Tryp.com, World Accessible Holidays, Groepen.nl, TourAxis & GroupTourShop, Travel Point 24, AB Novaturas, Just Travel, Marketing House Poland, TourAxis, Viva Travel, Europe Incoming, Versalus/Travel Mondi, No Planet B Travel with B, Expat Explore, Remsi Travel Hub, Tailor-Made Travel, Eventagentur Haferkamp, Scipio Tours, Back Trip, Quiroom, Audley Travel, Weekend Travel, FC Sport Experiences, Campfire Company, Crescent Associates, Emoveo Group, Outway Adventures, Polish Travel, Taika Events & Communication, Staff Travel Club, Earth Changers, Inclusive World Travel, Impala Travel, Discovery International Events & Tours, Ponteland Travel Services, BML International, Fit Reisen, Livingstones Travel World, Hongkong Ssbooking Technology Company, The Travel Professionals, Lakhani Travels and Tour, OITC Travel & Tourism, Skyline Travel, Altabiea Travel Agency, AgazatClub.Travel, Big5 Holiday Travel & Tourism, Comfort Travel & Tourism, Shomukh Travel and Tourism, Alalam Travel and Tourism, Wojhat Travel & Tourism Company, Leaders Destinations Travel & Tourism, MCI Saudi Arabia, Al Asam Travel And Tourism, Paradise Road Travel, Md Dot Travel, Travel Pursuit, Kreate Global Events, Avanti Destinations, Connection Custom Travel, Fond Mira Group of Tourism Companies, Legend Travel, ID Travel, Duatourist, AC Events Management & Consultancy Pty, Congress Consulting Management Group, Fischer, Exim Tour ve daha birçok uluslararası marka yer alıyor.

İstanbul Turizm Fuarı (İTF), sunduğu bu yapı ile yalnızca bir buluşma noktası olmanın ötesine geçerek Türkiye turizminin küresel pazardaki konumunu ve ticari hacmini güçlendiren stratejik bir platform olarak öne çıkıyor.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

‘Portekiz Aşkı’ 6 Mayıs’ta Avrupa’da izleyiciyle buluşuyor

Cansu Dere’den sınırları aşan bir aşk hikâyesi

Oyuncu kadrosu ve etkileyici hikâyesiyle dikkat çeken, Portekiz’de çekilen ilk Türk yapımı olma özelliğini taşıyan yılın merakla beklenen filmi ‘Portekiz Aşkı’ (Portuguese Love), 6 Mayıs’ta Portekiz ve Avrupa’da izleyiciyle buluşuyor.

Yurt dışında da ciddi bir hayran kitlesine sahip başarılı oyuncu Cansu Dere, Portekizli yıldız Diogo Morgado ve İsmail Demirci’nin başrollerini paylaştığı film, Türkiye ile Portekiz arasında uzanan büyüleyici bir aşk hikâyesini beyazperdeye taşıyor. “Aşkın dili yoktur” fikrinden yola çıkan yapım, iki farklı kültürü ortak bir duyguda buluşturuyor.

Gişe rekortmeni Dayı 2 filminin yapımcısı Diopter Film ve G-NR Film iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Portekiz Aşkı’, güçlü prodüksiyonu ve uluslararası yapısıyla öne çıkıyor. Yönetmen koltuğunda İsmail Şahin’in oturduğu yapım, 6 Mayıs’ta Portekiz ve Avrupa’da vizyona girecek.

Türkiye ile Portekiz arasında bir ilk

Senaryosu Murat Boyacıoğlu ve Rana Denizer imzası taşıyan ‘Portekiz Aşkı’, aynı zamanda Türkiye ile Portekiz arasında gerçekleştirilen ilk ortak yapım sinema filmi olma özelliğini taşıyor. Film, yaşadığı hayal kırıklıklarına rağmen aşka olan inancını kaybetmeyen ve geçmişini geride bırakarak yeni bir başlangıç yapmak isteyen Yasemin’in hikâyesini konu alıyor.

Başrollerde Cansu Dere (Yasemin), Diogo Morgado (Jose) ve İsmail Demirci (Yaman) yer alırken; Marta Faial, Rodrigo Soares, Ines Heredia, Başak Daşman, Çağla Demir, Şerif Sezer ve Hamdi Üstünol da güçlü oyuncu kadrosunda yer alıyor.

Sımsıcak ve etkileyici bir yolculuk

Romantik atmosferi, yer yer mizahi dokunuşları ve duygusal derinliğiyle öne çıkan film, hayatını yeniden kurmaya çalışan bir kadının içsel yolculuğunu anlatıyor.

Kurumsal iletişim uzmanı Yasemin, uzun süredir birlikte olduğu Yaman’ın ihanetini öğrendiğinde hayatını değiştirecek radikal bir karar alır. Sahte bir konforun içinde sürdürdüğü yaşamı geride bırakarak, kendisini takip eden takıntılı nişanlısından kaçarken plansız bir şekilde Lizbon’a giden uçağa biner. Ancak bu kaçış, onu beklenmedik bir yolculuğun içine sürükler.

Valizini kaybeden, maddi imkânlarını yitiren ve kalacak yeri olmayan Yasemin, Portekiz’de bir sahil kasabasında mahsur kalır. Arkadaşı Gönül’ün yardımıyla eski bir taş eve yerleşir; ancak bu evi Jose adında bir yabancıyla paylaşmak zorunda kalması, hayatının yönünü tamamen değiştirir. İstanbul’daki kontrolcü ve kusursuz düzeninden uzaklaşan Yasemin, Jose ile kurduğu bağ sayesinde hem geçmişiyle yüzleşir hem de kendini yeniden keşfeder.

Portekiz Aşkı, ana sponsor Türk Telekom ve Tivibu’nun katkılarıyla çok yakında izleyiciyle buluşacak.

Künye
Yapım: Diopter Film – G-NR Film
Yapımcı: Murat Şener, Mustafa Şirin, Emrah Güner
Yönetmen: İsmail Şahin
Hikâye: Murat Boyacıoğlu
Senaryo: Murat Boyacıoğlu, Rana Denizer
Tür: Romantik, Drama

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

“Hallac-ı Mansur: Tasavvuf ve Şatahat Dili” Programında Nisan Ayı Semineri Gerçekleşti!

Prof. Dr. Ekrem Demirli’nin Zeytinburnu Kültür Sanat’ta sürdürdüğü seminer dizisinin nisan ayı programı 15 Nisan Çarşamba akşamı gerçekleşti. Saat 19.30’da başlayan programda Demirli; Hallac-ı Mansur’un şiirlerinden hareketle onu açıklayabilecek bazı kavramların izini sürdü.

Prof. Dr. Ekrem Demirli, bu sezon Zeytinburnu Kültür Sanat’ta başladığı konuşma dizisinde Hallac-ı Mansur’u İslam düşüncesinin ve tasavvufi hayatın en mühim isimlerinden birisi olarak ele alıyor. Tasavvuf geleneğinin önemli isimlerinden olan Hallac-ı Mansur ve onunla özdeşleşen “şatahat” dili, kendi anlam dünyası içinde değerlendiriliyor. 15 Nisan Çarşamba akşamı saat 19.30’da başlayan programda Demirli, Hallac-ı Mansur’un şiirini kuran düşünce evrenine dair konuştu.

“Hâlden hâle giren akla kalp denir.”

Prof. Dr. Ekrem Demirli, akıl ve kalp kavramları hakkında şunları söyledi:

“Herkes karşısında taze bir göz, taze bir kulak görmek ister. Ezberle bana bakılmasını istemem. Dünya da istemez, siz de istemezsiniz. Burada artık akıl değişmeye başlıyor. Stabil, statik olmaktan çıkıyor. Hâlden hâle girmeye başlıyor. Her şeye yeniden bakıyor ve buna kalp deniyor. Kalp, hâlden hâle giren aklımız. Birinci aklımız halden hale giren dünyayı tek hale sokmaya çalışan aklımızdı. Bu lazımdı ama yetersiz kaldı.”          

“İnsan, kendine düşen nasip bakımından kanaat edebilir.”

Prof. Dr. Ekrem Demirli, kanaat kavramının üzerinde durdu:

“Kanaati Bayezid-i Bestami açıklarken şöyle der: İnsan kendine düşen nasip bakımından kanaat edebilir. Allah hakkında bildiklerimiz bakımından kanaat edilmez. Çünkü Allah sonsuz şeyler verebilir bize. Bize düşen, bizim nasibimiz bize yetebilir. Şükür ve hamdde iki gözümüz vardır. Bir tarafımızla kendimize, bir tarafımızla Allah’ın verebileceklerine bakarız.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Muhsin Ertuğrul Okumaları “Paslı Raylar Korosu” Oyunuyla Devam Ediyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 18-35 yaş arası genç oyun yazarlarını metinleriyle birlikte seyirciyle buluşturan yeni bir programa başladı.

Muhsin Ertuğrul Okumaları adını taşıyan program henüz sahnelenmemiş oyun metinlerini görünür kılmayı, metinler üzerine birlikte düşünmeyi ve yazarlara gerçek bir geri bildirim alanı açmayı amaçlıyor.

İkinci Okuma Tiyatrosunun Konuğu Oğuz Kağan Aydos’un Kaleme Aldığı “Paslı Raylar Korosu” Olacak

İkinci okuma tiyatrosu, 20 Nisan 2026 tarihinde 20.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde seyirciyle buluşacak.

“Paslı Raylar Korosu”, Muhsin Ertuğrul’un tiyatromuza miras bıraktığı “Bize bizim hikâyelerimizi kim anlatacak?” sorusuna, kentsel bellek ve dijitalleşen dünyanın çatışması üzerinden verilen epik bir yanıt. Oyun, sadece bir mekânın yıkım öyküsü değil; nesnelerin ruhu, üniformanın haysiyeti ve toplumsal hafızanın “vazife” bilinciyle savunulması üzerine kurulu bir varoluş anlatısı.

Oyunun kırılma noktasını oluşturan 1974 kışına yolculuk, bir nostalji güzellemesi değil, toplumsal bir yüzleşme. Petrol kuyruklarının ve dondurucu karın hüküm sürdüğü o dönem; nezaketin, paylaşmanın ve “biz” olabilme yetisinin sınandığı bir “sıfır noktası” olarak kurgulanmıştır.

Okumanın ardından; Dramaturg Özge Ökten Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek söyleşide, yazar, oyuncular ve seyircilerle birlikte oyuna dair düşünceler paylaşılacak.

Okumanın oyuncuları:

Münir: Tarık Köksal

Selin: Serap Öztürk

Hurşit: Özgür Atkın

Kasap Hayri: Özgür Dereli

Hanımefendi: Canan Kübra Birinci

Yolcu A & B (Hayaletler): Onur Şirin, Onur Demircan

Parantezler: Cafer Alpsolay

Paslı Raylar Korosu

2026 yılında, kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılmak istenen eski bir İstanbul istasyonu, emekli memur Münir’in inatçı direnişine ev sahipliği yapar. Dijital veri analisti Selin, yapıyı yıkım öncesi “dijital ikizine” dönüştürmek için istasyona gelir. Ancak mekanın ruhu teknolojiyi reddeder.

Dozerler kapıya dayandığında, “Büyük Ray Yarılması” gerçekleşir ve istasyon, karakterleri 1974 yılının dondurucu kışına, gaz yağı kuyruklarına ve veda mendillerinin sallandığı o naif İstanbul’a savurur. Statik bir arşiv değil, yaşayan bir bellek merkezi olan istasyon; hayalet yolcuları, muhtar adayı Hurşit’in bürokratik taşlamaları ve Münir’in “sorumluluk şuuru” ile devleşir.

Fiziksel duvarlar yıkılsa da, Münir üniformasını (mirasını) Selin’e devrederken, istasyonun şehrin her sokağına dağılan sonsuz bir koroya dönüştüğünü ilan eder. Oyun geçmişle geleceği paslı raylarda birleştirerek epik bir yanıt verir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Usta İsimlerin “Dostluk ve Barış Sergisi” Beylikdüzü’nde

Türk resim sanatının iki usta ismi Devrim Erbil ve İsmet Yedikardeş’in yarım asrı aşan dostluğundan ilham alan “Dostluk ve Barış Sergisi” Beylikdüzü’nde, sanatseverlerle buluştu. Sanatın evrensel ve birleştirici gücüne vurgu yaparak, farklı kuşak ve kültürleri aynı çatı altında buluşturan sergi 15 Mayıs’a kadar Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda ziyaret edilebilecek.

Beylikdüzü Belediyesi, 15 Nisan Dünya Sanat Günü’nde önemli bir serginin açılışına ev sahipliği yaptı. Türk resim sanatının iki usta ismi Devrim Erbil ve İsmet Yedikardeş’in 50 yılı aşan dostluğundan ilham alan “Dostluk ve Barış Sergisi” Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM) Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluştu. İki sanatçının özgün eserlerini bir araya getiren sergide önemli eserleri bulunan çağdaş Türk resminin en özgün yorumcularından Devrim Erbil, kentleri adeta bir ritim ve doku örgüsü gibi ele aldığı kendine özgü üslubuyla soyut bir görsel hafızaya dönüştürüyor. İsmet Yedikardeş ise renk ve biçim arasındaki dengeli ilişkileri, doğa ve insan temasını şiirsel bir anlatımla ele alan resimleriyle Türk resim sanatında kendine özgü bir ifade dili kuran sanatçılar arasında yer alıyor. Sanatın farklı kuşakları ve kültürleri bir araya getiren ortak diline dikkat çeken sergi aynı zamanda dostluk, diyalog ve barışın önemini sanat aracılığıyla hatırlatmayı amaçlıyor.

50 seneyi aşan dostluğun yansıması

Usta sanatçı Devrim Erbil’in rahatsızlığından dolayı açılışa katılamadığını ve Dostluk ve Barış Sergisi’nin Erbil’le 50 seneyi aşan dostluklarının bir yansıması olduğunu belirten İsmet Yedikardeş “Devrim Erbil’le uzun yıllara dayanan dostluğumuzun böylesi bir sergiyle taçlanmasından dolayı çok mutluyum. Ne yazık ki kendisi bugün aramızda yok. Fakat onun İstanbul’u resmeden harika resimleri burada yer alıyor” şeklinde konuştu.   

“Bugün artık nasıl teknoloji gelişiyorsa sanat da gelişmektedir”

Sergide yer alan eserlerinde mağara resimleri ile çağdaş resmi sentezlediğini dile getiren İsmet Yedikardeş “İnsanlar binlerce yıl önce henüz hiçbir teknoloji yokken mağara duvarlarına resimler çiziyorlarmış. Bugün artık nasıl teknoloji gelişiyorsa sanat da aynı oranda gelişmektedir. Ben de eserlerimde insanlara, bunun gelişim döneminden bugüne kadar olan dönemi anlatmaya çalıştım” ifadelerini kullandı.

Memleketimizin her bir tarafı tarihtir, bunu iyi bilelim”

Konuşmasının devamında kendisinin de Mardinli olduğunu ve sergide Mardin’e dair eserlerin de yer aldığını belirten Yedikardeş “Mardin hem dünyanın hem de Türkiye’nin çok önemli merkezleri arasında yer alıyor. Burası, farklı din, dil ve medeniyetlerin buluştuğu bir merkez ve bize barışın bir temsilini sunuyor. Benim Mardin’e dair ilk sergim Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ‘Mardin: Medeniyetler Kapısı’ ismiyle açılmıştı. O zamanlar Mardin bugünkü gibi tanınmıyordu. Bugün ise Mardin artık fazlasıyla biliniyor. Geçmişte hayalini kurduğumuz Mardin rüyası bugün gerçek oldu. Memleketimizin her bir tarafı tarihtir, bunu iyi bilelim” dedi.

“Türkiye zengin kültürel değerlere sahip”

Sanatın, bu topraklar için ekmek ve su kadar değerli olduğunu aktaran Beylikdüzü Belediyesi Meclis Üyesi Ali Rıza Der ise Türkiye’nin zengin kültürel değerlere sahip olduğunu vurgulayarak, “Bu topraklar hem yer üstü hem yer altı açısından çok kıymetli bir anlama sahip. Bu değerlerin başında ise sanatçılarımız geliyor. Türk resim sanatının iki önemli temsilcisi olan Devrim Erbil ve İsmet Yedikardeş’in yılları aşan dostluklarının Beylikdüzü’nde bir araya gelmesinden dolayı son derece mutluyuz. İki usta sanatçımızın dostlukları, bizlere sanatın ve onların kıymetli eserlerinin kalıcılığını bir kez daha göstermiş oldu” şeklinde konuştu.

Sanatseverler, sanatın evrensel ve birleştirici gücüne dikkat çeken bu özel sergiyi 15 Mayıs tarihine kadar Galeri Bedri Rahmi Sergi Salonu’nda ziyaret edebilecek.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

27. Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali’nin Programı Belli Oldu

İzmir’in köklü çiçekçilik kültürüne ev sahipliği yapan Bayındır, bu yıl 27. kez düzenlenecek olan Uluslararası Çiçek Festivali için hazırlıklarını tamamladı. 30 Nisan – 1, 2, 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyon, dört gün boyunca üreticiyle vatandaşı bir araya getirecek.

Geleneksel Kortej ve Açılış Töreni

Festival programı, 30 Nisan Perşembe günü saat 14.00’te gerçekleştirilecek kurdele kesimiyle başlayacak. Bando Sertan ve Grubu ile İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) Köy Tiyatroları ekibinin yer alacağı kortej yürüyüşünün ardından resmi açılış töreni İlçe Stadyumu’nda yapılacak.

Üretici Stantları ve Alan Etkinlikleri

Festival süresince Atatürk, Hanife Öğretmen ve Alpay Alpat caddeleri ilçedeki çiçek üreticilerinin stantlarına tahsis edilecek. Kani Bey Parkı’nda “Bayındır Kadın Üretici Pazarı”, İnkılap Caddesi’nde “El Sanatları Sokağı” ve Eski Hükümet Konağı’nda “Bayındır Fotoğraf Sergisi” ziyaretçilere açık olacak. Ayrıca Belediye Otoparkı’nda kurulan alanda dört gün boyunca çocuklar için atölyeler ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Festival Konserleri ve Kapanış

Bayındır Şehir Stadyumu’nda kurulacak Ana Sahne’de festival boyunca saat 21.30’da konser programları gerçekleştirilecek. 1 Mayıs Cuma günü Hüseyin Turan, 2 Mayıs Cumartesi günü Melek Mosso, 3 Mayıs Pazar günü ise Gökçe sahne alacak. Alternatif sahnelerde de gün boyu İzBB orkestraları, yerel müzisyenler ve Bayındır Kent Konseyi Kadın Çiçeklerin Sesi Ritim Grubu dinletiler sunacak. 2 Mayıs Cumartesi günü saat 14.00’te “En İyi Çiçek Üreticisi ile En İyi Balkon ve Bahçe Yarışması” ödül töreninin yapılacağı festival, 3 Mayıs Pazar günü Gökçe konserinin ardından sona erecek.

Başkan Sakarsu: “Emeğin ve Üretimin Festivali”

Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu, festivalin ilçenin üretim kültürünün önemli bir yansıması olduğunu ifade ederek vatandaşları programa davet etti.

Başkan Sakarsu; “Bayındır’ımızda yıllardır süregelen çiçekçilik geleneğimizi ve üreticilerimizin el emeğini sergilediğimiz 27. Uluslararası Bayındır Çiçek Festivalimiz için hazırlıklarımızı tamamladık. Emeğin, toprağın ve dayanışmanın değerini bir kez daha hatırlayacağımız bu anlamlı organizasyonda tüm vatandaşlarımızı aramızda görmekten onur duyarız.” dedi.
 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Farmicca’dan Küresel Rekabete Yerli Yanıt: %30 Enerji Verimliliği, %99 Su Tasarrufu

Türkiye’nin üretimde verimlilik ve yüksek teknoloji odaklı dönüşümünü temsil eden, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle hayata geçirilen Ankara Verimlilik ve Teknoloji Fuarı; bu yıl da ülkemizin stratejik sektörlerinde küresel rekabet gücünü şekillendiren öncü platformlardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’de verimlilik temasıyla gerçekleştirilen en kapsamlı organizasyonlardan biri olma niteliği taşıyan bu fuarda, tarımı ileri mühendislik ve yazılım teknolojileriyle yeniden tanımlayan Farmicca da güçlü bir şekilde yer alıyor. Tamamı yerli ve milli teknolojiyle geliştirilen altyapısıyla, minimum kaynakla maksimum üretim yaklaşımını endüstriyel ölçekte mümkün kılan Farmicca; yalnızca bir tarım teknolojisi şirketi değil, Türkiye’den doğan ve küresel pazarlarda ölçeklenmeye hazır bir AgriTech platformu olarak konumlanıyor. Fuarın ortaya koyduğu verimlilik, sürdürülebilirlik ve yüksek katma değerli üretim vizyonunu sahaya taşıyan Farmicca, tarımın geleceğini belirleyecek teknolojilerin artık Türkiye’den çıktığını güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Tamamı yerli yatırım ve mühendislikle geliştirilen Farmicca, tarımı doğa koşullarına bağımlı bir faaliyet olmaktan çıkararak ölçülebilir, öngörülebilir ve yüksek verimli bir üretim modeline dönüştürüyor. İklim kontrollü dikey tarım tesislerinde yılın 365 günü kesintisiz üretim sağlayan sistemler, yalnızca 500 m² alanda aylık 75 bin adet kıvırcık yetiştirme kapasitesine ulaşıyor. Kapalı üretim modeli sayesinde iklim koşulları ve doğal afetlerden tamamen bağımsız çalışan bu yapı, Farmicca’yı tarımda yeni bir verimlilik standardının temsilcisi haline getirirken, dünyadaki önde gelen dikey tarım tesislerine kıyasla 2,5 kat daha yüksek verim sunuyor.

Farmicca, tesis tasarımından mühendisliğe, kurulumdan devreye almaya kadar tüm süreci kapsayan anahtar teslim dikey tarım fabrikaları kurarak, tarımı bir üretim hattı disipliniyle ele alıyor. Donanım, yazılım ve üretim süreçlerini tek bir çatı altında entegre eden bu yaklaşım, yatırımcılar için hızlı devreye alınabilen, öngörülebilir getirisi olan ve sürdürülebilir üretim altyapıları sunuyor. Şirket, yakın gelecekte Türkiye’nin önde gelen tarım teknolojileri ihracatçılarından biri olmayı hedeflerken; Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarında aktif büyüme stratejisi izliyor.

Tam otomatik, 365 gün kesintisiz, yüksek verimli üretim modeli

Farmicca’nın geliştirdiği teknolojik altyapının merkezinde yer alan Farmisense yazılım platformu, iklim kontrollü dikey tarım tesislerinin tüm operasyonunu uçtan uca ve tam otomatik olarak yönetir. Sıcaklık, nem, CO₂, ışık ve besin dengesi gibi kritik parametreleri anlık olarak izleyip optimize eden sistem, üretimi insan müdahalesine ihtiyaç duymadan en verimli seviyede sürdürür.

Gelişmiş veri analitiği ve senaryo yönetimi kabiliyetleri sayesinde Farmisense, üretimi ölçülebilir ve öngörülebilir hale getirirken, kaynak kullanımını minimuma indirerek maksimum çıktı elde edilmesini sağlar. Bu yapı, Farmicca tesislerini klasik bir tarım alanı olmaktan çıkarıp tamamen dijital olarak yönetilen bir “akıllı üretim sistemi”ne dönüştürür.

Akıllı Büyütme LED’i Çözümleri

Farmicca’nın geliştirdiği Illuminator LED aydınlatma sistemi, bitkilere yalnızca ihtiyaç duydukları ışık yoğunluğunu sağlayarak maksimum verimlilikle minimum enerji tüketimini mümkün kılar. Akıllı dimleme altyapısı ve gün doğumu–gün batımı simülasyonu ile bitkilerin doğal büyüme döngüsü taklit edilirken, farklı dalga boylarının kontrolü sayesinde her bitki türüne özel ışık reçeteleri uygulanır.

Bu yaklaşım, bitki stresini azaltarak daha homojen ve kaliteli üretim sağlarken, gereksiz enerji tüketimini ortadan kaldırır. Farmicca, bu ölçekte ve aktif üretim ortamında gelişmiş büyütme ışığı teknolojilerini kullanan öncü şirketlerden biri olarak sektörde belirgin bir teknolojik üstünlük ortaya koymaktadır.

Pestisitsiz üretim ve yüksek besin değerine sahip yeşillikler

Farmicca’nın iklim kontrollü topraksız tarım tesislerinde üretim, dış ortamdan tamamen izole bir yapıda gerçekleştirilir. Bu sayede pestisit, herbisit ve zararlı kimyasallara ihtiyaç duyulmadan üretim yapılabilir. Kapalı devre ve kontrollü ortamda yetiştirilen ürünler, ideal besin dengesiyle büyürken maksimum hijyen standartları korunur.

Sonuç olarak tüketicilere yılın her günü aynı kalite, tazelik ve besin değerine sahip, güvenli ürünler sunulur. Bu model, sağlıklı gıdaya erişim açısından yeni bir standart tanımlar.

Farmicca Campus

Farmicca, Ar-Ge yatırımlarını güçlendirmek amacıyla İstanbul Çatalca’da 1.000 metrekarelik Farmicca Campus projesini hayata geçirmektedir. Birbirinden bağımsız iklimlendirme altyapısına sahip 10 farklı Ar-Ge odasından oluşan bu merkezde, farklı ürün grupları ve yetiştirme teknikleri üzerine ileri düzey çalışmalar yürütülmektedir.

Farmicca Campus, yalnızca yeni teknolojilerin geliştirilmesine değil, aynı zamanda bu alanda uzmanlaşacak insan kaynağının yetiştirilmesine de katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu yatırım, geleceğin iklim kontrollü tarım mühendislerinin yetişmesine zemin hazırlarken, sektörün sürdürülebilir büyümesine de doğrudan katkı sunmaktadır.

Gıda Güvenliği İçin Kritik Fark: 1,5 Ton Suya Karşı 8 Litre

Geleneksel tarımda 1 kilogram kıvırcığın üretimi için yaklaşık 1,5 ton su tüketilirken, Farmicca’nın iklim kontrollü topraksız tarım tesislerinde bu miktar yalnızca 8 litreye kadar düşmektedir. Bu fark, sadece bir verimlilik artışı değil; su krizinin derinleştiği günümüzde tarımın geleceğini yeniden tanımlayan stratejik bir dönüşümdür.

Farmicca’ya göre topraksız tarım artık bir alternatif değil; Türkiye’nin gıda güvenliği, su kaynaklarının korunması ve toplumun sağlıklı gıdaya erişimi açısından stratejik bir zorunluluktur. Bu yaklaşımın, sürdürülebilir tarım politikalarının merkezinde konumlandırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Erdemir, Ankara’nın su alt yapısı ve depolama projelerinin çelik tedarikçisi oldu

OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketlerinden Erdemir, YDA Group ile çelik rulo tedariğine yönelik satış sözleşmesi imzaladı. Sözleşme kapsamında, Erdemir Ankara – Kesikköprü Barajı arası toplam 132 kilometre boru hattının çelik tedarikçisi oldu.

OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketlerinden Erdemir, Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen “Tube & Wire 2026 Fuarı”na katıldı. Erdemir, uluslararası çelik sektörünün buluşma noktası olan bu fuarda önemli bir iş birliğine imza attı. Türkiye’nin en büyük entegre çelik üreticisi Erdemir ile Ankara merkezli ve altyapı projelerindeki tecrübesiyle öne çıkan YDA Group arasında çelik rulo temini konusunda satış sözleşmesi imzalandı. 

Sözleşme, OYAK Genel Müdürü – Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ile Erdemir Yönetim Kurulu Üyesi-Murahhas Aza Serdar Başoğlu ve YDA Group Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Cüneyt Arslan tarafından imzalandı. Gerçekleştirilen sözleşme ile Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) tarafından yaptırılacak “Kesikköprü Barajı – İvedik İçme Suyu Arıtma Tesisleri Arası Su Alma Yapısı, Ana İsale Hattı, Pompa istasyonları ve depo imalatları yapımında Erdemir çeliği kullanılacak.

Yalçıntaş: “Ülkemize değer katan bir projeye katkı sağlıyoruz”

Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde, iş birliğinin Türkiye’deki stratejik projeler açısından önemine dikkat çekti.

Yalçıntaş, “Erdemir olarak YDA Group ile gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile stratejik altyapı projelerine yüksek kaliteli yerli çelik tedarik ediyoruz. Bu sayede ülkemizin su kaynaklarının verimli kullanımı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyoruz.

İklim değişikliği ve artan kuraklık riskleri ile birlikte tüm dünyada su kaynakları giderek daha da stratejik hale geliyor. Erdemir olarak, Türkiye’nin tüm önemli ve büyük projelerinde olduğu gibi bu projede de yerli ve milli çelik tedarikçisi olarak yer almaktan ve Ankara – Kesikköprü Barajı arası toplam 132 kilometre boru hattını kapsayan bu kritik ve ülkemiz için çok kıymetli projenin tüm çeliğini karşılamaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yüksek katma değerli ürünlerle yerli tedarikçi

İş birliği kapsamında yalnızca ürün temini değil, uzun vadeli stratejik çözüm ortaklığı hedefleniyor. Özellikle su yönetimi ve altyapı projelerinde kullanılan yüksek katma değerli ürünler iş birliğinin odağında yer alıyor.

Söz konusu anlaşma, Erdemir’in yerli tedarikçi olarak Türkiye’deki altyapı projelerine daha fazla katkı sağlamasına vesile olacak. İş birliğinin aynı zamanda bölgesel kalkınmayı destekleyeceği ifade ediliyor.

Erdemir, Tube & Wire 2026 Fuarı’nda Yerini Aldı

Türkiye’nin entegre çelik gücü Erdemir, Messe Düsseldorf Fuar Alanı’nda Hall 3, C49 numaralı 252 metrekarelik standında sektör profesyonellerini ağırlıyor. Şirket, katma değerli ürün portföyünü ve geliştirdiği yenilikçi uygulamaları ziyaretçilerine sunuyor.

Uluslararası çelik sektörünün önemli buluşma noktalarından biri olan fuarda Erdemir; tel üretimi, tel işleme malzemeleri, tel üretim makineleri, kablo imalatı, kablolar, yay üretimi ile kablo ve boru üretim kontrol sistemlerine yönelik güncel gelişmeleri paylaşıyor.

Fuar 17 Nisan’a kadar devam edecek olup, Erdemir fuar boyunca müşterilerini ağırlamaya ve yeni iş birlikleri geliştirmeye devam edecek.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kartepeli Minik Ellerin Eserleri Sanat Evi’nde Görücüye Çıktı

“Kartepe’nin Çocukları” temalı resim sergisi, gerçekleştirilen törenle Kartepe Sanat Evi’nde ziyaretçilere kapılarını açtı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusu, Kartepe’de sanatla buluşarak anlamlı bir atmosfer oluşturdu.

Geleceğin Sanatçıları Bu Sergide Buluştu

Kartepe Belediyesi’nin İlçe Mili Eğitim Müdürlüğü’nün katkılarıyla organize ettiği sergide, ilçedeki anaokulu, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin bin bir emekle hazırladığı eserler, Sanat Evi’nin atmosferinde hayat buldu. Çocukların gözünden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sevincini yansıtan sergi, açılış gününde veliler ve sanatseverlerden büyük ilgi gördü.

Sergi 24 Nisan’a Kadar Ziyaretçilerini Bekliyor

Minik ressamların fırça darbeleriyle renklenen “Kartepe’nin Çocukları” resim sergisi, 24 Nisan tarihine kadar Kartepe Sanat Evi’nde ziyarete açık kalacak. Bayram haftası boyunca sürecek olan bu etkinlikte, çocukların yaratıcılıklarını keşfetmek ve bayram ruhunu sanatla yaşamak isteyen herkes sergiyi ücretsiz olarak gezebilecek.

Çocukların Sanatsal Gelişimine Büyük Önem

Kartepe Belediyesi, sanata ve özellikle çocukların sanatsal gelişimine büyük önem vererek geleceğin sanatçılarına destek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikler, hem çocukların yeteneklerini keşfetmelerine olanak tanıyor hem de ilçede sanat bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Nezaket Erden, “Sennur Sezer” şiirleri okudu

“2026 Yılın Yazarı Sennur Sezer” projesi kapsamında oyuncu Nezaket Erden, Nilüferlilerle buluştu. Erden, hem öğrencilerle hem de fabrika çalışanları ile bir araya gelerek Sennur Sezer şiirleri okudu, dinleyicilerle söyleşi yaptı.  

Nilüfer Belediyesi, “2026 Yılın Yazarı Sennur Sezer” etkinlikleri ile edebiyatı hayatın her alanına taşımaya devam ediyor. Etkinlikler kapsamında oyuncu Nezaket Erden, Koza Kütüphane’de ve Penguen Gıda Sanayi çalışanları ile bir araya geldi. Erden, önce Koza Kütüphane’de lise öğrencilerine Sennur Sezer şiirleri okudu. Söyleşide, öğrenciler de Sennur Sezer ve farklı şairlerin şiirlerini okudu. Öğrenciler, şiir ve tiyatro üzerine Erden’e merak ettikleri soruları yönelttiler.  

“ANNEANNEM İÇİN ŞİİR YAZMAK İSTERDİM”
Kendi çocukluğundan bahseden ve şiirle olan bağını anlatan Nezaket Erden, şiir deyince anneannesini hatırladığını dile getirdi. Anneannesinin okuma yazma bilmediğini ancak aklından yazdığı mani gibi şiirleri olduğunu dile getiren Erden, “Bunlar, oğlunun hastalık sürecinde yazdığı şiirlerdi. Ezberden okuyordu. Çocukluğumda güzel geliyordu. Muhtemelen çok iyi şiirler olmasa da duygusu çok yoğun, o süreci özetleyen şiirlerdi. Ben de anneannemle ilgili şiir yazmak isterdim. Doğa ve hayat ilişkisiyle ilgili şiirler olabilirdi” dedi. 

Üniversitedeki felsefe eğitiminin mesleğinde faydası olduğunu anlatan Nezaket Erden, öğrencilere felsefe ile ilgilenmelerini, farklı fikirlerle karşılaşmalarının bakış açılarına faydası olduğunu söyledi.  

FABRİKADA ŞİİR MOLASI
Nezaket Erden, ardından “Fabrika Okumaları” kapsamında Penguen Gıda Sanayi çalışanları ile buluştu. Burada da Sennur Sezer’in şiirlerini okuyan Erden çalışanlarla sohbet etti. Etkinlik bitiminde Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nezaket Erden’e teşekkür ederek, hediye takdim etti.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı